Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    edebiyat ve toplum ilişkisi 11.sınıf konu anlatımı

    1 ziyaretçi

    edebiyat ve toplum ilişkisi 11.sınıf konu anlatımı bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Edebiyat-Toplum İlişkisi Konu Anlatımı

    Edebiyat-Toplum İlişkisi Konu Anlatımı

    Merhaba arkadaşlar size bu yazımızda Türk Dili ve Edebiyatı Konuları hakkında bilgi vereceğiz. Yazımızı okuyarak  bilgi sahibi olabilirsiniz. Edebiyat-Toplum İlişkisi sorusunun cevabı aşağıda sizleri bekliyor

    Edebiyat-Toplum İlişkisi

    Edebiyat düşüncelerin, duyguların ve hayallerin insanlara estetik bir zevk içerisinde aktarılması sanatıdır şeklinde özetlenebilir. Düşünceler, duygular ve hayaller ise insana ait özelliklerdir. İnsan ise toplumu oluşturan çekirdek bir yapı özelliği taşır. Toplumun en temel yapı birimini oluşturan insanların hayalleri, duyguları ve düşünceleri de ister istemez ait olduğu toplumun özelliklerini barındıracaktır. Bu nedenle ortaya konmuş bir edebi eserin ait olduğu toplumdan ayrı değerlendirmek yapılabilecek en büyük yanlış olmaktadır. “Edebiyat ve Toplum İlişkisi“sadece bugün değil yüzyıllardır güçlü bir bağ içerisindedir. Herhangi bir dönemde yazılmış edebi eseri incelediğinizde ait olduğu toplumun yaşam biçimi hakkında bizlere ipuçları sunacağı şüphesizdir.

    Edebiyatın toplum özelliklerini barındırması, toplum sorunlarını dile getirmesiyle toplumsal değişimde söz sahibi olması da söz konusudur. Toplumun sorunlarını ele almayan bir edebiyat toplumdan kopmuştur ve ömrü çok da uzun olmayacaktır. Buna örnek olarak Fransız İhtilali öncesi ve sonrasını verebiliriz. Klasisizm Fransa soylularını temsil ederken, horlanmış halkı romantizm temsil etmiştir. Halk tarafından ihtilal gerçekleşince romantizm tüm Fransa’ya egemen olmuştur. Romantizmi temsil eden aydınlar İhtilal öncesi halkın acılarını, hüzünlerini ve hayallerini dile getirerek ihtilale zemin hazırlamışlardır. Bu duruma Türk Edebiyatında da örnek verebiliriz: İstanbul Ağzı’nın resmi dil olarak Türkiye Türkçesi adıyla anılmasının temeli Tanzimat’a kadar gider. Şinasi’nin noktalama işaretlerini ilk olarak kullanması, Milli Edebiyatçıların dil ile ilgili görüşlerini yayımlamaları bugünün Türkiye Türkçesinin gramerinin oluşmasında ve yaygınlaşıp resmi dil olarak kabulünde oldukça önem arz etmektedir.

    Türk Edebiyatında Toplumsal İşlev

    Tanzimat Edebiyatı ile birlikte edebiyatımızda toplum sorunlarının dile getirildiğini görürüz. Namık Kemal, edebiyattaki bireyselliğe tepki göstermiş ve eserlerinde toplumsal konulara yönelmiştir.

    Servet-i Fünun ile birlikte tekrar bireyselliğe dönülmüştür. Dönemin baskıcı yönetiminin de etkisiyle Servet-i  Fünuncular bireysel konuları işlemiş ve mümkün mertebe toplumsal sorunlardan kaçınmışlardır.

    Milli Edebiyat ile birlikte edebiyat halka yönelmiştir. Anadolu ve Anadolu halkı edebiyatın konusu olmaya başlamıştır. Özellikle Kurtuluş Savaşı ile birlikte Anadolu halkının göstermiş olduğu fedakarlık ve yeni devlet politikası edebiyat ile toplumu birleştirmiştir.

    Cumhuriyet ile birlikte edebiyatımız artık toplumun bir ifadesi konumuna ulaşmış ve toplumun yaşamış olduğu sıkıntılar güçlü bir şekilde dile getirilmiştir. Özellikle “Toplumcu Gerçekçi Yazarlar” edebiyatın toplumsal işlevi olduğunu savunmuş ve halkın sorunlarını dile getirmişlerdir. Bu bakımdan da toplumdaki değişime etkide bulunmuşlardır.

    11. Sınıf Edebiyata Giriş Konu Anlatımı Tıklayınız

    11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Konuları için Tıklayınız

    11. Sınıfta Yer Alan Diğer Ders ve Konuları için Tıklayınız

    Yazı kaynağı : www.basarisiralamalari.com

    Edebiyatnotu.com

    Edebiyatnotu.com

    Edebiyat ve Toplum ilişkisi

    Edebiyatçı, toplumdan ve toplum hayatını etkileyen olaylardan bağımsız yaşayamaz. Bu nedenle eserlerde toplumun yaşayış biçimi, kültürü gibi izleri bulmak mümkündür.

    Toplum ve toplumsal normlar edebiyat sanatının ve sosyolojinin ortak kaynaklarıdır. Her ikisinin de amacı bir bakıma
    dünyanın sırrını çözmektir. Edebiyat ve toplum böylelikle karşılıklı bir etkileşim içindedirler. Edebiyatı ve sosyolojiyi ortak bir noktada buluşturan unsur ise insandır. Bu, edebiyat sosyolojisinin temelini oluşturur.

    Tarihsel koşullara bağlı olarak değişim gösteren, dili araç olarak kullanan edebiyatın yansıtma özelliği vardır ve toplumu estetik unsurlarıyla birlikte aktarır. 

    Edebiyat düşüncelerin, duyguların ve hayallerin insanlara estetik bir zevk içerisinde aktarılması sanatıdır şeklinde özetleyebiliriz. Düşünceler, duygular ve hayaller ise insana ait özelliklerdir.

    İnsan ise toplumu oluşturan en temel yapıdır. Toplumun en temel yapı birimini oluşturan insanların hayalleri, duyguları ve düşünceleri de ister istemez ait olduğu toplumun özelliklerini yansıtacaktır. Bu nedenle ortaya konmuş bir edebi eserin ait olduğu toplumdan ayrı değerlendirmek mümkün değildir.

    Edebiyat ve Toplum İlişkisi

    Sadece bugün değil yüzyıllardır güçlü bir bağ içerisindedir. Herhangi bir dönemde yazılmış edebi eseri incelediğinizde ait olduğu toplumun yaşam biçimi hakkında bilgi sahibi olacağıma hiç şüphe yoktur.

    Genel olarak sanatın toplum özelliklerini barındırması, bunu yüzyıllar geçse de yansıtabilmesinin yanı sıra aynı zamanda toplum sorunlarını dile getirmesi ve bununla birlikte toplumsal değişimde söz sahibi olması da söz konusudur. Edebiyat, toplumun sorunlarına kayıtsız kalamaz. Toplumun sorunlarını ele almayan bir edebiyat toplumdan kopmuştur ve ömrü çok da uzun olmayacaktır.

    Edebiyatın tanımda yer alan “insanlarda estetik bir zevk uyandırmak” ifadesi inkar edilemez bir gerçekliktir. Ancak edebiyat her zaman bireysellikler içinde boğulup gitmez. Diğer sanat dallarında olduğu gibi büyük bir sorumluluk üstlenerek toplumsal bir görev üstlenir. İnsanları etkileme gücü bu zorlu görevin işlevselliğini arttırmaktadır.

    Edebiyat, kültürü gelecek nesillere aktararak toplumsal birliğin ve iletişimin gerçekleşmesini sağlar.

    Örneğin, Yakup Kadri, Kiralık Konak adlı eserinde;

    İnsanlık tarihiyle var olan “gündelik hayat”, tekrar eden işlerin,alışkanlıkların oluşturduğu rutin ve sıradan bir düzendir. Sosyal bilimlerin dolaylı olarak işlediği kavram; moda, üslupsuzluk, bireysellik, yabancılaşma, kentleşme, sıradanlık, süreklilikle ilişkilidir. Bir anlamda “modernliğin arka yüzü” olarak da ele alınabilecek olan “gündelik hayat”, toplumsal alandaki büyük dönüşümlerin bireysel alana yansımalarını tespit etmek için önemlidir. “Gündelik hayat” her alanında olduğu gibi edebiyatta da tesirini göstermektedir. Edebiyatta “gündelik hayat”, modern hayatla birlikte bireyin doğadan, tarihten, üsluptan uzaklaşmasının sonuçlarını yansıtması ve “gündelik hayat”ın maskesini düşürmesi açısından önemlidir.

    Yakup Kadri’nin Kiralık Konak (1920) isimli eserinde, 20. yüzyılın başındaki toplumsal değişim, bir konak ve bu konakta yaşayan üç neslin hayatlarından yola çıkılarak anlatılmaktadır. Bu bağlamda romanda “gündelik hayat” ve “gündelik hayat”a uyum sağlamaya çalışan insanların çabası ve başarısızlıkları ele alınmaktadır. 

    Edebiyat ve Toplum İlişkisi

    Kuvvetli bir bağ içerisinde bulunan edebiyat ile toplum ilişkisini şu şekilde özetleyebiliriz:

    Sunumu sağ alt köşedeki menüden indirebilirsiniz. PDF indirmek için TIKLAYINIZ

    Edebiyat Toplum İlişkisi Sunum

    Yazı kaynağı : www.edebiyatnotu.com

    Edebiyat ve Toplum İlişkisi 11. Sınıf

    EDEBİYAT VE TOPLUM İLİŞKİSİ

    Edebiyat, ilhamını toplumdan alır ve yine topluma aktarır. Bir toplumun ruhu ne kadar özgür, yaşadığı çevre güzel ve tabii olursa, aynı zamanda sanat da bu ortamdan esinlenirse o toplumun yarattığı edebiyat da bir o kadar millî olur. Böyle bir toplumda yaşayan her insan, elde ettiği millilik vasfı ile milletine ait değerleri sözlü veya yazılı olarak dile getirir.

    Toplumsallaşma süreci tarihin en eski dönemlerinden beri süregelmektedir. Söz gelimi, Türkler İslamiyet’ten önce,
    yazının olmadığı devirde, kopuz eşliğinde çalıp söyleyen âşıklarıyla, Türk milletine ait destanları, manzumeleri
    dile getirerek bunları Türk insanının ruhunda dalga dalga hissettirmişlerdir. Bir millî marş veya toplumun ortak malı olmuş bir edebi eser, toplumda ortak hisler uyandırır; o toplumda yaşayan herkesin ruhunda aynı his ve heyecanı oluşturur. Bu his ve heyecanı oluşturan edebiyatçılar ve onların eserleridir. Bu nedenle sanatçıların halkın sesine kulak vermeden kendi alemlerine dalmaları hâlinde topluma ve kendilerine yararlı olmaları beklenemez.

    Edebî metinler (roman, hikaye, tiyatro, deneme, anı, gezi yazısı, vs.) toplumun hafızasını oluşturan bilgi depolarıdır.
    Bundan dolayı bir milletin ne olduğunu ya da ne olmadığını anlamak için o milletin edebiyatına bakılır. Edebiyatı
    olmayan millet, milletleşme sürecini tamamlayamamış demektir Güçlü bir edebiyat, köklü bir kültür demektir, kök
    bir kül bir devlet anlamına gelir. Dolayısıyla, milletlerin inşasında edebiyatın her zaman hayati bir konumu olmuştur.

    Edebî eserler, ait oldukları toplumun sosyal, siyasi yönlerini ve tarihî geçmişini yansıtır.

    Edebî eserler, toplumla, toplum sorunlarıyla iç içedir. Birçok şair veya yazar dönemindeki toplumsal sorunları veya
    olayları ele almıştır. Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Mehmet Akif, Tevfik Fikret, Kemal Tahir, Nazım Hikmet gibi pek çok sanatçı dönemindeki toplumsal sorunları ele almış ve topluma yol göstermiştir.

    Okuyucularının farkına varmadan çok ciddi bir şey daha yapar: Toplum hafızasını yönlendirir/değiştirir Çünkü roman, tarihi (buna biz toplum hafızası da diyebiliriz) kendine mal eder, anlattığı geçmişi tarihî bir forma sokar, tarihleştirir ve toplumu anlatarak yazıyla toplumun resmini çizer. Edebiyat, tarihten ve toplumdan koparılamayacağı için, ele aldığı konular da tarihi ve toplumu yönlendirebilir konular olmaktadır. Edebiyat, kimlik ve onun yaratılması üzerinde mühim rol oynar.

    Bazı sanatçılar, eserlerinde toplum sorunlarından uzak durup “sanat için sana ” anlayışını benimserken bazı sanatçılar ”toplum için sanat” anlayışını benimseyerek toplum sorunlarını ele almıştır.

    Sanat için sanat anlayışını benimseyen dönemler / anlayışlar

    Toplum için sanat anlayışını benimsemeyen dönemler / anlayışlar

    Edebiyat-Sosyoloji İlişkisi

    Yazı kaynağı : www.eokultv.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap