Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    kahrolsun istibdat yaşasın hürriyet kimin sözü

    1 ziyaretçi

    kahrolsun istibdat yaşasın hürriyet kimin sözü bilgi90'dan bulabilirsiniz

    kahrolsun istibdat yaşasın hürriyet

    Kahrolsun istibdad, yaşasın hürriyet!

    Kahrolsun istibdad, yaşasın hürriyet!

    Modern Türkiye tarihinin ilk devriminin, 1908 Hürriyet devriminin sloganı, Boğaziçi Üniversitesi direnişi vesilesiyle tekrar yankılandı: Kahrolsun istibdad, yaşasın hürriyet! Kendini II. Abdülhamit’le özdeşleştiren bir iktidarın, bu padişahı deviren ve baskıcı rejimine son veren devrimin sloganının yankılanmasından ve yayılmasından endişe etmesi gayet anlaşılır bir şey. Bizim açımızdan ise gençliğin düzen içi çözümlerden yüz çevirip, bir devrim sloganını benimsemesi, mesela düzen adamı İmamoğlu’nun apolitik “her şey çok güzel olacak” sloganı yerine karşıtını ve amacını açık açık belli eden “Kahrolsun istibdad, yaşasın hürriyet!” sloganını tercih etmesi bir o kadar umut verici.

    Bu sloganı İttihat ve Terakki’nin sloganı olarak kodlayan, bu partinin 1908 devriminden sonraki sicilini bir karalama kampanyasına vesile eden liberalleri de anlıyoruz. Zira onlar bugün AKP ve Erdoğan’a karşı konumlanmış gözükseler de bunlarla ilk defa devrim karşıtlığında buluşmuş değiller. Mesela öğrenciler meydanlarda “yeni ve sivil anayasa istiyoruz” diye bağırsa liberallerin pek hoşuna giderdi. Bugünkü istibdadın, halkın bu liberal masallarla uyutulmasıyla adım adım inşa edildiği gerçeğini sorun etmezlerdi. Bakın temcit pilavı gibi ısıtılıp yeniden önümüze getirilen “yeni ve sivil anayasa” gündemine nasıl da balıklama atlıyorlar. Liberallerin içi yeniden umutla doldu.

    Merkez Bankasında döviz bitti, Erdoğan ABD’nin yeni başkanı Biden’den randevu kopartmak için mektuplar yazıyor, reform vaadiyle AB’ye yaranmaya çalışıyor ya… İşte liberallerin etekleri bu yüzden zil çalıyor. Peki o zaman biz Hürriyet devrimini savununca İttihatçı oluyoruz da bu liberaller İttihatçıların Alman emperyalizmine yamandığı gibi Batı emperyalizmine yamandıklarında ne olmuş oluyorlar? Biz istibdadı deviren Jön Türkler’i sahiplenmekten gocunmayız. Kaldı ki 1908 Hürriyet devrimi sadece 23 Temmuz’dan ve Jön Türklerin komplosundan ibaret değildir. Bu devrim 1908’i takip eden devasa halk mitingleriyle, büyük grev dalgasıyla, Osmanlı toplumunun bağrından fışkıran bir halk devrimidir. Üstelik bu devrimde Türk, Kürt, Arap, Makedon, Rum, Bulgar, Arnavut, Ermeni ve Yahudi birliktedir. 1908’i ırkçılıkla, soykırımla karalamaya çalışmak boşunadır. Buralara girecek isek sadece İttihat ve Terakki’nin bağrındaki Türkçülüğü, İslamcılığı vb. değil Alman ve İngiliz emperyalizminin suçlarını da masaya koyacağız. Biz varız! Liberalleri de bekleriz.

    Ancak mesele tarih meselesi değildir. Bugüne dairdir. “Kahrolsun istibdad, yaşasın hürriyet!” sloganı yüzyıl öncesinden gelip bugünün istibdadına karşı bulduğu yerden yeniden filizleniyor ve eskiye özlem duyan nostaljik kuşakların değil, geleceği için mücadele eden gençliğin sloganı oluyorsa bunun bir anlamı vardır. Devrim günceldir. Aynı anlama gelmek üzere düzen içi çözüm arayışları boşunadır. Boğaziçi Üniversitesi liberalizm, kimlikçilik ve post-modernizm açısından adeta bir kale hüviyetinde olmuştur. Ama bugün baktığınızda 100 yıl öncesinden de gelse bir devrim sloganı artık çoktan köhneleşmiş, sonuç vermeyen, artık umut da vermeyen kimlikçi ezberlere nazaran çok daha yenidir, umut doludur. Bunun sebebi çok açık. Liberalizm yelpazesinin her rengi, her türlü politik tezahürü şu ya da bu şekilde artık geleceği olmayan ve çürümekte olan emperyalist kapitalist düzene bağlıdır. Devrim düşüncesinin ise yüzü geleceğe dönüktür. O halde kökü bu topraklarda olan bir devrim sloganının yeniden ve yeniden filiz vermesinden doğal bir şey yoktur.

    Bu sloganın kökü 1908’dedir. Ancak yeniden meydanlarda duyulması 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL sürecine denk gelir. 29 Ekim 2016’da İstanbul Üniversitesi’nden bir OHAL KHK’sı ile ihraç edildiğimizde bu sloganı ilk defa Beyazıt meydanında biz haykırdık. Haksızlığa uğramış insanların bir isyanı değildi bu. İstibdada karşı mücadeleye devam etmek ve bu mücadeleye sadece üniversiteyi değil tüm emekçi halkı çağırmak için attık bu sloganı. İstibdadın adım adım inşasına liberaller, sivil demokrasi ve Avrupa Birliği sloganlarıyla ortak olmuştu. Cumhuriyeti “Kemalist ordu” ile koruyacağını zannedenlerin de güvendiği dağlara çoktan karlar yağmıştı. Bırakın ileri gitmeyi mevcudu korumanın bile devrimsiz olamayacağının apaçık bir gerçek olduğu bir anda haykırdık bu sloganı. Daha sonra bu slogan 16 Şubat’ta gelen üniversitelerdeki ihraç dalgasına karşı Mülkiye’de yankılanacaktı. Daha sonra 26 Temmuz’da Cumhuriyet gazetesi davasında Ahmet Şık, istibdadın mahkemelerinde haykırdı bu sloganı. Bazıları bu slogan DİP’in sloganı diyor. Hem doğru hem değil… Devrimci İşçi Partisi, bu toprakların devrim sloganını tekrarladı, duvarlara yazdı, afiş yapıp astı, 1 Mayıs meydanlarına, işçi direnişlerine, grevlerine taşıdı. Biz de ilk defa Beyazıt’ta dillendirdiğimiz bu sloganı işçiye karşı kurulan barikatlarda, işçilerle birlikte gözaltına alındığımız polis araçlarında haykırmaya devam ettik. Kökü bu toprakların ilk devriminde olan bu slogan kanlı canlı mücadeleler içinde filizlendi. Nihayet Boğaziçi direnişinde çiçek açtı.

    “Kahrolsun istibdad, yaşasın hürriyet!” sloganının umut dolu çağrısı, istibdadın korkusu kadar, liberallerin karın ağrısı kadar gerçektir. Ama hayat da politika da somuttur. 100 yıl önce II. Abdülhamit’in ortaçağdan miras gerici istibdadının yerinde bugün Erdoğan’ın burjuva istibdadı vardır. Dolayısıyla bugünün hürriyet devrimi ya proleter ve sosyalist olacaktır ya da olmayacaktır. 21. yüzyılın Jön Türkleri, milliyetçi değil enternasyonalist olmak zorundadır. Kışlada değil fabrikada mevzilenecektir. Bugünün kavgası hem ekmek hem hürriyet kavgası olarak bir ve bütündür. Enerjisini Harbiye’den değil hürriyet için direnen üniversiteli gençten alacaktır. Batıyı yanında yöresinde arkasında değil tam karşısında bulacaktır ve bulmuştur da… Anti-emperyalist olmak zorundadır. Beyazıt’ta o gün “Kahrolsun istibdad, yaşasın hürriyet!” diye haykırdıktan sonra eklediğimiz gibi önümüzdeki devrimin bayrağında “kahrolsun emperyalizm, yaşasın devrim ve sosyalizm” yazacaktır!  

    Yazı kaynağı : gercekgazetesi1.net

    Kahrolsun İstibdat Yaşasın Hürriyet

    Kahrolsun İstibdat Yaşasın Hürriyet Kitap Açıklaması

    Bu kitabın konusu tarihten bugüne Türkiye’nin başına musallat olan  tek adam yönetimi, “Ulu Hakan” hayranlığı,

    tek kelime ile is­tibdadın hikâyesi...  Ve o eski istibdadın, zaman içinde İslamofaşiz­me evrilmesinin hikâyesi…

    Ekonomik krizler, savaşlar, yükselen baskıcı rejimler ve en nihayet faşist özentisi bir rejim!

    Oluşmaya başlayan bu yeni rejim, tarihi yeniden yazmaya, yeni bir kültür, yeni bir insan türü yaratmaya çalışıyor. Tıpkı “sıradan fa­şizm” gibi bir lider tapıncı yaratmaya girişiyor… Duçe gibi… Führer gibi… Bu kez bir “Reis” kültü ortaya çıkıyor!

    Erdoğan doğru­dan halife ilan edilemese de son sultan ve bir halife olarak görülen Abdülhamit’le özdeşleştiriliyor. Bunu yapanlar eski hayaletlerden yardım alıyor.

    Dinci ve aynı zamanda ırkçı gericiliğin bütün ideolojik aygıtları, bütün efsaneleri, bütün sözlükçesi karman çorman bir araya getirilip yeni ve elverişli bir avadanlık yaratılıyor. Ab­dülhamit’in istibdat metotları, muhbirlik geleneği, tarihin çöp sepetinden çıkarılıp cilalanıyor. Şu meşhur “reis” lafı, ülkücü-mafya jargonundan alınarak lidere Führer sıfatı misali yamanıyor.

    Yükselen yeni gericiliğin temelleri için kullanılan malzemeler hiç de sağlam değildir. Bu eski inşaattan toplanan tuğlayla, demirle inşa edilmeye çalışılan “yeni” gericiliğin de istikbali pek parlak değildir. Yeter ki biz, bize miras kalan kültür ve bilime, tabii bir de ilkelerimize sadık kalıp, ce­saretle sarılalım.

    2008 Küresel Krizi’ni ön­ceden tahmin eden dünyadaki az sayıdaki iktisatçıdan biri olan Doç. Dr.Cüneyt Akman, Kahrolsun İstibdat Yaşasın Hürriyet adlı bu yeni çalışmasıyla 1876’dan 1909’a, 1923’ten 2000’lere ve günümüze kadar gelen tarihsel süreci inceliyor. Yeni gericiliğin hangi ideolojik geleneklerden kendini inşa ettiği ve neden onları kullanmak zorunda olduğu, dayandığı ekonomik temeller, seçim sistemleri dâhil kul­landığı manipülasyon teknikleri ve bunları nerelerden ödünçlediğini  geçmişten bugüne kurduğu diyalektik bağ ile anlatıyor.

    (Tanıtım Bülteninden)

    Yazı kaynağı : www.dr.com.tr

    Özdemir İnce : Kahrolsun istibdat yaşasın hürriyet

    Özdemir İnce : Kahrolsun istibdat yaşasın hürriyet

    Bilinçsiz toplumun tarihi, geleneği olmaz; kısır ve nankördür.
    Bilinç, bilgi ve kültür toprağında yeşerir: Baktığın yerde gerçeği göreceksin. Yoksa boşuna yaşamışsın! Tüketici, yağmacı, emperyalist-fetihçi-saldırgan politikanın adını “Kızıl Elma” diye vaftiz eden yığışım yabancı istilasına bile kolayca uyum sağlarlar. Bilinç arama. Ne yapsınlar Cumhuriyeti?
    Peki, “Mustafa Kemal’in Askerleri” ne durumda? Mustafa Kemal’i, Atatürk’ü sevmek “Pekiyi”, açtığı yolda yürümek “Çok iyi”! Peki, onun “Benim en önemli eserimdir” dediği Cumhuriyeti ve o Cumhuriyetin devrimlerini neden koruyamadın, barbar yağmacılara teslim ettin?

    ***

    Cüneyt Akman’ın yazdığı “Kahrolsun İstibdat Yaşasın Hürriyet” (Tekin Yayınları, 2018) senin her türlü düşkünlüğünü, çeşitli sefaletini anlatıyor. Sen, Cumhuriyetin devrimci dilini beğenmeyip CHP’ye sağın dilini enjekte etmek isteyen gafil, ne zaman “Kahrolsun İstibdat Yaşasın Hürriyet” diye haykıracaksın?
    Düşünce ve yazma sistematiğiyle, kaynakçasıyla, metin içi ekleriyle, “Sonuç Yerine” bölümüyle mükemmel olan bu kitabı sadece övebilirim, yazarı Cüneyt Akman’ı ve yayınevini kutlarım. Kitapla ilgili değerlendirmem, şimdilik, kitabın “İçindekiler”ini aktarmaktan ibarettir:

    ***

    Birinci bölüm : Cumhuriyetçiliğin temel ilkesi ve Mustafa Kemal Atatürk:
    Cumhuriyetçilik ve Savaş. / Kralların Eğlencesi Savaş. / “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” İlkesi ve Kasten Yanlış Yorumlanışı./ Cumhuriyetçiler İçin Barış Pasif Değil Aktif Bir Politikadır Militarizm Karşıtlığı ve Barış: Cumhuriyetçiliğin Temel İlkesi./ Ortadoğu Bataklığı Yanlış. / Bataklığı Kurutmak İçin Ortadoğu Çapında Mücadele. / Ulusalcı Savaşseverlik ve Bonapartizim. / Paris Komünü ve “Emperyalist” Savaş . / Savaşlar: Türkiye’nin Felaketleri. / Ülkeyi Mahveden 3 Savaş: Kırım Savaşı. 93 Harbi. Balkan Faciası. / Bir Ükenin İntiharı: Cihan Savaşı. / Komplo İçinde Komplo, Plan İçinde Plan./ Savaş Ekonomisi ya da Ekonominin Yıkımı. / Son Dönem Osmanlı’nın Borç Batağı ve Düyun-u Umumiye. / Abdülhamit’in Bütçesi. / Neo-Abdülhamitçiliğin Ekonomi Politiği. / Neo-Abdülhamitçiliğin Savaş Masrafları./ Neo- Abdülhamitçiliğin Gözdeleri: İnşaat ve Savunma Sanayii / Bağımsızlığın Fizibilitesi Olmazmış. / Türkiye’nin Savaş’larının Ekonomik Maliyeti. / Ekonomi İnşaat Çukuruna Düştü. / İki Dirhem Bir Çekirdek Savaşa Dayalı Düzenin Parası./ Aç Kapıyı Bezirgânbaşı, Kapı Hakkı Ne Verirsin? / Sarraflar Galata Bankerleri., Yabancı Bankalar./ Kibar Orospular- Yüksek Bankerler.
    İkinci bölüm İslamofaşizmin tarihöncesi:
    Yeniçeriler ve Bektaşiler Günahkâr Sistemin Günah Keçileri. / Bektaşilere Yönelik Engizisyon. / Mahmut’un İstibdadı. / Abdülhamit Gerçeği. / Abdülhamit’in Huyları ve Politikaları./ Vehmi, Şüpheciliği, Pintiliği, Kandökücülüğü Korkusu ve Hafiyeler./ Hamit’in Politikaları./ Abdülhamit’in Dış Politikası./ Efsaneler, Efsaneler. / Abdülhamit Siyonistlere Rest Çekti mi? / İslamcılık Panislamizm Politikası Ne Kadar Gerçekti ?/ İslamcılık Eğitim Emperyalizm. / Sivil Kurumlar - Ordu - Ekonomi ve İstibdat. / Eski ve Yeni Abdülhamitçilik Benzerlikler. / Yeni Abdülhamitçilikten İslamofaşizm.
    Üçüncü bölüm: AKP’nin modern istibdat rejimi nasıl inşa edildi?
    Ulu Hakan’ın Bir Faşist Zombi Olarak Yeniden Doğuşu. / Diriliş Efsanesi./ İslamcılık ve Nazilik: Kirli İlişkiler. / Gehlen Örgütü. / İhanet Örgütü Kontrgerillanın Türkiye’ye Karşı Savaşı. / Diktatörlük, Faşizm ve İslamofaşizm... / Seçim Sistemleri, Manipülasyon ve Hile.

    ***

    Okumaya İSLAMOFAŞİZMİN TARİHÖNCESİ bölümünden başlayın. Çok ilginç olur!

    Yazı kaynağı : www.cumhuriyet.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap