Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    ikiz kuleler arasında yürüyen adam

    1 ziyaretçi

    ikiz kuleler arasında yürüyen adam bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Philippe Petit

    Ölümle burun buruna 45 dakika

    Tarihte bugün, 7 Ağustos 1974‘te Philippe Petit isimli ip cambazı Dünya Ticaret Merkezi Kuleleri arasında ip üzerinde yürüdü. Gösteriyi 417 metre yükseklikte ve hiçbir güvenlik ağı kullanmadan gerçekleştirdi. Ölümle burun buruna olmasının yanı sıra yaptığı şey kanunlara aykırıydı. Bu nedenle küçük bir arkadaş grubuyla 6 yıl boyunca gösterinin planını yaptı. Petit, 1 numaralı kuleye bir çamaşırhane arabası içinde sızmış, şaşırtıcı şekilde arkadaşları da tüm güvenlik görevlilerini atlatarak çatıya kadar çıkabilmişlerdi.

    Philippe Petit 3

    Philippe Petit's Performs High-Wire Walk Between the Twin Towers in 1974

    USA New York Philippe Petit Rest

    Petit sabah 7.15’te gösterisine başladı ve polis gelip müdahale edene kadar toplamda 45 dakika ip üzerinde kaldı. Hüneriyle alkış yağmuruna tutulan bu deli adam halkın desteği sayesinde midir bilinmez hiç ceza almadı. Yalnızca cezasına karşılık Central Park’ta çocuklar için bir gösteri yapması istendi.

    Philippe Petit 11

    French aerialist Philippe Petit crosses a steel cable between the Twin Towers

    Philippe Petit 7

    Philippe Petit 6

    Philippe Petit‘in bu gösterisi üzerine “Man on Wire” İpteki Adam adında geçtiğimiz yıllarda bir de belgesel yapılmış. Petit çocukluğundan gelen karşı konulmaz bir akrobasi tutkusu olduğunu söylüyor. Görüntülerde ikiz kuleler gösterisi ardından Petit’e “Bunu neden yaptınız?” diye sorulduğunda da “Hiçbir sebebi yok.” diyor. Ama kuşkusuz Petit en güzel şekliyle kanuna karşı gelip insanda korku ve saygı uyandıran bir sokak sanatı yapıyor.

    Yazı kaynağı : www.nolm.us

    Philippe Petit: Hayat çok kısa tek çare heyecan

    Philippe Petit: Hayat çok kısa tek çare heyecan

    Ali Tufan KOÇ 

    TED konuşmanıza bir kibrit yakarak başlıyorsunuz ve diyorsunuz ki: “Dans eden alev karşısında herkes bir hikaye anlatıcısı olabilir” Sizin anlatmak istediğiniz hikaye neydi?

    -  Doğru, herkesin anlatacak bir hikayesi var. Benim yoktu ama... Tek bir hayalim vardı o da dünyanın en görkemli artistik performanslarını yaparak insanlara ilham vermek...

    İsmininiz imkansızı aldatan, ölümü kafaya alan olarak tarihe geçmiş. Hiç mi korkmadınız ölümden?

    - İlk adımımı attığımda panik oldum, dehşete kapıldım. Birkaç saniyede kendime geldim. Tam 6 yıl gece-gündüz o yürüyüş için geçti. Hayal kurdum, hesapladım, prova yaptım, meteoroloji, fizik, yer çekimi aklınıza gelecek her türlü etkeni, bilimi çalıştım.

    Müthiş bir konsantrasyon gerektiren bir performans... Nasıl sağlam kaldınız?

    - Tek bir şeye odaklanmıştım: Sakın titreme! Halatın milim bile titremesi benim düşmeme neden olacaktı. Üstelik öncesinde üzerinde deneme yapacak zamanım olmamış ve halat yeterli sağlamlıkta ve kalitede değil. Dengemi sağlayıp halata kendimi hissettirmeden yürümeye başladığımda yüzümde kocaman bir tebessüm belirdi. Filmde de göreceksiniz o anı.

    Ölümden korkar mısınız?

    - Hayır, hiçbir zaman...

    Olanlara tavsiyeniz?

    - O meşhur laf doğru: Ölüm de hayata dahil. Belki de en gizemli tarafı. Ne olacağına, nereye gideceğine, ne hissedeceğine dair en ufak bir fikrin yok. Hayat çok kısa. Sandığınızdan daha kısa. Olabildiği kadar aşkla, heyecanla, son sürat yaşamalı hayatı. Ne yaparsan, ne yaşarsan yanına kâr.

    Hiç mi korkunuz yok hayatta?

    - Yok... Korkularımızın kaynağında bilgi eksikliği vardır. Eskiden dev örümceklerden korkardım mesela. Oturdum, örümceklere dair yazılmış ne varsa okudum, hatmettim. Korkum kalmadı. Bilinmeyenden korkar insan.

    Hata yapmaktan korktunuz mu?

    - Öyle bir şansım yoktu ki... Küçücük bir hata hayatına mal olabilir. Seni tutacak, kurtaracak hiçbir şey yok. Düştün mü öldün. Kusursuz olmak zorundasın. Güzelliği, kıymeti de buradan geliyordu zaten.

    İnsan potansiyelini nasıl keşfeder? Fark yaratabileceği alanı nasıl seçer?

    - Bu fikre katılmıyorum. İnsan, her alanda başarılı olabilir. Çok çalıştığı, kendini adadığı ve gerçekten istediği sürece yapamayacağı bir şey yok. Bir çocuk büyüyünce dünyaca ünlü bir kemancı olmak istiyorsa olmaması için bir neden yok.

    Aynı zamanda Picasso’nun 90’ıncı doğum gününde kendisine özel bir performans sergilemişsiniz...

    - O yıllar Notre Dame Katredali’nin tepesindeki halat üzerindeki yürüyüşümden dolayı tüm gazetelerin birinci sayfasındaydım. Picasso da haberlerde görmüş, çağırdı. Beni tablolarındaki akrobatiklere benzettiğini söylemişti.�

    11 Eylül saldırılarını ilk duyduğunuz an aklınızdan ne geçti?

    - Yürüyüşten sonra o kuleler benim vücudumuzun bir parçası olmuş. Yine de 11 Eylül hakkında benim konuşmam doğru değil. Binlerce insan ölmüş, aile yıkılmışken benim kalkıp da hayatımdaki önemini anlatmam şuursuzluk olur.

    BU YÜRÜYÜŞÜN OYUNUNU YAPMAK DÜNYANIN EN SAÇMA ŞEYİ

    Filmin yapımına ne kadar dahil oldunuz?

    - 9 sene önce karar verildi çekilmesine. Başta filmin büyük bir kısmında benim oynamam planlanıyordu. Sonra işler değişti, yapımcı el değiştirdi. Gelinen son noktada uluslararası tanınan genç bir aktörün beni canlandırmasına karar verildi.

    Bozuldunuz mu?

    - Benim fikrim değildi. Fakat anlayışla karşıladım. Daha fazla izleyiciye ulaşma şansı arttı. Tek bir şartım oldu ama...

    Neydi?

    - Aktörü ben eğitmek istedim. Yaptım da. Joseph Gordon-Levitt, 3 hafta gibi kısa sürede profesyonel akrobatlarla neredeyse aynı seviyedeydi.

    Filmin promosyonu kapsamında Play Station, önümüzdeki sene piyasaya çıkaracağı Virtual Reality (Sanal Gerçeklik) başlığını tanıtmak için sizin yürüyüşünüzü ‘oyun’a çevirdi. Denediniz mi?

    - Denemedim. Denemem de. Dünyanın en saçma, uyduruk şeyi bu. Sonuçta bir ekranın üzerinde yürüyorsun. Tamam ‘sanal’ ama ‘gerçeklik’ nerede?


    Petit’in son kitabı ‘Yaratıcılık: Kusursuz Suç’ Alfa Yayınları’ndan çıktı.

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Petit bir kez daha yürüyor

    1974’te İkiz Kuleler arasında yürüyen ip cambazı Philippe Petit, 2008 yapımı “Teldeki Adam” belgeselinde hikayesini anlatmıştı. Bu kez aynı hikaye, Robert Zemeckis yönetmenliğindeki “Tehlikeli Yürüyüş”le sinemaya aktarılıyor

    Fransız ip cambazı Philippe Petit’yle sinemaseverler 2008’de tanıştı. Oscar’lı belgesel “Teldeki Adam” gösterime girdiğinde... Petit önce Notre Dame Kilisesi sonra da 1974’te İkiz Kuleler arasında telini gerip yürüyen şu meşhur adam. Telini gerdi deyip geçiyoruz ama “Teldeki Adam”, bu tel germe sürecinin banka soygunu gibi titiz bir planlama, yasalara karşı gelme eylemi ve ekip işi olduğunu anlatmıştı.

    Gordon-Lewitt’e “rötuş”

    Şimdi aynı hikayeyi kurmaca olarak “Geleceğe Dönüş”, “Cast Away” ve “Forrest Gump”ın yönetmeni Robert Zemeckis anlatıyor. “Tehlikeli Yürüyüş / The Walk”ta Fransız Petit’yi Hollywood’un gerçek kişiye benzetme saplantısının son kurbanı Joseph Gordon-Levitt, kötü bir kızıl peruk, tuhaf mavi lensler ve Fransızları bile utandıracak derece ağır aksanlı bir İngilizce eşliğinde canlandırıyor.

    Zemeckis’e daha önce işlenmiş bu hikayenin cazip gelmesinin iki nedeni olabilir. İlki ve en barizi 11 Eylül 2001’de yıkılan İkiz Kuleler’e bir aşk şiiri yazma arzusu. Filmin, özellikle Amerikalı eleştirmenleri etkilemesinin nedeni onun bu çabası. Ancak dünyadaki birçok trajik mekandan sadece biri olan İkiz Kuleler’e filmin bu romantik yaklaşımı, Amerika dışındaki dünyanın geri kalanı için aynı derece dokunaklı değil ister istemez. “Petit isyan ve yapılmamış olanı yapma arzusuyla aralarında yürüyerek beton yığını İkiz Kuleler’e hayat vermişti” diyor Zemeckis. Binaların içindeki 3 bin kişinin hayatını kimin aldığını ise söylemiyor ama hatırlıyoruz.

    Zemeckis’in bu hikayeyi anlatmasındaki ikinci neden saf bir yönetmenlik gösterisi ve bunu sadece İkiz Kuleler’le bağ kuranlar değil, tüm sinemaseverler anlayabilir: Petit’nin yaklaşık 45 dakika süren yürüyüşünün nefes kesiciliğini, heyecanını, manzarayı 3D ve IMAX’in gücünü arkasına alarak izleyiciye yaşatmak. Bunu başarıyor da...

    Büyüleyici bir gösteri

    Bu yürüyüşe aşağıdan şahit olmak 1974’te oralarda olan bir bölüm şanslı insana nasip oldu, yukarıdan görmek ise Petit’nin “suç ortakları”na, sonradan gelen polislere ve elbette Petit’ye. İşte Zemeckis, bu ayrıcalığı izleyicisine sunmak için bir çaba gösteriyor ve yıllardır efektlere kafa yormasının da etkisiyle büyüleyici bir yönetmenlik gösterisine imza atıyor. Başındaki dağınıklık, karakterlerin derinleşmemesi, hepsi filmin son bölümündeki yürüyüş için affedilebilir. Hem de memnuniyetle.

    “Tehlikeli Yürüyüş / The Walk”

    Yön.: Robert Zemeckis Oyn.: Joseph Gordon-Levitt (Philippe Petit), Charlotte Le Bon (Annie), Clement Sibony (Jean-Louis), Cesar Domboy (Jeff / Jean-François)

    Sen.: Robert Zemeckis, Christopher Browne (Philippe Petit’nin kitabından)

    Gör.: Dariusz Wolski

    Müz.: Alan Silvestri

    Petit bir kez daha yürüyor

    Mantıksız Adam

    Kusursuz cinayet olur mu?
    Woody Allen’ın yeni filmi “Mantıksız Adam / Irrational Man”de Joaquin Phoenix’in canlandırdığı, bir tıkanma dönemindeki felsefe profesörü Abe, Jill (Emma Stone) adlı öğrencisiyle yakınlaşır. Ama Abe’i hayata yeniden bağlayan Jill’le ilişki ihtimali değil, “kötü” bir yargıcı öldürme fikridir. Kusursuz cinayet üzerinden kötü olduğundan emin olduğunuz birini dünyadan silmenin doğurduğu etik sorularla ilgilenen film, esprili ilişkileri konu alan Allen filmleri ve “Maç Sayısı” gibi ciddi Allen filmlerinin arasında bir yerlerde. Ama yönetmenin iyi işlerinin tadını vermeyen kuru bir yapım.

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap