Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    işletmelerin kar payı dağıtım oranlarının artması işletmelerin öz kaynaklarını nasıl etkiler

    1 ziyaretçi

    işletmelerin kar payı dağıtım oranlarının artması işletmelerin öz kaynaklarını nasıl etkiler bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Finansal – Ünite 15

    Ünite 15 – Kar Dağıtım Politikası

    Kar dağıtım politikası, işletmenin karının ne kadarının ortaklara dağıtılacağı ve ne kadarının işletme bünyesinde bırakılarak oto finansman sağlanacağı konusundaki karar­ları içerir.

    Bazı görüşler, kar dağıtım politikasının işletmenin piyasa değerini etkilemeyeceğini savunmakta, bazıları ise kar dağıtımının gelecek dönemlerde hisse senetlerinin piyasa fiyatını yükselterek, piyasa değerini etkileyeceğini savunur.

    Miller – Modigliani Kar Payı İlişkisizliği Yaklaşımı

    İşletme tarafından elde edilen kazancın kar payı şeklinde dağıtılması veya işletme bünyesinde bırakılmasının, işletme değeri açısından herhangi bir önemi olmadığını, işletme değerinin varlıklar üzerinden yaratılan kazançların artırılması ile yük­seltilebileceği belirtilir.

    Yaklaşım yatırımcıların yapmış oldukları yatırımlarda, herhangi bir vergi ya da komisyon ücreti ödemeyeceklerini, işletmelerin iflas etmeyeceklerini kar dağıtım politikasının sermaye bütçelemesinden bağımsız olduğunu, işletmenin büyüme sağlayacağı yatırımlarda, kar payı dağıtılmasıyla elde edilen karların işletme bünyesinde bırakılmasının yatırımcılar açısından herhangi bir fark yaratmayacağını varsayar.

    Gordon – Lintner Kar Payı İlişkisi Yaklaşımı

    Yaklaşıma göre, kar dağıtım politikası, yatırımcıların tercihlerine bağlı olarak işletme değerini etkiler. Yatırımcıların gelecekte sermaye kazançları yerine, bugünden kar payını almayı tercih edeceklerini varsayar.

    Kar Dağıtım Politikasını Etkileyen Faktörler

    1.    Yasalar

    Ülkemizde anonim ortaklıklar için Türk Ticaret Kanunu (TTK), halka açık anonim ortaklıklar için Sermaye Piyasası Kanunu kar dağıtımıyla ilgili hükümlere yer vermiştir.

    Türk Ticaret Kanunu’nun Kar Dağıtım İlkeleri:

    a. Net Kar İlkesi: İşletmeler kar etmedikçe, veya geçmiş yıllardan devre­den karları bulunmadıkça, ortaklara ya da hissedarlara kar payı dağıtamazlar.
    b. Esas Sermayenin Korunması İlkesi: Sermaye azaltımını önlemek amacıyla şirketin ancak elde ettiği karlardan kar payı dağıtabileceğini belirtir.
    c. Şirketin Borçlarını Ödeme Gücüne Sahip Olması İlkesi: İşletmenin borç ödeme gücü olmadığı durumlarda kar payı dağıtmayacağını belirtir.

    2.    Vergi Düzenlemeleri

    Temettü kazancının, Sermaye kazancından farklı oranlarda vergilendirilmesi, işletme ortaklarının ve hissedarların içinde bulundukları vergi dilimi gibi faktörler kar payı dağıtım politikaları üzerinde etkili olmaktadır. Bunun yanında şirketler dönem karlarını nakit olarak dağıtmak yerine sermayelerine ekleyerek ortaklarına bedelsiz hisse vermeleri halinde stopaj vergisi ödemeyecekler ve ortaklarda bir temettü geliri elde etmediklerinden yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeyecek­lerdir.

    3.    Yapılacak Yatırımlar

    Yatırımlar için gerekli olan kaynakların bir kısmı zaman zaman karın dağıtılmayarak, işletme bünyesinde tutulmasıyla sağlanabilir.

    4.    Likidite

    Kar dağıtımı işletme açısından nakit çıkışı gerektiren bir işlemdir. Likiditeyi düşürücü niteliktedir. Likiditesi düşük olan bir işletmenin, kar payı dağıtarak likiditesini daha da düşürmesi finansal yönetim açısından doğru değildir.

    5.    Finansman İmkanları

    Halka açık olmayan işletmelerin fon sağlama kapasitesi oldukça sınırlıdır. Bu yüz­den karlarını dağıtmayarak bünyelerinde bırakır ve finansal imkânlarını güçlendirir.

    6.    Karların İstikrarı

    Kar paylarının istikrarlı dağıtılması müşteri güveni açısından önemlidir. Yüksek kar elde edilen dönemlerde daha fazla yedek akçe ayrılmasına, düşük kar elde edilen dönemlerde ise, istikrarlı düzeye geri dönmek için önceki yıllarda ayrılan yedek akçenin kar payı olarak dağıtılmasına başvurulabilir.

    7.    Borçların Düzeyi

    İşletmelerin mevcut borçlarını ödemek için iki seçenek vardır. Biri, yeni borç almak veya borçları yeniden yapılandırmak, diğeri ise faaliyetlerinin sonucu elde edilen karları dağıtmayarak borç ödemesinde kullanmasıdır.

    Kar Dağıtım Politikası Türleri

    1.    Sabit Miktarda Kar Payı Dağıtılması

    Elde edilen kar değişse de her yıl sabit miktarda kar payının dağıtılmasıdır. Bu durumun bir kaç sakıncası vardır. Hisse senetleri bu yöntemle sabit getirili yatırım araçlarına dönüşür. Enflasyon dönemlerinde, kar payı reel anlamda azalmakta veya karın yüksek olduğu yıllarda verilmesi gerekenden daha az kar payı verildiği kanısı piyasada yaygınlaşır. Sabit miktarda kar payı dağıtımı hisse senetlerinin piyasa değerinin de sabit bir düzeyde ya da oldukça dar bir fiyat aralığında kalmasına yol açabilmekte ve sermaye kazancı bekleyen yatırımcıları çekmemektedir. Enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde sabit miktarda kar dağıtımı politikası, yerini “sabit büyüme oranı” politikasına bırakmıştır. Bu durumda şirketler, ödeyecekleri temettü miktarını, her yıl daha önceden sabit olarak tespit ettikleri oranda artırmak suretiyle belirlemektedir.

    2.    Sabit Oranda Kar Payı Dağıtılması

    Sabit bir miktar yerine, dönem karının sabit bir oranı kadar kar payı dağıtılmasıdır.

    3.    Sabit Miktarın veya Oranın Yanında Ek Kar Payı Dağıtılması

    İşletme, bir taban kar payı dağıtım miktarı veya oranı saptadıktan sonra, normalde ödediği sabit oran veya miktar üzerine ek bir kar dağıtma yoluna gitmeleridir.

    4.    Artıklar Oranında Kar Payı Dağıtılması

    İşletmenin yatırımları için ihtiyaç duyduğu kaynaklar, elde edilen karlardan düşüldükten sonra kalan tutarın kar payı olarak dağıtılmasıdır.

    5.    Temettü Avansı Ödemeleri

    Hesap dönemi bitmeden veya bitmiş olsa bile genel kurul tarafından kar dağıtım kararı alınmadan ileride er paya karşılık düşecek temettüye mahsuben avans Ödemesi yapılır. Yurtdışındaki şirketler tarafından kullanılır.

    Kar Payı Ödeme Yöntemleri

    1.    Nakit Olarak Yapılan Kar Payı Ödemesi

    Bu yöntem işletmeden nakit çıkışını gerektirdiğinden işletmenin likidite durumunun uygun olması gerekir.

    2.    Hisse Senedi Şeklinde Yapılan Kar Payı Ödemesi

    Ortaklara kar dağıtımında nakit yerine hisse senedi verilmesidir. Dağıtılmayan karlardan sermaye hesabına yapılan bir nakil işlemidir.

    3.    Kendi Hisse Senetlerini Satın Alarak Kar Payı Ödemesi

    İşletmeler kendi hisse senetlerini satın alarak piyasadaki hisse senedi mik­tarını azaltmakta ve toplam kardan hisse başına kar artmaktadır. Hisse başına gelirin artması sonucu hisse senetlerinin piyasa fiyatı artmakta ve ortaklar kar payı yerine, sermaye kazancı elde etmektedir.

    Kar Dağıtım Hesaplamaları

    Dönem karının bir kısmı kurumlar vergisi, gelir vergisi ve vergi fon payları olarak devlete ödenmekte, geriye kalanın bir kısmı yedek akçe ve fon olarak (dağıtılmayan karlar) işletmede bırakılmakta, son kısım ise ortaklara temettü olarak dağıtılır. Karların paylaşımını kar dağıtım tablosu gösterir. Kar dağıtım tablosunun düzenleme amacı özellikle sermaye şirketlerinde dönem karından ödenecek vergi ve fonların ayrılan yedeklerin ve ortaklara dağıtılacak kar pay­larının açıkça gösterilmesi ve şirketlerin hisse başına temettü oranının hesaplanmasıdır.

    Kar Dağıtım Tablosunun Düzenleme Kuralları

    Anonim şirketlerde vergiye esas olan kar yani kurumlar vergisi matrahı, mali kardır.

    Formüle gösterecek olursak;

    Halka Açık Anonim Şirketlerde Kar Dağıtımı

    Örnek: Açıköğretim AŞ ilgili dönem karı 15.000 TL dir. Şirketin 5.000 TL kanunen kabul edilmeyen gideri ve 8.000 TL yatırım indirimi vardır. Şirketin Ödenmiş 50.000 TL sermayesi vardır. Her biri 1 TL nominal değerli 50.000 adet hisse senedinden oluşmaktadır. Buna göre, kar dağıtımı nasıl yapılacaktır?

    I. ve II Temettü Üzerinden Gelir Vergisi ve Fon Payı Kesintisi

    Yazı kaynağı : acikogretimx.com

    Şirketlerde kâr dağıtım politikası ve belirleyici yasal düzenlemeler

    Şirketlerde kâr dağıtım politikası ve belirleyici yasal düzenlemeler

    Dr. Mehmet ŞAFAK

    [email protected] 

    İşletmelerin öncelikli amaçları, işletme faaliyetlerini başarı ile sürdürmek ve kâr elde etmektir. Elde edilen bu kârın bir kısmı dağıtılmayarak gelecekteki yatırımların finansmanı için kullanılır. Öte yandan devletin en önemli gelir kaynaklarından birisi işletme kârlarından vergi adı altında aldığı paylardır. Ortaklar ise şirkete koydukları sermaye karşılığında şirket kârlarından kâr payı elde etmek isterler.  Halka açık anonim şirketlerin yaygınlaştığı ve özellikle teşvik edildiği günümüzde işletmelerin kârlarını nasıl kullanacağı çok geniş bir kitleyi ilgilendirmektedir. Dolayısı ile şirketlerde kâr dağıtımı politikasını etkileyen pek çok unsurun varlığından söz edilebilir.

    Kâr payı dağıtımı politikası, işletmede elde edilen net kârın ne kadarının ortaklara nakit kâr payı olarak dağıtılacağı, ne kadarının işletmede alıkonulacağı konusundaki kararı içerir. İşletmede sermaye yapısı belirlendikten sonra ihtiyaç duyulacak fonların öz kaynaklarla karşılanacak kısmının başlıca kaynağını dağıtılmayan kârlar oluşturur. Dolayısıyla kâr dağıtımı politikası aynı zamanda işletmenin finansman politikasının ayrılmaz bir parçasını oluşturur.

    İşletme yönetimi bir taraftan ortaklara yeterli ve istikrarlı kâr payı dağıtımını amaçlarken öte yandan işletmenin büyümesi ve gelişmesi açısından gerekli olan kaynağın oto finansmanla karşılanmasını amaçlayabilir. Birbirleriyle zıt bu iki amacın aynı anda gerçekleştirilmesi iyi belirlenmiş bir kâr dağıtım politikasının varlığını zorunlu kılmaktadır.

    Ortakların ellerinde bulunan hisse senetlerinin piyasa değerinin oluşumu açısından kâr dağıtımı yapılıp yapılmadığının büyük önemi vardır. Düzenli ve yüksek kâr payı ödemesi yapan şirketlerin hisse senetlerinin piyasa fiyatı dağıtmayan şirketlere göre yüksek olur.  Ortaklar işletmeden aldıkları kâr paylarını şahsi tüketim harcamalarında kullanılabileceği gibi, alternatif yatırım araçlarına yönelerek de kullanabilirler. Diğer taraftan ortaklar açısından işletmede alıkonulan kâr payları gelecek açısından bir riske sahip olduğundan kar paylarını işletmede bırakmayıp almayı tercih edebilirler.

    Kâr dağıtım politikası bazı hallerde bir yatırım kararı, bazı hallerde de finansman kararı görünümünü alabilir. İşletmenin sermaye piyasalarından kaynak sağlama olanağı yoksa, kâr dağıtımı işletmenin yapacağı yatırım tutarını azaltır, bazı yatırımlardan da vazgeçme gereğini doğurur. Burada hiç olmazsa kısa vadede, kâr dağıtımı ile işletmenin büyümesi amaçları arasında bir çelişki söz konusudur. İşletmenin sermaye piyasalarından kaynak sağlama olanağı varsa kâr dağıtımı, bir finansman kararıdır. İşletme burada, finansman gereksinimini kârın işletmede bırakılması veya sermaye artışı yoluyla karşılanması seçenekleri ile karşı karşıyadır.

    İşletme büyümesine, gelişmesine katkı sağlayacak yatırımların getirisi alternatif yatırım araçlarının getirisinden yüksek ise kârlarını dağıtmayıp yatırımlarının finansmanında kullanmayı  tercih edebilir.. Çünkü gerçekleştirilecek bu yatırımlarla ileride daha yüksek oranda kâr payları sağlanması mümkün olacak ve işletmenin değeri yükselecektir. Tersine yatırımlardan beklenen kârlılık oranı alternatif yatırım araçlarının getirisinden düşük ise ortaklara kâr payı dağıtılması hisse senetlerinin ve işletmenin değerini yükseltir.

    Kâr dağıtımını etkileyen yasal düzenlemeler

    İşletmelerin kâr payı dağıtım politikası ve yatırım politikası birbirlerini etkileyen ve birbirlerinin tamamlayıcısı olan bir takım finansal kararların alınmasını zorunlu kılan politikalardır. İşletmenin kâr dağıtım politikasını uygularken özellikle halka açık anonim şirketlerde Türk Ticaret Kanunu, Vergi Usul Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ve işletmenin ana sözleşmesinde yer alan bazı emredici hükümler gibi bir dizi yasal düzenlemelerin göz önünde tutulması gerekir.

    Bugün yazımızda kâr dağıtım kararını ve dağıtılabilecek kâr miktarını etkileyen ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca ayrılması gereken yedek akçeler üzerinde duracağız, gelecek hafta yayınlanacak yazımızda da vergi kanunlarında yer alan hususlara değineceğiz.

    Yedek  akçeler

    Ticari işletmeler faaliyetlerinin devam ettirebilmek için hem bulundukları günleri ve hem de yarınları düşünmek zorundadırlar. Bu zorunluluk mali yönden tedbir alınmasını gerektirir. Bu konuda alınacak tedbirlerin başında faaliyet döneminin kârlı sonuçla kapatıldığı hallerde kârın bir kısmının pay sahiplerine dağıtılmayarak, şirket bünyesinde bırakılması gelir. Bu yolla elde edilen kaynakların tümüne ihtiyat akçeleri veya yedek akçeler denilir.

    Türk Ticaret Kanunu, özel kanunlarla kurulan anonim şirketlerin yedek akçeler hakkındaki hükümlerini saklı tutmuş (TTK, 466/4) genel nitelikte olmak üzere çeşitli  adlarla yedek akçeler ayrılmasına imkan tanıyan hükümler öngörmüştür.

    Kısaca, yedek akçe kavramı, sermaye şirketlerinin çeşitli amaçlar için dağıtmayıp işletmede tuttukları kârları ifade eder ve net kârın, öz kaynakların bünyesini sağlam tutmak, işletmenin devamlılığını ve gelişmesini, ortaklar ile alacaklıların haklarının korunmasını sağlamak ve öz kaynaklarda faaliyet sonunda doğabilecek azalışları karşılamak amacıyla, dağıtılmayarak işletmede alıkonulan kısmıdır. Yedek akçelerin genel olarak üç türlü fonksiyonu olduğu söylenebilir.

    Sermayenin korunması (alacaklılar ve ortaklık esas sermayesi lehine)

    Sermayenin kuvvetlendirilmesi

    Kâr dağıtımını ayarlamaları (yedek akçeler dolayısıyla sürekli ve düzenli kâr dağıtımı mümkün olur.)

    Bunlar arasında, yedek akçelerin ana fonksiyonu, zarar tehlikesine karşı, ortaklık esas sermayesini korumalarıdır.

    Sermayeyi kuvvetlendirme, yedek akçelerin, finansmanla ilgili bir fonksiyonudur. Yedek akçe ayrılması ile ortaklık, oto finansman olanağını elde edecek ve sermaye piyasalarından kaynak bulma gereği doğmayabilecektir.

    Kanuni yedek akçe (umumi yedek akçe)

    Kanuni yedek akçeler, kanunlar tarafından ayrılması emredilen zorunlu yedek akçelerdir. TTK. 466. maddede düzenlenmiştir. kanuni yedek akçe esas itibariyle, birinci tertip yedek akçe ve ikinci tertip yedek akçe olarak sınıflandırılabilir.

    Kanuni yedek akçeye (birinci ve ikinci tertip) ayrılacak imkanlar aşağıda olduğu gibidir.

    - Hesap dönemi sonunda düzenlenen ticari bilançosuna göre, kâr ettiği anlaşılan anonim şirketlerde ödenmiş sermayelerinin beşte birini (yüzde yirmisini) buluncaya kadar yüzde beşinin (yirmide birinin) kanuni yedek akçeye ayrılması zorunludur. (TTK.466/1) Bu işlem birinci ayırım olarak isimlendirilir.

    - Safi kârdan yedek akçe için birinci ayırım yapıldıktan ve pay sahipleri için yüzde beş bir kâr payı (birinci temettü) ayrıldıktan sonra, pay sahipleriyle kâra iştirak eden kimselere dağıtılması kararlaştırılmış olan kısmın onda biri kanuni yedek akçeye ilave edilir. (TTK.466/2) Bu durumda yapılan işlem ikinci ayırım adını alır.

    - Hisse senetlerinin çıkarılmasında çıkarma masrafları indirildikten sonra, itibari kıymetten fazla olarak elde edilen hasılatın (emisyon primi) itfalara veya yardım ve hayır işlerine sarf edilmeyen kısmı kanuni yedek akçeye eklenir. (TTK.466/2)

    - İptal edilen pay senetlerinin bedellerine mahsuben yapılan ödemelerin, bunların yerine çıkarılan senetlerden elde edilen hasılat noksanı kapatıldıktan sonra kalan kısmı, kanuni yedek akçeye eklenir.(TTK.466/2)

    Kanuni yedek akçe, esas sermayenin yarısını geçmedikçe, münhasıran ziyanların kapatılmasına yahut işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi idameye, işsizliğin önüne geçmeye veya sonuçlarını hafifletmeye elverişli tedbirler alınması için harcanabilir. (TTK. 466/2)

    İhtiyari yedek akçeler

    Esas mukavele hükümleri gereği veya genel kurul kararları ile yedek akçeler ayrılabilir. Ayrılacak akçeler, ayrılma nedenleri veya ayrılma yollarına göre ihtiyari yedek akçeler veya olağanüstü yedek akçeler olarak adlandırılır. Kanunda  yedek akçe ayrılması yollarından bazıları için örnekler verilmiştir.

    Esas mukaveleye,

    - Kanuni yedek akçeye safi kârın yirmide birinden daha fazla bir meblağın ayrılacağı,

    - Veya kanuni yedek akçenin ödenmiş esas sermayenin beşte birini aşabileceği hakkında hüküm konulabilir. (TTK.467/1)

    - Esas mukavelede, kanuni yedek akçe dışında tahsis ve sarf yeri gösterilmek şartıyla başka akçe ayrılması da mümkündür. (TTK.467/2)

    - Şirketin devamlı gelişimi veya istikrarlı kar paylarının dağıtılmasının sağlanması amacıyla, uygun ve faydalı olduğu takdirde genel kurul kâr payının dağıtımı sırasında kanun ve esas mukavelede öngörülenlerden başka yedek akçeler ayrılmasına ve yedek akçelerin kanun ve esas mukavelede belirlenmiş hadlerinin artırılmasına karar verebilir. (TTK.469/2)

    Gizli yedek akçeler

    Kanunumuz şirket işlerinin devamlı gelişmesini veya her yıl düzenli ve istikrarlı kâr payları dağıtılmasını sağlamak bakımından uygun ve faydalı olduğu takdirde, aktiflerin bilanço günündeki kıymetlerinden daha aşağı bir kıymetle bilançoya konması şeklinde veya başka suretle gizli yedek akçe ayrılmasının caiz olduğu hükmünü getirmiştir. (TTK.458/1)

    Yönetim kurulu gizli yedek akçe ve harcama yerleri hakkında şirket murakıplarına bilgi vermekle yükümlüdür. (TTK.458/2)

    Limited şirketlerde yedek akçe

    Anonim şirketlere ilişkin TTK'nın yedek akçe ayırma esasları limited şirketler hakkında da uygulanır (TTK Madde 534).

    Yedek akçe kullanımı

    Yukarıda da belirtildiği üzere, Türk Ticaret Kanunu'nun 466. maddesinde kanuni yedek akçelerin kullanımı ile ilgili düzenleme yapılmıştır. Ayrılan kanuni yedek akçeler  esas sermayenin  % 50'sine ulaşıncaya kadar sadece;

    - ziyanların kapatılması,

    - işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi idameye, işsizliğin önüne geçmeye veya olumsuz sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için kullanılabilir.

    Esas sermayenin %50'sinin aşılması halinde ise şirket genel kurulu aşan kısım,belli bir amaca bağlanmamış yedek akçeler gibi kullanılabilir... Ancak şirket ana sözleşmesinde bu konuda bir düzenleme yapılmış olabilir.

    Öte yandan, genel olarak kabul edilen bir görüşe göre, kanun koyucunun amacı, ayrılmasını öngördüğü hükümle, sermaye niteliği verdiği yedek akçenin, şirketin faaliyetinin devamı süresince, pay sahiplerine dağıtılmasını önlemektir. Buna göre, şirketten alacaklı olan kişilerin haklarını korumak amacıyla ayrılması zorunluluğu bulunan yasal yedek akçeler, işletmenin devamı süresince pay sahiplerine dağıtılamaz. Sermaye niteliğinde olan yasal yedek akçeleri, pay sahiplerine dağıtan şirketler gerçek dışı kâr dağıtımı yapmış sayılır ve dağıtılan bu paralar, fiktif  kâr dağıtım esaslarına göre geri alınır.

    Ana sözleşme gereğince belirli bir amaç doğrultusunda ayrılan ihtiyari yedekler (statü yedekleri) ise sözleşme amaçlar için kullanılırken, genel kurul kararıyla ayrılan diğer yedeklerin kullanımı genel kurul kararına bağlıdır.

    Yazı kaynağı : www.dunya.com

    KAR PAYI DAĞITIM POLİTİKASI

    ... konulu sunumlar: "KAR PAYI DAĞITIM POLİTİKASI"— Sunum transkripti:

    1 KAR PAYI DAĞITIM POLİTİKASI
    Yard.Doç.Dr. Mehmet ERKAN

    2 KAR PAYI DAĞITIM POLİTİKASI
    İşletmelerin, dönem sonunda elde ettikleri karın tamamını veya bir bölümünü pay sahiplerine dağıtmasına “kar payı dağıtımı” denir. Dağıtılan kar paylarına “temettü”, “dividant” veya “kar payı” denir.

    3 KAR PAYI DAĞITIM POLİTİKASI
    Kar payı dağıtım politikası, elde edilen karın ortaklara dağıtılıp dağıtılmayacağı veya dağıtılacaksa hangi oranda dağıtılacağı kararlarını içermektedir.

    4 KAR PAYI DAĞITIM POLİTİKASI
    İşletme yöneticisi, kar dağıtımıyla ilgili üç temel karar verecektir: 1. Kar payı dağıtılıp dağıtılmayacağı 2. Kar payı dağıtım miktarı veya zamanı 3. Kar payı dağıtım şekli

    5 KÂR PAYI DAĞITIM POLİTİKASINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
    Yasalar İşletmenin Likidite Durumu Borçların Ödenmesi Borç Sözleşmelerindeki Sınırlamalar Aktif Varlıkların Büyüme Hızı Kazançlardaki Düzenlilik Yeni Yatırım Planları Pay Sahiplerinin Vergi Durumu Denetim Enflasyon

    6 KÂR PAYI DAĞITIM POLİTİKALARI
    Düzenli Kâr Payı Dağıtımı Sabit Oranda Kâr Payı Dağıtımı Sabit Tutarda Kâr Payı + İlave Kâr Payı Dağıtımı

    7 Düzenli Kâr Payı Dağıtımı
    Düzenli kâr payı dağıtım politikasında, her yıl ödenen kay payı tutarı aynıdır. Örneğin, her yıl 200 TL kâr payı dağıtılması gibi. Karlılıktaki artma ve azalmalar, kar payı tutarını değiştirmez.

    8 Sabit Oranda Kâr Payı Dağıtımı
    Bu dağıtım politikasında, işletme, her yıl elde edilen dönem karının belli bir oranını kar payı olarak dağıtmaktadır. Örneğin, %20, %30 gibi. Kar payları yıldan yıla büyük değişiklik göstermektedir.

    9 Sabit Tutarda Kâr Payı + İlave Kâr Payı Dağıtımı
    İşletme, asgari bir kar dağıtım tutarına ilave olarak, elde edilen karı yüksek olduğu dönemlerde ilave kâr payı dağıtmaktadır.

    10 KÂR PAYI ÖDEME ŞEKİLLERİ
    Nakit Ödeme Kâr Payı Olarak Hisse Senedi Verilmesi Hisse Senetlerinin Geri Satın Alınması Ayni Olarak Kâr Payının Dağıtılması Kâr Payı Olarak İntifa Senedi Verilmesi

    11 KÂR PAYI DAĞITIMI İLE İLGİLİ GÖRÜŞLER
    Kar payı dağıtımının, işletmenin piyasa değerini veya hisse senedi fiyatını etkileyip etkilemediği konusunda iki zıt görüş bulunmaktadır.

    12 Görüşlerden birincisine göre;
    Kar payı dağıtımı, işletmenin piyasa değerini etkilemektedir. İşletmenin piyasa değerini maksimum yapan kar dağıtım oranı vardır. Yatırımcılar, karın hemen dağıtılmasını tercih ederler. Çünkü, gelecek belirsizdir ve paranın zaman değeri söz konusudur. Onun için, işletme kar dağıtmadığı zaman, hisse senetlerinin fiyatı düşer.

    13 Karlı yatırım fırsatları varsa ve yatırımdan beklenen karlılık oranı, kar payının başka bir alana yatırılmasından beklenen karlılık oranından daha büyük ise, kar dağıtım oranı azalabilir veya tamamı işletmede bırakılabilir.

    14 Walter Formülü Optimum kar dağıtım oranının bulunmasında çeşitli modeller kullanılmaktadır. Yaygın olarak kullanılan model, Walter formülüdür. Walter modeline göre, kâr payı dağıtım kararları, işletmenin hisse senedi fiyatlarını etkilemektedir.

    15 Walter Formülü P = Hisse senedi piyasa fiyatı
    D = Hisse başına kâr payı E = Hisse başına kazanç r = Yatırım kârlılığı ke= Sermaye maliyeti

    16 Walter formülüne göre, r > ke ise, işletmenin kar payı dağıtmaması,
    r < ke ise, işletmenin kâr payı dağıtması gerekir. r = k ise, hisse senedi piyasa fiyatı kâr payı ödeme oranına karşı duyarsızdır.

    17 Kar dağıtımıyla ilgili görüşlerden ikincisine göre;
    Bu görüşün savunucuları, Merton Miller ve Franco Modigliani’ye göre, kar dağıtım oranı ile işletmenin piyasa değeri arasında bir ilişki yoktur. Hisse senetlerinin fiyatı, işletmenin varlıklarına ve bu varlıklardan beklenen nakit akışlarına bağlıdır.

    18 MM MM'e göre, yatırım ve kâr payı ödemesinden sonra, hisse senetlerinin piyasa fiyatı değişmez. Çünkü, borçlanma veya yeni hisse senedi ihracıyla, hisse senedi fiyatındaki düşme, kâr payı ödemelerini karşılamaktadır.

    19 MM MM’e göre bir hisse senedinin t0 zamanında değeri aşağıdaki formülle bulunur. Po= to'da hisse senedinin piyasa fiyatı P1= t1'de hisse senedinin piyasa fiyatı ke= İskonto oranı D1 = to'ın sonunda ödenen kar payı

    20 MM Aşağıdaki formülde, D1 görülmediği için, MM, Po'ın kâr payının fonksiyonu olmadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle, n, m, p, I, X gibi değişkenlerin D1'den bağımsız oldukları ileri sürülmüştür. nP0=(1/1+ke) (n+m) P1-I+X

    21 TEŞEKKÜRLER

    Yazı kaynağı : slideplayer.biz.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap