Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    kadına karşı şiddetle mücadele günü

    1 ziyaretçi

    kadına karşı şiddetle mücadele günü bilgi90'dan bulabilirsiniz

    25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE GÜNÜ’NDE ŞİDDETE GÖZ YUMMA! DİYORUZ | KADEM

    25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE GÜNÜ’NDE ŞİDDETE GÖZ YUMMA! DİYORUZ | KADEM

    Tamamlayabilir miyiz yarım kalmış hayatları?

    Hayata Gözlerini Yuman Kadınlar İçin Şiddete Göz Yumma!

    Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında hazırladığı İnstagram filtre uygulamasıyla ‘Şiddete Göz Yumma” diyor.

    Şiddet sonuçları itibariyle sadece şiddet gören kişiyi değil aynı zamanda bir babayı, bir evladı, bir kardeşi, geniş ölçekte toplumu ve uzun vadede de geleceğimizi etkiliyor. Şiddete maruz kalan kişiler kadar şiddet mağdurunun yakınları da zarar görüyor. Bu dalga büyüdükçe toplumsal travmalara sebep olarak ilerlemenin, gelişmenin ve en önemlisi toplumsal huzur ve güvenliğin önündeki en büyük engellerden biri haline gelebiliyor. Bu nedenle şiddete karşı sessiz kalmak ve şiddete göz yummak mümkün değil. Şiddet mağduru bugün hiç tanımadığımız biri olabileceği gibi yarın bir yakınımız da olabilir. Bizler şiddete göz yumdukça şiddet kendine yer bulur.

    KADEM, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde “Şiddete Göz Yumma!” diyerek toplumun tüm bireylerini şiddetin karşısında durmaya davet ediyor. Bu amaçla hazırladığımız İnstagram filtre uygulamasınla ‘Şiddete Göz Yumma!’ diyerek sessiz kaldığımız her şiddet eyleminin bir parçası olmaktan kaçamayacağımıza vurgu yapılırken, kullanıcıların kadın, erkek, genç, yaşlı fark etmeksizin şiddet karşısında bir başkasının yanında olabileceğinin altı çiziliyor. Böylelikle filtreyi uygulayanlarda cinayete kurban giden kadınların yüzleri ile topluma karşı bir aynalama yapması hedefleniyor.

    Kampanya hakkında açıklamalarda bulunan KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu ise; “Kadına yönelik şiddetin farklı dinamikler barındırması sebebiyle mücadelesinde de bütüncül bir çabayı gerekli kıldığını” söyledi. “Bu manada eğitim müfredatlarından medya içeriklerine, hukuk düzenlemelerinden sosyal politikalara kadar pek çok alanda eşgüdümlü bir yönetim sisteminin benimsenmesi şiddetin önüne geçilmesinde ciddi bir etki uyandıracaktır” dedi. Dr. Gümrükçüoğlu; Toplumda huzuru ve güveni tesis edebilmek için belirlenen kurallar, öncelikle kötülüğü engellemeyi hedefler. Toplumdaki birlik hali ve güçlü sosyal yapı, içinde yaşayan kişilerin kendilik bilinçlerini de güçlü kılar. Böylelikle toplumdaki her fert şiddet karşısında amasız ve güçlü bir şekilde şiddete göz yummayarak ses verebilir” diyerek kampanyadaki ‘Şiddete Göz Yumma!’ ifadesinin önemine dikkat çekti.

    Sosyal medya mecralarının birbirinden farklı ve etkili yöntemlerle kişilere ulaşmak ve toplumsal bilinç oluşturmak açısından önemine de dikkat çeken Dr. Gümrükçüoğlu; bu sebeple popüler bir sosyal medya uygulaması tercih ettiklerini belirtti.

    KADEM her yıl 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde bir insan hakkı ihlali olan ve coğrafi sınır tanımaksızın tüm dünyada varlığını sürdüren şiddete karşı duyarlılığı artırmak amacıyla kampanyalar düzenliyor. Bir insan hakları ihlali olan kadına yönelik şiddet; dil, din, ırk, sınıf, etnisite, mezhep, cinsiyet ayırt etmeksizin tüm toplumların ortak sorunu. Her zaman olduğu gibi şimdi ve gelecekte de şiddete kaşı topyekün mücadelemiz kesintisiz devam edecektir. Bu özel gün vesilesiyle toplumun tüm kesimlerini ‘Şiddete Göz Yumma’diyerek ortak bir mücadeleye davet ediyoruz.

    Yazı kaynağı : kadem.org.tr

    25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü nedir, nasıl ortaya çıktı?

    25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü nedir, nasıl ortaya çıktı?

    25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü nedir, nasıl ortaya çıktı?

    Dünyanın her ülkesinde yaşanan kadına yönelik şiddete "dur" demek için 25 Kasım günü "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü" kabul edilir. Etkinliklerle dikkat çekilen, şiddetle mücadele gününün çıkış noktası, 25 Kasım 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti'nde diktatörlüğe karşı savaş açan 3 kız kardeşin öldürülmesi oldu.

    Kadına yönelik şiddetle mücadelede, toplumun bütün fertlerinde sevgi, şefkat ve merhamet duygularının güçlenmesi 1999 yılında da Birleşik Milletler bu günü kadına Yönelik Şiddete karşı Ulusal Mücadele Günü olarak ilan etti.

    25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE GÜNÜ NEDİR?

    BM Genel Kurulu 1999 yılında 25 Kasım gününü Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan etti. Bu günün 25 Kasım olarak belirlenmesinin nedeni 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti’nde meydana gelen bir olaya dayanmaktadır. Ülkeyi diktatörlükle yöneten Rafael Trujillo’ya karşıtlığıyla bilinen Mirabal Kardeşler adlı üç kız kardeş, Trujillo’nun: “Ülkede iki tehlike var: Kilise ve Mirabal Kardeşler” şeklinde yaptığı açıklamadan günler sonra boğazlanıp dövülerek vahşice öldürüldüler.

    Ancak Mirabel kardeşlerin öldürülmesinden sonra ertesi sabah gazetelerde bu ölümlerin bir kaza sonucu meydana geldiğini anlatan bir haber çıktı.

    1981’de Dominik’te toplanan Latin Amerika Kadın kurultayında; 25 Kasım , “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü” olarak kabul edildi. Daha sonra 1999 yılında, BM tarafından “25 Kasım, kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için uluslararası mücadele” günü ilan edildi.

    Yazı kaynağı : www.sozcu.com.tr

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü - Uluslararası Af Örgütü

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü - Uluslararası Af Örgütü

    Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi tarafından yapılan açıklamada dünyanın dört bir yanındaki kadın hakları mücadelelerine dikkat çekilirken, dünyadaki bütün kadınların kadın haklarının güvenceye alınmasını sağlamak için devletlerin yükümlülüklerini acilen yerine getirmesi gerektiği belirtildi.

    Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü Ece Ünver, “2020 yılında da COVID19’un yarattığı koşullara rağmen kadın mücadelesi Türkiye’de ve tüm dünyada ilham verici boyutlarda güçlüydü. Kadınlar, dünyanın dört bir yanında kadın cinayetlerinden kürtaj hakkına, araç kullanmaktan, dilediğince giyinebilmeye kadar pek çok farklı alanda hakları için mücadele etti” dedi.

    Ece Ünver Uluslararası Af Örgütü’nün 2021 yılında da kadın hakları için çalışmaya devam edeceğini belirterek:

    “Kadına yönelik şiddet, herhangi bir siyasi veya ekonomik sistemle sınırlı değil. Kadın hakları ihlalleri, kadına karşı şiddet oransal olarak değişiklikler gösterse de ülke, bölge ayrımı olmaksızın devam ediyor. Dünyadaki her toplumda yaygın ve sınır veya sınıf tanımıyor. Birçok ülkede kadın hakları aktivistleri, toplumsal cinsiyet eşitliğini sosyal istikrar ve yerleşik ekonomik çıkarlar için bir tehdit olarak gören bir güç seferberliği ile karşı karşıya. Dünyanın bazı yerlerinde kadınların hukuki ve politik kazanımları tersine çevrilmeye, yürürlükten kaldırılmaya veya uygulama noktasında görmezden gelinmeye çalışılıyor. Buna karşılık, dünyanın dört bir yanındaki kadınlar, kadına yönelik şiddeti ortaya çıkarmak ve buna karşı koymak için örgütlenmeye devam ediyor. Yasaların, politikaların ve uygulamaların manzarasında çarpıcı değişiklikler başarıyor. Yenilgiyi kabul etmiyor ve kadınların insan haklarından faydalanabileceği bir dünya için mücadele etmeye devam ediyorlar.”

    Uluslararası Af Örgütü tüm dünyada kadınların hak mücadelesini destekliyor, çalışmalarını izliyor ve devletlerin kadın haklarını ihlal eden uygulamalarını raporlamaya devam ediyor. En son Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde yapılan G20 zirvesine katılan liderlere, “tiyatroya son verin” çağrısı yaptı ve kadın hakları için mücadele eden kadınlar cezaevindeyken Suudi Arabistan’ın kadın hakları noktasında reform aldatmacasına dikkat çekti.

    Türkiye, Polonya, Macaristan ve Slovakya'da İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açan siyasetçilere karşı kadınların hakları yanında yer alarak, “İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayın, sahip çıkın ve sözleşmeyi uygulayın” çağrısı yaptı. Vazgeçmiyoruz: İstanbul Sözleşmesi'nin eksiksiz uygulanmasını talep et!

    Dünyada öne çıkan karanlık tabloya karşı, kadınların mücadelesi ile olumlu gelişmeler de yaşandı. Örneğin, Danimarka’da kadınlar 2020 yılında, onay olmadan gerçekleşen cinsel ilişkinin tecavüz olduğunun yasalarda tanınmasını sağladı.

    COVID-19 salgını ile mülteci, göçmen, göçmen işçi, trans kadınların yaşamları daha da ağır koşullara evirildi. Pandemiyle birlikte kadınlara yüklenen ev içi bakım yükü ve kadınlara yönelik ev içi şiddet arttı. Eşitsizlikler derinleşti ve güvencesizlik arttı. Mevcut alanlarda kadınlar süregiden eşitsizliklerle mücadele ederken, Uluslararası Af Örgütü tarafından yapılan araştırmalar gösteriyor ki, online platformlarda da kadınlar, erkeklere göre daha fazla taciz, tehdit ve çevrim içi şiddete maruz kalıyor ve sosyal medya şirketleri gittikçe yaygınlaşan bu taciz ve şiddetin önüne geçmek için güçlü adımlar atmıyor.

    Ece Ünver sözlerine şöyle devam etti; “Uluslararası Af Örgütü olarak, dünyanın dört bir yanında araştırmalarla, izlemelerle, çeşitli kampanyalarla, lobi çalışmalarıyla kadın mücadelesinin yanında olmaya, onların güçlü direnişinden ilham almaya devam edeceğiz.

    İran’da haklarını savunduğu için cezaevinde olan kadınların, Türkiye’de, Polonya’da “İstanbul Sözleşmesi uygulansın” diyen kadınların, Belarus’ta alanlarda toplanma hakkını savunan kadınların, Amazon ormanlarında toprağına sahip çıktığı için şiddete uğrayan kadınların, Yunanistan’da Moria mülteci kampında sığınma hakkı ihlal edilen kadınların, Fransa’da sığınmacılara yardım ettiği için yargılanan kadınların yanında olacağız, Polonya’da kürtaj hakkı kısıtlanan kadınların haklarını da savunmaya devam edeceğiz.”

    Uluslararası Af Örgütü açıklamasını, “Kadınların seslerini en güçlü biçimde çıkarabildikleri şiddetsiz bir 25 Kasım yaşamak istiyoruz” diye sonlandırırken, yetkilileri kadınların her platformda güvenli bir şekilde hak taleplerini dile getirmelerini, uluslararası insan hakları standartlarının öngördüğü gibi sağlamaya çağırdı. “Kadınların her türlü ayrımcılık ve şiddetten uzak yaşama hakları vardır.” hatırlatmasında bulundu.

    Yazı kaynağı : www.amnesty.org.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap