Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğünün sınırı nedir

    1 ziyaretçi

    işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğünün sınırı nedir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülüklerini Yerine Getirmemesi Halinde İşçinin Sahip Olduğu Haklar

    İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülüklerini Yerine Getirmemesi Halinde İşçinin Sahip Olduğu Haklar

    İş Hukuku’nun temel amacı, çalışma ortamının insanileştirilmesi, işçinin fiziki ve manevi varlığının korunmasıdır. “İşin yapılması sırasında işyerindeki fiziki koşullar nedeniyle işçilerin maruz kalabilecekleri sağlık sorunları ve mesleki risklerin azaltılması ya da ortadan kaldırılması” olarak tanımlanabilecek olan iş sağlığı ve güvenliği kavramını da bu kapsamda düşünmek gerekir. Hukukumuzda, 6331 sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu, konunun esaslarını ele alan temel kanundur.

    I. İŞVERENİN İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

    İşverenin, İSG önlemlerini alma borcunun hukuki dayanağı hem özel hukuktan hem de kamu hukukundan kaynaklanmaktadır. İşverenin iş sözleşmesi kapsamındaki “koruma ve gözetme borcu” İSG önlemlerini alma borcunu da içinde barındıran özel hukuktan kaynaklanan bir borçtur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417/2’de yer alan “İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür” ifadesiyle bu yükümlülük düzenlenmiştir. Madde metninde yer alan “gerekli her türlü önlem” ifadesi, işverenin yükümlülükleri bakımından herhangi bir sınırlandırma yapılmayacağına işaret etmekte olup mevzuatta açıkça öngörülmemiş olsa bile işverene işin niteliğine göre teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı her tür önlemi alma yükümü yükler.

    TBK m. 417’nin yanında, Anayasa’da yer alan sosyal devlet ilkesi ile 6331 sayılı Kanun’da öngörülen kamu düzenine ilişkin mutlak emredici kurallar da işverene İSG önlemlerini alma borcunu yüklemektedir. Ödemekten daha kolay, insani ve ucuz bir yol olan “önleme”, 6331 sayılı Kanun’un temel hedefidir. Önleme hedefine bağlı olarak kanunda işverene kamu hukuku kuralı niteliğinde emredici görevler verilmiştir. Bunları kısaca şu şekilde açıklayabiliriz:

    • İşyerinde Risk Değerlendirmesi Yapmak Veya Yaptırmak: İşyerindeki risklere göre o işyerine özgü İSG önlemlerinin belirlenebilmesi için 6331 s. Kanun’un 10. maddesinde bu yükümlülük düzenlenmiştir.

    • İş Sağlığı ve Güvenliği İçin Her Tür Önlemi Almak: 6331 s. Kanun’un 4. maddesinde işverene İSG için her tür araç gereci sağlamak, sağlık ve güvenlik tedbirlerini değişen şartlara uyarlamak, işyerinde İSG uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirmek, acil durum planı yapmak, iş kazalarının kayıtlarını tutmak gibi birtakım yükümlülükler yüklenmiştir.

    • Önlemlere Uyulup Uyulmadığını Denetlemek: İş sağlığı ve güvenliği kültürünün yerleşmediği ülkelerde denetim ve yaptırım mekanizmaları etkin olmadığı sürece İSG önlemlerine uyma eğilimi azaldığı için kanunda işverene denetim yükümlülüğü de yüklenmiştir. Bu bakımdan, örneğin koruyucu donanımın temin edilmesi yeterli olmayıp bunun işçi tarafından kullanılıp kullanılmadığının da işverence izlenmesi gerekmektedir.

    • İşçileri Bilgilendirmek ve Eğitmek: Mevzuat ne kadar iyi olursa olsun, çalışanlara İSG bilinci aşılanmadığı sürece tüm yasal düzenlemeler temenniden öteye geçemez. İşçilerin mesleki riskler, alınacak tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar vb konularda bilgilendirilmeleri gerekir. Bu nedenle Kanunun 17. maddesinde işverenin işçileri eğitme ve bilgilendirme yükümlülüğüne yer verilmiştir.

    • İşçilerin Görüşünü Almak ve Katılımını Sağlamak: İSG önlemlerinin temelinde işçinin sağlık ve güvenliğini temin etmek olduğu için bu önlemlerin işçi-işveren işbirliği içinde alınması faydalı olacaktır. Çalışanların tecrübeleri de daha etkin önlemler alınabilmesi için katkı sağlayabilir. Kanunda bu amaca yönelik olarak işverene, işyerinde çalışan temsilcisi görevlendirme yükümü getirilmiştir.

    II. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMEYEN İŞVERENE KARŞI İŞÇİNİN HAKLARI

    İşveren, ifaya katılma yükümü nedeniyle işçinin çalışma ortamını uygun bir şekilde hazır etmek zorundadır. Bu kapsamda, işyerinin ısıtılması, hijyeni, asansör vb araçların hazırlanması gibi hazırlıklar yapılmalıdır. Bunun gibi iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini yerine getirmeyerek işçinin iş görme borcunun ifası önünde engel oluşturan işveren, mütemerrit alacaklı durumuna düşmüş olur. Böyle bir durumda işçi 6098 sayılı TBK m. 408’e dayanarak, iş görme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engelleyen işverenden ücretini talep edebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, İSG önlemleri genelde teknik nitelik taşıdığı için bu konuda işçinin yanlış yapacağı bir değerlendirmenin aleyhine yaratacağı hukuki sonuçlara katlanacağıdır.

    6331 sayılı Kanun’da iki farklı durumda işçiye çalışmaktan kaçınma hakkı tanınmıştır. Bunlardan biri, İSG Kurulu veya işverenin vereceği karar üzerine çalışmaktan kaçınma hakkı, diğeri ise yakın ve ciddi tehlike arz eden durumlarda çalışanın durumu re’sen takdir ederek çalışmaktan kaçınma hakkıdır.

    1. Hukuki Niteliği

    İş Hukuku’nun amacı bir yandan sözleşmeyi ayakta tutarken diğer yandan işverenin yükümlülüklerini yerine getirmesinin sağlanmasıdır. Bu nedenle İSG önlemlerine uymayan işverene karşı işçinin fesihten önce başvurabileceği bir yol olarak çalışmaktan kaçınma hakkı öngörülmüştür. 6331 sayılı Kanun m. 13 gereği, işçiler güvenliklerini tehlikeye düşüren bir tehlikeyle karşılaştıklarında durumun tespit edilip gerekli önlemlerin alınmasını isteyebilirler. Gereken önlemler alınıncaya kadar da çalışmaktan kaçınabilirler. Bu hakkın hukuki niteliğini ödemezlik def’i, işverenin temerrüdü, ifa imkansızlığı, zaruret hali gibi çeşitli nitelendirmelere tabi tutan görüşler vardır. İşçinin, çalışmaktan kaçındığı dönemde ücret ve diğer hakları saklı olduğu için işverenin temerrüdü görüşü bizce de daha isabetlidir.

    2. Şartları

    3. Sonuçları

    İşçi, 6331 sayılı Kanun m. 13/2 uyarınca, gerekli tedbirler alınıncaya kadar iş görme edimini yerine getirmeme hakkına sahip olur. Bu nedenle hakkın kullanımına ilişkin bir süre sınırlaması yoktur. İşveren gereken önlemleri almadığı sürece mütemerrit durumda olacağı için bu süre boyunca çalışmaktan kaçınma hakkının kullanımı mümkündür. Ancak tedbirler alındığı andan itibaren işçinin çalışmaktan kaçınması Medeni Kanun m. 2 anlamında hakkın kötüye kullanımı teşkil eder.

    Çalışmaktan kaçınma hakkının kullanıldığı süre boyunca iş sözleşmesi ayakta kaldığı için işçi ücret ve diğer haklarını almaya devam edecektir. Bu husus 6331 sayılı Kanun m. 13/2’de açıkça ifade edilmiştir. Yine işçinin çalışmaktan kaçındığı sürenin çalışma süresinden sayılacağı konusunda da kuşku bulunmamaktadır.

    Bir diğer husus, işyerindeki tehlikenin birden fazla kişiyi ilgilendirdiği durumlarda, işçilerin topluca çalışmaktan kaçınmalarının grev teşkil etmeyeceğidir. Zira kanundan doğan bir hakkın kullanılması grev olarak nitelendirilemez.

    İşçinin haklı nedenle fesih hakkının kanuni dayanağını hem İş Kanunu m. 24/1,a ve m. 24/2,f hükmü hem 6331 sayılı Kanun m. 13/4 hükmü hem de 6098 sayılı Kanun m. 435 hükmü teşkil eder.

    1. Çalışmaktan Kaçınma Hakkı Kapsamında Fesih Hakkı

    İş Kanunu kapsamında çalışan ve 6331 sayılı Kanun m. 13 gereği ciddi ve yakın bir tehlikeyle karşı karşıya kalarak çalışmaktan kaçınma hakkını kullanan işçi, gerekli önlemler alınmadığı takdirde kural olarak İş Kanunu m. 24/1,a bendi kapsamında iş sözleşmesini feshedebilir. Hükme göre, işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı ve yaşayışı için tehlikeli olursa işçi sözleşmeyi derhal feshedebilir. Burada işin tehlikeli olup olmadığı belirlenirken işçinin yaşı, cinsiyeti, sağlık durumu gibi sübjektif koşullara dikkat edilmesi gerekir. Yine, tehlikenin sözleşme kurulduğu sırada biliniyor olması da hakkın kullanımını engellemez. 6331 sayılı Kanun’un 13. maddesinde fesih hakkının kullanımıyla ilgili hak düşürücü süre öngörülmediğinden ve bu konuda İş Kanunu’na atıfta bulunulduğundan işçi İşK m. 24/1,a kapsamındaki fesih hakkını herhangi bir hak düşürücü süreye bağlı kalmaksızın kullanabilecektir.

    2. Genel Olarak İSG Önlemlerinin Alınmaması Nedeniyle Fesih Hakkı

    Çalışmaktan kaçınma hakkının şartlarının oluşmadığı durumlarda işçi yine de İSG önlemlerinin alınmaması sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshedebilir. Bu tür durumlarda işçi (haksız fesih olma riskini üstlenerek) İş Kanunu m. 24/2,f bendine dayanarak çalışma koşullarının uygulanmaması nedeniyle iş sözleşmesini feshedebilir. Taraflar çalışma koşullarının belirlenmesi konusunda kural olarak serbest iseler de iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin mevzuata aykırı davranılması işçi bakımından çalışma koşullarının uygulanmaması anlamına gelir. İşK m. 24/2,f uyarınca yapılacak fesihlerde hak düşürücü süre öğrenme tarihinden itibaren 6 iş günü ve her halde 1 yıl olarak belirlenmişse de İSG önlemleri alınmadığı sürece hak düşürücü süre işlemeyecektir.

    3. Diğer İş Kanunları ve Borçlar Kanunu Kapsamında Fesih Hakkı

    Son olarak, İş Kanunu kapsamına girmeyen işçiler bakımından haklı fesih hakkına da değinmek gerekir. 6098 sayılı TBK kapsamında çalışan işçiler ile Deniz İş Kanunu ve Basın İş Kanunu’nda hüküm bulunmayan hallerde bu kanunlara tabi olarak çalışan işçiler için genel geçerli kanun olan 6098 sayılı TBK’nın 435. maddesi uygulanır. Madde hükmü uyarınca, dürüstlük kurallarına göre sözleşmeyi devam ettirmesi kendisinden beklenemeyecek olan taraf sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir. İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması da çalışanın sağlığını tehdit ettiği için bu durum iş ilişkisinin devamını çekilmez hale getirir ve çalışana fesih hakkı verir.

    Konu hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. https://www.seckin.com.tr/kitap/579623465 (Şeyma Akkaşoğlu, İşçi ve İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülüklerinin İş Sözleşmesine Etkisi, ss. 225-260).

    Yazı kaynağı : blog.lexpera.com.tr

    İşverenin İş Sağlığı Ve Güvenliğine İlişkin Yükümlülükleri

    Borçlar Hukuku hükümlerine göre; işverenin işçiye karşı, ücret ödeme ve eşit işlem yapma borcunun haricinde, işçiyi gözetme ve koruma borcu bulunmaktadır. İş sağlığı ve güvenliğine dair önlemlerin alınması ile kendisini gösteren gözetme ve koruma borcu; işçinin işverenine bağlılık ve sadakat borcunun en önemli karşılığıdır.

    Gözetme borcu işverene, işçinin çıkarları doğrultusunda davranma, onu koruma ve yardımcı olma, işçiye zarar verebilecek davranışlardan kaçınma borcu yükler.

    İşverenlerin işçileri gözetme borcu kapsamında yer alan başlıca yükümlülüklerinden biri de, iş güvenliği önlemlerini alma zorunluluğudur.

    İş sağlığı ve güvenliği kavramı ile işçiyi işyerindeki olası iş kazaları ile meslek hastalıklarına karşı korumayı amaçlayan düzenlemeler anlaşılmaktadır. İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin önlemleri alma yükümlülüğü, esas olarak işverene yüklenmiştir.

    Bu yükümlülüğe dair temel kural, 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun, “Hizmet Akdi” başlıklı 10. Bölümü’nde yer alan “Tedbirler ve Mesai Mahalleri” başlıklı 332. maddesinde yer almaktadır. Buna göre işveren; sözleşmenin özellikleri ve işin mahiyeti bakımından, hakkaniyet çerçevesinde kendisinden istenebileceği derecede, işçinin çalışma yüzünden karşı karşıya kaldığı tehlikelere karşı gereken tedbirleri almaya ve uygun ve sağlığa elverişli çalışma yeri, işçi birlikte ikamet ediyorsa, sağlığa elverişli bir yatacak yer göstermeye mecburdur.

    Borçlar Kanunu’nun haricinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77. maddesi uyarınca işverenler; işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdürler. Ayrıca aynı madde uyarınca işverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek ve işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Söz konusu madde ile işverenlerin işyerlerinde meydana gelen iş kazasını ve tespit edilecek meslek hastalığını en geç iki iş günü içinde yazı ile ilgili bölge müdürlüğüne bildirmesi zorunlu kılınmıştır. Maddenin son fıkrası uyarınca, iş sağlığı ve güvenliğine dair hükümlerin, çırak ve stajyerlere de uygulanacağı hükmolunmuştur.

    Bahsi geçen kanunların haricinde, 15.08.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Hakkında Yönetmelik ile işyeri sağlık ve güvenlik biriminin oluşturulması veya işyeri dışında kurulu ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alınması ile işyeri hekimi ve gereğinde diğer personelin görevlendirilmesi bakımından devamlı olarak en az 50 işçi çalıştırılan işyerlerini ve iş güvenliği uzmanı mühendis veya teknik elemanın görevlendirilmesi bakımından sanayiden sayılan işlerin yapıldığı ve devamlı olarak en az 50 işçi çalıştırılan işyerlerini kapsayan düzenlemeler getirilmiştir.

    Yönetmelik hükümlerine göre işverenler, işyerlerinde, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamını sağlamak amacıyla; iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini belirlemek, almak, uygulanmasını izlemek, denetlemek ve geliştirmek, iş kazası ve meslek hastalıklarını önlemek, işçilere ilkyardım ve acil müdahale ile önleyici ve koruyucu sağlık ve güvenlik hizmetlerini vermekle yükümlüdür. Devamlı olarak en az 50 işçi çalışan işyerlerinde bu hizmeti vermek için, işyeri sağlık ve güvenlik birimi oluşturulması ve bir veya birden fazla işyeri hekimi ile gereğinde diğer personeli ve sanayiden sayılan işlerde bir veya birden fazla iş güvenliği uzmanının görevlendirilmesi gerekmektedir. İşverenler, bu yükümlülüklerini, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin tamamını veya bir kısmını işyeri dışında kurulu ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden alarak da yerine getirebilirler.

    İşverenin, iş sağlığı ve güvenliği konusunda işyeri dışındaki uzman kişi veya kuruluşlardan hizmet alması, bu konudaki sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 14.09.1999 tarihli, 1999/4222 E. – 1999/5690 K. sayılı kararında, “İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun açık buyruğudur” denilmektedir.

    İşverenin işçiyi gözetme borcuna aykırı davranması halinde veya işyerinde yeterli güvenlik önlemlerinin alınmaması sonucu işçinin ölmesi veya sakat kalması ya da meslek hastalığına yakalanması halinde, işverenin hukuki, cezai ve idari sorumluluğu doğacaktır.

    KAYNAKÇA
    Sarper SÜZEK; İş Hukuku, İstanbul 2005.
    Lütfi İNCİROĞLU; İş Sağlığı ve Güvenliğinde İşçi ve İşverenin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu, Ankara 2008.

    Yazı kaynağı : www.erdem-erdem.av.tr

    İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemleri Alma Sorumluluğu

    İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemleri Alma Sorumluluğu

    İŞVERENİN İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ÖNLEMLERİ ALMA SORUMLULUĞU

    HUKUKİ DEĞERLENDİRME

    İş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınması zorunluluğu, işverenin geniş anlamda işçiyi gözetme borcunun kapsamında yer alır. İş sağlığı ve güvenliği önlemleri alma borcunun hukuki dayanaklarından bir tanesi, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde düzenlenmiştir. İş verenin genel yükümlülüklerinin düzenlendiği İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi;

    “(1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

    a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
    b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
    c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.
    ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.
    d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.

    (2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.

    (3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez.

    (4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.”

    Demektedir. İş sağlığı ve güvenliği önlemleri alma borcunun bir diğer hukuki dayanağı, Borçlar Kanunu’nda yer alan 417. maddede düzenlenmiştir. “İşçinin kişiliğinin korunması” başlığı altında düzenlenen, Borçlar Kanunu madde 417/2;

    “İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.”

    Diyerek, işverenin, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak için gerekli her türlü önlemi almasını emretmiştir.

    Yukarıda bahsettiğimiz mevzuat hükümleri işverenin, iş sağlığı ve güvenliğini sağlama borcunu genel çerçevede düzenlemektedir. İş sağlığı ve güvenliği hakkında yönetmelikler başta olmak üzere birçok mevzuat hükmü olmakla birlikte, mevcut mevzuatlara tamamı ile uyulması işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Zira işverenin, iş sağlığı ve güvenliği için önlem alma borcu ile ilgili olarak, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları;

    “İşverenin, insan yaşamının kutsallığı çerçevesinde sigortalının sağlıklı ve güvenli bir ortamda işgörmesini sağlamakla yükümlü bulunduğu yönü tartışmasızdır. Yasalarda, tüzüklerde ve yönetmeliklerde açıkça gösterilmemiş olsa dahi işverenin işçi sağlığına ve güvenliğine ilişkin gerekli önlemleri almakla yükümlü bulunduğu yönü Borçlar Kanunu madde 417/2 ile İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4/1-a maddelerinin açıkça buruğudur.”

    Diyerek, işverenin, iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alma borcundan sadece yasalarda, tüzüklerde ve yönetmeliklerde yer alan önlemleri almakla kurtulamayacağı belirtilmiştir. Yine bir başka Yargıtay kararında;

    “İşçinin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, bu tedbirin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin böyle bir tedbirin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır.”

    Denmektedir. Bu karardan da görüldüğü üzere, işverenin gerekli önlemleri alıp almadığı değerlendirilirken, hakkaniyet ölçülerine veya bu önlemlerin iş verenden istenip istenemeyeceğine değil; aklın, ilmin, fen ve tekniğin gerektirdiklerine bakılır. 

    İş sağlığı ve güvenliği için alınan önlemler sırasında bir aksilik yaşanması durumunda işverenin sorumluluğuna kusurlu olması halinde gidilir. Bu konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir kararında;

    “Bir iş kazasından işverenin sorumlu tutulabilmesi için, işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal göstermesi sonucu kaza meydana gelmiş olmalıdır.” Demektedir.

    SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
    Yukarıda yapmış olduğumuz hukuki değerlendirme neticesinde, işyeri ortamı ve çalışma koşullarındaki iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak işverenin sorumluluğundadır. İşverenin tüm önlemleri alınmasına rağmen bir komplikasyon gelişirse, bu durumdan işveren sorumlu olmayacaktır. 

    Yazı kaynağı : kulacoglu.av.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap