Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    güçler birliği ilkesi ne demektir niçin güçler birliği ilkesi uygulanmıştır

    1 ziyaretçi

    güçler birliği ilkesi ne demektir niçin güçler birliği ilkesi uygulanmıştıri bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Güçler birliği ilkesi ne demektir, niçin güçler birliği ilkesi uygulanmıştır

    Güçler birliği ilkesi ne demektir? Niçin güçler birliği ilkesi uygulanmaştır?

    güçler birliği ilkesi neden uygulanmıştır - Eodev.com

    güçler birliği ilkesi neden uygulanmıştır - Eodev.com

    Atatürk'e verilen başkomutanlık yetkisini soruyorsunuz sanırım. :)

    Güçler ayrılığı, devletin ve toplumun yönetim sürecinde yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin faklı organların elinde toplanmasına verilen isimdir. Böylelikle tüm siyasi güç bir elde toplanmamış olur ve demokrasinin diktatörlüğe, hatta tiranlığa dönüşmesinin engellenmesi amaçlanır.

    Güçler birliği ise bunun tam tersini; yani yasama, yürütme ve yargının tek bir kişinin veya kurumun elinde toplanmasını ifade eder.

    Kurtuluş Savaşı döneminde Atatürk'e üç aylık süreyle başkomutanlık yetkisi verilmiştir. İnsanlar önce Mustafa Kemal'in bu talebine tedirginlikle yaklaşmış, saltanattan kurtulup demokrasiye gitmeye çalışırken ülkenin geleceğini tehlike altına atmak istememiştir.

    Ancak savaş tüm şiddetiyle devam etmekte olduğu ve tek başına askeri gücümüz pek yeterli gelmediği için sık sık çeşitli uygulamalara başvurmak gerekmiştir. Fakat yasama ve yürütme süreci yavaş işlediğinden kararların kabul edilip uygulamaya dökülmesi çok uzun zaman almaktadır.

    Bu yüzden Mustafa Kemal'e meclisten 4 Ağustos 1921'de çıkan bir karar ile üç aylığına başkomutan ilan edilir. Bununla karar alma ve uygulama sürecinin hızlandırılması amaçlanmıştır.

    Bu yetkileri kabul eden Mustafa Kemal, aynı zamanda doğabilecek sıkıntıların sorumluluğunu üstlenmeyi kabul etmiştir. Ayrıca ondan pek memnun olmayan ve kurtulmak isteyen bazı kötü niyetli kişiler de "Nasılsa eline yüzüne bulaştırır, bu da bizim işimize gelir," diyerek engel olmamış, hatta Atatürk'ü bu konuda desteklemiştir. Ama elbet istediklerini elde edemediler ve süreç, Türk halkının bağımsızlığı işe sonuçlandı.

    Yazı kaynağı : eodev.com

    Forum Sayfa Cevapları

    8. Sınıf İnkılap Tarihi Güçler birliği ilkesi ne demektir? Niçin güçler birliği ilkesi uygulanmıştır? konusunu kısaca ve uzun ele alacağız.

    Cevap :

    Güçler birliği ilkesi sayesinde Kurtuluş Savaş’ının Daha hızlı karar alınması daha hızlı sonuca gidilmesi amaçlanmıştır.

    Güçler birliği demek Yasama yürütme yargı ilkelerinin bir arada meclis tarafından kullanılması anlamına gelmektedir Bu geçici anayasayla ülke hızlı bir şekilde Savaşı Nihayet ettirerek zaferle sonuçlanması Amaçlanmıştır.

    Cevap :

    Güçler birliği ilkesi 1921 Anayasasında kabul edilen bir ilkedir bu ilke sayesinde Yasama yürütme yargı tek bir elden yönetilebilen edecektir.

    Bunun amacı milli mücadelenin daha hızlı sonuç alması daha hızlı müdahale edebilme sahada kesin sonuçlar alabilmek için meclisten kararların geçmesi gerekmekteydi.

    Onun için de güçler birliği ilkesinin uygulanması gerekmektedir. Bu sayede Kurtuluş Savaşı savaşın hızlı bir şekilde gerçekleştirilmiş kesin sonuçlar alınmış zaferler elde edilmiştir.

    Yazı kaynağı : www.forumsayfacevaplari.com

    Güçler Birliği İlkesi Ne Demektir? Niçin Güçler Birliği İlkesi Uygulanmıştır?

    Kuvvetler ayrılığı

    Kuvvetler ayrılığı veya güçler ayrılığı, devlet organları olan yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden ayrılmış oldukları bir devlet yönetim modelidir. Devletin her biri birbirinden ayrı ve bağımsız güçlerdeki kol ve sorumluluk alanlarına ayrıldığı ve böylece her bir güç ve kolun bir diğeri ile güç ve sorumluluk alanları bakımından bir çatışma yaşamadıkları bu model ilk olarak antik Yunan ve Roma'da geliştirildi. Kuvvetler ayrılığında güçler normal olarak yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç kola ayrılmaktadır.

    Kuvvetler ayrılığı sistemi; yasama, yürütme ve yargı olarak tanımlanan kuvvetlerin değişik yollardan göreve gelen ve aralarında fren ve denge mekanizması bulunan farklı organlara verilmesi (Soysal, 1990:47) olarak tanımlanmıştır.[1] Devletin yasama ve yargı dışındaki faaliyetleri yürütme işlevidir.[2] Yasama kural koymak; genel, sürekli, objektif, kişisel olmayan işlemler yapabilmektir.[3] Yargı; yasama ve yürütme organından 'bağımsız mahkemelerce görevlerin yerine getirilmesini ifade etmektedir. Yargıçların bağımsızlığı ise yasama ve yürütme organlarına bağlı olmadan Anayasaya ve hukuka uygun olarak vicdani kanılarına göre hüküm vermelerini amaçlar.[4]

    Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

    Antik çağlar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Aristoteles karma hükûmet düşüncesini Antik Yunan'daki kent devletlerinin anayasal biçimlerinin hatlarını çizdiği Politika adlı eseriyle ilk ortaya atan kişi oldu. Polybiusa göre Roma Cumhuriyetinde; Roma Senatosu, Romalı konsülleri ve Roma Meclisleri karma hükûmetin bir örneğini göstermektedir.[5]

    Montesquieu'nun üç kuvvetli sistemi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Üç parçalı sistem terimi Fransız Aydınlanma çağı siyaset bilimi düşünürü Baron de Montesquieu'ya atfedilmektedir.[6][7] Montesquieu politik gücün ayrılmasını; yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden ayrılması olarak tanımlamıştır. Bu modeli Roma Cumhuriyeti ve Birleşik Krallık anayasal sistemi üzerinden geliştirerek açıklamıştır. Montesquieu bu bakış açısını Roma Cumhuriyetindeki ayrılmış güçlerden hiçbirisinin bir diğerinin gücünü elde edemiyor oluşundan almıştır.[8][9][10] Locke, Montesquieu’dan önce, yönetimin mutlak gücünün özgürlükçü ve eşitlikçi bir çerçevede ele alınarak mutlaka belirli bir düzeye indirilmesi gerektiğini ve bunun ancak kuvvetler ayrılığı ilkesiyle gerçekleştirilebileceğini savunmuştur. Locke’un yasama ve yürütme güçlerinin birbirinden ayrılığı olarak açıkladığı kuvvetler ayrılığı ilkesi; Montesquieu tarafından yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrılığı olarak geliştirilmiştir.

    Montesquieu, İngiliz kralının avam ve lordlar kamarası olarak ayrılmış ve bir diğerini denetler biçimdeki parlamentosunun yasama işleviyle dengelenmiş bir yürütme uygulaması yaptığını gözleminde bulundu. Ardından bunu bir adım ileriye götürerek yürütme ve yasama güçlerinin yanında yargı sisteminin de bağımsız oluşuyla tam bir denge kurulmuş olacağından bahsetti. Montesquieu, iyi bir demokrasi için en iyi hükûmet biçiminin yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden ayrıldıkları, her birinin bir diğerini denetleyebildiği ve herhangi birinin aşırı güçlü hale gelmesini engellenebildiği hükûmet biçimi olabileceği sonucuna ulaştı.[11]

    Güçler ayrılığı ve güçler birliği[değiştir | kaynağı değiştir]

    Demokratik yönetim sistemi düzenlenirken başkanlık sistemi ve parlamenter sistem arasında belirli bir seçim yapılır, bu seçim tamamiyle uygulanacak bir düzen seçimi olmak zorunda değildir. Başkanlık sisteminde kuvvetler sert bir şekilde ayrılmışken parlamenter sistemde daha ılımlı bir yapı gözlenir. Kesinlikle parlamenter sistem için kuvvetler birliği ilkesi yapılmaması gerekmektedir. Bununla birlikte "karışık sistemler" de vardır, yönetim sistemi iki ana sistemin ortasında daha yakındır, örneğin Fransa'daki şimdiki yönetim şekli.[kaynak belirtilmeli].

    Kuvvetler birliği ilkesine göre bir yönetim birimi (genellikle seçilerek gelen yasama birimi) diğerlerinden üstündür ve diğer birimler bu birime hizmet ederler. Kuvvetler ayrılığı ilkesine göre ise her birim büyük oranda (tamamiyle olmasa da) bağımsızdır. Bağımsızlıktan kasıt her birimin diğer birimlerden bağımsız olarak seçilmesi ya da en azından varlığının diğer birimlere bağlı olmamasıdır.

    Buna göre, kuvvetlerin birliği sistemlerinde (örnek olarak Birleşik Krallık'taki kuvvetler ayrılığı sisteminde) yasama kurumu halk tarafından seçilir ve yasama daha sonra yürütme birimi hükûmeti "yaratır". Kuvvetlerin ayrılığı sistemlerinde ise yürütme birimi üyeleri yasama tarafından değil, başka çeşitli yollarla (örneğin genel seçim yöntemiyle) seçilirler. Parlamenter sistemlerde yasama biriminin süresi dolduğunda yürütme biriminin de süresi dolmuş olur. Başkanlık sistemlerinde ise yürütme biriminin süresi yasama süresine bağlı değildir, süreleri aynı zamanlarda dolabilir veya dolmaz. Burada önemli nokta yürütme biriminin seçiminin yasama biriminden bağımsız olmasıdır. Buna rağmen, yürütme biriminin partisi eğer mecliste çoğunluğa sahipse, başkanlık sisteminde de belirli bir derece "kuvvetlerin birlikteliği" etkisi görülebilir. Böyle durumlar anayasal hedefleri engelleyebilir ve/veya halk tarafından büyük oranda benimsenen "yasama biriminin daha demokratik, halka daha yakın olduğu" fikrini baltalayabilir. Bu durumda yasama birimi sadece bir "danışma meclisi" konumunu alır ve yürütmeyi hatalara ve fiyaskolara karşı sorumlu tutmakta isteksiz olabilir.

    İki kuvvetli sistemler[değiştir | kaynağı değiştir]

    16. yy.'da Kalvenizm adı verilen protestan akımın kurucusu John Calvin, politik gücün demokrasi ve aristokrasi arasında paylaştırıldığı bir hükûmet biçimini destekledi. Calvin, demokrasinin avantajlarını takdir etti: "Eğer Tanrı bir halka kendi hükûmetini ve yüksek görevlilerini seçmesine izin veriyorsa bu paha biçilmez bir armağandır."[12] Politik gücün kötüye kullanım tehlikesini daha da azaltmak için, bir diğerini tamamlayıcı ve denetleyici bir fren (denetim) ve dengelerin olduğu bir sistem içinde bazı politik enstitüler kurulmasını önerdi. Calvin ve izleyicileri politik mutlakiyetçiliğe karşı durdular ve demokrasinin gelişimini ileriye taşıdılar. Calvin'in amacı sıradan vatandaşların haklarını ve faydalarını korumaktı.[13] 1620'de bir grup İngiliz; (devlet-kilise) ayrımı savunan kongre yanlıları ve Anglikan ki bunlar daha sonradan Pilgrim Babaları olarak bilindiler; Kuzey Amerika'ya göç ederek orada Plymouth Kolonisini kurdular. Kendi kendilerini idare ediyor olmaktan memnun halde iki parçalı demokratik bir hükûmet oluşturdular. Yasama ve yargılama işini yapacak ve yedi asistanıyla bir yürütme organı işlevini görecek olan bir genel mahkemeyi seçerek oluşturdular.[14]

    Massachusetts Körfezi Kolonisi (kuruluş 1628), Rhode Island (1636), Connecticut (1636), New Jersey, ve Pensilvanya benzer anayasal kurumlarını oluşturdular. Hepsi de politik güçlerin ayrılığını benimsediler. Plymouth Kolonisi ve Massachusetts Körfezi Kolonisi dışındaki İngiliz ileri karakol kolonileri demokratik sistemlerine dinsel özgürlüğü eklediler ve insan haklarının gelişimine doğru önemli bir adım attılar.[15][16]

    Plymouth Kolonisi Valisi William Bradford'un 'Plymouth Plantasyonu'nun Tarihi' adlı kitabı İngiltere'de geniş bir okuyucu kitlesinin ilgisini çekti. Böylece kolonilerdeki hükûmet biçimleri ana vatanları olan İngiltere'de, John Locke da dahil olmak üzere birçok kişi tarafından öğrenildi. O, İngiliz anayasal sistemi üzerine bir çalışmasında politik gücün, örneğin Lordlar Kamarası ve Avam Kamarası gibi bir takım yapılar arasında dağıtılması, diğer yandan monarkın ayrıcalıkları ve ülkenin korunması için bir yürütme ve federal yapının oluşturulması sonucunu çıkardı. İngiltere'nin yazılı bir anayasası olmamıştı.[17]

    Frenler ve dengeler mekanizması[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bir gücün diğerlerinden üstün gelmesini engellemek ve birimleri birlikte çalışmaya teşvik etmek için, kuvvetler ayrılığını uygulayan yönetim sistemleri "frenler ve dengeler"ni geliştirdiler. Bu terim de Montesquieu'e atfedilmektedir. Frenler ve dengeler sistemi sayesinde güçlerden birisi bir diğerinin gücünü yasal işlemler tabanında sınırlayabilmektedir.

    Kuvvetler ayrılığı ilkesini benimsemiş her ülkenin kendine özgü bir "frenler ve dengeler" sistemi vardır. Örneğin yargı organı; yasama ve kısıtlı olarak da yürütme organının çıkarmış olduğu yasal düzenlemelerin öncelikle anayasaya uygunluğunu Anayasa Mahkemesi vasıtası ile denetleyebilmektedir. Bununla birlikte mahkemelerin kuruluş, görev ve yetkileri yasama organı tarafından yasalarla düzenlenmektedir. Bundan sonraki aşama toplum yaşamında bireyler arasında ya da bireylerle devlet arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların yargı eliyle yargı yöntemleri kullanılarak çözümlenmesidir. Yargıç ve savcılık teminatı olarak bilinen güvenceler esasında yargı bağımsızlığının sağlanmasının teminatlarıdır. Her üç kuvvetin dengeli bir biçimde bir diğerini frenleyebilmesi kuvvetler ayrılığı ilkesinin özünü oluşturmaktadır. Kuvvetler ayrılığı teorisinin ardındaki temel dürtü Aristo, Platon, Cicero, Locke ve Montesquieu'dan bu yana hep devleti yönetme gücünün tamamının bir kişi veya bir grup kişi elinde toplanmasının mutlakiyete yol açacağı endişesi ve bunu önlemek düşüncesidir.[18]

    Yasama (Meclis/ler)
    Yürütme (Hükûmet/ler)
    Yargı (Bağımsız Mahkemeler)

    Bakiye durumunu dengede tutmak[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yasama ve yürütme birimlerinin teorideki bağımsızlığı bir miktar bu iki birimin ayrı ayrı seçilmelerinden ve halka karşı doğrudan sorumlu olmalarından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte birimlerin birbirlerinin işlerine müdahalesini engellemek için yargısal önlemler de vardır. Yargısal bağımsızlık yaşam boyu görevlendirme, gönüllü emeklilik ve yasama tarafından çok zor görevden alınabilmeleri sayesinde sağlanmaktadır.

    Üç devlet biriminin güçlerini sınırlayan yasal düzenekler çok büyük oranda halkın fikirlerine (kamuoyuna) dayanmaktadırlar. Kamuoyu, yasal otoritenin meşruiyetine ve fiilen uygulanmasına olanak sağlar. Fren ve denge sistemi aynı zamanda kendi kendine yönetilebilir bir sistemdir. Gücün suistimali caydırılabilinir ve gücü elinde toplama durumu da diğer iki birimin düzeltmesi sonucu engellenebilir. Böyle bir durumda düzeltme kendiliğinden gelmez ve diğer iki birimin aktif olarak bu durumu engellemesi gerekir. Birimlerin bağımsızlığının ve -biraz da bunun bir sonucu olarak- tarafsızlığının önemi burada ortaya çıkmaktadır. Böylece tiranlığın ve totaliter bir yönetimin önüne geçilebilir.

    Kuvvetler ayrılığı modellerinin temel görünümleri ve mukayeseleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Güçlerin yüksek bir derecede ayrıldıkları anayasalar dünya çapında yaygın olarak görülmektedir. Birleşik Krallık sistemi güçlerin etrafını kuşatan özellikteki yapısıyla diğerlerinden farkı ayırt edilebilmektedir. İtalyada güçler tümüyle birbirinden ayrılmış olup bakanlar kurulu, parlamento meclislerinin her ikisinden de güvenoyu almak zorundadır. Latin Amerika ülkelerinden bazılarında hükûmet seçim kurulları bulunmaktadır.

    Yeni Zelanda ve Kanada gibi ülkeler güçlerin hafif bir biçimde ayrıldıkları ülkelere örnektir. Kanada, teoride kolların ayrımıyla belirginleşmekte olsa da uygulamada güçler ayrımını sınırlı biçimde uygulamaktadır.

    Yeni Zelanda anayasası birçoğu zımni olarak ifade olunan bir dizi anayasal güvencelerle güçlerin ayrıldığı ilkeler üzerinde oluşturulmuştur. Yürütmenin kararlarını uygulama yeteneği genel olarak karışık oransal üye sistemiyle seçilen yasamaya dayalıdır. Bunun anlamı hükûmeti ender olarak tek bir partinin oluşturması ancak çoğunlukla koalisyon partilerinin hükûmet kurmasıdır. Yargının hükûmet müdahalesinden bağımsızlığı sağlanmıştır.

    Bir dizi yargı kararları, yasanın içtihat yoluyla yorumlanmasıyla elde edilmişse yürütme organı yasama tarafından gerekli mevzuatın oluşturulması bakımından başlatıcı olarak rol alabilir. Yürütme organı herhangi bir hükmün yeniden incelenmesi veya yenilenmesi için herhangi bir yargısal organdan istekte bulunamaz; verilen hüküm nihaidir. Yürütme; yargı kurumu veya onun herhangi bir bireysel mensubu üzerinde bir otoriteye sahip değildir.

    Kuvvetler ayrılığı özelliği taşıyan sistemler kuvvetler arasındaki ilişkinin yoğunluğuna göre birbirinden farklı özellikler taşıyabilmektedir. Kuvvetlerin yumuşak bir şekilde birbirinden ayrıldığı yapılara parlamenter sistem; kuvvetlerin sert bir şekilde birbirinden ayrıldığı yapılara ise başkanlık sistemi adı verilmektedir. Kuvvetler ayrılığı mevcut olmakla birlikte devlet başkanına yürütme organı içinde ağırlık verilmişse bu tür bir yapıya da yarı başkanlık sistemi adı verilmektedir.[19] Kuvvetler ayrılığı sistemleri de kendi içinde kuvvetlerin sert ve yumuşak ayrılığı olmak üzere ikiye ayrılır. Sert kuvvetler ayrılığı sistemine başkanlık sistemi, yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemine ise parlamenter sistem denir. Buna karşın parlamenter sistemin yasama ve yürütme arasında sürekli bir işbirliğini gerekli kıldığı ve bu nedenle sadece başkanlık sisteminin net kuvvetler ayrılığına dayandığı da ileri sürülmektedir.[20]

    Tipik kollar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Avustralya gerçek anlamda yasama ve yürütme güçleri arasında kesin bir ayrılığı oluşturmamıştır. Hükûmet bakanlarının parlamento üyesi (milletvekili) olmaları gerekmektedir ancak federal yargı sistemi diğer iki kuvvet olan yasama ve yürütmeden kesin bir biçimde ayrılmıştır. Bununla birlikte, ABD anayasasının etkisi altında, Avustralya Anayasası da üç kuvveti birbirinden ayrı olarak tanımlamaktadır. Bu ülkenin anayasal durumu yargıçlar tarafından kuvvetler ayrılığının dolaylı açıklaması olduğu yönünde yorumlanmaktadır. Ülkenin federe devlet hükûmetleri benzer düzeyde kuvvetler ayrılığına sahiptir ancak bu genel olarak anayasal düzeyde olmaktan ziyade geleneksel tabandadır.

    Avusturya ve Çekoslovakya'nın 1920 tarihli anayasaları Avrupa'da anayasa akademisyeni olan Hans Kelsen tarafından hazırlanmıştır.[21] Kelsen, Avusturya Anayasal İstinaf Mahkemesini (Anayasa Mahkemesi) anayasaya aykırı edimlere karşı anayasanın savunulması için[22] üçlü idari yapının bir parçası olarak sunmuştur.

    ABD Anayasası, Madde 1 Kısım I Kongre'ye şunu tanır: "Yasama güçleri burada teslim edildiği gibidir." der ve Madde 1 Bölüm 9'da Kongre'ye yasaklanmış edimler anlatılırken Madde 1 Bölüm 8'de bu madde ile izni verilmiş edimleri sayar. Yetki veren Madde II ifadesi yürütme gücü için herhangi bir sınır koymamakta ancak Yürütme gücü bir Amerika Birleşik Devletleri Başkanına yetkilendirilmelidir.[23] Madde III'e göre Yüksek Mahkeme, "Yargı Yetkisi"ni elinde bulundurur ve aynı madde; dönüm noktası özelliğini taşıyan Marbury v. Madison davası sonrasında Marshall mahkemesinde adli gözden geçirmeye (temyiz) işaret taşımakta olduğu biçiminde yorumlandı.[24] 'Hükûmet' terimi genel ve yaygın olarak 'yürütme' işlevini yerine getiren siyasal yapının ifadesi olarak kullanılmaktayken 'ABD Federal Hükûmeti'; ayrı güçleri hükûmetin kolları olarak işaret etmektedir. Parlamenter sistemlerde devletin organları olarak ayrılmış yasama, yürütme ve yargı güçlerinin başkanlık sistemini uygulamakta olan ABD'de hükûmetin organları olarak ayrılmış biçimi olarak açıklamak mümkündür.

    Federal sisteme göre teşkilatlanmış ABD'deki yapı; Federal (ulusal) devlet, eyalet (federe devletler) ve yerel yönetim kademelerine ayrılmıştır. Yasama, yürütme ve yargı görev ve yetkilerinin tanımlanmış olmasının güçlerin yatay ayrılığını; federal devlet, eyaletler ve yerel yönetim yapıları da güçlerin dikey ayrılığını ifade ettiği belirtilmektedir.[25] Başkan halkoyu ile seçilmektedir. Yürütme gücünü elinde bulunduran, devlet başkanı, bakanlar kurulu başkanı ve silahlı kuvvetlerin başı olan başkandan[26] tamamen bağımsız olarak seçilen temsilciler meclisi ve senato yapıları bulunmaktadır. Meclis üyeleri 2 yıl içinde yenilenmektedir. Senatonun ise iki yıl içinde 1/3'ü yenilenmektedir. Yargı teşkilatındaki yargıçlar, yasama ve yürütme tarafından belirlenmektedir. Federe devletlerin (eyaletlerin) vali adı verilen yöneticileri üniter devletlerin aksine atamayla değil seçimle göreve gelmektedir.

    Yazılı halde derlenmiş bir belge olmayan İngiliz anayasasının gelişimi, yasamada eski bir rolü bulunan monarkın kişiliğinde yasama, yürütme ve yargının oluşturulması tabanında olmuştur. İngiliz parlamento düzeni; taç, lordlar kamarası ve avam kamarası olmak üzere üç temel kurumdan oluşmaktadır. Yürütme ise; Özel Konsey, Bakanlar Kurulu ve hükûmet olmak üzere yine üçlü bir yapılanmadan oluşmaktadır.[27] Yargı bağımsız bir yapı ve adaletin kaynağı olarak tüm sulh hakimlerini ve tüm savcıları kendi adına göreve getirir.

    Kuvvetler ayrılığı İngiltere'de bir ilke olarak etkin bulunsa da anayasal sisteminin "zayıf bir kuvvetler ayrılığı"na (A. V. Dicey) sahip olduğu sıklıkla ifade edilmektedir. Örneğin, İngiltere'de yürütme; yasamanın bir altkümesidir. Hükûmet, Avam Kamarası'nda çoğunluğa sahiptir ve yasa çıkarmakta bir güçlükle karşılaşmaz. Bu nedenle hükûmet çok açık bir biçimde yasamadan üstün bir durumdadır(Lijphart,2005:22).[28] ve Yüksek Mahkemenin 2005 anayasal reformu ile kurulup 1 Ekim 2009'da faaliyete geçmesine kadar[29][30] yargının daha küçük miktarda bir ek uzantısı olarak bulunmuştur.

    Başbakanın tavsiye üzerine Britanya monarkları tarafından atanmakta olan ve yasama, yürütme ve 2005 öncesine kadar yargı teşkilatında görevli bulunan Lord Chancellor 2005'e kadar; 'Avam Kamarası Sözcüsü', Bakanlar Kurulunda bir 'hükûmet bakanı' ve mahkemelerin idari yapısının, yargı sisteminin ve yargıçların atanmasının yapıldığı 'Adalet Bakanlığı departmanının başı' olarak bulunduğundan yasama, yürütme ve yargı güçlerinin içinde bulunmuştur. 2005'teki anayasal reformla güçler ayrımına doğru gidilerek yasama işlevi Avam Kamarasına ve yargı işlevi Adalet Başkanlığına geçmiştir. Adalet Bakanı Departmanı Adalet Bakanlığı ile değiştirilmiş ve Lord Chancellor ise şimdi sürmekte olan Adalet Devlet Sekreteri pozisyonuna dönüştürülmüştür.

    Çekoslovakya Anayasası Hans Kelsen tarafından yaklaşık olarak Avusturya hükûmeti için anayasayı yazdığı zamanlarda 1920'de yazıldı. Anayasa, bir temyiz yargısını da içeren haliyle üç parçalı hükûmet modeli tabanında hazırlandı. Anayasa için temel alınan model Birleşik Devletler Anayasası modeliydi.

    Fransa, 4 Ekim 1958 tarihli Beşinci Cumhuriyet anayasasına göre Fransa yönetimi[31] üç kola ayrılmıştır.

    Hindistan, güçlerin açık biçimde ayrıştığı parlamenter hükûmet sistemini izlemektedir. Yargı kuvveti diğer iki koldan tamamen ayrılmıştır. Yürütme güçleri, Bakanlar Kurulu Sekreteri ve diğer sekreteryalarla asiste edilmiş 'Başkan' ve 'Başbakan' olarak yetkilendirilmiştir. Her üç kuvvet de frenler ve dengelerin bir diğeriyle denge içinde sürdürülmesidir.[33]

    Hong Kong; Çin idare topraklarında bulunan, Birleşmiş Milletlerle birlikte imzalanmış uluslararası bir antlaşma olan Sino-Britanya Katılım Bildirgesi ile uyumlu olarak oluşturulmuş bir özel idari bölgedir. Hong Kong'da, Hong Kong Temel Yasa'sı içinde belirtilmiş üç temel güç bulunmaktadır. Bu temel yasa içinde, tek ülke, iki sistem doktrini adı verilen taban üzerinde 'Britanya kolonisi' döneminde oluşturulan 'İngiliz Hong Kong'u politik düzenlemeleri korunmuştur.

    Hong Kong Yürütme Şefi, 1.200 üyeli bir seçim komitesi tarafından hem bölgenin hem de hükûmetin başı olmak üzere seçilir ve resmi olmayan üyeler ile hükûmet sekreteryasından oluşan Hong Kong Yürütme Konseyine başkanlık eder. Mahkemeler yargısal anayasal yasamadan ve idari edimlerden inceleme yetkisini uygular ve işlemlerinde kuvvetler ayrımını gözetir. Hong Kong Son Adli Temyiz Mahkemesi (Yargıtay) Başkanı bu durumu (kuvvetler ayrılığını) 2010 adli yılı açılışında yaptığı konuşmasında ifade etti.[34] Çin Halk Cumhuriyeti liderleri ve üç kuvvetin bağımsızlığını değil yürütme-başkanlığındaki sistem adıyla işbirliği içinde bulunmalarını desteklediklerini savunan politikacıların kuvvetlerin politik bağımsızlığına karşı oldukları öne sürülmektedir.[35]

    Yasama (TBMM)
    Yürütme (Cumhurbaşkanı)
    Yargı (Bağımsız ve Tarafsız Mahkemeler)

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 7. Maddesine göre; "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." Madde 75 TBMM'nin kuruluş esaslarını, Madde 87 Görev ve Yetkileri'ni açıklamaktadır.[36]

    Cumhurbaşkanı:[37]

    Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı[38]

    Anayasanın 106. maddesi Bakanlar Kurulunun kuruluşunu açıklamaktadır. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve Bakanlar Kurulu üyeleri, Cumhurbaşkanınca atanır. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve görevden alınır. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan olarak atanırlarsa üyelikleri sona erer.

    Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulunun başkanı olarak, Bakanlıklar arasında işbirliğini sağlar ve hükûmetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetir. Bakanlar Kurulu, bu siyasetin yürütülmesinden birlikte sorumludur.

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 138. maddesi yargı bağımsızlığını, 139. maddesi hakim ve savcılık teminatını güvence etmektedir. Esasen mahkemelerin bağımsızlığı ile yargıçların bağımsızlığı eş anlamlıdır. Yargı yetkisi, hukuk devletinin temel kurumlarından olduğu için her türlü baskı ve etkiden uzak biçimde yürütülmelidir.

    Almanya hükûmetinde üç kuvvet Federal Almanya Cumhuriyeti Temel Yasasında daha da ileri olarak 6 temel yapıya bölümlendirilmiştir:

    Federal düzeydeki yargılama kolu olan Anayasa Mahkemesinin yanında yine federal düzeyde beş Yüksek Mahkeme — biri medeni hukuk ve ceza davaları (Bundesgerichtshof) ve idare, vergi, iş hukuku ve sosyal güvenlik konularının her biri için toplam dört adet olmak üzere— oluşturulmuştur. Ayrıca federe devletler (Länder / Bundesländer) düzeyinde kurulmuş mahkemeler ilk önce sayılan beş Yüksek Mahkemenin mevki bakımından aşağısında bulunmak üzere oluşturulmuş olup Yüksek Mahkemelere oldukça ender olarak görev düşmektedir.

    Belçika farklı yönetim seviyelerinde üçlü politik yapıyı oluşturmuş federal bir devlettir. 1831 Anayasası; monarkın güçlerini sınırlayan ve güçlerin sert bir biçimde ayrıştırıldığı, zamanın en özgürlükçü olanlarından birisi olarak değerlendirilir. Belçika enstitülerinin şematik gösteriminde belirtildiği gibi üç temel ilke üzerinde biçimlenmiştir.

    Üçlü siyasal yapı (kuvvetlerin yatay ayrılığı):

    Bağlı kurumlar (güçlerin dikey ayrımı):

    1948'deki 44 gün savaşının sonucu olarak eski başkan ve zorunlu aday Rafael Álgel Calderón Guardia başkanlık seçimini kaybettikten sonra Kosta Rika'nın nasıl bir modeli izleyeceği seçimi kazananların önünde çözülmesi gereken temel konu olarak belirginleşti. Jose Figueres Ferrer liderliğindekilerin düzenlediği halk oyu ile bir Anayasa Meclisi oluşturuldu, anayasa 1949'da uygulamaya geçirildi ve yürürlükte kaldı. Kurucu meclis daha korporatist düşünceleri reddettiği için bu anayasa 1871 anayasası üzerinde yapılan değişikliklerle oluşturuldu. Yeni anayasada yasama, yürütme ve yargısal kollardan oluşan bir yapı getirildi. Ancak bunlarla birlikte ve bunlara eşit güçte, ilki seçimleri denetleyen, kararları gözden geçirilemeyen 'seçimsel branş'; ikincisi tek parçalı yasama meclisinin altında yer verilen ancak ona eşit güçte olduğu kabul edilen 'kontrolör branş' olmak üzere iki otonom yapı daha oluşturuldu. Kurum, hükûmet binaları ve bina sahipleri için parasal ihtiyat da sağlamaktadır ve rutin olarak, görevi kötüye kullanmaları nedeniyle belediye başkanlarının düşürülmesini işleme koymaktadır. Kesin biçimde oluşturulmuş bu kurum ülkenin beşinci gücü durumundadır.

    Macaristan'da güçler ayrılığı ilkesi uyarınca kurulmuş; parlamento, hükûmet, mahkeme sistemi ve kamu ithamcısı olmak üzere dört farklı branş bulunmakta olup bunlar da altı bölüme ayrılmıştır.

    Macaristan'daki Kamu Adına Suçlayıcısının bağımsız yapısal durumu 1974 Devriminden sonra Portekiz tarafından model olarak alındı. Başsavcılık sadece son zamanlar içinde; 1989'da komünizmin çöküşünden sonra Macaristan demokratik yapısının dördüncü bir sütunu haline geldi. Bu mevki Macaristan Anayasası'nın XI. yeni fıkrasıyla bağımsız bir yapı haline geldi. Değişikliğin anlamı devlet gücünün kötüye kullanım ihtimalinin -özellikle de muhalif politikacılara karşı meydana gelebilecek, seçimlerden uzun süreli hariç tutulmalarına yol açabilecek hatalı suçlamaların önlenmesiydi. Macaristan'da Başsavcıların yanı sıra "pótmagánvád" adı verilen tarafsız gerçek kişiler tarafından da mahkemelere doğrudan başvuru yapılabilmektedir. İddiaların haklı olup olmadığına mahkemeler karar vermektedir.

    Sun Yat-senin Beş kuvvetin ayrılığı düşüncesine göre, Çin Cumhuriyeti hükûmetinin beş kuvvet kolu bulunmaktadır.

    Çin Cumhuriyeti Başkan ve Başkan Yardımcısı aynı zamanda ilga olunmuş Ulusal Meclis anayasal olarak yukarıda sayılmış beş kuvvet kolundan değildir. 2005'te iptal olunmasından önce, Ulusal Meclis ve başkan ve başkan yardımcısını seçmekle görevlendirilmiş Seçim Kurulu anayasal kurumlardan birisiydi. 2005 anayasa değişiklikleriyle Ulusal Meclisin yasa düzenleme yetkileri Yuan yasaması'na ve meclisin seçme yetkileri seçmenlere aktarıldı. Yasama ve yürütme güçlerinin arasındaki ilişkiler oldukça az miktarda tanımlanmıştır. Bunun yol açtığı, ülkenin politik ortamını neredeyse tümüyle felce götüren sorunlara bir örnek; devlet başkanının ne yasaları veto etme yetkisinin ne de (iktidar) partisinin azınlığa düşmesi halinde yasama organını dağıtma yetkisinin bulunmayışıdır.[42] Yürütme ve denetim yuanları; liderleri başkan tarafından atandığı ve yasama yuanı tarafından onaylandıkalrından marjinal güçler oldukları yönünde değerlendirilmektedir. Yasama yuanı kendi başkanlığını seçen tek organ olarak bulunmaktadır. Başkan yardımcısının uygulamada bir sorumluluğu yoktur.

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ek okuma[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Ali 10 Ay önce
    0

    bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yorum yap