Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları nedir

    1 ziyaretçi

    endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları nedir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

    Endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları nedir?

    Endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları nedir?

    İnsan vücudunda, büyüme, gelişme, üreme ve farklı stres türlerine karşı uyum sağlamak gibi pek çok işlev sinir sistemi ve hormonlar sayesinde gerçekleşir. Sinir sistemi kablolu, hormonlar ise kablosuz haberleşme sistemi gibi düşünülebilir. Hormonlar iç salgı bezlerinin salgıladığı kimyasal maddelerdir. Bunlar mesaj taşıyan moleküller olarak düşünülebilir. İç ve dış salgı bezleri vücudun farklı yerlerinde bulunur. Ancak fonksiyonel bir bütünlüğe sahiptir ve sinir sistemi ile yakın ilişki içinde olup koordineli biçimde çalışır. İşte bu bütünlükten dolayı bu süreçler endokrin sistem adı altında incelenir.

    Endokrin sistem nedir?

    Endokrin ne demek sıklıkla karşılaşılan bir sorudur ancak eksiktir. Endokrin iç salgı bezlerinin oluşturduğu bir sistemdir. Dış ortamda meydana gelen değişimlere adapte olmak ve vücut içindeki dengeyi korumak zorunda olan canlıların bu durumla başa çıkabilmek için endokrin sistemin düzgün çalışır durumda olması gerekir. Endokrin sistemi tarafından sağlanan bu düzen iç salgı bezleri tarafından üretilen, hormon adı verilen kimyasalların salgılanması ile sağlanır. Bu sistem sayesinde beslenme, tuz - sıvı dengesinin sağlanması, üreme, büyüme, gelişme gibi metabolizma ile ilgili pek çok işlevi düzenler. Salgı bezi hücrelerinden oluşan endokrin bezler, vücudun anlık ihtiyacına göre basit maddelerden karmaşık bileşikler elde ederler. Üretilecek hormonu kan damarlarından aldığı besin maddelerinden elde ederler ve üretilen hormon yine kan yoluyla ilgili organa iletilerek, organın çalışmasını etkiler. Hormonlar yalnızca hedef hücreleri etkiler ve iki yolla kontrol edilirler; kimyasal ve nörolojik kontrol. Kimyasal kontrolde hormonun kanda azalan düzeyi; nörolojik kontrolde ise santral ve otonom sinir sistemi çevreden gelen uyaranlara göre hormon salgılanmasını kontrol eder. Bu şekilde kana karışarak hormon iletimini sağlayan bezlere iç salgı bezleri diğer bir deyişle endokrin bezleri denir. İç salgı bezleri direkt olarak kana verilirken, ekzokrin denen dış salgı bezleri ise salgılarını kanallar aracılığıyla vücut boşluğuna ya da deriye bırakırlar. İç salgı bezlerine örnek olarak hipofiz, tiroit, paratirod verebilir. Dış salgı bezlerine ise, tükürük bezi, karaciğer ve prostat örnek gösterilebilir.

    Endokrinoloji ve endokrinolog nedir?

    Endokrinoloji, endokrin bezlerinin çalışma sistemi ve ürettikleri hormonlar ile ilgilenen bilim dalıdır. Kesin anatomik sınırlarla ayrılamamasından dolayı tıptaki diğer bölümlerinden ayrılır. Endokrinoloji nedir sorusuna kısaca iç salgı hastalıkları bilimi ya da hormon hastalıkları şeklinde cevap verilebilir. Oldukça geniş bir alana sahip olan endokrinoloji, şeker hastalığı olarak bilinen karbonhidrat metabolizma bozukluğu, tiroit, hipofiz, böbrek üstü bezleri rahatsızlıkları, metabolik kemik hastalıkları, testis ve yumurtalık hormonu eksikliği ya da fazlalığı gibi hastalıkların yanı sıra protein, karbonhidrat ve yağ metabolizması gibi metabolizma hastalıkları, diyabet, büyüme, gelişim, hipertansiyon da endokrinoloji biliminin alanına girer. Endokrin sistem hastalıklarının bütünüyle ilgilenen bilim ile ilgilenen kişilere Endokrinolog denir. Bu branşta uzmanlaşmış hekimler 6 yıl tıp fakültesini eğitimini tamamladıktan sonra 4 ya da 5 yıl iç hastalıkları ihtisası yaparlar. Ardından 3 yıl da endokrin bölümü içinde eğitim alarak oldukça uzun bir eğitim sürecinden geçerler. Endokrinoloji uzmanı olan hekimler endokrin sistem hastalıkları tanı ve tedavisi ile uğraşırlar. Genellikle göründüğünüz bir önceki doktor endokrin sistem ile ilgili bir sorun saptadığında ya da ihtiyaç duyulması hâlinde sizi endokrinoloğa yönlendirirler. Endokrinolog nedir sorusunun en basit yanıtı, salgı bezlerini etkileyen hastalıkların tanı ve tedavisini yapan uzman hekimler olarak verilebilir.

    Endokrin sistem hastalıkları çeşitleri nelerdir?

    Endokrin sistem hastalıkları oldukça geniştir. Her bir hastalığın farklı alt dalları da bulunur. Örneğin basit guatr, tiroit bezinin büyümesiyle ortaya çıkar. Diyetle yeteri kadar iyot alınmaması durumunda veya tiroit hormonu üretimi farklı sebeplerle baskılanması durumunda ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda tiroit bezi normalden fazla çalışır ve büyür. Bazı durumlarda bez o kadar büyür ki dışarıdan belli olur ve solunumu ve yutmayı etkiler. Bir diğer örnek olarak Cushing sendromu da endokrinolojiyi ilgilendirir. Bu hastalığa da kabaca kanda yüksek seviyede kortizol bulunması sebep olur. Cushing sendromu hiperglisemi, doku protein seviyelerinin azalması, azalmış protein sentezi, osteoporoz, azalmış immün cevap, enfeksiyonlara hassasiyetin artışı, hipertansiyon, kas güçsüzlüğü, yorgunluk ve depresyon ile karakterizedir.  Aşırı kortizol seviyesi kol ve bacaklarda görülmeyen fakat karın, gövde ve yüzün belirli bölgelerinde yağ birikimi ile ortaya çıkan obeziteyle sonuçlanır. Kolajen üretiminin baskı altına alınması durumunda deri içi kanama ve ciltte mor çizgiler gözlenebilir. Aynı zamanda hormon değişikliklerinden kaynaklanan ses kalınlaşmaları da görülebilir. Bu iki örnek dışında endokrinoloji bilim dalı alanında yer alan bazı endokrin sistem hastalıkları şöyledir:

    Endokrin sistem hastalıkları tanı ve tedavisi nasıldır?

    Endokrinoloji bilim dalını ilgilendiren pek çok hastalık olduğu gibi pek çok tanı ve tedavi yöntemi de mevcuttur. Bunlar ilaçlı tedaviden cerrahi müdahaleye kadar oldukça geniş bir yelpazededir. Uzman hekiminiz tarafından uygun görüldüğü durumlarda laboratuvar ve radyolojik tetkikler istenir. Tüm şikâyet, belirti ve sonuçlar değerlendirilip uygun tanı konur. Sonrasında hızla tedavi yöntemi belirlenir. Örnek olarak yaygın görülen diyabet, bir metabolizma hastalığı olup, hormon sekresyonu ve inüsilin azlığı sonucu karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasında bozukluklara yol açar. Gelişmekte olan ülkelerde %5, gelişmiş ülke nüfuslarının %10'unu etkiler ve sıklığı yaşla birlikte artar. Hastanın hikâyesinin de önemli olduğu bu durumda ağız kuruluğu, kilo kaybı, bulanık görme, ayaklarda uyuşma, karıncalanma ve yanma, idrar yolu enfeksiyonları, vulvovajinit, mantar enfeksiyonları, kaşıntı, ciltte kuruma ve yorgunluk gibi pek çok belirti ile karşımıza çıkabilir. Tip-1 ve Tip-2 ve diğer tipler olarak sınıflandırılır. Tanısı ise belirtiler ile konabileceği gibi, kan glikoz ölçümü, açlık kan glikozu, tokluk kan glikozu, oral glikoz tolerans testi ve idrarda glikoz ölçümü gibi ek laboratuvar tetkikleri de uygulanabilir. Tedavisi diyabetin tipine ve hastanın durumuna göre verilir.Diyabete insipidus yani, şekersiz diyabet ADH eksikliği sonucu ortaya çıkabilir. ADH hormonu, böbreklerden beklenenden fazla sıvı atılmamasını ve vücut sıvılarının geri emilimini sağlar. Şekersiz diyabet olarak da adlandırılan bu hastalık çoğunlukla susuzluğa sebep olur. Bu tip hastalarda laboratuvar testi ve MR tetkiki ile hipofiz bezine bakılır. Hastanın hikâyesinin de önemli olduğu bu durumda tanı sonucu uygun tedavi başlanır. Bir diğer örnek olarak akromegali verilebilir. Hipofiz bezinden salgılanan büyüme hormonunun fazla çalışması sonucu ortaya çıkan bu hastalığın tedavisinde cerrahi müdahale ve radyoterapi uygulanabilir. Dwarfizm yani cücelik de yetersiz hormon salgılanması sonucu görülebilir. Uygun hormon takviyeleri ya da bazı salgı bezlerine uygulanan cerrahi müdahale neticesinde iyileşme sağlanabilir. Her hastalık özelinde uygulanan tedavi yöntemi endokrinoloji uzmanı tarafından belirlenir ve uygulanır.

    Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

    Yazı kaynağı : www.medicalpark.com.tr

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

    Vücutta pek çok işlevin yerine getirilmesinden hormonlar sorumludur. Hormonların üretimini sağlayan iç salgı bezleri, endokrin (hormonal) sistemi oluşturur. Hipofiiz, hipotalamus, tiroit ve paratiroit, pankreas, yumurtalık ve testisler, böbrek üstü bezleri, ve damarların iç yüzeyini kaplayan endotel hücreleri endokrin sistemi oluşturan salgı bezlerindendir. İç salgı bezlerinde üretilen ve salgılanan hormonların yetersiz salgılanması, hiç salgılanmaması veya normalden fazla salgılanması, hormonal hastalıklara neden olur. Vitamin ve mineral emiliminde eksiklikler, cinsel hastalıklar, diyabet, obezite ve guatr gibi çok sayıda hastalık endokrin sistem hastalıkları Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları kliniklerinin uzmanlık alanına girer. Aynı zamanda çoğunlukla kalıtımsal faktörlere bağlı olarak doğuştan ortaya çıkan yağ, karbonhidrat ve protein metabolizması hastalıklarının tanı ve tedavi işlemleri de yine Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları kliniklerince yürütülür.

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları bölümünün uzmanlık alanı, hormonlar ve metabolik hastalıklardır. Hastanelerimiz, endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları konusunda ihtiyaç duyulan başta hormon testleri olmak üzere radyolojik görüntüleme yöntemleri ve diğer tüm tanı testlerine ilişkin tüm olanaklara ve son teknoloji ekipmanlara sahiptir.

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları kliniklerinde tedavi edilen başlıca hastalıklar şunlardır:

    Obezite (Şişmanlık)

    Obezite, beden kütle indeksinin 30'un üzerinde olması ve vücut kütlesi ile yağ oranının olması gerekenden çok daha fazla olması şeklinde gelişen bir sağlık sorunudur. Dünyada ve ülkemizde oldukça yaygın şekilde görülen obezite hastalığı çoğunlukla dengesiz beslenme ile yüksek kalori alımına bağlı olarak gelişse de endokrinolojik hastalıkların birçoğunda da obezite gelişebilir. Özellikle tiroit bezi, adrenal bezler, yumurtalıklar ve hipofiz bezine ilişkin hastalıklarda obezite gelişme ihtimali oldukça yüksektir. Bu gibi durumlarda obeziteye neden olan hastalığa yönelik tedavi planı belirlendikten sonra hastaların diyetisyen kontrolünde ideal kilolarına inmeleri sağlanmalıdır. Obezitesi çok ileri düzeyde (morbid obez) olan ve yaşamı tehdit edecek boyutlara ulaşmış olgularda mide küçültme, tüp mide gibi operasyonları içeren bariatrik cerrahi uygulamalarından yararlanılması gerekebilir.

    Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)

    Oldukça yaygın görülen bir hastalık olan hipertansiyon, pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bunlardan bir tanesi de hormonal bozukluklardır. Özellikle böbrek üstü bezleri ve tiroit bezine ilişkin endokrin hastalıklar ile diyabet hastalığında hipertansiyon gelişme ihtimali oldukça yüksektir. Endokrin hastalığa yönelik olarak uygulanan tedavilerin kan basıncı kontrolünün sağlanması üzerinde yeterli etki sağlamaması durumunda antihipertansif ilaçların kullanımı ve tuzsuz diyet uygulaması gerekli olabilir.

    İnsülin Direnci Durumları

    Kanda yeterli miktarda insülin hormonu bulunmasına karşın vücuttaki hücrelerin insülin hormonuna karşı duyarsız olması, insülin direnci olarak adlandırılır. Bu durum kan glikoz seviyesinin yükselmesine (hiperglisemi) ve buna bağlı olarak insülin hormonunun kandaki düzeylerinin de artmasına (hiperinsülinemi) neden olur. İnsülin direnci tek başına gelişebilen bir sağlık sorunu olabilmekle birlikte bazı durumlarda insülin direncini de beraberinde getiren hastalıkların eşliğinde görülür. Metabolik sendrom ve kadınlarda görülen polikistik over sendromu bunlara örnek olarak verilebilir. Hastalığın tedavisi endokrinoloji uzmanları tarafından önerilecek plan çerçevesinde genellikle ilaç uygulamaları şeklinde gerçekleştirilir. Uzun süre yüksek seyretmiş olan kan şekerinden kaynaklı olarak gelişen sekonder problemler için ayrıca tedavi uygulanmalıdır.

    Anoreksiya Nervoza ve Bulimia Nervoza (Yeme Bozuklukları)

    Beden algısının bozulmasına bağlı olarak yeme bozuklukları olarak adlandırılan Anoreksiya Nervoza ve Bulimia Nervoza gibi psikiyatrik hastalıklar gelişebilir. Aşırı zayıflık, zayıflama arzusu ile aç kalma veya çok düşük kalorili beslenme, aşırı yüksek yoğunluklu egzersizlere yönelme, kilo almayı önleme amacıyla ishal yapıcı (laksatif) ilaçlar kullanma, istemli olarak kusma gibi davranış bozuklukları gibi belirtileri olan yeme bozukluğu hastalıklarının hemen hemen hepsinde hormonal bozukluklar da baş gösterir. Bu nedenle bu hastalıkların tedavisinde ilgili tüm tıbbi branşlar ile birlikte endokrinoloji uzmanlarını da içeren multidisipliner ekipler oluşturulmalıdır.

    Diyabet Hastalığı 

    Endokrinoloji kliniklerinde en yaygın olarak tanı ve tedavi işlemleri yürütülen hastalık, diyabet hastalığıdır. Diyabet hastalığı; pankreas tarafından insülin hormonunun yeterli miktarda üretilememesi veya üretilen insülinin vücut hücreleri tarafından algılanamaması nedeniyle kan şekerinin yüksek olması ve idrarda şekere rastlanması şeklinde gelişen bir endokrin hastalıktır. İnsüline bağımlı olan türü Tip-1 diyabet, insülin direnci ile gelişen türü Tip-2 diyabet, gebelik döneminde ortaya çıkan türü ise gestasyonel diyabet (gebelik şekeri) olarak adlandırılır. Tedavide insülin hormonu enjeksiyonları ve oral antidiyabetik ilaçlardan yararlanılarak kan şekeri düzeyinin normal aralıklarda tutulması hedeflenir.

    Tiroit Bezi Hastalıkları (Guatr, Tiroit nodülleri, Tiroit kanserleri, Tiroit iltihapları)

    Tiroit bezi, enerji metabolizması başta olmak üzere vücudun işleyişine ilişkin pek çok önemli görevleri olan bir iç salgı bezidir. Boyun bölgesinde yer alan tiroit bezinden tiroit hormonları salgılanır. Tiroit bezine ilişkin guatr, hipotiroidi, hipertiroidi, tiroit nodülleri, tiroit kanserleri ve tiroit iltihabı (tiroidit) gibi hastalıklarda bu hormonların salgılanma miktarında artış veya azalmalar ortaya çıkar. Bu durum vücutta ciddi sorunlara yol açabileceğinden gerekli ilaç tedavileri ve cerrahi tedaviler mutlaka yapılmalıdır.

    Hipofiz Bezi Hastalıkları

    Büyüme hormonu, prolaktin, ACTH, TSH, FSH, LH gibi önemli hormonların sentezlendiği salgı bezi olan hipofiz bezine ilişkin hipofiz yetmezliği ve tümör oluşumları gibi durumlarda büyüme geriliği, cücelik, akromegali, Cushing sendromu, hiperprolaktinemi, erken menopoz ve tiroit hastalıklarının gelişimi söz konusu olabilir. Bu nedenle uygun ilaç tedavileri ve gerekli durumlarda cerrahi operasyonlar ile hipofiz bezi hastalıkları tedavi edilerek veya kontrol altına alınarak kalıcı bozuklukların oluşmadan önlenmesi hedeflenmelidir.

    Böbrek Üstü Bezi Hastalıkları

    Her iki böbreğin üst kısmında yer alan böbrek üstü bezlerinden (adrenal bezler) adrenalin, noradrenalin, kortizol, aldosteron ve cinsiyet hormonları sentezlenir. Adrenal bezlerde oluşan iyi veya kötü huylu tümörler nedeniyle bu hormonların miktarında artış veya azalma söz konusu olabilir. Sonuç olarak hiperaldosteronizm, Cushing sendromu, hiperandrojenizm ve feokromasitoma gibi hastalıklar gelişir. Tedavide adrenal bezdeki tümörlere ilişkin ilaç uygulamaları ve cerrahi operasyon seçeneklerinin yanı sıra hormonal tedaviler de yer alır.

    Aşırı Tüylenme (Hirşutizm)

    Aşırı tüylenme sorunu genellikle androjen yani erkeklik hormonunun fazla salgılanması nedeniyle ortaya çıksa da yumurtalık kanseri veya kistleri, böbrek üstü bezlerinde meydana gelen hastalıklar, tiroit hastalıkları, hipofiz bezi hastalıkları gibi rahatsızlıklar sonucunda da görülebilir. Bunun dışında Akdeniz kıyılarında yaşayan kadınlarda, kıl köklerinde hassasiyetin artması sonucunda da aşırı tüylenme görülür. Hirşutizm, hastalığı meydana getiren sorunun ortadan kaldırılması yoluyla tedavi edilir. Aşırı tüylenme hormonal bir nedenden dolayı ortaya çıkmış ise hormonal dengenin korunmasını sağlayan ilaçlar yardımıyla, yumurtalık kisti veya kanseri gibi hastalıklardan dolayı gelişmiş ise bu hastalıkların tedavisi ile önlenmeye çalışılır. Hormonal denge sağlandıktan sonra tüylenme sorununu ortadan kaldırmaya yönelik olarak lazer epilasyon, iğneli epilasyon gibi yöntemlerden yararlanılabilir.

    Kan Yağları Metabolizması Hastalıkları

    Kan yağları metabolizması hastalıklarının başlıca nedeni, kanda bulunan yağ seviyesinin dengesizliğidir. Kolesterol ve trigliserid yüksekliği kan yağları metabolizması hastalıklarına yol açabileceği gibi iyi kolesterol yani HDL düşüklüğü de bu hastalıklara neden olabilir. Vücutta bulunan bu lipitlerin dengesizliği birçok kalp ve damar hastalığı için risk faktörüdür. Bu tür hastalıkların ortaya çıkma nedeni genetik, stres, aşırı kilo ve dengesiz beslenme olmakla birlikte en etkili tedavi yöntemi dengeli ve sağlıklı beslenme ile hareketli ve stresten uzak bir yaşam tarzının benimsenmesidir.

    Testis ve Overin (Yumurtalık) Hormonal Kaynaklı Hastalıkları

    Endokrinolojik hastalıklara bağlı olarak cinsiyet hormonlarının yeterli düzeyde salgılanmaması, hipogonadizm olarak adlandırılır. Hipogonadizm sorunu erkeklerde testislerde, kadınlarda ise yumurtalıklarda hormonal kaynaklı hastalıklara neden olabilir. Buna bağlı olarak erkeklerde cinsel organın gelişimini tamamlayamaması, sertleşme sorunları; kadınlarda ise yumurtalıkların olması gerektiği gibi çalışmamasına bağlı olarak yumurtalık kistleri, polikistik over sendromu, yumurtlama bozuklukları gözlenebilir. Tüm bu durumlar kısırlık (infertilite) başta olmak üzere pek çok sağlık sorununa yol açabileceğinden hipogonadizm hastaları uygun hormonal tedaviler ile desteklenmelidir.

    Osteoporoz ve Diğer Metabolik Kemik Hastalıkları

    Kemik hastalıklarının genel sebebi, kemiklerin kütlesinin azalması ve yapısının zayıflaması nedeniyle daha kırılgan bir hale gelmesidir. Günlük dilde kemik erimesi olarak bilinen hastalıklar kemiği oluşturan maddelerin yoğunluğunun azalmasından kaynaklı olarak ortaya çıkar. Osteoporoz ve diğer metabolik kemik hastalıklarının görülme olasılığı yaşla birlikte artar. Bunun nedeni ise kemiği besleyen minerallerin yeteri olarak alınmaması, kemik yıkımının kemik yapımı karşısında üstünlük kazanması gibi durumlardır. Kemik erimesi (osteoporoz) genetik yatkınlığa bağlı olabileceği gibi hareketsiz yaşam ve dengesiz beslenmenin sonucu olarak da ortaya çıkabilir. Tedavi sürecinde semptomatik tedavinin yanı sıra kemik güçlendirici ilaçlar da kullanılarak osteoporozun önüne geçilmeye çalışılır.

    İnfertilite (Kısırlık)

    İnfertilite, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin düzenli olarak ilişkiye girmelerine rağmen bir yıllık süre zarfı içerisinde sağlıklı bir gebeliğin meydana gelmemesi durumudur. Genç çiftlerde bir yılın beklenmesi gerekirken, kadın yaşının 35'in üzerinde olduğu çiftlerde bir yıl beklenerek vakit kaybedilmeksizin tedaviye başlanması önerilir. Erkeklerde kısırlığa neden olan hastalıklar arasında sperm sayısının azlığı, kanal tıkanıklıkları, hormonal nedenler, genetik hastalıklar ve varikosel gibi durumlar yer alırken kadınlarda ise düzensiz regl döngüleri, azalan yumurta rezervleri, prolaktin seviyesinin yüksekliği ve erken menopoz gibi hastalıklar kısırlığa yol açabilir. Kısırlık sorunu, altta yatan hastalıkların tedavisi için gerekli olan ilaçların kullanımı ve gerekli durumlarda uygulanacak cerrahi operasyonlar ile yumurta ve sperm üretimi devam ettiği sürece çoğu zaman ortadan kaldırılabilir. Buna ek olarak günümüzde tüp bebek ve aşılama tedavisi de infertilite hastalarında başarılı sonuçların elde edilebilmesini sağlayan yenilikçi yöntemlerdir.

    Eğer siz de Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları kliniklerinin uzmanlık alanına giren yukarıdaki hastalıklardan herhangi birine veya farklı bir hastalığa sahipseniz derhal bir sağlık kuruluşuna başvurarak gerekli muayenelerden geçmelisiniz. Muayene bulguları ve yapılacak olan tanı testlerinin sonuçları bir arada değerlendirilerek uzman hekiminiz tarafından verilecek öneriler doğrultusunda tedavi sürecinize hemen başlayabilir, hastalığınızın erken evrede tedavi edilmesini sağlayarak ileride daha ciddi sorunlarla karşılaşma riskinizi ortadan kaldırarak tedavi olabilirsiniz.

    Yazı kaynağı : www.medicalpark.com.tr

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

    ENDOKRİNOLOJİ

    Endokrinoloji, vücutta hormon salgılayan birçok salgı bezini kontrol eden ve bu salgı bezlerinin hastalıklarını inceleyen tıp dalıdır. Hormonlar, salgı bezlerinde üretilip kan dolaşımı ile vücuttaki birçok dokuya giden kimyasal maddelerdir. Bu dokulara sinyaller göndererek onların çalışmasını sağlarlar.

    Endokrin sistem metabolizma, solunum, büyüme, cinsel gelişim, hareket ve duyu algısını kontrol eder.

    Endokrin organlar 1- Hipofiz 2- Tiroid 3- Adrenaller 4- Overler 5- Testisler 6- Pankreas’ dır.

    Endokrin hastalıklar 3 grupta toplanır.

    Hastalıkların tanısında fizik muayene, kan testleri, görüntüleme yöntemleri (ultrason, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans, sintigrafi) ve gerekirse biyopsi kullanılır.

    Endokrin hastalıklar:

    Hastalığın belirtileri etkilenen organa göre değişir.

    Pek çok endokrin hastalık kronikdir hayat boyu izlem ve tedavi gerektirir.

    Ani kan şekeri düşüklüğü, yüksekliği, akut adrenal yetmezliği, tiroid krizi, feokromositoma krizi gibi acil durumlara yol açan ve acil müdahale gerektiren durumlarda olabilir.

    Tedavinin amacı vücuttaki hormonların yeniden normal dengesini ve fonksiyonunu sağlamaktadır. Bu amaçla beslenme, ilaç ve cerrahi tedaviler uygulanır.

    Yazı kaynağı : www.losante.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap