Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    gökyüzünü inceleyen bilim insanı kimdir

    1 ziyaretçi

    gökyüzünü inceleyen bilim insanı kimdir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Astronom

    Astronom

    Astronom, astrofizikçi ya da gökbilimci, astronomi ya da astrofizik üzerine araştırmalar ve çalışmalar yapan bilim insanıdır.

    Tarih öncesi çağlardan bu yana gökyüzü dünyanın her yerindeki kültürlerden insanların ilgisini çekmiştir. Bu kültürlerden bazıları, birbirinden bağımsız olarak, gökyüzündeki cisimlerin gözlemlenmesine kendini adamış olan kâtip veya rahiplere destek vermeye başlamışlardır. Gezegenlerin hareketlerinin gözlemlenmesi ve gelecekteki hareketlerinin tahmini antik astronominin başlıca uğraşı olmuştur. Batıda, astronominin antik Mezopotamya'da ortaya çıktığı düşünülmektedir. Babil kayıtları üzerine yakın zamanda yapılan araştırmalar, bunların kusursuz olduğunu göstermektedir.

    Yaklaşık 1750'lerden önce, astroloji ile astronominin birbirine çok yakın kabul edildiğinin anlaşılması önemlidir. Kimi yer ve zamanlarda, bu ikisine aynı gözüyle bakılmıştır.

    Diğer pek çok bilim alanında çalışan kimselerden farklı olarak astronomlar, üzerinde çalıştıkları cisimlerle temas kuramaz. Bunun yerine, keşif yapmak için detaylı gözlemlere başvururlar. Genel olarak astronomlar, gözlem yapmak için teleskop ya da diğer görüntüleme ekipmanları kullanmaktadırlar.

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    GAL�LEO GAL�LE� - B�L�M ADAMLARI - Zehra YA�AR

                       

            "Kainat dediðimiz kitap ,yaz�ld��� dil ve harfler �ðrenilmedik�e anla��lamaz. O, matematik dilinde yaz�lm��; harfleri ��gen, daire ve di�er geometrik �ekillerdir Bu dil ve harfler olmaks�z�n kitab�n bir tek s�zc���n� anlamaya olanak yoktur.�

              Babas� profesyonel bir m�zisyen olan Galileo �talya�n�n e�ik kulesi ile �nl� Pisa kentinde d�nyaya geldi. R�nesans'�n son d�neminde ya�ayan Galileo Descartes, Kepler, Shakspeare ve Francis Bacon gibi �nl�lerle �a�da�t�. �lme katk�s� ise matematik, fizik ve astronomi alanlar�nda olmu�tur. Ayn� zamanda sanata kar�� da bir yatk�nl��� vard� ;ut ve org �alman�n yan�nda g�zel resim tablolar�yla dikkati �ekiyordu.

               Galileo ��renimine bir manast�rda ba�lad�. Daha k���k ya�ta iken kendine �e�itli oyuncaklar yaparak �st�n yeteneklerini g�stermi�tir. O d�nemde Pisa kenti iyi bir ��renim merkeziydi. Bu durum onun yeteneklerinin geli�mesinde etkin rol oynam��t�r. Babas�n�n da y�nlendirmesiyle ��renimine t�p fak�ltesine ba�lar. Fakat hekimlikten daha �ok ilgisini fizik, matematik �ekmektedir. Bu arada dinledi�i bir konferans �zerine geometriye b�y�k bir ilgi duymaya ba�lar ve �nce kap� aral�klar�ndan izledi�i matematik derslerinin daha sonra ate�li takip�isi olur. Ne var ki ailesinin ge�im s�k�nt�s� y�z�nden �niversiteden ayr�lmak zorunda kal�r, �zel derslerle ge�imini sa�lamaya �al���r. �ok ge�meden baz� bulu�lar� sayesinde ad�n� ilim meclislerinde duyurur, bunun �zerine ayr�ld��� �niversite kendisini matematik okutman� olarak �a��r�r.

                Pisa �niversitesinden korkusuzca ifade etti�i d���nceleri dolay�s�yla ayr�lmak zorunda kal�r ve 1592 y�l�nda Padua �niversitesi'nde matematik profes�r� olarak g�reve ba�lar. Burada Euclid geometrisi ve astronomi derslerine girer.

                 Galileo�nun bilime ba�l�ca katk�lar� ��yle �zetlenebilir;

              Fizikte devinime ili�kin; Daha �nce devinim i�inde olan bir nesnenin kendi haline b�rak�ld���nda duraca�� san�l�yordu. Galileo ise bu san�ya ters d��en bir d���nce ortaya koydu; devinen bir nesne d�� etkenlerden serbest kald���nda devinimini tek d�ze bir h�zla s�rd�r�r. Nesnelerin deviniminde d�� g��lerin etkisinin h�zda de�il ivmede kendini g�sterdi�ini ifade eder. Bu olay Galileo�ya serbest d��meye ili�kin deneylerini a��klama olana�� sa�lar; O zamana kadar bilinen, cisimlerin yere d��me h�zlar�n�n a��rl�klar�yla orant�l� oldu�uydu. Yani ayn� y�kseklikten yere b�rak�lan 2kg. ve 1kg. a��rl���ndaki iki cisimden birincisi yere ikincisinin yar�s� kadar zaman diliminde ula�mas�yd�. Galileo yere d��en cisimlerin d��me h�zlar�n�n a��rl�klar�yla ili�kisi olmad���n� ifade etmi�tir.

               Fizik ilmine bir ba�ka katk�s� ise mermilerin parabolik hareket etti�idir.

               Galileo'nun astronomi bilimine de say�s�z katk�lar� olmu�tur. �lk astronomik teleskop Galileo taraf�ndan Venedik'te yap�lm��t�r(1609). (�lk teleskopu 1600'lerde Lippershey adl� Hollandal� optisyen yapt�.) Sonu� olarak teleskopu g�ky�z�n� incelemek i�in kullanan ilk bilim adam�d�r. Galileo teleskopuyla g�ky�z�n� inceleyerek o g�ne kadar bilinmeyen baz� y�ld�zlar� ke�fetti. Ven�s'�n evrelerini ve G�ne� lekelerini ilk g�zleyen ki�idir. Galileo'nun en b�y�k ba�ar�s� ku�kusuz J�piter'in d�rt uydusunu tespit etmesidir. Bir di�eri de, Ay��n hep san�ld��� gibi p�r�zs�z bir nesne de�il, engebeli, d�nyaya benzer bir nesne olu�uydu.

              Galileo yapt��� ara�t�rmalar sonucunda Kopernik'in ve dostu Kepler'in D�nya'n�n evrenin merkezi olmad���, D�nya'n�n kendisinin ve G�ne�'in etraf�nda d�nd��� g�r���n� destekledi. Fakat Galileo Kepler ve Kopernik'in teorilerini destekleyerek engizisyonun tepkisini �ekti. 1616 da Engizisyon �n�ne �a�r�lan Galileo istenildi�i �zere Kopernik sisteminin ne s�zl� ne de yaz�l� olarak savunmayaca��n� ifade ederek ba���lanmas�n� diler ve ald��� talimat �zere k��esine �ekilerek suskunluk i�ersine girer. Bu arada �D�nyanýn iki b�y�k sistemi �zerine Diyalog� adl� kitab�n� yazar. Kitapta bir yandan g�ne� merkezli sistemin do�rulu�u bir tak�m ince tart��malarla kan�tlan�rken di�er taraftan da resmi g�r��le sinsice alay edilir .Kitap beklenenden fazla ilgi g�rm��t�r. Bu ilgi �zerine Engizisyon Galileo�yu tekrar �a��r�r tekrar t�vbe ettirtir.

               1637'de k�r olunca teleskoptan uzakla�mak zorunda kal�r. Son nefesine kadar bilimsel �al��malar�na devam eder. Galileo bilime yapt��� katk�lar�n yan�nda koyu taassuba ve cehalete kar�� a�t��� sava�la da �l�ms�zle�mi�tir. Kilise i�ledi�i ay�b�n ezikli�inden bug�n bile tam kurtulmu� de�ildir.

                 Otuz y�l �nce Bruno�yu yakarak cezaland�ran Engizisyon Galileo�ya daha �l�man bir ceza verir ve ev hapsine mahkum eder. Ya�l� bilgin hayat�n�n son d�neminde iyice ��km�� bir vaziyette Floransa�da hayata veda eder

    Yazı kaynağı : yunus.hacettepe.edu.tr

    Astronomi

    Astronomi

    Astronomi, gök bilimi ya da gökbilim,[a] gök cisimlerin kökenlerini, evrimlerini, fiziksel ve kimyasal özelliklerini açıklamaya çalışan doğa bilimi dalıdır. Astronominin sınırlı ve özel bir alanı olan gök mekaniği ile karıştırılmaması gerekir. Astronomi daha açık bir deyişle, yörüngesel cisimleri ve Dünya atmosferinin dışında gerçekleşen, yıldızlar, gezegenler, kuyrukluyıldızlar, kutup ışıkları, gökadalar ve kozmik mikrodalga arkaalan ışınımı gibi gözlemlenebilir tüm olay ve olguları inceleyen bilim dalıdır.

    Astronomi terimi Eski Yunanca'daki astron ve nomos (άστρον ve νόμος) sözcüklerinden türetilmiş olup "yıldızların yasası" anlamına gelir. Asteroitlerin ve kuyruklu yıldızların keşfindeki katkıları göz önüne alınırsa astronomi, amatörlerin de şimdi de etkin bir rol oynayabildikleri seyrek bilim dallarından biridir.

    Astronomi yeryüzündeki en eski bilimlerden biri olarak kabul edilir. Arkeolojik bulgular, en eski çağlarda bile insanların gök hakkında bilgileri olduğunu ortaya koymaktadır. Cilalı Taş Devri'nde insanlar ekinoksların tekrarlayan özelliğini, mevsimlerle ilişkisini ve bazı takımyıldızları bilmekteydiler. Çağdaş gök bilimi gelişimini, özellikle Antik Çağ'daki ve onları izleyen matematikçilere ve Orta Çağ'ın sonunda keşfedilmiş gözlem aletlerine borçludur. Başlangıçta ayrılmaz bir ikili sayılan ve paralel olarak ilerleyen astroloji (günümüzde bir sözdebilim olarak kabul edilir) ve gök bilimi zamanla yollarını birbirlerinden ayırmak zorunda kalmışlardır.

    Antik Çağ'da astronomi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Antik Çağ'da gök biliminin gelişimindeki önemli hususlar olarak şunlar söylenebilir:

    Orta Çağ'da astronomi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Orta Çağ’da astronomi bilgilerinin İslam bilginlerince geliştirildiği ve bu bilgilerin sonradan Batı'ya aktarıldığı görülür.[kaynak belirtilmeli] Astronomiyi geliştiren bu İslam bilginlerinden başlıcaları şöyle sıralanır:

    Gök bilimin gelişmesinde devlet adamlarının yapmış olduğu kişisel girişimler de önemli bir yer tutmaktadır. Selçuklu Hanedanı döneminde yaşamış olan Kırşehir emiri Caca Bey burada kendi adıyla kurmuş olduğu medresede gök bilimin gelişmesine imkân sağlayacak ortamı oluşturmuştur.

    Rönesans'ta astronomi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Teorik Astronomi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Teorik gökbilimciler, analitik modeller ve hesaplamalı sayısal simülasyonlar; her birinin kendine özgü avantajları vardır. Bir sürecin analitik modelleri, neler olup bittiğine dair daha geniş bir fikir vermek için genellikle daha iyidir. Sayısal modeller, fenomenlerin varlığını ve aksi halde gözlemlenmeyen etkileri ortaya koyar.

    Astronomi teorisyenleri teorik modeller yaratmaya çalışırlar ve sonuçlardan bu modellerin gözlemsel sonuçlarını tahmin ederler. Bir model tarafından öngörülen bir fenomenin gözlemlenmesi, gökbilimcilerin, fenomeni en iyi tanımlayabilen model olarak çeşitli alternatif veya çelişkili modeller arasında seçim yapmalarını sağlar.

    Teorisyenler ayrıca yeni verileri hesaba katmak için modeller oluşturmaya veya değiştirmeye çalışırlar. Veriler ve model sonuçları arasında bir tutarsızlık olması durumunda, genel eğilim, verilere uyan sonuçlar üretmesi için modelde minimum değişiklikler yapmaya çalışmaktır. Bazı durumlarda, zaman içinde büyük miktarda tutarsız veri bir modelin tamamen terk edilmesine yol açabilir.

    Günümüzde astronomi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Astronomi 19. ve özellikle 20. yüzyılda baş döndürücü bir hızla ilerlemiştir. Yakın zamanlardaki keşif ve gelişmelerle ilgili olarak şunlar söylenebilir:

    Astronominin dalları, alanları, konuları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Antikçağdaki başlangıç döneminde gök bilimi yalnızca astrometriden, yani yıldız ve gezegenlerin gökyüzündeki konumlarının ölçümünden ibaretti. Daha sonra Kepler ve Newton’un çalışmaları gök cisimlerinin kütleçekimi etkisi altındaki hareketlerinin matematik yoluyla öngörülmesini sağlayan gök mekaniğini doğurdu. Bu iki alandaki (astrometri ve gök mekaniği) çalışmaların çoğu, önceleri, elle yapılan işlemlerden oluşuyordu. Günümüzde ise bu çalışmalar bilgisayarlar ve fotoğraf aygıtları ile yapılabilmektedir ki; bu da gök cisimlerinin konum ve hareketlerinin çok büyük bir hızla saptanabilmesini sağlamaktadır. Bu yüzden modern astronomi daha ziyade gök cisimlerinin fiziksel doğasını gözlemlemeye ve anlamaya yönelmiştir.

    20. yüzyıldan itibaren profesyonel gök bilimi iki alana ayrılma eğilimi göstermiştir: gözlemsel astronomi ve teorik astrofizik. Gök bilimcilerin çoğunun her iki alanda da çalışıyor olmasıyla birlikte, profesyonel astronomlar giderek bu iki alandan birinde uzmanlaşma eğilimi göstermektedirler. Gözlem gök bilimi esas olarak verilerin elde edilmesiyle ilgilenir. Teorik astrofizik ise esas olarak gözlemlenen fenomenleri anlamaya ve öngörülerde bulunmaya çalışır. Teorik astrofizik gözlem astronomisine bir tamamlayıcı etken olarak astronomik oluşumları açıklamaya çalışır da denilebilir.

    Gök biliminin bir dalı olan astrofizik, yıldızların gözlemiyle sınıflandırılan fiziksel fenomenleri tanımlar, belirler. Günümüzde gök bilimcilerin hepsi de belirli bir astrofizik bilgisine sahiptirler ve gözlemleri de hemen hemen her zaman, yine astrofizik bağlamında incelenir. Bununla birlikte, kendilerini yalnızca astrofiziği incelemeye vermiş araştırmacılar da yok değildir. Astrofizikçilerin çalışması astronomik gözlem verilerini analiz etmek ve onları fiziksel olgulara indirgemektir.

    Astrofiziğin bir dalı olan kozmoloji, evreni fiziksel bir sistem olarak inceler; yani evrenin doğuşu ve büyümesi, evrimi, gökcisimlerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri ve konumlarının hesaplanması ile ilişkilidir. Astronomi gözlemleri salt astronomi ile ilişkili değildir; aynı zamanda genel görelilik kuramı gibi fizikte çok önemli yeri olan kuramların sınanması için de gözlemsel veri sağlar.

    Kullanılan inceleme yöntemi, amaç ve konuya göre birbiriyle iç içe olan, genel gök bilimi, astrofizik ve uzay bilimleri gibi birçok dala ayrılır. Gök biliminde inceleme alanları aynı zamanda şu iki kategoride ele alınır:

    Astronominin Alt Alanları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Arkeoastronomi: İnsanların geçmişte gökyüzü ile ilgili olayları nasıl inceleyip yorumladıklarını araştıran alt alandır. Arkeoastronomi; arkeoloji, antropoloji, etnografya bilimleri ile ortak çalışır.

    Astromatematik: Gök cisimlerinin yörüngeleri ile ilgili hesaplamaları yapar. Ayrıca gözlemlerden elde edilen sayısal verilerin yorumlanması da bu alt alanın konusudur. Gök mekaniği olarak da adlandı­rılır.

    Astrofizik: Gök fiziği olarak da adlandırılan bu alt alan, gök cisimlerinden yayılan elektromanyetik dalgalardan elde edilen verileri yorumlar. Ayrıca gök cisimleri ve yıldızlar arası ortamdaki Madde-ışınım etkileşimi de bu alt alanın konusudur.

    Astrokimya: Gök cisimlerinin ve yıldızlar arası ortamın kimyasal yapısını inceleyen alt alandır.

    Astrobiyoloji: Evrendeki olası yaşam formlarının oluşum ve gelişimlerini inceleyen alt alandır.

    Astrojeoloji: Gezegenlerin, doğal uyduların, gök taşı vb. gök cisimlerinin yapılarını ve oluşumlarını inceleyen alt alandır.

    Yıldız astronomisi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yıldızların incelenmesi ve yıldız evrimi, Evreni anlamamız için esastır. Yıldızların astrofiziği, gözlem ve teorik anlayışla ve iç mekanın bilgisayar simülasyonlarından belirlenmiştir;[3]

    Yıldız oluşumu, dev moleküler bulutlar olarak bilinen yoğun toz ve gaz bölgelerinde meydana gelir. Kararsız hale getirildiğinde, bulut parçaları yerçekiminin etkisi altında çökerek bir protostar oluşturabilir. Yeterince yoğun ve sıcak bir çekirdek bölge nükleer füzyon'u tetikleyecek ve böylece bir anakol yıldızı yaratacaktır.[4]

    Hidrojen ve helyum'dan daha ağır olan hemen hemen tüm elementler yıldızların çekirdeklerinde yaratıldı.[3]

    Ortaya çıkan yıldızın özellikleri öncelikle başlangıç kütlesine bağlıdır. Yıldız ne kadar büyük olursa, parlaklığı o kadar büyük olur ve hidrojen yakıtını çekirdeğindeki helyuma o kadar hızlı eritir. Zamanla, bu hidrojen yakıtı tamamen helyuma dönüştürülür ve yıldız evrimi başlar. Helyum füzyonu daha yüksek bir çekirdek sıcaklığı gerektirir. Yeterince yüksek çekirdek sıcaklığına sahip bir yıldız, çekirdek yoğunluğunu arttırırken dış katmanlarını dışarı doğru itecektir. Genişleyen dış katmanların oluşturduğu kırmızı dev, çekirdekteki helyum yakıtı sırayla tüketilmeden önce kısa bir ömre sahiptir. Çok büyük yıldızlar, giderek daha ağır elementleri kaynaştırdıkları için bir dizi evrimsel aşamalardan da geçebilirler.[5]

    Yıldızın nihai kaderi, kütlesine bağlıdır, Güneş'in yaklaşık sekiz katından daha büyük kütleli yıldızlar çekirdek süpernova’ya çöker;[6] daha küçük yıldızlar ise dış katmanlarını havaya uçurur ve hareketsiz çekirdeği beyaz cüce şeklinde geride bırakır. Dış katmanların fırlatılması bir gezegenimsi bulutsu oluşturur.[7] Bir süpernova kalıntısı yoğun bir nötron yıldızı veya yıldız kütlesi Güneş'inkinin en az üç katıysa bir karadelik'tir.[8] Yakın yörüngede dönen ikili yıldızlar, potansiyel olarak bir süpernovaya neden olabilecek bir beyaz cüce yoldaşına kütle aktarımı gibi daha karmaşık evrimsel yollar izleyebilir.[9] Gezegenimsi bulutsular ve süpernovalar, yıldızda füzyon yoluyla üretilen "metaller"i yıldızlararası ortama dağıtır; onlar olmadan, tüm yeni yıldızlar (ve onların gezegen sistemleri) yalnızca hidrojen ve helyumdan oluşacaktı.[10]

    Konuya göre astronomi[değiştir | kaynağı değiştir]

    İlgili konular[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Notlar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap