Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    güneş sistemi dışında diğer yıldız sistemleri

    1 ziyaretçi

    güneş sistemi dışında diğer yıldız sistemleri bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Ötegezegen

    Ötegezegen

    Ötegezegen veya Güneş dışı gezegen, Güneş Sistemi'nin dışında ve başka bir yıldızın yörüngesinde bulunan gezegenlere verilen addır. 25 Aralık 2021 itibarıyla, 3.628 gezegen sisteminde varlığı doğrulanmış 4.904 ötegezegen bulunmaktadır ve bu gezegen sistemlerinden 808 kadarı birden fazla gezegene sahiptir.[1] Bu gezegenlerin büyük çoğunluğu fiili görüntülemeden ziyade doğrudan olmayan çeşitli yöntemlerle saptandı.[1] Bunların çoğu Jüpiter'i andıran şekilde büyük kütleli dev gezegenlerdir, bununla birlikte muhtemelen bu algılama teknolojisinin sınırlı olmasından kaynaklıdır. Henüz doğrulanmamış yeni saptamalar daha küçük dünyaların çok daha yaygın olduğu fikrini veriyor.[2]

    Güneş dışı gezegenler 19. yüzyılın ortasında bilimsel araştırma konusu haline geldi. Astronomlar genellikle bu gezegenlerin var olduklarını farzediyorlardı ancak ne kadar yaygın olduklarını ya da Güneş Sistemi'ndeki gezegenlerle ne derecede benzerlik gösterdiklerini bilmiyorlardı. Doğrulanmış ilk keşif 1990'larda yapıldı ve 2000'den beri her yıl 15'ten fazla yeni keşif yapıldı. Keşif sıklığı 2007'de keşfedilen 67 gezegenle artış gösterdi. Tahminlere göre güneş benzeri yıldızların en az %10'u gezegenlere sahip ve gerçek oran çok daha yüksek olabilir.[3]

    Güneş dışı gezegenlerin keşfi dünya dışı yaşamla ilgili soruları şiddetlendirdi.[4] Şu an için kırmızı cüce Gliese 581'in üçüncü gezegeni ve yörüngesi çevrelediği yıldızın yaşanabilir bir bölgesine yakın bulunan Gliese 581 d (Dünya'dan yaklaşık olarak 20 ışık yılı uzaklıkta) henüz keşfedilen muhtemel karasal gezegenlerin en iyi örneği olarak görünüyor. Bu katı koşullardan gidilirse gezegenin konumu yaşanabilir bölgenin dışında görünüyor, ancak sera etkisi gezegenin yüzey sıcaklığını yükselterek suyun varlığını destekleyebilir.

    Keşif tarihi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Doğrulanmış keşifler[değiştir | kaynağı değiştir]

    İlk yayımlanan ve sonrasında da doğrulanan keşif Kanadalı astronomlar Bruce Campbell, G. A. H. Walker ve S. Yang tarafından 1988'de yapıldı.[5] Astronomların radyal hız gözlemleri Gama Cephei yıldızının yörüngesindeki bir gezegenin varlığını işaret ediyordu.

    Keşif yöntemleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Gezegenler yörüngesinde dolandıkları yıldızlara oranla oldukça zayıf ışık kaynaklarıdır. Görünür dalga boylarında gezegenler yıldızların parlaklığının milyonda birinden daha az parlaklığa sahiptir. Bu derece zayıf bir ışık kaynağını tespit etmenin esas zorluğuna ek olarak yıldız onu temizleyen bir parlaklığa sebep olur.

    Bu sebeplerden dolayı şimdiki teleskoplar sadece istisnai durumlarda doğrudan görüntüleme yapabilirler. Özellikle gezegen büyükse (Jüpiter'den epeyce büyükse), yörüngesinde bulunan yıldıza oldukça mesafeliyse ve kızılötesi ışın yayınlayabilecek kadar sıcaksa mümkün olabilir.

    Bilinen güneş sistemi dışındaki gezegenlerin çok büyük bir kısmı dolaylı yöntemler yoluyla keşfedildi:

    Birkaç istisnai durum sayılmazsa, bilinen bütün güneş dışı gezegen adayları yer konuşlu teleskopların kullanılmasıyla bulundu. Bununla birlikte yöntemlerin çoğu, teleskopların hareketli atmosferin yukarısına yerleştirilmesiyle daha iyi sonuç verebilirler. COROT (Aralık 2006'da fırlatıldı) güneş dışı gezegen araştırmasına tahsis edilen tek aktif uzay projesidir. Hubble Uzay Teleskobu da birkaç gezegen buldu veya doğruladı. Bunun dışında Kepler, New Worlds Mission, Darwin, Space Interferometry Mission, Terrestrial Planet Finder ve PEGASE gibi birçok planlanan ve önerilen uzay projeleri de mevcuttur.

    Adlandırma[değiştir | kaynağı değiştir]

    Güneş dışı gezegenleri adlandırmanın en yaygın yolu, küçük farklar dışında çift yıldızlarınki ile benzerdir (yıldızlar için bir büyük harf kullanılırken gezegenler için küçük harf kullanılır). Yıldızın isminin sonuna sistemde bulunan birinci gezegen için "b" harfi kullanılır (51 Pegasi b). Sistemde bulunan bir sonraki gezegen alfabenin bir sonraki harfi ile işaretlenir. Örneğin 51 Pegasi çevresinde bulunan diğer gezegen "51 Pegasi c" sonraki de "51 Pegasi d" adlarıyla listelenebilir. Eğer iki gezegen aynı zaman zarfında keşfedilmişse yıldıza en yakın olanı sıradaki harfi alır. Örneğin Gliese 876 sisteminde en son keşfedilen gezegen yıldıza Gliese 876 b ve Gliese 876 c'den daha yakın olmasına rağmen Gliese 876 d adıyla anılır. 55 Cancri f gezegeni şu anda adında "f" bulunan ilk ve tek gezegendir (55 Cancri sisteminde bulunan beşinci gezegen). Şimdilik "f"nin ötesinde kullanılan başka bir harf yoktur.

    Sadece iki gezegen sisteminde "olağan dışı" bir şekilde isimlendirilmiş gezegenler bulunur. 1995'te 51 Pegasi b'nin keşfinden önce iki atarca gezegen (PSR B1257+12 B ve PSR B1257+12 C) ölü yıldızlarının pulsar zamanlamasıyla bulundular. O zamanlarda gezegen isimlendirmenin resmi bir yolu olmadığından gezegenler (günümüzdekine benzer bir şekilde) B ve C olarak anıldılar. Ancak adlandırmada, muhtemelen çift yıldızlar için uygulanan yolla, büyük harfler kullanılmıştı. Üçüncü bir gezegen keşfedildiğinde PSR B1257+12 A olarak isimlendirildi (kullanılan mantık basitçe bu gezegenin diğer ikisine oranla yıldıza daha yakın olmasından kaynaklıdır).[7] Bazı adlandırmalarda (genellikle bilimkurguda) gezegenin yıldıza göre konumları göz önüne alınarak Roma rakamları kullanılır, ancak yukarıdaki sebepten bu pratik bir yöntem değildir.

    Eğer bir gezegen çift yıldız olmayan bir sistemin etrafında dönüyorsa yıldızın harfi gezegenin adına eklenir. Eğer gezegen sistemdeki ilk yıldızın yörüngesinde dönüyorsa ve ikincil yıldızlar gezegenden sonra keşfedilmiş veya birincil yıldıza ve gezegene göreli olarak uzaksa isim genellikle ihmal edilir. Örneğin Tau Boötis b bir çift yıldız sisteminin yörüngesindedir, ancak ikincil yıldız hem daha sonra keşfedildiği için hem de gezegene ve birincil yıldıza uzak olduğu için "Tau Boötis Ab" terimi neredeyse hiç kullanılmaz. Ancak (16 Cygni Bb ve 83 Leonis Bb gibi durumlarda) eğer gezegen sistemdeki ikincil yıldızın yörüngesindeyse yıldızın adı her zaman kullanılır. Bazı gezegenler Güneş Sistemi'ndeki gezegenlere benzer ancak resmi olmayan adlar almışlardır. Bu gezegenlerin en meşhurlarından bazıları; Osiris (HD 209458 b), Bellerophon (51 Pegasi b) ve Methuselah (PSR B1620-26 b) şeklinde isimlendirilmiştir.

    Tanım[değiştir | kaynağı değiştir]

    Uluslararası Astronomi Birliği'nin gezegen tanımına göre bir gezegen bir yıldızın yörüngesinde dönmelidir.[8] Bununla birlikte UAB'nin şu andaki gezegen tanımı sadece bizim güneş sistemimizi hesaba katar ve bütün güneş dışı gezegenler şimdilik bu tanımdan ayrı tutulur.[9] Güneş dışı gezegenin tanımı takip eden kriterlerle 2001'de belirlendi ve son olarak 2003'te modifiye edildi:


    Ayrıca boşlukta dolanan (herhangi bir yıldızın yörüngesinde bulunmayan) ve "başıboş gezegen"[10] ya da "yıldızlararası gezegen" olarak anılan gezegenimsi kütleye sahip cisimler de rapor edildi. Ancak bu cisimler "gezegen" tanımına uymadıkları için bu maddenin konusu değillerdir.

    Genel özellikleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yıldız karakteristikleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    En bilinen Güneş dışı gezegenler kabaca Güneş'e benzeyen F, G veya K spektral sınıfındaki anakol yıldızlarının yörüngesindedirler. Bu da basitçe gezegen araştırma programlarının bu tür yıldızlar üzerinde yoğunlaşmasının sebeplerinden biridir. Ancak bu hesaba katıldığında bile istatistiksel analizler düşük kütleli yıldızların (M spektral sınıfından kırmızı cüce) gezegene sahip olma ihtimalinin de düşük olduğunu veya sahip olanların da gezegenleri daha düşük kütleye sahip olacağı için tespit edilmesinin zor olacağını gösterir.[11] Spitzer Uzay Teleskobu tarafından yapılan son gözlemler, "O" spektral sınıfındaki yıldızların Güneş'ten çok daha sıcak olduğunu ve photo-evaporation etkisine yol açan bu özelliğin de gezegen oluşumunu engellediğini gösteriyor.[12]

    Yıldızlar başlıca hidrojen ve helyum gibi hafif elementlerden oluşurlar. Ayrıca küçük kesirlerde, demir gibi ağır elementler içerirler. Bu kesir miktarına yıldızın metalliği denir. Metalliği yüksek olan yıldızların gezegene sahip olma ihtimali daha yüksektir ve bunlar daha düşük metalliğe sahip yıldızlara göre daha fazla kütleye sahip olma eğilimindedir.[3]

    Titiz spektral gözlemlerde F2 sınıfı yıldızlarından sonra dönme hızının aniden düştüğü bulundu. Güneş'in G sınıfından bir yıldız olduğu dikkate alınmalıdır (F2'den sonra). Güneş Sistemi'nin açısal momentumunun yüzde doksan sekizi gezegenlerin yörüngesel hareketlerinden kaynaklanır. Yalıtılmış bir sistemde açısal momentum ve tabii Güneş'e ait yüzde ikilik oran korunmalıdır.

    Ölçülmüş özellikler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bilinen güneş dışı gezegen adaylarının çoğu doğrudan olmayan yöntemlerle keşfedildi. Dolayısı ile onlara ait sadece belli başlı fiziksel ve yörüngesel parametreler belirlenebildi. Radyal hız metodu ile yörünge eğikliği dışında, yörünge süresi, yarı büyük eksen, dışmerkezlik, açısal uzaklık, periapsis boylamı, enberi zamanı da dahil bütün yörünge elemanları bulundu. Bilinmeyen yörünge eğikliğinin sebebi kütleni bilinmemesi ile ilgilidir, bu yüzden genellikle sadece minimum kütle değeri verilir.

    Dikkat çeken Güneş dışı gezegenler[değiştir | kaynağı değiştir]

    İlk keşifler[değiştir | kaynağı değiştir]

    İlk gezegen adayı 6 Ekim 1995 yılında, Dünya'dan 50 ışık yılı uzaklıktaki 51 Pegasi yıldızının çevresinde belirlendi. Araştırmacılar, gezegenin yaklaşık Jüpiter büyüklüğünde, ama yıldız çevresindeki yörüngesinin, Dünya'nın Merkür'ün Güneş'e olan uzaklığından sekiz kat daha yakın olduğunu belirlediler. O günden bu yana keşfedilen yeni gezegenlerin sayısı da hızla arttı. Teleskopların ayna çaplarının giderek artması ve milyonlarca yıldızın aynı anda gözlenmesini sağlayan bilgisayar programları sayesinde son yıllarda gezegen keşiflerinde bir patlama yaşanmıştır.

    Diğer dikkat çeken keşifler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Tarih aralıklarına göre diğer dikkati çeken Güneş dışı gezegen keşifleri:


    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]


    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Güneş Sistemi dışında keşfedilen gezegen sayısı 4 bine yaklaştı

    Yabancı Dünyalar Rehberi-1 >> Güneş Sistemi dışındaki en sıra dışı 10 gezegen

    Yabancı Dünyalar Rehberi-1 >> Güneş Sistemi dışındaki en sıra dışı 10 gezegen

    nasa-öte_gezegegen-ötegözegen-yabancı_dünyalar_exoplanet-exoplanets-kepler-gezegen

    NASA Güneş benzeri bir yıldızın çevresinde bulunan ilk yabancı dünyanın 20. yılını kutlamak için dünya çapındaki 60 astronoma favori gezegenlerini sordu ve 2000 gezegen arasında öne çıkan en sıra dışı 20 gezegeni listeledi.

    Bunların bir kısmı kayalık dünyalar, diğerleri ise sıcak veya soğuk gaz devleri. Bazıları ise hemen aşağıda göreceğiniz gibi çok ama çok garip gökcisimleri. Ancak hepsi de Evren’deki yerimizi keşfederken bize ufuk açıcı bilgiler sağladı. İnsanoğlunun keşfettiği en ilginç 10 öte gezegeni birlikte görelim.

    1. Dünya’ya en çok benzeyen gezegen

    Kepler-186f, yıldızına yüzeyinde sıvı su olacak kadar yakın olan dünyalar arasında keşfettiğimiz ilk kayalık gezegen. Bu nedenle de Kepler uzay teleskopunun keşifleri içinde Dünya’ya en çok benzeyen gökcismi.

    Oysa güneşe suyun donmayacağı kadar yakın ve buharlaşmayacağı kadar uzak olan bu dünyanın yüzeyini elimizdeki teleskoplarla görmemiz imkansız. Ancak, 2018’de fırlatılacak olan James Webb uzay teleskopu ile Kepler-186f’ye yakından bakacak ve belki de gezegende hayat olduğunu keşfedeceğiz.

    Kepler-186f güneş çevresindeki bir turunu 130 günde atıyor ve yörüngesi yaşanabilir kuşağın dış kenarında bulunduğu için Dünya’nın aldığı ışığın sadece üçte birini alıyor. Öyle ki alacakaranlık Mars’a benzeyen Kepler-186f’in yüzeyinde öğle güneşi Dünyamızda akşamüstü vakti kadar parlak oluyor. Kepler-186f bizden 500 ışık yılı uzaktaki Kuğu takımyıldızında yer alıyor.

    İlgili yazı: Dünya’ya en çok benzeyen gezegen bulundu

    2. Buharlaşan gezegen Osiris

    HD 209458 b Osiris’in bilim adamlarına ilginç gelen iki özelliği var. Öncelikle güneşin önünden geçerken yaptığı gölge sayesinde keşfedilen ilk gezegen ve bu da Kepler teleskopunun en sevdiği öte gezegen keşif yöntemi. İkinci olarak Güneş Sistemi dışındaki gezegenler arasında atmosferinde karbon ve oksijen tespit edilen ilk gezegen.

    İnsan vücudu karbondan yapıldığı ve oksijen soluduğu için böyle bir gezegen bulmak size de ilginç gelebilir, ama ölü gezegen Osiris’in süper sıcak yüzeyinde hayat olması imkansız. Osiris güneşe o kadar yakın ki atmosferi resmen buharlaşıyor ve güneş rüzgarı tarafından tıpkı kuyrukluyıldız kuyruğu gibi uzayarak uzaya üfleniyor.

    Osiris milyarlarca yıllık eski bir gaz devinin son kalıntısı. Osiris’in atası olan gaz devi güneşe çok yakın olduğu için kalın atmosferinin büyük kısmını kaybetti ve geriye ölü gezegenin ince bir atmosferle sarılı olan çıplak çekirdeği kaldı.

    İlgili yazı: Uzayda uzaylı göstergesi Dyson Küresi mi var?

    nasa-öte_gezegegen-ötegözegen-yabancı_dünyalar_exoplanet-exoplanets-kepler-gezegen

    3. En küçük gezegen sistemi

    Listemize üçüncü sıradan giren Kepler-11 ise tek bir gezegen değil, bilinen en küçük gezegen sistemi. Bu yüzden de listemiz için sistemdeki bütün gezegenleri hesaba katmak zorunda kalıyoruz: Kepler-11’in hepsi de Güneş’e Merkür’den, yani ortalama 57 milyon km’den yakın olan ve bu kadar yakın olmasına rağmen kararlı yörüngelerde dönen 5 gezegeni var.

    Bunun esprisi ne derseniz Kepler-11, Samanyolu’nda Güneş’e Dünya’dan yakın olan ve yıldıza paralel dairesel yörüngelerde dönen başka güneş sistemleri olduğunu gösteriyor. Bu da uzayda Güneş Sistemi’ne benzeyen ve hayat barındıran yıldız sistemleri bulabileceğimize işaret ediyor.

    Üstelik Kepler-11’in yıldızı Güneş benzeri bir sarı cüce. Ancak, Kepler 11’in bütün gezegenleri Dünya’dan büyük ve içlerinden en büyükleri de Neptün boyundaki mini gaz devleri. Bilim adamları, Dünya’dan birkaç kat büyük olan bu gezegenlerin kayalık süper dünyalar olduğunu düşünüyor. Kepler 11 uzayda dünya benzeri kayalık gezegenlerin yaygın olabileceği açısından bize umut veriyor.

    nasa-öte_gezegegen-ötegözegen-yabancı_dünyalar_exoplanet-exoplanets-kepler-gezegen

    4. İki güneşli “Tatooıne” gezegeni

    Yıldız Savaşları’ndaki iki güneşli Tatooine’i anımsatan ve Dünya’dan 200 ışık yılı uzakta yer alan Kepler-16b, iki yıldızın çevresinde döndüğü bilinen ilk gezegen olarak kayıtlara geçti. Ancak Tatooine’in tersine bu kayalık bir gezegen değil, Satürn boyunda soğuk bir gaz devi ve bu nedenle de bildiğimiz anlamda hayat barındırması mümkün değil.

    Öte yandan, Kepler-16b iki yıldızın çevresinde dönen ve yüzeyinde hayat barındıran dünyalar bulabileceğimiz yönünde önemli bir kanıt oluşturuyor. Çünkü hayata elverişli Dünyamız gibi kayalık bir gezegen olan Tatooine’in keşfi, bu tür öte gezegenlerin hem de iki yıldızın çevresinde dönen gezegenlerin sandığımızdan yaygın olduğunu gösteriyor.

    Tatooine gezegeninin Güneş’ten küçük iki yıldızı var: Biri Güneş kütlesinin yüzde 69’una sahip olan soluk bir yıldız, diğeri de Güneş kütlesinin sadece yüzde 20’sine sahip olan bir kırmızı cüce. Kepler-16b yoldaş yıldızların çevresinde 229 günde bir dönüyor ve bu açıdan 225 günlük yörüngede dönen Venüs’e benziyor. İki güneşe yakınlığına rağmen soğuk olmasının sebebi de yıldızların küçük ve soluk olması.

    İlgili yazı: Gerçek Yıldız Savaşları gezegeni

    nasa-öte_gezegegen-ötegözegen-yabancı_dünyalar_exoplanet-exoplanets-kepler-gezegen

    5. Sıcak Jüpiter

    51 Pegasi b güneşe benzeyen bir gezegenin çevresinde dönen ilk gezegen keşfi olarak tarihe geçti ve böylece yeni bir araştırma dalına kapı araladı. Jüpiter’in yarısı kütleye sahip 51 Pegasi b aynı zamanda Sıcak Jüpiter sınıfına giriyor. Dünya’dan 150 kat daha büyük kütleye sahip olan gezegen güneşe o kadar yakın ki yıldızın çevresinde saniyede 136 km gibi müthiş bir hızla dönüyor (Dünya’dan 4,5 kat hızlı).

    Yıldıza yakınlığı sebebiyle 1 yılın sadece 4 gün sürdüğü gezegenin yüzey sıcaklığı 1000 dereceye erişiyor ve güneşe bakan yüzünde aşırı ısınan gazlar, gece yüzünde sesten hızlı esen süpersonik fırtınalar yaratıyor. 51 Pegasi b o kadar sıcak ki Jüpiter’in yarısı kadar hafif olmasına rağmen sıcaktan genleşen atmosferi nedeniyle şişerek Jüpiter’den daha geniş bir çapa erişiyor.

    Bir diğer özelliği ise Dünya’ya sadece 50 ışık yılı uzakta olması; yani 50 yıl içinde inşa edebileceğimiz otomatik Von Neumann sondaları ışık hızının yüzde 70’iyle giderek Sıcak Jüpiter’e 2100 yılından önce erişebilir. Kısacası bu torunlarımızın keşfedebileceği kadar yakın bir gezegen. Yaşlılık tedavisine yetişirseniz sizin de görebileceğiniz bir gezegen.

    İlgili yazı: Herkes nerede?

    nasa-öte_gezegegen-ötegözegen-yabancı_dünyalar_exoplanet-exoplanets-kepler-gezegen

    6. Sonradan olma dünya

    Sonradan görme zenginler varsa sonradan olma dünyalar da olabilir, ama sonradan olma gezegen ne demek derseniz hemen söyleyelim: CoRoT-7b kayalık bir gezegen olmasına karşın hayatına Satürn boyundaki bir gaz devi olarak başladı. Dünya’dan 480 ışık yılı uzaktaki Tekboynuz takımyıldızında yer alan CoRoT-7b sadece 1,5 milyar yıl yaşında, Dünya’dan 3 kat genç ve yıldızına o kadar yakın ki güneşin çevresinde 20 saatte dönüyor.

    1 yılı bir Dünya gününden kısa olan CoRoT-7b’in kütlesi Dünya’nın 4,8 katı. Güneşe çok yakın olduğu için sıcaktan buharlaşan eski bir gaz devinin kayalık kalıntısı olan bu kavruk gezegenin çapı da Dünyamızın sadece yüzde 70’i. Güneşe 2,5 milyon km uzakta dönen (Ay mesafesinin 6,5 katı) CoRoT-7b’nin yüzey sıcaklığı ise 1980 derece. Öyle ki kabuğu tümüyle erimiş durumda ve gezegen derin lav denizleriyle kaplı bulunuyor.

    1980 santigratta demir bile eriyor. Bu nedenle sonradan olma gezegenin hızla buharlaşan atmosferini yalnızca birkaç yüz milyon yıl içinde kaybetmiş olmasına şaşırmamak lazım. Aslında Dünyamız da ilk oluştuğunda Neptün gibi bir mini gaz deviydi, ama Güneş’e 150 milyon km uzakta olduğu için hızla ısındı ve hidrojen atmosferini kaybederek hayata elverişli bir kayalık gezegene dönüştü.

    nasa-öte_gezegegen-ötegözegen-yabancı_dünyalar_exoplanet-exoplanets-kepler-gezegen

    7. Su dünyası

    Kevin Costner’ın kariyerini bitiren film olarak da tanınan Su Dünya’sını hatırlıyor musunuz? 🙂 Filmde kutuplardaki buzlar küresel ısınma nedeniyle eriyor ve gezegenimiz tümüyle sularla kaplanıyordu. Elbette yerkabuğunun üzerinde dağları örtecek kadar su yok. Ancak uzayda gerçek su dünyaları var ve Kepler-22b de bu dünyalardan biri. 🙂

    Dünya’dan sadece 2,4 kat büyük olan bu gezegen, her şeye rağmen Neptün gibi bir mini gaz devi olacak kadar büyük kütleye sahip değil. Ancak yüzeyinde büyük miktarda su tutacak kadar kütleli bir süper dünya. Tümüyle sularla kaplı olan Kepler-22b’nin 100 km derinliğinde okyanusları var ve deniz tabanında basınç o kadar artıyor ki “sıcak buz” oluşuyor.

    Deniz tabanında sıkışan su kütlesinin sıcaklığı suyun kaynama derecesi olan 100 santigradı aşıyor. Ancak, yüksek basınç altında sıkışan su molekülleri kımıldayamaz hale gelerek buz kristalleri oluşturuyor. Bu nedenle su dünyasının derinliklerinde ince bir sıcak buz katmanı bulunuyor.

    planets-620_2076126a

    8. Lav gezegeni

    Kepler uzay teleskopu Güneş Sistemi’nin dışında o kadar çok gezegen keşfetti ki bunların çoğu ilk keşifler kategorisine girdi. Kepler-10b de Kepler’in keşfettiği ilk kayalık öte gezegen. Tabii sadece teknik olarak kayalık diyoruz, çünkü bu gezegenin kayalık bir yüzeyi yok ve yüzeyinde dev bir lav okyanusu olduğu düşünülüyor.

    Kepler-10b Dünya’nın sadece 1,4 katı büyüklüğünde ve şimdilik Güneş Sistemi dışında keşfedilen en küçük kayalık gezegen olarak tanınıyor. Güneşe Merkür’den 20 kat yakın olan ve 2,8 milyon km mesafede dönen dünyada yüzey sıcaklığı yerkabuğunu eritecek kadar artıyor. Yıldız Savaşları’ndaki Mustafar’a benzeyen lav gezegeni yıldızın çevresinde 20 saatte dönüyor.

    Ancak, bu listeye bakarak Dünya benzeri gezegenlerin uzayda az sayıda olduğunu sanmayın. Dünya benzeri gezegenler uzayda bol, ama elimizdeki teleskoplar bu gezegenleri görecek kadar yüksek çözünürlüklü değil. Kepler uzay teleskopu yalnızca gezegene çok yakın olduğu için keskin gölge yapan küçük gezegenleri ve yıldıza uzak olduğu halde büyük gölge yapan dev gezegenleri görebiliyor.

    İlgili yazı: Ben uzaylıyı kokusundan tanırım

    Öte yandan James Webb uzay teleskopu güneşe yaşanabilir uzaklıkta olan Dünya boyundaki gezegenleri görecek kadar güçlü olacak. Nitekim yeryüzündeki teleskopların yazılımlarını ve Kepler gözlem tekniklerini geliştirerek uzayda Dünya benzeri daha çok gezegen keşfetmeye başladık.

    9. En yaşlı gezegen

    Kepler uzay teleskopu en büyük, en ağır, en yakın, en uzak ve en sıcak derken bilinen Evren’in en yaşlı gezegenlerini de keşfetti. Kepler 444 yıldız sistemindeki gezegenler 11 milyar 200 milyon yaşında; yani bu gezegenlerden birinde zeki canlılar ortaya çıktıysa bu uygarlık bizden 6 milyar yıl yaşlı olabilir. 6 milyar yıl yaşındaki bir uygarlık neye benzer?

    İlgili yazı: Büyük filtre > Dünya dışı uygarlıklar varsa neden merhaba demiyorlar?

    5 kayalık gezegenden oluşan Kepler 444 sistemindeki en küçük gezegen Merkür ve en büyük gezegen de Venüs boyunda. Kepler 444’ün en önemli özelliği ise yerel güneşin Samanyolu Galaksisi’ndeki yıldızların çoğundan yaşlı olması. Ancak, 5 kayalık gezegende hayat olduğuna dair elimizde bir kanıt yok.

    Sonuçta yıldıza çok yakın oldukları için bu gezegenlerde hayat olasılığı düşük. Kepler 444 yıldız sistemi Dünya’dan 117 ışık yılı uzakta bulunuyor.

    nasa-öte_gezegegen-ötegözegen-yabancı_dünyalar_exoplanet-exoplanets-kepler-gezegen

    10. Sauna gezegen

    Güneşe Merkür’den 25 kat yakın olan 55 Cancri e yıldıza sadece 2,28 milyon km uzakta dönüyor ve bu da Dünya-Ay mesafesinin 6 katı. 55 Cancri e’nin en büyük talihsizliği ise gezegene gel-git kilidi atılmış olması; yani güneşe çok yakın olduğu için gezegenin kendi çevresinde dönme süresi yıldız çevresinde dönme süresine eşitlenmiş bulunuyor.

    Tümüyle sularla kaplı olan bu gezegende 1 gün bir yıla eşit ve global okyanus da süper kritik halde bulunuyor; yani su katmanı hem sıvı hem buhar halinde. Bu garipliğin nedeni gezegenin güneşe suyun kaynayacağı kadar yakın olması. Aynı zamanda büyük kütlesi sayesinde su buharını uzaya kaçmadan tutmayı başarması. Sauna dünyanın kalın su tabakasının alt katmanları da kendi ağırlığı altında ezilerek okyanusun tümüyle buharlaşmasını önlüyor ve basınç etkisiyle suyu sıvı halde tutuyor.

    nasa-öte_gezegegen-ötegözegen-yabancı_dünyalar_exoplanet-exoplanets-kepler-gezegen

    Yüzey sıcaklığı 1726 derece olan 55 Cancri e, Dünya’dan 7,8 kat daha kütleli olan bir süper dünya ve kütlesi mini gaz devi Neptün’ün yüzde 48’ine eşit. Derin bir global okyanusa sahip olmasının sebebi de bu.

    Evet, böylece bilinen en sıra dışı 10 gezegen listemizin sonuna geldik ve aşırı sıcak dünyalardan dev gezegenlere uzanan ilginç bir galeriyi gezdik. Serinin ikinci bölümünde ise diğer ilginç dünyaları ele alarak sıra dışı gezegenler geçidini tamamlayacağız.

    Yazı kaynağı : khosann.com

    Bu Kadar Gezegen Güneş Sisteminde Yok >> Dokuz gezegenli yabancı yıldız sistemi keşfedildi

    exoplanet zoom1Bilim adamları Dünya’dan 127 ışık yılı uzaklıktaki Güneş benzeri yıldızın yörüngesinde 9 gezegen buldu.1 Bir zamanlar Güneş Sistemi’nde de dokuz gezegen vardı. Ancak Plüton 2006 yılında cüce gezegen sınıfına sokuldu. Böylece geriye “sekiz” gezegen kaldı.

    Yabancı yıldızların çevresinde Güneş Sistemi’ndeki kadar çok gezegen varsa, uzayda Dünya benzeri hayat bulma şansı da artıyor. Güneş Sistemi’yle benzer yapıda olan, örneğin aynı sayıda gezegene sahip olan yıldız sistemlerinin Dünya benzeri hayata ev sahipliği yapma olasılığı daha yüksek.

    tumblr mzk5xq33N41tpjdjao1 1280

    Salt gezegen avı değil, uzayda hayat arayışı

    Yalnızca güney yarımküreden görülen Küçüksuyılanı Takımyıldızı’ndaki HD 10180 yıldızıyla ilgili ilk gözlemler doğruysa, bu yıldız sisteminde 9 gezegen var.

    Gerçi bugüne kadar başka yıldızların çevresinde az sayıda gezegen bulabildik, ama yıldız başına sadece 2 veya 3 öte dünya bulmamızın asıl sebebinin teknik yetersizlikler olduğunu düşünüyoruz.

    nine-planet-system_51298_990x742Gölge et başka ihsan istemem!

    Bilim adamları yıldız ışığını inceleyerek yabancı güneşlerin önünden geçen gezegenlerin yıldızların önünde yaratığı gölgeyi arıyor. Daha doğrusu, yıldızdan teleskoplarımızın merceğine gelen ışığın tayfındaki “kararmayı” inceliyor.

    Sadece Jüpiter gibi gaz devi sınıfına giren büyük gezegenler yıldız ışığında yüzlerce ışık yılı uzaktan fark edebileceğimiz kadar belirgin bir kararmaya yol açıyor.

    Bu nedenle astronomlar 3 gezegenli bir sistemde bile yalnızca en büyük gezegenleri seçebildiklerini düşünüyor. Yıldız sistemlerindeki gezegen sayısı tahmin edilenden çok daha fazla olabilir.

    hubble hot jupiter waterNitekim yeni teleskoplar ve yeni araştırma teknolojileri sayesinde, son yıllarda Dünya veya Süper Dünya boyunda kayalık gezegenler de bulmaya başladık. Yıldızların çevresinde daha fazla gezegen keşfetmeye başlarsak, Güneş Sistemi’nin kardeşlerinin galaksimizde sanılandan yaygın olduğunu görebiliriz.

    Aksi takdirde 8 gezegenli Güneş Sistemi’nin ve belki de Dünya benzeri hayatın evrende istisna olduğunu düşünmemiz gerekecek. Bu noktada radyal hız tekniği yıldızın yalpalamasını ölçerek çevresindeki gezegenlerin kütlesini ile yıldıza uzaklığını ölçmemizi sağlıyor. Çünkü gezegenlerin çekim kuvveti yıldızın yalpalamasına yol açıyor.

    Yıldız ışığındaki kararmayı ölçen tekniği sadece yakın yıldız sistemlerindeki gezegenler için kullanabiliyoruz ama yalpalama ölçümü ile birlikte kullanınca bunlar gezegenlerin hem çapını hem de kütlesini ölçmemizi sağlıyor. Böylece bazı gezegenlerin yerçekimini de ölçebiliyoruz.

    0398marcy orb star1Uzayda başka dünyaları bulmanın yöntemleri

    Öte dünyaları bulmakta kullanılan tekniklerden biri radyal hız ölçümü: Yörüngesinde gezegen olan bir yıldız gezegenin kütleçekimine tepki vererek kendisi de küçük bir halka (yörünge) üzerinde dönüyor. Bu yıldızın Dünya’dan uzaklaşma ve Dünya’ya yaklaşma hızında değişikliğe yol açıyor. Bunlar aslında yıldızın Dünya’ya göre radyal hızında meydana gelen değişiklikler.

    Radyal hızı ana yıldızın ışık tayfında Doppler etkisine bağlı olarak meydana gelen çizgileri analiz ederek ölçebiliriz. Sonuçta yıldız bize yaklaşırken ışığın teleskoplar tarafından algılanan frekansı artıyor ve bizden uzaklaşırken frekans azalıyor. Tıpkı yaklaşan ambulansın siren sesinin tizleşmesi ve uzaklaşırken “baygınlaşması” gibi.

    Radyal hız gezegenin varlığını tespit etmekte ve kütlesini ölçmekte kullanılıyor. Çünkü yıldızın mutlak parlaklığına bakarak kütlesini baştan ölçüyoruz (yıldızların rengi, parlaklığı ve kütlesi arasında doğrudan ilişki var).

    Transit fotometrisi

    Yukarıdaki yöntem gezegenin kütlesi hakkında bilgi verirken, ışık ölçümü metodu da gezegenin çapını veriyor. Bir gezegen ana yıldızın ışık diskinin önünden geçerken aslında yıldızın önünü kısmen kapatıyor (kısmi güneş tutulması) ve bu da yıldızın ışığında belirli bir azalmaya yol açıyor.

    Bu azalmanın ölçüsünü yıldızın ve gezegenin ne kadar büyük olduğu belirliyor (yani gezegenin ne kadar büyük bir gölge yarattığı). Ancak her iki yöntemde de Jüpiter gibi gaz devlerini bulma şansımız daha yüksek.

    Dünya gibi küçük gezegenlerin yıldızda yol açtığı yalpalama etkisi daha zayıf. Yıldız yakında olsa bile kütlesi büyükse, Dünya gibi bir gezegen çok zayıf bir yalpalamaya yol açacaktır. Keza küçük bir gezegen yıldızın önünde küçük bir gölgeye yol açıyor. Yıldız uzaksa ve göze küçük görünüyorsa veya büyük ve çok parlaksa küçük gölgeleri seçemiyoruz.

    water alien planetsYansıma ve emisyon modülasyonları

    Yıldızın etrafında yakın mesafe ve kısa sürede tur atan gezegenlerin çıplak yüzeyindeki veya varsa atmosferindeki parlaklık değişimlerini özellikle gezegen bize yakınsa seçebiliyoruz.

    Çünkü bu gezegen tıpkı Ay’ın evreleri gibi gökyüzünde görünen şeklinin ve alanının değiştiği evreler geçiyor.

    Ayrıca “güneş alan” gezegenler ısınıyor ve Kepler gibi güçlü teleskoplar bu ısıl emisyonları (termal emisyon) fark edebiliyor. Elbette teleskoplar gezegeni yıldızdan ayırt edemiyor, yani parlak yıldız ışığında gezegeni seçemiyor. Ancak yıldızı ve yıldız ışığını yansıtan gezegenin ışığını bir arada görüyor.

    echelle on benchGezegen yıldızın çevresinde dönerken bu kombine parlaklık değişiyor. Işığın tayfına bakan bilim adamları da yıldızın çevresinde bir gezegen olup olmadığını ölçüyor. Yıldızın mutlak parlaklığını ve çıplak tayfını bildikleri için bunu yapıyorlar.

    Hatta bu şekilde gezegenin atmosferinden yansıyan veya içinden geçen ışığın tayfına bakarak gezegenin atmosferinin kimyasal kompozisyonunu da görebiliyor, atmosferin içinde hangi gazların olduğunu öğreniyor ve bunların oranını ölçüyorlar (örneğin hayat barındıran gezegenin atmosferinde oksijen bulunacaktır). Örneğin Hubble Uzay Teleskopu bu yöntemin bir benzerini kullanarak, WASP-17b ve HD209458b adlı iki öte dünyanın atmosferinde su buharı buldu.2

    Bunlar başka yıldızların çevresindeki gezegenleri bulmak için kullandığımız başlıca yöntemler. Ancak her ne kadar detaya girmemize gerek olmasa da astronomide bunun gibi bir düzine yöntem daha bulunuyor. 🙂

    upsilon andromedae d moonsPeki uzayda nasıl bir hayat var?

    Aslında Dünya’dan başka gezegenlerde hayat olduğunu düşünüyoruz. Mars’ta, kuyrukluyıldızlar ve asteroitlerde bulunan organik moleküller (hayatın yapıtaşları olan aminoasitler veya bileşenleri) uzayda hayatın yaygın olabileceğini gösteriyor.

    Öte yandan uzayda Dünya benzeri hayat olup olmadığını bilmiyoruz. Kısacası memeliler, sürüngenler, yılanlar, balıklar, kuşlar, böcekler, ağaçlar ve çiçekler ne kadar yaygın? Bunlar sadece Dünya’da mı var? Yoksa benzerlerini, anologlarını uzaydaki başka gezegenlerde bulabilir miyiz?

    Bu sorulara cevap bulursak Dünya’da hayatın nasıl ortaya çıktığını öğrenmemiz de kolaylaşacak. Nihayet Dünya da uzayda yol alan bir gezegen.

    sacrificial engineer prometheus1Yıldızı 4 yıl önce keşfettik

    Haberimize konu olan Güneş benzeri HD 10180 yıldızı 2010 yılında 5 gezegenle birlikte keşfedildi. Tabii uzayda Güneş benzeri bir yıldızın çevresinde dönen beş gezegen keşfedilmesi, bu yıldız sisteminde hayat olup olmadığı sorusunu da beraberinde getirdi.

    Ancak Avrupa Güney Gözlemevi’nin La Silla’daki 3,6 metrelik teleskopuyla keşfedilen bu güneş sisteminin 10 yıla yayılan sonuçlarını inceleyen astronomlar, son tahlilde sistemde dokuz gezegen olduğu sonucuna vardılar.

    Gallery Image 7034Dokuz mu, yedi mi?

    Teleskopun Yüksek Doğruluklu Radyal Hız Gezegen Araştırıcısı HARPS cihazının sağladığı sonuçlar elbette basit bir parmak hesabından ibaret değildi. Bu sonuçlar öte yıldız sisteminin Güneş Sistemi’ne benzer yapıda olabileceğini gösteriyordu.

    İngiltere Hertfordshire Üniversitesi’nden Mikko Tuomi 9 gezegenin ikisinden emin olamadıklarını söylüyor. Dünya’dan biraz daha büyük olan ve Süper Dünya sınıfına giren iki gezegenin varlığını kesinleştirmek için yeni gözlemler yapmamız gerekiyor.

    Planetary System Bigger Than Our OwnKavruk süper dünyalar

    HD 10180 gezegen sistemi Dünya’dan çıplak gözle göremeyeceğimiz kadar uzak ve varlığı kesinleşen beş gezegen Dünya’dan 12 ila 25 kat büyük. Bu da onları Uranüs ve Neptün sınıfına sokuyor; yani bunlar buzlu gaz devleri olmalı.

    Varlığı kesinleşen diğer iki gezegenden biri Dünya’dan 65 kat büyük ve ana gezegen grubundan çok daha uzaktaki bir yörüngede dönüyor. Diğer gezegen ise Dünya’dan 1,3 kat daha büyük kütleye sahip olan bir süper dünya. Bu gezegen de yıldızına çok yakın bir yörüngede döndüğü için fırın kadar sıcak.

    hd-10180-4f88267-intro-thumb-640xauto-32764Öte yandan, varlığı kesinleşmeyen son iki gezegen de hayat açısından pek umut taşımıyor. Bunlardan birinin kütlesi Dünya’nın 1,9 katı ve güneşe yakın olduğu için yıldızın çevresindeki bir turunu 10 günde tamamlıyor. Kısacası bu dünyada bir yıl sadece 10 gün sürüyor.

    Diğer gezegen yıldıza biraz daha uzak ve turunu 68 günde tamamlıyor ama kütlesi Dünya’nın 5,1 katı! Sıcak olmaları bir yana, kütlesi bu kadar büyük gezegenlerin yerçekimi de Dünya’dan birkaç kat kuvvetli. Öyle ki bu gezegenlerde normal bir insan 400 kilogram gelirdi.

    Bu da bildiğimiz kadarıyla hayata elverişli bir ortam değil. Dünya’dan 5 kat kuvvetli yerçekimine sahip olan bir gezegende ayakta durmak bile fillerin, balinaların ve insanların kemiklerinin kırılmasına yeterdi (kütlenin etkisi olan yerçekimini gezegenin özgül ağırlığı, çap-kütle dağılım oranı etkiliyor).

    281851582 595045580001 100825ESOdiscovery 3735901Nasıl dünyalar?

    Tuomi bize Venüs’e benzeyen bir düdüklü tencere dünyası tablosu çiziyor: “Bunlar kalın bir gazlı atmosfere sahip sıcak dünyalar olmalı, çünkü yıldıza çok yakınlar.”

    Tuomi ve ekibi şimdi gece göğünü HD 10180 gibi diğer kalabalık yıldız sistemlerini bulmak için tarıyor: “Gezegen bulmaya daha yeni başladık ve bilinen öte dünya sistemleri aslında buzdağının görünen ucu. Güneş Sistemimiz yakın gelecekte bulacağımız farklı gezegen sistemlerinden sadece biri ve kesinlikle benzersiz değil.”

    Hubble Uzay teleskopu başka yıldızların çevresindeki 5 öte dünyanın atmosferinde su izi buldu

    Tek yıldızlı öte dünyalar (geniş yörüngeden dar yörüngeye doğru)

    Yazı kaynağı : khosann.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap