Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    erkekler neden sekse ihtiyaç duyar

    1 ziyaretçi

    erkekler neden sekse ihtiyaç duyar bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Uzman Bilgim

    Erkeklerin, kadınların duygusal gereksinmelerini, kadınların da erkeklerin cinsel gereksinmelerini anlamaları, maalesef ki kolay olmuyor. Aslında ikimiz de iki şeyin peşindeyiz: Sevgi ve Cinsellik. Ancak ikisinin aynı anda olması mümkün değilmiş gibi her kadın erkeği sadece seks peşinde koşmakla, her erkek de kadını cinsel açıdan isteksiz olmakla suçluyor. Aslında durum böyle değil, sadece kocaman bir yanlış anlaşılma var. Bu yazının, okurlarına, bu yanlış anlaşılmayı gidermeleri için katkıda bulunacağını düşünüyorum. Sırasıyla erkeklerin ve kadınların penceresinden, sevgi ve cinselliğe şöyle bir bakalım.

    Öncelikle kadınlar günümüzde bile hala çok yanlış bir ön yargı içinde. Kadınlara göre erkekler, sadece seksin peşindedir, duygusuzlardır, sekse sevgiden daha fazla önem verirler. Nitekim durum göründüğü kadar basit değildir. Erkekler de özünde sevginin ve aşkın peşindedir ancak bu duygulara ulaşmak için sekse ihtiyaç duyarlar. Buna neden olan şey, erkeğin binlerce yıl öncesinden süregelen rolleridir. Örneğin erkekler, ilk toplumlardan bu yana çok çalışmak, ailelerini korumak, ava çıkmak, savaşa gitmek gibi roller edinmiştir. Bu durum zamanla onları duygularını kilit altına almak ve kontrol etmek zorunda olmaya itmiş, zevk almak, sevmek gibi duygulardan arınmaya mecbur kılmıştır. Bugün erkeğin bu rolleri farklı şekillerde devam etmektedir. Avlanmak zorunda değillerdir ancak para kazanmak zorundadırlar, savaşmak zorunda değillerdir ama “erkekler ağlamaz” diye yetiştirilirler, kadınların terapiste gitmesinde bir sakınca yoktur ama erkek terapiste giderse bu onun için aşağılayıcıdır.

    İşte bu nedenle kadınların, erkeklerin neden cinselliğe gereksinim duyduğunu anlaması gerekiyor. Erkekler için cinsellik ya da seks süreci, duygularını perdelemeden en yoğun şekilde ortaya koyabildikleri, aşk ve sevginin gücünü hissedebildikleri, cinsel hazdan öte bir duygusal doyum yaşadıkları bir ön koşuldur. Özetle erkekler seksin kölesi değildir, ama sevgilerini açığa çıkarmak için sekse ihtiyaç duyarlar. Bir erkek seviştikçe o kadını ne kadar sevdiğini anlar, seviştikçe bağlanır, seviştikçe kadının duygusal ihtiyaçlarını karşılayacak olgunluğa erişir.

    Şimdi olaya bir de kadın penceresinden bakalım. Erkeklerin de kadınlar hakkında yıllardır süregelen ve gerçek olmayan ön yargıları var. Erkeklere göre kadınlar sadece duygusaldır, güçsüzdür, cinsel açıdan isteksizdir, sevgi ve aşkı cinselliğe tercih ederler. Bu da tıpkı kadınların erkekler hakkındaki ön yargılarında olduğu gibi kocaman bir yanlış anlaşılmadır. Kadınlar da en az erkekler kadar cinselliği arzular ancak gerek farklı kimyasal yapıları, gerek yetiştirilme tarzı gibi sosyal etmenler ve gerekse psikolojileri, kadınları, cinselliği yaşamadan önce eşleriyle duygusal bağ kurmaya zorunlu hale getirmiştir.

    Kadınların cinsel arzuları erkeklerinki kadar hızlı gerçekleşmez, onların cinsel açıdan uyarılmaları bir süreç içinde yavaş yavaş meydana gelir. Kadının cinsel arzuları ancak erkeği tarafından arzulandığını, partneri tarafından sevildiğini, partnerinin ona değer verdiğini, kendisiyle ilgilenildiğini hissettiğinde ve duygusal ihtiyaçları karşılandığında uyanışa geçer. Bu bakımdan kadınlar için en güçlü afrodizyak, erkeğinin ona sunduğu sevgi, değerlilik ve biriciklik hissi ve duygusallıktır.

    Kadın ve erkeklerin yukarıda bahsedilen özelliklere doğaları gereği sahip olmaları bir çelişki doğruyor. Erkekler kadınlarına olan sevgilerini açığa çıkarmak ve aşkı yaşamak için önce cinselliğe, kadınlar ise cinselliği yaşamak için önce duygusal ihtiyaçlarının erkek tarafından karşılanmasına ihtiyaç duyuyor. Erkekler kadınları anlayamıyor çünkü kendilerinin cinsel arzularının uyanmaya başlaması çok hızlı gerçekleşiyor ve bu uyarılmadan sonra günlerce beklemek erkek için kolay olmuyor. Karısı cinsel açıdan kendisi kadar hızlı reaksiyon gösteremediğinde de karısının kendisini çekici bulmadığını, artık seks yapmak istemediğini, reddedildiğini düşünmeye başlıyor. Benzer şekilde kadınlar da erkekleri anlayamıyor çünkü bilgi eksiklikleri; kendileri cinsellikten önce duygusallığa bu kadar ihtiyaç duyarken, eşlerinin buna ihtiyaç duymamasını, kendilerinin sevilmediğine, eşlerinin sadece cinsellik için onlarla birlikte olduklarını düşünmelerine ve soğumalarına neden oluyor.

    Bu çelişkiden kurtulmak için çiftlerin öncelikle birbirlerinin doğalarını anlamaları gerek. Birbirlerinin ne için neye gereksinim duyduğunu kavrayan çiftler, kolaylıkla buna göre davranışlar gösterebilir. Örneğin birkaç günlük bir iş seyahatinden dönen bir erkek, eğer sağlıklı bir evlilikleri varsa, kesinlikle karısıyla seks yapmak isteyecektir. Bu erkeğin karısına sadece cinsellikle yaklaştığı anlamına gelmez. Erkeği karşılayan kadın ise yine eğer sağlıklı bir evlilik yaşantısı varsa, öncelikle biraz oturup konuşmak, birlikte bir şeyler yapmak gibi beklentilere girecektir. Bu da onun sevişmek istemediğini göstermez, sadece uyarılmamıştır.

    Bu noktada çiftler birbirlerinin ihtiyaçlarına ya tek taraflı ya da çift taraflı fedakarlıkla yanıt verebilirler. Tek taraflı fedakarlık birinin kendi ihtiyacını görmezden gelerek eşini memnun etmeye çalışmasıdır ki bunun zaman zaman her iki eş tarafından yapılması önemlidir. İdeal bir birliktelikte çiftlerden birinin cinsel istek duymadığı zamanlarda dahi, ya eşini memnun etmek için bunu yapabilmesi ya da diğerinin ona istetebilmesi beklenir. Diğer yandan çift taraflı fedakarlık eğlenceli olandır. Çiftlerin her ikisi de öncelikli ihtiyaçlarından kısmen fedakarlık ederler. Örneğin erkek seks yapmayı ertelemeyi ve öncesinde eşini cinselliğe hazırlayacak koşulları oluşturmayı kabul eder. Bununla birlikte kadın da, erkeğinin yaptığı fedakarlığa, ona biraz cinsellik sunarak karşılık verebilir. Örneğin, eşler herhangi bir cinsel eylemde bulunmadan küvette çırılçıplak oturup sohbet edebilir, erkek romantik tavırlarıyla kadınını cinselliğe burada hazırlayabilir. Bu elbette yalnızca bir örnektir. Çiftler birbirlerinin doğalarını anladıkça, çift taraflı fedakarlıklar onlar için kolay ve keyifli bir hal alacaktır. Kadın ya da erkeğin, ne sadece cinsellik ne de sadece sevgi ve ilgi aramadığını unutmayın. Bu dünyaya ikimiz  de iki ihtiyaçla geldik, sadece bir tarafın önceliği başka, öteki tarafın önceliği başka.

    Erkeğin kalbine giden yol penisinden, kadının vajinasına giden yol ise kalbinden geçer. Yolunuz açık olsun.


    Uzm. Psikolojik Danışman İsa Özgür ÖZER

    Yazı kaynağı : adanapsikolojikdanismanlik.com

    erkeklerin sekse ihtiyaç duymaması

    Seks neden önemli?

    Erkekler neden seks için para ödüyor?

    Erkek Cinsel Sorunlarının Psikolojik Nedenleri Nelerdir?

    1.Yetiştirilme koşulları ve geleneksel erkek cinsel rolü:
    Erkek çocuklarının yetiştirilirken erkek olmakla ilgili toplumsal olarak öğrendikleri şeylerin önemli bir kısmını, her zaman seks isteyebilen ve sekse hazır olan bir seks makinesi olmak oluşturur. Erkekler kadınları ele geçirmek ve arzularını doyurmak üzere eğitilirler ve cinsellikle sevgiyi genellikle birbirinden ayırmak zorunda kalırlar. Erkekler cinsel ilişki kurdukları kadınlarla, saygı duyulup evlenilecek kadınları birbirinden ayırma eğilimindedirler. Bir kadını sevdiklerinde ve içselleştirdiklerinde ise onunla tutkulu bir cinsellik yaşama konusunda zorluk yaşarlar.

    2.Geleneksel cinsel rolünün dışına çıkamamak:
    Geleneksel erkek cinsel rolü, erkekleri eşleriyle genel ilişkilerinde olduğu gibi cinsel yaşamda da aktif ve belirleyici olmaya iter. Ayrıca erkeğin her zaman seks yapabileceğini ve kadını reddetmemesi gerektiğini düşündürür. Gerçekler böyle olmadığı için birçok erkek geleneksel erkek rolünü oynamak için kendisini zorlar ve ortaya çıkan sorunları "başarısızlık" olarak algılar. Hızla gelişen "başarısızlık korkusu" ise performans anksiyetesine neden olduğu için cinsel sorunlara neden olabilir. Cinsel ilişkide amaç, bir şeyi başarmak değil, cinsel eşiyle doyumlu bir cinsel yaşama ulaşmaktır.

    3.Negatif beden imajı ve düşük benlik saygısı:
    Cinsel işlev bozukluğu bir kez oturduğu zaman bunun bireyin kendilik algısı üzerine etkisi cinsel sorunun devamına veya kötüleşmesine yol açabilir. Bir erkeğin erkeklik duygusu sertleşme sorunuyla çökebilir ve böyle duygularla tetiklenen kaygı sertleşme zorluğunun devamına katkıda bulunabilir.

    4.Edilgenlik, çekingenlik:
    Bazı erken boşalma vakalarının, belirgin bir edilgenlik problemi vardır. Kızgınlıklarını, öfkelerini genellikle edilgen biçimlerde dışa vururlar. Herhangi bir şeyi reddetmek ve hayır demekte zorlukları olan bu kişiler, bunun yerine görünüşte kabul ettikleri şeyleri karşı tarafı hayal kırıklığına uğratacak şekilde yaparlar. Bu kişiler genellikle baskın ve bazen de erkeksi özellikleri olan kadınları eş olarak seçerler. Bir yandan onların her dediğine evet der ve boyun eğmiş gibi görünürken bir yandan da pasif dirençler gösterirler. Erken boşalma da bu pasif direnişin ve karşı tarafı hayal kırıklığına uğratmanın bir çeşididir.

    5.Katı dini ve ahlaki inançlar:
    Erkeklerde dini inançlar ve katı ahlaki görüşler cinsel isteği çok etkilemezler çünkü en katı dini ve ahlaki inanışlarda bile erkeğin cinsel istek ve haz duyması olağan ve beklenen bir durum olarak karşılanır. Ancak katı dini inançlar kişide olabilecek farklı cinsel haz alma eğilimlerini engelleyerek uyarılma ve orgazm sorunlarına yol açabilmektedir. Uyarılma ve orgazm zorluklarının devam ettiği birçok durumda da zamanla erken boşalma ve cinsel istek bozukluğu da gelişebilmektedir

    6.Anne ile ilişkide sorunlar:
    Anneye yönelik bilinçdışı aşk kişinin cinsel eşiyle ilişkisinde çeşitli zorluklara yol açabilir. En basit ve en yaygın tipinde sertleşme bozukluğu anneye bilinçdışı bir cinsel bağlılığın devamına dayanır.

    7.Babayla ilişkide sorunlar:
    Katı ve cezalandırıcı babaları olan erkek çocuklarında cinsel haz almak bilinçdışında baba tarafından cezalandırılacağı korkularına yol açabilmektedir.

    8.Kişilik sorunları:
    Bebeklik dönemlerinde anneleriyle yakın bir duygusal ve fiziksel ilişki içinde olamamış erkeklerde bir kadınla cinsel yakınlık ve ilişki isteği az olabilir. Bu kişiler kendi başlarına cinsel etkinliklerde bulunabilmelerine karşın bir eşle cinsel ilişki isteği duymayabilirler.

    Annelerine düşkünlük gösteren bağımlı erkekler eşleriyle ya da sevgilileriyle cinsel olmayan duygusal ve fiziksel yakınlık kurabilmelerine ve bundan haz alabilmelerine karşın cinsel ilişkiye girmek istemeyebilirler. Annelerine de eşlerine de bağımlı ve aşırı düşkün olan bu erkekler ilişkide destek ve şefkat arayışı içinde olup erişkinliğin gerektirdiği cinsel yakınlıktan kaçınırlar.

    9.Cinsel kimlik ve yönelim sorunları:
    Bazı erkekler eşcinsel olmalarına karşın bunun farkında olarak evlenir ya da kadınlarla ilişki kurarlar. Çevreye karşı kamufle olma arzusuyla ya da aile üyelerinden gizleme amacıyla bu tarz bir yaşamı seçen bir erkek genç yaşlarda fiziksel uyaranların ya fantezilerin yardımıyla bir kadınla cinsel ilişki kurabilirler. Eşleriyle sevişirken bir erkeği düşünerek orgazm olabilirler. Ancak bir süre sonra, bir kadınla cinsel ilişki sürdürme istekleri azalır ve ortadan kalkar. Bazen de eşcinsel bir erkek eşcinselliği kabul edilemez bulduğundan eşcinsel arzularını bastırır ve bunların farkında olmaz ve eşcinsellik karşıtı tutumlar göstermek yanında sık sevgili değiştiren çapkın bir erkek gibi davranabilir. Ancak evlendiğinde bir süre sonra ya da bir ilişkisi uzun sürdüğünde cinsel isteğini yitirir. Bazen eşcinsel arzularını kısmen doyuran durumlarda eşleriyle birlikte olabilirken, eşcinsel arzularını uyarmayan durumlarda isteksizlik gösterebilirler. Eşinin başkasıyla birlikte olduğu fantezileri kurmak, eşinin eski cinsel ilişkilerini anlattırmak, eşini başka erkeklerle birlikte olduğu fantezileri kurmaya zorlamak bazen de eşini başka bir erkekle birlikte olmaya zorlamak gibi eylemler eşcinsel arzuları uyarabilen ve kısmen doyuran durumlardır.

    Bazı erkeklerde ise eşcinsel yönelimler heteroseksüel bir ilişkiyi engelleyebilecek ölçüde güçlü değildir ama mesela erkeksi, güçlü, baskın kadınlarla olmak gibi zorunluluklar yaratabilir ya da bir kadınla sadece anal yoldan ilişki kurabilmeye olanak tanıyabilir. Eşcinsel yönelimi net olan bir kişiyi heteroseksüel bir ilişkide işlev görmesini sağlamaya çalışmak uzun vadede yararsız olacağı gibi uygun bir yaklaşım da değildir.

    10.Yetersiz, yanlış cinsel bilgiler, tabular, mitler, yanlış inanışlar:
    Bir önceki kuşak ve akranlardan elde edilen cinsel bilgiler çoğunlukla eksik, yetersiz ve hatta çoğunlukla yanlıştır. Birçok vakada cinsel bilgilendirme ergenlikte işitilmiş kötü şakalar veya cinsel eğitimi zaten yetersiz olan diğer çocuklardan edinilmiştir. Eksik ve yetersiz cinsel bilgilenme aynı zamanda cinsel mitlere ve yanlış inanışlara inanmayı da kolaylaştırır.

    11.Cinsel taciz ve travmalar:
    Cinsel taciz ve travmalara maruz kalmış erkeklerde en sık rastlanan cinsel işlev bozukluğu sertleşme bozukluğu ve istek bozukluğudur

    12.Cinsel fobiler ve kaçınmalar:
    Kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de cinsel ilişkinin kimi yönlerinden rahatsızlık duyma söz konusu olabilir. Bazı erkekler eşlerinin kıllarından, cinsel organının kokusundan ya da bir hastalığı varsa akıntılardan rahatsızlık duyabilir ve bunlarla karşılaşmamak için cinsel yakınlıktan kaçınabilir.

    13.Psikoseksüel gelişimin erken basamaklarında takılmalar:
    Cinsel dürtünün çocukluk boyunca gelişimi cinsel organların egemenliğindeki olgun cinsel aşamaya gelinceye kadar birçok basamaktan geçer. Bu basamakların birindeki şiddetli bir takılma cinsel birleşmenin olmadığı cinsel eylemlerle tatmin arayışı yaratır ya da cinsel birleşme isteksizliğine, uyarılma ve orgazm sorunlarına yol açabilir.

    14.Maskelenmiş parafililer (Cinsel sapkınlıklar):
    Hiçbir insanın cinsellikte arzuladığı şeyler başka birinin aynısı değildir. Ancak günümüzde başkalarının cinsel deneyimleri sinema, kitaplar gibi çeşitli yollardan öğrenildiğinden giderek insanların cinsel deneyimleri birbirine daha çok benzemeye başlamaktadır. Bazı insanlar kendi cinsel arzuları başka olsa da gördüğü ve işittiği şeylerin ortalamasını normal olarak kabul edip kendilerini buna uymaya zorlamaktadır. Oysa cinsel sapkınlık olarak kabul edilen teşhircilik, röntgencilik, fetişizm, cinsel sadizm, cinsel mazohizm vb. gibi birçok eğilim birçok kişide vardır. Kişinin kendi özel arzularından kaçıp, normal sandığı tarzlara yönelmeleri cinsel hazlarını azaltır. Bu şekilde tekrarlanan ve doyum vermeyen cinsel deneyimler bir süre sonra cinsel isteği de azaltabilirler. Eşleriyle sevişmek yerine mastürbasyon yapan ya da pornografi izlemeyi tercih eden erkeklerin bazıları, kendi özel cinsel arzularını eşlerine söyleyemeyen, onun yerine bu arzularını fanteziler yoluyla ya da filmlerde izleyerek doyurmaya çalışan kimselerdir. Bazı erkekler de kendi arzularını sapıkça buldukları için, eşlerini buna ortak etmek istemezler ve arzularını mastürbasyonla, film izleyerek ya da paralı ilişkiler yoluyla doyurmaya çalışırlar.

    Ancak bazı insanlarda cinsel arzu cinsel ilişkinin tek bir bileşenine takılmıştır ve bir partnerle cinsel ilişkiye izin vermez. Kişi bu arzularını bastırdığı için de ne parafilik yoldan ne de başka yoldan bir cinsel ilişki kurma arzusu duymaz. Eğer bu tür eğilimler cinsel ilişkiye izin vermeyecek kadar güçlü değillerse, kişinin cinsel arzularını fark etmesini ve cinsel yaşamına dahil etmesini sağlayacak tedavi yaklaşımları yararlı olacaktır.

    15.Evlilik çatışmaları:
    Kadınlarda olduğu gibi erkekler de evlilik çatışmaları ve ilişki sorunlarına cinsel isteksizlikle yanıt verebilirler. Özellikle kızgınlık, kırgınlık duyguları eşle haz paylaşma isteğini azaltır. Bazen de evlilik sorunları depresyona veya kaygı bozukluklarına yol açtığı için cinsel isteği de bozarlar.

    Eşler arasında belirgin bir geçimsizlik, öfke ve kızgınlık varsa ve bu sorunlar çözümlenemiyorsa çiftin herhangi bir üyesinde veya ikisinde de cinsel işlev bozukluğu ortaya çıkabilir ya da başka bir nedenle ortaya çıkan bir işlev bozukluğunun devam etmesine yol açabilir. Birçok çift için cinsellik ile sevgi ve genel uyum çok sıkı bir ilişki içindedir ve bunların herhangi birindeki sorun diğerlerine de yansır. Eğer partnerlerden biri diğerine karşı ilgisini kaybetmişse veya gücenmişse tatminkar bir cinsel ilişki genellikle sürdürülemez.

    16.Eşe ilgi kaybı:
    Partnerler arasındaki çekicilik kaybı genellikle cinsel işlevlere yansır. Değişim kendiliğinden olabileceği gibi yaşlanma veya fiziksel değişikliklerle de (şişmanlık, sakatlayıcı ameliyat, kötü hijyen) ortaya çıkabilir. Erkeklerin ilişkinin ilerleyen dönemlerinde eşlerini anne gibi görmeye başlamaları ya da fiziksel görünümü değiştiği için eskisi kadar uyarıcı bulmamaları nedeniyle eşlerine yönelik cinsel istekleri azalabilmektedir. Özellikle çocuk sahibi olduktan, yani eşleri genç bir kadın olmaktan çıkıp anne rolüne girdikten sonra eşlerine cinsel isteği azalan erkekler bazen genç bir delikanlı gibi yaşam sürmeye başlarlar. Artık "anne" figürü olarak gördükleri eşlerine cinsel ilgileri azalır.

    17.Yakınlık sorunları:
    Ciddi şizoid, narsisistik ve obsesif kişilik patolojisi olan bireylerde ilişkinin başlangıç dönemlerine cinsel isteksizlik olmasa bile yakınlık ve bağlılık gelişmeye başladığı zaman, ilişkiden uzaklaşma arzularının bir yansıması olarak, cinsel istekte de azalma ortaya çıkabilmektedir. Yakınlık sorunları istek bozukluğuna yol açabildiği gibi erkeklerdeki orgazm sorunları ve geç boşalmanın da en önemli nedenlerindendir.

    18.Eşin cinsel deneyim eksikliği:
    Erkekler kültürün etkisiyle cinsel deneyimi olmayan kadınları eş olarak seçmek eğilimindedirler. Bu tecrübesizlik cinsel yakınlık sırasında nasıl davranılacağını bilememekten, yanıtsızlığa kadar çeşitli sıkıntılar yaratabilir. Erkekler bir yandan tecrübesiz kadınları seçerler ama bir yandan da özellikle kendi cinsel aktivitesinin iyi olduğunu görmek için eşinin etkileniyor olduğunu görmek isterler. Kendi erkekliğine duyduğu güven eşine verebildiği cinsel hazla artıp azalabildiğinden, yanıt vermeyen, cinsel ilişkiye katılmayan bir kadın, kocasının alacağı doyumu azaltabilir. Her ne nedenden olursa olsun uzamış doyumsuzluklar sonunda cinsel isteğin de azalmasına yol açabilir.

    19.Pasif, bağımlı eş:
    Kadınların önemli bir bölümü cinsel ilişki sırasında pasif ve hareketsiz kalırlar ya da sevişmeye çok az katılırlar. Erkeklerin önemli bir bölümü eşlerinin cinsel olarak çok aktif olmasından rahatsız olabilirlerse de gene de eşlerini etkileyebildiklerini, uyarabildiklerini ve tatmin edebildiklerini görmek isterler. Eşin yanıtsızlığı erkeğin uyarılmasını ve isteğini aksatarak, sertleşme zorluklarına, erken boşalmaya ve isteksizliğe neden olabilir.

    20.Partnerde cinsel işlev bozukluğu:
    Kadının orgazm olamaması veya ilişki isteksizliği erkeğin erken boşalmasına veya sertleşme sorunlarına neden olabilir. Cinsel terapiyi kabul eden çiftlerin üçte birinde cinsel işlev bozukluğu her iki partnerde birden görülür. Bazen vajinismusu olan kadınların eşlerinde cinsel birleşmeyi gerçekleştiremeyecekleri kaygısıyla sertleşme bozukluğu gelişmektedir. Bu durumlarda bazen kadındaki sorun fark edilmediğinden sadece erkek tedavi edilmeye çalışılır ve kadın tedavi edilmediği için başarılı olunamaz.

    21.Duygu ve davranışlar üzerindeki kontrolünü yitirme korkusu:
    Erkeklerdeki boşalma güçlüklerindeki en önemli nedenlerden biridir. Obsesif karakterler, duygular üzerindeki denetimini yitirme endişesi ve kontrollü olma çabaları dolayısıyla, orgazm olmakta zorlanabilirler. Narsistik karakterlerde ise özellikle bir başkasının yanında kontrolsüz olmanın yaratacağı "saygınlık" kaybı endişesi, eşin yanında orgazmı engelleyebilir.

    22.Bağımsızlığını ortaya koyma korkusu:
    Özellikle erken boşalma vakalarının bir kısmında eşini memnun etme kaygıları o denli ön planda olur ki kendi hazları ve istekleri için bir şey yapamaz ve talep edemezler. Eşlerini memnun edememe kaygısı ile başarısızlık ve yetersizlik duygularına sürüklenebilir ve giderek sertleşmede zorluklar yaşamaya başlarlar.

    23.Çocuk sahibi olmak istememek:
    Seyrek görünse de özellikle bağımlı ve sorumluluk almaktan kaçınan erkekler, çocuk sahibi olmanın getireceği yükümlülüklerden kaçınmak için cinsel ilişkiye girmekten kaçınabilirler.

    24.Psikiyatrik rahatsızlıklar:
    Kadınlarda olduğu gibi, depresyon başta olmak üzere birçok psikiyatrik rahatsızlık cinsel isteği azaltır ya da geçici bir süre ortadan kaldırır. Cinsel isteği olumsuz etkileyebilecek diğer psikiyatrik rahatsızlıklar şunlardır: yaygın anksiyete bozukluğu, özellikle cinsellikle ilgili olmak üzere obsesif-kompülsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, panik bozukluk, özellikle kaygının yoğun olduğu dönemlerde şizofreni gibi psikotik bozukluklar.

    Cinsel istek azlığı psikiyatrik bir hastalığa ya da onun tedavisinde kullanılan ilaçlara bağlı ise, öncelikle hastalığın cinsel isteği etkilemeyen bir ilaçla tedavisi gerekir. Psikiyatrik rahatsızlık düzelme gösterdiği halde cinsel isteksizlik devam ediyorsa, cinsel terapi ya da soruna yönelik özel yaklaşımlar gerekebilir.

    Bazen de tam tersine cinsel işlev bozukluğuna bağlı olarak kaygı bozuklukları ve depresyon gelişebilmektedir. Sertleşme sorunu olan birçok erkek durumunu şöyle ifade ederler: "insanların yüzüne bakamıyorum", "sorunum belli olur diye çok korkuyorum", "kanser olsam bundan daha iyi hiç değilse onurumla ölürüm", "eğer sorunum düzelmezse intihar edeceğim".

    25.Stres ve üzüntü kaynağı olan yaşam olayları:
    Yas, ekonomik güçlükler, bir yakının hastalığı gibi kişide sıkıntı ve üzüntü yaratan olaylar ya da hayati önemi olan sorunlar cinsel isteği azaltabilirler. Bu durumda kişinin sorunlarına yardımcı olacak, destekleyici tutumlar işe yarayabilir.

    26.Yaşla veya çekicilikle ilgili endişeler:
    Erkekler cinsel çekiciliklerini yitirme endişesi daha az duyarlar. Gene de bazı erkeklerde yaşlanmayla performanslarının azalmasıyla yüzleşmemek için cinsel ilişkiden kaçınma ve isteksizlik ortaya çıkabilmektedir. Orta yaşlı bir erkeğin sertleşme ve boşalma için daha fazla uyarıya gereksinim duymasından gururu incinmesi cinsel isteği azaltabilir, ardından da sertleşme sorununa yol açabilir. Öte yandan eklem hastalıkları, kalp damar hastalıkları, kanser ve diğer ciddi hastalıklar cinsel işlevleri bozabilir. Depresyon, kaygı ve bunama (demans) gibi psikiyatrik bozukluklar daha sık görülebilir ve bunları tedavide kullanılan ilaçlar cinsel işlevi bozabilir. Yaşlılıkla ilgili cinsel mitler ve yanlış inanışlar da cinsel işlevleri bozabilir.

    27.Kadına yönelik agresyon/saldırganlık/öfke:
    Erken boşalması olan bazı erkeklerin bir kadını mutlu etmek veya onu hayal kırıklığına uğratmak biçiminde çelişkileri vardır. Bir yandan eşlerine bağımlıdırlar bir yandan da eşlerine karşı öfkeleri vardır. Sevişme sırasında da bilinçdışı olarak erken boşalarak kadına haz vermek istemezler.

    28.Gerçekdışı beklentiler:
    Erkekler birbirlerinden ve pornografik malzemelerden gerçek dışı birçok şey öğrenir. Kendi gerçeği ile doğru zannettiği arasındaki uyumsuzluk yetersizlik duygularına ve performans anksiyetesine yol açarak sertleşmeyi engelleyebilir.

    29.Performans anksiyetesi:
    Bu hastalar performans kaygıları dolayısıyla kendilerini cinsel deneyime bırakma zorluğu çekerler. Birçok alanda kendilerini aşırı eleştiren ve davranışlarını performans açısından yargılayan kimselerdir. Öte yandan performans anksiyetesi cinsel işlev bozukluklarının sürmesinde en önemli etkenlerden biridir. Birkaç kez sertleşme zorluğu yaşayan bir erkek artık her sevişmesinde sertleşme olup olmayacağını merak etmeye başlar ve bu kaygı sertleşmeyi daha da bozar ya da doğrudan engeller. Keza erken boşalması olan erkeklerde de "gene erken boşalacak mıyım?" endişesi boşalmayı çabuklaştırır.

    30.Hamilelik ve doğum:
    Eşin hamile kalması ya da doğum yapması çözümlenmemiş ödipal sorunu olan bir erkekte eşin anneyi sembolize etmesini tetikler ya da arttırabilir ve ortaya çıkan çatışma sertleşme sorunlarına yol açabilir.

    31.Aldatılma veya eşin sadakatinden kuşkulanma:
    Aldatılma, öfke, kızgınlık yanında yetersizlik kaygılarını da harekete geçirerek sertleşme sorununa neden olabilir. Bazen gerçek olmadığı halde eşinin başkalarıyla ilgilendiğini ya da ilişkisi olduğunu düşünmek kişide yetersizlik duygularına, öfkeye ya da cinsel hazzın paylaşılmasını istememeye neden olarak sertleşme sorununa yol açabilir.

    32.Cinsel organlardan iğrenme veya hoşlanmama:
    Kadınlarda daha sık görülmesine karşın bazı erkekler kendi cinsel organlarından veya eşlerinin cinsel organından tiksinti duyabilirler. Bazı erkekler eşlerinin vücut salgılarından veya bunların kokularından rahatsızlık duyarlar.

    33.Bedensel (organik) hastalıklara reaksiyon:
    Birçok hastalık ya da hastalığın yarattığı durum veya tedavi biçimlerine karşı gelişen psikolojik reaksiyonlar cinsel işlev bozukluğuna neden olabilmektedir. Bunların başında kanserler, üreme sistemi ve idrar yolları hastalıkları ve ameliyatlarla diğer ciddi hastalıklar gelir. Kanser; işlev kaybı, çaresizlik, ümitsizlik, suçluluk, ölüm korkusu, ağrı endişesi ve bağımlılık korkuları uyandırır. AIDS'le ilgili inanışlar HIV pozitif kişilerde suçluluk duygularının daha da fazla olmasına ve cinsel yaşamdan daha fazla kaçınmaya neden olur. Yaşamı tehdit eden krizlerde, tüm zihinsel enerji ve bu arada cinsel enerji de, yaşamı sürdürme enerjisinin emrine verilir.

    34.Eşler arasındaki zayıf iletişim:
    Cinsel işlev bozukluğu gelişen birçok çift cinsel ilişkilerini konuşamamaktadır. Böylelikle partnerler hem cinsel ihtiyaçlarını ve kaygılarını ifade edemezler hem de her biri karşısındakinin düşünce ve duygusunu tahmin etmeye çalışır. Bu tür tahminler ciddi yanlış anlamalara yol açabilir ve cinsel zorlukları daha da arttırabilir.

    35.Suçluluk duyguları:
    Çeşitli nedenlerden kaynaklanan suçluluk duyguları cinsel işlevleri etkileyebilir. Aile içi üyelere duyulmuş arzularla ilgili suçluluk duyguları olabileceği gibi, başka biriyle gizli bir ilişkiden, başka birine ilgi duymaktan kaynaklanan veya eşe karşı ilgisizlik ihmal gibi nedenlerle de olabilir.  Erotik hazzı yaşamak bu nedenle imkansız olabilir. Suçluluk cinsel işlev bozukluğunun partner üzerinde algılanan etkileri nedeniyle de hissedilebilir.

    36.Kısıtlı ön sevişme:
    Sertleşmeyi sürdürememe veya erken boşalma endişesi olan erkeklerde hızlı cinsel ilişki sık görülür. Ancak hızlı ve telaşla yapılan ilişkinin gerisinde yatan korku devam eder ve bu zorunlu bir hale gelebilir.

    37.Tecrübesizlik:
    Erken boşalma vakalarında en önemli neden boşalma kontrolünün öğrenilmemiş olmasıdır. Erkekler cinsel yaşamlarının başında boşalmayı kontrol etmeyi bilmezler. Üstelik aşırı heyecan, telaş gibi faktörler yanında acelecilik, yakalanma endişesi, uygunsuz ortamlar (asansör , park , bahçe yahut genelev gibi) boşalma kontrolünün öğrenilmesini zorlaştırır. Kişinin cinsel deneyimi arttıkça ve rahatladıkça boşalmayı kontrol etmeyi öğrenebilir ancak cinsel tecrübesi artan her erkek boşalmayı kontrol etmeyi öğrenemez ve bu kişiler ileride erken boşalma sorunu yaşarlar.

    38.Eşini memnun edememe endişesi:
    Çocukluklarında anneleri, erişkinliklerinde eşlerini tatmin edemedikleri endişeleri olan bazı kişilerde sürekli kadının memnuniyetini takip etme, tepkilerini izleme tutumu gözlenir. Cinsel ilişki sırasında da eşlerinin tatmini ile aşırı meşguliyet dolayısıyla uyguladıkları boşalma yasağı haz almayı ve orgazmı engelleyebilir.

    Yazı kaynağı : www.cetad.org.tr

    Erkeklerde Cinselliğin Yaşı Var Mı?

    Erkek ve kadınlar için cinsellik sağlıklı bir yaşamın en temel ihtiyaçlarından biridir. Sadece bir haz ve zevk malzemesi değil, çiftlerin arasındaki bağı güçlendiren önemli bir dürtüdür. Öyle ki, birçok ilişki için vazgeçilmez olan cinsellik, yolunda gitmediğinde ayrılıklardan boşanmalara kadar birçok sorunu beraberinde getirebilir. Avrasya Hastanesi’nden Uzman Ürolog Arman Çitçi, erkeklerde cinselliğin bitme evresini anlatıyor.

    Seksten uzaklaşmanın asıl sebebi yaş mı?

    Belli bir döneme kadar hayatın merkezinde yer alan cinsellik zamanla ihtiyaçtan, rutine dönüyor. Yaş ilerledikçe cinsel istek azalıyor ve performans düşmeye başlıyor. Tüm bu etkiler kadın ve erkeklerde farklı seyrediyor. Kadınlarda östrojen, erkeklerde testosteron hormonlarının düşüşüyle yaşanan cinsel isteksizliğe, kalp sorunları, eklem problemleri, tansiyon ve şeker gibi rahatsızlıklar da eklenince seks gittikçe uzaklaşılan bir duruma dönüşüyor.

    Erkeklerde cinsellik kaç yaşında bitiyor?

    Erkeklerde yaş ilerledikçe; cinsel uyarılma dolayısıyla sertleşme kabiliyeti düşer, meni miktarı azalır. Orgazm hissi de düşer. Ancak bunlar tam olarak cinselliğin biteceği anlamına gelmez. Çünkü temel problem yaş değil, toplumun dayattığı öğretilerdir. Çünkü yanlış bir kanı olan yaşlandıkça cinsellik biter tezi, öğrenilmiş çaresizlikten başka bir şey değildir. Erkek kendine olan güvenini kaybeder, sertleşme problemi yaşayacağı fikrinden uzaklaşamaz. Partnerine rezil olacağını düşünür, erken boşalma kabusları yüzünden gittikçe cinsellikten uzaklaşır. Oysa bir erkek ve bir kadın 70 yaşından sonra bile cinsel birliktelik yaşayabilir.

    40 – 50 yaş arasında erkekler;
    Cinselliği karşı olan ilgisi kaybetmez ama uyarılma konusunda daha fazla çabaya ihtiyaç duyar. Penise kan akışı yavaşladığı için sertleşme eskisi kadar sık olmaz. Bu durumun seksin başlamasına engel olacağını düşünür. Boşaldıktan sonra tekrar sertleşmenin zor olacağını bildiğinden kaçmak daha kolay gelir. Oysa yaş, kullanılan ilaçlar ve hastalıklar bir yana asıl meselenin beyinde bittiğini anlamak aktif bir cinsellik için ilk adımdır. Eğer partneri ile konuşur ve gerekli şartları sağlarsa daha sağlıklı bir cinsel hayatı olabilir. Üstelik 40 ve 50’li yaşlar bir erkeğin ustalık dönemi bile sayılabilir. Çünkü daha kontrolcüdür, tek hedefi sonuca ulaşmak değildir, yaşayacağı zevki bir seremoniye dönüştürebilir.

    50- 70 yaş arası arasında erkekler;
    Bu yaşlarda erkeklerde cinsel isteğin arttığı görülür. Sebebi psikolojik olabilir, orta yaş sendromu bu yalancı etkiye yol açabilir. Hatta erkek bu dönemde çapkınlık turlarına bile başlar. Ancak sertleşme sorunun bu dönemde daha fazla kendini gösterir. Gece ve sabah sertleşmeleri yok denecek kadar azdır. Ancak doğru bir yol izlenirse sağlıklı bir cinsel ilişki gayet mümkündür. cinsel enerjinin tümü nü tam bir sertleşme harcamak yerine, bu enerjiyi erotizmin dalgalarına yayarsa gerçek bir haz yaşamak kaçınılmazdır.

    Yazı kaynağı : www.avrasyahospital.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap