Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    fotosentez bitkilerin tüm hücrelerinde gerçekleşir mi

    1 ziyaretçi

    fotosentez bitkilerin tüm hücrelerinde gerçekleşir mi bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Fotosentez

    Fotosentez

    Fotosentez, bitkiler ve diğer organizmalar tarafından, ışık enerjisini organizmaların faaliyetlerine enerji sağlamak için daha sonra serbest bırakılabilecek kimyasal enerjiye dönüştürmek için kullanılan bir işlemdir. Bu kimyasal enerji, karbondioksit ve sudan sentezlenen şekerler gibi karbonhidrat moleküllerinde depolanır.

    Özellikleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Fotosentez kelimesi, Yunanca phōs (ışık) ve sentez (bir araya getirmek) kelimelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuştur.

    Çoğu durumda oksijen yan ürün olarak salınır. Çoğu bitki, çoğu alg ve siyanobakteri fotosentez yapar; bu tür organizmalara fotoototroflar denir. Fotosentez, Dünya atmosferinin oksijen içeriğinin üretilmesinden ve korunmasından büyük ölçüde sorumludur ve tüm organik bileşikler ve Dünyadaki yaşam için gerekli enerjinin çoğunu sağlar.

    Her ne kadar fotosentez farklı türler tarafından farklı şekilde gerçekleştirilse de, işlem her zaman ışıktan gelen enerji yeşil klorofil pigmentleri içeren reaksiyon merkezleri olarak adlandırılan proteinler tarafından emildiğinde başlar. Bitkilerde, bu proteinler yaprak hücrelerinde en fazla bulunan kloroplast adı verilen organellerde bulunurken, bakterilerde plazma zarına gömülürler. Bu ışığa bağımlı reaksiyonlarda, su gibi uygun maddelerden elektronları almak için bir miktar enerji kullanılır. Sudan elektron alınmasının sonucu olarak su oksijen ve hidrojene parçalanmış olur. Suyun bölünmesiyle salınan hidrojen, kısa süreli enerji kaynağı olarak hizmet veren iki başka bileşiğin oluşturulmasında kullanılır; indirgenmiş nikotinamid adenin dinükleotid fosfat (NADPH) ve adenosin trifosfat (ATP-hücrelerin "enerji para birimi").

    Bitkiler, algler ve siyanobakterilerde, şekerler şeklindeki uzun süreli enerji depoları, Calvin döngüsü adı verilen ışıktan bağımsız reaksiyonlar tarafından üretilir; bazı bakteriler aynı sonuca ulaşmak için ters Krebs döngüsü gibi farklı mekanizmalar kullanır. Calvin döngüsünde, atmosferik karbondioksit, hâlihazırda mevcut ribüloz bifosfat (RuBP) gibi mevcut organik karbon bileşiklerle birleştirilir.[1] Daha sonra ışığa bağlı reaksiyonlar tarafından üretilen ATP ve NADPH kullanılarak, karbondioksitin ribüloz bifosfat ile birleşmesiyle oluşan bileşik indirgenir ve glikoz gibi başka karbonhidratlar oluşturmak üzere yoluna devam eder.

    İlk fotosentetik organizmalar, muhtemelen yaşamın evrimsel tarihinde erken evrimleşmişlerdir ve büyük olasılıkla elektron kaynakları olarak su yerine hidrojen veya hidrojen sülfit gibi indirgeyici elemanlar kullanmıştır. Siyanobakteriler daha sonra ortaya çıktı; ürettikleri aşırı oksijen, karmaşık yaşamın gelişimini mümkün kılan Dünya'nın oksijenlenmesine doğrudan katkıda bulunmuştur. Günümüzde, küresel olarak fotosentez yoluyla elde edilen ortalama enerji yakalama oranı yaklaşık 130 terawatt'tır,[2][3] bu da insan uygarlığının mevcut güç tüketiminin yaklaşık sekiz katıdır. Fotosentetik organizmalar da yılda 100-115 milyar ton (91-104 petagram) karbonu biyokütleye dönüştürür.[4]

    Tarihsel süreci[değiştir | kaynağı değiştir]

    Fotosentezin bilim tarihindeki gelişimi şöyledir:

    Aristo, bitkilerin yeşillenmesi için güneş ışığının gerekli olduğunu göstermiştir.

    Van Helmont 17. yüzyılda, bitkisel materyal sentezi ile ilk araştırmaları yapmıştır. Araştırmacı 2,5 kg. ağırlığındaki bir söğüt fidanını, içinde 100 kg. toprak bulunan bir saksıya dikmiş ve bunu 5 yıl süresince sadece yağmur suyuyla sulamıştır. Süre sonunda fidan 85 kg'lık bir ağaç olmuştur. Deneme sonunda toprak kuru ağırlığı 99,994 kg. olarak belirlenmiştir. Aradaki 50 gramlık farkı deney hatası olarak kabul etmiş ve bitki ağırlığında oluşan 82,5 kg'lık madde artışının yalnız sudan kaynaklandığı kanısına varmıştır.

    İlk kez 1771 yılında Joseph Priestley, bitkiler tarafından dışarı verilen oksijenin hayvanlar tarafından kirletilen havayı temizlediği fikrini ortaya atmıştır. 1779'da Jan Ingenhousz havanın temizlenmesinin yeşil bitkiler tarafından ışıkta yapıldığını açıklamıştır. Fotosentezde klorofilin önemini vurgulamıştır.

    1782 yılında Senebier yeşil bitkilerin havaya O2 vermesinin CO2 almalarına ve bitkiler tarafından meydana getirilen O2 miktarının tamamen ortamda var olan CO2 miktarına bağlı olduğunu göstermiştir.

    1804 yılında De Saussure fotosentez esnasında eşit hacimde CO2 ve O2 alışverişi olduğu, buna benzer eşit hacimde bir gaz alışverişinin solunum esnasında da meydana geldiğini ileri sürmüştür. Bitkilerde biri ışıkta diğeri karanlıkta gelişen iki tip gaz alışverişi olduğunu, ışıkta CO2 alınımı ve O2 açığa çıkmasının ancak bitkinin yeşil kısımlarında olabildiğini göstermiştir. Ayrıca fotosentezde suyun rolüne dikkat çekmiştir.

    Liebig 1840 yılında, CO2'in bitkiler için C kaynağı olduğunu vurgulamıştır.

    1842 yılında Robert Mayer, ışığın enerji içerdiğini, canlılar tarafından kullanılan enerji kaynağının güneş ışığı olduğunu ve fotosentezde bitkinin yakaladığı güneş enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürdüğünü belirtmiştir.

    Engelman 1880 yılında fotosentezde ortama O2 verilmesinin kloroplastlarca sağlandığını ortaya koymuştur.

    Blackman 1905'te fotosentezin yalnızca fotokimyasal bir olay değil aynı zamanda biyokimyasal bir olay olduğunu ileri sürerek, olayın ışık gerektirmeyen bir karanlık reaksiyon safhası olduğunu da vurgulamıştır.

    Willstater ve Stoll 1918 yılında CO2, H2O ve ışık altında meydana gelen ilk ürünün CH2O ve O2 olduğunu ileri sürmüşlerdir.

    Robert Hill 1937 yılında fotosentezin ışık reaksiyonu üzerinde çalışarak ortamda ışık, su ve uygun bir hidrojen yakalayıcısı bulunduğunda, izole kloroplastların bile ortamda CO2 olmadan O2 oluşturabildiklerini görmüştür. Ayrıca yapraklarda doğal bir hidrojen yakalayıcısı maddenin bulunduğunu ortaya koymuştur. Güncel bilgilere göre bu maddeler Ferredoksin ve NADP+'dır. Hill reaksiyonu adını verdiği bir denklemle olayı açıklamıştır. Reaksiyon, fotosentezde O2'nin ışık reaksiyonlarında oluştuğu ve bunun kökeninin CO2 değil de H2O olduğunu göstermesi yönünden önemlidir.

    Fotosentezin karanlık reaksiyonları üzerinde çalışan (1954-1961) Calvin ve arkadaşları ise olaydaki C metabolizmasını tüm ayrıntılarıyla açıklamışlardır. Bunun üzerine Calvin'e Nobel ödülü verilmiştir.

    1966'da Hatch ve Slack, bazı bitkilerde fotosentezin karanlık reaksiyonlarında oluşan ilk kararlı ürünün 3C değil de 4C olduğunu bulmuşlar ve söz konusu bitkilerin tamamen farklı bir C metabolizması olduğunu göstermişlerdir.

    Yirminci yüzyılın başlarında tek hücreli yeşil su yosunlarında (Chlorella vulgaris) fotosentezle ilgili araştırmalar Warburg tarafından yapılmıştır.

    Önemi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Fotosentez, ışık enerjisini kimyasal bağ enerjisine dönüştürerek ilk basamaktaki organik madde üretimini sağlayan mekanizmadır. Bitkiler besin zincirinin ilk halkasını oluşturduğundan, diğer tüm canlıların var olabilmesi ve yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli enerji fotosentez olayı sırasında elde edilir.

    Fotosentezle havanın CO2 ve O2 dengesi korunmaktadır.

    Fotosenteze ilişkin bulgular, her yeşil bitkinin organik madde üreten bir fabrika olduğu, bu süreçte güneş enerjisini kullanan aygıtların kloroplastlar olduğunu göstermiştir. Yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının yalnızca yarısı fotosentezde kullanılmaktadır. Bu konuda yapılan araştırmaların dünya nüfusunun gıda ihtiyaçları yönünden önemli olduğu bilinmektedir.

    Pigmentler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Fotosentezde en önemli olgu güneş enerjisini yakalayıp onu kimyasal bağ enerjisine dönüştürebilme yeteneğidir. Bu işlevi bitkilerin kloroplastlarında veya kromatoforlarında bulunan pigmentler yapmaktadır. Bunların başlıcaları şöyledir:

    Tepkimeler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Işığa bağlı tepkimeler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Işığa bağlı tepkimeler, canlının ışıklı ortamda ışığa bağımsız tepkimeler için gereken ATP ve NADPH'yi ürettiği bir dizi tepkime zinciridir. Bu tepkimeler tilakoit zar üzerinde gerçekleşir. Işığı soğuran klorofil molekülünden serbest kalan elektronlar elektron taşıma sistemi (ETS) elemanlarından geçer. Bu sırada ATP ve NADPH çıkışı olur.

    Klorofile sahip canlıların ADP ve inorganik fosfat (Pi) kullanarak ATP üretmesine fotofosforilasyon denir. Bu olay devirli fotofosforilasyon ve devirsiz fotofosforilasyon olmak üzere iki yolla gerçekleşir. Devirsiz fotofosforilasyonda, devirliden farklı olarak su, fotolize uğrar. Tepkime şu şekildedir.

    Bu tepkimeler sonucu oluşan O2'nin bir kısmı mitokondrilere gönderilir, artanı ise atmosfere verilir. Oluşan ATP ve NADPH molekülleri stroma sıvısına girer, artık canlı ışıktan bağımsız tepkimeleri gerçekleştirmeye hazırdır.

    Işıktan bağımsız tepkimeler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bu tepkimeler stroma bölgesinde gerçekleşir. Stromalar protein yapılıdır. Bu tepkimeler aydınlıkta da karanlıkta da olabilir. CO2’nin devreye girmesiyle başlar. Hidrojen ile CO2 birleşerek karbonhidratları meydana getirir.

    Calvin döngüsü[değiştir | kaynağı değiştir]

    Calvin-Benson döngüsü, fotosentez sırasında kloroplast'ta gerçekleşen kimyasal reaksiyonlar kümesidir. Bu döngü karanlık evre reaksiyonları içindedir çünkü Güneş ışığından enerji sağlandıktan sonraki bölgede yer alır. Calvin döngüsü ismini, bunu bulduğu için 1961 Nobel Kimya Ödülü'nü kazanan Melvin Calvin'den alır. Calvin ve meslektaşları Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley'de çalışmışlardır.

    Karbon tutulum mekanizmaları[değiştir | kaynağı değiştir]

    C3 karbon tutulumu mekanizması, fotosentezdeki karbon tutulumu mekanizmalarından biridir. Bu süreçle karbondioksit ve ribulozbifosfat (RuBP, 5 karbonlu bir şeker), aşağıdaki reaksiyonla 3-fosfogliserata dönüştürülür:

    C4 karbon tutulumu mekanizması, CAM fotosenteziyle birlikte C4 fiksasyonun, bitkilerin çoğunda görülen ve daha basit olan C3 mekanizmasından farklı olduğu anlaşılmıştır. Her iki mekanizmada (Kalvin döngüsünde oluşan ilk enzim) olan RuBisCO'nun fotorespirasyonu veya karbon bileşiklerinden CO2'in oksijen kullanılarak kırılması oluşan enerjiyi harcamak içindir.

    Fotosentez hızını etkileyen etkenler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Çevresel etkenler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Genetik etkenler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Konuyla ilgili yayınlar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kitaplar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Makaleler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    MEB (2012). Ortaoğretim Biyoloji 10 (PDF). ss. 53-77. ISBN 9789751132161. 1 Aralık 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 23 Aralık 2012.

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Wikimedia Commons'ta Fotosentez ile ilgili çoklu ortam kategorisi bulunur.

    Türkçe[değiştir | kaynağı değiştir]

    İngilizce[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Fotosentez nedir? Fotosentez nasıl gerçekleşir?

    Fotosentez nedir? Fotosentez nasıl gerçekleşir?

    Bitkiler hayvanlar ve insanlar gibi canlı varlıklardır. Ancak hayvanlar ve insanlar besinlerini dışarıdan aramaktadır. Ancak bitkiler için bu durum geçerli değildir. Onlar kendi besinlerini kendileri üretmektedir. Bu üretim aşamasında fotosentez olayı devreye girmektedir. Fotosentez ışık enerjisi ile gerçekleşen bir faaliyettir.

    Fotosentez Nedir?

    Yeşil yapraklarda klorofil mevcuttur. Düzenli su ihtiyacını karşılayan ve güneş enerjisinden faydalanan bitkiler, klorofil aracılığıyla bu enerji aracılığıyla karbondioksit ve suyu basit şekerlere ve oksijene dönüştürmektedirler. Böylece beslenme gerçekleşmektedir. Gerçekleşen bu olaya fotosentez adı verilmektedir.

    Kimyasal enerjiye dönüşen güneş enerjisi bitkilerin bünyesinde nişasta olarak depolanmaktadır. Depolanan nişasta bitkilerin gelişmesi için kullanılmaktadır. Yani bitkilerde büyüme işlemi fotosentez aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bitki yaprakları içeriğinde kloroplast maddesi mevcuttur. Klorofil ise binlerce kloroplast maddesi içinde mevcuttur. Her bir klorofil ışığı yakalar ve enerjiye dönüştürür. Bu durum bir döngü halinde gerçekleşir.

    Fotosentez Nasıl Gerçekleşir?

    Fotosentez, yeşil yapraklı bitkilerde büyüme ve gelişmenin ilk şartıdır. Çünkü bitkiler de enerjiye ihtiyaç duymaktadır. Bu enerjiyi hayvanlar gibi dışarıdan almazlar. Kendileri üreterek kullanmaktadırlar. Fotosentez belli aşamaları takiben oluşmakta olan bir olaydır:

    1. Güneş enerjisi, yeşil yapraklı bitkilerde bulunan kloroplastların içine nüfus eder.

    2. Kloroplastların içinde, bitkiye yeşil rengi veren klorofiller mevcuttur. Bu klorofiller, güneş enerjisini emerek kimyasal enerjiye dönüştürmektedir.

    3. Kimyasal enerji belli bir döngü çerçevesinde kullanılarak karbondioksit ve suyla birleştirilir. Bu aşamada nişasta ve oksijene dönüşür.

    Fotosentezle Üretilen Enerjinin Kullanımı

    Fotosentez ile üretilen oksijen ve nişasta bitkinin farklı alanlarında kullanılmaktadır. Öncelikle bitkilerin büyümesi ve gelişmesi için önemli bir gerekliliktir. Üretilen besinin bir miktarı fotosentez yapan hücrelerde solunum olarak kullanılmaktadır. Bu solunum, geceleri güneş enerjisinin olmadığı zaman diliminde gerçekleşmektedir. Yani bitkiler için bir yönden depo görevi görmektedir.

    Üretilen glikozun bir kısmı bitkinin meyve, gövde gibi fotosentez yapılamayan kısımlarına taşınır. Buralarda büyüme, gelişme ve olgunlaşmayı sağlar. Buralara ulaşan glikozların bir kısmı ise nişastaya dönüşerek depolanmaktadır.

    Fotosentez ile üretilen oksijenin tamamı solunum için kullanılmaz. Bir kısmı ise atmosfere gönderilir. Karbondioksit olarak atmosfere ulaşan oksijen daha sonra fotosentezin yeniden gerçekleşmesi için döngü halinde alınmaktadır. Bu durum besin dengesini sağlar. Bitkiler fotosentez için ihtiyaç duyulan su ve mineral dengesini de köklerden almaktadır.

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    Fotosentez nedir, nasıl gerçekleşir? Fotosentez yapan canlılar hangileridir?

    Fotosentez nedir, nasıl gerçekleşir? Fotosentez yapan canlılar hangileridir?

    1. Hayatına devam etmek için neler yapman lazım?

    2. Hayvanlar yaşamak için nelere ihtiyaç duyarlar?

    3. Bitkiler de birer canlı olduğuna göre onlar da birtakım şeylere ihtiyaç duyar. Nelerdir onlar?

    Hangisini cevapladın bilemiyoruz ama şimdi kafandaki bütün soru işaretleri yok olacak. Bitkiler yaşayabilmek için fotosentez yapar. Nasıl sen yemek yiyip su içmek zorundaysan onlarda fotosentez yaparak hayatlarına devam edebilirler.

    Fotosentez nedir?

    Yaprakları yeşil olan veya klorofil içeren pigmentlere sahip olan canlılar ışıktan (güneş) enerji alarak kendi besinlerini üretirmiş. Bitkilerin yapraklarına yeşil rengi veren klorofil, güneş enerjisini kullanırmış. Bu gücü kullanarak karbondioksit ve suyu, oksijen ve şekere dönüştürürmüş. Evet yanlış duymadın, bu canlılar kendi yemeklerini kendileri üretirmiş.

    Klorofilden bahsedelim biraz da çünkü fotosentezin başkahramanlarından biri de klorofil. Bitkilerin yeşil yapraklarının içerisindeki her hücrede 100’den fazla kloroplast denilen küçük tanecikler varmış. İşte bu kloroplastların içerisinde yer alan renkli maddeye de klorofil denirmiş. Güneşten gelen ışınları yakalama görevi onlarınmış. Bu ışınları yakalar ve enerjiye dönüştürüp besin haline getirirlermiş.

    Bitkiler besinlerini üretirken havadan karbondioksit alıp oksijen verirlermiş. Yani bizim tam tersimiz. Ne kadar ilginç değil mi?

    Dünya üzerindeki diğer canlılar gibi yiyecek aramak, pişirmek zorunda olmayan bitkiler durdukları yerde besin üretip, yiyorlarmış. Ne kadar akıllı ve güçlü canlılar değil mi?

    Fotosentezin Faydaları

    1. Canlılar için oksijen üretimi yapılması sağlanırmış.

    2. Atmosferdeki karbondioksiti azaltırmış.

    3. Hayvanlar için bir besin olan yeşil yapraklı bitkilerin devamını sağlarmış.

    4. Güneş enerjisinin faydalı bir şekilde kullanılmasını sağlarmış.

    Fotosentez yapan canlılar hakkında fikrin var mı? Cevabın hayırsa okumaya devam edebilirsin.

    Fotosentez yapan canlılar denildiğinde ilk aklımıza gelen tabii ki bitkiler. Burada bir istisna var. Yeşil kısmı bulunmayan bitkiler fotosentez yapamazmış. Çünkü kloroplast bulamazmış onlarda.

    Algler fotosentez yapan diğer canlı türüymüş. “Kim bu gizemli canlılar?” dediğini duyar gibiyiz. Algler kökü toprağın içerisinde bulunmayan yeşil su canlılarıymış. Balıkların çok sevdiği besinlerden biri de suyun yüzeyinde yer alan bu alglermiş.

    Daha çok suyun içerinde yaşayan protistalar tek hücreli canlılarmış. Fotosentez yapmayan türleri de bulunurmuş.

    Siyanobakteriler fotosentez yapan canlılar listemizde son sırada. Okyanuslarda ve bazı karasal alanlarda bulunurlarmış.

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap