Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    hiçbir öğretmen işe gidiyorum demez

    1 ziyaretçi

    hiçbir öğretmen işe gidiyorum demez bilgi90'dan bulabilirsiniz

    JavaScript is not available.

    We’ve detected that JavaScript is disabled in this browser. Please enable JavaScript or switch to a supported browser to continue using twitter.com. You can see a list of supported browsers in our Help Center.

    Help Center

    Terms of Service Privacy Policy Cookie Policy Imprint Ads info © 2022 Twitter, Inc.

    Yazı kaynağı : twitter.com

    JavaScript is not available.

    We’ve detected that JavaScript is disabled in this browser. Please enable JavaScript or switch to a supported browser to continue using twitter.com. You can see a list of supported browsers in our Help Center.

    Help Center

    Terms of Service Privacy Policy Cookie Policy Imprint Ads info © 2022 Twitter, Inc.

    Yazı kaynağı : twitter.com

    Facebook

    Facebook

    öğretmenliğin kutsal bir meslek sayılması

    Ben bir eğitmenim

    Öğretmen olmak bir YAŞAM biçimidir

    Öğretmen olmak bir YAŞAM biçimidir

    Büyük İskender’in öğretmenlikle ilgili “Babam beni gökten yere indirdi. Hocam beni yerden göğe yükseltti.” şeklinde bir sözü vardır. Bu kadar önemli olan öğretmenlerle ilgili yakın zamanda bir saptama yapıldı. Geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırma sonuçları “Öğretmenler odasında 1.gündem maddesinin asla öğrenci olmadığını, daha iyi bir ev, araba, tarla, bahçe olduğunu ve bu bakış açısının da sistemi mahvettiğini” söyledi. Daha önceki yazılarımızda öğretmen sorunlarından, öğretmen niteliğinin nasıl artırılabileceğinden uzun uzun bahsettik. Bu yazımızda öğretmenliğin ne olup ne olmadığına değinmeye çalışacağız. Öncelikle öğretmenlik mesleğinin tarihsel serüvenini gözden geçirelim.

                                              Öğretmenliğin Tarihsel Serüveni

                                  Platon “Öğretmenlik Tanrı Mesleğidir.” , Demiştir.

    Dünyanın en önemli mesleklerinden biri olan öğretmenlik çeşitli aşamalardan geçerek günümüze gelmiştir. Her medeniyet bu mesleğe önemli katkılar yapmış ve bu mesleğin gelişmesini ve ilerlemesini sağlamıştır. Örneğin İlk Çağ Medeniyetlerinde Öğretmenlik deyince aklımıza İlk çağlarda insanların yaşamda kalabilmek için çeşitli aletler geliştirmeleri ve bu aletlerin nasıl kullanılacağını birbirine öğretmeleri gelir. Diğer taraftan anne ve baba çocuğa ilk bilgileri öğrettikleri için ilk öğretmenler anne babalardır. İlkel toplumlardan itibaren dini törenleri yöneten kişilerin dini kural ve öğretileri insanlara öğretmesi de öğretmenlik mesleğinin teolojik yanıdır. Sümerler ve Eski Mısırda eğitime ve öğretmenlik mesleğine büyük önem verilmiştir. Budist Çin ve Hindularda da öğretmenin apayrı bir yeri vardı. Örneğin Konfüçyüs, Çin tarihinin en özel öğretmenidir. Konfüçyüs’e göre, bir kimse, sürekli yeni bilgiler elde ederek eski bilgisini geliştirmeye çalışırsa o kimse başkalarının öğretmeni olabilir. Antik Yunan’daki Sofistlerin tarihin ilk ücretli öğretmenleri olduğu söylenir. Sofistler; gramer, retorik, diyalektik, ahlak, hukuk ve tarih gibi dersler vermişlerdir. Bu dönemde Platon “Öğretmenlik Tanrı mesleğidir.” ,demiştir. Roma’nın Yükseliş Dönemi’nde İmparatorların çoğu öğretmenlere özel saygı gösterirler ve bu saygıyla övünürlerdi. Öğretmenlere ev ve maaş da verildiği gibi, vergi de alınmazdı. Ortaçağ Hristiyan Dünyasında din adamları öğretmen rolüne bürünmüştürler. Doğal olarak eğitimde temel ilke de “Her bilgi ilahidir ve Tanrı’ya ulaşmada kullanılır.” ,olmuştur. Bu dönemde aynı zamanda din adamı da olan öğretmenler dini bilgilerinin yanı sıra okuma-yazma ve dil öğretmişlerdir. Ortaçağ İslam Dünyasında Hz. Muhammed bir öğretmen olarak kabul edilmiştir. Çünkü Hz. Muhammed vahiyler yoluyla gelen Allah emirlerini insanlara aktarmış ve öğretmiştir. Selçuklu ve Osmanlılarda da müderrislere büyük önem verilirdi. Yani İslam coğrafyasında da öğretmenlik büyük bir öneme sahipti. Ama çağdaş anlamda öğretmenlik ulusal devletin oluşumuyla Fransız Devrimi sonrası olmuştur. Öğretmenlik böylelikle kamusal bir görev haline gelmiştir. Bu anlamda Batıda ilk öğretmen okulları da 1800 lü yıllarda kurulmuştur. Ülkemizde de ilk öğretmen okulu 16 Mart 1848’de Darülmuallimin adıyla açılmıştır. Ülkemizin 168 yıllık bir öğretmen yetiştirme deneyimi söz konusudur. Böyle bir deneyime sahip öğretmenlerimizi, Atatürk, irfan ordusu diye nitelendirmiştir.

    Eğitimin Kalitesinin Geliştirilmesi, Öğretmenlerin Mesleki Yeterliliklerinin Geliştirilmesine Bağlıdır

    Eğitimin kalitesinin geliştirilmesi, öğretmenlerin mesleki yeterliklerinin geliştirilmesine bağlıdır. Öğretmen yeterliklerinden kasıt öğretmenlerin öğretmenlik mesleğini etkili ve verimli biçimde yerine getirebilmek için sahip olmaları gereken bilgi, beceri ve tutumlardır. Öğretmen günümüz eğitim ihtiyaçlarına cevap verebilecek, 21. yüzyılın bilgi teknolojisi toplumunda öğrencileri geleceğe hazırlayabilecek yeterlilikte, kendi konu alanına hâkim, öğrenciyi tanıma becerisine sahip, ders etkinliklerini planlayabilen, öğreteceği konunun özelliğine göre öğretim yöntem ve tekniklerini kullanabilen, öğrenciler ile sağlıklı iletişim kurabilen, öğrenme ortamını öğrencilerin ve konuların özelliklerine uygun hale getirebilen, öğrencilerin derse aktif katılımını sağlayabilen, mesleki gelişmede çağdaş öğretmen sorumluluklarını ve özlük haklarını, mesleği ile ilgili kanun, yönetmelik ve tüzükleri, bilgi toplumu içindeki yerini ve önemini bilen kişi olabilecek yeterliliklere sahip olmak zorundadır.  Bunun yanı sıra sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin hazırlanmasında etkin rol alabilen, okul ve diğer kurumlar arasında koordinasyonu sağlayabilecek, demokratik değerlere ve insan haklarına saygılı olabilecek ve eğitim sistemindeki aksaklıkları belirleyerek çözüm yolları önerebilecek, yeterliliklere sahip olmalıdır, öğretmen. Yukarıdaki yeterliliklerin yanı sıra öğretmenliği genel olarak şu şekilde ele alabiliriz.

                Öğretmen Olmak, Öğretmenlik Yapmayı Aşıp Öğretmen Olmaktır!

    Öğretmen olmak sadece mevzuata göre yapılması gerekenleri yapıp rolünü oynamak değildir. “Zamanında dersime başladım, anlattım, yeterince ödev verdim, disiplini de sağladım ve saatim doldu. Haydi, eve gidiyorum.” demekle öğretmen olunmaz. Bir öğretmenin bunları yerine getirmesi elbette önemlidir ve takdire şayandır. Ancak yetmez. Bunun için, öğretmenlik yapmayı aşıp “öğretmen olmak” gerekir. Peki, “öğretmen olmak” nedir? Öğretmen olmak demek, öğretmenlik yapmayı aşmak demektir. Öğretmenin belirlenmiş görevlerinin ötesine geçip hissederek yaşayarak kendisini adayarak, öğrencisiyle bütünleşerek var olmasıdır. Öğretmen olmak öğretmenle öğrencinin birbirlerinde kendilerini bulabildiği, hoşgörünün egemen olduğu, güçlü ve sahici bir ait olmadır. Öğretmen olmak daha ilkokuldaki bir çocuğa bile, geleceğin bilim insanı, sporcusu, siyasetçisi yani yarının büyüğüymüş gibi derin bir ontolojik sorumlulukla yaklaşabilmektir. Yani öğretmenlik yapmak ile “öğretmen olmak” farklı şeylerdir.

                                                    Öğretmenlik Kutsal Bir Davadır!

    Öğretmen, öncelikle kendini değerli görmeli, kendini özgürce var olmaya adamalıdır. Öğretmen, öğretmenliği içinde yaşadığı toplum ve insanlık için kutsal bir dava olarak görmelidir. Öğretmenlik idealizm gerektirir. Öğretmenlik “hiçbir şey olamadın bari öğretmen ol” la değil AŞK la yapılır. Öğretmen olabilmek için hem eğitimin genel çerçevesini hem de bizzat görev yaptığı yerdeki çerçevesini iyi bilmek gerekir.  Her Öğretmenin İçinde Bir Çalıkuşu Yatmalıdır! Görev yapan her öğretmenin içinde bir Çalıkuşu yatmalıdır. Bunun için de öğretmenliği sadece bir meslek olarak göremeyiz. Bizim için öğretmenlik bir yaşam biçimidir. Çünkü öğretmenlik çok yönlülük gerektiren bir meslektir. Öğretmen sanatkar yanıyla öğrencisinin kişiliğine yöne verir. Öğretmen arkadaş yanıyla kalbi öğrencisi için çarpandır. Öğretmen vatandaş yanıyla da toplumu düzeltmeye çalışandır. Öğretmen bilgisi ve tecrübesiyle çocuklara, gençlere iyiyi, doğruyu ve güzeli göstermeye çalışandır. Kısacası öğretmen medeniyetin kurucusu, bir kültür aktarıcısı, bir planlamacı, bir araştırmacı, bir öncüdür. Bu nedenle öğretmenlik bizim için bir yaşam biçimidir. Bizler öğretmen gibi yürür, öğretmen gibi konuşur, öğretmen gibi davranırız, kısacası öğretmen gibi yaşarız.

                                           Öğretmenlik Özel Bir Meslektir!

    Hiçbir öğretmen sabah evden çıktığında “işe gidiyorum” demez. “okula gidiyorum” der. Bu önemli bir ayrımdır. Çünkü öğretmenlik özel bir meslektir. Bu nedenle her sabah ailelerimizi, çocuklarımızı, sevdiklerimizi geride bırakarak bizlere kilometrelerce yol aldıran varoluşsal bir tutkudur öğretmenlik. Öğretmen olmak mimar olmaktır. Öğretmen her şeyin kendi eseri olduğunu bilir. Biz öğretmenler yetiştirdiğimiz öğrenciler aracılığıyla toplumu düzeltir, ülkeyi yüceltir, devleti güçlendirir ve tehlikelerden koruruz. Bizler için öğretmenlik bir milletin, bir devletin geleceğini hazırlama sorumluluğunu taşıyan özel ve önemli bir ihtisas mesleğidir. Bu nedenle hepimiz birer mimar olduğumuzun farkındayız.  Öğretmen Olmak İdealist Olmaktır! Öğretmenliği bir yaşam biçimi olarak algılayan öğretmen örnek insandır. Bizler olgun örnek kişiliğimizle ve davranışlarımızla çocuklara, gençlere ve insanlara iyiyi, doğruyu ve güzeli gösterip öğretmeye çalışırız. İnsanları özellikle de çocukları çok severiz. Çünkü öğretmenliğin bir sevgi, şefkat ve gönül mesleği olduğunu biliriz. Öğretmen olmak idealist olmaktır. Bizler çocuklarımıza her gün bir şeyler öğretirken yüksek amaç ve ilkelerin ışığıyla hareket ederiz. Kıyılarda değil açıklarda yüzeriz. Nasıl ki pusulası ve yelkeni olmayan gemiye okyanusun ortasında hiçbir rüzgar yardım etmezse amaçsızlık da öyledir. Bu nedenle bizler nereye gideceğimizi biliriz. Bizleri ayakta tutan da bu rotadır.

                              Milletleri Kurtaranlar Yalnız ve Ancak Öğretmenlerdir!

    Öğretmen olmak, ‘Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir’ sözünün farkında olmaktır. Eğitim pek çok unsurun bir araya gelmesiyle oluşur. Elbette eğitimin içinde öğrenci vardır, elbette eğitimin içinde öğrenci velisi vardır, elbette okul vardır, elbette müfredat programı vardır ama eğitim demek öğretmen demektir. Öğretmen okul yoksa da eğitim verebilir, müfredat yoksa da eğitim verebilir. Ailesi çocuğa gereken ilgiyi göstermiyorsa da ona eğitim verebilir. O nedenle öğretmen olmak eğitimin temelidir.

                                   Öğretmen Olmak Mutlu Olmaktır, Mutlu Etmektir!

    Öğretmen olmak mutlu olmaktır, mutlu etmektir. Bizler için öğretmenlik bir gönül mesleğidir. Bizler belki mutluluğun resmini çizemiyoruz, belki mutluluğun romanını yazamıyoruz ama mutlu yarınların resmini çizip çocuklarımızın yaşam öykülerine kulak vererek, hayatı onlar için anlamlı kılmaya çalışıyoruz. Öğretmenliğim, mesleğim, benim mutluluk kalem… Öğretmen olmadan önce kendimle barışık, hayatı seven biri olduğumu düşünürdüm. Oysaki öğrencilerimdir bana hayatı daha çok sevdirip beni daha çok mutlu edenler. Siz hiç sabahları kış soğuğunda ayağında ayakkabı, üzerinde mont olmadan öğretmenlerinin servisini okulunun önünde bekleyen çocuklar gördünüz mü? Siz hiç o soğukta üşümesine rağmen gelen öğretmeninin “günaydın” ıyla ısınan, gözleri ışıldayan çocuklar gördünüz mü? Görmediyseniz hiç yaşamamışsınızdır! İşte biz öğretmenler yaşama böyle bağlanırız, öğrencilerimizle ısınır onlarla mutlu oluruz. Öğrenemeyen Öğrenci Yoktur, Öğretemeyen Öğretmen Vardır! Öğretmen olmak öğrencilerimizin içindeki sınırsız gücü keşfetmelerini sağlamak ve onların içindeki dehayı uyandırmaktır. Bizler her gün bir nakkaş inceliğiyle, bir ressam sabrıyla, bir heykeltıraş titizliğiyle sanat eseri ortaya çıkarmaya çalışırız. Bize göre “Öğrenemeyen öğrenci yoktur, öğretemeyen öğretmen vardır.” Bize göre her öğrenci bir mücevherdir. Öğretmenin işi bu mücevheri ortaya çıkarmak ve ince ince işlemektir.

                                      Öğretmenler Tarih Yapan İsimsiz Kahramanlardır!

    Bizler için her yeni gün öğrencilerimizle beraber yepyeni bir yolun başlamasıdır. Her yeni güne yeni umutlarla başlarız. Her yeni gün yeni iyiliklere, güzelliklere, sevgilere, inançlara, başarılara gebedir. Öğretmen bildikçe bilginin bir derya olduğunu anlayan, öğrendikleriyle yaşayan, yaşamı örnek olan insandır. Öğretmen olmak adsız kahramanlıktır. İnsanlar tarih yapanlar ve tarih olanlar olarak ayrılır. Bizler tarih yaparız ve yazarız. Yalnız bizler yola çıkarken isimsiz kahraman olacağımızı bilerek yola çıkarız. Esas olan öğrencilerimiz, değerlerimiz ve ülkemizdir. Öğretmenlik bir sevgi mesleğidir; kazancı az, manevi kazancı çok olan bir meslektir. Öğretmenlik aracın değil amacın kendisidir, hayatın kendisidir. Bizim en büyük mükâfatımız gelecek yıllarda yollarını ışığımızla aydınlatacak olan öğrencilerimizdir. Bunun için öğretme aşkını ve ruhumuzdaki hazineleri öğrencilerimizle paylaşırız; cehaletle savaşırız. Bizler attığımız her adımda, aldığımız her nefeste öğretmen olduğumuzu unutmadan hareket ederiz. Bazen minik yüreklerdeki ateş kıvılcımlarını alev topuna çeviririz, bazen yanan yüreklere su serperiz. En çok da ne yaparız bilir misiniz? Bizler “Öğretmen olmak bir yaşam biçimidir” ilkesinden hareketle öğrencilerimize çok ama çok severiz.  Tüm bu nedenlerden de dolayı da öğretmenler odasında sadece günlük şeyler konuşulmaz, komple bir okul kültürü yaşatılır ve öğretmen olmanın tüm gerekleri yerine getirilir. Türkiye Hepimizin Eğitim Hepimizin…

    Yazı kaynağı : www.gercekmuhabir.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap