Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    herkes kendi istediğini yaparsa ortaya ne tür sorunlar çıkar

    1 ziyaretçi

    herkes kendi istediğini yaparsa ortaya ne tür sorunlar çıkar bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Herkes kendi istediğini yaparsa ortaya ne tür sorunlar çıkar?

    Kişilik Bozuklukları | Bilted

    Kişilik Bozuklukları

    Kişilik, kişinin kendine özgü davranışlarının bir bütünüdür. Diğer bir ifadeyle günlük yaşamda çevresine verdiği tepkiler ile, tutum ve davranışlarının oluşturduğu bütünlüktür. Dolayısıyla bu bütünlük içinde bir uyum ve süreklilik olması gerektiği gibi, normal davranış ve düşüncelerden sapmalar da göstermemesi, esnek olabilmesi, toplumsal uyum ve işlevini bozmaması gerekir. Bu durumda sağlıklı bir kişilik yapısından bahsedebiliriz.

    Ancak bazı bireylerde bu bütünlük ve uyum bozulmuş, işlev ve yeterlilik sapma göstermiştir ki, bu tür durum ve örüntüye kişilik bozukluğu adı veriyoruz. Kişilik bozukluğundaki özellikler sürekli ve tutarlıdır. Bireyi farklı kılacak kadar da kapsamlıdır. Aynı zamanda birey bu özellikleriyle bir bütün oluşturmuş olup, kendisini değiştirmekten çok, diğerlerinin kendisine uyum sağlamasını bekler.

    Bu kişilerde gelişimsel takıntılar ve olgunlaşmama görülür. İş ve özel hayatlarında zorlanırlar, davranış ve tutumlarının başkalarını nasıl etkilediğini düşünmezler. İç görü ve empatiden yoksun olduklarından, başkalarından da yardım arayışı içine girmezler. Strese dayanma eşikleri de oldukça düşüktür.

    Kişilik bozukluklarının genel kapsamının %6 – 9 civarında olduğu düşünülmektedir. Genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkar ve çocukluk döneminde de kendisini gösterir. Kişilik bozukluklarında kısmen genetik bir geçişin olduğu düşünülmekle beraber, ailedeki yetiştirme ve eğitim tarzı esas belirleyici olarak görülmektedir.
    Ortaya çıkan ortak özelliklerine göre, kişilik bozuklukları farklı başlıklar altında incelenmekte olup, aşağıda bu sınıflandırma esas alınarak, belirgin özellikleri açıklanmıştır.

    Paranoid Kişilik Bozukluğu
    Resmi bir tarzları vardır ve gergin durular.
    Sürekli olarak çevrelerini tarar ve insanları ölçüp biçerler.
    Eğlenceli kişiler değildirler ve ciddi olarak bilinirler.
    Oldukça mesafelidirler ve genelde başkalarına yakınlık ve sıcaklık duymazlar.
    Güç sahibi olmaya ve kişilerin derecelerine büyük önem verirler. Zayıf, yetersiz ve güçsüz kişilere tepeden bakar ve aşağılarlar.
    Genelde toplum içinde başkalarıyla çatışma içinde olurlar.
    Kesin ve somut bir neden olmadan başkalarının kendisini sömürdüğüne, aldattığına veya zarar vermek istediğinden kuşkulanır.
    Arkadaş ve meslektaşları ile akrabalarının da kendisine olan bağlılık samimiyetleri üzerinde yersiz ve sürekli kuşkuları vardır.
    Söyleyeceklerinin kendi aleyhine kullanılacağını düşündüğünden başkalarına sır vermez.
    Sıradan ve normal söz ve davranışlardan, kendisinin tehdit edildiği veya aşağılandığına yönelik anlamlar çıkarır.
    Kırıcı davranışları, haksızlıkları ya da kendisine önem ve değer verilmemesini bağışlamaz ve sürekli kin besler.
    Önemsiz ve anlamsız nedenlerle karakterine ve saygınlığına saldırıldığı yargısına vararak, öfke ve saldırı ile tepki gösterir.
    Doğru olmayan bilgi ve kuşkularla, eşinin sadakatsizliğinden şüphelenir.
    Toplumun %0,5 – 2,5 oranını etkilediği düşünülmektedir. Şizofren ve paranoid bozukluk bulunan ailelerde ve erkeklerde daha çok görülür.
    Genetik yatkınlık yanında, özellikle çocukluk yıllarında aile sorunları ve sömürü izine rastlanmaktadır.

    Şizoid Kişilik Bozukluğu
    Tek etkinlik çerçevesinde kalırlar ve çok az etkinlikten zevk alırlar.
    Genellikle çekingen yapıları vardır, günlük yaşama katılmazlar, başkalarıyla benzer kaygıları taşımazlar ve pek yakınlık duymazlar.
    Başkalarıyla kendilerini rahat hissetmezler ve göz kontağı kurmazlar.
    Başkalarının yanında çok ciddi olabilirler, korku duyabilirler veya aldırmaz bir tutum takınabilirler.
    Duygulanım sınırlı ve yüzeysel ve donuktur.
    Olayların komik yanlarıyla ilgilenmezler.
    Kısa cevaplar verirler, kendiliklerinden konuşmazlar, bazen de acayip mecazi anlatımları olur.
    Cansız nesnelerden, doğa üstü kurgulardan etkilenebilirler; matematik, astronomi yada felsefi akımlarla ilgilenebilirler.
    Başkalarına olan gereksinimleri çok sınırlı olmasına rağmen, hayvanlara büyük bir bağlılık gösterebilirler.
    Cinsellikleri sadece düşleriyle sınırlıdır. Erkekler genelde bekar kalır, kadınlar edilgen yapıda evliliklerini sürdürebilirler.
    Kızgınlıklarını gösteremezler.
    Başkalarından gelen tehditlere veya emirlere boyun eğme ve karşı çıkmama tutumu içindedirler.
    Başkalarının övgü yada eleştirilerine karşı ilgisiz görünürler.
    Şizofren akrabası olanlarda daha sık görülür.
    Toplumun % 7,5 ‘unu etkilediği söylenmektedir.

    Şizotipal Kişilik Bozukluğu
    Garip kişiler olarak tanımlanırlar.
    Davranışlarında, konuşmalarında, duygulanımlarında ve görünümlerinde ayırt edici özellikleri vardır, kendilerine özgü ve tuhaftır.
    Kendi duygularının ayırımında olamayabilirler ve başkalarının olumsuz duygulanımlarına karşı çok duyarlı olabilirler. Kısıtlı ve uygunsuzdur.
    Birçoğunun batıl inançları ya da duyu ötesi algılara inancı vardır.
    Düş içinde yaşarlar.
    Toplumdan uzak kalma eğilimi gösterirler ve stres altında geçici psikotik belirtiler ortaya çıkarabilirler.
    Mezheplere katılır, büyücülük ya da olağan dışı dini uygulamalar içinde olabilirler.
    Çok azının yakın arkadaşı vardır ve sosyal kaygıları fazladır.
    Referans fikirleri yoğundur.
    Kuşkuculuk ve paranoid düşüncelere rastlanır.
    Toplumun % 3’lük kısmını etkilediği bilinmektedir.
    Şizofrenik yakınları olanlarda daha sık görülür.

    Antisosyal Kişilik Bozukluğu
    Manipülatif davranana kişilerdir.
    Yalan söyleme, evden kaçma davranışları sık görülür.
    Kişinin geçmişinde şiddete sık başvurduğu ile ilgili anemnez alınır.
    Rasgele cinsel ilişkilere girer.
    Eşini ya da çocuğunu sömürdüğü görülür.
    Vicdan azabı çekmezler, pişmanlık duymazlar.
    Dürtü bozuklukları genelde vardır ve plansız davranırlar.
    Başkalarına karşı düşünceli ve duyarlı değillerdir.
    Huzursuzluk içindedirler ve saldırgan tutum içindedirler.
    Başkalarını aldatma ve sahtekarlık içinde yaşarlar.
    Kendilerinin ve başkalarının güvenliğini umursamazlar.
    Yinelenen kavga ve dövüşler veya saldırılarla devam eden sinirlilik hali vardır
    Bir işi götürememe ya da mali yükümlülüklerini sürekli götürememe ile belirgin sorumsuz tavırlar
    Başkalarına zarar vermiş, kötü davranmış ya da başkasından bir şey çalmış olmasına rağmen ilgisizlik hali yada yaptıklarına kendince mantıklı açıklamalar getirme ile devam eden vicdan azabı çekmeme
    Yasalara, toplumsal kurallara ayak uyduramama
    Erkeklerde %3 – 7, kadınlarda %1 civarında sıklıkla rastlanır. Hapishanedekilerin yaklaşık %75’inde bu bozukluğa rastlanır.
    Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu yatkınlık oluşturur.

    Borderline Kişilik Bozukluğu
    Psikoz, duygu durum bozuklukları, diğer kişilik bozuklukları ve bilişsel bozukluklarla örtüşen çok yanı vardır.
    Her zaman bir bunalım ve kriz içindedirler.
    Mikropsikotik epizodları olabilir ve bunlar genellikle paranoya veya gelip geçici disosiyatif belirtileri içerir.
    Başkalarıyla ilişkileri çok çalkantılıdır, yalnız kalmaya tahammülleri yoktur.
    Terk edilmenin her türüne karşı koyabilmek için her türlü yola başvurabilirler.
    Çok kolay öfkelenebilir ve genellikle manüpülatif davranırlar.
    Para, cinsellik gibi konularda dürtüsel davranırlar. Madde kötüye kullanımı, hızlı araba kullanımı ya da tıkanırcasına yemek yeme davranışları sık görülür.
    Duygulanımlarında tepkisellik hakimdir, fırtınalar yaşanabilir.
    Gözünde aşırı büyütme ya da yerin dibine vurma uçları arasında gidip gelen, gergin ve tutarsız kişilerarası ilişkilerin olması
    Kimlik karmaşası yaşarlar. Belirgin ve sürekli olarak tutarsız benlik algısı veya kendilik duyumunun mevcuttur.
    Yinelenen intihar davranışları ve girişimleri, göz korkutmaları vardır.
    Kendini sürekli olarak boşlukta hissederler.
    Uygunsuz ve yoğun öfke ya da öfkesini kontrol edememe hali vardır.
    Genellikle % 2 civarında sıklığa sahiptir. Genelde kadınlarda daha yoğundur.
    Bu kişilerin %90’ının başka bir psikiyatrik hastalığı; %40’ının da ikiden çok psikiyatrik tanısı vardır.
    Bu kişilerin ailelerinde duygu durum ve madde kötüye kullanımı daha fazladır.

    Histrionik Kişilik Bozukluğu
    Bu tür kişilik bozukluklarında insanlar sürekli rol yapıyormuş gibi, duygusal ve olumlu izlenim bırakmaya çalışan kişilerdir.
    Çoğunlukla işbirliği yaparlar ve kendilerine yardım edilmesini isterler.
    Çok renkli, aşırı derecede süslü, göz alıcı, alımlı olmaya çalışırlar; dikkatleri üzerlerine çekmeye yönelik ayartıcı ve baştan çıkarıcı davranışlar içindedirler.
    Davranışlarında bağımlılık gösterirler. Gösterişe dönük ve yapmacık davranış içindedirler.
    Hızlı değişen duygulanımları vardır. Duygusal derinlikleri yoktur, sığdırlar ve içten davranmazlar. Duygularını aşırı bir abartma ile gösterirler.
    Aşırı düzeyde başkalarını etkilemeye yönelik, ayrıntısız konuşma biçimleri vardır. Sanki rol yapıyormuş gibi konuşurlar.
    Çoğu zaman telkine yatkındırlar, başkalarından ve olaylardan çabuk etkilenirler.
    İlişkilerin olması gereğinden daha yakın olması gerektiğini düşünürler.
    Yüzeysel olarak bakıldığında hoşa giderler.
    İlgi odağı olamadıklarında rahatsız olurlar.
    Prevalansı %2 – 3 civarındadır. Kadınlarda daha sık görülür.
    Bu bozukluk somatizasyona, duygu durum bozukluğuna ve alkol kullanımına eşlik edebilir.

    Narsistik Kişilik Bozukluğu
    Kendini büyük görme ve benlik saygısı ile ilgili konularda aşırı ilgilenme ile belirlidir.
    Kendilerinin önemli oldukları ile ilgili büyüklük duyguları vardır. Başarı ve yeteneklerini abartır, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi bekler.
    Küstah, kendini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergilerler.
    Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi hayalleri üzerinde kafa yorarlar.
    Özel insan olduklarına ve özel haklarla donatıldıklarına inanırlar. Ancak başka özel ya da toplumsal durumu üstün kişilerin kendisini anlayabileceğini yada ancak onlarla arkadaşlık etmesi gerektiğine inanır.
    Eleştirilmeye ya da yenilgiye büyük bir kızgınlıkla ve depresyon ile karşı koyarlar.
    Benlik saygıları kırılgandır.
    Başkalarını kendi çıkarları uğruna kullanma eğiliminde olurlar
    Başkalarıyla eşduyum ve empati yapamazlar. Başkalarının duygularını ve gereksinmelerini tanıyıp tanımlama konusunda isteksizdirler.
    Çoğu zaman başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanır.
    Çok beğenilmek isterler. Dış görünüşleriyle aşırı ilgilidirler ve kendilerine hayran olunmasını beklerler.
    Toplumdaki sıklığı %1 civarındadır.

    Çekingen Kişilik Bozukluğu
    Bu kişiler fobik olarak adlandırılan utangaç, çekingen, ürkek, korkak bir kişiliğe sahiptir.
    Kolaylıkla incinirler ve dışlanmaya karşı duyarlıdırlar. Mahcup düşeceği ya da alay konusu olacağı korkusuyla yakın ilişkilerde tutukluk gösterir.
    Eleştirilecek, beğenilmeyecek ya da dışlanacak olma korkusuyla çok fazla kişiler arası ilişki gerektiren mesleki etkinliklerden kaçınırlar.
    Kendi dünyalarında yaşarlar ve başkalarının kendilerini koşulsuz olarak kabul etmelerini beklerler. Sevildiğinden emin olmadıkça, insanlarla ilişkiye girmek istemez.
    Toplumsal katılımlarda bulunmaya karşı isteklidirler. Ancak küçük düşeceği korkusuyla kişisel girişimlerde bulunmak ya da yeni etkinliklere katılmak istemez.
    Toplumsal durumlarda eleştirileceği ya da dışlanacağı üzerinde sıklıkla düşünür.
    Yetersizlik duyguları nedeniyle yeni kişilerle aynı ortamda bulunduğu durumlarda ketlenir.
    Sıklıkla aşağılık duyguları vardır. Kendilerine güvenleri yoktur ve geri çekerler, kendilerini göstermek istemezler.
    Başkalarının sıradan yorumlarını aşağılayıcı olarak değerlendirir.
    Kendilerini sosyal açıdan beceriksiz ve çekici olmayan biri olarak görürler.
    Toplumdaki sıklığı %0,5 – 1 arasındadır.

    Bağımlı Kişilik Bozukluğu
    İleri derecede bağımlı, uysal ve boyun eğen kişilerdir.
    Kendi sorumluluk ve gereksinimleri başkalarınınkinden sonra gelir.
    Yaşamlarının çoğunda, önemli alanlarda sorumluluk almak için başkalarına gereksinim duyarlar.
    Kendileri ile ilgili kararları başkalarının almasını ister.
    Sömürüye dayalı kişilere dayanabilirler.
    Kendilerine güvenleri yoktur, başkalarının öğüt ve desteğine ihtiyaçları vardır.
    Kendisine bakamayacağına ilişkin aşırı korku nedeniyle tek başlarına kalmaya katlanamazlar, kendilerini rahatsız ve çaresiz hissederler.
    Yakın bir ilişkisi bittiğinde, bakım ve destek kaynağı olarak derhal başka bir ilişki arayışı içine girerler.
    Başkalarının bakım ve desteğini sağlamak için, hoş olmayan şeyleri yapmayı isteyecek kadar aşırı gidebilirler.
    İşyerinde sürekli gözetim altında tutulmaya gereksinim duyarlar. İşleri başlatma ve tek başına iş yapma zorlukları vardır.
    Pasiftirler, kendilerinin farklı görüşlerini ifade etmekte zorlanırlar.
    Bütün kişilik bozukluklarının %2,5’unu oluşturular.
    Daha çok kadınlarda görülür.

    Obsesif – Kompulsif Kişilik Bozukluğu
    İnatçılık boyutlarında ısrarcılık görülür.
    Duygulara dayanan kararlarda kararsızlıkları çoktur.
    Kendilerini ve bulundukları ortam ve koşulları denetim ve kontrolleri altında tutmaya çalışırlar.
    Kişiler arası ilişki kurma, olaylara gülüp geçme, sıcaklık duyma gibi becerilerden yoksundurlar.
    Otoriter bir tutum içindedirler. Mekanik ve duygudan uzak tavır içindedirler.
    Esas amacı gölgeleyecek kadar ayrıntılar, kurallar, listeler, sıralama ve organizasyon işleriyle meşgul olurlar.
    İşin tamamlanmasını zorlaştıracak kadar mükemmeliyetçilik gösterirler.
    Sosyal ilişki, faaliyet ve hobilerine zaman ayıramayacak kadar iş ve üretkenlikle ilgilenirler.
    Ahlak, doğruluk, değerler ve sistem ile ilgili konulara aşırı hassasiyet gösterir ve esneklik sağlayamaz.
    Nesneleri biriktirir, eskimiş ve değersiz şeyleri kolayca elden çıkaramazlar.
    Diğerlerinin işi kendisi gibi yaptığına ikna olmadıkça, görev dağılımı yapma ve birlikte çalışmaya karşı çıkar.
    Para harcama konusunda cimri davranır. Gelecekteki kötü günler ve felaketler için biriktirilmesi gereken bir araçtır.
    Erkeklerde daha sık görülür.
    Genetik faktörler etkin olmasına rağmen, ailede katı bir disiplin ile yetişenlerde daha sık görülür.

    Pasif – Agresif Kişilik Bozukluğu
    Engelleyen, sürümcemede bırakan, ağırdan alan, geciktiren, erteleyen, inatçı ve yavaşlatan kişilerdir.
    Yeterli başarı ölçütlerine karşı çıkarlar.
    Gecikmeler için her zaman bahaneleri vardır.
    Başkalarının hatalarını bulup çıkarırlar.
    Kendilerini öne sürmez ve ortaya çıkarmazlar.
    Her şeyi kendi bildikleri gibi yapma eğilimindedirler.
    Her şeyin en iyisini kendileri bilirler.
    Karşıdaki kişinin davranışlarını zaman zaman da olsa tolere edemez ve hemen karşı koyarlar.
    Başkalarının denetimi altında olmak ve yönetilmekten hoşnut olmazlar.
    Her şeyin ters gittiğine inanırlar.
    Uyumsuzlukları nedeniyle izole olabilir ve yalnız kalabilirler.
    Depresif bozukluklar ve alkol kötüye kullanımı gelişebilir.
    Küçük yaşta otorite olan kişilerle sorun yaşamış olabilirler.

    Dr. Ahmet Türker
    Klinik Psikolog

    Yazı kaynağı : www.bilted.com

    Çok akıllı insanların yapmayı reddettiği 10 davranış

    Çok akıllı insanların yapmayı reddettiği 10 davranış

    Yapabileceğimiz en akıllıca şey başkalarının başarılı olması için yardım etmektir. Bu sayede, onlar kazandıkça siz de kazanırsınız. İnsanlar birbirine destek oldukça işler büyür, daha çok değer yaratılır, çalıştıkça daha iyi sonuçlara ulaşılır. Birbirine köstek olmayan ancak birbirinin önünü açan bir topluluk içinde olmanın daha büyük başarılar getireceğini bilen başarılı insanların ASLA yapmayacakları şeyler vardır. Boşa enerji harcamaz, negatiflik yaratmaz, düşüncesizce davranmazlar. Prensipleri doğrultusunda hiç tereddüt etmeden bu tür davranışlarda bulunmayı ret ederler.

    Websayfası ceo.com’da Dashboards for CEOs (Ceo’ların Kontrol Paneli) adlı köşede yayınlanan yazıya göre, işte başarılı insanların ASLA’lar listesi:

    1. Düşüncesizce başkalarına zaman kaybettirin. 

    Her toplantıya geç kaldığınızda, karşınızdakilere benim zamanım seninkinden daha değerli mesajını verirsiniz. Market alışverişinin sonunda kasada kredi kartınızı aramakla geçirdiğiniz 2-3 dakika, kasiyeri umursamadığınızı, arkanızda sıra olmuş insanların zamanına zerre kadar değer vermediğinizi gösterir. Şirkette mutfağa gidip 1 litrelik su şişenizi ağır ağır doldurduğunuzda, sizi bekleyen iş arkadaşlarınıza ne kadar kendinize dönük bir insan olduğunuzu gösterirsiniz. Kimsenin ne yaptığı umurunuzda değildir, her şey sizin dünyanız ekseninde dönmelidir. Yani, önemi olan tek dünya sizinkidir. 

    Bu kadar ufak tefek şeylere kafa takılır mı diye içinizden geçiriyor olabilirsiniz. Çok minik görünen bu olaylar bir araya geldiğinde, kişinin karakteri ve davranış kalıplarıyla ilgili kocaman her an sağanak yağmura dönüşebilecek bir kara bulut haline gelir. Kendi rahatınız için, ufak tefek de olsa, başkalarını rahatsız etmeyi rutin haline getirir, daha da kötüsü bunun farkında bile olmazsınız. Böyle küçük olaylar ve alışkanlıklar sizin nasıl bir insan olduğunuzu bütün çıplaklığıyla ortaya koyacaktır. Özellikle liderlik konumundaysanız, etrafınızdakilere nasıl davranacağınızı, zorunluluklar değil, sadece ve sadece siz belirlersiniz. Her zaman yakınınızdaki insanların ihtiyaçlarının sizden öncelikli olduğunu farz ederek hareket edin. O zaman çevrenizden hem saygı hem de sevgi görürsünüz.

    2. Seviyenizin altındaki herkesi yok sayın.

    Toplum içinde gözümüze çarpan ancak yokmuş farz ettiğimiz kişileri bir düşünün; jimnastik salonuna azimle gelen, yeni aldığı belli olan spor kıyafetleri içine zor sığmış, orta yaşlı şişman kadın… Kardiyo hareketlerini zor yapıyor, birkaç hareketi tamamladıktan sonra kan ter içinde kaldığı gibi, nefes nefese kıpkırmızı bir suratla 10-15 dakika daha egzersiz yapabiliyor. Jimnastiğe giden herkes onu görüyor ancak aldırmıyor çünkü herkes onun bu ortama uymadığını düşünüyor. Onu takdir etmek veya ona destek olmak yerine herkes o yokmuş gibi davranıyor.

    Aslında bu tür davranışları bizler de farkında dahi olmadan sık sık yapıyoruz. Bir konferansa gittiğimizde sadece konuşmamız gerektiğinde konuşuyoruz. Örneğin, bir sunum yapacaksak, teknik ekiple gerektiği ölçüde konuşur, ihtiyaçlarımızı karşılarız ancak işimizin olmadığı kimseye selam verir miyiz? Göz temasında bulunur muyuz? Başımızla selam verir miyiz? Çoğumuz bunların hiçbirini yapmaz, işimizi yapar, çıkarız.

    Oysa karşımızdakinin varlığını tanımak için gülümsemek, başımızla selam vermek veya ‘merhaba’ demek sadece birkaç saniyemizi alacaktır. Çevremizle bir bağ kurabilmek için ne kadar basit yollar…

    3. Çok kısa zamanda çok şey isteyin.

    Az tanıdığınız biri sizden bir şey yapmanızı ister, kibarca ret edersiniz. Çok zamanınızı alacaktır, zor bir iştir, yapmanız gereken başka işleriniz vardır vs. Tekrar rica eder, tekrar hayır dersiniz. Israr eder “Ama gerçekten çok ihtiyacım var.” der. Belki çok ihtiyacı olduğu doğrudur, ancak problem onun problemidir ve herkes kendinden sorumludur, sizin o işi yapma zorunluluğunuz yoktur. Genellikle kimse kimseye yok yere yardım etmez, en azından o kişiye sempati duymanız gerekir. Eğer sizden yardım isteyen kişi size daha önce yardım ettiyse, istediği şey ne kadar zahmetli bir iş olursa olsun, ona yardım etmeye daha eğilimli olursunuz. Üstelik yardımlaşmayı seven insanların çevresinde olmak herkesin hoşuna gider. Sorunlar yardımlaştıkça daha kolay halledilir, daha pozitif bir ortam yaratılır.

    4. Gerçekten yardıma ihtiyacı olan insanları yok saymak.

    Aynı zamanda bazı insanların kendi kendilerine yardım edecek durumlarının olmayabileceğini göz önünde bulundurmak gerekir. Birinin onlara acil ve basit bir çözüm getirmesine ihtiyaçları vardır. Bu birkaç lira para, sıcak bir yemek, bir kalın palto, iş çıkışı birini arabanızla eve bırakma gibi son derece basit hareketler olabilir. İyi şeyler yaparsanız, iyi şeyler sizi bulur. Hintlilerin karma dediği bizim ektiğini biçmekten kastettiğimiz işte budur. İyilik yapın denize atın döner sizi bulur derler ya, bir gün sizin yardıma ihtiyacınız olduğunda yardım sizi bulacaktır. Üstüne üslük hiçbir beklentiniz olmadan iyilik yapmak sizi mutlu edecektir.

    5. Soru sorun ki SİZ konuşabilesiniz.

    Örneğin, başka bir departmanda çalışan bir arkadaşınızla yemektesiniz. “Sence sosyal medya etkili bir pazarlama aracı mı?” diye sordunuz. İş arkadaşınız henüz ağzını açmış, “Aslında bazı durumlarda sosyal medyanın…” diye söze başlamış, sözünü bıçak gibi keserek, sazı elinize alıyorsunuz ve pazarlamanın sizi ilgilendiren analitik tarafından konuşmak için müthiş bir fırsat yakalamış oluyorsunuz. ROI’lar, satışa bir türlü yansımayan pazarlama projeleri havada uçuşuyor. Farkındalık yaratmanın son yılların saçmalığı olduğunun altını çizdikten sonra, 15 dakikalık monoloğunuza bir yudum su ile ara veriyorsunuz. Tam o sırada kibar iş arkadaşınız masasına dönmek zorunda olduğunu, 10 dakikaya bir toplantıya gireceğini söyleyerek sizden izin alıyor. Yani, sizi daha fazla dinlemek istemediğini ve sıkıcı bulduğunu sizi kırmadan nazikçe iletiyor. Kendi egonuzu tatmin ederken arkadaşınızı kaçırıyorsunuz. 

    Gerçekten bir konuyla ilgileniyorsanız, bir sorunun cevabını merak ediyorsanız soru sorun. Sırf konuşmak için cevabını dinlemeyeceğiniz soruyu sormayın. Hem kendinize hem karşınızdakine haksızlık edersiniz. Karşınızdakinin cevabını dinledikten sonra, konuyu daha iyi anlamak, merak ettiğiniz yönleriyle ilgili bilgi edinmek için detaya giren sorular sorabilirsiniz. İnsanlar kendileri veya onların uzmanlık alanları ile ilgilenilmesinden mutluluk duyacaktır.

    6. Sen benim kim olduğumu biliyor musun?

    Hak ettiğiniz saygıyı görmediğiniz zaman kafanızdan geçen kalıp bu değil midir? Ben çok önemliyim, bana nasıl böyle davranırsın? Oysa karşınızdakinin size kim olduğunuzdan bağımsız olarak saygı göstermesi, işini düzgün yaparak size en iyi hizmeti vermesi gereklidir. Ben kimim biliyor musun demek yerine kişiden herkese davranması gerektiği gibi size de saygı ve itina ile davranmasını istemek yerinde olacaktır.

    7. İlginç kişiliğimden hiç ödün vermem.

    Farklı bir kişiliğe sahip olmak, özgün, sıra dışı, komik, eksantrik olmak normal zamanda herkesin saygı duyduğu şeyler olabilir ancak kriz dönemlerinde herkesin konuya odaklanması ve farklılıklarını mümkün olduğunca uçlara taşımaması önemlidir. Komik olduğunuzu, yaratıcı ve ilginç fikirlerle insanları şaşırttığınızı herkes bilir ancak her şeyin bir zamanı vardır, ciddi olma zamanı ciddi olunmalıdır. İnsanların sempatik buldukları hareketler stresli ortamlarda rahatsız edici hale gelebilir. 

    8. Kendi kendinle alay ederek başkalarına aynı hakkı tanımak.

    İnsanın bazı konularda kendi kendiyle dalga geçmesi kendiyle ne kadar barışık olduğunu gösterir. Saçları dökülmüş biriyseniz, ironiyle sırma saçlarınıza saatler ayırdığınızdan söz edebilir, kilo probleminizi yılsonu partilerine bağlayabilir ve keyifle çikolatanızı son lokmasına kadar bitirebilirsiniz ancak başkası saçınız, kilonuz, kariyeriniz veya ailenizle ilgili bir iki yorum yapsa bozulursunuz. Eğer birinin kendi kendiyle alay ettiğini görürseniz, sakın sizin de aynı konularda kendisiyle alay edebileceğiniz anlamını çıkarmayın. Kendi kendinizle alay ederken de, doğru zamanda, ortamda ve kişiler arasında olduğunuzdan emin olun. 

    9. Mütevazıymış gibi kendini övmek.

    Hem mütevazı olmak hem de kendini övmek nasıl olur demeyin. Kişi, kendini övmüyormuş gibi davranıp, kendini dev aynasında görmenin farklı yollarını bulabilir. Çalışanlarınızın birkaç hafta sonra vereceğiniz TED konuşmasıyla ilgili stresli olduğunuzu veya yazlık ve kışlık evlerinizin ihtiyaçlarını gidermenin ne kadar zor olduğunu duymasına gerek yoktur. Kendinizi övmenize gerek olmadığını unutmayın, bırakın diğerleri sizi övsün. Eğer güzel işler yaptıysanız, merak etmeyin çevrenizdekiler sizi övecektir.

    10. Düşüncelerinizi zorla kabul ettirin.

    Birçok şey biliyorsunuz. Güzel, ilgi çekici, akıllıca, önemli şeyler. 

    Bu şeyleri doğru ortamlarda paylaşmak kritik önem taşır. Bir mentorsanız, hemen paylaşın. Koç veya liderseniz, hemen paylaşın. Sizin için doğru olan şey, her zaman herkes için doğru olmayabilir. Hayatta, birçok şeyde olduğu gibi, insanların farklı görüşleri, prensipleri, doğruları olabilir. İlle de sizin doğrunuzun kabul edilmesi gerekmez, her kararda farklı düşüncelere de yer vermekte yarar vardır. 

    www.datassist.com.tr

    Yazı kaynağı : www.dunya.com

    Ben ne dersem o” diyenle baş edebilirsiniz!

    Ben ne dersem o” diyenle baş edebilirsiniz!

    İşte karşınızdaki kişiden ne kadar hoşlanırsanız hoşlanın dikkat etmeniz gereken o en temel kurallar:

    · Sosyal medya sapığı olmayın

    Aman sakın ne Facebook’da ne Twitter’da ne de başka bi sosyal medya aracında sapıklığa bağlamayın! Öyle her fotoğrafını her hareketini beğenip, altına yorumlar yazıp, her tweetini retweetleyip, cevaplar yazmak yok! İlla sapıklık yapıp sosyal medyadaki her hareketini izleyecekseniz bunu en azından gizli yapın!

    · İlk günden ilişki durumunuzu değiştirmeyin

    Biriyle görüşmeye başladıktan ne kadar sonra Facebook’taki ilişki durumunuzu değiştirmelisiniz? Peki ne kadar sonra ilişki durumunuzu “onunla ilişkisi var”a getirmelisiniz? Kesinlikle ilk gün hatta ilk hafta değil! O daha çıkmaya başladığınız arkadaşlarına bile anlatmamışken ilişkinizin reklamını yapmaya başlamanız biraz umutsuz görünmenize neden olabilir. Bırakın ilk hareket ondan gelsin. Birkaç hafta sonra baktınız hala tık yok ilişki durumunuzu “ilişkisi var”a değiştirebilirsiniz.

    · O yokken arkadaşlarıyla buluşmayın

    Arkadaşlarıyla iyi geçinmeniz harika bir şey. Onların sizi sevmesi ve aralarına kabul etmesi de öyle. Ama ne olursa olsun unutmayın ki onlar sevgilinizin arkadaşları. Sevgiliniz etrafta yokken onlarla buluşmanız hiç hoş olmaz. Hala nedenini anlamadıysanız o, siz olmadan sizin arkadaşlarınızla buluşsa ne hissederdiniz bir düşünün!

    · Ona onun size iltifat ettiğinden daha çok iltifat etmeyin

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap