Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    inşirah suresinin okunuşu

    1 ziyaretçi

    inşirah suresinin okunuşu bilgi90'dan bulabilirsiniz

    İNŞİRAH SURESİ OKUNUŞU - Elemneşrahleke Türkçe Anlamı, Arapça Yazılışı ve Fazileti (Diyanet Meali)

    İNŞİRAH SURESİ OKUNUŞU - Elemneşrahleke Türkçe Anlamı, Arapça Yazılışı ve Fazileti (Diyanet Meali)

    Mekke döneminde müşriklerin giderek değişik şekildeki işkencelere kadar varan baskılarından acı çeken Hz. Peygamber ve arkadaşlarına inen İnşirah Suresi, sıkıntıların ardından ferahlığın olduğunu vurgulamıştır. İnşirah Suresi için tüm bilgilere ulaşabilirsiniz.

    İNŞİRAH SURESİ TÜRKÇE OKUNUŞU

    Elem neşrah leke sadrek, Ve vada'na 'anke vizreke, Elleziy enkada zahreke, Ve refa'na leke zikreke, Feinne me'al'usri yüsren, İnne me'al'usri yüsren, Feiza ferağte fensab, Ve ila rabbike ferğab.

    İNŞİRAH SURESİ ANLAMI (DİYANET TÜRKÇE MEALİ)

    Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla, (Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi? Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? Senin şânını yükseltmedik mi? Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul. Ancak Rabbine yönel ve yalvar.

    İNŞİRAH SURESİ ARAPÇA YAZILIŞI


    İnşirah Suresi Konusu

    İnşirah Suresi Hz. Muhammed'e ve onun üzerinden tüm Müslümanlara seslenmektedir. Kuran-ı Kerim'in birçok ayetinde geçtiği üzere Allah insanları açlık ve korkuyla sınar. Bununla birlikte bazı kullarına rızkını bolca, bazılarına kısarak verir. İnşirah Suresinin ilk 4. ayeti muhatap olarak Hz. Muhammed'i alır. Onun göğsünün genişletildiği ve üzerindeki ağır yükün kaldırıldığından bahsedilir. Sonraki dört ayette ise zorluklardan, sıkıntılardan sonra mutlaka bir kolaylığın getirileceğinden bahsedilir.

    İnşirah Suresi Önemi

    Bu sure maddi ve manevi olarak sıkıntı çeken Müslümanlara sabırlı olmalarını öğütlemesi itibariyle son derece önemlidir. Allah kullarını bollukla da yoklukla da sınayabilir. Önemli olan bollukta dünya nimetlerine kanıp Allah'ı unutmamaktır. Yoklukta ise sabırlı olunmalı, Allah'ın merhametinden ve rahmetinden ümit kesilmemelidir.

    Surenin ilk kısmında Hz. Muhammed'in kendisine vahyedilen ayetleri insanlara nasıl aktarması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu zorlu görevde nazil olan ayetlerin insanlara aktarımı çeşitli sıkıntılara yol açmıştır. Peygamberimiz sözlü hakaretlere uğramış, tehdit edilmiş ve en nihayetinde Mekke'den Medine'ye hicret etmek zorunda bırakılmıştır. Mekkeli müşrikler ve kafirler, Hz. Muhammed'in şair ve mecnun olduğunu iddia ederek dini yalanlamıştır. O dönemde Mekke'nin güçlü isimleri ticari kaygılarından ötürü Allah'ın birliğini reddediyor ve putlara tapıyordu. Kuran-ı Kerim böyle bir ortamda ve atmosferde indiği için Hz. Muhammed üzerinde ağır bir yük hissetti.

    Hicr Suresinin 97. ayetinde ise peygamberimize ''Senin göğsünün daraldığını biliyoruz'' diye seslenilmektedir. Dolayısıyla her ikisi de Mekke döneminde indirilmiş olan Hicr ve İnşirah Sureleri anlam bakımından birbirini tamamlamaktadır.

    İnşirah Suresi Kaç Ayet ve Sayfa? Ne Zaman İndirilmiştir?

    İnşirah Suresi toplam 8 ayetten oluşmaktadır ve Kuran-ı Kerim'in en kısa surelerinden biridir. Tek sayfa olan bu sure, peygamberimizin Kuran'ı tebliğ etmeye yeni başladığı bir dönemde indirilmiştir. Hz. Muhammed Allah'ın tekliğini ve ahiret gününü bildirdiğinde Mekkeliler bundan hoşnut olmadı. Önce peygamberimizin amcası Ebu Talib'in yanına giderek ikaz ettiler. Çünkü Mekke'de yaşayan büyük çoğunluk yeniden dirilmeye ve ahiret gününe inanmıyordu. Bir Kureyş'li ''Senin Allah'ın bu topraktan mı bizi tekrar diriltecek'' diyerek'' peygamberimizin mübarek yüzüne toprak fırlattı.

    Bu eziyetlerin dışında Hz. Muhammed Taif'te taşlanmıştır. Sadece kendisinin değil ilk Müslümanların da büyük zilletlere maruz kaldığı bir dönemde inen İnşirah suresinde peygamberimiz teselli edilir ve kendisine tebliğ görevine devam etmesi gerektiği bildirilir.

    İnşirah Suresi Kaçıncı Sayfa ve Cüz İçerisinde Yer Alıyor?

    İnşirah Suresi 596. sayfada olup 30. cüzün içerisinde yer alır.

    İnşirah Suresi Okumanın Fazileti ve Faydaları

    Zorluğun yanında mutlaka kolaylık olduğunu belirten İnşirah suresinde bu ifade üst üste iki kere tekrarlanır. Tekrar edilmesindeki maksat, hem Allah'a ve peygambere iman eden insanlara destek olmak hem de kafirlere göz dağı vermektir. Son iki ayette ise peygamberimizin bir işi tamamladıktan sonra hiç boş kalmadan başka bir işe / ibadete yönelmesi gerektiğini söylenir. Tembellik ve yılgınlık İslam'a göre en büyük günahlardan biridir. Müslümanlara sabırlı olmalarının yanında çalışmaları, mücadele etmeleri ve sadece Allah'a yönelmeleri emredilir.

    İnşirah Suresi Abdestsiz Okunur mu?

    Diyanet İşleri Başkanlığı'nın vermiş olduğu bilgilerde abdestsiz olarak ezberden Kur'an-ı Kerim sure ve ayetlerinin okunmasında bir mahzur bulunmamaktadır. Fakat Kur'an-ı Kerime elle ya da dokunarak abdestsiz okunamaz.

    İnşirah Suresi Hikmeti ve Sırları

    Kuran-ı Kerim birçok ayette olduğu gibi bu ayetlerde de Hz. Muhammed (S.A.V) ile birlikte Müslümanların tümüne seslenir. O dönemde eziyet gören ve türlü işkencelerden geçirilen müminler, tüm bunlara göğüs germeyi başarmıştır. Bugün yaşayan Müslümanlar da maddi ve manevi zorluklara dayanmak için İnşirah suresini tekrar tekrar okuyabilir.

    İnşirah Suresi Ne İçin, Ne Zaman, Neden ve Nasıl Okunur?

    İnşirah suresi günlük namaz ibadetlerinde okunur. İsteyen kişiler Cuma namazında surenin önce Arapça sonra Türkçe mealini okuyabilir. Manevi sıkıntıları dindirmek ve Allah'ı anmak maksadıyla okunması makbuldür.

    İnşirah Suresi Nasıl Ezberlenir?

    Çok kısa bir süre olduğu için sesli bir şekilde tekrar edilerek ezberlenebilir.

    İnşirah Suresi Ne Anlatıyor?

    İnşirah suresi müminlerin sıkıntılara ve eziyetlere karşı sabırlı olmaları gerektiğini anlatıyor. Aynı zamanda Hz. Muhammed'in (S.A.V) üzerindeki yükün kaldırıldığı ve şanının yüceltildiği de anlatılmaktadır.

    İnşirah Suresi Ölülere Okunur mu?

    Müslümanlar ölülerine rahmet dilemek için bu sureyi İhlas ve Fatiha sureleri ile birlikte okuyabilir.

    İnşirah Suresi Özellikleri

    İnşirah gönül ferahlığı ve yürek rahatlığı demektir. İniş sırasına göre on iki suredir. Kurandaki en kısa ve en faziletli surelerden biridir.

    İnşirah Suresi Şifa İçin Okunur mu?

    Üzüntü içerisinde olan müminler, İnşirah suresini hem kendilerine hem de yakın çevrelerindekilere şifa olsun diye okuyabilir.

    İnşirah Suresi ve Uzun Bağışlama Duası

    İnşirah suresi çok fazla okunduğu zamanlarda ve namazlardan sonra dua ederken Uzun Bağışlama duası ile birlikte okunabilir.

    İnşirah Suresini Üzerinde Taşımak

    Müslümanlar İnşirah suresini üzerinde taşıyabilir ve şah damarı kadar kendilerine yakın olan Allah'ın varlığını daha derinden hissedebilir.

    İnşirah Suresi Ne Zaman Okunmalı?

    İnşirah suresi namaz kılarken ve günlük ibadetleri yaparken okunabilir. Kişiler sıkıntıya düştüğü zaman da bu sureyi Arapça ve Türkçe okuyarak zorluktan sonra bir kolaylığın olduğunu kendilerine hatırlatabilir.

    İNŞİRAH SURESİ TEFSİRİ

    Mushaftaki sıralamada doksan dördüncü, iniş sırasına göre on ikinci sûredir. Duhâ sûresinden sonra, Asr sûresinden önce Mekke’de inmiştir.

    İnşirah “açılıp genişlemek, huzura kavuşmak” anlamlarına gelmektedir. İlk âyetinde aynı kökten olan fiil kullanıldığı ve Hz. Peygamber’in gönül ferahlığına ve huzura kavuşturulduğu bildirildiği için sûre “İnşirah” adını almıştır. Ayrıca “Şerh, Elem neşrah” adlarıyla da anılmaktadır.

    Sûrede Yüce Allah’ın Hz. Peygamber’e mânevî lutufları özetlenmekte, her güçlükle birlikte mutlaka bir kolaylığın olduğu bildirilerek Mekke’de putperestlerin baskısı yüzünden sıkıntı çeken Resûlullah ile müslümanlara teselli ve ümit verilmekte; onlardan Allah’a ibadet ve itaatlerini sürdürmeleri istenmektedir.

    Senin kalbini açıp genişletmedik mi?” diye çevirdiğimiz 1. âyetteki “şerh-i sadr” kavramını Râgıb el-İsfahânî, “kalbin ilâhî bir nur ile Allah tarafından bir huzur ve sükûnet, bir rahatlık ile genişletilmesi” şeklinde açıklamıştır (el-Müfredât, “şrh” md.). Hz. Peygamber’in kalbinin açılıp genişletilmesi ifadesini, Zümer sûresinin 22. âyeti de dikkate alındığında, onun beşerî idrak kapasitesinin vahiy ile arttırıldığına ve âzami seviyeye çıkarıldığına işaret olarak anlamak uygun olur. Ayrıca müfessirler bunu, ona indirilen vahyi anlaması, koruması ve peygamberlik görevini yerine getirebilmesi için kendisine verilmiş olan zihin açıklığı, mâneviyat yüksekliği gibi mânalarla da açıklamışlardır. Bazı müfessirler ise Duhâ sûresinin devamı mahiyetinde olan bu âyetlerde, bir süre ara verilmiş olan vahyin yeniden başlamasıyla Hz. Peygamber’in mâneviyatının güçlendirildiğine değinildiği kanaatindedir.

     2 ve 3. âyetlerde, Resûlullah’ın belini büktüğü bildirilen “yükün kaldırılması”ndan maksadın ne olduğu konusunda yapılan açıklamalar içinde (bk. Râzî, XXXII, 4-5) en zayıf olanı “günahlarının, hatalarının bağışlanmış olması” şeklindeki yorumdur. Çünkü onun Câhiliye döneminde puta tapmadığı bilinmektedir, herhangi bir günah işlediği de sabit değildir. Esasen İslâm tebliğ edilmeden onun yasaklarını çiğnemenin günah olduğundan da söz edilemez. İslâm’dan sonra bazı ictihad hataları olmuşsa bunlar da –miktarı az olsa bile– ecir ve sevap vesilesidir. Çünkü isabetli ictihada on, isabetsiz ictihada bir sevap vardır (Buhârî, “İ‘tisâm”, 13, 21; Müslim, “Akziye”, 15; ayrıca bk. Tevbe 9/43; Fetih 48/2). Bize göre Allah’ın bir lutuf olarak onun omuzlarından kaldırdığı yük iki şekilde açıklanabilir:

    a) Arasında yaşadığı topluluğun inanç ve ahlâk yönünden içine düştüğü durumdan dolayı duyduğu ıstırabın İslâm sayesinde kaldırılması;

    b) Bâtıla karşı verdiği çetin mücadelede birçok ilâhî destek ve inayete mazhar kılınması.

    Hz. Peygamber’in “adının ve sanının yüceltilmesi”ne müfessirler, Resûlullah’ın adının mukaddes kitaplarda zikredilmesini ve geleceğinin müjdelenmesini, kelime-i şehâdette onun isminin Allah’ın ismiyle birlikte yer almasını, gökyüzünde melekler, yeryüzünde müminler tarafından hürmetle anılmasını, Kur’an’da Allah’a itaatle birlikte ona da itaat edilmesinin emredilmesini örnek gösterirler (bk. Şevkânî, V, 542). Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olması da (bk. Enbiyâ 21/107) onun şanının yüceltildiğini ifade eder. Ayrıca bu âyeti, ileride Resûlullah’ın isminin ve tebliğ ettiği dinin bütün dünyada tanınıp yayılacağını bildiren bir müjde olarak anlamak da mümkündür. Yine, Kur’an’da onun müstesna niteliklerini, Allah katındaki konumu ve değerini açıklayan âyetler de bu bağlamda “adını sanını yüceltme” olarak değerlendirilebilir.

    Hz. Peygamber ve arkadaşları Mekke döneminde müşriklerin giderek değişik şekildeki işkencelere kadar varan baskılarından acı çekiyorlardı. Bu durum hem peygamberi hem de müminleri üzüyordu. Yüce Allah resulünü ve müminleri teselli edip gönüllerini rahatlatmak için bu âyetleri indirerek sıkıntılardan sonra ferahlığın ve başarının geleceğini müjdelemiştir. Rivayete göre bu sûre inince Hz. Peygamber, 5 ve 6. âyetlerde güçlüğün yanında kolaylığın da bulunacağının iki defa zikredilmesini göz önüne alarak, kendisine inananlara, “Müjdeler olsun! Size kolaylık geldi; artık bir güçlük iki kolaylığa asla galip gelemez!” buyurmuştu (Muvatta’, “Cihâd”, 6; Taberî, XXX, 151).

    Oldukça muhtasar ve değişik şekillerde açıklanmaya elverişli olan “O halde önemli bir işi bitirince diğerine koyul” meâlindeki 7. âyetle ilgili olarak çok farklı yorumlar yapılmıştır (meselâ bk. Taberî, XXX, 152; Râzî, XXXII, 7). Bize göre İbn Âşûr’un, âyeti herhangi bir özel iş ve ibadetle sınırlamadan, “Önemli işlerden birini tamamlayınca ardından başka bir işe yönel ki böylece bütün vakitlerini önemli işlerle değerlendirmiş olasın” şeklindeki açıklaması isabetli görünmektedir (XXX, 416-417). Bu yoruma göre âyette Resûlullah’a ve onun şahsında müslümanlara bütün vakitlerini hayırlı ve yararlı faaliyetlerle değerlendirmeleri, ibadet, dua, tebliğ ve irşad gibi dinî faaliyetlerin de; çalışma, üretme, öğrenme-öğretme, yardımlaşma ve dayanışma gibi dünyevî faaliyetlerin de hakkını vermeleri emredilmiştir. Son âyette ise kişinin, gerek çalışmasında gerekse ibadetinde yalnız Allah’a yönelmesi, her işini öncelikle O’nun rızasını gözeterek yapması, ne diliyorsa O’ndan dilemesi, ne istiyorsa O’ndan istemesi emredilmiştir.

    Ezberlemek İsteyenler için Namaz Sureleri

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    İnşirah Suresi Arapça Okunuşu ve Türkçe Anlamı - İnşirah Suresi Oku, Dinle, Meali ve Faziletleri

    İnşirah Suresi Arapça Okunuşu ve Türkçe Anlamı - İnşirah Suresi Oku, Dinle, Meali ve Faziletleri

    İnşirah Suresi, Mekke döneminde nazil olmuş ve 8 ayetten oluşmuştur. Kur'ân-ı Kerîm'in doksan dördüncü suresidir. İnşirah, kelime olarak açılmak ve genişlemek anlamına gelir. Namazlarda okunmasının yanı sıra sıkıntılardan kurtulmak, ferahlamak için de en çok okunan surelerin başında yer alır. Her güçlükle birlikte bir kolaylığın olduğunu bildiren İnşirah Suresi okumak, dinlemek, faziletleri öğrenmek için doğru yerdesiniz. İnşirah Suresi Arapça Türkçe okunuşu, anlamı, Diyanet meali ve dinle seçeneği aşağıda yer alıyor.

    İNŞİRAH SURESİ ARAPÇA OKUNUŞU

    Bismillahirrahmânirrahîm.
    1- Elem neşrah leke sadrek
    2- Ve vada'na 'anke vizreke
    3- Elleziy enkada zahreke
    4- Ve refa'na leke zikreke
    5- Feinne me'al'usri yüsren
    6- İnne me'al'usri yüsren
    7- Feiza ferağte fensab
    8- Ve ila rabbike ferğab

    İNŞİRAH SURESİ TÜRKÇE ANLAMI

    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
    1- Senin için bağrını açmadık mı?
    2- İndirmedik mi senden o yükünü?
    3- O sırtında gıcırdamakta olan (ve bu şekilde sana eziyet veren) yükünü?
    4- Senin şanını yüceltmedik mi?
    5- Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık var.
    6- Evet o zorlukla beraber bir kolaylık var!
    7- O halde boş kaldığında yine kalk yorul!
    8- Ve ancak Rabbinden ümit et, hep O'na doğrul!

    İNŞİRAH SURESİ DİNLE

    Kur'an-ı Kerim'de yer alan ve içeriğinde çok önemli bilgiler bulunan İnşirah Suresi dinlemek isteyenler doğru yerdeler. İnşirah Suresinin aşağıda ve yukarı yer alan video kısmından dinleyebilirsiniz.

    İnşirah Suresi dinle! İnşirah Suresi Arapça Dinle Türkçe anlamı oku | Video

    İNŞİRAH SURESİ FAZİLETLERİ

    İnşirâh sûresinin faziletiyle ilgili olarak, "Kim Elem neşrah sûresini okursa âdeta üzüntülü olduğum sırada yanıma gelip beni rahatlatmış sayılır" meâlinde bir hadis rivayet edilmişse de (Zemahşerî, III, 222) bu rivayet muteber sayılmamıştır. Türkçe'deki, "Elif demeden 'fergab'a çıkılmaz" deyiminde bu sûrenin son kelimesine işaret vardır.

    İNŞİRAH SURESİ KONUSU

    İnşirah Suresinde, Yüce Allah'ın Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'e mânevî lutufları özetlenmiştir. Her güçlükle birlikte mutlaka bir kolaylığın olduğu bildirilerek Mekke'de putperestlerin baskısı yüzünden sıkıntı çeken Resûlullah ile müslümanlara teselli ve ümit verilmekte; onlardan Allah'a ibadet ve itaatlerini sürdürmeleri istenmektedir.

    İNŞİRAH SURESİ TEFSİRİ

    Sûrenin başında Hz. Peygamber'e, "Senin göğsünü açmadık mı?" şeklinde hitap edilerek kendisine sıkıntı veren ağır yükün üzerinden kaldırıldığı bildirilir. Daha sonra şanının yüceltildiği vurgulanıp her güçlükle birlikte bir kolaylığın bulunduğu iki defa zikredilir. Sonunda ise Resûl-i Ekrem'e boş kaldığı zamanlarda çaba sarfetmesi ve rabbine yönelmesi emredilir.

    İlk âyetin yorumuyla ilgili olarak iki farklı görüş nakledilmektedir. Bunlardan birine göre âyet, Hz. Peygamber'in çocukluk döneminde (Müslim, "Îmân", 261) veya mi'racın meydana geldiği gece (Buhârî, "Menâḳıbü'l-enṣâr", 42; Müslim, "Îmân", 263) Cebrâil tarafından göğsünün yarılarak kalbinin çıkarılmasına, zemzem suyu ile yıkandıktan sonra ilim ve hikmetle doldurularak tekrar yerine konulmasına işaret etmektedir (bk. ŞAKK-ı SADR). Müfessirler arasında yaygın kabul gören ikinci görüş ise âyetin cismanî bir müdahaleyi değil Peygamber'in ruhunun ilim ve hikmetle zenginleştirildiğini, üzüntü ve sıkıntısı giderilerek kalbine ferahlık verildiğini ifade etmektedir. İbn Abbas'ın da âyeti, "Biz senin göğsünü İslâm'a açtık" şeklinde tefsir ettiği bildirilmiştir (Buhârî, "Tefsîr", 94). En'âm sûresinde (6/125), "Allah, hidayetini dilediği kimsenin göğsünü İslâm için açar" ve Zümer sûresinde (39/22), "Allah'ın İslâm için göğsüne genişlik verdiği kimse rabbi tarafından hidayet nuru üzerinde değil midir?" buyurulması da bu yorumu desteklemektedir.

    İnşirâh sûresinin, "Senin üzerinden ağır bir yükü kaldırdık" meâlindeki âyetiyle, peygamberlikten önce veya peygamberliğin ilk dönemlerinde Resûlullah'ı çok üzen ve tahammülü güç olan zorlukların kaldırılması kastedilmiştir. Âyetteki vizr kelimesinin "ağır günah" mânasında olduğunu, dolayısıyla burada Hz. Peygamber'in günahlarının bağışlanmasının kastedildiğini söyleyenler bulunmakla birlikte ağırlığı özellikle vurgulanmış olan bir günahın Resûl-i Ekrem'le irtibatlandırılması uzak bir ihtimal olarak görünmektedir. Resûlullah'ın bu âyet nâzil olunca, "Bir zorluk iki kolaylığa asla üstün gelemez" dediği rivayet edilmektedir (Hâkim, II, 528). Âyette güçlükle beraber kolaylığın bulunacağına iki defa vurgu yapılması bir yandan Resûl-i Ekrem'in, karşılaşacağı şiddetli engelleme ve zorlukların rahatlama ile sonuçlanacağına kesin olarak güvenmesini sağlamayı amaçlamakta, öte yandan müminlere mâruz kalacakları sıkıntı ve haksızlıklar karşısında yılgınlığa düşmemelerini, Allah'a daima güvenmelerini, iyimserliklerini koruyup güzel günler için çalışmalarını telkin etmektedir. Nihayet sûrenin sonunda Hz. Peygamber'in şahsında bütün müminlerden Allah'a bağlılıklarını sürdürmeleri istenmektedir.

    Ezberlemek İsteyenler İçin Diğer Sureler Şöyle;

    Fatiha Suresi

    Felak Suresi

    Nas Suresi

    Amenerrasulü

    Kadir Suresi

    Yasin Suresi

    Vakıa Suresi

    Mülk Suresi

    İnşirah Suresi

    İhlas Suresi

    Yazı kaynağı : www.sabah.com.tr

    İNŞİRAH SURESİ - Elemneşrahleke Suresi

    İNŞİRAH SURESİ - Elemneşrahleke Suresi

    İnşirah (Elemneşrahleke) suresinin Türkçesi, Arapça okunuşu, anlamı ve tefsiri. İnşirah suresi fazileti ve meali nedir? İnşirah (Elemneşrahleke) suresinin fazileti nedir?  İnşirah (Elemneşrahleke) suresi hakkında bilinmesi gerekenler...

    İnşirah suresi Mekke’de nâzil olmuştur. Elemneşrahleke suresi olarakda bilinir. 8 âyettir. Birinci âyetinde Resûlullah (s.a.s.)’in sadrının açılıp genişletilmesinden bahsedilmesi sebebiyle اَلإنْشرَاحُ (İnşirâh) olarak isimlendirilmiştir. اَلشَّرْحُ (Şerh) ve اَلَمْ نَشْرَحْ (Elem neşrah) isimleriyle de anılır. Mushaf tertîbine göre 94, iniş sırasına göre 12. sûredir.

    "Duha" suresi, vahyin birkaç gün kesilmesi ve Resulullah'ın gönlüne bir sıkıntının çökmesi üzerine inmiş gönlüne ferahlık gelmişti. İnşirah suresi bu ferahlığı pekiştirerek şanını yüceltmekte ve ona verdiği nimetleri sıralamaktadır.

    İNŞİRAH SURESİ OKU - ARAPÇA

    İNŞİRAH SURESİ TÜRKÇE OKUNUŞU (İnşirah Suresi Türkçesi) *

    (*Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için aramalarda çıkmak için sitemize eklenmiştir.)

    Bismillâhirrahmanirrahim

    1- Elem neşrah leke sadrak(e)

    2- Ve vada’nâ ’anke vizrek.

    3- Elleziy enkada zahrek.  

    4- Ve refa’nâ leke zikrek.

    5- Feinne me’al’usri yüsrâ.

    6- İnne me’al’usri yüsrâ.

    7- Feizâ ferağte fensab.

    8- Ve ila Rabbike ferğab.

    İNŞİRAH SURESİ’NİN ANLAMI

    Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

    1- Rasûlüm! Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?  

    2- Üzerinden kaldırıp atmadık mı o çok ağır yükünü:  

    3- Belini çatır çatır çatırdatan o ağır yükünü!  

    4- Senin ismini ve şânını yüceltmedik mi?  

    5- Her zorlukla beraber elbette bir kolaylık vardır.  

    6- Evet, her zorlukla beraber elbet bir kolaylık vardır.  

    7- O halde mühim bir işi bitirdiğinde hemen başka bir mühim işe sarıl.  

    8- Dua ve niyazla yalnızca Rabbine yönelip yalvar!  

    İNŞİRAH SURESİ DİNLE FATİH ÇOLLAK

    İNŞİRAH SURESİ’NİN KISA TEFSİRİ

    İNŞİRAH SURESİ HAKKINDA BİLGİLER

    Mushaftaki sıralamada doksan dördüncü, iniş sırasına göre on ikinci sûredir. Duhâ sûresinden sonra, Asr sûresinden önce Mekke’de inmiştir.

    İnşirah “açılıp genişlemek, huzura kavuşmak” anlamlarına gelmektedir. İlk âyetinde aynı kökten olan fiil kullanıldığı ve Hz. Peygamber’in gönül ferahlığına ve huzura kavuşturulduğu bildirildiği için sûre “İnşirah” adını almıştır. Ayrıca “Şerh, Elem neşrah” adlarıyla da anılmaktadır.

    Konu itibariyle bu sûrenin Duhâ sûresiyle çok benzerliği ve yakın bir alakası vardır. Bu sûrede de yine Efendimiz (s.a.s.)’e ihsan edilen hususi nimetler sayılır. Her zorlukla beraber elbette bir kolaylık olduğu hatırlatılarak, müşriklerin baskısı altında zor günler yaşayan müslümanlar teselli edilir. Buna mukâbil şükür, gayret ve zikrin artırılması talep edilir.

    Sûrede Yüce Allah’ın Hz. Peygamber’e mânevî lutufları özetlenmekte, her güçlükle birlikte mutlaka bir kolaylığın olduğu bildirilerek Mekke’de putperestlerin baskısı yüzünden sıkıntı çeken Resûlullah ile Müslümanlara teselli ve ümit verilmekte; onlardan Allah’a ibadet ve itaatlerini sürdürmeleri istenmektedir.

    İNŞİRAH SURESİ’NİN FAZİLETİ

    İNŞİRAH SURESİYLE TEFEKKÜR

    İNŞİRAH SURESİ UZUN TEFSİRİ (Prof. Dr. Ömer Çelik)

    İnşirah Suresi 1-8 ayetlerin tefsiri:

    Yüce Allah, Habîb-i Ekrem’ine olan lutuflarını sayarak, onun bir taraftan risâletin ağır yükü, diğer taraftan da müşriklerden gelen aşırı baskılar altında daralan gönlünü teselli ediyor, ferahlatıyor, huzura kavuşturuyor.

    Burada Efendimiz (s.a.s.)’e ihsan edilen üç büyük ilâhî nimet hatırlatılır:

    Cenâb-ı Hak onu şerh-i sadra nâil kılmıştır.

    اَلشَّرْحُ (şerh), açma, genişletme; اَلصَّدْرُ (sadr) göğüs anlamındadır. “Şerh-i sadr” ise, göğsü açıp genişletmek demektir. Allah tarafından bahşedilecek gönül rahatlığı, ilâhî bir nûr ve ruh ile onu geniş hale getirmektir. Şerh-i sadr’dan asıl maksad, neticesi mârifet ve itaat olan manevî bir genişlemedir. Bu yolla kalpten Allah rızâsından başka bütün tasa ve düşünceler çıkar. Böylece kalp, ne dünyalık bir şey umar, ne de dünya ile alakalı bir şeyden korkar. Bilindiği üzere kalbin dünyaya arzu duyması onun, aileye, çoluk çocuğa, onların faydasına olan şeyleri elde edip zararına olanları defetmeğe bağlanıp kalmasıdır. Korkusu ise, düşmanlarından korkmasıdır. Allah kulun kalbini genişletince onun gözünde dünyalık her şey değerini yitirir; bunların sivrisinek kadar kıymeti kalmaz. Böylece ne onlara rağbet eder, ne de onlardan korkar. Allah’ın dışında her şey, onun gözünde adeta yok hükmünde olarak kalbi bütünüyle Allah’ın rızâsını kazanmaya yönelir. Şu hadis-i şerif bu hakikati anlatır:

    Bir gün ashâb-ı kirâm  Efendimiz (s.a.s.)’e:

    “− Ey Allah’ın Rasûlü! Göğüs açılır mı?” diye sordular. Peygamberimiz (s.a.s.):

    “− Evet” buyurdu. Onlar:

    “− Alameti nedir?” diye sorduklarında ise Efendimiz:

    “− Aldanma yurdundan uzaklaşmak, ebediyet yurduna yönelmek ve gelmeden önce ölüm için hazırlık yapmaktır” şeklinde cevap verdi. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, VIII, 37)

     Buna göre “şerh-i sadır”dan maksat, Peygamberimiz (s.a.s.)’in göğsünün mânevî bir inşiraha kavuşmasıdır. Resûl-i Ekrem (s.a.s.), peygamberliğin ilk sıralarında karşılaştığı şiddetli düşmanlıklar ve engellemeler yüzünden göğsü daralmış, insanlar ve cinlerle uğraşmak önce ona zor ve ağır gelmişti. Fakat Allah Teâlâ ona yardım ve inâyetini gönderdi. Göğsünü genişletti. Böylece o, bütün zorlukları aşma gücü ve imkânı buldu. Yüklenmiş olduğu her meşakkat gözünde küçüldü. Kalbinden bütün keder ve düşünceler çıktı. Orada tek düşünce olarak yalnız Rabbini razı etme düşüncesi kaldı. Şu halde “göğsün genişletilmesi”, Efendimiz’in, dünyanın değersizliğini ve esas hayatın âhiret hayatı olduğunu tam olarak bilmesidir. “Allah, kimi doğru yola erdirmek isterse onun göğsünü İslâm’a açar…” (En‘âm 6/125) ayeti de bu mânadadır. Bu sebepledir ki, İbn Abbas (r.a.) “Elem neşrah...” ayetini, “Allah onun göğsünü İslâm’a açtı” şeklinde tefsir eder. (bk. Buhâri, Tefsir 94)

    Belini çatırdatan yükü kaldırmıştır.

    Burada kullanılan اَلْوِزْرُ (vizr) kelimesinin hem “günah”, hem de “ağır yük” mânası vardır. Efendimiz (s.a.s.)’in hâline uygun olanı “ağır yük” olarak anlaşılmasıdır. Çünkü Resûlullah (s.a.s.)’in peygamberlik öncesi hayatı da çok nezih geçmiştir. Asla putlara tapmamış, İslâm’ın günah saydığı hiçbir iş yapmamıştır. Nübüvvetten sonra, Kur’ân-ı Kerîm’de de zaman zaman işaret edildiği üzere bazı ictihat hataları olmuşsa da, bunlar günah değil, ecir ve sevap vesilesidir. Dolayısıyla burada Efendimiz (s.a.s.)’in sırtından kaldırılan yük, arasında yaşadığı toplumun inanç ve ahlâk yö­nünden içine düştüğü fecî durumdan dolayı duyduğu ıstıraptır. Cenâb-ı Hak, ona gönderdiği vahiyle bu yükü onun sırtından kaldırmış, ona ne yapacağını öğretmiştir. Ayrıca Peygamberimiz İslâm’ı tebliğ ederken düşmanların çok şiddetli tepkileriyle karşılaşıyordu. Bâtıla karşı verdiği bu çetin mücadelede birçok ilâhî yardım ve inayete mazhar kılınarak, belini çatırdatan o ağır yük hafifletilmiştir.

    Şan ve şerefini yüceltmiştir.

    Allah Resûlü (s.a.s.), peygamberlikten önce toplum içinde yaşayan diğer fertlerden bir fertti. Tanınmış, meşhur biri değildi. Allah Teâlâ ona nübüvvet ve risâlet vererek şânını yüceltti. Kısa zamanda ünü arttı. müslümanların sayısı arttıkça onun ünü de arttı. Henüz hayattayken tüm Arabistan halkının gönlünde onun muhabbeti çarpmaya başladı. Vefâtından sonra da şanı şöhreti tüm dünyaya yayıldı. Gün geçtikçe ona inananlar artmakta ve onun emsalsiz şahsiyeti daha iyi anlaşılmaktadır. Dünyada iki milyara yakın müslüman her namazda ona salavat okumakta, namaz dışında da ona milyonlarca salât ve selâm göndermektedir. Günde beş vakit dünyanın her bir yerinde aralıksız okunan ezanlarda Allah Teâlâ’nın ismiyle beraber onun ismi de ufuklarda çınlamaktadır. Kelime-i şehâdette Rabbimizin zikriyle onun zikri de büyük bir iman, saygı ve edeple tekrarlanıp durmaktadır. Kur’an ona itaati Allah’a itaat saymıştır. (bk. Nisâ 4/80) Onun âlemlere rahmet olarak gönderildiğini ilan etmiştir. (bk. Enbiyâ’ 21/107) Gökyüzün­de melekler, yeryüzünde müminler tarafından hürmetle anılmaktadır. (bk. Ahzâb 33/56) İşte ona nasip edilen bu cihanşumûl şeref, tâzim ve muhabbet, Allah’ın ona büyük bir lütfu ve rahmeti, “onun zikrini yüceltmesi”nin pek hayırlı bir neticesidir.

    Öyleyse şunu hatırdan çıkarmamak gerekir ki:

    Her zorlukla beraber elbette bir kolaylık bulunduğu iki kez tekitle vurgulanır. Bu ilâhî müjde, zorluklara göğüs germe, sabretme ve tahammül gösterme açısından mü’min gönülleri teselli, gayret, aşk ve muhabbetle doldurur. Nitekim bu âyetlerin indiği zamanda Allah Resûlü (s.a.s.) ve beraberindeki bir avuç sahabî, müşriklerin bin bir türlü eziyet, işkence ve baskıları altında ıstırap çekiyorlardı. Bu hal hem Efendimiz (s.a.s.)’i hem de müminleri üzüyordu. Yüce Allah bu müjde ile onlara, şimdi pek çok sıkıntılarla ve zorluklarla karşılaşsalar da sonunda İslâm davasının başarıya ulaşacağını, bu zorlukların ardından kolaylıkların geleceğini müjdelemektedir.

    Bu sûre nâzil olunca Resûlullah (s.a.s.), her zorluğun yanında mutlaka bir kolaylığın da bulunacağının iki kez zikredilmesinden hareketle, mü’minlere: “Müjdeler olsun! Size kolaylık geldi; artık bir zorluk iki kolaylığa asla galip gelemez!” buyurmuş­tur. (Muvatta, Cihad 6)

    Efendimiz (s.a.s.)’in bu müjdesini şâir şu beyitleriyle ne güzel terennüm eder:

    اِذَا ضَاقَ بکض الأمْرُ  تَفَکَّرْ ف۪ی اَلَمْ نَشْرَحْ

    فَعُسْرُ بَیْنَ یُسْرَیْنِ   اِذَا تَفَکَّرْتَ تَفْرَحْ

    “Zorlukların ve sıkıntıların içinde boğulduğun zaman İnşirâh sûresi üzerinde derin derin tefekkür et. Çünkü orada «bir zorlukla beraber iki kolaylığın olduğu” müjdelenmektedir. Bunu düşünüp anladığın zaman ferahlarsın.”

    Bu mânevî ve ruhî gerçekleri dikkate alıp:

    Her zorlukla beraber elbette bir kolaylık bulunduğu iki kez tekitle vurgulanır. Bu ilâhî müjde, zorluklara göğüs germe, sabretme ve tahammül gösterme açısından mü’min gönülleri teselli, gayret, aşk ve muhabbetle doldurur. Nitekim bu âyetlerin indiği zamanda Allah Resûlü (s.a.s.) ve beraberindeki bir avuç sahabî, müşriklerin bin bir türlü eziyet, işkence ve baskıları altında ıstırap çekiyorlardı. Bu hal hem Efendimiz (s.a.s.)’i hem de müminleri üzüyordu. Yüce Allah bu müjde ile onlara, şimdi pek çok sıkıntılarla ve zorluklarla karşılaşsalar da sonunda İslâm davasının başarıya ulaşacağını, bu zorlukların ardından kolaylıkların geleceğini müjdelemektedir.

    Bu sûre nâzil olunca Resûlullah (s.a.s.), her zorluğun yanında mutlaka bir kolaylığın da bulunacağının iki kez zikredilmesinden hareketle, mü’minlere: “Müjdeler olsun! Size kolaylık geldi; artık bir zorluk iki kolaylığa asla galip gelemez!” buyurmuş­tur. (Muvatta, Cihad 6)

    Efendimiz (s.a.s.)’in bu müjdesini şâir şu beyitleriyle ne güzel terennüm eder:

    اِذَا ضَاقَ بکض الأمْرُ  تَفَکَّرْ ف۪ی اَلَمْ نَشْرَحْ

    فَعُسْرُ بَیْنَ یُسْرَیْنِ   اِذَا تَفَکَّرْتَ تَفْرَحْ

    “Zorlukların ve sıkıntıların içinde boğulduğun zaman İnşirâh sûresi üzerinde derin derin tefekkür et. Çünkü orada «bir zorlukla beraber iki kolaylığın olduğu” müjdelenmektedir. Bunu düşünüp anladığın zaman ferahlarsın.”

    Bu mânevî ve ruhî gerçekleri dikkate alıp:

    İnsan ömrü o kadar kısa ve âhiret hayatı için o kadar mühimdir ki, onun bir saniyesini bile boşa geçirmek akıl kârı değildir. Zira bir insanın hiçbir şey yapmadan boşu boşuna oturması yahut gerek dünyevî olsun gerek uhrevî olsun hayrına olmayan lüzumsuz bir işle meşgul olması, onun düşüncesinin bozukluğuna, aklının kıtlığına ve derin bir gaflet içinde bulunduğuna işarettir. Nitekim âyet-i kerîmede, “Kurtuluşa erecek o mü’minler, her türlü boş söz ve faydasız işlerden yüz çevirirler” (Mü’minûn 23/3) buyrulur. Bu sebeple hayatın her ânını, her dakika ve saatini Allah Teâlâ’nın râzı olacağı ibâdet, taat, hizmet, cihad ve tebliğle doldurmak gerekir. Mesela farz bittiyse nâfileye, namaz bittiyse duaya, dua bittiyse Kur’an kıraatine, o bittiyse zikre ve tefekküre geçmek; o bittiyse fayda verecek bir başka mühim işe, o bitince de bir başka mühim işe sarılmak lazımdır. Böylece ibâdetin ve hayırlı işlerin zorluklarına katlanınca, bunlara müjdelenen kolaylık da artarak devam edecektir. Ancak gelen kolaylık tembelliğe sebep olmamalı, daha çok çalışmaya teşvik etmelidir. Nitekim bir şâirimiz de başarıya erişmek için usulüne uygun tarzda devamlı ve ciddi çalışmanın gereğini ifade sadedinde şöyle der:

    “Şem’-i ikbâlini târ eylemesün derse felek

    Kişi yaktığı çerâğ üstüne pervâne gerek.” (Veysî)

    “Bir insan, saadet ve ikbâlini muhafaza etmek istiyorsa, dâimâ işinin, eserinin başında bizzat bulunmalı, bir pervâne gibi onun etrafından ayrılmamalıdır.”

    Dolayısıyla bu âyetlerle her anı, ebedi hayatta pişmanlık sebebi olmayacak, bilakis rızâ ve hoşnutluk vesilesi olacak hayırlı niyet, söz, fiil ve amellerle değerlendirmek öğütlenir. Bu işleri yaparken de kulun Allah’tan gâfil olmaması, gönlünü hep O’na yöneltmesi, O’nun rızâsını ve muhabbetini araması ve ne istiyorsa O’ndan istemesi talep edilir. Çünkü kula yardım edecek olan, başkası değil, sadece Allah’tır.

    Duhâ ve İnşirâh sûreleri, özellikle Resûlullah (s.a.s.)’in Hak katındaki şerefini bildirip tebliğ ettiği İslâm’ın tüm dünyaya yayılacağını, dolayısıyla nimetten o nimeti bahşedene geçerek yalnız Allah’a yönelmek gerektiğini hatırlattı. Şimdi ise Resûlullah’ın halinden diğer bütün insanların durumuna ve mü’minleri bekleyen akıbetin de güzelliğine geçilerek bu iki sûrenin âdetâ bir bağlanışı olmak ve Allah’ın mutlak hâkimiyetini tekitle O’nun hesap ve cezasının kesinlikle gerçekleşeceği haber vermek üzere Tîn sûresi gelecektir.

    İslam ve İhsan

    Ayetel Kürsi Okunuşu - Ayetel Kürsi Duası Arapça Oku ve Dinle - Türkçe Anlamı Meali Tefsiri

    Yasin Suresi

    Yazı kaynağı : www.islamveihsan.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap