Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    güzel dil türkçe bize başka dil gece bize istanbul konuşması en saf en ince bize

    1 ziyaretçi

    güzel dil türkçe bize başka dil gece bize istanbul konuşması en saf en ince bize bilgi90'dan bulabilirsiniz

    güzel dil turkçe bize başka dil gece bize istanbul konuşması en saf , en ince bize hangi döneme ait - Eodev.com

    güzel dil turkçe bize başka dil gece bize istanbul konuşması en saf , en ince bize hangi döneme ait - Eodev.com

    Cevap:

    Güzel dil turkçe bize

    başka dil gece bize

    istanbul konuşması

    en saf , en ince bize  

    Açıklama:    

    Milli Edebiyat dönemi hikaye özellikleri nelerdir?

    Milli Edebiyat dönemi hikaye özellikleri;

    • Toplum için sanat anlayışına hakimdir.

    • Sade dilde yazılmıştır.

    • Türkçe dili kullanılmış ve yabancı kelimelerde arındırılmıştır.

    • Realizm akımı etkindir.  

    • Konuları Anadolu halkı ve yaşayışlarından seçilmiştir.

    • Ömer Seyfettin, Yahya Kemal Beyatlı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ziya Gökalp

    Milli Edebiyat dönemi başlangıcı ne zamandır?

    Milli Edebiyat dönemi Ali Canip Yöntem, Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp'in 1911 yılında yayımladıkları Genç Kalemler dergisi ile başlar.

    Milli Edebiyat döneminde genel olarak Milliyetçilik akımının etkileri görülmüştür. 1911 - 1923 tarihlerini kapsayan bu dönemde genel olarak Anadolu halkının çektiği sıkıntılar, karşılaşılan savaşlar ve bağımsızlık mücadelesi, Anadolu kültürü ve Türk tarihinden ögeler yer almaktadır.

    Millî Edebiyat Dönemi 1909’da başlamıştır. Doğru mu? Yanlış mı? Neden?

    eodev.com/gorev/12581144

    #team1

    Yazı kaynağı : eodev.com

    ~ L�SAN ~ Z�YA G�KALP

    L�SAN

    G�zel dil T�rk�e bize, Ba�ka dil, gece bize. �stanbul konu�mas� En s�f, en ince bize. Lisanda say�l�r �z Herkesin bildi�i s�z; Man�s� anla��lan L�gate atmadan g�z. Uydurma s�z yapmay�z, Yapma yola sapmay�z, T�rk�ele�mi�, T�rk�e�dir; Eski k�ke tapmay�z. A��k s�zle kalmal�, Fikre ���k salmal�; M�ter�dif s�zlerden T�rk�esini almal�. Yeni s�zler gerekse, Bunda da uy herkese, Halk�n s�z yaratmada Yollar�n� benimse. Yap ya�ayan T�rk�eden, Kimseyi incitmeden. �stanbul�un T�rk�esi Zevkini, olsun yeden. Arap�aya meyletme, �ran�a da hi� gitme; Tecvidi halktan ��ren, Fasihlerden i�itme. "Gayn"l� s�zler emmeyiz, �ocuk de�il, memeyiz! Birka� dil yok Turan'da, Tek dilli bir k�meyiz. Turan��n bir ili var Ve yaln�z bir dili var. "Ba�ka dil var." diyenin, Ba�ka bir emeli var. T�rkl���n vicdan� bir, Dini bir, vatan� bir; Fakat hepsi ayr�l�r Olmazsa lisan� bir.

    Ziya G�kalp
    ( 1876 - 1924 )

    Yazı kaynağı : www.siirparki.com

    “Güzel Dil Türkçe Bize Başka dil gece bize”

    “Güzel Dil Türkçe Bize Başka dil gece bize”

    Bir noktadan taviz verdiniz mi, arkası çorap söküğü gibi geliyor. Adı bile tam konulamayan şu “açılım” meselesi nereden nereye geldi… Hani derler ya, “iki ucu pis bir değnek!”

    “Bilmem bu garip gülümsemeden/Sen ne kastettin, ben ne anladım” şeklinde bir beyit hatırlıyorum. “Açılım” konusunda da muhataplar, ürkek bir köylü kızının utangaç gülümsemesini nasıl yorumlayacağını bilemeyen şairin durumundan farksızlar. Belki iki taraf işin farkında da biz ipteki cambazı seyreder gibi bakınıp duruyoruz, orası biraz karışık…

    Taviz dedik ya, işte taleplerin ardı arkası kesilmiyor: Bayrak, mahalli kaynakların kullanımı, yerleşim yerlerinin isimlerinin değiştirilmesi, iki dil, özerklik vs. diye uzayıp giden zırıltılar…

    Nihayet, Erovizyona Kürtçe şarkı ile katılma meselesi de gündeme geldi. Bir taraftan “Tek devlet, tek vatan, tek millet, tek bayrak” sloganları atılırken öbür taraftan da bu saçmalıklar dile getiriliyor. Üstelik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kültür ve Turizm Bakanı da “Erovizyona Kürtçe şarkı ile katılabiliriz” mealinde biz söz sarf etmiş. Hadi, buyurun buradan yakın bakalım ve çıkın işin içinden çıkabilirseniz!

    Bakan efendi böyle bir laf edince ayran akıllı gençlerimiz internet köşelerinde ahkâm kesiyorlar. Efendim, “İngilizce şarkı ile katılınca bir şey olmuyormuş da, Kürtçe şarkı ile katılsak ne olur”muş!.. Bunu söyleyenler öyle Kürt asıllı kardeşlerimiz değil, Türk çocukları. Karaborsada, kaçak satılan bir metanın bir şekilde meşrulaştırılması gibi, en hassas ve vazgeçilmez konular da böyle ayağa düşürülebiliyor ve iş, “ilaca da karşıyız zehire de” dercesine de “Kürtçülüğe de – Türkçülüğe de” tekerlemesine dönüştürülebiliyor…

    Bir kere, bu Erovizyon denen nesne bize has bir şey değil. Bizim kültürümüzle uzaktan yakından ilgisi yok. Öyle dünya çapında büyük bir müzik yarışması organizasyonu da değil… Hadi, Avrupa’dan kopamıyoruz ve Avrupa yayın birliği içindeyiz; tamam, katılalım ama bu katılım kendi ağırlığımız, kendi öz müziğimiz ve kendi kültürümüzü yansıtacak motiflerle olsun. Bir defa bunu tespit edelim.

    “Kürtçe müzik”le katılmak ise İngilizce şarkı ile katılmaktan çok daha ayrı bir husustur. İngilizce şarkı yanlışına bir de Kürtçe şarkı yanlışını eklemek bir yana bir yana; ortada hassas bir konu varken böyle bir işe girişmek, bölücülerin isteklerini meşrulaştırıp ekmeklerine yağ sürmek, üstüne de bal - kaymak vermek olur. Artık değneğin yalnızca iki ucu değil, baştanbaşa her yanı pisliğe bulaşır ve elle tutulmaz hale gelir. Şimdilerde sanki böyle bir durumla karşı karşıyayız.

    Diyarbakır’ın bağrından yetişen Ziya Gökalp ta yıllar öncesinden bu günlerde yaşanacak vahim ve garip durumu görmüşçesine “Lisan” isimli şirinde ne güzel söylemiş:

    PAYLAŞ

    Yazı kaynağı : www.turkocaklari.org.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap