Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    iletişimdeki kişilerin fiziksel olarak birbirlerinden uzaklıklarına mesafelerine ne denir

    1 ziyaretçi

    iletişimdeki kişilerin fiziksel olarak birbirlerinden uzaklıklarına mesafelerine ne denir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Kişisel alan nedir? İnsanlar arası fiziksel mesafe ne kadar olmalı?

    Kişisel alan nedir? İnsanlar arası fiziksel mesafe ne kadar olmalı?

    Tanımadığınız bir insanla çok yakın bir mesafede bulunmak hiç şüphesiz herkesi rahatsız eden bir durumdur. Psikolojide insanların kendilerini rahat hissetmesi için birbirleri arasında mesafelere kişisel alan olarak tanımlanıyor. Bu yazımızda Kişisel alan nedir? Mahrem yada özel alan nedir? Sosyal alan nedir? Genel alan nedir? Ortak alanlarda insanlar arası mesafe ne kadar olmalı? sorularının cevabını bulabileceksiniz.

    Kişisel alan nedir? İnsanlar arası fiziksel mesafe ne kadar olmalı?

    Yolda yürürken diğer insanlara ne kadar alan bırakmalıyız?

    Peki yakın mesafede olan kişi tanıdığımız biri ise neler hissederiz?

    Mesafenin artması ya da azalmasına verdiğimiz tepkiler bize ne gibi avantajlar sağlar?

    Tüm bu sorular psikolojide “kişisel alan” adı verilen bir fenomeni işaret etmektedir.

    Kişisel alan; kişiler arası ilişkilerin coğrafi boyutu yani yüz yüze etkileşim içindeki insanların birbirlerinden uzaklıkları ve birbirlerine göre konumları olarak tanımlanmaktadır. Hepimiz de hatta hayvanlar da bile belirgin bir şekilde karşımıza çıkan kişisel alan, yaşamsal süreç içerisinde önemli işlevlere sahiptir.

    Kişisel alanın dokunma, koklama, görme ve işitme gibi duyusal süreçlere bağlı olması nedeniyle iletişim işlevi görmektedir. Ayrıca çevreden gelebilecek saldırgan davranışlara karşı kendimizi korumamızı sağlamaktadır.

    Kişisel alan yaşadığımız her an bizi çevreleyen bir sınır olup, hangi ortama gidersek gidelim kişisel alanımız varlığını korumaktadır. Ancak bazı durumlarda kişisel alanımıza ihlaller söz konusu olabilmektedir. Örneğin sevgilinizin ya da annenizin sizin yanınıza gelerek sizi kucaklaması kişisel alanın ihlalidir.

    Ancak buradaki ihlal bizim izin vermemiz yoluyla oluşmaktadır. Bazı durumlarda ise izinsiz ihlaller söz konusudur.

    Bu ihlaller herhangi bir el şakasından taciz olaylarına kadar çeşitlilik göstermektedir.

    İnsanların sokakta yürüme şekli, görünüşe göre sonu olmayan bir hayal kırıklığıdır. Çok yavaş yürüyen kişiler, birisinin topuğuna basmak, omuz atmak gibi aksiyonları yapıp da herhangi özür bile dilemeyen, kişisel alan nedir bilmeyen yada görgü kurallarından habersiz birileri her zaman görülebilir.

    Ancak tüm şikayetlerimize rağmen çoğumuz dışarı çıktığımızda, genelde başkalarının önüne geçmemeye çalışırız. Genellikle, yabancı insanların kaldırımda birbirlerine çarpması epey nadir görülen bir olaydır.

    En kötü ihtimalle, genelde mahçup bir yer değiştirme şeklinde kendini göstermektedir.

    Kişisel alan için en az 75 santim lazım

    Kişisel alan, insan psikolojisi için çok önemli olduğundan, bununla ilgili bilimsel araştırmalar çokça tekrarlanmıştır.

    Yapılan bir araştırmaya göre, Hollanda’da bulunan bir tren istasyonundaki yayaların hareketlerini inceleyen fizikçiler, bizi diğer yolculara çarpmaktan neyin alıkoyduğunu çözmeye çalışmışlar.

    Hollanda’daki Eindhoven istasyonunda altı aylık bir süre boyunca 5 milyondan fazla yayanın hareketlerini çözümlemişler.

    İnsanı 75 santimlik yarıçaplı bir daire çizip bu alanın merkezine koyulduğunda, kişisel alan sınırları olduğu belirlendi. Bu sonucu çıkartan araştırma için Nintendo Wii oyun konsolunda da bulunan kafa algılama sensörleri kullanılmış.

    Tren istasyonunda, gidiş ve geliş olarak biraz dar 2 yönlü bir koridor olarak harika bir test noktası belirlenmiş. Bu alandan geçen kişiler birbirlerine en az 75 santim uzaklık ile zamanın büyük bölümünde mesafe bırakmışlar.

    Dikkat edilen nokta ise birbirlerine yaklaşan insanların mesafeyi korumak için yönlerini bile değiştirdikleri oluyormuş.

    Araştırma takımı, bu 5 milyon yaya içinden 9 bin çift talihsiz yayanın (sadece yüzde 0.18’i) birbirleriyle çarpışmaya doğru gittiğini belirlemiş. Fakat çoğu, kazadan kaçınmış.

    Eindhoven Teknoloji Üniversitesi yaya dinamiği hakkında araştırmacılardan biri olan Alessandro Corbetta, bu araştırmada 40 çift haricinde, geriye kalan çiftlerin, yürüme yolunu değiştirerek en az 140 santimlik mesafelerle çarpışmaları engellediklerini gözlemlemiştir.

    Eindhoven tren istasyonundaki test koridorunda ise sadece 10 bin kişide 16 kişi çarpışmıştır.

    Elde edilen bulgular yazarların, yayaların hareket halindeyken, karşılıklı rahatlık uzaklıklarını korumak ve çarpışmalardan kaçınmaya çalışmak amacıyla, yürüyüş güzergâhlarını devamlı şekilde ayarladıkları sonucuna ulaştırmıştır.

    Yazarlara göre eğer şehircilik planları yapılacaksa bu tip araştırmaların dikkate alınması gerektiğini, böylece kamu tesislerinin daha iyi hale getirilebileceğini, hem de akışkanlar mekaniği konusunda da bilgi sahibi olunacağını söylemektedir.

    Kişisel alan üzerinde çalışan bir başka araştırmacı

    Edward Hall kişiler arası mesafeleri dört sınıfa ayırmıştır. Hall’a göre 0-45cm’ye kadar olan mesafe yakın ilişki mesafesidir. Bu mesafeye mahrem alan denmekte. Bu mesafede şiddetli duygular, diğerinin kokusunu ve ısısını hissetmek ve fısıltıların duyulması mümkündür.

    45 cm ile 125 cm arası ise kişisel mesafe olarak tanımlanır. Bu mesafe iyi arkadaşlık ilişkilerinin dahil
    olduğu mesafedir.

    125 cm ile 370 cm arasının insan psikolojisinde sosyal mesafe denmektedir. Bu durumda ise daha çok birbirine yabancı olan insanların iletişimi söz konusudur. Okulunuzun kafeteryasında kasada sizden para alan kişi ile olan iletişiminiz sosyal mesafeye dahildir.

    Son olarak ise kamusal mesafe 370 santimin ötesini belirtmektedir. Bu mesafeye bir seminer ya
    da miting alanında konuşan kişi ile olan mesafeniz örnek verilebilir.

    Kişisel alan birçok faktör tarafından etkilenip değişebilen, yaşamsal değeri olan ve çoğu zaman bilinçsiz bir şekilde bize eşlik eden ve bir an olsun yalnız bırakmayan en yakın arkadaşımız gibidir.

    Kişisel alanın koruma işlevinin yanında mesaj verme işlevinin olduğu unutulmamalıdır.

    İnsanlarla fiziksel mesafemiz kaç cm. olmalı?

    Yazı kaynağı : www.gelgez.net

    İnsanlarla Olan Fiziksel Mesafemiz | Kişisel Alan Nedir?

    İnsanlarla Olan Fiziksel Mesafemiz | Kişisel Alan Nedir?

    Tanımadığınız bir insanla çok yakın bir mesafede bulunmak neden rahatsız edici olur? Peki yakın mesafede olan kişi tanıdığımız biri ise neler hissederiz? Mesafenin artması  ya da azalmasına verdiğimiz tepkiler bize ne gibi avantajlar sağlar? Tüm bu sorular psikolojide “ kişisel alan ” adı verilen bir fenomeni işaret etmektedir. Daha önceki (tıklayınız) bir yazımızda kişisel alanı ve ihlali durumunda neler yaşandığı üzerine bazı bilgiler aktarmaya çalışmıştık. Bu yazımızda ise kişisel alanın neden var olduğu ve ne şekilde farklılaştığı üzerinde durmaya çalışacağız.

    Öncelikle kişisel alanın ne olduğunu tanımlamakta fayda var. Kişisel alan; kişilerarası ilişkilerin coğrafi boyutu yani yüz yüze etkileşim içindeki insanların birbirlerinden uzaklıkları ve birbirlerine göre konumları olarak tanımlanabilir. Hepimizde hatta hayvanlarda bile belirgin bir şekilde karşımıza çıkan kişisel alan, yaşamsal süreç içerisinde önemli işlevlere sahiptir. Kişisel alanın dokunma, koklama, görme ve işitme gibi duyusal süreçlere bağlı olması nedeniyle iletişim işlevi gördüğünü söyleyebiliriz. Bunun yanında çevreden gelebilecek saldırgan davranışlara karşı kendimizi koruma işlevi gördüğünü söylemek çok da şaşırtıcı olmayacaktır.

    Kişisel alan yaşadığımız her an bizi çevreleyen sınır olup,  hangi ortama gidersek gidelim kişisel alanımız varlığını korumaktadır. Ancak bazı durumlarda kişisel alanımıza ihlaller söz konusu olabilmekte.. Örneğin sevgilinizin ya da annenizin sizin yanınıza gelerek sizi kucaklaması kişisel alanın ihlalidir. Ancak buradaki ihlal bizim izin vermemiz yoluyla oluşmaktadır. Bazı durumlarda ise izinsiz ihlaller söz konusu olabiliyor. Bu ihlaller herhangi bir el şakasından taciz olaylarına kadar çeşitlilik gösteriyor.

    Ayrıca kişisel alanımız çevremizde ki insanlara mesaj verme yöntemi olarak da işlev görebilmektedir.  Örneğin sevgilinizle yakın durmanız çevrenizdekilere başınızın bağlı olduğu mesajını veriyor olabilir. Ya da hoşlandığınız bir kişiyle olan sohbetiniz sırasında o kişiye fiziksel mesafeniz karşı tarafa hoşlandığınız mesajını veriyor olabilir.

    Kim kime ne kadar yakın?

    Kişisel alan üzerinde çalışan araştırmacı Edward Hall kişiler arası mesafeleri dört sınıfa ayırarak açıklamalar getirmiştir. Hall’a göre 0-45cm’ye kadar olan mesafe yakın ilişki mesafesidir. Bu mesafede şiddetli duygular, diğerinin kokusunu ve ısısını hissetmek ve fısıltıların duyulması mümkündür.  45cm-125cm arası ise kişisel mesafe olarak tanımlanır. Bu mesafe iyi arkadaşlık ilişkilerinin dahil olduğu mesafedir. 125cm-370cm arası ise sosyal mesafe olarak tanımlanır. Bu durumda ise daha çok birbirine yabancı olan insanların iletişimi söz konusudur. Okulunuzun kafeteryasında kasada sizden para alan kişi ile olan iletişiminiz sosyal mesafeye dahildir. Son olarak ise kamusal mesafe 370cm’nin ötesini belirtmektedir. Bu mesafeye bir seminer ya da miting alanında konuşan kişi ile olan mesafeniz örnek verilebilir.

    Yakınlık uzaklık neye göre değişiyor?

    İnsanların kişisel alanı işte tam şu nedene bağlı olarak değişiyor demek pek de mümkün değildir. Altında yatan bir sürü neden olabilir. Ancak birkaçı üzerinden örnekler vermeye çalışalım. Kişisel alan üzerinde etkili faktörlerden ilki yaştır. Yapılan çalışmalar yaş arttıkça kişisel alanın sınırlarının arttığını göstermektedir. Bunun yanında kişilik özellikleri kişisel alan üzerinde etkiye sahiptir. Dışadönük kişilik özelliğine sahip olan bireyler kişiler arası mesafeyi kısa tutarken içedönük kişiler başkalarıyla olan mesafelerini olabildiğince uzak tutarlar. Ayrıca psikiyatrik bozukluğu olan bireylerin kişisel alanlarının bozukluğun semptomlarına göre değiştiği görülmüştür. Bunun dışında fiziksel olarak engelli olan bireylere olan mesafemizi arttırdığımızı araştırmacılar açıkça ortaya koymuşlardır. Bir kimseden korkmak ya da rekabet içerisinde olmak kişisel alanımızı arttırmaktadır. Bununla birlikte yanımızdakinin yüksek statüden olması mesafenin arttırılmasına neden olabilmektedir.

    Görüldüğü gibi kişisel alan bir çok faktör tarafından etkilenip değişebilen bizim için yaşamsal değeri olan ve çoğu zaman bilinçsiz bir şekilde bize eşlik eden ve bir an olsun yalnız bırakmayan en yakın arkadaşımız gibidir. Artık kişisel alanın koruma işlevinin yanında mesaj verme işlevinin olduğunu da bildiğimize göre çevremizdeki kişileri gözlemleyerek ilişkileri hakkında bir takım çıkarımlar yapmaya çalışabiliriz. Yaptığınız çıkarımların doğruluk oranlarını bizimle paylaşabilirsiniz 😉

    Kaynaklar

    Göregenli, M. (2013) Çevre Psikolojisi; İnsan ve Mekan İlişkileri, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

    Yazı kaynağı : psikolezyum.com

    İletişimde Alan Kullanmayı Bilmeyenler Anlaşamaz

    Yakın zamanda iş için başka bir şehre gitmiştim. Bir akşam restoranda yemek yerken yan masada oturan iki adamı gözlemleme fırsatım oldu. Adamların konuşmalarını duyabilecek kadar yakınlıktaydım. Adamın birinin satışçı, diğerinin de potansiyel bir alıcı olduğunu duydum. Bu arada adamlar henüz yemeklerini bitirmeden ben anlaşmanın olmayacağını anladım.

    Bu onların arasında direkt olarak söylenen bir şey değildi. Konuşma sırasında satışçının potansiyel müşterisine çok yaklaşıyor müşteri de yavaşça ondan uzaklaşıyordu. Bu olay bir süre devam etti, sonunda müşteri daha fazla dayanamadı, müsaade istedi ve restorandan ayrıldı.

    Bir görüşme sırasında yapılabilecek en sık hatalardan birisi karşınızdaki kişinin ihtiyacı olan alanı yanlış yorumlamaktır. Birbirimizle etkileşim içerisindeyken kullandığımız dört ayrı mesafe olduğunu ünlü antropolog Edward Hall bizlerle paylaşıyor. Ben bunu şöyle yorumluyorum; her birimiz durumlara bağlı olarak genişleyen ya da daralan görünmez bir balonun içerisinde duruyoruz. Gelin bu 4 mesafeyi daha yakından inceleyelim:

    1) Özel mesafe; 0 ila 50 cm arasında bir mesafedir ve duygusal bağımız olan ya da yakın ilişkilerimiz olan kişiler içindir. Anne, baba, eş, çocuk gibi.

    2) Kişisel mesafe ise 50 cm ila 1.2m arasındaki mesafedir. Arkadaşlar ve iş ortakları arasındaki resmi olmayan etkileşimler için kullanılır.

    3) Sosyal mesafe: Sosyal etkinliklerde ya da kahve molalarında birbirimizle sohbet ederken kullandığımız mesafedir. Sosyal mesafe 1.2m ila 3.6m arasındadır. Bu mesafe içerisindeyken kişisel konulardan konuşmayız. Daha çok iş konularından konuşuruz ve özellikle de çok iyi tanımadığımız iş arkadaşlarımız ya da müşterilerimizle etkileşimdeyken kullanırız.

    4) Ortak mesafe: 3.6 metreden uzak olan mesafeler ise ortak alan olarak bilinir ve genellikle büyük gruplarla kullanılır.

    Kişinin rahat hissetmek için kullandığı alan duruma ve ilişkiye göre değişiklik gösterir. Dokunulmaktan hoşlanmayan insanlar mesafeyi korumak ister. Konuşurken sıklıkla karşısındakine dokunanlar ise olabildiğince daha çok yakın mesafeye girmeye çalışır. Burada cinsiyet de önemli rol oynar. Yeni tanışan erkekler, yeni tanışan kadınlara göre aralarına daha çok mesafe koyarlar.

    İlişkiler geliştikçe ve aradaki güven arttıkça her iki taraf da birbirine daha çok yaklaşır. Kendisini güçlü ve özgüvenli hisseden insanlar genellikle kollarını genişleterek ve bacaklarını vücutlarından ayırarak daha geniş fiziksel alanlara sahip olmak isterler. Bunu yaparken de isteyerek ya da farkında olmadan başka bir kişinin bölgesini ihlal edebilirler.

    Restorandaki satışçının yaptığı gibi insanlara çok fazla yaklaştığınızda onların verdiği bölgesel cevaplar ilkeldir. Bu yüzden insanlar gerilebilir ve telaşlanabilirler. Çözüm olarak ise; araya masa ya da sandalye gibi bariyer koyarak, kollarını bağlayarak, alan yaratmak için geri çekilerek hatta içgüdüsel bir koruma hareketi olarak başlarını geriye doğru çekerek fazla yaklaşmaya karşı savunmacı cevap verirler.

    Tavsiyem: İş ve özel hayatınızda insanların alan sınırlarına saygı duyun, onlara çok fazla yaklaştığınızı farkederseniz hemen kendi bölgenize çekilmeyi alışkanlık haline getirin. Unutmayın mesafeleri etkili kullanmak iletişimde kaliteyi yakalamanızı ve sürdürmenizi olumlu yönde etkiler.

    Yazı kaynağı : mikroifadeler.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap