Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    edebiyat sözcüğünü ilk kim kullanmıştır

    1 ziyaretçi

    edebiyat sözcüğünü ilk kim kullanmıştır bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Edebiyat

    Edebiyat

    Edebiyat, literatür veya yazın; olay, düşünce, duygu ve hayalleri dil aracılığı ile estetik bir şekilde ifade etme sanatıdır.[1] Edebî yazılar yazan sanatçılara edebiyatçı denir. Daha kısıtlayıcı bir tanımla, edebiyatın; bir sanat formu olarak oluşturulan yazılar olduğu düşünülmüştür. Bunun nedeni, günlük kullanımdan farklı olarak edebiyatın, dil ürünü olması etkilidir. Edebiyatın, Hint-Avrupa dil ailesinde kullanılan kelime karşılıkları Latince "literatura/litteratura"dan türevlendirilmiştir. Literatura/litteratura ise Latincede mektup ve el yazısı anlamına gelen "littera" kelimesinden türemiştir.

    Edebiyatın konuları; deneme, drama, efsane, hikâye, roman ve şiirdir. Bazı edebiyat eserlerinde gerçeklik, kurmaca gerçeklik şeklindedir. Eseri ortaya koyan sanatçı gerçek hayattan esinlendiği olaylar ya da fikirler ile kendi kafasındakileri harmanlar. Bunun sonucunda eserler hem gerçek hayattan hem de sanatçının duygu, düşünce ve hayallerinden izler taşır. Edebiyat; genellikle yazılı ürünler için kullanılan bir terim olmasının yanında, aslında sözlü ürünleri de kapsayan bir genişliğe sahiptir. Bu şekilde yazılı olmayan ve halk anlatımlarıyla yaşayan edebiyata sözlü edebiyat adı verilmektedir.

    Edebiyat, kurgu veya gerçek algı temelinde sınıflandırılabilir. Yine edebî eserlerin tasnifindeki bir diğer ölçüt mevcut eserin manzum ya da nesir olmasıdır. Bu temel ölçütlerin yanında edebî eserler, büyüklük formlarına göre de farklı adlar altında toplanır. Örneğin hikâye, roman, kısa öykü veya drama birbirinden uzunluk kısalık ilişkisiyle de ayrılabilir. Bunların yanında, tarihsel süreç içerisinde edebiyatın sınıflandırılmasında estetiğin ve tür-şekil ilişkisinin de dikkate alındığı gözlemlenmektedir. Zaman içerisinde edebiyat kavramı büyük bir değişim geçirmiştir. Bugün için edebiyat, yazılı olmayan sözlü sanat formlarını da kapsamaktadır. Son yıllarda sanal ortamın gittikçe yaygınlaşmasıyla, edebiyatın yeni bir kolu olan e-ortam edebiyatı ortaya çıkmıştır.

    Etimoloji[değiştir | kaynağı değiştir]

    Edebiyat sözcüğü Arapçadaki أدب, edeb teriminden gelir ve görgü, terbiye, konuk ağırlama adabı, yaşam tarzına ilişkin hikâye ve gözlemlerden oluşan gibi anlamlara gelir.[2] Arapçadaki edeb teriminin kökeninin Sümerce olduğu düşünülmektedir. Nitekim Sümercede "é-dub-ba" (tablet ev) sözcüğü, "okul" manasına gelmektedir. Keza Arapçadaki yazı sanatıyla ilişkili başka kelimelerin de Sümerceden ödünç alınmış olması muhtemeldir[3].

    Türkçede edebiyat sözcüğü Tanzimat Dönemi'nde kullanılmaya başlanmıştır. Bundan önce ilm-i edeb, şiir veya inşâ gibi terimler kullanılmaktaydı.[kaynak belirtilmeli] Edebiyat sözcüğü ilk defa Şinasi ve Namık Kemal'in yazılarında kullanılmıştır. Sözcüğün Latince karşılığı olan litteratura Fransızcaya geçmiş (littérature) ve Fransızcadan da Türkçeye geçmiştir.[4]

    Tanım[değiştir | kaynağı değiştir]

    Edebiyatın, edebiyatçılar tarafından ortak bir kanıya varılmış bir tanımı bulunmamaktadır. Edebiyat tanımlanması Platon'un Devlet kitabından günümüze kadar sürmektedir.[5] Platon, edebiyatın genel anlamı ile hayatı yansıması olarak tanımlamış ve bu betim günümüze kadar varlığını korumuştur. Fransız roman yazarı Stendhal "Bir roman yol boyunca gezdirilen ayna demektir.", Georgi Plehanov ise "Edebiyat ve sanat, hayatın aynasıdır" demiştir. Bu tanımlamaları M. Parkhomenko ve A. Myasnikov "Sanat çoğu kez aynaya benzetilir. Bu benzetmenin yanlışlığı, on dokuzuncu yüzyıl klasiklerinin bile gözünden kaçmamıştır. Ayna, karşısında duran nesneleri donuk biçimde yansıtmaktan öte bir şey yapmaz, oysa sanat gerçeğin özüne doğru çok inebilmek için gerçeği seçer, çözümler ve yeniden biçimlendirir." şeklinde eleştirmişlerdir.[6][7]

    Boris Suchkov ise iki fikrin sentezi "Sanat ve edebiyat yapıtlarının çizdiği dünya, gerçekliğin körü körüne bir kopyası değildir, ama, dünyanın rengini ve kokusunu kendinde muhafaza eder, şu basit nedenle ki, sanat her zaman için doğanın ve insan hayatının en özlü yanlarını ele almıştır. Her hakiki sanat yapıtının bir bildirisi olması gerekir; bu bir sanat yapıtının var olabilmesinin temel koşulu ve hayatî ögesidir. Sanat, gerçekliğin büyük disiplinine ancak boyun eğebilir, ona yardım edemez…" tanımını oluşturmuştur.[8]

    İngiliz edebiyat eleştirmeni Terry Eagleton "Sağlam ve değişmez değerleri olan ve birtakım ortak özellikleri paylaşan eserler anlamında bir edebiyat tanımı olamaz" demiştir.[8][9]

    Edebiyat teorileri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Edebiyatın sınırları önceden belirlenmiş form ve kurallara göre tasarlanarak oluşturulan bir üretim mi yoksa baştan tasarlanamayan üretim sırasında bilinçaltı ve geçmiş tecrübelerin ışığında oluşturulan özgün bir eser mi olduğu Eski Yunan'da bu yana tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Öyleyse edebi metnin üretimini sorgulayan iki ana görüş vardır.[10]

    Kurgucu anlayış[değiştir | kaynağı değiştir]

    İlk temsilcisi Aristoteles olup, ünlü düşünür Poetika adlı çalışmasında tragedyayı enine boyuna incelerken kurguyu ön plana çıkararak, sanatsal dışavurumu ikinci plana atmıştır.

    Dışa vurumcu anlayış[değiştir | kaynağı değiştir]

    MS. 1. yüzyılda Eski Romalı düşünür Longinus Peri Hypsous (Yücelik Üzerine) adlı çalışmasında bir eserin sanatsal değerinin içindeki coşku miktarı ile ölçülebileceğini iddia ederek kurgucu anlayışı reddetmiştir.[kaynak belirtilmeli]

    20. yüzyıl'dan itibaren her iki anlayışın ortaklaşa yansıtıldığı eserler üretilmiştir. Söz gelimi James Joyce’un Ulysses adlı romanı hem kusursuz bir kurguya sahip hem de dışavurumun yoğun kullanıldığı devrimci bir çalışma olarak dikkat çekmektedir.[kaynak belirtilmeli]

    Edebiyat türleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Türk edebiyatı[değiştir | kaynağı değiştir]

    Türkçe olarak üretilmiş sözlü ve yazılı metinleri. Türk dilinin, Türkiye topraklarında gelişen ilk ürünleri 13. yüzyılın sonu ile 14. yüzyılın başlarına aittir.[11] 19. yüzyıla kadar İran-İslâm medeniyeti çerçevesinde gelişen Türk edebiyatının ürünleri Halk edebiyatı ve Divan Edebiyatı olarak birbirinden farklı yanları olan iki kolda gelişti.[12] Osmanlı sarayı çevresinde, Fars edebiyatı'nın etkisiyle üretilen klasik edebiyat denilen divan edebiyatı ağır basarken halk arasında, sözlü gelenek uzun bir zaman devam etti.

    İngiliz edebiyatı[değiştir | kaynağı değiştir]

    İngilizce olarak icra edilen edebiyat türü. Bu alanda eser veren sanatçıların ille de İngiliz olması gerekmez. Polonyalı Joseph Conrad, İskoç Robert Burns, İrlandalı James Joyce, Galli Dylan Thomas, Amerikalı Edgar Allan Poe, Hint Salman Rushdie, Karayipli V.S Naipaul İngilizce olarak birçok edebi eser vermişlerdir. Diğer bir deyişle, İngilizce Edebiyat dünyada konuşulan İngilizcenin çeşitli varyasyonları ve lehçeleri gibidir. Akademik alanda, İngilizce Edebiyat, İngilizce üzerinde çalışan bazı bölümlere, ikincil ve üçüncül eğitim sistemlerine ad olabilmektedir. İngiliz Edebiyatı'ndaki çok sayıda yazar çeşitliliğine rağmen, William Shakespeare'in eserleri, İngilizce konuşan dünya genelinde en önemli noktada yer almaktadır.

    Alman edebiyatı[değiştir | kaynağı değiştir]

    Orta Avrupa'da yaşayan Almanca konuşan toplulukların edebi yaratısı. Almanya, Avusturya, İsviçre ve bunların yanındaki Alsas (Fransa), Bohemya (Çek Cumhuriyeti) ve Silezya (Polonya) gibi bölgelerdeki çalışmaları kapsar.

    Fransız edebiyatı[değiştir | kaynağı değiştir]

    Fransızca kullanılarak ortaya çıkan edebiyat ürünlerini kapsar. Dünyanın en zengin ve en etkileyici edebiyatlarından biridir. Fransız yazarlar başta epik şiir, lirik şiir, drama ve kurgu olmak üzere edebi yazınların tümüne katkıda bulunmuşlardır. Fransız edebiyatı birçok ülkedeki yazarların çalışmalarını derinden etkilemiştir. 1600'lerde, Klasizm denen Fransız kültürel hareketi tüm Avrupa edebiyatında önemli etki bırakmıştır. 1700'lerin Fransız yazarları Avrupa edebiyatını kontrol altına almışlardı. 1800'ler boyunca, realizm ve sembolizm, birçok dilde yazan yazarların çalışmalarını şekillendirmesine yardımcı olmuştu. 1900'lerde ise, Gerçeküstücülük (Sürrealizm) ve Egzistansiyalizm (Varoluşçuluk) Fransa sınırlarının dışına çıkarak diğer yazarlar, sanatçılar ve düşünürlerin çalışmalarını geniş ölçüde etkilemiştir.

    İtalyan edebiyatı[değiştir | kaynağı değiştir]

    İtalyan yazarlarca İtalyanca yazılmış edebiyat yapıtlarını kapsar. İtalya'nın siyasal birliğini 19. yüzyıla kadar kuramaması ve Katolik Kilisesi'nin etkisiyle, yazılı metinlerde uzun süre Latince kullanılmış ve yerel bir dilin yaygınlaşması öbür Avrupa ülkelerine göre daha geç başlamıştır. 12. ve 14. yüzyıllar arasında İtalya'da Fransızca düzyazı ve koşukla yazılmış romanslar okunmuş ve klasik metinlerden uyarlamalar yapılmıştır. Böylece 13. yüzyılda bir Fransız-İtalyan edebiyatı gelişmiştir. İtalyanlar Fransız öykülerini çoğu zaman uyarlayarak ve bunlara çeşitli eklemeler yaparak kaleme almışlardır. Bu edebiyatta Fransızca kullanılmakla birlikte, yazarlar yapıtlarına yer yer kendi lehçelerinin özelliklerini de katmışlardır.

    Rus edebiyatı[değiştir | kaynağı değiştir]

    11. yüzyılda Ruslar'ın Hristiyanlık'ı benimsemesinden sonra yazılan yapıtlarla başlar. Doğu Slav toplulukları ilk kez 10. yüzyılın hemen başında Kiev'de merkezi bir yönetim altında bir araya gelmişlerdi. Aynı yüzyılın sonlarında Kiev prensi tarafından benimsenen Hristiyanlık'ın halkın arasında yayılmasıyla okuryazarlık gelişebilme olanağı buldu. Bu yeni dinle birlikte Rusya'ya Yunanca ya da Slavca dinsel yapıtlar girdi. Yunancadan çeviriler yapılmaya başlandı.

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Türk dili ve edebiyat tarihi

    Edebiyat eserlerini zengin bir dil bilgisi ve ona bağlı oluşan üslup edebi yapar.
    Bu nedenle Türk dili, Türk edebiyat tarihi eserleriyle öğrenilmelidir.

    Edebiyat millet olmanın en temel göstergesidir. Sözlü ve yazılı edebiyat ürünleri, toplumların sosyokültürel yapılarını her yönüyle tespit eder ve tanınmalarını sağlar. Edebiyat ürünleri vasıtasıyla toplumların milli şuurları hissedilir.

    Savaşlar, göçler ve tabii afetler, toplumun yaşam biçimindeki değişiklikler, aşk ve doğadaki güzellikler edebiyata etki eden olaylardır. Toplumların tarihsel süreçte oluşmaya başlamasıyla beraber o toplumun duygu ve düşünceleri, tarihsel eylemleri, sanatsal ürünleri ve psikolojilerinin takip edilmesinde edebiyat ürünlerinin etkisi oldukça önemlidir. Böylece mevzubahis milletin edebiyatı aynı toplumun başta sosyoloji ve tarihiyle iç içe girmiştir. Sanat ve din birlikte ve ayrı ayrı tarihsel, toplumsal ve işlevsel olarak ifade edilir. Sanat tarihi, din tarihi gibi. Edebiyatlarını oluşturabilmiş milletlerin de edebiyat tarihleri son derece geniş bir yelpazeye sahip olmakla birlikte kendine has üslubuyla kültür dünyasının estetiğini meydana getirir.

    Edebiyat ve Tanzimat

    Türk edebiyatında “edebiyat” kavramı Tanzimat’tan sonra kullanılmaya başlanmıştır. İlk defa Şinasi bir yazısında “lenn-i edeb” terimini kullanır. Daha önceleri “şiir ve inşa (nesir)” olarak ifade edilirken Şinasi, “iyi ahlak öğretme amacında ortaya konulan ürünler” diye edebiyatı tanımlar. Ve bu şekilde edeb öğretenlere de “edib” adı verilir. Edebiyat kelimesi, edebiyat dünyamızın üstad-ı ekremi olarak bilinen Recaizade Mahmut Ekrem’in bir eserine “Talim-i Edebiyat” adını koymasıyla birlikte yaygınlaşır.

    Edeb kelimesinden türetilen edebiyat terimini ilk defa kimin kullandığı bilinmemektedir. Edeb öğreten kişi olan edip isminin ise Edip Ahmed’e erken dönem Türk edebiyatında verilmiş olması ilginçtir. “Atabetü’l Hakayık” adlı eserin yazarı olarak bilinir. 12. asırda aruz ölçüsü ve dörtlüklerle yazılan eser “gerçeklerin eşiği” anlamını taşır. Edip Ahmed bu eserini Karahanlı beylerinden olan Muhammed Dad’a sunmuştur. Ahlaklı insan olmanın yollarını, ahlak ilkelerini açıklamış ve çeşitli öğütlerde de bulunmuştur.

    “Hibetü’l Hakayık” olarak da bilinen eserde Edip Ahmed; dünyayı, insanı, Yaradan’ı bilmenin akıl (bilim) yoluyla olabileceğini izah eder. Kaşgar diliyle, Uygur harfleriyle Türk dili ve edebiyat tarihiyazılan eserin ilk yazması İstanbul Ayasofya Kütüphanesi’ndedir. Didaktik bir eser olmakla birlikte konusu din ve ahlaktır. Eserde bol bol telmih (hatırlatma) sanatı kullanılmıştır.

    Dev eser ve yazarı

    Türk edebiyatının başyapıtlarından biri de “Kutadgu Bilig”dir. Eseri Yusuf Has Hacib yazmış, 1079’da Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a sunmuştur. “Mutluluk veren bilgi” anlamını taşıyan eser, insanlara
    dünyada mutlu, adaletli, saadetli olmaları için gereken yolları işaret
    eder. “Atabetü’l Hakayık” gibi mesnevi tarzında yazılmıştır.

    Bu dönem Türk edebiyatının bir başka dev eseri “Divanü Lugati’t - Türk” olup yazarı Kaşgarlı Mahmut’tur. Yusuf Has Hacib’in çağdaşıdır. Birlikte ortaya koydukları eserlerle Türk dili birliği için büyük katkı sağlamışlardır. İlk Türk haritacısı da sayılan Kaşgarlı Mahmut bu eseriyle Türk boylarının kullandığı ağızları tespit etmiş; Türk dilinin zenginliğini korumak ve diğer dillerin etkisinden kurtarmak için yüklendiği büyük sorumlulukla eserini meydana getirmiştir. Edebiyat eserlerini zengin bir dil bilgisi ve ona bağlı oluşan üslup edebi yapar. Türk dili, Türk edebiyat tarihi eserleriyle öğrenilmelidir. Aksi halde Türkçe gittikçe daha da fazla kısırlaşacaktır.

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    Türk edebiyatında ilk edebiyat kelimesini kullanan yazar-şair kimdir?

    Edebiyat dersini kim buldu?

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap