Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    iki denizin birbirine karışmaması

    1 ziyaretçi

    iki denizin birbirine karışmaması bilgi90'dan bulabilirsiniz

    İki Denizin Karışmadığı Yer Neresidir?

    9# Birbirine karışmayan denizler nerede? Baltık denizi ve Alaska körfezi gibi yerler

    9# Birbirine karışmayan denizler nerede? Baltık denizi ve Alaska körfezi gibi yerler

    Konu: Birbirine karışmayan denizler nerededir? Kuran’da birbirine karışmayan deniz olduğu bildirilir. Üstelik bu ayetlerden birinde ise tatlı ve tuzlu su denizlerinin de birbirine karışmadığı bildirilir. Fakat denizler doğası gereği birbirine karışır diyorlar

    Birbirine karışmayan deniz olgusundan bahseden ayetlere bakalım;

    Rahman, 19-20: “İkisi arasında bir perde/engel vardır; birbirlerinin sınırını geçmezler.”

    Furkan, 53: “İki denizi salıveren de O’dur. Biri tatlı, susuzluğu giderici; biri ise tuzlu, acıdır. Bununla berâber aralarına bir engel ve aşılmaz bir sınır koymuştur.”

    Evet, Kuran’a inanmamak için ısrar eden bazı kişiler mantık safsatasına başvurarak, birbirine karışmayan deniz gerçeğini ört bas etmek için suların birbirleriyle doğası gereği karışmamasının mümkün olmadığını söylemektedirler. Ayrıca tatlı su ve tuzlu su denizinin bir araya geldiği bir yer olmadığını iddia etmekteler. O halde bizde bilimsel gerçeklerle ortaya koyalım ve yazının sonuna doğru da onların kelime oyunlarını da gösterelim.

    Deniz diye çevrilen bahr kelimesi Arapça’da okyanus, deniz, göl ve büyük nehirler gibi devasa su kütlelerini anlatmak için kullanılan bir kelimedir. Hatta Türkiye’de bile Van şehrine gitseniz yerel halkın Van gölünü deniz diye adlandırdığını görürsünüz. Çünkü denizin tanımı da kültürsen kültüre göreceli bir konudur. Ragıb El İsfahani’nin Müfredat isimli Arapça sözlüğünde bahr kelimesini şöyle tarif eder:

    “Bahr kelimesinin aslı, geniş ve büyük su kütlesini toplayan mekanı anlatır. Kelimenin asıl anlamı budur.”

    Bahr kelimesi okyanuslar, denizler, göller ve büyük nehirler gibi büyük su kütlelerinin tamamına denir. Yazımızın sonuna başka Arapça online sözlük linkleri de koyacağım. Kontrol edersiniz.

    Okyanus akıntıları karışmayan sulara örnektir

    Okyanuslar içinde büyük akıntılar vardır ki tuz oranı ve sıcaklık seviyeleri, içinden geçtiği okyanustan farklı olduğu halde, adeta bir damarın dokuyu besleyecek kanı iletmesi gibi hedef noktalarına iletilirler. Örneğin bunların en büyüklerinden bir tanesi “Gulf Stream sıcak su” akıntısıdır ki Meksika körfezinden başlayarak sıcak suları, Grönland’ın kuzeyine kadar götürerek burada iklimin yumuşamasını ve kuzeyin yaşanabilir bir hal almasını sağlar.

    “Yolculuğuna Meksika Körfezinden başladıktan sonra Kuzey Amerika’nın doğu kıyılarını takip ederek, Florida kıyılarına oradan da Newfoundland’a hareket eder. Akıntı bundan sonra Atlantik Okyanusunu geçer ve ikiye ayrılır; bir kolu Avrupa’nın batı kıyılarına ulaşır, öteki ise Batı Afrika kıyılarına doğru hareket eder. Kıta sahanlığından akan akıntının sıcaklığı Kıtanın sahilinden akan soğuk güney akıntısıyla ‘Soğuk Duvar’ adı verilen yapıyı oluşturur. Burada akıntının derin mavi suları diğer sulardan rahatlıkla ayırt edilebilir.” https://tr.wikipedia.org/wiki/Gulf_Stream

    Termoklin ve Haloklin bariyerler ve birbirine karışmayan deniz olgusu

    Yukarıda görüldüğü gibi bilim bile bu durumu Kuran’da geçen ifadelerle anlatır ve Kuranın Perde dediğini “Soğuk Duvar” olarak adlandırır. Literatürde birbirine karışmayan deniz olgusunu oluşturan bu duvara Termoklin ve Haloklin bariyerler denir. Buna yüzey gerilimi de denilir.

    “Denizlerin farklı yoğunluklarından kaynaklanan yüzey gerilimi, âdeta bir duvar gibi sularının birbirine karışmasını engeller. (Richard A. Davis, Principles of Oceanography, Addison-Wesley Publishing Company, Don Mills, Ontario, ss. 92-93)”

    Birbirine karışmayan deniz olgusunu ortaya çıkaran bu duvar oluşumunun asıl nedeni tuzluluk ve sıcaklık farklarıdır. Okyanusun tuz seviyesinin üstünde tuz içeriğine sahip nehirler okyanus altından akarken, düşük tuz içerikli sular yukarıdan akarlar. Bu sular insan vücudundaki vena (toplardamar) ve arterlere (atardamar) benzer şekilde güneyden kuzeye sıcak su götürür ve oradan dönüp kuzeyden güneye sıcak su transferi yaparlar. Dünya’nın iklimini düzenleyen bu olaya “termohalin sirkülasyon” denir ki “termo” kelimesi akıntıların sıcaklık farkını, “halin” kelimesi ise tuzluluk farklılıklarını anlatır. Birbirine karışmayan iki deniz gerçeği işte bu mekanizmalarla oluşur.

    Dünyanın en büyük akıntılarını gösteren bir figür şöyledir; Resimde gördüğünüz gibi Meksika körfezinden gelen sıcak sular kutupları ısıtır. Bu sular dönerken soğuk olarak aynı rotadan gelir fakat birbirine zıt yönde hareket eden bu akıntılar aynı noktadan geçtikleri halde giden sıcak su akıntısı dönen soğuk su akıntısın üstünden geçtiği için birbirlerine karışmazlar. Adeta biri atardamar biri toplardamar gibi çalışarak Dünya’nın sıcaklığının ayarlanmasına katkı sağlarlar.

    Meşhur “Gulf Stream” akıntısı ise şöyle bir rota izler.

    fig-1-golf-stream-overview_thumb

    Soğuk duvar ve dev deniz akıntıları gerçeği, birbirine kavuşamayan iki deniz ayetinin çok örneklerinden sadece bir tanesidir. Birazdan diğerlerini de göreceksiniz. Hepsinin mekanizması termoklin ve haloklin bariyerlere dayanmaktadır. Yine buzul denizlerinde de birbirine kavuşamayan tatlı su ve tuzlu su kütleleri vardır.

    Tatlı su ve tuzlu suyun kavuşamaması

    Şimdi Nature dergisinde yayınlanmış bir makalede ulaşabileceğiniz bilgileri vereceğim. Bu da birbirine karışmayan iki deniz gerçeğine örnektir. Üstelik ikinci ayetteki birbirine karışmayan tatlı ve tuzlu su kütlelerini anlatır.

    Gulf Stream sıcak su akıntısı, Grönland buzullarının erimesini sağlar. Burada eriyen tatlı su daha az yoğun olduğu için yukarıda kalır ve güneye inen soğuk tuzlu suyun ise yoğunluğundan dolayı batarak aşağıda kalmasını sağlar. Bu olaya Haloklin bariyer denir ki Tatlı ve tuzlu su arasında bir bariyer oluşumu demektir. Yine suların sıcaklık farkları varsa bir bariyer daha oluşur ki buna da Termoklin bariyer denir. Aşağıdaki iki resimde bu bariyerler gösterilmiştir.

    2019 06 30 2251342019 06 30 225333

    Kaynak: https://www.leisurepro.com/blog/explore-the-blue/difference-thermocline-halocline/

    Bu Haloklin bariyerinden dolayı kuzey buz denizinde buzul alanlarda, denizin üst kısmında tatlı suya erişebilmeniz ve 50 metreden aşağıda ise tuzlu suya ulaşabilmeniz mümkündür. Doğası gereği hemen karışan su, görüldüğü gibi görünmez bir halocline bariyerinden dolayı birbirlerine karışamamaktadır. İşte böylece tatlı ve tuzlu suyun denizde karışmaması, Kutup denizlerinde net görülür.

    Furkan 53 ayetinde bahsedilen tatlı su ve tuzlu su denizinin birbirine yatay olarak bitişik olması gerekmiyor, biri üstte ve diğeri altta bulunan deniz büyüklüğünde su kütlelerini de tarif edebilir. Arapça da bahr yani deniz kelimesi okyanus, deniz, göl ve büyük nehirleri belirtmek için kullanılır. Yani büyük su kütlesi anlamındadır.

    Diğer bir görsel;

    Okyanus altında tatlı ve tuzlu karışmayan denizler

    Denizlerde tatlı su ve tuzlu suyun karışmaması olayı bununla da sınırlı değil. Bu yazıyı yazdıktan sonra daha büyük bir olay keşfedildi. O yüzden şu bilgiyi de ekliyorum. Atlantik okyanusunun altında dünyanın en büyük tatlı su havzası bulundu. 

    Bilim insanları Atlantik Okayanusu’nun altında devasa boyutlarda bir tatlı su havzası bulunduğunu keşfetti. Ölçümlere göre bahsedilen yeraltı havzası 1,1 milyar olimpik havuz hacminde.

    Amerika Birleşik Devletleri’nin kuzeydoğu yakası kıyılarında yeterince derine gidildiğinde ortaya çıkan bu havzada tatlı su bulan araştırmacılar şaşkınlığa uğradı.

    New Jersey’den Massachusettes eyaletine kadar olan boylamdaki okyanus tabanının altında yer alan iki bin 800 kübik kilometrelik havza dünyada bilinen en büyük tatlı su havzası unvanını almış oldu. Şimdi buna benzer başka tatlı su havzalarının olup olmadığı araştırılıyor. 

    Kaynak: https://tr.euronews.com/2019/07/04/atlantik-okyanusunun-altinda-dunyanin-en-buyuk-tatli-su-havzasi-bulundu

    Karadeniz’de denizin içinde bağımsız akan nehir

    Yine Karadeniz’de de 2010 yılında araştırmacılar tarafından büyük ve tuzlu bir denizaltı nehri keşfedilmiştir. Bu da termoklin ve haloklin bariyerin bir örneğidir. https://en.wikipedia.org/wiki/Black_Sea_undersea_river İçinde ağaçlar olan ve birde şelale bulunan, deniz içinde bir akıntıdır bu. Aşağıda 3-D radar görüntüsü verilmiştir. http://www.messagetoeagle.com/remarkable-rivers-with-trees-leaves-and-waterfalls-hidden-under-the-sea/

    underwaterriver

    Cenota Angelita doğada haloklin bariyere örnektir

    Meksika’da orman içinde Cenota Angelita adı verilen bir yer altı mağarası nehrinin, üstte tatlı su içerdiği altta ise tuzlu su içeriğine sahip olduğu belirlenmiştir. Tatlı ve tuzlu suyun burada neden karışmadığı, kaşifi tarafından yine haloklin bariyer ile açıklanmıştır. http://rumorfriends.blogspot.com.tr/2011/12/cenote-angelita-river-under-sea-brief.html

    cenote-angelita-300x189

    Resimde, yüzücünün altındaki ikinci tuzlu su birikintisi görünüyor ve bu su, üstündeki tatlı su ile karışmıyor. Bu resim, doğada bu tür durumların olabileceğini göstermesi açısından dikkat çekici olduğu için eklenmiştir.

    Atlas okyanusu altında deniz

    Birbirine karışmayan deniz olgusuna örnek olarak yine atlas okyanusu altında Brine Pool adlı bir göl vardır ki gölün suyu üstündeki okyanustan daha tuzludur ve keskin sınırlarla ayrılır. Yaşayan canlıları farklıdır. Canlılar bu sınırı geçerlerse toksik şoka girerler. Aşağıda BBC’nin kısa videosuna bakabilirsiniz. Bu örnek de birbirine karışmayan iki deniz gerçekliğini ortaya koyar. Okyanus içindeki gölden okyanusa çıkan bir su yılanı anında toksik şoka giriyor.

    Ama denizler geç de olsa karışmak zorunda değil mi?

    Denizlerde tuzluluk ve sıcaklık farklarından dolayı suların birbirleriyle karışmadığı alanlar olduğunu ve birbirine karışmayan denizler oluşturduğunu bu yazımızda gösterdik. Böyle farklı su kütleleri karşılaşırsa aralarında karışmayı engeleyen bir PERDE oluşuyor ki bilim buna HALOKLİN BARİYER adını veriyor dedik. Bu açık bir Kuran mucizesi olmasına rağmen ateistler bu mucizeyi sulandırmak için “suların Dünya’da karışmaması imkânsız, yavaş ta olsa karışırlar” diyerek mucizenin üstünü örtmeğe çalışıyorlar. Bu iddiayı da bilimsel görünüşlü ideolojik ateist bir site ilk defa ateistlere öğretti ve ateistlerde tutunacak başka dalları olmadığı için bu fikirlerini çürütseniz dahi bırakmak istemiyorlar ve açık bir mucizeyi tam tersine bilimsel çelişki imiş gibi gösterecek kadar pişkin bir durum sergiliyorlar.

    Buradaki yanılgıları şundan kaynaklanıyor ki, bizler suların karşılaştığı yerde oluşan HALOKLİN BARİYERİN sürekli uzayıp gittiğini ve Dünya’yı çevrelediğini böylece bu suların hiçbir yerden birbirine karışacak bir delik bulamadıklarını iddia etmiyoruz. Fakat ateistler bilimin haloklin bariyer olarak adlandırdığı bu müthiş bilimsel gerçeği sulandırmak için müslümanların böyle bir iddiada bulunduğunu söyleyerek gerçekleri sapıtıyorlar. Elbette ki haloklin bariyer sonsuz kadar uzamaz, haloklin bariyeri bir çizgi üzerinde takip ederseniz bir noktadan sonra zayıflar ve sonra kaybolur.

    Birbirine karışmayan deniz suları haloklin bariyerin kalktığı uzak noktalarda karışırlar. Fakat geri dönüp haloklin bariyerin olduğu yere geldiğinizde burada haloklin bariyerin devam ettiğini ve yıllarca belki yüzyıllarca o bölgede haloklin bariyer olduğunu ve kimyasal yapıları ve sıcaklıkları farklı suların BU NOKTALARDA karışmadıklarını görürsünüz. Bu olayı anlamak istemeyen ateist arkadaşlara bir defa daha tekrar ediyorum, haloklin bariyer olan noktalarda denizler birbirine karışmaz fakat kilometrelerce ileri noktalarda haloklin bariyer yoktur oralarda karışır. Haloklin bariyer olmayan yerlerde bu suların karışması HALOKLİN BARİYER gerçeğini değiştirmez.

    Birbirine karışmayan iki deniz olayını gösteren bu haloklin bariyer gerçeği Okyanus bilimciler tarafından çok iyi bilinir. Örneğin Danimarka’da BALTIK DENİZİ VE KUZEY DENİZİNİN karşılaşma noktasında yoğunluk ve sıcaklık farkından dolayı büyük su kütleleri hemen birbirine karışmaz. Aralarında perde (haloklin bariyer) oluşan iki deniz görüntüsü verirler. Bu görüntüyü sürekli orada görebilirsiniz. Aynı görüntüyü Alaska körfezinde de görebilirsiniz. İşte birbirine karışmayan iki deniz gerçeğinin çok somut bir şekilde denizlerde göründüğü iki yer Baltık denizinde ve Alaska körfezinde bulunur.

    Birbirine karışmayan iki deniz nerededir

    Kaynak: Tıkla

    Denizlerin yoğunluklarının farklı olması eriyen buzul sularıyla alakalı olduğu düşünülüyor. Birbirine karışmayan denizlerdeki bu haloklin bariyerin devam etmesi ise buzul sularının DEVAMINA bağlıdır. Yani sürekli bir buzul suyu karışması var ise o bölgeye gittiğinizde sürekli iki farklı renkte ve kimyada denizin BİR PERDE İLE birbirinden ayrıldığını görebilirsiniz. Eğer buzul suyu akıntısı durursa bu perde de bir müddet sonra ortadan kalkar. Yani denizlerde karşılaşan sulardan en az birinin DİNAMİK olması gerekiyor ki zaten ayet te bize iki denizin karşılaşmak üzere salınınca aralarında perde oluştuğunu söylemişti. Yani ayete göre de dinamik bir karşılaşma olması yani bir akış olması gerekiyor.

    Okyanus altı dalgaları

    Birbirine karışmayan deniz örnekleri haloklin ve termoklin bariyerler ile oluşur. Haloklin bariyere diğer bir örnek; OKYANUSLAR ALTINDAKİ DALGALAR bu haloklin bariyer sayesinde oluşur. Birbirine karışmayan sular birbiri içinde dalgalanır fakat en sonunda karışır. Sonradan olan bu karışma onların karışmayarak birbiri içinde dalgalandığı gerçeğini değiştirmez.

    Başka örnek; Okyanuslar içinde SICAK SU AKINTILARI vardır, devasa büyüklükteki sıcak sular bir borunun içinden akar gibi karışmadan kuzey kutbuna gider ve orayı ısıtır. Onbinlerce km boyunca karışmayan sular bu noktada dağılır ve karışır. Şimdi bu suların kuzey kutbunda soğuk sular ile karışıyor olması onbinlerce km boyunca karışmadığı alanlar olduğu gerçeğini değiştirecek mi? Hayır bilim hiç te öyle demiyor. Sular bu onbinlerce km. boyunca haloklin bariyer tarafından boru gibi muhafaza edilir ve atlas okyanusunu geçerek kuzey kutbuna kadar iletilir der. Bu su bariyeri atlas okyanusunda milyonlarca yıldır devam ediyor. Dikkat ederseniz bu sıcak su akıntısının da bariyerini devam etmesi için dinamik olması yani sürekli akan su tarafından beslenmesi gerekmektedir.

    Birbirine karışmayan iki denizin suyu dinamik olmalı

    Kuzey kutbuna varan sıcak sular BUZULLARI ERİTİR demiştik, eriyen buzullardan çıkan TATLI SULAR Baltık denizi üzerinde kilometreler boyunca oluşan bir bariyerle birbirinden ayrılır. Yani denizin üst 50 metresi tatlı sudur, alttaki kısım ise tuzlu sudur. Gemiyle bu bölgeden geçerken kovanızı denize atıp tatlı su çekebilirsiniz fakat geminizle kilometrelerce ileriye doğru devam ederseniz elbette ki tatlı su seyrelecek ve artık bulunmayacaktır, buralarda denize karışmış olacaktır.

    Fakat geriye dönerseniz kovanızı sarkıtıp su aldığınız bölgede günlerce, aylarca, yıllarca, yüzyıllarca boyunca tatlı suyun üstte olduğu ve tuzlu suyun altta olduğu bir tablo ile karşılaşacaksınız. Bu eriyen sular da DİNAMİK olmalı, yani sürekli erime işlemi olmalı ve bir yerlerden deniz suyu sürekli beslenmelidir, yoksa bariyer bir müddet sonra kaybolur. Ayetteki iki denizin salınması ifadesi de denizlerin dinamik olduğunu yani birbirine doğru sürekli dinamik bir su akışını ifade eder. Bu ifade bile ayetin konusunu açıkça gösteriyor.

    Az da olsa karışır söylemi

    Denizler arasında bariyer var diye haber veren Kuran’a karşı çaresiz kalan bazı kişiler konuyu şaşırtmak için denizlerin yavaşta olsa karıştıklarını söylüyorlar.

    Cevap olarak, denizler haloklin bariyerlerin oluştuğu yerde karışmıyor. Karışma olayı haloklin bariyerin kesildiği yerlerde oluyor. Haloklin bariyer sonsuz kadar devam etmediği için haloklin bariyerin kesildiği yerlerde sular tekrar karışmaya devam ediyor.

    Sonuç olarak henüz gizemlerinin çok küçük bir kısmı bile çözülmemiş okyanuslar hakkındaki şu ana kadar ki bilgilerimiz bile ayetlerin ifade ettiği birbirine karışmayan denizlerin arasında bir perde ile ayrılması olayının doğruluğunu göstermektedir. Bilimin haloklin duvar adını verdiği bu yapıya denizlerde yer yer gerek akıntılarda ve gerekse farklı yapıdaki suların kavuşma noktalarında karşılaşabilirsiniz. Bu haloklin duvar sayesinde aynı noktada durarak sağınızdan farklı bir su, solunuzdan farklı bir su veya kutuplarda altınızdan tuzlu su üstünüzden tatlı su örneğini yerinizden hiç ayrılmadan alabilirsiniz. Birbirine karışmayan deniz gerçeği haloklin ve termoklin bariyerlerin mucize bir şekilde bilindiğini gösterir.

    Bazı ateistlerin kelime oyunu ile bilimsel açık bir gerçeği anlaşılmaz yapması

    Birbirine karışmayan deniz gerçeğini mantık safsatasıyla inkar etmek için kurdukları mantık oyununu anlamanız için de bir örnek vereceğim. Mesela siz diyorsunuz ki Türk milletinin askerleri 20 yaşında gençlerden oluşur, ordu bu sayede hep genç kalır. Ateist kişi ise mantık oyunu yapıyor ve diyorki insanlar yaşlanmak zorundadır, o yüzden bu dediğiniz doğru değil. Bu mantık oyunu size de mantıklı geliyor. Öyle ya insanlar yaşlanmak zorundadır. Fakat gizledikleri nokta ise eski askerlerin gidip yeni 20 yaşında askerlerin sürekli orduya dahil olmasıdır.

    Aynı şekilde birbirine karışmayan denizlerin eski suları farklı noktalara göç ederek er ya da geç birbirine karışır doğru ama yeni gelen sular arasında daima orada bir perde vardır ve bu yüzden denizlerin birbirinden ayrılma mucizesini her daim gözünüzle görebilirsiniz. Yani birinci örnekte genç kalan insanlar değil insanların oluşturduğu ordudur. İkinci örnekte de birbirine karışmayan sular değil suların oluşturduğu denizlerdir. Umarım anlaşılır olmuştur.

    Antik çağ insanları da denizlerin karışmaması olayını biliyordu savunması

    Yukarıdaki iddialarının çürüklüğü örnekle anlatılınca umarım anlaşılır olmuştur. İddialarına destek olarak bu birbirine karışmayan deniz olayının M.S. 50 yıllarında Romalı Gaius Plinius Secundus tarafından yazıldığını dolayısıyla Peygamberimizin bundan almış olabileceğini iddia ederler. Bu iddiaları için şunu söyleyeceğiz. Öncelikle bilginin sözlerine bakalım:

    Yazıda dikkat edeceğiniz gibi denize boru gibi akan suyun karışmadığını söylüyor, yani nehirlerin denize aktıkları noktayı kast ediyor ve karşıma olmadığını söylüyor. Bunu gözlemlemiş ve yazmış. Evet nehirlerde denize ilk karıştıkları noktada oluşan haloklin bariyerden dolayı bir tatlı su tabakası oluştururlar. Fakat ayette bahsedilen tatlı su ve tuzlu su denizidir. Yani nehir ve deniz karışması değildir. Ayrıca Kuran mucizelerinin değerini düşürmek için benzer şey İslam’dan önce yaşamış falancanın kitabında da yazılıydı diyen insanlar, Kuran’ın neden hiç bilimsel yanlış almayıp sadece doğruları aldığını nasıl açıklayabilecekler.

    Kuran’ın birbirine karışmayan deniz olgusunu Gaius veya Aristo’dan almış olduğunun iddia edilmesi kitabetten çok anlamayan, kütüphaneleri olmayan, interneti olmayan bir toplum için iddia edilmesi çok saçma geliyor. Hele hiçbir yanlışlarını almayıp sadece doğruları aldığını iddia etmek de mantık safsatasının ikinci perdesini oluşturuyor. Bu eski filozofların bilimsel anlamda söylediklerinin bugün yüzde doksanının yanlış olduğu biliniyor. Ama Kuran’da hiçbir bilimsel çelişki yok. Çelişki olduğu iddia edilen ayetlerin çelişki değil bilimsel mucizeler barındırdığını www.bilimveyaratilisagaci.com adresimizde bilimsel delilleriyle iyice açıkladık. Neden Kuran eski bilginlerin veya toplumların yanlış bilgileriyle dolu değil, neden bir tane bile açıkça çelişki diyebilecekleri ayet yok ta ayetleri eğip bükerek yanlışlamaya çalışıyorlar? Cevabını herkesin vicdanına bırakıyorum.

    Birbirine karışmayan iki deniz gerçeği haloklin ve termoklin bariyerlerin mucize bir şekilde bilindiğini gösterir. Ne diyelim Allah Müslümanlarımızın zihnini açsın da iki cihan saadeti olan güzide kitaplarına ve peygamberlerine ve gençlerine İLİM İLE BİLİM İLE AŞK İLE sahip çıksınlar.

    Ayrıca 112# BİLİM OKYANUSLAR ALTINDA DALGALAR OLUYOR DİYOR. PEKİ KURAN NE DİYOR? yazımızı okumanızı da tavsiye ederiz.

    Arapça bahr kelimesini online kontrol için tıkla

    Göl kelimesini kontrol için tıkla

    S.S.S.

    Yazı kaynağı : www.bilimveyaratilisagaci.com

    İKİ DENİZİN BİRBİRİNE KARIŞMAMASI - İki Deniz Arasındaki Perde

    İKİ DENİZİN BİRBİRİNE KARIŞMAMASI - İki Deniz Arasındaki Perde

    Kur’an-ı Kerim’de bahsedilen suları birbirine karışmayan iki deniz hangisidir?

    Rahmân Sûresi’nin 19 ve 20. âyetlerinde:

    “İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir. (Fakat) aralarında bir engel vardır; birbirine geçip karışmazlar! (Kendi yapılarını muhâfaza ederler.)buyrulmuştur.

    İKİ DENİZİN BİRBİRİNE KARIŞMAMASI

    Bu âyetlerde bildirilen hakîkat, asrımızda anlaşılan bir Kur’ân mûcizesidir. Son keşiflerde iki denizin birleştiği yerde, sanki suların birbirine karışmasına mânî olan meçhûl bir set, görünmeyen bir perde olduğu tespit edilmiştir. Böylece Akdeniz’in suyu ile Atlas Okyanusu’nun suyu birbirine karışmamakta, her iki taraf da aslî karakterlerini muhâfaza etmektedir. Sanki Cebel-i Târık Boğazı’nda ilâhî kudreti sergileyen mûcizevî bir perde vardır.

    Missisipi ve Yang-Çe gibi yüksek debili nehirler de aynı özelliği gösterirler. Onların tatlı suyu ile denizin tuzlu suyunun karışması bâzen deniz kıyısından çok içeride meydana gelir. Bu bir ilâhî kudret tecellîsi olup bugün tespit edilen büyük bir mûcizedir.

    Bu hususta İstanbul ve Çanakkale boğazlarındaki çift yönlü akıntıyı da misâl olarak verebiliriz. Akdeniz’in daha yoğun ve tuzlu (binde 36) olan suları, dip akıntısıyla Karadeniz’e doğru; Karadeniz’in daha az tuzlu (binde 18) olan suları da üst akıntıyla Akdeniz’e doğru akar.

    Medeniyetten uzak, câhil bir toplumun ve o toplum içindeki ümmî bir insanın o zaman bu gerçekleri kendiliğinden bilip söylemesi mümkün müdür?

    İKİ DENİZ NEDEN BİRBİRİNE NEDEN KARIŞMIYOR?

    Amerikalı deniz uzmanı Prof. Dr. Heyy de, yaptığı uzun ilmî tedkikler netîcesinde şu hakîkatlere ulaşmıştır:

    Engin suların arasına çekilen ilâhî bir kudret perdesi vardır. Bu perde, iki denizin birbirine karışmasını engelliyor. Bununla beraber, iki deniz suyunun birbirine geçmesine mânî olmuyor. Ancak bu akışı, her iki tarafın sularının geçtiği tarafın taşıdığı kimyevî muhtevâya göre ayarladıktan sonra gerçekleştiriyor. Yâni bu perde, geçmesi gerekeni geçiren, geçmemesi gerekeni engelleyen çift taraflı bir süzgeç gibidir. Çünkü bütün deniz ve okyanus sularının husûsiyetleri ayrıdır. Öyle ki, sıcaklık ve tuzluluk oranlarından, bünyelerinde yaşayan canlıların farklılığına kadar her biri ayrı bir âlemi ifâde eder.

    Prof. Dr. Heyy’e bu husustaki Kur’ânî bilgiler gösterilince, onun da birçok insaflı ilim adamı gibi hayret ve dehşet içinde dilinden şu cümleler dökülmüştür:

    “–Doğrusu ben, bu bilgileri Kur’ân’da görmekle çok şaşırdım! Bunların aslâ bir beşer sözü olamayacağı kanaatindeyim! Bu bilgiler, mutlakâ Allah tarafından bildirilmiş olmalı!..”

    Bundan sonra Prof. Dr. Heyy, Kur’ân’ı ve hadîs-i şerîfleri büyük bir dikkatle inceledi. Kur’ân’ın vahiy mahsûlü olması yanında birçok mûcizelerle dolu olduğunu da görünce şu hadîs-i şerîfteki hakîkatin de bir mûcize olarak tahakkuk ettiğini ifâde etti:

    Allah Resûlü buyururlar:

    “Gönderilen her Peygambere, insanların hidâyetine vesîle olacak bir mûcize muhakkak verilmiştir. Bana verilen de Allâh’ın bana vahyettiği kelâm nev’inden olan Kur’ân-ı Kerîm’dir. Bu sebeple kıyâmet günü ümmetimin diğer ümmetlerden sayıca çok olmasını ümit ediyorum.” (Buhârî, İ’tisam, 1; Fedâilü’l-Kur’ân, 1; Müslim, Îmân, 279)

    Fizik ilmiyle meşgul olan ve Kur’ân’ı da anlamaya çalışan âlimler şöyle demişlerdir:

    “Fiziğin bütün can alıcı esasları, noksansız bir şekilde Kur’ân’da yer almıştır. Elbette bizden sonra da nice hikmetler kâinattan bilinip öğrenilecektir.”

    Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Rahmet Peygamberi, Erkam Yayınları

    İslam ve İhsan

    Coğrafya Nedir, Neyi İnceler?

    Yazı kaynağı : www.islamveihsan.com

    Facebook

    İki denizin karışmadığı yer! Gizem ortaya çıktı...

    Kur'an'da bildirilen "denizlerin birbirine karışmaması" konusunun bilime aykırı olduğunu söyleyenlere nasıl cevap vermeliyiz?

    Kur'an'da bildirilen

    Değerli kardeşimiz,

    İlgili ayetlerden birinin meali şöyledir:

    Öncelikle şunu ifade edelim ki, Kur'an’ın her bir kelamı ve ayetinde üç hüküm sürekli olarak bulunur. Bu üç hükümü kabul etmek noktasında zorunluluk ölçüleri değişir ve itikatta hüküm buna göre şekillenir.

    Birinci Hüküm: "Kur'an’ın içindeki kelam ve ayetler gerçekten Allah’ın ayeti ve kelamı mıdır?" diye bir önerme vardır. Burada ihtilaf ve ayrılık söz konusu değildir. Yani bütün tefsir alimleri Kur'an içindeki ayet ve kelamların Allah’ın olduğunda müttefiktir. Burası zaruriyattandır, herkes Kur'an’ın Allah kelamı olduğunu kabul etmek zorundadır. Bu hükümde ihtilaf caiz değil küfürdür.

    İkinci Hüküm: Kur'an’ı Allah’ın kelamı olduğunu kabul ettikten sonra ikinci bir hüküm devreye girer. Bu da acaba "Allah’ın bu kelam ve ayette kast ettiği mana ve murat doğru ve hak mı dır?" Yani -haşa- "Allah acaba burada yanılmış olamaz mı?" diye bir soru sorulamaz. Sonsuz ilim sahibi ve hata ve kusurdan münezzeh olan bir Allah’ın yanılması ve batıl bir şey kast etmesi düşünülemez. Allah’ın bu kelamında kast ettiği bütün manalar hak ve doğru demek imanın bir gereğidir.

    Üçüncü Hüküm: "Acaba Allah bu ayet ve kelamında hangi manayı kast ediyor?" Şayet bu kelamını başka bir kelamında izah ediyor isei onu kabul etmek zaruridir. Mesela, falanca surenin beşinci ayeti falanca surenin ikinci ayetinde izah ediliyor, o zaman biz bu ayeti kendi keyfimize göre yorumlayamayız, izah edilen ayetteki hüküm ve manayı kabul etmek farz olur. Ya da manası izah gerektirmeyecek kadar açıksa, aynen kabul etmek yine bize farz olur.

    Ancak ayetin manası açık değilse, bir başka ayet ve hadiste de izahı yapılmamış ise, işte burada alim ve müfessirler kendi anlayış ve ilmine göre yorum yapabilirler. Tabi yapılan yorum ve tefsirler yine Arapça dil kurallarına ve tefsir usulune uygun olmak şartı ile makbul ve geçerlidir. Yani kimse keyfi olarak tefsir yapamaz. İşte bu kurallar ve usul içinde yapılan bütün birbirine zıt tefsirler caiz olarak kabul edilmiştir. Bir tefsirin diğer tefsire zıt olması günah da sayılmaz. Burada ihtilaf ve farklılık caizdir. Tarihte üç yüz bine yakın farklı tefsirin olması ve hepsinin de makbul alimlerce yazılması konuya ışık tutar. Müfessirlerin ihtilafının sınırları ve ölçüleri bunlardır.

    Bu nedenle, başta mealini verdiğimiz ayete de birden çok anlam verilmiştir. Bilinen anlamıyla "iki denizin karışmadığı" anlamı ise bunlardan sadece biridir.

    Buna göre, tefsir alimlerinin ayete verilen farklı manalar birer yorumdur. Eğer yapılan yorumlar doğruysa, ayetin manaları içine girer. Bir mucize olur. Eğer yorumlar henüz doğrulanmamışsa, iki ihtimal vardır:

    - Ya henüz ilim o seviyeye gelmemiştir. İlimlerin gelişmesiyle bunlar tasdik edilecektir.

    - Ya da bu kanaatler, bu yorumları yapanlara aittir. Kur’an ile ilgisi yoktur.

    Öyleyse, bir alimin ayetle ilgili bir yorumuna bakarak hemen ayete itiraz etmek, hem ilmi araştırmaya hem de hak ve hakkaniyete uymaz.

    Soruya gelince:

    Birbirine açılan, fakat suları kesinlikle birbiriyle karışmayan denizlerin bu özelliği, okyanus bilimciler tarafından çok yakın bir zaman önce keşfedilmiştir. "Yüzey gerilimi" adı verilen fiziksel bir kuvvet nedeniyle, komşu denizlerin sularının karışmadığı ortaya çıkmıştır. Denizlerin farklı yoğunluklarından kaynaklanan yüzey gerilimi, âdeta bir duvar gibi sularının birbirine karışmasını engeller. (Richard A. Davis, Principles of Oceanography, Addison-Wesley Publishing Company, Don Mills, Ontario, s. 92-93)

    Elbette ki insanların, fizikten, yüzey geriliminden, okyanus biliminden haberdar olmadıkları bir devirde bu gerçeğin Kur'an'da bildirilmiş olması son derece dikkat çekici bir durumdur.

    Ancak bu ve benzeri ayetlerde geçen "iki deniz" ifadesinden neyin kasdedildiği konusunda bir değil bir çok fikir ileri sürülmüştür:

    Hasan-ı Basri ve Katade Hazeratına göre Akdeniz ile Basra Körfezi arası kasdedilmiştir... Bunu İmam-ı Taberî rivayet eder... Onlara göre engel dağ, taş, kara veya herhangi bir şey olabilir. Katade'ye göre bir denizin taşarak diğerine boşalmamasıdır.

    Said bin Cübeyr ve Abdullah bin Abbas'a göre, göklerdeki deniz ile yerdeki denizdir. İmam-ı Taberî'nin tercihe şayan bulduğu görüş budur. Açıklaması aşağıda Elmalılı tarafından yapılacaktır kısaca.

    Elmalılı merhum burada bazı tefsirlerden yaptığımız açıklamaları toplu şekilde izah etmektedir:

    Evet iki denizi mercetti (salıverdi). Burada merc müteaddidir, salıverdi demektir. Bu da esas itibariye karıştırmak mânâsına gelirse de, bu ayrı bir kullanmadır. Bu iki deniz hakkında misal olmak üzere çeşitli yorumlar yapılmıştır.

    Birincisi, Furkan Sûresi'nde geçen,

    âyetine mutabık olmak üzere biri tatlı diğeri acı iki derya denilmiş. Mesela Şap denizine Nil, Basra Körfezi'ne Dicle dökülmüş olduğu gibi, diplerindeki suların birbirlerine kavuşması ile beraber birden bire diğeri ile karışmaksızın bir hayli mesafeleri uzayıp giden büyük sularla temsil edilmiştir. Buradaki iltikâ (karşılaşma) fiilî olarak birbirine temas mânâsına gelmektedir. İltikâ, temas edecek şekilde yakınlık ve komşuluk olarak da yorumlanabilir. Bu, acı denizin altında veya yakınında yer alan su hazineleri şeklindeki düşünceye de uygun olabilir.

    İkincisi, her ikisinin suyu da acı olmak üzere bir zamanlar Faris Denizi adı verilen Hint Okyanusu ile Rûm denizi denilen Akdeniz ile temsil edilmiştir ve aralarındaki engel Arabistan yarımadası veya karşılaşmak üzere bulundukları Süveyş engelidir. Buna göre: "O iki deniz, birleşeceklerdir." mânâsına da yorumlanabilir ki, bu da Süveyş kanalının ileride açılacağını göstermektedir.

    âyeti de bu ikinci mânâya daha yakın bir anlam ifade etmektedir. Zira tatlı sudan inci ve mercan çıkması, biraz tevile dayalıdır.

    Üçüncüsü, gök denizi ve arz denizi denilmiştir ki denizlerle, bulutlar veya daha geniş bir mânâ kastedilmiş olabilir.

    Dördüncüsü, yeri etrafından kuşatan dış denizle yerin kıtaları arasındaki iç deniz ki, bu iki deniz birbirine kavuşurlar. Yer, aralarında bir engel halinde kalır, böylece taşıp da o yeri istilâ edemezler.

    Beşincisi, "maşrikayn ve mağribeyn" (iki doğu ve iki batı)(Rahman, 55/17) de geçtiği üzere acı, tatlı, iç dış, semavî ve arzî hatta hakikat ve mecaz her iki neviyle deniz de demek olabilir ki en genel anlamı budur. Bu suretle işarî mânâ olarak cismanî (maddi) âlem ile ruhanî (manevî) âlem anlamı da bulunabilir ki, aralarında mevcut olan berzah da hayal ve gölge alemi olmuş olur.

    Ayette geçen berzah, esasen iki şey arasında bulunan engel ve ayırıcı sınır demektir. Coğrafya ıstılahında bilindiği gibi iki deniz arasında bulunan karaya denir. Berzah, burada ya bu anlamı ifade etmektedir ya da kudretten herhangi bir sınır mânâsınadır. Aralarında bir berzah bulunduğundan dolayı o iki deniz birbirine geçmezler. O berzahı, o haddi aşıp da diğerinin yerini işgal edecek, özelliğini ortadan kaldıracak bir zulüm ve tecavüz yapmazlar, yapmaya meydan bulmazlar. (bk. Elmalılı Hamdi, Hak Dini, Rahman 19-20. ayetlerin tefsiri)

    İlave bilgiler için tıklayınız:

    Vakıa Suresi ve Rahamn Suresinde geçen iki deniz hangileridir?
    - Rahman Suresi'nde iki suyun karışmadığı ve ikisinden de inci ve mercan çıktığı bildirilir. Tatlı ve tuzlu su hangisidir? İnci ile mercan nereden çıkar?
    Tatlı, içilebilir deniz var mıdır?

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet

    Yazı kaynağı : sorularlaislamiyet.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap