Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    edebiyat toplum ilişkisi ile ilgili kompozisyon

    1 ziyaretçi

    edebiyat toplum ilişkisi ile ilgili kompozisyon bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Edebiyat ve Toplum İlişkisi (Edebiyat ve Sosyoloji İlişkisi)

    Edebiyat ve Toplum İlişkisi (Edebiyat ve Sosyoloji İlişkisi)

    Edebiyat düşüncelerin, duyguların ve hayallerin insanlara estetik bir zevk içerisinde aktarılması sanatıdır şeklinde özetlenebilir. Düşünceler, duygular ve hayaller ise insana ait özelliklerdir. İnsan ise toplumu oluşturan çekirdek bir yapı özelliği taşır. Toplumun en temel yapı birimini oluşturan insanların hayalleri, duyguları ve düşünceleri de ister istemez ait olduğu toplumun özelliklerini barındıracaktır.

    Bu nedenle ortaya konmuş bir edebi eserin ait olduğu toplumdan ayrı değerlendirmek yapılabilecek en büyük yanlış olmaktadır. “Edebiyat ve Toplum İlişkisi” sadece bugün değil yüzyıllardır güçlü bir bağ içerisindedir. Herhangi bir dönemde yazılmış edebi eseri incelediğinizde ait olduğu toplumun yaşam biçimi hakkında bizlere ipuçları sunacağı şüphesizdir.

    Genel olarak sanatın toplum özelliklerini barındırması, bunu yüzyıllar geçse de yansıtabilmesinin yanı sıra aynı zamanda toplum sorunlarını dile getirmesi ve bununla birlikte toplumsal değişimde söz sahibi olması da söz konusudur. Edebiyat, toplumun sorunlarına kayıtsız kalamaz. Toplumun sorunlarını ele almayan bir edebiyat toplumdan kopmuştur ve ömrü çok da uzun olmayacaktır.

    Edebiyatın tanımda yer alan “insanlarda estetik bir zevk uyandırmak” ifadesi inkar edilemez bir gerçekliktir. Ancak edebiyat her zaman bireysellikler içinde boğulup gitmez. Diğer sanat dallarında olduğu gibi büyük bir sorumluluk üstlenerek toplumsal bir görev üstlenir. İnsanları etkileme gücü bu zorlu görevin işlevselliğini arttırmaktadır.

    Son birkaç yüzyıl içinde insanoğlu dünyanın seyrini hızlı bir şekilde değiştirmiş ve güçlü bir toplumsal kalkınma yaşanmıştır. Artık yeni dünyada edebiyat içerisinde değerlendirebileceğimiz yazın gücünün kitleleri etkilemesi ve toplumsal değişimlere katkı sağlaması noktasında çok önemli rolü olduğu yadsınamaz. Toplum içindeki değişimler (değişim inancı) hemen edebiyata yansır ve edebiyatın sahip olduğu toplum üzerindeki etki gücüyle de bu değişim sürecinin çarkları tamamlanmış olur.

    Türk Edebiyatı’nda Toplumsal İşlev

    Bizim edebiyatımızda uzun bir süre hakimiyet kuran “Divan Edebiyatı“nın toplumsal sorunlara değinmesi ya da toplumsal değişimlere önayak olması söz konusu olmamıştır. Çünkü özünde bireysel bir edebiyat olan ve sanatın kişisel olduğunu savunan bu edebiyat geleneği kendi toplumundan kopuktur. Ancak Tanzimat Edebiyatı ile birlikte edebiyatımızda toplum sorunlarının dile getirildiğini görürüz. Namık Kemal edebiyattaki bireyselliğe tepki göstermiş ve eserlerinde toplumsal konulara yönelmiştir. O dönem eserlerinde toplumsal bazı özelliklerin ve sorunların işlendiğini söyleyebiliriz.

    Servet-i Fünun ile birlikte tekrar bireyselliğe dönülmüştür. Dönemin baskıcı yönetiminin de etkisiyle Servet-i Fünuncular bireysel konuları işlemiş ve mümkün mertebe toplumsal sorunlardan kaçınmışlardır. Milli Edebiyat ile birlikte edebiyat artık aydın kesimin hayatını ele almaktan ziyade halka yönelmiştir. Yüzyıllardır yok sayılan Anadolu ve Anadolu halkı edebiyatın konusu olmaya başlamıştır. Özellikle Kurtuluş Savaşı ile birlikte Anadolu halkının göstermiş olduğu fedakarlık ve yeni devlet politikası edebiyat ile toplumu birleştirmiştir.

    Cumhuriyet ile birlikte edebiyatımız artık toplumun bir ifadesi konumuna ulaşmış ve toplumun yaşamış olduğu sıkıntılar güçlü bir şekilde dile getirilmiştir. Özellikle “Toplumcu Gerçekçi Yazarlar” edebiyatın toplumsal işlevi olduğunu savunmuş ve halkın sorunlarını dile getirmişlerdir. Bu bakımdan da toplumdaki değişime etkide bulunmuşlardır.

    Özetle Edebiyat ve Toplum İlişkisi

    Kuvvetli bir bağ içerisinde bulunan edebiyat ile toplum ilişkisini şu şekilde özetleyebiliriz:

    Edebiyatçının yaşadığı toplumdan ve olaylardan ayrı düşünülmesi mümkün değildir ki bu şekilde eserlerinde bir şekilde toplum hayatının izler bulunur. Aynı şekilde halkı tanıyan, onun duygularını ve hayallerini işleyen sanatçının eserleri toplum tarafından kabul görür ve eser kalıcı olabilir.

    Edebiyat ve Toplum İlişkisi PDF + Video (Deniz Hoca)

    Aşağıdaki bağlantılardan Deniz Hoca tarafından hazırlanmış olan “AYT Edebiyat Ders Notları PDF” dosyası ile slaytını indirebilir, öğrencileriniz ve arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.

    Aşağıdaki bağlantılardan Deniz Hoca tarafından hazırlanmış olan “Edebiyat Toplum İlişkisi PDF Çalışma Kağıdı” dosyası ile slaytını indirebilir, öğrencileriniz ve arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.

    İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILAR
    PDF / Slayt
    TYT Türkçe Notları PDF
    AYT Edebiyat Notları PDF

    Yazı kaynağı : www.edebiyatciyim.com

    Edebiyat Toplum İlişkisi

    Toplumsal kültürün öğelerinden birisi olan dil, aynı zamanda kültürün kuşaklar arasında aktarılmasını sağlayan en önemli araçtır.
    İnsanların birbirleriyle anlaşmaları, kaynaşmaları ve bu şekilde bir toplum oluşturmaları onların ortak bir dile sahip olma­larına bağlıdır.

    Her ulusun bir dili vardır. Yaşamı boyunca doğal çevresi, yaptığı işler ve denemeler, kullandığı araçlar, yetiştirdiği ve yararlandığı hayvanlar, uğradığı saldırılar, yaptığı savaşlar, duyduğu üzüntüler, sevinçler, ulusun diline yansır.

    Ulus bunlar için ayrı ayrı sözcükler yaratır. Yaşamından çıkardığı sonuçları söyler; bunlar birer atasözü olur. Yaşadığı büyük olayları öyküler, böylece o ulusun destanları doğar. Atasözlerini, destanlarını söy­leyiş yolu, o ulusun dilde güzellik anlayışını, söz sanatlarını yan­sıtır.

    Diğer bir ifadeyle, bir ulusun kültürü bütün yönleriyle dile yansır, dil ortamında yaşayarak gelecek kuşaklara aktarılır. Böylece sağlanan bilgi birikimi, toplumsal ilerlemenin, bilim ve teknolojideki gelişmenin de sağlayıcısı olur.

    Dil toplumsal yaşam açısından olduğu kadar, birey açısından da önemlidir. O, bir yandan bireylerin soyutlama yapabilmeleri, soyut düşünceler tasarlayabilmelerini sağlarken, diğer yandan da bu düşüncelerin bireyler arasında paylaşılmasını, öğrenmeyi, anlaşma ve kaynaşmayı sağlar; bireyin toplumla ilgili ilişkiler ku­rabilmesinin aracı olur.

    Ünlü düşünür Konfüçyüs’e atfedilen şu cümleler, dilin birey ve toplum açısından ne kadar önemli bir araç oldu­ğunun yaklaşık iki bin beş yüz yıl önce anlaşılması açısından ilginçtir.

    “Konfüçyüs’e sorarlar:

    “Edebiyat, aracı ve ortamı dil olan güzel sanat dalıdır.”

    Edebî metinler (roman, hikâye, tiyatro, deneme, anı, gezi yazı­sı, vs.) toplumun hafızasını oluşturan bilgi depolarıdır.

    Edebiyatı olmayan millet, milletleşme sürecini tamamlayamamış demektir. Güçlü bir edebiyat, köklü bir kültür demektir; köklü bir kültürü olan millet de sağlam temeller üzerinde güçlü bir devlet anlamı­na gelir.

    Yazı kaynağı : sanalderslik.net

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap