Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    en büyük öğretmen peygamberimiz

    1 ziyaretçi

    en büyük öğretmen peygamberimiz bilgi90'dan bulabilirsiniz

    En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed (s.a.v) ve Eğitim Metotları - EKREM ÇETİN KIZ ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ

    En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed (s.a.v) ve Eğitim Metotları - EKREM ÇETİN KIZ ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ

    Gönüllere taht kuran öğretmen Hz. Muhammed (sav)

     03-02-202130-03-202130-03-2021

    Zaman zaman öğretmenlerimizle öğretmenlik sanatı üzerine sohbet ederim. Özet olarak söylemek gerekirse öğretmenlik, zihinleri inşa etme sanatı, öğrencilere karakter verme hüneridir.

    Peygamberimiz (sav) kendisini muallim olarak nitelendirir. 

    "Ben sadece muallim olarak gönderildim" buyurur.13 yıl Mekke, on yıl da Medine'de öğretmenlik yaptı. Kutsal kitabımız Kur'an'ı öğretti. Anlattıklarını harfi harfine kendi hayatında yaşadı, çok güzel örnekti. Yapmadığını söylemedi ve kimseye tavsiye etmedi.

    Öğrencilerinin önce gönlüne girdi, sonra da zihinlerini inşa etti. 

    23 senede insanları puta tapmaktan vazgeçirdi, tek Allah'a inanmalarını sağladı. 

    Koca bir kıtayı ahlaksızlıktan kurtarıp güzel ahlakı öğretti.

    Okulsuz, kitapsız, cahil bir topluma geldi; Suffe Okulunu kurdu, kitabı okuttu, dünyayı eğitecek bilginler yetiştirdi. 

    Deve çobanları kısa sürede dünyayı yönetir hâle geldiler.

    On yıl Hz. Peygamber'e (sav) hizmet eden Hz. Enes, onun eğitim metodunu şöyle özetler: 

    "Ne dövdü ne azarladı ne hakaret etti ne de yüzünü ekşitti."

    İnsanların seviyesine uygun şekilde hitap etti:

    "İnsanlara anlayabilecekleri dille hitap edin" buyurur. 

    Cahilliğin düşmanıydı, tek Allah inancını getirdi, gönüllerdeki ve Kâbe'deki putları yıkıp yok etti.

    Öğretmen nitelikli değilse yetiştireceği nesiller nitelikli olamaz. 

    Hz. Enes, uzun ömürlü bir sahabe. Peygamberimiz'den (sav) on yıl ders almış. Onun vefatından sonraki gecelerini şöyle anlatır:

    "Ben her gece rüyamda Peygamber Efendimizi (sav) görürüm. Onunla sohbet ederim, o günüm cennet olur. Onu görmezsem günüm zindana döner."

    Hiçbir öğretmen, öğrencisinin her gece rüyasını süsleyemez.

    Peygamberimiz (sav) gönüllere taht kuran öğretmendir. Öğrencileri onu her şeyden çok sevdiler.

    En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed (sav) ve Eğitim Metotları kitabımı yazarken kaynaklarda en sık rastladığım ifade şöyleydi:

    "Anam, babam, canım sana feda olsun Ya Rasulallah!"

    Herkes onu canından çok sevmiş. Bir tek öğretmen, 23 senede kıtayı değiştirmiş; insanları kötüden iyiye, cahillikten bilgeliğe, yanlıştan doğruya, çirkinliklerden güzelliğe dönüştürmüş. 

    Hz. Muhammed'in (sav) yaptığı inkılabın benzeri yoktur. 

    Hz. Bilal-i Habeşî gibi okuma yazma bilmeyen, siyah renkli bir köleyi ciddiye aldı, ona değer verdi, ona Allah'ı anlattı. Bilal iman ettikten sonra Hz. Ebubekir onu Ümeyye bin Halef'ten satın aldı, azad etti. Bilal kısa zamanda öylesine güzel ahlaka sahip oldu ki herkes imrendi. Peygamberimizin (sav) müezzini, koruması oldu. Öylesine güvenilir bir insandı ki Peygamberimiz (sav) onu hazinenin muhafızı tayin etti, yani hazine bakanı oldu.

    Hz. Ömer gibi peygamber öldürmeye gidecek kadar katı kalpli bir insan, Kur'an'ı okudu, kalbi yumuşadı, iman etti, dünyanın adaletli sultanı oldu. Şefkat ve merhameti, adaleti dillere destandı. Mehmet Akif onun adalet anlayışını şöyle ifade eder:

    "Dicle kenarında bir kurt kapsa bir koyunu;

    Gelir de adl-i İlahi, Ömer'den sorar onu!"

    Peygamberimiz (sav) sahabe neslini yetiştirdi, onları dünyaya öğretmen tayin etti.

    Hz. Bilal (ra), Peygamberimizin (sav) vefatından sonra Şam'a gitti, şehrin öğretmeni oldu.

    Şamlılar ona "Peygamberimizin Kölesi Bilal Efendimiz" diye hitap ettiler. Onun öğrencisi olmayı en büyük şeref ve onur saydılar, ondan ders almak için sıraya girdiler.

    Öğrencilerinin gönlüne giremeyen öğretmen, onları eğitemez. 

    Öğrencilerinin rüyasına giremeyen öğretmen, doğru eğitim metotları takip etmiyor demektir.

    Anlattıklarını yaşamayan; ahlakı, sözleri ve yaşantısı ile örnek alınmaya değmeyen öğretmen zamanı ve ülkeyi inşa edecek nesiller yetiştiremez.

    Öğretmenlerimiz; Gönüller Sultanı'nı (sav) örnek almalı, onun eğitim metotlarını öğrenmeli ve takip etmeli.

    Yazı kaynağı : ekremcetinkizaihl.meb.k12.tr

    En Güzel Öğretmen, Hz. Muhammed (s.a.s.)

    En Güzel Öğretmen, Hz. Muhammed (s.a.s.)

    24 Kasım Öğretmenler günü münasebetiyle hem bizleri yetiştiren cefakar öğretmenlerimizi anmak hem de Mevlid-i Nebi haftasıyla öğretmenler gününün bir araya gelişine dikkat çekmek için özel bir haber hazırladık.

    İthaf Olunur...

    Bir gün evinden çıkıp mescide giden Hz. Peygamber (s.a.s.), orada halka olmuş iki toplulukla karşılaşmıştı. Bunların birinde Kur’an okuyorlar ve Allah’a dua ediyorlardı, diğerinde ise ilim öğreniyor ve öğretiyorlardı. Sevgi ve rahmet dolu bakışlarıyla onlara ilgi gösteren Resûl-i Ekrem: “Her biri hayır üzeredir. Şunlar Kur’an okuyor ve Allah’a dua ediyorlar; Allah dilerse onlara verir, dilerse vermez. Bunlar ise ilim öğreniyor ve ilim öğretiyorlar. Ben de muallim olarak gönderildim.” buyurdu ve onların halkasına katıldı. (İM229 İbn Mâce, Sünnet, 17; DM357 Dârimî, Mukaddime, 32) Diğer bir rivayette de Resûl-i Ekrem Hz. Âişe’ye: “…Allah beni sıkıntı verip zorlaştırıcı olarak göndermedi. Beni ancak kolaylaştırıcı bir öğretmen olarak gönderdi.” (M3690 Müslim, Talâk, 29) buyurarak, kendisini eğitici ve öğretici olarak tarif etmişti.

    Evet; Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), vahiyle donanmış, hikmetle bezenmiş bilge bir muallimdi. İbn Mes’ûd’un ifade ettiği gibi, o (s.a.s.), hayrın anahtarlarını da sonuçlarını da öğretmişti. (N1164 Nesâî, Tatbîk, 100; HM4160 İbn Hanbel, I, 438) Hayatın her alanında insanlara faydalı olan pek çok şeyi ashabına öğretirken: “Ben size, bir babanın evlâdına öğrettiği gibi öğretiyorum.” demekteydi. (İM313 İbn Mâce, Tahâret, 16; N40 Nesâî Tahâret, 36)

     “İlim talep etmek her Müslüman’a farzdır.” (İM224 İbn Mâce, Sünnet, 17) buyuran Hz. Peygamber, bir anlamda; eğitim ve öğretimin dönüştüren, değiştiren, geliştiren ve geleceğe hazırlayan özelliğine atıfta bulunarak, kadın-erkek bütün Müslümanları ilme teşvik ederdi: “Kim ilim tahsili için bir yola girerse, Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Allah’ın evlerinden bir evde, Allah’ın Kitabı’nı okuyan ve kendi aralarında onu araştırıp öğrenen bir topluluğun üzerine sekinet (ilahî yardım, bereket ve rahmet) iner, onları rahmet bürür, etraflarını melekler sarar ve Allah onları huzurunda bulunanlara anar. Kimin ameli kendisini geriletir ise soyu onu ileri götürmez.” (M6853 Müslim, Zikir, 38; T2945 Tirmizî, Kırâat, 10)

    Eğitim ve öğretimin önemini çok iyi bilen Hz. Peygamber (s.a.s.), bunu gerçekleştirirken farklı yöntemler uygulardı. Her şeyden önce o, kendisinden tavsiye isteyen insanların her birinin durumunu, anlayış seviyesini, ruh hâlini ve ihtiyacını dikkate alarak farklı tavsiye ve muamelede bulunurdu. O, beşerî ilişkilerde ve eğitim öğretim faaliyetlerinde muhatapların durumunun daima göz önünde bulundurulmasını öğütlerdi. Allah Resûlü’nün gözettiği bu ilkeleri onun ashâbı da dikkate alırdı. Nitekim Hz. Ali: “İnsanlara anlayabilecekleri şeyleri rivayet edin! Allah ve Resûlü’nün yalanlanmasını ister misiniz?” (Buhârî, İlim, 49 -bâb başlığı-) uyarısını yapmıştı. Abdullah b. Mes’ûd da: “Şayet bir topluluğa akıllarının ermediği bir rivayette bulunursan, bu onların bir kısmı için ancak fitne olur.” (M14 Müslim, Mukaddime, 5) diyerek her bilginin her topluluğa nakledilmesinin zihnî kargaşaya sebep olabileceğine işaret etmişti.

    Allah Resûlü bilginin peşinde koşan, ilim öğrenmek isteyen insanlarla yakından ilgilenilmesini, onların güzel bir şekilde karşılanıp ihtiyaç duydukları konularda bilgilendirilmelerini ister ve şöyle derdi: “Size doğu tarafından ilim öğrenmek için insanlar gelecektir. Size geldiklerinde onlara iyiliği tavsiye ediniz.” (T2651 Tirmizî, İlim, 4; İM249 İbn Mâce, Sünnet, 22)

    Hz. Peygamber (s.a.s.), muhatabını mahcup etmez ve onu güç durumda bırakmazdı. Medineli genç sahâbî Muâviye b. Hakem, yasak olduğunu henüz bilmediği sıralarda namaz esnasında aksıran birisine: “Yerhamükellâh” demişti. Cemaat, bakışlarıyla ona tepki göstermiş, o da: “Yazıklar olsun! Ne oluyor da bana bakıyorsunuz?” diye karşılık vermişti. İnsanların üstelemeleri üzerine ise susmak durumunda kalmıştı. Namazın ardından Hz. Peygamber’in kendisine nasıl davrandığını şöyle anlatıyordu: “Ne ondan önce ne de sonra daha güzel öğreten birini gördüm. Vallahi Resûlullah beni ne azarladı ne bana vurdu ne de hakaret etti. Sadece: ‘Bu namazdır, namaz kılarken konuşulmaz. Çünkü namaz ancak tesbih, tekbir ve Kur’an okumaktır.’ dedi.” (M1199 Müslim, Mesâcid, 33)

    Yazı kaynağı : www.diyanethaber.com.tr

    Gönüllere taht kuran öğretmen Hz. Muhammed (sav)

    Gönüllere taht kuran öğretmen Hz. Muhammed (sav)

    Zaman zaman öğretmenlerimizle öğretmenlik sanatı üzerine sohbet ederim. Özet olarak söylemek gerekirse öğretmenlik, zihinleri inşa etme sanatı, öğrencilere karakter verme hüneridir.

    Peygamberimiz (sav) kendisini muallim olarak nitelendirir. 

    “Ben sadece muallim olarak gönderildim” buyurur.

    13 yıl Mekke, on yıl da Medine’de öğretmenlik yaptı. Kutsal kitabımız Kur’an’ı öğretti. Anlattıklarını harfi harfine kendi hayatında yaşadı, çok güzel örnekti. Yapmadığını söylemedi ve kimseye tavsiye etmedi.

    Öğrencilerinin önce gönlüne girdi, sonra da zihinlerini inşa etti. 

    23 senede insanları puta tapmaktan vazgeçirdi, tek Allah’a inanmalarını sağladı. 

    Koca bir kıtayı ahlaksızlıktan kurtarıp güzel ahlakı öğretti.

    Okulsuz, kitapsız, cahil bir topluma geldi; Suffe Okulunu kurdu, kitabı okuttu, dünyayı eğitecek bilginler yetiştirdi. 

    Deve çobanları kısa sürede dünyayı yönetir hâle geldiler.

    On yıl Hz. Peygamber’e (sav) hizmet eden Hz. Enes, onun eğitim metodunu şöyle özetler: 

    “Ne dövdü ne azarladı ne hakaret etti ne de yüzünü ekşitti.”

    İnsanların seviyesine uygun şekilde hitap etti:

    “İnsanlara anlayabilecekleri dille hitap edin” buyurur. 

    Cahilliğin düşmanıydı, tek Allah inancını getirdi, gönüllerdeki ve Kâbe’deki putları yıkıp yok etti.

    Cumhuriyetin ilanından bugüne 96 sene geçti, 2019 yılında ilkokul çağındaki çocuklarımıza puta tapar gibi resimlerin önünde eğilmeyi öğreten öğretmenler var. Heykellerden, resimlerden yardım umanlar türedi. Eğitim adına bilgi öğretmesi gerekenler, tam bir cehalet örneği veriyor. 

    Eğitimin kalite kazanmadığından şikâyet başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve bütün yetkililer, En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed’i (sav) örnek alan eğitimciler yetiştiren programlar yapmalılar.

    Öğretmen nitelikli değilse yetiştireceği nesiller nitelikli olamaz. 

    Hz. Enes, uzun ömürlü bir sahabe. Peygamberimiz’den (sav) on yıl ders almış. Onun vefatından sonraki gecelerini şöyle anlatır:

    “Ben her gece rüyamda Peygamber Efendimizi (sav) görürüm. Onunla sohbet ederim, o günüm cennet olur. Onu görmezsem günüm zindana döner.”

    Hiçbir öğretmen, öğrencisinin her gece rüyasını süsleyemez.

    Peygamberimiz (sav) gönüllere taht kuran öğretmendir. Öğrencileri onu her şeyden çok sevdiler.

    En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed (sav) ve Eğitim Metotları kitabımı yazarken kaynaklarda en sık rastladığım ifade şöyleydi:

    “Anam, babam, canım sana feda olsun Ya Rasulellah!”

    Herkes onu canından çok sevmiş. Bir tek öğretmen, 23 senede kıtayı değiştirmiş; insanları kötüden iyiye, cahillikten bilgeliğe, yanlıştan doğruya, çirkinliklerden güzelliğe dönüştürmüş. 

    Hz. Muhammed’in (sav) yaptığı inkılabın benzeri yoktur. 

    Hz. Bilal-i Habeşî gibi okuma yazma bilmeyen, siyah renkli bir köleyi ciddiye aldı, ona değer verdi, ona Allah’ı anlattı. Bilal iman ettikten sonra Hz. Ebubekir onu Ümeyye bin Halef’ten satın aldı, azad etti. Bilal kısa zamanda öylesine güzel ahlaka sahip oldu ki herkes imrendi. Peygamberimizin (sav) müezzini, koruması oldu. Öylesine güvenilir bir insandı ki Peygamberimiz (sav) onu hazinenin muhafızı tayin etti, yani hazine bakanı oldu.

    Hz. Ömer gibi peygamber öldürmeye gidecek kadar katı kalpli bir insan, Kur’an’ı okudu, kalbi yumuşadı, iman etti, dünyanın adaletli sultanı oldu. Şefkat ve merhameti, adaleti dillere destandı. Mehmet Akif onun adalet anlayışını şöyle ifade eder:

    Dicle kenarında bir kurt kapsa bir koyunu;

    Gelir de adl-i İlahi, Ömer’den sorar onu!”

    Peygamberimiz (sav) sahabe neslini yetiştirdi, onları dünyaya öğretmen tayin etti.

    Hz. Bilal (ra), Peygamberimizin (sav) vefatından sonra Şam’a gitti, şehrin öğretmeni oldu.

    Şamlılar ona “Peygamberimizin Kölesi Bilal Efendimiz” diye hitap ettiler. Onun öğrencisi olmayı en büyük şeref ve onur saydılar, ondan ders almak için sıraya girdiler.

    Öğrencilerinin gönlüne giremeyen öğretmen, onları eğitemez. 

    Öğrencilerinin rüyasına giremeyen öğretmen, doğru eğitim metotları takip etmiyor demektir.

    Anlattıklarını yaşamayan; ahlakı, sözleri ve yaşantısı ile örnek alınmaya değmeyen öğretmen zamanı ve ülkeyi inşa edecek nesiller yetiştiremez.

    Öğretmenlerimiz; Gönüller Sultanı’nı (sav) örnek almalı, onun eğitim metotlarını öğrenmeli ve takip etmeli.

    Beyin Vitamini: Mesleğini hakkıyla yapmak, öğrencilerini erdemli, ahlaklı, hünerli yetiştirmek isteyen meslektaşlarıma En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed (sav) ve Eğitim Metotları, Öğretmeni Başarıya Götüren Yol isimli kitaplarımı tavsiye ederim. (İletişim 0212 4911903; sipariş@ensarnesriyat.com.tr)

    Yazı kaynağı : www.yeniakit.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap