Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    gazi ünvanı ve mareşal rütbesi hangi savaştan sonra verilmiştir

    1 ziyaretçi

    gazi ünvanı ve mareşal rütbesi hangi savaştan sonra verilmiştir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Atatürk'e Gazilik Unvanı ve Mareşallik Rütbesinin Verilmesi - Atatürk Ansiklopedisi

    Büyük Millet Meclisi tarafından Atatürk’e gazilik unvanı ve mareşallik rütbesinin verilmesi, Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında gerçekleşmiştir. Başkomutan Atatürk, cepheye gitmeden önce attan düşerek yaralanmışsa da bu onu 12 Ağustos’ta cephede olmaktan alıkoyamamıştır. 13 Ağustos 1921’de yürüyüşe geçen Yunan Ordusu ilk defa 17-18 Ağustos’ta Türk Ordusu ile karşılaşmıştır. Ancak taktik gereği Türk kuvvetleri oyalama muharebeleri yapmış, ilerlemeyi geciktirmiştir. Bu durum Yunanlılar Sakarya kıyısına gelene kadar devam etmiştir. Yunan Ordusu, Türk kuvvetlerinin sol kanadını kuşatarak bu kısmını yok etmek ve Ankara’ya ulaşmak amacıyla 23 Ağustos’ta 100 km’lik cephede savaşı bütün şiddeti ile başlatmıştır. “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile ıslanmadıkça terk olunamaz. Onun için küçük büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük büyük her birlik, ilk durabildiği noktada yeniden düşmana cephe kurup savaşa devam eder. Yanınızdaki birliğin çekilmeye mecbur olduğunu gören birlikler ona tabi olamaz. Bulunduğu mevzide sonuna kadar dayanmaya ve karşı koymaya mecburdur.”İşte o zamana kadar bilinen tüm askerî stratejileri alt üst eden bu taktik sayesinde; silah, personel ve top sayısı açısından üstün olan düşman yıpratılmış, şaşkına çevrilmiş ve yapılması planlanan manevralarda kararsızlığa sevk edilmesi sağlanmıştır. Muharebenin her safhasında uygulanan bu taktiğin en güzel örneği Çal Dağı’nda yaşanmıştır. Harita üzerinde kritik bir arazi kesimi olarak görülen Çal Dağı’nın kaybedilmesi, askerî stratejiler açısından muharebenin kaybedilmesi anlamına gelebilirdi. Ancak Atatürk’ün, “Bir asker her yerde muharebe eder. Tepenin üstünde, tepenin altında, derenin içinde de muharebe eder.” ifadelerinden de anlaşılacağı üzere, o an için Çal Dağı’nın düşman eline geçmesinin muharebenin tümünü etkilemesine izin verilmemiştir. 6 Eylül günü cephe gelişmelerini ve bazı emareleri değerlendiren Atatürk, düşman taarruzunun doruk noktasına ulaştığını görerek, karşı taarruzu başlatmış ve düşmanı 13 Eylül’de Sakarya Nehri batısına atmıştır. Aynı gün düşman ordusunun mağlup edildiği bir telgrafla Meclis’e bildirilmiş, “En son Yunanlıyı yok etmek için genel seferberlik ilânı” konulu ayrı bir telgraf da tüm bakanlıklar ile ast birliklere tebliğ edilmiştir. Savaş ve muharebe demek; yalnız iki ordunun değil, iki milletin bütün varlıklarıyla, bütün maddi ve manevi kuvvetleriyle, birbirleriyle karşı karşıya gelmesi ve birbirleriyle vuruşması demektir. Bu nedenle, Türk Milleti cephede bulunan ordu kadar duygu, düşünce ve hareket bakımından da savaşla ilgilenmeliydi. Yalnız düşman karşısında bulunanlar değil köyünde, evinde, tarlasında bulunan herkes milletin her ferdi silahla vuruşan savaşçı gibi kendini görevli sayarak bütün varlığını yalnız mücadeleye vermeliydi. Bütün maddi ve manevi varlığını vatan savunmasına vermekte ağır davranan ve titizlik göstermeyen milletler savaşı gerçekten göze almış ve başarabileceklerine inanmış sayılmazlar. Bu düşünceden hareket eden Atatürk, 14 Eylül’de Yunan kuvvetini kırmak maksadıyla hazırlandığını belirttiği ve “…Hiç kimsenin hakkına saldırmak istemediğimiz gibi, diğerleri tarafından da hayat ve istiklâl hakkımıza riayet olunmasından başka bir davamız yoktur. Ulusal sınırlarımız içinde yabancı karışmasından kurtulmuş olarak her uygar ulus gibi hür yaşamaktan başka amacı olmayan Türk Ulusu’nun hukukî hakkı sonuçta insanlık ve uygarlık tarafından teslim olunacaktır. Ancak silahlarımızı amacımızı, bütün bütün sağlandıktan sonra bırakacağız…” hususlarını ifade ettiği beyannamede, bağımsızlık yönündeki kararlılığını bir kez daha vurgulamıştır. Sakarya zaferi, Fransızlarla Ankara Antlaşması, Sovyet Rusya ile Kars Antlaşması’nın imzalanması gibi dış politikada Türkiye lehine önemli sonuçlar doğurmuştur. 19 Eylül 1921 tarihinde Meclis’te gerçekleşen görüşmelerde Atatürk, Sakarya Meydan Muharebesi’nin cereyanı ve Türk milletinin bağımsızlık yolundaki kararlılığı hakkında izahat vermiş, konuşmasının sonunda, Meclis’e, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’ya, Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa’ya, Milli Savunma Bakanı Refet Paşa’ya, tüm subay ve erlere teşekkürlerini sunmuştur. Sakarya zaferinin ardından Karesi milletvekili Vehbi Bey tarafından verilen “Başkomutan Atatürk’ün beyanatının aslı ile beraber Fransızca tercümesinin derhal bastırılarak bütün dünyaya ilân edilmesine” dair takrir oybirliğiyle kabul edilmiştir. Atatürk’e, “Gazilik unvanı ve mareşallik rütbesinin verilmesine” ilişkin olarak; Genelkurmay Başkanı ve Kozan milletvekili Fevzi Paşa ile Garp Cephesi Komutanı ve Edirne milletvekili İsmet Paşa tarafından müştereken, Saruhan milletvekili İbrahim Süreyya Bey tarafından 62 milletvekilini temsilen, Erzurum milletvekili Durak Bey, Aydın milletvekili Tahsin Bey, Siirt Milletvekili Halil Hulki Efendi tarafından da münferiden olmak üzere toplam beş takrir verilmiştir. Müzakeresine geçilen, “Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Gazilik unvanı ita ve Rütbe-i Müşiri tevcihine dair kanun Birinci Madde: Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Gazilik unvanı ita (verilmesi) ve rütbe-i müşiri (mareşallik rütbesi) tevcih olunmuştur. İkinci Madde: İşbu kanun tarihi neşrinden itibaren mer’iyül-icradır (yürürlüktedir). Üçüncü Madde: İşbu kanun icrasına Büyük Millet Meclisi memurdur.” şeklindeki kanun teklifi, oybirliği ile kabul edilerek 19 Eylül 1921 tarihi itibarıyla 153 numaralı kanun olarak yürürlüğe girmiştir. Atatürk, Meclis’in iradesiyle kuvvet bulan Ordu sayesinde bu başarının gerçekleştiğini, Meclis tarafından kendisine yapılan taltifin asıl muhatabının Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordusu olduğunu belirterek, Ordu ve kendi namına, Meclis’e teşekkür etmiştir. Atatürk ayrıca, “Sakarya Meydan Muharebesi sonuna kadar askerî bir rütbesinin olmadığını, Osmanlı Devleti’nin rütbesinin, yine o devlet tarafından geri alındığının bilindiğini” ifade etmiştir. Kendisine Gazi unvanı ve Mareşallik rütbesinin verilmesi üzerine, ordu hakkında duyduğu takdir, hayret, minnet ve şükranı, ordunun her ferdi ile ülkenin her tarafından duyulacak kadar yüksek sesle söylemeye lüzum gören Atatürk, 20 Eylül 1921’de orduya verdiği beyannamede, Sakarya’da gösterdikleri kahramanlıklardan ötürü komutanlara, subaylara ve erlere ayrı ayrı teşekkür etmiş ve “…Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rastlanmamıştır. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir…” sözleriyle, Türk askerinin mağlup edilmesi mümkün olmayan niteliğini ortaya koymuştur. Atatürk ayrıca; “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kendisi hakkında yeni bir rütbe ve unvan ile beliren iltifat ve teveccühün doğrudan doğruya orduya dayandığını; milletin verdiği bu rütbe ile yükselen ordunun en şerefli, en ulu bir savaş ile seçkin olan yine Türk ordusu olduğunu; ordunun kahramanlıklarıyla gösterdiği nihayetsiz fedakârlıklar pahasına kazanılan bu büyük zaferin millet tarafından takdirini gösteren bu rütbe ve unvanı ancak orduya bağlayarak bütün askerlik yaşamının en büyük iftihar kaynağı olarak taşıyacağını,” ifade etmiştir. Atatürk’ün büyük askerî dehasının bir kez daha ispatı olan Sakarya zaferi neticesinde, kendisine tevcih edilen gazilik unvanı ve mareşallik rütbesini, zaferde payı olan her fert, komutanlık ve kurumla kısacası Türk milleti ile paylaşan Atatürk zafer sarhoşluğuna kapılmamış; muharebenin kazanıldığı hemen ilk gün ve sonrasında aldığı tedbirler ve yayımladığı tebliğler ile barış yanlısı olduğunu belirtmekle birlikte bağımsızlık yolunda taviz verilemeyecek şartlarını bıkıp usanmadan dünyaya ilân etmiştir. Meclis tarafından Atatürk’ün şahsına verilmiş olan bu unvan ve rütbe, Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’nin eriştiği moral, güven ile güç seviyesini göstermesi açısından önemlidir. Ayrıca, sonrasında gelecek olan ezici üstünlüğün sonucunda elde edilecek kesin zaferin bir habercisidir.

    Serdar YURTSEVER

    KAYNAKÇA

    ATATÜRK, Nutuk, Bugünkü Dille Yay. Haz. Zeynep Korkmaz, Başbakanlık Basımevi, Ankara 1984.

    Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Bugünkü Dille Yay. Haz. Ali Sevim, İzzet Öztoprak, Mehmet Akif Tural, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 2006.

    Atatürk’ün Tamim Telgraf ve Beyannameleri VI, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 1991.

    Atatürk’ün Tamim Telgraf ve Beyannameleri, Bugünkü Dille Yay. Haz. Ali Sevim, İzzet Öztoprak, Mehmet Akif Tural, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 2006.

    AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam Mustafa Kemal 1919-1922, Cilt II, 18. Basım, Remzi Kitabevi, İstanbul 2003.

    ÖZKAYA, Yücel, SARAY, Mehmet, BALCIOĞLU, Mustafa, vd., Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Hayatı, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 2003.

    SONYEL, Salahi R., Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika, Cilt II, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2003.

    TBMM Kavanin Mecmuası, Devre I, C I, Üçüncü Basılış, TBMM Matbaası, Ankara 25 Mart 1943.

    TBMM ZC, C.12, Ankara 1958.

    YALÇIN, Durmuş, AKBIYIK, Yaşar, AKBULUT, Dursun Ali, vd., Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 2000.


    Yazı kaynağı : ataturkansiklopedisi.gov.tr

    Atatürk'e Mareşal Rütbesi ile Gazi Unvanı Verilmesinin Yıldönümü ve Gaziler Günü

    T.C. Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İnternet Sayfası

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi 06560 Beştepe - Ankara

    Tel: 0 (312) 525 55 55 Faks: 0 (312) 525 58 31

    Yazı kaynağı : www.tccb.gov.tr

    Tarihte bugün 19 Eylül: Atatürk'e Mareşallik rütbesi ile Gazilik unvanı verildi!

    Tarihte bugün 19 Eylül: Atatürk'e Mareşallik rütbesi ile Gazilik unvanı verildi!

    Atatürk'e Mareşallik unvanı hangi savaşta verildi merak konusu oldu. Gazi Atatürk'ün, "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz." emri sonucu Sakarya Savaşı büyük bir zaferle sonuçlandı.

    MİLLİ MÜCADELE ÖRGÜTLENİYOR

    23 Nisan 1920'de Ankara'da Tbmm'nin açıldı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri atılmış oldu. Bu arada TBMM'nin kurulmasından sonra Anadolu'daki Milli Mücadele hareketi örgütlenmeye başladı, bununla birlikte düzenli ordu da kuruldu, Batı Cephesi'nde İsmet Paşa komutasında Yunanlılara karşı I. İnönü ve II. İnönü Zaferleri kazanıldı. Tarihe Türk milletinin yeniden dirilişi olarak geçen Sakarya Savaşı Mustafa Kemal'in komutasında: " Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz." emri sonucu zaferle sonuçlandı.

    Tarihte bugün 19 Eylül: Atatürk'e Mareşallik rütbesi ile Gazilik unvanı verildi!

    MAREŞALLİK RÜTBESİNİ KİM VERDİ?

    14-15 Eylül gecesi, Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa'nın, milletvekili sıfatıyla, Meclis Başkanlığı'na telgrafla gönderdikleri önergede, zaferin kazanılmasındaki en büyük role sahip olan Mustafa Kemal Paşa'ya "Mareşallik" rütbesi ile "Gazilik" unvanının verilmesi teklif edildi. Meclis üyelerinin büyük çoğunluğunun da aynı fikirde olması üzerine 19 Eylül 1921 günü kabul edilen bir yasa ile Atatürk'e Mareşallik rütbesi ile Gazilik unvanı verildi.

    Tarihte bugün 19 Eylül: Atatürk'e Mareşallik rütbesi ile Gazilik unvanı verildi!

    MAREŞALLİK RÜTBESİ KİMLERE VERİLDİ?

    Askerlik mesleğinde alınabilecek en yüksek rütbe olan Mareşallik, dünya ordularında genel uygulama, meydan muharebesi kazanan komutanlara yasal yollardan verilir. Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra Mustafa Kemal ve Fevzi Çakmak'a, Büyük Millet Meclisi tarafından yasa ile verildi.

    Tarihte bugün 19 Eylül: Atatürk'e Mareşallik rütbesi ile Gazilik unvanı verildi!

    TARİHTE BUGÜN

    (Olaylar)

    1575 - Padişah III. Murat'ın görevlendirdiği Müneccimbaşı Takiyüddin Efendi'nin öncülüğünde kurulan İstanbul Rasathanesi, açıldı. Rasathane, devrin Şeyhülislamı tarafından 1580'de yıktırıldı. Araştırmacılar, rasathanenin Galatasaray Lisesi civarında kurulduğunu tahmin ediyorlar.

    1893 - Yeni Zelanda Kolonisi, kadınlara oy hakkı tanıyan ilk ulus oldu. Bu atılımın öncüsü, 1866'da kadın hareketini başlatan Kate Sheppard idi.

    1921 - TBMM, Mustafa Kemal Paşa'ya, Mareşal rütbesiyle Gazi unvanı verdi.

    1935 - Almanya'da Yahudilerin kamu sektöründe çalışması yasaklandı.

    1941 - II. Dünya Savaşı'nda Alman kuvvetleri Kiev'i işgal etti.

    1944 - Finlandiya ile Sovyetler Birliği ateşkes imzaladı.

    1951 - Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, Türkiye ve Yunanistan'a NATO'ya katılma çağrısı yaptı.

    1955 - Arjantin Cumhurbaşkanı Juan Peron, askeri darbeyle devrildi ve Paraguay'a sürüldü.

    1976 - THY'nin İstanbul-Antalya seferi ile 452 sefer sayılı uçuşunu gerçekleştiren Antalya adlı uçağı Isparta yakınlarında alçalma hatası nedeniyle Toros Dağlarına çarptı: 8'i personel 154 kişi öldü.

    1979 - TMMOB tarafından, 54 ilde 736 işyerinde 100 binden fazla mühendis ve mimarın katılımıyla gerçekleştirilen büyük iş bırakma eylemi gerçekleştirildi.

    1982 - İsveç'te seçimleri Sosyal Demokratlar kazandı; Olof Palme başbakan oldu.

    1985 - Meksika'nın başkenti Meksiko'da meydana gelen 8.1 büyüklüğündeki depremde, 10.000 ila 40.000 kişi hayatını kaybetti.

    1987 - 10. Akdeniz Oyunlarında serbest güreş millî takımı, 6 altın, 1 gümüş madalya ile takım halinde şampiyon oldu.

    2002 - Tel Aviv'de bir otobüse düzenlenen intihar saldırısında 5 kişi öldü. Saldırının ardından İsrail tankları yeniden Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat`ın Ramallah'taki karargahına girdi.

    Doğumlar

    86 - Antoninus Pius, Roma İmparatoru (ö. 161)

    866 - Aleksandros, Bizans İmparatoru (ö. 913)

    866 - VI. Leon, Bizans İmparatoru (ö. 912)

    1551 - III. Henri, Fransa Kralı (ö. 1589)

    1802 - Lajos Kossuth, Macar siyasetçi (ö. 1894)

    1867 - Arthur Rackham, İngiliz kitap ressamı (ö. 1939)

    1908 - Mika Waltari, Finlandiyalı yazar (ö. 1979)

    1909 - Ferry Porsche, Avusturyalı otomobil üreticisi (ö. 1998)

    1911 - William Golding, İngiliz yazar (ö. 1993)

    1913 - Frances Farmer, Amerikalı oyuncu (ö. 1970)

    1921 - Paulo Freire, Brezilyalı eğitimci (ö. 1997)

    1922 - Emil Zátopek, Çek atlet (ö. 2000)

    1923 - Hanzade Sultan, Osmanlı hanedanı üyesi (Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin ve Halife Abdülmecit Efendi'nin torunu) (ö. 1988)

    1927 - Rosemary Harris, İngiliz oyuncu

    1933 - Behiye Aksoy, Türk ses sanatçısı (ö. 2015)

    1933 - Gilles Archambault, Kanadalı roman yazarı

    1936 - Al Oerter, Amerikalı disk atıcısı (ö. 2007)

    1944 - İsmet Özel; Türk şair, yazar ve düşünür

    1947 - Tanith Lee, İngiliz çizgi roman, bilim kurgu ve hikâye yazarı (ö. 2015)

    1948 - Jeremy Irons, İngiliz oyuncu

    1965 - Şükriye Tutkun, Türk halk müziği sanatçısı

    1980 - Ayşe Tezel, Britanyalı oyuncu

    1978 - Mehmet Perinçek, Türk yazar ve araştırma görevlisi

    1984 - Ali Ersan Duru, Türk oyuncu

    1985 - Song Joong-ki, Güney Koreli oyuncu

    1990 - Josuha Guilavogui, Fransız futbolcu

    1991 - Waris Majeed, Ganalı futbolcu

    Ölümler

    1761 - Peter Van Musschenbroek, Hollandalı bilim insanı (d. 1692)

    1812 - Mayer Amschel Rothschild, Yahudi girişimci, iş adamı ve Rothschild Hanedanlığı'nın kurucusu (d. 1744)

    1881 - James A. Garfield, ABD'nin 20. Başkanı (d. 1831)

    1960 - Zakar Tarver, Ermeni asıllı Türk siyasetçi ve radyolog hekim (Yassıada'da hapiste) d. 1893)

    1968 - Chester Carlson, Amerikalı fizikçi ve mucit (d. 1906)

    1985 - Italo Calvino, İtalyan yazar (d. 1923)

    1985 - Sabri Altınel, Türk şair (d. 1925)

    2003 - Dursun Akçam, Türk öykücü ve romancı (d. 1930)

    2011 - Taylan Taylancı, Türk basketbolcu (d. 1983)

    2013 - Hiroshi Yamauchi, Japon iş adamı (d. 1927)

    2015 - Jackie Collins

    Marcin Wrona, Polonyalı senarist ve yönetmen (d. 1973)

    2018 - Ferdi Merter, Türk tiyatro, sinema oyuncusu, yazar ve yönetmen (d. 1939)

    Yazı kaynağı : www.haberler.com

    Mustafa Kemal Atatürke

    MUSTAFA KEMAL’E GAZİ UNVANININ VERİLMESİ (19 EYLÜL 1921)

    Gazi kelimesi, “din uğruna cihat etmek, savaşmak” anlamlarına gelen Arapça “gaza, gazve” kelimesi kökünden gelir. Kelime olarak da “düşmanla savaşan, savaşmış” kişi anlamına gelir. Bu unvan, devlet tarafından yararlılık gösteren kişilere onur duyma niteliğinde verilir. TSK mensubu gazilerimize “muharip gazi”, herhangi bir terör olayında veya meydana gelmiş bir elim olayda veya savaşta yara almış, sakatlığı kesin olan kişilere de “malul gazi” unvanı verilir. Tarihimizde, İstiklal Savaşına, Kore Savaşına ve Kıbrıs Harekâtına katılanlar “İstiklal Savaşı Gazisi” olarak anılır. İstiklal Savaşı Gazilerimizden biri de Mustafa Kemal Paşa’dır.

    Mareşallik veya Müşir unvanı ise, askeri sınıfta alınabilecek en üst düzey rütbe, unvandır. Parlamento tarafından teklif verilerek verilir. Mareşallik, iki meydan savaşı kazanmış veya birçok cepheyi aynı anda idare edip, başarı elde etmiş kişilere verilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinde, kuruluştan günümüze kadar sadece iki kişiye “Mareşal” unvanı verilmiştir. Bunlar, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve ilk Genelkurmay Başkanımız Fevzi Çakmak’tır.

    Mustafa Kemal Paşa, Osmanlı ordusunda görev aldığı ilk günden itibaren tüm gücünü, zekâsını tamamıyla milleti ve devleti uğrunda harcamıştır. Onun yükselişinin arkasında, aldığı askeri başarılar yatmaktadır. Trablusgarp’ta İtalyanlara karşı gönüllü çarpışması, Çanakkale, Arıburnu, Anafartalar zaferi, Conkbayırı, Doğu Cephesi ve Halep’te, vatanın dört bir yanında yine vatan uğruna görev almaktan, çarpışmaktan, yara almaktan korkmamıştır. Birçok kez yaralanmıştır. Vatanın kurtuluşunu İstanbul’un dışında arayan Mustafa Kemal Paşa, İstanbul dışına çıkarak Milli Mücadele hareketini başlatmıştır. Havza ve Amasya Genelgeleri ile iyice itilaf devletlerinin dikkatlerini üzerine çekmiştir. İtilaf bloğunun İstanbul’a baskısı neticesinde İstanbul’a geri çağrılmıştır. Mustafa Kemal geri dönmeyi reddedince Osmanlı Devleti tarafından görevden alınıp, rütbe ve nişanları sökülmüştür. Adına idam fermanı çıkmış hatta öldürülmesi caiz olarak görülmüştür.

    Askerlikten istifa edip yüzünü millete dönen Mustafa Kemal Paşa, milli direnişi kaldığı yerden sürdürmüştür. Amasya, Erzurum, Sivas ve Ankara kongrelerini düzenleyerek en son 23 Nisan 1920’de Ankara da Büyük Millet Meclisi’ni açmıştır. Büyük Millet Meclisi’nin kararları doğrultusunda Kuvayı Milliye orduları kurulmuştur. Kuvayı Milliye orduları I. ve II. İnönü savaşlarında her ne kadar başarı elde etse de Kütahya – Eskişehir savaşı ile mağlup olup geri çekilmek durumunda kalmıştır. Düşman batıdan Ankara’ya doğru harekete geçince Meclis toplanarak bir karar vermek durumunda kalmıştır. Düşmanı durdurmak için çare ararken bir yandan muhaliflerinde Mustafa Kemal’i bitirme isteği diye niteleyebileceğimiz “Başkomutan” ilan edilmesi fikri ortaya atılmıştır. Muhalifler, Mustafa Kemal’in “Başkomutan” ilan edilmesini istediler. Eğer Mustafa Kemal bu görevi kabul etmezse “görevden kaçtı” diyecekler, kabul ettiği takdirde ise kaçınılmaz görünen mağlubiyeti ve sonuçlarını ona yıkacaklardı. Mustafa Kemal bu görevi bir şartla kabul etmiştir. Görevin 3 ay ile sınırlandırılmasını ve 3 ay süre ile Meclisin tüm yetkilerinin kendisine verilmesini istedi, öylede olmuştur.

    Mustafa Kemal Başkomutan sıfatıyla çıktığı bu büyük milli mücadeleden, Sakarya Meydan Muharebesinden, düşmanın tüm yurttan atılmasını sağlayacak büyük bir zaferle dönmüştür. Bu zafer sonrası İsmet Paşa ve Fevzi Paşa Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bir telgraf çekerek, Mustafa Kemal’e “Gazilik ve Müşirlik (Mareşallik)” unvanının verilmesini istemişlerdir. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 19 Eylül 1921’de kanunla “Müşir” (Mareşal) rütbesi ile “Gazi” unvanı verilmiştir. Kendisine bu unvanların layık görülmesiyle birlikte, tüm bu sorumlulukların, bulunduğu mevkiinin, sahip olduğu sıfatların öneminin farkında olan Mustafa Kemal Paşa, kendisine bu unvanları layık gören Yüce Türk milletine, Türk Ordusuna ve Yüce Meclis’e karşı TBMM’de 21 Eylül 1921 tarihli oturumundaki konuşmasında; “Bu defa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, hakkımda yeni bir rütbe ve Gazi unvanı ile tecelli eden iltifat ve teveccühü doğrudan doğruya size aittir. Milletin verdiği bu rütbe ile yükselen ordu, en şerefli ve en ulu bir gaza ile mümtaz olan ordudur. Sizin kahramanlığınızla, sizin gösterdiğiniz nihayetsiz fedakârlıklar pahasına kazanılan büyük muzafferiyetin, millet tarafından takdirine delalet eden bu unvan ve rütbeyi, ancak size izafe ederek bütün askerlik hayatımın en büyük sermaye-i iftiharı olarak taşıyacağım.” sözleriyle teşekkür etmiştir.

    Mustafa Kemal Paşa kendisine bu unvanların verilmesinden, kendisinin kaleme aldığı Nutuk adlı eserinde de şöyle bahsetmiştir; ”Efendiler, diğer bir görevim de, ordu içinde, muharebe safları arasında bizzat muharebeye katılmak ve savaşı bizzat yönetmekti. Bunu da gücümün yettiği ölçüde, hatta bir kaza sonucu sol kaburga kemiklerimden birinin kırılmış olmasına rağmen, bütün varlığımla en iyi şekilde yapmaya çalıştığımı sanırım. Sakarya Muharebesi’nin sonuna kadar askeri bir rütbem yoktu. Ondan sonra, Büyük Millet Meclisi’nce bana Mareşal rütbesiyle Gazi unvanı verildi.”

    15 EYLÜL

    1916- Savaşta ilk tank, İngiliz birlikleri tarafından, Birinci Dünya Savaşı sırasında, Fransa’nın Somme yöresinde kullanıldı.

    1928- İskoç bakteriyolog Alexander Fleming, pek çok zararlı bakteriyi yok edebilen ”küf”ü bularak, ”penicillium notatum” adını verdi.

    1955- Türk Parasının Kıymetini Koruma hakkındaki kararname yürürlüğe girdi.

    1961- Yassıada Mahkemesi, kapatılan DP’nin 15 üyesi hakkında ölüm, 32 üyesi hakkında müebbet hapis cezası verildiğini açıkladı.

    1971- Greenpeace (Yeşilbarış) çevre örgütü kuruldu.

    1982- İsrail, Beyrut’u işgal etti.

    2002- Manisa Etnografya ve Arkeoloji Müzesi soyuldu. Soygunda, Helenistik döneme ait ”Marsyas” ve Roma dönemine ait ”Eros” heykelleri çalındı.

    16 EYLÜL

    1889- II. Abdülhamit’in dostluk amacıyla Japonya’ya gönderdiği Ertuğrul Firkateyni, dönüş yolunda, Funakora kıyılarında fırtınaya tutuldu; gemi kayalara çarparak parçalandı. 540 denizci öldü, 6 subay ve 63 er kurtuldu.

    1909- Türkiye’deki ilk dişçilik okulu, Kadırga’daki Menemenli Mustafa Paşa Konağı’nda, ”Darülfünun-ı Osmanlı Tıp Fakültesi Eczacı ve Dişçi Kabile ve Hastabakıcı Mektebi” adıyla açıldı.

    1935- Kayseri Bez Fabrikası, Başbakan İsmet İnönü tarafından açıldı.

    1950- Türkiye’nin, Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatına (NATO) girme başvurusu reddedildi.

    1961- Menderes Hükümeti Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polat kan, İmralı Adası’nda idam edildiler.

    1978- İran’da bir dakika süren depremde 20 bin kişi öldü.

    2002- Bakü-Ceyhan boru hattının temeli Cumhurbaşkanı Sezer, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ve Gürcistan Devlet Başkanı Şevardnadze tarafından atıldı.

    2016- Sinema oyuncusu, sanatçı Tarık Akan hayatını kaybetti.

    17 EYLÜL

    1934- Türkiye, Cemiyeti Akvam (Milletler Cemiyeti) üyeliğine kabul edildi.

    1961- Adnan Menderes idam edildi. Milli Birlik Komitesi, 65 yaşını aşan Celal Bayar ile idam kararları çoğunlukla alınan öteki hükümlülerin cezalarını müebbet hapse çevirdi.

    18 EYLÜL

    1921- Sakarya Meydan Savaşı’nın kazanılmasının ardından Ankara’ya dönen Mustafa Kemal, coşkuyla karşılandı.

    1934- Sovyetler Birliği, Milletler Cemiyeti’ne girdi.

    1956- Efes’te 1926’dan beri sürdürülen arkeolojik kazılarda, ”Prytaneion” adı verilen bölümde, dünyaca ünlü Artemis heykeli gün ışığına çıkarıldı.

    1962- Kıbrıs’ta Rauf Denktaş’a suikast girişiminde bulunuldu.

    2005- Afganistan’da 1969’dan bu yana ilk parlamento seçimleri yapıldı.

    19 EYLÜL

    1575- İstanbul Rasathanesi açıldı. Rasathane, devrin Şeyhülislamı tarafından 1580’de yıktırıldı.

    1921- TBMM; Mustafa Kemal Paşa’ya, ”Mareşal” rütbesiyle ”Gazi” unvanı verdi.

    1951- Kuzey Atlantik Paktı Konseyi, Türkiye ve Yunanistan’a NATO’ya katılma çağrısı yaptı.

    1955- Arjantin Cumhurbaşkanı Juan Peron, askeri darbeyle devrildi ve Paraguay’a sürüldü.

    1961- Eski başbakanlardan Ordinaryüs Prof. Şemsettin Günaltay öldü.

    1970- Türk Hava Yollarının ”Antalya” adlı uçağı Isparta yakınlarında düştü: 154 kişi öldü.

    2010- 95 yıl aradan sonra ilk kez Akdamar Kilisesi’nde ayin yapıldı.

    20 EYLÜL

    1937- İkinci Türk Tarih Kongresi Dolmabahçe Sarayı’nda çalışmalarına başladı.

    1937- Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi’nde, Atatürk’ün de isteğiyle, Türkiye’nin ilk resim ve heykel müzesi açıldı.

    1946- Basın Kanunu TBMM’de kabul edildi.

    1988- Naim Süleymanoğlu, Seul Olimpiyat oyunlarında halter dalında 6 dünya rekoru kırdı.

    1994- Bakü’de petrol anlaşması imzalandı. İngiliz BP, Amerikan Amaco, Penzol, Rus Lukoil ve TPAO, bir şirketler birliği oluşturdu.

    21 EYLÜL

    1932- Himaye-i Etfal Cemiyetince düzenlenen ”Alaturka Güreş” müsabakaları Taksim Stadyumu’nda yapıldı.

    1947- Zonguldak Kozlu kömür ocaklarındaki grizu patlamasında 48 işçi öldü.

    1960- 27 Mayıs günü, ”Milli Birlik ve Hürriyet Bayramı” olarak kabul edildi.

    1980- Orgeneral Haydar Saltık, Devlet Başkanı Genel Sekreteri oldu. Aynı gün Başbakan Bülend Ulusu,

    Hükümetini açıkladı.

    2000- Gazeteci-yazar Ahmet Taner Kışlalı suikastında araca bombayı yerleştirdiği belirtilen Rüştü Aytufan,

    Sapanca’da yakalandı.

    Yazı kaynağı : www.koroglugazetesi.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap