Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    gece yatarken kan şekeri kaç olmalı

    1 ziyaretçi

    gece yatarken kan şekeri kaç olmalı bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Prof.Dr.SinanÇağlayan

    Diyabet yani şeker hastalığı vücutta salgılanan insülinin miktarının veya etkisinin azalması sonucu kan şekerinin yükselmesi ile kendini gösteren ve ömür boyu devam eden bir hastalıktır.

    İnsülin, midenin arkasında bulunan pankreas adı verilen organdan salgılanan bir hormondur. Yediğimiz yiyeceklerin birçoğu midede sindirildikten sonra şekere dönüşür ve kan damarlarının içine geçerek kandaki şeker miktarını yükseltir. İnsülin hormonu ise, kandaki fazla şekeri alarak hücrelerin içine sokar ve bu şekerleri enerji olarak kullanmamızı sağlar. Bizler nefes alırken, yemek yerken, yürürken, koşarken vs. hep bu, hücrenin içindeki şekerleri yakarız, bunlar bizim temel enerji kaynağımızdır. Ancak bizim bu enerji kaynağı olan şekerleri kullanabilmemiz için bunların mutlaka hücrelerin içine girmesi gerekir. Anlaşılacağı gibi eğer vücudumuzda insülin olmazsa veya görevini yapamazsa şekerler hücrelerin içine giremeyecek,  kandaki şeker miktarı sürekli yüksek kalacak ve şeker hastalığının belirtileri olan çok su içme, çok idrara çıkma, ağız kuruluğu, halsizlik vs. gibi hastalık belirtileri ortaya çıkacaktır.

    DİYABET TİPLERİ

    -Tip1 Diyabet

    -Tip2 Diyabet

    -Gebelik Diyabeti

    -Diğer Diyabet Tipleri

    TİP 1 DİYABET:

    -Tam olarak bilinmeyen bir nedenle bağışıklık sistemi pankreastaki insülin üreten hücreleri tahrip eder. Bu tahribat %90’a ulaşınca hastalık ortaya çıkar.

    -Pankreastan insülin salgısı hiç yok veya yok denecek kadar azalmıştır.

    -Tip1 Diyabetli hastaların tedavisine insülin ile başlanır.

    -Tip 1 Diyabet genellikle çocuk yaşta veya genç yaşta ortaya çıkar.

    -Hastalık ortaya çıktığında hastalar genellikle zayıftır.

    -Ailesel yatkınlık Tip2 Diyabettekine göre daha azdır. (%10-15)

    -Tip 1 Diyabette belirtiler ani olarak ortaya çıkar. Kan şekeri çok yükselir ve buna bağlı olarak da çok su içme, çok idrara çıkma, yorgunluk ve ani kilo kaybı görülür.

    TİP II DİYABET:

    -Tip 2 diyabetin iki esas nedeni vardır. Birincisi pankreastaki insülin miktarının azalması, ikincisi ise insülinin hedef dokularda görevini tam olarak yapamaması (insülin direnci) dır.

    -Tip 1 diyabete oranla daha sık görülür; diyabetli kişilerin yaklaşık %90’ı tip 2 diyabetlidir.

    -Tip 2 diyabet esas olarak yetişkinlerde görülse de son yıllarda ergenlik çağındaki bireylerde de görülmektedir.

    -Tip 2 diyabetin belirtileri ani değildir, aksine daha sinsidir ve başlangıcından birkaç yıl sonrasında organ hasarları ile kendini gösterebilir.

    -Fazla kilolu olmak, hareketsiz ve stresli yaşam tarzı, kötü beslenme, hızlı yemek yiyip çabuk acıkma, tansiyon ve kan yağları yüksek olması, ailesinde diyabetli bireylerin bulunması, 4 kg.dan ağır bebek doğurma gibi faktörler hastalığın ortaya çıkma nedenleri arasında yer almaktadır.

    -Bu risk faktörleri düşünüldüğünde diyabeti olabileceğini düşünen kişiler mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdırlar.

    GESTASYONEL DİYABET:

    -İlk defa gebelik sırasında ortaya çıkan şeker hastalığına gestasyonel diyabet denir.

    -Gebelik sırasında fazladan salgılanan bazı hormonlar, birinci derece akrabalarında diyabet olanlarda, fazla kilolularda, 35 yaş üstü hamilelerde, daha önce 4 kg. ve üzeri bebek doğuran anne adaylarında kan şekerinin yükselmesine neden olabilir.

    -Risk grubundaki gebelere, gebeliğin 24-28. haftalarında oral glikoz tolerans testi (OGTT) yapılmalıdır.

    -OGTT sonucunda gestasyonel diyabet tanısı konulan gebelere öncelikle kan şekerini kontrol altına alabilmek için diyet tedavisi verilir. Bu arada kan şekerleri yakından takip edilmelidir. Diyetle kontrol altına alınamayan kan şekerini düşürmek için hastaya insülin başlanmalı ve doğuma kadar insüline devam edilmelidir. Gebelerde ağızdan alınan şeker düşürücü hapların kullanılması sakıncalıdır.

    -Gebelikte kontrol altında olmayan kan şekeri bebeğin çok büyümesine ve 4 kg.ın üzerine çıkmasına neden olur. İri bebeklerde normal doğum zorlaşır ve sezeryan oranında artış olur.

    -Gestasyonel diyabetli annenin bebeğinde doğum sonrası kan şekeri düşüklüğü, kalsiyum eksikliği, sarılık, solunum sıkıntısı ve kardiyolojik sıkıntılar olabilir. Bunların olmaması için gebelikte mutlaka kan şekeri yükselmeleri kontrol altına alınmalıdır.

    -Gestasyonel diyabet genellikle doğumdan sonra geçer ve hastaların kan şekeri normale döner. Ancak bu kişilerde ilerleyen yıllarda %30-50 oranında Tip 2 Diyabet gelişme riski vardır. Bu nedenle hamileyken şekeri çıkanların doğumdan sonra da dengeli ve düzenli beslenmesi ve kilo almaması gerekmektedir.

    DİĞER DİYABET TİPLERİ:

    -Pankreasla ilgili bazı hastalıklar, bazı ilaçlar, kimyasal maddeler ve enfeksiyonlar gibi çok farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan diyabet hastalığı yer alır.

    DİYABETTE TANI NASIL KONUR?

    -Normalde açlık kan şekeri 100 mg/dl.nin altında olması gerekir. Eğer açlık kan şekeri 100 mg/dl’ nin üzerinde ise hastaya OGTT yapılır.

    -2 defa ölçülen açlık kan şekeri 126 mg/dl.nin üzerinde ise veya herhangi bir zamanda ölçülen kan şekeri 200 mg/dl’ nin üzerinde ve çok su içme, çok idrara çıkma, çok yemek yeme gibi belirtiler varsa,

    -OGTT’nin 2.saat kan şekeri 200 mg/dl.nin üzerinde ise,

    -HbA1c denilen geriye dönük 3 aylık kan şekeri ortalaması %6,5 üzerinde ise kişiye diyabet tanısı konur.

    DİYABET NASIL TEDAVİ EDİLİR?

    Diyabet tedavisinde amaç, kan şekerinin yükselmesini ve düşmesini önlemektedir. Kan şekeri seviyelerini normal sınırlarda tutarak hastanın kendisini iyi hissetmesini sağlamak, yaşam kalitesini artırmak ve en önemlisi de diyabete bağlı oluşabilecek komplikasyonları önlemektedir. Diyabet tedavisi dört ana bileşenden oluşur.

    1-TIBBİ BESLENME TEDAVİSİ:Diyabet tedavisinde kan şekeri kontrolünü sağlamak için sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması önemlidir. Diyabeti olmayan bireylerde olduğu gibi diyabetli bireylerinde yeterli ve dengeli beslenmeyi öğrenmesi ve öğrendiklerini günlük yaşamda uygulaması sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturur. Yenilen besinlerin özellikle karbonhidrat içeren besinlerin vücudun ihtiyacından çok tüketmek kan şekerinin yükselmesine neden olur. Kan şekeri kontrolünün sağlanmasında kişiye özgü beslenme programının verilmesi çok önemlidir. Beslenme programı, kişinin yaşına, boyuna, kilosuna, diyabet tipine, çalışma koşullarına, laboratuar bulgularına, fiziksel aktivite durumuna ve kullandığı ilaçlarına göre belirlenir. Bu nedenle yılda en az iki defa diyabet konusunda uzmanlaşmış bir diyetisyenle görüşüp size özel diyet programınızı almalısınız.

    Diyabetli bireylerinden de temel besin öğelerinden yeterli ve dengeli bir şekilde tüketmeleri gerekir. Diyabet bireylerin sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmalarını sağlar. Diyabeti olmayan bir kişinin de rafine şeker tüketimini kısıtlaması, doymuş yağ ve kolesterolden zengin olan et, süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi besinleri vücudunun ihtiyaçlarına uygun miktarda tüketmesi, sık sık ve az az yemek yemesi gerekmektedir. Sağlıklı beslenme için aşağıdaki besin öğelerini ve posa içeren besinlerin, besin öğesi ve enerji gereksinimini karşılayacak miktarlarda ve öğün içinde dengeli bir şekilde tüketilmesi gerekmektedir.

    Beslenme İle İlgili Bazı Öneriler:

    2-EGZERSİZ:Diyabetin tedavisinde ve önlenmesinde fiziksel aktivitenin rolü çeşitli araştırmalarda gösterilmiştir.

    Egzersizin Faydaları:

    Egzersize Yönelik Öneriler

    3- İLAÇ TEDAVİSİ:Tip 2 diyabette kan şekeri kontrolünü sağlamak için kullanılan ve halk arasında şeker hapı olarak adlandırılan ilaçlar oral antidiyabetik olarak adlandırılırlar. Bu ilaçlar vücuttaki insülinin pankreastan salınımını arttırırlar, insülinin hedef hücreler üzerindeki etkisini arttırırlar veya glikozun barsaklardan emilimini yavaşlatırlar.

    Piyasada farklı etkileri olan ve farklı isimlerde pek çok oral antidiyabetik ilaç vardır. Bu ilaçlar insülin değildir, insülin gibi etki etmezler. Ağıdan alınan insülin diye bir şey söz konusu değildir. Çünkü insülin yapısı gereği mide asitine dayanıklı bir ilaç değildir ve ağızdan alınmaya kalkışıldığında etkisi tamamen yok olur.

    Kimler Oral Antidiyabetik İlaç Kullanamaz?

    İNSÜLİN:İnsülin pankreastan salgılanan ve kan şekerini düşürmeye yarayan bir hormondur. İnsülin Tip 1 diyabetlilerde ve yukarıda saydığımız oral antidiyabetik kullanması uygun olmayan hastalarda kullanılır. İnsülin sıvı halde bulunur ve enjektör, insülin kalemi veya insülin pompası ile vücuda verilir. Diyabet ilerleyici bir hastalıktır. Tip 2 diyabetliler ilk olarak oral antidiyabetik ilaçlarla tedavi edilirler ancak hastalık süresi ilerledikçe pankreasın beta hücrelerindeki harabiyet de ilerler ve artık hiç insülin üretilmez. Bu durumdaki hastaların da mutlaka insülin ile tedavi edilmeleri gerekir.

    Piyasada etki süreleri birbirinden farklı olan insülinler vardır. Doktorunuz sizin için uygun bulduğu insülinin hangi saatlerde ve kaç ünite yapılacağı konusunda sizi bilgilendirecektir. Unutmayınız ki tedaviniz  size özeldir bu nedenle asla başka bir hastanın insülin tedavisinin sizin için de uygun olabileceğini düşünmeyin.

    İnsülin Enjeksiyon Bölgeleri:

    İnsülin Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler:

    İnsülin Tedavisinin Yan Etkileri:

    HİPOGLİSEMİ; Diyabetli olmak ve diyabetle beraber yaşamak bu hastalığın beraberinde getirdiği bazı sorunlarla başa çıkmayı öğrenmek demektir. Bu sorunlardan biri de “Hipoglisemi”, yani “Kan Şekeri Düşüklüğü”nün yaşanmasıdır. Hipoglisemi, özellikle insülin kullananlarda görülmekle beraber tüm diyabetlilerde zaman zaman meydana gelebilecek bir durumdur. Fiziksel ve psikolojik problemlere yol açabilir.

    Hipoglisemi Nedir?Kan şekeri düzeyinin 70 mg/dl veya altına düşmesine hipoglisemi denir. Hipogliseminin oluşumuna zemin hazırlayacak nedenler ortadan kaldırıldığında hipoglisemi riski de uzaklaştırılmış olur. Aksi takdirde insülin veya oral antidiyabetik ilaç kullanan herkeste hipoglisemi görülebilir.

    Hangi Durumlarda Kan Şekeri Düşer?

    HİPOGLİSEMİNİN BELİRTİ VE BULGULARI

    Hipogliseminin hafif, orta ve ciddi boyutta olmak üzere belirtileri vardır.

    1- Hafif Hipoglisemi Belirti ve Bulguları:

    – Dudakta ve dilde karıncalanma

    – Açlık hissi

    – Baş ağrısı

    – Terleme

    – Çarpıntı

    – Halsizlik yada titreme

    – Solukluk

    – Huzursuzluk

    2- Orta Derece Hipoglisemi Belirti ve Bulguları:

    – Konuşma bozukluğu

    – Davranış değişikliği

    – Bulanık görme

    – Yürüme güçlüğü

    – Konsantrasyon güçlüğü

    – Uyku hali

    – Şaşkınlık, uyuşukluk

    – Sinirlilik

    – Baş ağrısı

    – Karın ağrısı

    3- Ciddi Hipoglisemi Belirti ve Bulguları:

    – Cevap yetersizliği

    – Uykudan uyanamama

    – Nöbet

    – Bilinç kaybı

    HİPOGLİSEMİ NASIL ÖNLENİR?

    -İnsülinleri doktorunuzun önerdiği dozda ve hep aynı saatlerde yapılmalıdır

    -Oral antidiyabetik ilaçlar yine önerilen dozda ve zamanda alınmalıdır

    -Ara ve ana öğünler atlanmamalı ve zamanında yenmelidir

    -İlaçlarınızın dozunu kendi başınıza değiştirmemelidir

    -Fazla yenilecek bir yemek için doktorunuza danışmadan araya girip tekrardan insülin ya da hap alınmamalıdır

    -Egzersizin süresi çok fazla uzatılmamalı ve mutlaka yanınızda kesme şeker meyve suyu gibi bir şeyler bulundurulmalıdır

    – Kan şekerleri uygun aralıklarla izlenmelidir

    – Araç kullanmadan önce ana veya ara öğünler alınmalı. Uzun seyahatlerde uygun molalar verilmeli ve mutlaka el altında karbonhidrat bulundurulmalıdır

    – Her zamankinden daha aktif bir ev işi veya egzersiz yapıldıysa ilave bir ara öğün alınmalıdır.

    HİPOGLİSEMİ TEDAVİSİ NASIL YAPILMALIDIR?

    Hipoglisemi belirtilerini hissetme diyabetliler arasında farklılık gösterebilir. Ancak, çoğu diyabetli her zaman aynı hipoglisemi belirtilerini hisseder.

    Hipoglisemi Görülme Zamanları;

    Hipoglisemi Durumunda Neler Yapılır?

    Diyabetli Kimlik Kartı veya Künye:Şeker hastaları kan şekerlerinin düştüğünü hissederler. Ancak, bazen herhangi bir belirti olmadan aniden şeker düşmesi gelişebilir. Böyle bir olasılık nedeniyle, diyabeti olan bütün hastalar, kendilerinin  diyabetli olduğunu bildiren ve her zaman yanlarında taşıyacakları bir künye ya da bir diyabetli kimlik kartı bulundurmalıdırlar.

    Bayılmış veya konuşamayacak durumda olduğunuzda bu tanıtım kartı size yardımcı olmaya çalışanlara sorunun ne olduğunu anlatacak ve ihtiyaç duyduğunuz tedaviye daha çabuk kavuşmanızı sağlayacaktır.

    Yanınızda taşıdığınız bu tanıtım kartında adınız, telefonunuz, doktorunuzun telefon numarası ve bir yakınınızın telefon numarası yazılı olmalıdır.

    Ayrıca bu kartta acil durumda (hipoglisemi) yardım için yapılacaklar yazılı olabilir.

    Örneğin;

    HİPOGLİSEMİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

    -Hafif hipoglisemi de 15 gr karbonhidrat oral (KH) (4 kesme şeker veya 150 ml portakal suyu ya da limonata) ile tedavi edilmelidir. 15 dakika sonra tekrar kan şekeri ölçülmeli, <80 mg/dl ise 15 gr daha KH verilmelidir.

    -Orta derecede hipoglisemi de 20 gr oral KH (5 kesme şeker veya 200 ml portakal suyu ya da limonata) ile tedavi edilmeli, 15 dakika sonra kan şekeri ölçülmeli <80 mg/dl ise 15 gr daha KH verilmelidir.

    -Ciddi hipoglisemi geçirmekte olan 5 yaşın üzerinde ve bilinci kapalı hastalara ev şartlarında cilt altına  veya kasa glukagon enjeksiyonu yapılmalı ve acil medikal yardım istenmelidir (DM ve Komplikasyonlarının Tanı, Tedavi ve İzlem Kılavuzu-2013).

    DİYABETİK AYAK:Kan şekerinin uzun yıllar boyunca hep yüksek izlemesi sonucunda bacaklarda sinirlerde hasarlanmalara neden olur ve yanma, karıncalanma, his kaybı, batma, ağrı gibi belirtilerle kendini gösteren  diyabetik nöropati gelişmesine neden olur.

    Ayrıca yüksek kan şekeri bacaklardaki damarları da tıkayıp kan dolaşımının bozulmasına yol açarak anjiopati gelişmesine neden olur. Bu durumda da yara açılması gecikir ve iltihaplanmalar olur. Bu durumların önlenmesi için kan şekerinin normal sınırlarda tutulması ve ayak bakımına önem verilmesi ile mümkündür. Yaranın açılmasını önlemek tedavi etmekten daha kolay ve önemlidir.

    Diyabetik Ayak Bakımı Nasıl Olmalıdır?

    -Ayaklarınızı her gün yara, çizik, kesik, kızarıklık, su toplaması açısından kontrol edin, gerekirse altına da bir ayna yardımı ile bakın,

    -Ayaklarınızı her gün ılık su ve sabunla yıkayın (asla sıcak su ile yıkamayın)

    -Ayaklarınızı ve özellikle de parmak aralarınızı yumuşak bir havlu ile kurulayın (parmak araları nemli kalırsa mantar enfeksiyonu olabilir),

    -Tırnaklarınızın uzunluğunu kontrol edin, uzunsa kenarlarını almadan düz bir şekilde kesin, kesmek için başka bir yakınınızdan da yardım alabilirsiniz.

    -Tırnak batması açısından kontrol ediniz, tırnağınız batmışsa kendiniz müdahale etmeyin ve mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurun,

    -Çoraplarınızın her zaman temiz ve açık renkli olmasına dikkat edin, çoraplar pamuklu veya yünlü olmalı, çok sıkı ve lastikli olmamalı, dikişli olmamalı. Çorap bağı kullanmayın,

    -Ayakkabılarınızı giyinmeden önce ters çevirin, içinde bir şey olmadığından emin olduktan sonra giyinin,

    -Ayakkabılar yumuşak deriden olmalı, küt burunlu ve çok az topuklu olmalı, ayağınızı tam kavramalı. Yazlık ayakkabılarınızın ön ve arkası kapalı, yanları açık, üstten delikli olmalı. Sivri burunlu, yüksek topuklu olmamalı,

    -Yeni ayakkabılarınıza alışıncaya kadar günde en fazla 1-2 saat giyinin,

    -Ayakkabı satın alırken öğlen saatlerini tercih edin,

    -Evde bile çıplak ayakla dolaşmayın,

    -Otururken bacak bacak üstüne aymayın, bağdaş kurmayın, gün içinde ayaklarınızı yükselterek dinlendirin,

    -Ayaklarınız üşüyorsa sıcak su torbası, elektrikli soba, sıcak tuğla vb. gibi şeylerle ısıtmaya çalışmayın, his kaybı nedeniyle yanıklar oluşabilir,

    -Çorapsız ayakkabı giyinmeyin,

    -Nasır varsa bıçakla veya jiletle kazımayın, nasır bantları yapıştırmayın,

    -Sigara içmeyin, kan şekerinizi normal sınırlarda tutun,

    -Ayaklarınızda tırnak batması, mantar enfeksiyonu, kızarıklık, şişme, ağrı olduğunda hemen doktorunuza başvurunuz.

    DİYABETİN EVDE TAKİBİ:  Diyabetli bireylerin evde kendi kendilerini takip etmesi hem çok kolay hem de çok ekonomiktir. Evde takip hiperglisemi, hipoglisemi ve diyabet komplikasyonlarını tespit etmek ve önlemek açısından çok önemlidir.

    Evde kendi kendine kan şekeri takibi yapan hasta diyet, egzersiz, haplar ve insülinin şekeri üzerine etkisini daha iyi anlar ve buna yönelik tedbirlerini alır. Ayrıca kendi kendine kan şekeri takibi yapan ve sonuçlarını doktoru, hemşiresi ve diyetisyeni ile paylaşan hastanın hastanede yatış sıklığı ve süresi azalır. Hastanın daha esnek bir yaşam sürmesine ve kendini iyi hissetmesine neden olur. Diyabetli hastaların tedavi maliyetleri de azalır.

    Evde Ne Kadar Sıklıkla Kan Şekeri Ölçümü Yapılmalıdır?

    -Genellikle tip 1 diyabetliler, gebe diyabetliler ve insülin kullanan tip 2 diyabetliler kan şekerleri kontrol altına alınana kadar günde 4 kez kan şekeri ölçümü yapmalılar.

    -Ayrıca haftada bir gün de gece saat 02-04 arasında da bir ölçüm yapmaları gerekir.

    -Ölçümlerini sabah, öğle, akşam yemeklerinden önce ve yatmadan önce yapmalılar. Buna profil kan şekeri ölçümü denir.

    -Kan şekerleri kontrol altına alındıktan sonra haftada 1-2 gün profil ölçüm yapmak yeterlidir.

    -Kan şekeri kontrol altında olmayan hap kullanan tip 2 diyabetlilerin her gün açlık, tokluk ve yatmadan önce ölçüm yapmaları gerekir.

    -Kan şekeri kontrolü sağlanmış tip 2 diyabetlilerin haftada 1-2 gün açlık ve tokluk kan şekeri ölçümü yapmaları yeterlidir.

    -Tokluk kan şekeri yemeğe başlandıktan tam iki saat sonra bakılmalıdır. Ancak gebelerde yemeğe başlandıktan bir saat sonraki tokluk kan şekerine de bakılmalıdır.

    -Tokluk kan şekeri takibi yenilen yemeğin ve uygulanan tedavinin kan şekerine etkisini görebilmek açısından çok önemlidir.

    -Karbonhidrat sayımı (insülinin yenilecek öğündeki karbonhidrat miktarı ve kan şekeri düzeyine göre hesaplanıp yapılması işlemi) yapan ve insülin pompası kullanan hastaların kan şekeri kontrolü sağlanmış olsa bile her öğünden önce kan şekerlerini ölçmeleri gerekir.

    -Yapılan bu ölçümler diyabet takip günlüğüne kaydedilmelidir. Ayrıca hastalar kendilerini iyi hissetmediklerinde, hipo-hiperglisemi belirtileri olduğunda şeker ölçüm saatini beklemeden ölçüm yapmalı ve bu ölçümün tarihini, saatini ve hissedilen belirtileri de günlüğe kaydetmelidir.

    -Her doktor kontrolünde bu günlüğü yanınızda götürmelisiniz.

    Yazı kaynağı : sinancaglayan.com

    Kan Şekeri Değerleri Ne olmalı?

    Kan Şekeri Değerleri Ne olmalı?

    Hücrelerin ihtiyaç duyduğu enerji, besinler ile karşılanır. Karbonhidrat ve yağ içeriğine sahip besinler, enerji için kullanılarak vücutta glikoza dönüşür. Glikoz, kan aracılığı ile hücrelere ihtiyaç duyduğu enerjiyi taşır. Kan şekeri, kanda taşınan bu glikoz miktarının ölçüldüğü değerdir. Olması gerekenden fazla miktarda glikoz kanda taşındığında vücuttaki pek çok dokuya zarar verebilir. Bu sebeple vücudun bir kontrol mekanizması vardır. Kandaki glikoz oranı yükseldiğinde pankreasın beta hücreleri tarafından üretilen insülin devreye girerek kandaki glikozun, hücre içine alınmasını sağlar. Böylece kandaki glikoz oranı olması gereken seviyelere gelirler.

    Kan Şekeri Değerleri Ne Olmalı?

    Kan şekerinin sağlıklı kişilerde olması gereken değeri, 70-120 mg/dl’dir. Bazı kişilerde insülin yeterince üretilmez ve kan şekeri yükselir. Bu kişiler diabetes mellitus adı verilen diyabet hastalığı olan kişilerdir. Bu değer, anlık olarak yükselmiş olabileceğinden tek başına şeker hastalığının tanısında yeterli değildir. Bu yüzden HbA1c adı verilen 3 aylık ortalama glikoz değerine de bakılır. Kandaki şekerin hemoglobin ile yaptığı bileşiği ifade eden bu değer, %6-6,5 değerlerine çıktığında prediyabet yani gizli şeker,%6,5 değerinin üstünde olduğunda ise şeker hastalığının göstergesidir.

    Açlık/Tokluk Kan Şekeri Nedir?

    Kan şekeri değeri, sağlık, hastalık, açlık ve tokluk durumlarında farklılık gösterir. Açlık kan şekeri olarak ifade edilen durum, kişinin 8 ila 12 saat arası aç olduktan sonraki kan şekerinin değeridir. Tokluk kan şekeri ise besin alınmaya başladıktan 2 saat sonra ölçülen değerdir. Bu değerler, hipoglisemi yani şeker düşüklüğü veya hiperglisemi yani şeker yüksekliği ile ilgili bilgi verir. Bu değerler anlık değerler olmakla birlikte şeker hastalığının önemli bir habercisidir.

    Açlık/Tokluk Kan Şekeri Değeri Kaç Olmalıdır?

    Açlık kan şekeri yani en az 8 saatlik açlık durumunda ölçülen kan şekeri, normalde 70-100 mg/dl arasında olmalıdır. Bu değer 60 mg/dl ve altında olduğu durumda hipoglisemi durumu söz konusudur. Hipoglisemi tehlikeli bir durum olduğundan düşüklük derecesine göre acil tedavi edilmelidir. Açlık kan şekeri, 125 mg/dl’in üzerinde olduğunda ise şeker hastalığının önemli bir göstergesidir.

    Tokluk kan şekeri yani besin alımından 2 saat sonra ölçülen kan şekeri değeri 140 mg/dl’ye kadar normal kabul edilir. Bu değer 140-200 mg/dl arasında olduğunda pre-diyabet (gizli şeker) durumu söz konusudur. Tokluk kan şekerinin 200 mg/dl’nin üzerine çıkması ise şeker hastalığını ifade eder.

    Açlık/Tokluk Kan Şekeri Değeri Nasıl Ölçülür?

    Kan şekeri ölçümü, ev ortamında veya hastane şartlarında yapılabilen bir işlemdir. Ev ortamında yapılacak ölçümler için çeşitli markaların farklı modellerde şeker ölçüm cihazları bulunur. Bu cihazların hepsinde şeker ölçüm stribi adı verilen çubuklara kan örneği konularak ölçüm yapılır. Bu işlem için öncelikle cihazın kalem şeklindeki iğnesi ile parmak ucu delinir. Sonrasında ilk akan kan silinir ve ardından gelen kan, cihaza yerleştirilmiş olan stribin ilgili kısmına damlatılır. Sonrasında cihaz, birkaç saniye içerisinde ölçümü gerçekleştirmiş olur. Çoğu cihaz ölçülen değerlerin kaydedildiği hafızaya sahiptir. Böylece evde düzenli şeker takibi yapılabilmesi mümkündür. Özellikle insülin kullanan şeker hastalarının düzenli takip için günde 4 kez ölçüm yapması önerilir.

    Hastane şartlarında kan şekeri ölçümü yapmak için kişiden kan alınır ve kan örneği laboratuvara gönderilir. Kan örneğinden kan şekeri dışında başka değerlere de bakılabilir. Özellikle HbA1c değeri, şeker hastalığının tanısında önemli bir yer tutar. Hastanelerde şeker hastalığının erken tanısı için oral glukoz tolerans testi (OGTT) de uygulanır. Bu test için öncelikle en az 8 saatlik açlığın ardından açlık kan şekeri ölçümü yapılır. Sonrasında kişiye glikoz yüklemesi denilen, içeriğinde belirli miligramda glikoz bulunan sıvı içirilir ve 2 saat sonra tekrar kan şekeri ölçümü yapılır. Bu işlem sonrasında sağlıklı kişilerin vücudu, insülin salgılayarak kan şekerini normal kan şekeri seviyesine getirir. Şeker hastalarında ise bu değerler olması gerekenden yüksek çıkar.

    Açlık Kan Şekeri Değeri İçin Kaç Saat Aç Kalmalı?

    Açlık kan şekerinin doğru bir şekilde tespit edilebilmesi için en az 8 ila 12 saat arası bir açlık durumu olması gerekir. Bu yüzden genellikle bir gece aç kalınarak sabah ölçüm gerçekleştirilir.

    Tokluk Kan Şekeri Değeri Kaç Saat Sonra Ölçülür?

    Tokluk kan şekerinin değerinin tespit edilebilmesi için yemek yenilmeye başladıktan sonra en az 2 saat geçmesi gerekir. Yemekten sonraki 2-3 saatte tokluk kan şekeri belirlenebilir. Dört saat geçtiğinde artık doğru sonuç almak mümkün olmaz.

    Açlık/Tokluk Kan Şekeri Değeri Neden Yükselir?

    Açlık ve tokluk kan şekerini yükselten, beslenme alışkanlıkları, yaşam şartları ve genetik gibi pek çok sebep bulunur. Sağlıksız beslenmek, karbonhidrat ve yağ ağırlıklı besinler tüketmek kan şekerini yükseltir. Düzenli egzersiz ve yürüyüş yapmamak, hareketsiz bir yaşam sürmek, kan şekerini yükselmesine sebep olur. Stresli bir yaşam da kan şekerini yükselten durumlar arasında yer alır. Kan şekerinin yükselmesinin en önemli sebebi ise diyabet hastalığıdır. Diyabet hastaları ilaçlarını düzenli kullanmadığında veya insülin uygulamalarını düzenli yapmadıklarında kan şekeri yükselir.

    Açlık/Tokluk Kan Şekeri Değeri Nasıl Düşürülür?

    Kan şekeri, sağlıklı beslenerek, düzenli, az ve sık yemek yiyerek, ara öğünlerde yoğurt gibi besinler tüketerek dengede tutulabilir. Beslenmenin yanı sıra düzenli egzersiz yapmak ve haftada en az 5 gün yürüyüş yapmak da önemlidir. Doğuştan insülin üretemeyen hastalar tüm bunlara rağmen kan şekerini düşüremezler. Bu durumda düzenli şeker ilacı ve gerekirse insülin kullanarak şeker düşürülebilir.

    Çocuklarda İdeal Kan Şekeri Değeri Ne Olmalıdır?

    Doğuştan pankreas organı insülin üretemeyenler çocuk yaşlarda insülin tedavisi uygulamak durumunda kalır. Diyabetik çocuklarda günlük düzenli şeker ölçümü yapılarak günde en az 4 kere insülin uygulanır. Çocuklarda kan şekerinin olması gereken aralık, yaşa göre değişiklik gösterir. 0-1 yaş bebeklerde normal kabul edilen açlık kan şekeri 90-170 mg/dl, tokluk kan şekeri ise 120-200 mg/dl’dir. Çocuklarda yaş ilerledikçe kan şekeri aralığı değişiklik gösterir. 2-8 yaş arası çocuklarda açlık kan şekeri 80-160 mg/dl iken 8 yaş üzeri çocuklarda 80-130 mg/dl’dir. Çocuklarda tokluk kan şekerinin normal aralığı ise 2-8 yaş arası 110-190 mg/dl iken 8 yaş üzeri 110-170 mg/dl’dir.

    Yetişkinlerde Kan Şekeri Değeri Ne Olmalıdır?

    Kan şekeri, yaşa, hastalığa, açlık ve tokluğa göre değişiklik gösteren bir değerdir. Yetişkinlerde kan şekeri değerinin, çocuklara göre daha düşük olması gerekir. Çocuklar ile yetişkinlerin normal kan şekeri değerleri arasında en az 20-30 mg/dl fark bulunur. Yetişkinlerde normal kan şekeri değeri açlıkta 70-100 mg/dl, tokluk durumunda ise 70-140 mg/dl’dir. Bu değer 60’ın altında olduğunda hipoglisemi durumu söz konusudur.

    Diyabet Hastalarında Kan Şekeri Değeri Nasıldır?

    Diyabet hastalarında kan şekeri açlıkta da toklukta da olması gereken değerlerin üstünde çıkar. Besin alımı sonrasında kana salınan glikoz miktarı insülinle düşürülemediğinden şeker yükselir. Pankreasın beta hücreleri genetik bir sorun sonucunda insülin üretemiyor ise hasta insülin iğnesi kullanmaya bağımlı olur. İnsüline bağımlı olan diyabet hastalığı, tip-1 diyabet olarak adlandırılır. Tip 2 diyabet hastalığı ise sonradan oluşan insüline bağlı olmayan diyabet türüdür. Tip 2 diyabet hastalığı adayları, kilolu kişiler, ailesinde şeker hastalığı olanlar ve stres altında yaşayan kişilerdir. Tip 2 diyabet hastalığında yükselen kan şekeri değeri, beslenmeye dikkat ederek, egzersiz yaparak veya çeşitli şeker ilaçları ile kontrol altına alınır. Kilolu hastaların şeker değerini dengelemek diğer hastalara göre zordur. Bu nedenle obezite cerrahisine başvuran hastalarda hızlı bir iyileşme gözlemlenmektedir. Obezite cerrahisi ile diyabet ve daha pek çok hastalıktan kalıcı şekilde kurtulmak isteyen kişiler Tüp mide ameliyatı fiyatıaraştırması yapmaya çoktan başlayabilir. 

    Hipoglisemi Hastalarında Kan Şekeri Değeri Nelerdir?

    Hipoglisemi hastalarında kan şekeri düzeyi 50-60 mg/dl ve daha aşağısında olabilir. Bu değer ne kadar düşükse hipogliseminin derecesi o kadar ağırdır. Kan şekeri değerinin düşüklüğüne göre hipoglisemi derecesi hafif-orta-ağır şeklinde artarak ilerler. Hafif hipoglisemi durumunda meyve suyu ile kan şekeri yükseltilmeye çalışılır. Hipoglisemi derecesi orta olduğunda ılık suda eritilmiş 4 adet kesme şeker alınabilir. Hipoglisemi ağır şiddette seyrediyorsa hastaneye başvurulmalı ve damar içi enjeksiyon yapılmalıdır.

    Şeker hastalığında düzenli takip ve doktor kontrolünde olmak önemlidir. Belirli aralıklar ile tahlil ve tetkikler yaptırılarak hastalığın ilerlemesini ve organlara zarar verip vermediğini takip etmek gerekir.

    Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

    Yazı kaynağı : www.medicalpark.com.tr

    Hedef Kan Şekeri Değerleri Kaç Olmalıdır?

    Hedef Kan Şekeri Değerleri Kaç Olmalıdır?

    Kandaki şeker oranı yükseldiğinde ya da düştüğünde kişinin hayat kalitesi, bundan etkilenir. Düşük kan şekeri değerleri de yüksek kan şekeri değerleri de yaşam kalitesine olumsuz etki eder. Peki, yetişkinlerde hedef kan şekeri değeri ne olmalı?

    Kan Şekeri Kaç Olmalı?


    Pek çok diyabetli, açken şeker kaç olmalı ya da tokken şekerim kaç olmalı sorusunu sorar. Aslında kandaki şeker değerlerinin oranı, kişiye özeldir. Burada kişinin yaşı, cinsiyeti, ona özel sağlık durumu, yaşam tarzı, geçirdiği operasyonlar, diyabete bağlı yaşadığı komplikasyonlar gibi birden fazla etken bir arada değerlendirilerek onun kan şekeri hedefi belirlenir. Ancak çok genel bir yaklaşımla yetişkinlerde kan şekeri değerleri nasıl olmalı sorusuna şöyle bir yanıt verilebilir:[1]

    ●     Açlık kan şekerinde 70-100 mg/dl arası normal kabul edilir

    ●     Tokluk kan şekeri değerleri 100-140 mg/dl arası normal kabul edilir.

    ●     Hemoglobin A1c testinin yüzde 6.5 değerinin altında sonuç vermesi beklenir.

    Kan Şekeri Değerleri Önemli!


    Kandaki glikoz miktarı, kişinin yaşam kalitesine doğrudan etki eder. Söz konusu değerlerin olması gerekenden yüksek ya da düşük olması, farklı sağlık sorunlarını da tetikler. Burada diyabetlinin kan şekerini düzenli takip etmesi, büyük önem taşır. Sağlık uzmanının verdiği hedeflere yakın değerler için kendi kendine kan şekeri ölçümü yaparak durumu izlemek ve beslenme, egzersiz konusunda hassas olmak önemlidir. Çok genel bir yaklaşımla hedef olarak açlık kan şekerinde 70 ile 100 arasını tutturmak esas alınabilir.[1]  Yalnızca açlık kan şekeri takibi de hedef belirlemede yeterli değildir. Aralıklı olarak tokluk kan şekerlerinizi de izlemek, 2. saat tokluk kan şekeri değerlerinin 160 mg/dl’yi aşmamasına dikkat etmek gerekir. Ayrıca kandaki şeker oranının üç aylık ortalamasını sunan A1C testi sonucu da hem diyabet tanısında hem de diyabetin kontrolünde dikkate alınır.[2]

    Çocuklarda Hedef Kan Şekeri Değerleri


    Çocukluk çağı diyabetinde çocuğun yaşı, önemli bir belirleyicidir. Ancak çok genel bir yaklaşımla çocuklarda hedef kan şekeri değerlerinin aşağıdaki olması beklenir:[3]

    ●     Öğleden önce, açlıkta veya yemek öncesi 90-145 mg/dl arası hedeflenir.

    ●     Toklukta 90-180 mg/dl arası hedeflenir.

    ●     Yatmadan önce 120-180 mg/dl arası olması istenir.

    ●     Üç aylık kan şekeri ortalaması ise %7,5 altında olsun istenir.

    Diyabet Takibinde Sürekli Şeker Ölçümü


    Diyabet takibinde kanda şeker ölçümü ile süreci kontrol etmek mümkün olur. Diyet ve egzersiz ile diyabetinizi desteklerken, düzenli şeker seviyesi takibi yapmak, hastanede yatış sıklığını ve yatış süresini azaltır, daha esnek bir yaşam sürdürmeyi sağlar.[4] Gün içinde birkaç kez yapılan kan şekeri ölçümleri için geleneksel parmak delme yöntemi ise çok zahmetlidir. Parmaktan kan alarak şeker ölçümü yapmak, verdiği acı hissi, rahatsız edici olması ve uygun ortam hazırlama, parçaları düzgün kullanıma uygun kılma gibi süreçleri nedeniyle diyabetli için teşvik edici değildir. Bu noktada pek çok diyabetli, parmak delmeden kan şekeri ölçümü olmuyor mu ya da parmak delmeden şeker ölçen cihaz var mı diye araştırma yapıyor. FreeStyle Libre sürekli şeker ölçüm cihazı, deri altındaki  interstisyel sıvıdan ölçüm yapmaktadır. Acı hissi ve rahatsız edici kan alma görüntüsü söz konusu değildir. Flash Glikoz Takip Sistemi adı verilen bu teknoloji, diyabet takibini kolay ve konforlu hale getirerek sürekli kullanıma olanak tanımaktadır.[5]

    Kaynak 1: Ayşe Tuğba Şengel, Kan Şekeri Değerleri Ne Olmalı

    Kaynak 2: Türk Diyabet Cemiyeti, Kan Şekeri

    Kaynak 3: ÇOCUKLUK ÇAĞI DİYABETİ TANI VE TEDAVİ REHBERİ 2018 ULUSAL ÇOCUK DİYABET GRUBU

    Kaynak 4:Türkiye Diyabet Vakfı, Diyabet Hakkında Her Şey, Evde Şeker Takibi

    Kaynak 5: FreeStyle Libre Ürün Bilgisi

    ADC-44056 v.1.0 09/21

    Yazı kaynağı : www.libresensor.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap