Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    kalıp yargı ile önyargı arasındaki fark

    1 ziyaretçi

    kalıp yargı ile önyargı arasındaki fark bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Kalıp Yargı Nedir? Kalıp Yargı Örnekleri Nelerdir?

    Kalıp Yargı Nedir? Kalıp Yargı Örnekleri Nelerdir?

    Kalıplaşmış olan yargıları değiştirmek kolay değildir. Öyle olduğuna kanaat getirilmiş olan konu hakkında başka fikirler kabul edilemez. Bu yüzden değişmeyen bu fikirleri kalıp yargı olarak düşünebiliriz.

    Kalıp Yargı Nedir?

    Kalıp yargı, toplumun belirli bir kesiminde kabul gören ve değiştirilmesi zor olan bir düşünce sistemidir. Hakkında yorum yapılan konu için tek bir düşünce geçerlidir ve diğer düşünceler kesinlikle kabul edilemez. Kalıp yargı olan bir düşünceyi ortadan kaldırmak kolay değildir. Bundan dolayı aynı düşünceyi paylaşan kişiler kalıp yargıyı oluşturmuş olur. İnanılan düşünceyi değiştirmek söz konusu bile olamaz.

    Kalıp yargı ile ön yargı birbirine benzese bile ayırt edici özellikleri vardır. Ön yargı olan durumlar her zaman için olumsuz olan durumlardır. Kalıp yargı ise hem olumlu hem de olumsuz bir düşünceyi ifade edebilir. Ayrıca kalıp yargı büyük bir çoğunluğun ortak düşüncesi olarak ifade edilir. Ön yargıda ise daha özel durumlar ortaya çıkabilmektedir.

    Kalıp Yargı Örnekleri Nelerdir?

    Kalıp yargı olarak toplumda çok sayıda örnek bulunabilir.

    Örnek:

    Arabası olan kişinin zengin olduğu ve durumunun iyi olduğu düşünülür. Ancak, o kişi arabayı borç ederek almış olabilir. Yani sadece arabası var diye kalıp yargı yaparak zengin denilebilmektedir.

    Örnek:
    Öğrencisine bağıran bir öğretmen görüldüğü zaman öğretmenlerin kötü olduğunu düşünmekte kalıp yargıdır.

    Örnek:
    Derslerinde başarısız olan bir öğrencinin hiçbir işi yapamayacağı düşüncesi kalıp bir yargıdır.

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    Öğrenciler ön yargı, kalıp yargı ve ayrımcılık konularında bilgilendirildi – Külliye Karabük

    Karabük Üniversitesi Psikososyal Birim Koordinatörü Psikolog Şeydanur Özcan, Karabük Üniversitesi öğrencilerine yönelik düzenlenen konferansta ön yargı, kalıp yargı ve ayrımcılık konuları hakkında bilgiler verdi. 

    Karabük Üniversitesi ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) iş birliğinde “Uluslararası ön yargı, kalıp yargı, ayrımcılık” adlı konferans düzenlendi. Konferansta Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Psikososyal Danışmanlık Birimi Koordinatörü Uzman Klinik Psikolog Şeydanur Tezcan Özer, ön yargı, kalıp yargı ve ayrımcılık kavramları hakkında bilgiler verdi.

    Ayrımcılık konusunun evrensel bir sorun olduğuna dikkat çeken Özer, “Ayrımcılığın düşünsel ve davranışsal kaynağının, insanlar arasındaki ilişkilerden doğduğu göz önüne alındığında, ayrımcılığı önleme konusunda tek tek hepimiz açısından bir zihinsel dönüşüm gerekli ve mümkündür. Ayrımcılığa maruz kalan kişiler, kişisel özellikleri değil, ait oldukları grubun özellikleri nedeniyle bu davranışın hedefi olmaktadır. Ayrımcılığın kişisel, sosyal, hukuksal yönlerini birbirini tamamlayan yapılar olarak değerlendirmek önemlidir.” şeklinde konuştu.

    Psikolog Tezcan Özer, ön yargı hakkında da bilgiler vererek konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

    “Günlük hayatta ön yargı kavramını, sıradan, iyi ya da kötü bir yargı içermeyen, kanıta ya da hiç değilse herhangi bir bilgi ya da deneyime dayanmayan her türlü ön fikir için kullanırız. Ön yargılar, ön yargıyla yaklaştığımız kişi ya da gruplarla aramıza, en hafifinden fiziksel ya da sosyal mesafe koymamıza yol açan ve ayrımcılıkla yakından ilişkili tutumlardır. Ön yargıların davranışa dönüştüğü durumlarda ise ayrımcılık söz konusu olur.”

    Ön yargı ve kalıp yargı kavramlarının birbiriyle karıştırıldığını da ifade eden Özer, “Ön yargı ile kalıp yargı kavramları sıklıkla karıştırılır. Ön yargı ve kalıp yargı birbirinden farklı ama birbirini tamamlayan iki kavramdır. Kalıp yargılar hem olumlu hem de olumsuz olabilmektedirler. Ön yargıların türemesinde ise olumsuz kalıp yargılar etkilidir. ‘X yöresindekiler cimridir, yaşlılar yavaştır.’ gibi bu türden kalıp yargılara örnek olarak verilebilir. Kalıp yargılarla ilgili son yıllardaki çalışmalar ise, olumsuz kalıp yargılarımızın otomatik bir zihinsel süreç sonucunda oluşmasına rağmen, ayrımcı davranışa dönüştürmek konusunda kontrolümüz olduğunu söyler. Bu durumda, bir gruba yönelik kalıp yargılarımız olsa da, bunları ayrımcı davranışa dönüştürüp dönüştürmemiz bizim kararımızdır.” şeklinde konuştu.

    Haber: Melike Nur Alperoğlu, Fotoğraf: Ahmet Fehmi Moussa

    Yazı kaynağı : kulliye.karabuk.edu.tr

    Önyargı ve Ayrımcılık

    Son günlerde Amerika Birleşik Devletleri’nde başlayan ırkçılık karşıtı gösteriler ve yağmacılık olayları üzerine bu yazıyı yazma gereği hissettim.  

    Önyargı (prejudice) kelimesi bir şey veya olguya delillerin yeterince farkında olmaksızın edinilmiş fikir, verilmiş yargıya işaret eder. Her zaman olumsuz olduğunu söylemek doğru olmasada olumsuzluk çağrıştırması en önemli özelliğidir.

    Önyargı, bir insana veya şeye karşı temelli veya temelsiz, olumlu veya olumsuz, fiili tecrübeye dayalı duygudur. Duygudur diyoruz çünkü zayıf temellere dayanır ve sıklıkla akıl dışı tutumlar ihtiva eder. Önyargılar sabit, değişmez, kalıplaşmış genelleştirmelerden oluşur.
    Peki bu önyargılar nasıl oluşuyor? Bunun için önce insanın düşünme yapısını ele almak gerekir. İnsan kategoriler yardımı ile düşünür. Bu tip düşünme biçimi zihni ekonomik kullanmanın anahtarıdır. İnsan zihni kategorize ettikçe daha fazla data alabilir. Arşivleme sistemimiz bunu gerektiriyor. Bir kere oluştuğu zaman kategoriler, peşin hükümlerin temelini oluşturur. Kategorik düşünce genel olarak dikotomik (iki uçlu) işler. Gece – gündüz, siyah – beyaz, kadın-erkek, sağ-sol gibi. Fakat aslında bunlar, birbirleri arasındaki sınırların mutlak olmadığı olgulardır. Önyargı kavramını daha iyi anlayabilmek için kalıpyargı terimini açıklamamız gerekir.

    Kalıpyargı (Stereotype)

    Etimolojik olarak stereos (katı) ve typos (tip, nitelik) sözcüklerinden oluşur. Kalıpyargı, belirli bir objeye veya gruba ilişkin bilgi boşluklarını dolduran, böylece onlar hakkında karar vermeyi kolaylaştıran, önceden oluşturduğumuz zihnimizin içindeki resimlerdir.

    Kalıpyargılar ile önyargılar genellikle karıştırılır. İkisi birbirinden farklı ancak birbirini tamamlayan kavramlardır. Olumsuz kalıpyargılar önyargıların oluşmasına sebep olurlar. Kalıpyargılar, önyargıları besleyen önemli mekanizmalardır.
    Kalıpyargılar genellikle sözel ifadeler ile ortaya konulur. Kalıpyargı, önyargının dilidir. Kalıpyargılar, dünyayı anlama ve ifade edebilme imkânını sunar. Zira insan, şeyleri ve olayları sınıflandırarak onlar üzerinde düşünür.

    Kalıpyargı, bireysel kavramlar ile toplumsal olgular arasında köprü vazifesi görür. “siyah derili” insan ile “fakirlik” arasında kültürel veya nedensel bir ilişki kurmak kalıpyargısal bir tutumdur. Kalıpyargısal tutum bir kişi veya gruba diğerlerinde farklı karakteristik bir özellik (olumsuz) yüklemektir.

    Kalıpyargılar bir bilgi, duygu, davranış, süreç, karar, ilgi, yorum ve hatırayı sezgisel ve yanlı bir hale dönüştürebilir. Bu nedenle kalıpyargıların yönlendirici ve belirleyici rolü vardır. Kalıpyargılar, masum duygu ve düşüncelerin bile yoğun bir biçimde şiddete kadar giden olumsuz süreçlere doğru tetiklenmesine neden olabilir. Bu nedenle kalıpyargıların bireysel ve toplumsal şiddetin ortaya çıkmasında belirleyici bir rolü bulunur.

    Kalıpyargıların değişmesi zordur, çoğu zaman imkân dışıdır. Ancak kalıpyargılar yönlendirilebilir, yumuşatılabilir, zayıflatılabilir.

    Olumsuz kalıpyargılar tek başına bireysel veya toplumsal olarak bir tehdit oluşturmaz. Önyargıların birinci unsurunu bir insan grubuna karşı temelsiz bir inanç ve veya düşünceye dayalı bir kalıpyargı meydana getirir. Bir kalıpyargıya güçlü bir duygulanım eklenirse önyargı oluşmuş olur. Önyargılar davranışa dönüştüğü noktadan itibaren, ayrımcılığa dönüşebilir. Genel olarak bu olguların, birbirinin devamı olan olgulardır.  

    Ayrımcılık

    Önyargıların davranışsal ifadesi ayrımcılıktır. Kalıpyargı, önyargı ve ayrımcılık arasındaki ilişki tek yönlü değil, karşılıklı bir ilişkidir. Yani biri diğerini besledikçe, aynı zamanda o da kendisini besleyeni besler. Böylece bir noktadan sonra üçü birbiri üzerinde çığ etkisi oluşturur. Ancak en önemli etkileşim önyargılar ile ayrımcılık üzerinde gözlemlenir.

    Ayrımcılık, bir gruba veya grubun üyelerine karşı önyargılardan beslenen olumsuz tutum ve davranışların tümüyle ilgili bir süreçtir. Ayrımcılık kişiler arasında görülebileceği gibi, sıklıkla yapısal olarak da ortaya çıkabilir. Otokratik ülkelerde bu gibi durumlar açıkça ve hatta bazen kanun ile uygulanırken, dünyanın birçok bölgesinde örtük ve yazılı olmayan biçimleri ile insanların karşılaştıkları bir durum olarak gözlemlenebilir. Ayrıca, ayrımcılık kasıtlı olarak veya kasıtlı olmadan uygulanıyor olabilir.

    Ayrımcı davranışların en sert ve acımasız biçimleri etnik gruplar arasından olanlarıdır. Etnik kimlikler ile ilgili insanlık tarihi boyunca sürgün, çatışma, savaş, etnik temizlik, soykırım gibi yıkıcı olguların arkasında olumsuz önyargılar ile beslenen ayrımcı davranış kalıpları bulunur.

    Önyargıların varlığını psikoloji biliminin verileri ile açıklamaya çalışacak olursak önyargıların bir tür “savunma mekanizması” olduğunu iddia edebiliriz. Buna göre benlik saygısı düşük bireyler kendi yetersizlik duygularını başkalarına yansıtmak suretiyle kendi öz benlik değerlerini yükseltmeye çalışırlar. Özellikle başka insanları bireysel olarak veya grup düzeyinde, kendi eksikliklerinin ve yetersizliklerinin kaynağı olarak göstermek insanların kendi hatalarını görmezden gelmek için etkili bir yol haline dönüşebilir. Toplum olarak komplo teorilerine yatkınlığımız bundan kaynaklanıyor olabilir.

    Zihinsel temelli kuramlar, kalıpyargıların ve bunların doğal sonucu olan önyargıların insan zihninin bir çalışma biçimi olduğunu düşünmektedir. Dünya insan zihninin bütünüyle kavrayabileceğinden çok daha karmaşık bir yapıdır. Bu karmaşıklık beraberinde insanın karşılaştığı durumlar karşısında “belirsiz” bir alan meydana getirir. İnsan “belirsizlik” durumundan hoşlanmaz. Belirsizlik tehlikelidir ve savunma gerektiren bir durumdur. Bu nedenle insan etrafında olup bitenleri hızlı ve net bir şekilde değerlendirmek, karşı karşıya kaldığı durumlar için hızlı ve etkin bir biçimde karar almak ister. Bunun için etrafındakileri sınıflandırma eğilimindedir. İnsan zihninin en temel işleyiş prensibi buna dayanır. Sınıflandırma ise iki eksen üzerinde işler. Benzerlikler ve farklılıklar. İnsan zihni birbirine benzeyen ve benzemeyen şeyleri aynı ve ayrı gruplarda değerlendirir.

    Bu durum insan ilişkileri için de geçerlidir. İnsan etkileşim içinde olduğu insanları kendisine benzeyen ve benzemeyen gruplar içinde değerlendirir. “Biz” ve “onlar” grupları bu zihinsel sürecin bir sonucu olarak ortaya çıkar. “Biz” olarak değerlendirilenlere karşı pozitif, “onlar” olarak değerlendirilenlere karşı ise negatif tavır içinde olma eğilimi hâkimdir. Böylece onlarca, yüzlerce nesne ve olgu, çoğu zaman, iki veya biraz daha fazla kategorik hale gelir. Bu durum bir insan için baş edilebilir ve yönetilebilir bir düzey demektir. Böylece ötekilere karşı olan önyargılı tutum ve ayrımcı davranışların kaynağı oluşur. Çin’lilere kızıp yolda koreli dövmek böyle bir ayrımdır.
    Siyasi mühendislik projeleri insanın bu düşünce yapısındaki zaafından kaynak alarak demagoji ve popülizm ile yürütülür. Bu zehrin panzehiri eğitim, kültür, medeniyet ve buna uygun olarak çıkarılan yasalardır. Bunu başarabilen toplum sayısı çok azdır.

    Yazı kaynağı : www.sabriburhanoglu.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap