Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    kadınlarda kalp hastalıkları belirtileri

    1 ziyaretçi

    kadınlarda kalp hastalıkları belirtileri bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Prof. Dr. Ahmet Akgül - Kadınlarda kalp ve damar hastalıkları

    GEBELERDE GÖRÜLEN KALP HASTALIKLARI 



    Yukarıdaki gazete haberinin tamamını aşağıda okuyabilirsiniz veya orijinal haberi görmek için TIKLAYABİLİRSİNİZ.

    "DÖRT çocuk annesi Hatice Kara ilk kalp krizini 1999’da geçirdi. Yaşadığı yer olan Sivas’ta ve Malatya ile İstanbul’da hastane hastane dolaşmaya başladı.

    Anjiyo, balon, stent uygulamaları peşi sıra geldi.

    Bir türlü göğsünde hissettiği ağrılar bitmedi. Kısa yürüyüşler bile zor geliyordu. Sırt üstü yatamıyor, ancak oturarak uyuyabiliyordu. Geçtiğimiz martta geçirdiği kalp krizinden sonra yoğun bakım ünitesine alındı. Orada iki kalp krizi daha geçirdi. Hastane dolaşmaktan, anjiyolardan bıktı. “Bütün sosyal hayatım bitmişti. Evden dışarı çıkamıyordum. Her sabah ‘ölecek miyim, kalacak mıyım?’ diye düşünerek uyanıyordum. Sanki göğsümde bir kamyon oturuyordu. Evde yalnız kalamıyordum. Her anjiyo, balon, stent sonrası aynı sıkıntıları yaşıyordum. Artık anjiyo olmak istemiyordum” diye anlatıyor o günleri.

    Aldığı ilaçlara rağmen balonla açılan kalp damarlarına yerleştirilen stentler her seferinde yeniden tıkanıyordu. Nihayet televizyondaki bir sağlık programında Bakırköy Sadi Konuk Araştırma ve Eğitim Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Klinik Şefi Doç. Dr. Ahmet Akgül’ü gördü. Divriği’den atlayıp İstanbul’a geldi. Doç. Dr. Akgül, Kara’yı muayene etti. Kalp damarlarındaki 10 stente rağmen ağrı ve yorgunluk şikayetleri devam ediyordu. Doç. Dr. Akgül, “Stentler konduktan sonra verilen kan sulandırıcılara karşı demek ki direnç geliştirmişti. Şeker hastalığının daetkisiyle yeniden tıkanıyordu. Ameliyata karar verdik” diyor.

    LİTERATÜRDE ÖRNEĞİ YOK

    Kara’nın iki bacağından alınan damarlarla, 4 kalp damarına by-pass yapıldı. Doç. Dr. Akgül, “Stentler damarlara öyle dizilmiş ki, ameliyat yapmak çok zor oldu. Kadın damarları daha ince. Buna şeker hastası olması da eklenince risk artıyordu. Stentlerden birini çıkardık çünkü damarı bağlayacak yer kalmamıştı. Diğerlerine dokunmadık, aralarında kalan boş yerlere yeni damar yollarını bağladık. Stentler böylece devre dışı kaldı. Hastamızın artık kutu kutu kan sulandırıcı ilaç içmesine gerek yok. Literatürü araştırdım, bu kadar çok anjiyo olan hastaya rastlamadım. Guinness Rekorlar Kitabı’na aday olur bence” diyor."

    KADINLARDA GÖRÜLEN KALP HASTALIĞI NEDENLERİ

    Kalp hastalığı olan kadınlar, erkeklere göre daha farklı ve tipik olmayan klinik tablolarla başvururlar. Bu nedenle doğru tanı gecikebilir veya atlanabilir. Kalp hastalığı kadınlarda, erkeklere göre daha ileri yaşlarda ortaya çıkar ve bu dönemde ilave ciddi hastalıklar daha sıktır. Bu durum doğru tanı ve tedavi yöntemlerinin kadınlarda daha sorunlu olmasına yol açar. Kalp hastalığı sıklığı erkeklerde azalma gösterirken, kadınlarda artıyor olması kadın hastaları yeterli düzeyde tedavi edemediğimizi göstermektedir. Kadın hastalarda etkili tedavi yöntemleri daha az kullanıldığından çeşitli tedavi yöntemlerine cinse özgü cevap verileri de yetersizdir. Kadınlarda görülen kalp hastalıklarında, erkeklerden farklı olarak, aşağıda bilgiler verilmiştir:

    ÖSTROJEN VE KADIN HORMONLARININ ROLÜ

    Uzun zamandır menopoz öncesi dönemde östrojenin, kadınları kalp ve damar hastalıklardan koruduğu düşünülür. Kadınsal hormonlar kalp damarları ve vücutta bulunan diğer damar sertlikleri, kireçlenme ve plak  gelişiminde esas olan damar tıkanıklığı ve vücutta yangılar dahil birçok mekanizmayı değiştirir.   Kalp kasını oluşturan hücrelerin çekirdeğinde östrojeni tanıyan alıcılar olduğu gösterilmiştir. 

    DAMAR SERTLİĞİ VE TIKANIKLIĞI

    Ateroskleroz yani damar sertliği açısından cinsler arasındaki fark kadınsal hormonlarla sınırlı değildir.  Miyokard infaktüsü yani kalp krizi (Mİ) geçiren erkek hastalarda conneksin 37 ve p22 geninin daha yaygın olduğu ve PAI-1, stromelizin-1 geninin kadın hastalarda kalp damar hastalıkları ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Genetik farklılıklar kadınlarda plak içeriği (daha fazla hücre ve fibröz doku), endotel fonksiyonları (östrojenin neden olduğu koroner damar genişlemesi) ve kanın pıhtılaşmasında (daha fazla fibrinojen ve faktör 7 seviyeleri) farklılıkları açıklayabilir.

    KALBİN YAPISAL DURUMU

    Yapısal kalp hastalıklarına uyum süreci açısından her iki cins arasında farklılıklar vardır. Aort darlığı ve hipertansiyonu olan kadınlarda erkeklere göre daha belirgin kalp büyümesi gelişir, kalbin kasılma gücü daha iyi korunur. Yaşlanma, yaralanma ve strese yanıt olarak kalp hücrelerinin harabiyeti ve ölümü erkeklerde daha çok görülür.

    PSİKOLOJİK NEDENLER

    İleri yaşta olan kadın hastalar, daha fazla risk faktörü ve ilave hastalıklara sahiptir. Bu sebeple hastalıklardan toparlanma süreçleri daha zordur. Kadınlarda depresyon ve psikolojik risk faktörleri daha yaygındır. Bu yaş döneminde kadınlar hasta bakımı yönüyle ek olumsuz etkilere maruz kalırlar.

    KADINLARDA DAMAR SERTLİĞİ, PLAK VE ATEROSKLEROZ

    Kansızlığa bağlı kalp hastalığına bağlı anlamlı bir şikayeti olmadan kadınların üçte ikisi aniden kaybedilirken, erkeklerin yaklaşık yarısı bu şekilde kaybedilmektedir. Kadınlarda, kalp hastalıklarından koruma yani risk faktörlerinin düzeltilmesi çok önemli olup; kalp ve damar hastalıklarının  önlenmesindeki iyileşmeler daha erken tanı koyma ve risk tanımlanması gerektirmektedir. Kadınların büyük çoğunluğu kalp damar hastalıkları risklerinden habersizdir ve hekimler hastaları eğitmek için az çaba göstermektedirler. Bir araştırmada 3 kadından ikisinin 1 veya daha fazla  kalp hastalıklarına bağlı riske sahip olduğu ve risk faktörü sayısının yaşla beraber giderek arttığı tespit edilmiştir. 

    KADINLARDA KALP VE DAMAR HASTALIĞI İÇİN RİSKLER NELERDİR ?

    Kadınlar, kalp ve damar hastalıkları risk durumları bakımından 3 gruba ayrıldılar:

    1. Yüksek riskli:

    Klinik olarak aşikar kalp ve damar hastalığı

    Beyin damarı hasarı

    Kalp dışı diğer damar hastalıkları

    Karın ana damarı ( aort ) genişlemesi yani anevrizması

    Son dönem kronik böbrek hastalığı

    2. Riskli:

    Sigara

    Hipertansiyon

    Hiperlipidemi (Kan yağlarının ve kolesterolün aşırı yüksekliği)

    Obezite (şişmanlık)

    Kötü beslenme

    Fiziksel hareketsizlik

    Metabolik sendrom 

    Şikayet ve bulgusu olmayan damar sertliği

    Otoimmun hastalık (aşırı duyarlılık hastalıkları)

    Gebelikle ilişkili istenmeyen sonuçalar 

    3. İdeal kardiyovasküler sağlığı olan:

    İdeal kolesterol, kan basıncı, glukoz, vücut kitle indeksine sahip, sigara içmeyen ve haftada orta yoğunlukta 150 dakika veya daha yoğun 75 dakika üzerinde fiziksel aktivitede bulunanlar ve sağlıklı kalp diyeti uygulayanlar.

    KADINLARDA ŞEKER HASTALIĞI , DİYABET

    Diyabet kadınlarda kalp hastalığı riskini artıran önemli bir hastalıktır ve tamamen "kadın olma" avantajını ortadan kaldırır. Diyabet erkeklere göre kalp krizi ve inme riskini artırır.  Diyabet varlığında kalp ve damar hastalığı riski erkeklerde 2-4 kat, kadınlarda ise 3-7 kat artar. Tip 2 diyabete obezite, abdominal vücut yağ dağılımı, hipertansiyon, damar plakları ve sertliğine yol açan kan yağlarında bozukluk ve insülin direncinin oluşturduğu, yüksek koroner damar tıkanıklığı riski yaratan metabolik sendrom eşlik eder. Obezite ve vücut yağ dağılımı, erkeklerde olduğundan daha çok koroner arter hastalığı risk faktörü olarak kabul edilir. Diyabet aynı zamanda endotel yani damarın içini döşeyen hücrelerin ve kan trombositlerinin (kanda pıhtılaşmayı sağlayan hücreler) fonksiyonlarını bozarlar.

    KADINLARDA YÜKSEK TANSİYON, HİPERTANSİYON

    Hipertansiyona bağlı kalp ve damar hastalığı riski yaş ile belirgin şekilde artar. İlaçsız tedavi yöntemleri kan basıncını belirgin azaltır, fakat kadın hastaların tedavi yöntemlerine (kilo azaltılması, tuzsuz diyet, fiziksel aktivite) uyumu düşüktür (yaklaşık %10). Yaşlı kadınlarda izlenen kalp yetmezliğinin %60'ı hipertansiyon nedeniyle gelişen kalp yetmezliğidir. Hipertansiyon inme riskini de artırır. Kadınlarda hipertansiyon erkeklerde olduğu gibi etkin olarak tedavi edilmelidir.

    KADINLARDA SİGARA TİRYAKİLİĞİ

    Sigara, tüm kadın ölümlerinin %17'sinden sorumludur ve neden çoğunlukla kalp ve damar hastalığı ve inmedir. Sigara ile artan ateroskleroz ve damar tıkanıklığı eğilimi kadınlarda 6-9 kat artmış kalp krizi riski oluşturur.  Özellikle sigaranın oral kontraseptiflerle yani doğum kontrol ilaçları ile  birlikte kullanımı kalp ve damar hastalığı riskini artırır. Sigara kullanımı inme riskini de artırır. Sigara kandaki östrojen düzeyini bozar ve yağ profilini değiştirir.

    KADINLARDA KAN YAĞLARI VE LİPİDLER

    Genç kadınlarda erkeklere göre kötü kolesterol (düşük dansiteli lipoprotein kolesterol, LDL) düşük, iyi kolesterol (yüksek dansiteli lipoprotein kolesterol, HDL) yüksektir. Kadınlar yaşlandıkça LDL düzeyleri artar, HDL düzeyleri azalır. 

    KADINLARDA DİYET VE OBEZİTE

    Obez kadınlarda 7 kat daha yüksek kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölüm riski olduğu bilinmektedir.  Vücut kitle indeksi 20'nin üzerinde olanlarda kalp damar hastalığı riski yüksek tespit edilmiştir. Özellikle kadınlarda obeziteye yükselmiş C- reaktif protein (CRP) düzeyi eşlik eder. Obezite ve diyabetin kombinasyonu kadınlarda mortaliteyi belirgin artırır.

    KADINLARDA EGZERSİZ VE FİZİKSEL AKTİVİTE

    Fiziksel aktivite ve koroner olaylar arasında güçlü bir ilişki vardır. Fiziksel aktivite artışının hipertansiyon, diyabet, obezite gibi kardiyovasküler risk faktörleri üzerine olumlu etkileri tespit edilmiştir.

    KADINLARIN KALP DAMAR HASTALIĞINDAN KORUNMADA İLAÇLARIN ETKİLERİ VAR MIDIR ? 

    Yaşam tarzı değişikliği ve risk faktörü kontrolü yanında kardiyovasküler hastalıklardan koruyucu tedavilerin etkinliği mevcuttur. 

    ASPİRİN KULLANIMI

    Kadınlarda aspirinin  koruma için etkinliği tartışmalıdır. 40 yaş üzeri 39876 kadın katılımcı Women's Health Study'de 100 mg Aspirin alanlar  10 yıl üzerinde takip edilmiştir. 65 yaşından önce aspirin alan kişilerde inme anlamlı önlenmiş, fakat kalp krizi veya kardiyovasküler ölüm gelişimi açısından anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. 65 yaşından sonra Aspirin alan grupta inme,  kalp krizi ve kalp damar hastalıkları yüzünden oluşan ölümü önlemede hafifçe iyileşme gözlenmiş, fakat gastrointestinal sistem kanamasında artış tespit edilmiştir. 

    STATİN YANİ KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR

    Koroner arter hastalığı olmayan, CRP <2 mg/L ve LDL-K >130, 60 yaş üstü 6801 kadın ve 50 yaş üstü 11 001 erkek karşılaştırılmış rosuvastatin alan kadınlarda %46 daha az kalp krizi, inme, damar ameliyatı, kararsız anjina nedeniyle hastaneye yatış ve kalp damar hastalığına bağlı ölüm izlenmiştir.  Güncel hiperlipidemi kılavuzları doğrultusunda statinler kadınlarda koruma amaçlı önerilmelidir.

    HORMON İLAÇLARI

    Erken menopozu önleme, menopoz şikayetlerini giderme ya da osteoporozu önleme nedeniyle hormon tedavisi alan hastalarda östrojen-progesteron kombinasyonu kullanımıyla inme, kalp krizi gibi kalp ve damar hastalıkları gelişimi açısından yüksek risk tespit edilmiştir. Aynı zamanda derin venöz tromboz ( DVT ), meme kanseri, safra kesesi hastalığı, üriner inkontinans riski artmıştır. Bu nedenle hormon tedavisini önerilmemektedir. 

    KADINLARDA GÖĞÜS AĞRISI

    Kadınlarda hastalık belirtileri ve hastaneye başvuru şekilleri farklıdır. Koroner arter hastalığı olan kadınlar erkeklerden daha fazla değişik şikayetler göstermeye meyillidir (istirahat ağrısı, mental stresle ağrı, çene, boyun ve omuz ağrısı, dispne, bulantı, kusma, karın ağrısı ve terleme gibi). Atipik göğüs ağrısı kadınlarda, özellikle genç kadınlarda daha az olasılıkla anjiyografik olarak ispatlanan kalp damar hastalıkları vardır.  Göğüs ağrısı kadınlarda en sık görülen başlangıç şikayetidir ve kalp krizi veya ani ölüm tablosu ile ilk başvuru daha azdır. Tipik veya klasik anjina çoğunlukla ateroskleroza bağlıdır.

    Kadın hastalar izah edilemeyen göğüs ağrılı tablolarla daha çok hastaneye yatırılırlar. Kadınlarda koroner olmayan göğüs ağrısı sendromları daha sıktır. Normal koroner anjiyografisi olan kadın hastalarda vazospastik anjina, mikrovasküler anjina (sendrom x), spontan koroner arter diseksiyonu sıklığı daha yüksektir. Kadınlarda aynı zamanda stres kardiyomiyopatisi adıyla bilinen göğüs ağrılı özel bir akut koroner sendrom tablosu izlenebilir.

    MİKROVASKÜLER ANJİNA ( KALBİN KILCAL DAMARLARINDA TIKANIKLIK )

    Efor anjinası, elektrokardiyografi (EKG)'de ST depresyonu ve stres görüntülemede reversibl perfüzyon defektlerinin tespit edildiği bir tablodur. Kadınlarda genellikle daha genç yaşlarda izlenir. Mikrovasküler yatakta ateroskleroz, anormal vazokonstrüksiyon, yetersiz vazodilatasyon, insülin rezistansı ve artmış inflamasyon sorumlu tutulmaktadır. Tanı için; koroner anjiyografi sırasında koroner akım rezervi bakılması, perfüzyon magnetik rezonans görüntüleme ya da pozitron emisyon tomografi yararlı olabilir. Mikrovasküler koroner disfonksiyonlu semptomatik hastalar yıllık %2,5 olumsuz kardiyak olay riskine sahiptir.

    KIRIK KALP SENDROMU (TAKOTSUBO SENDROMU )

    Menapoz sonrası kadınlarda ani duydusal veya fiziksel stres sonrası kalp krizi bulguları ve normal koroner damarların olduğu bir hastalıktır. Elektrokardiyografide ( EKG ) kalp krizi bulguları olan ST yükselmesi veya T negatiflikleri, kan tetkiklerinde troponin enziminde normal düzeye göre orta derecede yükselme, ekokardiyografide ( EKO ) kalp kasılma kusurları ve kalp kasında balonlaşma izlenir. Tek damar tutulumuna uymayan daha geniş şekilde kalbin duvarında hareket bozukluğu ve orantısız enzim yükselmesi durumunda Kırık Kalp Sendromu yani Takotsubo sendromundan şüphelenilmelidir. 

    KALP DAMARLARININ KENDİLİĞİNDEN YIRTILMASI ( SPONTAN KORONER ARTER DİSEKSİYONU )

    30-45 yaş arası genç bayanlarda, özellikle hamilelik ve doğum sonrası dönemde izlenir. Seks hormon değişikliği, artmış kalp debisi ve stres, artmış inflamatuar cevap sorumlu tutulmaktadır.

    KADINLARDA KALP HASTALIĞI TANISI NASIL KONULUR ?

    Egzersiz testi kadınlarda koroner damar hastalığı için daha az spesifiktir. Şüpheli koroner arter hastalığı olan kadınlarda erkeklere göre daha yüksek oranda istirahat EKG'de repolarizasyon anormalliği (ST/T dalgası değişiklikleri) izlenir (%32'ye %23). Kadınlarda istirahatte ST/T anormalliği, pik egzersiz kalp hızı, yaş, ilaç kullanımı, hiperventilasyon, iletim anormallikleri, sol ventrikül hipertrofisi, vazospazm ve hormonal etkileşimler testin doğruluğunu etkileyebilir. Bu nedenlerle kadınlarda egzersiz testinde yalancı pozitiflik oranı daha yüksektir.  Buna karşılık erkeklere göre egzersiz testinin hastalığı dışlama oranı da daha yüksektir. Azalmış egzersiz toleransı ve kadınlarda daha yüksek oranda izlenen tek damar hastalığı yanlış negatif sonuçlara neden olabilir. Premenopozal kadınlarda, östradiol düzeylerinin daha düşük olduğu siklusun orta döneminde göğüs ağrısı yoğunluğu, sıklığı ve indüklenebilir ST segment anormallikleri daha sık izlenir.

    Sintigrafik yöntemlerden SPECT görüntülemede, meme dokusu ve cilt altı yağ tabakası görüntü kalitesi ve testin güvenilirliğini sınırlar.

    AKUT KORONER SENDROMLAR, TEDAVİ VE GİDİŞAT

    Kadın hastalarda akut koroner sendromlarda göğüs ağrısı yanında çene, boyun ve omuz ağrısı, karın ağrısı, bulantı, kusma, çarpıntı, halsizlik ve dispne daha sık görülür. Sessiz infarktüs olasılığı özellikle yaşlı kadınlarda yüksektir. Atipik semtomlardan dolayı tanı gecikebilir, atlanabilir.  Kalp krizi sonrası kanama, inme, şok, kalp kasında yırtılma tekrarlayan göğüs ağrısı daha sıktır.

    Tanı konulmamış göğüs ağrısı olan kadınlarda gidişatı daha iyidir, çünkü altta yatan ateroskleroz olasılığı daha düşüktür. Ateroskleroz tanısı alan kadın hastalarda prognoz erkeklere eşit ya da genellikle daha kötüdür. 65 yaş üstünde kalp damar hastalıklarından ölüm oranı her iki cinste benzerdir. Kalp krizi sonrası ölüm riski 60 yaşından genç kadınlarda erkeklerden daha kötüdür. Kararsız anjinası olanlarda daha az oranda anjiyografik KAH, reinfarktüs veya ölüm görülür.  Kararsız anjinalı troponin yüksek kadınlarda prognoz daha kötü olup, yüksek troponin düzeyleri kadınlarda artmış ölüm ve kalp krizi riski vardır.

    ST elevasyonsuz kalp krizinde ölüm oranı erkeklerdekine benzerdir. Akut ST elevasyonIu kalp krizinde erken veya hastane içi ölümler kadınlarda daha fazladır. Bu durum kanıta dayalı tedavilerin daha az kullanımı ve gecikmiş reperfüzyona bağlanabilir. Hastaneden taburcu olduktan sonraki 1-3 yıllık mortalite genç kadınlarda yüksektir, postmenopozal dönemde erkeklerdekine benzerdir.

    Tromboliz yani ilaçlarla pıhtıyı eritme sonrası komplikasyon oranları özellikle de beyin kanamasına bağlı inme ve tekrarlayan kalp krizi kadınlarda daha yüksektir.

    Anjiografik olarak tıkalı damarı açmanın faydası her iki cinste benzerdir. Fakat işlem komplikasyonlarından oluşan ölüm riski bayanlarda daha yüksektir.  Kadınlarda koroner girişimi sonrası daha sık damar ve böbrek komplikasyon gelişir. Bu farklılık kadında ileri yaş, ufak vücut yapısı, daha hassas damar yapısı ve ilave hastalıkların yüküne bağlıdır.

    Koroner bypass cerrahisi geçiren hastaların yaklaşık %30'u kadın hastalardır. Hastane içi ölüm riski özellikle 60 yaş altı kadınlarda 1,4-4,4 kat daha yüksektir. Cerrahi sonrası kalp yetmezliği, ameliyat sonra kalp krizi, kanama ve inme, geçici iskemik atak ve koma gibi nörolojik komplikasyonlar daha sık izlenir. Bypass cerrahisi sonrası tekrar hastaneye yatma oranı ilk 2 ayda 2 kat fazladır. Kalp ameliyatı sonrası görülebilecek komplikasyonların sebepleri çeşitlidir. Küçük vücut yüzey alanı, küçük koroner çapı, ileri yaş, şeker hastalığı ( DM ) ve hipertansiyon gibi ek hastalıklar, işlemin aciliyeti sorumlu olabilir. Cerrahi tedavi sonrası uzun dönem sağkalım, infarktüs ve tekrar ameliyat olma oranları benzerdir.

    BAYILMA

    Baygınlık geçiren kadınlar erkek hastalardan daha yaşlıdır ve bayılma nedeni sıklıkla kalp dışıdır. Baygınlık geçiren kadınlarda kalp nedenli gelişen bayılma oranı %6, erkeklerde ise %21 olarak bulunmuştur.  Kadınlarda nörokardiyojenik bayılma en sık bayılma tipidir. Kadınlarda tilt testinde vazodepresör yanıt daha sıktır, anksiyete daha yaygındır.

    KALP RİTİM BOZUKLUĞU VE ÇARPINTI

    Çarpıntı sık görülen bir şikayettir. Çarpıntı şikayetiyle başvuran kadınlarda %90 sıklıkta hafif egzersizde ortaya çıkan uygunsuz sinüs taşikardisi tespit edilir. Atriyoventriküler nodal reentran taşikardi erkeklere göre daha sık olup; WPW, atriyal fibrilasyon (AF) ve atriyoventriküler resiprokan taşikardi erkeklere göre daha nadir izlenir. Kadınlarda AF ye bağlı semptomlar, rekürrens riski, inme ve AF'ye bağlı ölüm daha sıktır. Atriyal aritmi ataklarının insidansı adet dönemlerinin fazları içinde farklılık gösterir. Atriyal aritmilerin atlanma olasılığı kadınlarda daha yüksektir.

    ANİ GELİŞEN KALP NEDENLİ ÖLÜM

    Ventriküler aritmiler ve ani kardiyak ölüm kadınlarda daha nadirdir (%20). Nedenler içerisinde kalp dışı nedenler daha sık olup çoğu ilaçlara bağlıdır. Kardiyak arrestten dönen kadınların %45'inde koroner arter hastalığı bulunurken erkeklerde bu oran %80'dir. Brugada sendromu erkeklerde daha sık izlenir. Konjenital ve sonradan kazanılmış uzun QT sendromları kadınlarda daha sıktır. Bazal QT'leri daha uzun ve ilaç olumsuz etkilerine daha yatkın olmalarından dolayı torsades de pointes vakalarının %70'i kadınlarda or- taya çıkar.

    KALP KAPAK HASTALIKLARI

     Birçok kapak hastalığının epidemiyolojisinde cinsler arasında farklılıklar vardır. Endokardit, ciddi mitral yetersizliği  erkeklerde daha sık izlenir.  Kadınlarda seyir daha benign olmakla birlikte; göğüs ağrısı, nefes darlğı, çarpıntı gibi şikayetlerin sıklığı daha yüksektir.

    Kan tükürme veya ağızdan kan gelmesi, mitral darlığı olan kadınlarda daha sık izlenir.

    Biküspit aort kapak sıklığı erkeklerde 3 kat daha fazladır. 65 yaş altı aort kapak cerrahisi çoğunlukla erkeklere yapılmaktadır. 65 yaş üstü kalsifik aort kapak prevalansı da erkeklerde 2 kat daha fazladır.

    Marfan sendromuna bağlı aort dilatasyonlarında gebelik sırasında diseksiyon riski artar.

    KALP YETMEZLİĞİ

    Kalp yetmezliği hastalarının yaklaşık yarısı kadındır. Sebep olarak erkeklerde koroner damar hastalıkları, kadınlarda ise hipertansiyon ve kapak hastalıkları ön plandadır. Kadınlarda kalp yetmezliği daha ileri yaşlarda ortaya çıkar. Korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu (EF) kalp yetmezliği hastalarının %80'i kadındır. Korunmuş EF'li kalp yetmezliğinin kadınlarda tanısı daha zor olabilir, bu durum kadınlarda sıvı retansiyonu ve nonkardiyak orjinli nefes darlığı prevalansının yüksek olmasına bağlıdır. Kadınlarda kalp yetmezliği prognozu daha iyidir.  

    Kalp Hastalıkları ve Tedavileriyle ile ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız  

    Kalp Hastalıkları nedeniyle tedavi veya ameliyat olan hastaların yorumlarını okumak için tıklayınız

    Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

    İletişim kurmak veya Randevu almak için lütfen tıklayınız  

    Yazı kaynağı : www.ahmetakgul.com.tr

    Kalp Hastalıkları

    Kalp Hastalıkları

    Genel Tanıtım

    Bazen kalbi besleyen damarlarda ya da kapaklarında, bazen de kalbin hiç beklenmedik bir yerinde oluşan küçük bir sorun hayatınızı etkiler, hatta kimi zaman belirler.

    Yarattığı ciddi sonuçlar itibariyle, erken teşhisi çok önemli olan kalp hastalıkları arasında en sık görülenler ve tedavi yöntemlerine buradan ulaşabilirsiniz:

    Kalp Nerede?

    Kalp, bir pompa gibi, kanı dokulara dağıtma görevi gören, yoğunlukla kas ve bağ dokusundan oluşan, yaklaşık yumruk büyüklüğünde bir organdır. Kalp göğüs kafesinin altında, diyaframın üzerinde akciğerlerin arasında sol tarafa biraz daha yakın bir konumdadır. 

    Kalp Damar Hastalıklarında Ortaya Çıkan Önemli Durumlar

    Kalp krizi, kalp damarının aniden tıkanması sonucu oluşuyor. Toplumda yıllık görülme yüzdesi 0.6’dır. Kalp krizi belirtileri arasında;

    Pıhtı tarafından tıkanmaya meyilli, tıkanan, kendiliğinden açılan kalp damarı bulunuyor. Bu durumun yarattığı şikayetler kalp krizi ile aynı. Ancak şikayetlerin şiddeti daha az olabileceği gibi, şikayetlerin süresi de gün boyu devam edebiliyor. Bu durum acil müdahale gerektirdiği için hastaların en yakın acil servise götürülmesi öneriliyor.

    Egzersizle gelen göğüs ağrısı: Herhangi bir iş yaparken gelen baskı şeklindeki göğüs ağrısı da, kalp damar hastalığının belirtilerinden biri.

    Yürürken, merdiven ve yokuş çıkarken, yemek sonrası veya soğuk havalarda yürürken göğsünüzde baskı, yanma, ağırlık hissi oluşabiliyor. Bu ağrının özelliği yürümeyi bıraktığınız an azalması ve kendiliğinden (5 dakikadan kısa bir süre içerisinde) kaybolmasıdır.

    Bazı durumlarda ise bazen sol omuz, sol kolun iç kısmı, boyun ya da alt çene ve sırttaki kürek kemiklerinin arasına da yayılabilmesi veya öncelikle bu bölgede hissedilebilmesidir. Nedeni ise, kalp damarınızda yavaş yavaş oluşan daralmadır. En kısa sürede hekime başvurarak uygun tedavinin başlanması çok önemlidir.

    Beklenmedik bir şekilde şikayetlerin başlamasından sonraki 1 saat içinde gerçekleşen ölüm olarak tanımlanıyor. Tüm ölümlerin yüzde 12’si ani ölüm şeklinde gerçekleşiyor. Ani ölümlerin yarısı da kalp ve damar hastalıklarına bağlı nedenlerle ortaya çıkıyor. Özellikle de kalp krizinin payı oldukça yüksek.

    Kalp kriziyle sonuçlanan hastalığın belirtilerinin başında birden başlayan göğüste baskı, yanma, ağırlık ve sıkıntı hissi geliyor. Sonrasında bunlara soğuk terleme, bulantı ve kusma eşlik edebiliyor. Maalesef ki, bu hastaların yarısı hastaneye ulaşamadan hayatını kaybediyor.

    Ani ölüm dışında, koroner kalp hastalıkları tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de ölüm nedenleri içinde ilk sırayı alıyor.

    Kalp Hastalıkları Risk Faktörleri

    Kalp damar hastalıkları rastlantısal bir şekilde oluşmuyor. Bazı risk faktörlerinin sonucunda ortaya çıkıyor. İşte bu risk faktörleri kontrol altına alınmadığı sürece herhangi bir inceleme normal çıksa bile (buna anjiyografi dahil) kalp krizi riski ortadan kalkmıyor.

    Tansiyon (Kan basıncı) kanın atardamar duvarına yaptığı basınç olarak tanımlanabilir.

    Tansiyon hastalığının yüzde 95’i genetiktir. Ancak hasta, genetik olarak eğilimli doğduğu bu hastalığın başlangıç sürecini belirleyebiliyor. Yaşam tarzına bağlı olarak bu süreci erteleyebiliyor ya da tam tersi öne alabiliyor.

    Tansiyon, damarlardaki kanın ‘hızlı ve şiddetli’ akması anlamına geliyor. Bu hızlı akan kan; beyin, böbrek ve kalp gibi organları beslerken hasara uğratıyor. Zaman içerisinde de birden ortaya çıkan felç, kalp krizi ve böbrek yetersizliği şeklinde çeşitli organ hasarlarına neden olabiliyor.

    Büyük tansiyonun 120 mmHg ve altı, küçük tansiyonun ise 80 mmHg ve altındaki değerleri normal kan basıncı olarak tanımlanır. Ancak yaşla birlikte atardamardaki sertlik artıyor ve kanın akışı hızlanıyor. Sonuçta, tansiyon yükselmiş oluyor ve hipertansiyon oluşuyor.

    Kan basıncının 140 /90 mmHg ve üzerinde olması ise Hipertansiyon anlamına gelmektedir.

    Hipotansiyon veya düşük tansiyon ise kan basıncı değerlerinin büyük için 90 mmHg, küçük tansiyon için 60 mmHg altında olmasıdır. Hipotansiyon sebepleri basit susuzluktan ciddi dahili veya cerrahi rahatsızlıklar gibi geniş bir yelpaze oluşturur.

    Genç yaş grubunda, özellikle de menopoz öncesi kadınlarda herhangi bir hastalığa bağlı olmaksızın da düşük tansiyon bulunabilir.

    Genel olarak şikayete yol açmayan bir durum olarak kabul edilmekle birlikte bazı insanlarda göz karaması, halsizlik, baygınlık gibi belirtilere yol açabilir. Düşük tansiyonun tedavisi eksik olan sıvının yerine konmasıdır, ek olarak altta yatan nedenin saptanması ve tedavi edilmesi de gereklidir.

    Yüksek basınca maruz kalan damar duvarı hasara uğruyor ve kandaki yağ partiküllerinin damar yüzeyine sıvanmasına ve birikmesine sebep oluyor. Zaman içerisinde bu birikim kalp damarlarında darlığa veya aniden tıkanmaya yol açabiliyor.

    Vücudun motorunun kalp olduğu düşünülürse, yüksek tansiyonun bu motoru sürekli yüksek devirde çalıştırması anlamına geliyor ki, bu da uzun vadede kalbin zarar görmesine neden oluyor.

    Yüksek tansiyon vücutta bu gibi değişikliklere neden olsa da, tansiyon hastalarının yüzde 50’si böyle bir hastalığı olduğunu bilmiyor. Çünkü yüksek tansiyon bu hastalarda şikayete neden olmuyor.

    Yüksek tansiyonun oluşturabileceği kalp hastalığı gibi risk faktörlerini ortadan kaldırmak için tansiyonun istenen düzeylere çekilmesi gerekiyor. Tansiyonu istenen düzeylere çekmek hasta ve hekimin işbirliği ile gerçekleştirilebiliyor.

    Büyük tansiyonu 120-150, küçük tansiyonu 80-90 arasında seyreden bireylere öncelikle yaşam tarzı değişikliği öneriliyor.  Tansiyonu 2-3 kez 160 mmHg üzerine çıkan hastalara doğrudan tansiyon ilacı başlanıyor. Ancak bu hastaların yaşam tarzı değişikliğini mutlaka benimsemeleri gerekiyor.

    Kilo verme, yaşam tarzı değişikliğinde çok önemli bir etken. Verilecek her 10 kilo başına büyük tansiyonda 20 mmHg’lık bir düşüş sağlama olanağı bulunuyor. Meyve sebze ağırlıklı beslenme ile 8 mmHg, tuz kısıtlaması ve fiziki aktivitenin artırılması ile 8’er mmHg’lık düşüş sağlanabiliyor.

    Yine alkol alımının kısıtlanması ile 5 mmHg’lık bir düşüş sağlanabiliyor. Tansiyon ilacı başlandıysa hastanın bu ilacı ömür boyu kullanması gerekiyor. Yapılan çalışmalara göre; tedaviyle büyük ve küçük kan basınçları 13 ve 6 mm Hg düşürüldüğünde inme riskini yüzde 38, koroner olayları ise yüzde 16 oranında azaltmak mümkün oluyor.

    Tansiyon ilacı başlandıysa hastanın bu ilacı ömür boyu kullanması gerekiyor.

    Sigara Kalbe Zarar Veriyor

    Sadece akciğerlerimize değil kalbimize de büyük zarar veriyor: Sigara kandaki pıhtılaşma faktörlerini harekete geçiriyor. Kalp hızını ve tansiyonu artırıyor. Kalp damarlarındaki yağdan zengin madde baloncuklarının patlama sürecini başlatıyor.

    Vücudu bu kadar olumsuz etkileyen sigaranın içim miktarı, kalp krizi geçirme riskiyle de doğrudan ilişkili. Kalp hastalığı geçirme açısından sigara içenler, içmeyenlere göre 3 kat daha riskli.

    Pasif içici olmak da aynı sonuca yol açıyor; kalp krizi geçirme ve kalp krizinden ölme riski bir buçuk kat artıyor.

    Sigarayı bırakmak ise oldukça avantajlı. Sigaranın bırakılmasından bir yıl sonra kalp damar hastalığından ölüm riski yüzde elli oranında azalıyor. 5 yıl sonra ise bu risk sigara açısından sıfırlanıyor. Sigarayı bırakmak için hekiminizden yardım alabilirsiniz.

    Kan Yağlarındaki Yükseklik (Kolestrol)

    Kan yağlarının yüksek olması en önemli risk faktörü kabul ediliyor. Kalp damarlarında darlık oluşumuna yol açan kan yağlarındaki yükseklik düşürüldüğünde, kalp krizi geçirme ve kalp krizinden hayatını kaybetme riski azalmış oluyor.

    Kanımızda iki çeşit yağ bulunuyor, kolesterol ve trigliserit. Kolesterol sağlıklı hücre yapısı için de gerekli olan ancak fazlalığı kalp damarlarında birikerek tıkanıklığa yol açan mumsu yapıda bir yağ çeşididir. Kolesterol yüksekliği genetik olarak da bulunmakla birlikte çoğunlukla sağlıksız beslenme sonucu gelişir. Dolayısı ile önlenebilir ve tedavi edilebilir bir durumdur.

    Kolesterol yüksekliği herhangi bir belirtiye yol açmaz. Kolesterol yüksekliğini anlamanın tek yolu kan tetkiki yaptırmaktır. Kolesterol kanda proteinlere bağlı bir şekilde taşınır, bu yapılara lipoprotein denir. İki çeşit lipoprotein vardır:

    LDL kolesterol yani "en önemli kolesterol, çünkü tedavi, daha çok kötü kolesterole göre düzenleniyor. LDL kolesterolün olması gereken düzey, kişiden kişiye veya hastadan hastaya göre değişiyor. Şöyle ki, eğer kolesterolü yüksek bir hastaysanız, mutlaka doktorunuza riskinizi hesap ettirmelisiniz.

    Böylece doktorunuzdan 10 yıl içinde kalp krizi geçirme ve kalp krizinden hayatınızı kaybetme riskinizi öğrenebilirsiniz. Çünkü kan yağlarının ne kadar düşürüleceği, hangi değerlerin normal kabul edileceği risk hesabına göre yapılıyor.

    Örneğin şeker hastalığı veya kalp damar hastalığı olan bir kişide LDL kolesterol 100 mg/dl üzerinde ilaç başlarken, risk faktörü olmayan bir hastada LDL kolesterol 190 mg/ dl üzerine çıkarsa ancak ilaç başlanıyor. İyi kolesterol (HDL) değerlerinin yüksek olması kalp damar hastalığı riskini azaltıyor.

    Trigliserid değerleri ile iyi kolesterol değerleri ters orantılı. İyi kolesterolün kadınlarda 60 mg/dl, erkeklerde 50 mg/dl üzerinde olması kalp damar hastalığı riskini azaltıyor. 20 yaşından sonra her sağlıklı bireyin 5 yılda bir; eğer tansiyon, yüksek kolesterol, şeker hastalığı, kalp hastalığı varsa en az yılda bir kan yağlarını ölçtürmesi öneriliyor.

    Diğer Risk Faktörleri

    Tip 2 diyabeti olanlarda kalp damar hastalığına yakalanma riski 4 kat, tip 1 diyabette ise 10 kat artıyor. Şeker hastalığı olanlar en az kalp damar hastalığı olanlar kadar risk taşıyor. Özellikle kalp krizi ve felç geçirme olasılığının yanında ani ölüm riskleri de yükseliyor.

    Bu nedenle diyabet hastalarının gizli kalp damar hastalığı ve gizli kalp krizi geçirme olasılığı yüksek olduğu için yılda en az bir kez kardiyolojik muayeneden geçmeleri ve mevcut risk faktörlerinin daha şiddetli tedavi edilmesi çok önemli.

    Örneğin tansiyonu 140 mmHg olan normal bireye tansiyon ilacı önerilmezken, diyabet hastasında mutlaka ilaç başlanmalı. Yine kötü kolesterolü (LDL) 120 mg/dl olan normal bireye hiçbir öneride bulunulmazken, şeker hastasının değerini 100’ün altına çekmek için ilaç tedavisine başlanıyor.

    Bir diğer risk faktörü ise genler. 1. dereceden erkek akrabalarında kalp damar hastalığı bulunan kişiler risk altında sayılıyor. Böyle bir risk bulunan kişilerin günlük yaşamda beslenmeden egzersize kadar kalp sağlığını etkileyen bir dizi faktör konusunda dikkatli olması ve gerekiyorsa değişiklik yapması gerekiyor.

    Beslenmede Akdeniz diyetinin benimsenmesi, özellikle doymuş yağlardan kaçınılması öneriliyor. Egzersiz yapılması da büyük önem taşıyor. Uzmanlar haftada en az 3-4 gün, günde en az 20-30 dakika yürüyüş yapılması gerektiğini söylüyor.

    Kilo sorunu ve göbek tipi yağlanması olanlarda kalp hastalığına zemin hazırlayan diyabet, tansiyon, kolesterol yüksekliği oluşum riski artıyor. Bu nedenle kilonun normal sınırlarda tutulması büyük önem taşıyor.

    Kadınlarda bel çevresinin 88 cm., erkeklerde 102 cm. üzeri olması göbek tipi yağlanma olduğunu gösteriyor. Eğer bu ölçülerin üzerinde iseniz, diyetisyene başvurmanız öneriliyor.

    Yazı kaynağı : www.acibadem.com.tr

    Kalbinizin “Sessizliğine” Güvenmeyin!

    Kadınlarda kalp ve damar hastalıkları erkeklere göre çok daha kötü seyredebiliyor. Bunun en büyük nedeni ise beklenenden farklı (kalbin dışında) belirtilerle ortaya çıkması; bu yüzden de hasta ve hasta yakınları tarafından zamanında anlaşılamaması. Örneğin, ilk defa kalp krizi geçiren kadınların “yarıdan fazlasında” daha önceden göğüs ağrısı şikâyeti görülmediğini biliyor muydunuz?

    BU BELİRTİLERE DİKKAT!

    Kadınlarda kalp krizi belirtileri, erkeklerden farklıdır. Aşağıdaki belirtilerle karşılaşırsanız size en yakın sağlık kuruluşuna gitmeyi ihmal etmeyin.


    Kadın kalbi ile ilgili çok şey yazılıp çizilir… Kadın ruhunun erkeklere göre daha hassas ve duyarlı olduğu bilinen bir gerçek. Maalesef bu durum, kadın kalbi için de geçerli. Yapılan incelemelerde kadın kalbi ile erkek kalbinin, tıpkı ruhları gibi farklılıklar taşıdığı görülmüştür. Her şeyden önce kadın kalbi, erkeklere göre daha küçük ve erkek kalbi ise kadınlara göre 1,5 kat daha ağırdır. Kadınların koroner kalp damarları (kalbin kendisini besleyen damarlar) daha ince yapıdadır. Damarların içini döşeyen endotel adının verildiği ve çoğu damar hastalığının gelişmesinde önemli bir role sahip olan tabakanın, kadınlarda daha hassas ve spazma (damar büzüşmesine) daha yatkın olduğu gözlenmiştir.

    Günümüzde maalesef kadın ölümlerinin bir numaralı sorumlusu kalp hastalıklarıdır. Öyle ki, kalp hastalığına bağlı ölümler, meme kanserine bağlı ölümlerin yaklaşık 10 katıdır. Hal böyleyken, kadın sağlığında örneğin; meme kanseri, rahim kanseri gibi kadınlara özgü hastalıklar hakkında farkındalığı artırmak amacıyla yapılan özel çalışmaların, kadınlardaki kalp hastalıkları konusunda da yapılmasının önemi daha da artıyor. Ancak bu konuda gerekli özenin yetersizliğine dikkat çeken Medistate Kavacık Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Tavil, Medistate Yaşam dergisinin değerli kadın okurlarına özel paylaştığı bilgiler aracılığıyla, toplumsal farkındalığa önemli bir katkı sunuyor…

    DAMAR HASTALIKLARI EN RİSKLİ GRUP!

    Kalp hastalıkları denince çoğu zaman kalbin damar hastalıkları akla gelir. Çünkü sıklıkla en çok ve en ölümcül olan, kalbin damarlarıyla ilgili hastalıklardır. Kalp krizi, ani ölüm, kalp yetmezliği gibi ciddi sonuçlar doğurması nedeniyle; günümüzde sadece kadınlar için değil, tüm toplum sağlığı açısından konuya ciddi önem verilmesi gerektiği görülüyor.

    KADINLARDA DURUM DAHA SİNSİ SEYREDİYOR

    Peki kadınlarda kalp ve damar hastalıkları erkeklere göre ne gibi farklılıklar gösteriyor? Bu konuda son zamanlarda giderek artan bir farkındalık söz konusu ancak halen yeterli değil. Çünkü toplumumuzda “Kalp hastalığı erkek hastalığıdır” gibi bir önyargı söz konusu. Hâlbuki kadınlarda kalp krizleri erkeklere göre daha ölümcül ve daha kötü sonuçlarla seyrediyor. İlk defa kalp krizi geçiren kadınların yarıdan fazlasında daha önceden göğüs ağrısı şikâyeti bulunmuyor. Bir başka deyişle kalp-damar hastalığı daha sinsi bir şekilde ortaya çıkıyor.

    Erkeklerde kalp krizinde, sol taraftaki göğüste baskı tarzındaki ağrı sıklıkla görülürken, bu durum kadınlarda daha farklı olabiliyor. Sırt ve çene ağrısı, nedeni bilinmeyen ani başlayan çabuk yorulma ve nefes darlığı, karnın üst kısmında ağrı, terleme gibi bulgularla hastaneye başvuran kadında teşhis, kalp krizi olabiliyor. Şikâyet şeklinin beklenenden farklı ve diğer hastalıklarda da görülebilen şikâyetler olması, zamanında hastaneye başvurmayı geciktirebiliyor. Bu farklılıklar nedeniyle kadınlarda kalp ve damar hastalıkları şüphesiyle ileri araştırma amaçlı hastaneye gönderme oranları erkeklere göre daha azdır. 




    ERKEKLERE GÖRE KADINLAR NİÇİN DEZAVANTAJLI?

    Neden 1: Obezite

    Kadınlarda erkeklere göre kalp hastalıkları konusundaki bir başka farklılık ise kalp ve damar hastalıklarının erkeklere göre yaklaşık 10 yıl daha geç ortaya çıkmasıdır. Bu durumun nedeni sadece menopoz değil. Östrojenin kalp hastalıklarından koruyucu etkisi halen tartışılıyor ancak bilinen bir gerçek var ki, kadınlar menopoz sonrası daha yüksek kan lipid düzeylerine, daha çok obezite oranlarına ve daha çok diyabet sıklığına sahipler. Kadınların erkeklere oranla daha hareketsiz olması, egzersizin kalp hastalıklarını koruyucu etkisinin kadınlarda daha da az olmasına neden oluyor. Ülkemizde yapılan bir araştırma, obezite oranının 50 yaş üstü kadınlarda yüzde 50 civarında olduğunu gösteriyor. Bu da oldukça yüksek bir oran.  

    Neden 2: Hipertansiyon

    Bir diğer önemli risk faktörü hipertansiyon. Kadınlarda hipertansiyon oluşması erkeklere göre daha kolay bir durum. Aşırı kilo alımı ve hareketsiz yaşam hipertansiyonun ortaya çıkışını kolaylaştırabiliyor. Kadınların, hamilelik sırasında gebeliğe bağlı hipertansiyon ve diyabet geçirmesi, ileri yaşlarda diyabet ve hipertansiyonla birlikte kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini de artırıyor.

    Neden 3: Meme kanseri geçmişi

    Kadınlarda ileri yaşlarda görülen meme kanseri ve bu hastalığın tedavisi sırasında kemoterapi ile radyoterapi alınması, kalp hastalıkların gelişmesi için bir risk unsuru. Bu durumlar damar hastalıklarından ziyade kalp kasının güçsüzleşmesine ve sonucunda kalp yetmezliği gelişimine sebep olabiliyor.

    Neden 4: Depresyon ve stres

    Kırık kalp sendromu adı verilen, daha çok fiziksel ve ağır stres sonrası yine kalp kasında fonksiyon kaybıyla sonuçlanabilen bir kalp hastalığı da kadınlarda erkeklere göre 9 kat daha fazla görülüyor. Bilinen bir başka gerçek ise, depresyon ve stres faktörlerinin de kalp hastalıkları gelişimini veya oluşumunu tetiklemesi. Depresyon ve stres kadınlarda daha sıklıkla görülüyor ve daha ileri yaştaki risk faktörlerinin birikmesine yol açıyor.

    RİSKLERDEN EN AZ 2’Sİ VARSA…

    Risk faktörleri konusu, çok iyi değerlendirilmesi ve tedbir alınması gereken bir durumdur. Çünkü risk faktörleri ile doğrudan orantılı olan kalp hastalıklarının ortaya çıkması kolaylaşıyor. Yazımızda bahsettiğimiz risklerden en az ikisinin bulunması, risk faktörü bulunmayan bir kadına göre kalp ve damar hastalıkları görülme riskini 3 - 4 kat artırırken; en az üç riskin aynı anda bulunması, kalp ve damar hastalıkları görülme riskini 9 -10 kata çıkarıyor. Kadınlar risk faktörleri konusunda erkeklere göre daha dikkatli olmalı! Unutulmamalıdır ki, kadınların 40-50 yaş arası kalp ve damar hastalıklarındaki avantajlı halleri, 50-60 yaşlardan sonra maalesef dezavantaja dönüşüyor.

    KADINLARDA TEDAVİ DAHA ZOR OLABİLİYOR

    Kadınların damar yapısının daha ince ve farklı olması, hastalığa yapılacak olan müdahaleyi ve tedavilere yanıtı daha da zorlaştırıyor. Örneğin damar sertliği, damar içini hızlıca tıkamamanın yanı sıra damar duvarında uzun süre ilerleyip erkeklere göre daha uzun ve ince damar tıkanıklıklarına sebep olabiliyor. Bugün kalp krizleri tedavisinde neredeyse standart hale gelmeye başlayan acil anjiyografi yapılıp tıkalı damarın balon ve stentle açılması işleminde komplikasyonlar (istenmeyen sonuçlar) kadınlarda daha sık görülüyor. Ayrıca kalp krizleri sonrası kalp yetmezliği gelişmesi de kadınlarda daha fazladır.

    Tütün kullanımı kadınlar için çok daha tehlikeli!

    Tütün mamulleri kullanımının kalp ve damar hastalıklarına olumsuz etkisi kadınlarda daha fazladır. Örneğin bu etki, günlük 1-4 adet sigara kullanımında dahi geçerlidir.

    Yazı kaynağı : www.medistate.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap