Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    edebiyat neden diğer bilim dallarıyla ilişkilidir açıklayınız

    1 ziyaretçi

    edebiyat neden diğer bilim dallarıyla ilişkilidir açıklayınız bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Edebiyat neden diğer bilim dallarıyla ilişkilidir, açıklayınız | Edebiyat hangi bilim dallarıyla ilişkilidir

    Edebiyat�n Di�er Bilim Dallar�yla �li�kisi

    Edebiyat, g�zel sanatlardan biri olmas� yan�nda olu�turdu�u sanat�n kurallar� ve �r�nleriyle u�ra�an bir bilim dal� olarak da de�erlendirilebilir. Edebiyat, �r�nlerini ortaya koyarken ve bu �r�nleri incelerken �e�itli bilim dallar�yla ili�ki kurar.

    a) Edebiyat ile Tarih Aras�ndaki �li�ki

    �� i�e girmi� olan bu ili�kiyi �� y�nde inceleyebiliriz. Her edeb� metnin, i�inde olu�tu�u tarih� bir d�nem vard�r ve edeb� metinlerin hepsinde bu tarih� d�nemlerin izlerini g�rmek m�mk�nd�r. Edeb� metinlerin temas�n� tarih� d�nemler etkiler, bu eserleri do�ru yorumlayabilmek i�in o d�nemin tarih� olaylar�n� iyi bilmekgerekir. Baz� edeb� metinler, olu�tu�u d�nemin izlerini ta��rken, baz�lar� da konusunu tamamen tarih� ger�eklerden alabilir. Bu t�r metinler, tarihe ���k tutabilir, tarih bilimine kaynakl�k edebilir. G�kt�rk Kitabeleri'ni bu duruma �rnek olarak g�sterebiliriz. Edeb� eserler ve yazarlar� d�nemleri ile birlikte inceleyen edebiyat tarihi, tarih biliminin metodundan yararlan�r.

    �nsanl���n toplumsal, k�lt�rel, ekonomik geli�mesini belgelere dayanarak anlatan bilim dal�na "tarih" denir. �nsan�n ge�mi�e kar�� duydu�u merak�n, yar�na ait endi�elerinin ve varl���n� s�rd�rebilmek i�in g�sterdi�i �abalar�n bir �r�n� olan tarih, insan topluluklar�n�n yer-zaman g�stererek hayat�n�, k�lt�r ve uygarl�klar�n� anlat�r.

    �nsan� ilgilendiren her �ey, tarihin i�indedir. Edebiyat tarihi ara�t�rmalar�n�n temeli olan edeb� eserin konusu da insand�r. Her ikisinin ortak noktas� ise insanla ilgili ger�ekleri vermeye �al��mas�d�r.

    Edebiyat tarih�isi ve tarih�i "ge�mi�" �zerinde �al���r; Ama ayn� y�ntemi kullanmakla birlikte, uygulamada birbirlerinden ayr�l�r. Tarih�inin �zerinde �al��t��� ge�mi�, art�k devrini tamamlam��, tarihin mal� olmu�tur. Edebiyat tarih�isinin konusu olan ge�mi� ise sanat eserleriyle varl���n� s�rd�rmektedir.

    Tarih�i, ki�iler �zerinde olaylarla ilgisi oran�nda dururken; edebiyat tarih�isi, sanat eserlerini olu�turan belirli ki�iler �zerinde durur.

    Edebiyat tarih�isi, sanat��n�n �zelliklerini ve onun inceledi�i �a��n dilini, zevkini, edeb� karakterini inceler. Bu ba�lamda sanat��n�n �zelliklerini ve �a�da�lar�ndan ayr�ld��� noktalar� saptar. Edeb� eserlere y�nelik ara�t�rmalar yapar. Tarih�i, inceledi�i eserlerdeki ki�isel g�r��leri bir yana b�rakmak zorundayken, edebiyat tarih�isi bu b�l�mleri de�erlendirerek yazar� eserinden hareketle tan�maya �al���r.

    Tarih�i ve edebiyat tarih�isinin de�erlendirmeye al�nan kaynaklar kar��s�ndaki tutumlar� da farkl�d�r. Kaynaklar tarih�i i�in yan�lt�c� ve tarafl� yaz�lm�� olabilir. H�lbuki sanat eserleri kendilerini oldu�u gibi yans�t�r.

    Tarih, toplumlar�n ge�mi�teki ya�am�n� inceler. �evre, k�lt�r, ekonomi, g�zel sanatlar gibi insan� ilgilendiren her �ey onun ilgi alan�na girer. Edebiyat tarihinin konusu ise edeb� eser, o eseri ortaya koyan sanat�� ve edeb� eserin ortaya kondu�u d�nemdir. Edebiyat tarihi, sanat��y�, eseri ve eserin ortaya kondu�u d�nemi inceleyerek belli bir d�nemin sanat anlay���n� ortaya ��kar�r. O d�nemde be�enilen eserleri, eserlerin etkilendi�i ak�mlar� belirler.

    Edebiyat tarihi asl�nda tarihin edebiyat� etkileyen, �ekillendiren y�n�ne e�ilir. Tarihin alt koludur. Ancak tarih�ilerin yapt��� gibi, olaylar neden - sonu� ili�kisi i�inde incelenmez. Bu y�n�yle de edebiyat tarihi, genel tarihten ayr�l�r.

    Tarihin inceledi�i olay bitmi�ken, tarihe ge�mi�ken; edebiyat tarihinin konusu olan edebi eser canl�d�r ve bug�ne ula�t��� i�in h�l� ya�amaktad�r. T�rk toplumu a��s�ndan bakt���m�zda "Orhun Abideleri"nde anlat�lan olaylar �oktan olup bitmi�, tarihe mal olmu�tur. Olaylar bug�n varl���n� s�rd�rmemektedir. Ancak "Orhun Abideleri" fiziksel olarak h�l� vard�r ve �nemli bir edeb� de�erdir. Yani Orhun Abideleri edeb� eser olarak canl�d�r.

    Tarih�inin tarafs�z olma zorunlulu�unun yan�nda, edebiyat tarih�isi, bir edeb� eseri incelerken, onun ta��d��� sanat tazeli�i kar��s�nda tarafs�z ve heyecans�z kalamaz. Sanat��lar eserlerine kendi duygu ve d���ncelerini yans�t�rlar. Ortaya ��kan edeb� eser sanat��dan derin izler ta��r. Edeb� eserin en �nemli �zelliklerinden biri de "etkileyicilik"tir. Bu ba�lamda edeb� eseri inceleyen edebiyat tarihi de edeb� eserden etkilenir. Dolay�s�yla edebiyat tarihinin tarafs�zl���n� korumas� �ok zordur. Oysa tarih, olaylardan etkilenmez. Tam bir tarafs�zl�kla olaylar� inceler. Olaylar� neden- sonu� ili�kisi i�inde ortaya koyar. Bunu da kan�tlar�n� a��klayarak yapar.

    Edebiyat tarihinin amac�, edeb� eseri incelemektir. Bu ba�lamda onun amac� sanatsald�r. Oysa tarih i�in �nemli olan bilgidir. Bu bilgi sanatsal bir nitelik ta��mayabilir. Edebiyat tarihi i�in edeb� eserin kendisi �nemliyken, tarih i�in eserden elde edilecek bilgi �nemlidir.

    Tarih� olaylar�n ise edebiyat �zerinde etkisi b�y�kt�r. Edeb� eserleri yaz�ld��� d�nemin tarihi bilinmeden tam olarak anlayabilmek ve yorumlayabilmek m�mk�n de�ildir. Ancak sanat��n�n, tarih� bilgileri aynen kullanmak zorunda olmad���; gelecekte tarih kavramlar�n� kullanmak ve olay �rg�s�n� istedi gibi d�zenlemek bak�m�ndan �zg�r oldu�u unutulmamal�d�r.

    B�t�n bu farkl�l�klara ra�men tarih ile edebiyat tarihi aras�nda �ok s�k� bir ili�ki vard�r. Edebiyat tarihi ve genel tarih birbirini tamamlar. Birtak�m y�ntemsel farkl�l�klar bu ger�e�i de�i�tirmez. Bir ulusun ge�mi�teki duygu, d���nce ve k�lt�r hayat�n� yans�tan uygarl�k tarihi, genel tarihin �nemli bir koludur. Ayn� amaca hizmet eden edebiyat tarihleri, tarih�ilerin ba�vuraca�� �nemli kaynaklardan biri say�lmaktad�r. Baz� edeb� eserler, tarihi ayd�nlatma bak�m�ndan b�y�k �nem ta��r. Tarih �ncesi d�nemleri ayd�nlatmada kaynak g�revi g�ren "destanlar"; siyasal, sosyal ve ekonomik hayat hakk�nda bilgiler veren "gazavatn�me, seyehatname, sefaretname, siyasetname, hat�ra ve tezkireler" tarih ara�t�rmalar�nda ba�vurulacak kaynaklard�r. �rne�in bir edeb� eser olan Evliya �elebi'nin "Seyahatname"si, tarih�iler i�in de �nemli bir kaynakt�r.

    Toplumlar�n ilk edeb� �r�nleri olan destanlar da tarih bilimi i�in �nemli kaynaklar aras�nda yer al�r. "Yarat�l��, G��, Ergenekon, �lyada ve Odysseia, �ehname, Kalevela" gibi destanlar incelenerek toplumlar�n ya�amlar�, k�lt�rleri, inan�lar� hakk�nda bilgiler edinilir. �rne�in O�uz Ka�an Destan�'n� incelerken o d�nemin tarihi ile ilgili �nemli bilgilere ula��l�r. Yani edeb� eser bir anlamda tarih� belge niteli�indedir. Tarihin �nemli kaynaklar�ndan biridir. Bu eserler, iki bilim dal� i�in vazge�ilmez kaynaklard�r.

    Tarihi Metinlerle Edebi Metinlerin Farklar�

    Bir sanat�� herhangi bir edeb� t�rde eser verdi�inde ortaya ��kan metne "edeb� metin" denir. Edeb� metinler toplumlar�n ortak mal� da olabilir. �zellikle "efsane, destan, masal, t�rk� ve halk hik�yeleri"nin olu�turdu�u edeb� metinlerin belli bir yarat�c�s� yoktur. B�yle metinler toplumlar�n ya�ay���ndan do�ar ve toplumlar�n ortak de�erlerini yans�t�r.

    Edeb� metinler ger�ek bir olaya dayansa da temelde kurgusald�r. Onu ortaya koyan ki�inin ya da toplumun duygular�n�, d���ncelerini, hayallerini, �zlemlerini yans�t�r. ��inde ger�ek olmayan; hatta ak�l d��� unsurlar bar�nd�rabilir. Edeb� metinler insanlar�n veya toplumlar�n ya�am� i�inde ortaya ��kar. �nsan d���n�r, hisseder, hayal eder ve bunlar� edeb� �r�n olarak ortaya koyar. Bu ba�lamda edeb� metin, ortaya kondu�u d�nemin bak�� a��s�n� ve �zelliklerini yans�t�r. Edeb� metinde bir olay anlat�l�rken anlat�c�n�n duygular�, sezgileri, hatta hayalleri i�in i�ine girer. �rne�in destanlarda ola�an�st� pek �ok ki�i ve olaya rastlan�r.

    Tarih ise, insanl���n toplumsal, k�lt�rel, ekonomik geli�mesini belgelere dayanarak anlat�r. Bunu her �ey olup bittikten �ok sonra yapar. Tarih, bir bilim oldu�u i�in tarih� metinler de bilimsel metnin �zelliklerini ta��r. Bu metinlerde ger�ek d��� unsurlara rastlanmaz. Hayaller, duygular, �zlemler, hisler yer almaz. Tarih, nesnel olmaya �al���r. Tarih� metinlerde bireysel veya toplumsal yarat�c�l�k aranmaz. Tarih� metinler olan� yans�t�r. Olaylar�n foto�raf�n� �eker. Bunu da delilleriyle ortaya koyar. Tarih� metinler bir ara�t�rma �r�n�d�r. Ortaya kondu�u d�nemin bak�� a��s�na g�re olu�turulur. Hi�bir �eyi de�i�tirmez, var olan� ortaya koymaya �al���r. Bilim adam� tarih� metinleri olu�tururken i�in i�ine kendi duygular�n�, hayallerini katmaz.

    �rne�in Orhun Abideleri edeb� metin olarak, ortaya kondu�u d�nemi g�n�m�ze ta��r. Bu abideler, tarih bilimi a��s�ndan incelendi�inde ise o d�nemle ilgili bilimsel yarg�lara ula�may� sa�layan kaynak niteli�ine b�r�n�r. Bilim adamlar�n�n o d�nem ile ilgili �al��malar�na kaynakl�k eder. Yani edeb� metin tarihten g�n�m�ze bir k�pr� kurarken, tarih de g�n�m�zden ge�mi�e bir pencere a�ar. Dolay�s�yla edeb� metin bir sanat eseridir, tarih� metin ise bilimsel bir �r�nd�r.

    Edeb� metinlerde estetik zevk esast�r. Bu metinler okuyanlar�, dinleyenleri etkilemeyi ama�lar. Bunu yaparken "yarat�c�l�k'tan ve "hayal g�c�"nden alabildi�ine yararlan�r. Tarih� metinler ise "yararl�l���" esas al�r. Ge�mi�i ��renmeye y�nelik bir etkinliktir. Bu nedenle tarih� metinlerde "hayal g�c�" ve "yarat�c�l�k" gibi niteliklere rastlanmaz.

    Edeb� eser, bir sanat �r�n�d�r. Sanat �r�n� bilgi vermeyi ama�lamaz. Onun ��retici olma zorunluluk yoktur. Oysa bilimin temel nitelikleri aras�nda "yararl�l�k" ve "��reticilik" de vard�r. Bir bilim dal� olan tarih de bu nitelikleri dikkate almak zorundad�r. Dolay�s�yla edeb� metin ile tarih� metinler bu noktada da farkl� �zelliklere sahiptir.

    Edebiyat tarihi, bir bilim dal�; edebiyat ise bir sanatt�r. Bilim, genel konularla ilgilenir. Deney ve g�zleme, istatistik verilere dayanarak her zaman, her yerde ge�erli olan kurallar belirler. ��retmeyi, bilgilendirmeyi ama�lar. Edebiyat ise yer ve zamana g�re de�i�en �zel konular� sezdirici, duyurucu bir tutumla ele al�r. Ger�ekte o, de�i�en olgular arkas�nda de�i�meden kalan "a�k, �l�m, �zlem, ya�ama sevinci" gibi evrensel de�erleri i�ler. Bir edeb� eseri ya�atan da bu kal�c� de�erlere dayanmas� ve iyiden de �te g�zel yaz�lm�� olmas�d�r. Bu ba�lamda, edeb� metinler sanatsal; tarih� metinler ise bilimsel niteliklere sahiptir.

    Ayr�ca bak�n�z->> Edebiyat-Tarih �li�kisi

    b) Edebiyat ile Co�rafya Aras�ndaki �li�ki

    Her edeb� metnin - �zellikle olay ve durum metinlerinin - �nemli unsurlar�ndan biri de yerdir. Olaylar, bir mek�nda ortaya ��kar ve o mek�n�n izlerini ta��r. B�ylece, co�rafya edebiyat �zerinde etkili olur. Baz� edeb� metinlerin yaz�l�� amac�, belli bir co�rafi b�lgeyi tan�tmakt�r. Gezi yaz�lar�, egzotik romanlar bu t�rden eserlerdir; bunlar her iki bilim i�in de �nemli kaynaklard�r.

    Evliya �elebi'nin Seyahatnamesi, hem edebiyat hem tarih hem de co�rafya bak�m�ndan �nemli bir eserdir. Co�rafya kitaplar�nda, co�raf� bilgiler veren dergilerde, ansiklopedilerde, edebiyat�n anlat�m bi�imlerinden biri olan "a��klay�c� betimleme" kullan�l�r. Bu y�n�yle co�rafya bilimi, edebiyattan yararlanm�� olur.

    c) Edebiyat ile Sosyoloji Aras�ndaki �li�ki

    Edebiyat�n konusu insand�r ve insan toplum i�inde ya�ayan bir varl�kt�r. Edeb� metinler, insan�, insan�n di�er insanlarla ili�kilerini i�ler. Sosyoloji ise toplum bilimidir. Bu y�n�yle her iki bilimin konusu ortakt�r. Baz� edeb� metinler, sosyoloji bilimine kaynakl�k edebilir, ��nk� edeb� metinlerde insan ili�kileri a��s�ndan bol malzeme vard�r. Ancak, edeb� metinler olu�turulurken ger�eklerin de�i�tirilip d�n��t�r�ld��� unutulmamal�d�r. Baz� edeb� ak�mlar ve edeb� d�nemlerin baz� temsilcileri, topluma y�n vermeyi, sosyal fayda sa�lamay� ama�lar. B�ylece edebiyat toplumu etkiler ve sosyolojinin inceleme alan�na girer. �rne�in; Recaiz�de Mahmut Ekrem'in "Araba Sevdas�" adl� roman�, Bat�l�la�may� yanl�� anlayan z�ppe tipini, Halit Ziya'n�n "Mai ve Siyah" adl� roman� da Servet-i F�nun sanat��lar�n� anlat�r.

    Toplumun olu�um, i�leyi� ve geli�im yasalar�n� inceleyen bilim dal�na "toplum bilimi (sosyoloji)" denir. Ba�ka bir s�yleyi�le, toplum bilimi, insanlar�n ya�ay��lar�n�, bu ya�ay��lar� d�zenleyen ve y�neten yasalar� ara�t�ran, inceleyen bir bilim dal�d�r. Bu bilim dal� "dil, din, ahlak, gelenek, g�renek, k�lt�r, uygarl�k, millet" gibi d���nce ve kavramlar�n �nem ve etkinlik kazanmas�na, de�erlendirilmesine yard�mc� olur.

    Toplum bilimi, insan topluluklar�n�n �e�itli kurum ve kurallar�n� k�lt�r eserlerini, yaln�z toplumun olu�umu a��s�ndan ara�t�r�r ve de�erlendirir. Belli bir toplumdan sa�lad��� verileri, o toplumun geli�im sorunlar�n�, kurum ve kurallar�n�, k�lt�r a�amalar�n�n d�n���m �e�itlerini a��klamak i�in kullan�r.

    Edebiyat tarihi ise bir ulusun kendi tarihi boyunca olu�turdu�u b�t�n s�zl� ve yaz�l� edebiyat �r�nlerini inceleyerek o ulusun ge�irdi�i duygu ve d���nce a�amalar�n� ortaya koyar. Toplum bilimi genel, edebiyat tarihi �zeldir. Toplum bilimi evrensel, edebiyat tarihi ulusald�r. Ancak edebiyat tarihi kendisi i�in gerekli olan �n bilgilerin b�y�k bir b�l�m�n� toplum bilimi arac�l���yla sa�lar. Onun ara�t�rma inceleme ve de�erlendirmelerinden b�y�k �l��de yararlan�r.

    Edebiyat tarih�isi, edebiyat tarihini olu�turabilmek i�in toplumu kaynaklar�ndan ba�layarak, tarihin ak��� i�inde b�t�n�yle izlemek, eserleri, yazarlar� ve edeb� ak�mlar�, onlar� olu�turan nedenleri ara�t�rmak zorundad�r. Edebiyat tarih�isinin edebiyat tarihiyle ilgili b�t�n �r�nleri toplum bilimi ����� alt�nda incelemesi gerekir. ��nk� edebiyat tarih�isine nedenleri ara�t�rmas�nda, onlar� birbirine ba�layan kar���k etkenleri ay�rmas�nda, sonra yeniden toparlay�p birle�tirmesinde en �nemli yol g�sterici toplum bilimdir.

    Edeb� eserleri ortaya koyanlar insanlard�r, insanlar bir toplumda ya�ar. Ya�ad�klar� toplumun �zelliklerini de ortaya koyduklar� edeb� eserlere ister istemez yans�t�rlar. Toplumlar�n �zellikle gelenek, g�renek ve ya�am bi�imleri edeb� eserlere yans�r. Bu bilgiler edebiyat tarihine de toplum bilimine de kaynakl�k eder. O y�zden, edebiyat tarihi incelenmeden toplum bilimi hakk�nda h�k�m vermek tam do�ru olmaz.

    d) Edebiyat ile Psikoloji Aras�ndaki �li�ki

    Edeb� metinler yazarlar taraf�ndan olu�turulur (Anonim olanlar hari�). Bu eserler, bire bir yazarlar�n ya�ant�lar�n�, duygular�n� yans�tmasalar da onlardan izler ta��r. Yani, edeb� metinlerde yazar�n psikolojisinden izler vard�r; derinlemesine ve bilimsel yap�lan bir incelemeyle, eserler bizi yazarlar�n ruh d�nyas�na g�t�rebilir. Edeb� eserler, insan� her y�n�yle ayd�nlat�r. �nsan�n ruh d�nyas�na a��rl�k veren psikolojik eserler (romanlar, duygu a��rl�kl� �iirler...) insanlar�n ruh ��z�mlemelerini yapar; bu ��z�mlemeler, �evremizdeki insanlar� daha iyi anlamam�zda, "Bin bir �e�it insan�n, bin bir �e�it h�li vard�r." diyerek olaylar�, durumlar� yorumlamam�zda bize yard�mc� olabilir. Mehmet Rauf'un "Eyl�l", Peyami Safa'n�n "Dokuzuncu Hariciye Ko�u�u" adl� romanlar� buna g�zel birer �rnektir. Bu t�r eserler, psikoloji bilimi i�in de �nemli malzemelerdir. Ancak, edeb� eserlerin, ger�e�in de�i�tirilip d�n��t�r�lmesiyle olu�turuldu�u unutulmamal�d�r. Bire bir ger�e�i yans�tmasa da anlat�lan olaylar�n ve ki�ilerin benzerlerini g�nl�k hayat�m�zda g�rmemiz m�mk�nd�r.

    e) Edebiyat ile Felsefe Aras�ndaki �li�ki

    Madde ve ya�amay� �e�itli y�nleriyle inceleyen bir d���nce sistemi olan felsefe, zaman zaman ara� olarak edeb� metinleri kullanm��t�r. Baz� edeb� metinlerin arka plan�nda baz� d���nceler yatar. Toplumlar� etkileyen bu d���nceler, felsef� metin yal�nl���yla de�il, de�i�tirilip d�n��t�r�lerek anlat�l�r. Sayfalarca s�ren bir edeb� metnin arkas�nda bir c�mlelik, bir iki kelimelik bir d���nce olabilir. Edeb� metin, bu y�n�yle felsef� metinlerden ayr�l�r. �rne�in Albert Camus'nun romanlar�nda (Bulant�, D���� vs.) egzistansiyalizm (varolu��uluk) felsefesinin i�lendi�i g�r�lebilir.

    f) Edebiyat ile Bilim -Teknik Aras�ndaki �li�ki

    Sanat�n ve Bilimin Kar��la�t�r�lmas�Bilim ve teknik insan hayat�n� etkileyen, de�i�tiren, insan hayat�na y�n veren yenilikleri, geli�meleri i�erir. De�i�en insan ya�am�, de�i�iklikleriyle edebi eserlerde yer al�r. Bir toplumun bilim-teknikteki seviyesini, yaz�lan edeb� metinlere bakarak tahmin edebiliriz. Bilim ve teknikteki geli�meler, edebiyat�n geli�mesini de etkilemi�tir. �rne�in, matbaan�n bulunmas�, herkesin edeb� eserlere ula��m�n� kolayla�t�rm��, gazetenin ��kar�lmas�na zemin haz�rlam��; bu da gazete �evresinde olu�an edeb� metinlerin olu�umunu sa�lam��t�r. 20. y�zy�lda "f�t�rizm" (gelecek�ilik) ak�m�na mensup sanat��lar edebiyat� tamam�yla teknolojik geli�melerin bir anlat�m arac� olarak g�rm��lerdir.

    g) Edebiyat ile Halk Bilimi (Folklor) �li�kisi

    Toplumun geleneklerini, g�reneklerini, inan�lar�n�, edeb� �r�nlerini inceleyen bilim dal�na "halk bilimi" denir. Yani halk bilimi bir �lkede ya�ayan halk�n k�lt�r �r�nlerini, geleneklerini, t�relerini, inan�lar�n�, m�zi�ini, oyunlar�n�, masallar�n�, efsanelerini, halk kimli�ini inceler. Bunlar�n birbirleriyle olan ili�kilerini belirtir. Kaynak, geli�im ve etkile�im gibi sorunlar�n� kendine �zg� y�ntemlerle ��zme �abas� i�inde olur. Sonu�, kural, kuram ve yasalar�n� bulmaya �al���r.

    Halk bilimine "folklor" da denir. "Folklor" kar��l��� olarak �lkemizde eskiden "hakikat" ve "hakikat bilgisi" gibi s�zler kullan�lm��t�r. Daha sonra bu s�zler halk bilimini belirten bir terim olarak kabul edilmi�tir.

    Halk bilimi, halk�n ortak �r�nlerini i�ine al�r. Bunlar kim taraf�ndan �retildi�i, ortaya kondu�u bilinmeyen "atas�z�, deyim, bilmece, tekerleme, ninni, t�rk�, mani, a��t, destan, halk hik�yesi, masal, efsane, meddah, Karag�z, orta oyunu" gibi �r�nler ile halk�n kendine �zg� ara� ve gere�lerini kapsar. Halk bilimi �zellikle "efsane, masal, destan" gibi edeb� �r�nleri inceler. Halk k�lt�r�ne ait �zellikler ve edeb� �r�nler de halk biliminin malzemesini olu�turur. Halk�n inanc�, sevinci, �z�nt�s�, beklentisi, s�k�nt�s�, �zlemi, de�er yarg�lar� t�rk�lere, masallara, destanlara, efsanelere, f�kralara; hatta deyim ve atas�zlerine yans�r. �yleyse edebiyat tarihi, halk bilimi i�in de �ok �nemli bir kaynakt�r.

    Halk bilimi, edebiyat tarihinin �nemli dallar�ndan biridir. Bu �r�nler, edebiyat tarihi i�inde "Anonim Halk Edebiyat�" �r�nleri olarak yer alm��, edebiyat tarih�ilerince ve folklor uzmanlar�nca ayr� ayr� ara�t�r�lm��, derlenmi�, incelenmi� ve de�erlendirilmi�tir.

    T�rk halk biliminin ilk �r�nleri, T�rklerin yaz�y� kullanmad��� devirlerdeki verimlerdir. Bu halk verimlerinin ilk �rneklerini Ka�garl� Mahmud'un "Divan-� L�gati't T�rk" adl� eserinde g�rmek m�mk�nd�r.

    Eski �a�larda olu�an bu folklor �r�nleri d���nda bir de sonralar� halk �evrelerince beslenen ve de�erlendirilen din�- tasavvuf yolda ve din d��� konularda verilen �r�nler vard�r. Bunlara da T�rk Halk Edebiyat� verimleri denir. Folklor ve T�rk Halk Edebiyat�n�n s�n�rlar�n� �izmek, birinin nerede bitti�ini, �tekinin nerde ba�lad���n� kesin olarak belirlemek �ok g��t�r. ��nk� folklor, sosyal bir olayd�r. Folklor �r�nlerinin ilk s�yleyeni bilinmedi�i i�in bunlar halk�n ortak mal� olarak kalm��t�r. Saz �airlerinin �r�nleri ise ki�iseldir. Birincisi folklorcuyu, ikincisi ise daha �ok, edebiyat tarih�isini ilgilendirir. Ara�t�rmac�, folklorda genelli�i, olaylar�n izlerini, sosyal unsurlar�, inan�lar�, gelenekleri ve g�renekleri arar. Edebiyat tarih�isi ise genel olmay� b�rakarak, orijinal y�nleri, ki�isel unsurlar� ve g�r��leri bulup ��karmak ister; g�zelli�i ara�t�r�r.

    Sanat�n ve Bilimin Kar��la�t�r�lmas�

    Yazı kaynağı : www.turkedebiyati.org

    Edebiyata Giriş. Edebiyatın Bilimlerle İlişkisi.

    Edebiyat da bilim de insana yöneliktir, insan içindir. Edebiyat kendi alanındaki üretiminde öznel bir bakışla güzelliğe ulaşmayı, kişiye estetik zevk kazandırmayı amaçlar. Bilim ise deney, gözlem, araştırma vb. yöntemlerle gerçeğe ve doğru bilgiye ulaşmayı amaçlar. Edebiyat öncelikle psikoloji, sosyoloji, tarih, felsefe gibi sosyal bilimlerle doğrudan ilişki içindeyken fizik, kimya, biyoloji gibi deneysel bilimlerle dolaylı bir ilişki içindedir.

    Edebiyat - Sosyoloji İlişkisi: Sosyoloji, toplum ve insanın etkileşimi üzerinde çalışan bilimdir. Toplumsal (sosyolojik) araştırmalar, sokakta karşılaşan farklı bireyler arasındaki ilişkilerden, küresel sosyal işleyişlere kadar geniş bir alana yayılmıştır. Edebi eserler, toplum ile içli dışlıdır. Toplum, eserlere yansır.

    Edebiyat – Psikoloji İlişkisi: Psikolo1oji, davranışları ve zihinsel süreçleri inceleyen bilim dalıdır. Hem insanlar hem de hayvanlar üzerindeki çalışmaları kapsar. Edebî eser; şair veya yazarın iç dünyasında, ruhunun derinliklerinde yoğrulur; onun kişiliğini yansıtır.  Bu yönüyle o, psikolojiyle yakından ilgilidir.

    Edebiyat-Felsefe İlişkisi: Felsefe, Varlık, bilgi, gerçek, adalet, güzellik, doğruluk, akıl ve dil gibi konularla ilgili genel ve temel sorunlarla ilgili yapılan çalışmalardır. Edebî eserlerde işlenen düşünce sistemi, felsefenin metotlarıyla incelenir.

    Edebiyat-Tarih İlişkisi: Tarih, geçmiş zamanlarda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini yer ve zaman bildirerek, sebep-sonuç ilişkisi içinde anlatan bilim dalıdır. Edebi eserler, tarih bilimi için belge niteliği taşır.

    Edebiyat - Uygarlık Tarihi İlişkisi: Uygarlık Tarihi  bütün ulusların meydana getirdikleri eserleri kültür ve medeniyet ürünlerini inceler.

    Edebiyat - Edebiyat Tarihi İlişkisi: Edebiyat Tarihi bir ulusun yüzyıllarca meydana getirdiği edebi eserleri inceleyerek geçirdiği dönemleri kronolojik bir sıra içinde inceleyen bilim dalıdır. Edebi türlerin gelişimini, edebi dönemleri, dönemin siyasi olaylarını, dönemin sosyal hayatını, sanatçıların hayatlarını ve sanatçıların eserlerini inceler.

    Dünyada edebiyat tarihi alanındaki ilk çalışma İtalyan tarihçi Vico tarafından yapılmıştır.

    Bizde ilk edebiyat tarihi denemesini Ziya Paşa, 1874’te, “Mukaddime-i Harabat” ile yapmıştır.

    Edebiyat tarihi alanındaki ilk eserimiz, Abdulhalim Memduh’un yazdığı “Tarih-i Edebiyat-ı Osmaniye”dir.

    İlk bilimsel edebiyat tarihi çalışmalarıFuat Köprülü yapmıştır.

    METİNLERİN SINIFLANDIRILMASI

    Bir yazıyı şekil, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütününe metin denir. İnsanlarda zevk uyandırmak ve onları etkilemek için ortaya konan yazılara ise edebî metin denir. Anlatım, genel olarak yazılı ve sözlü anlatım olarak iki gruba ayrılabilir. Deneme, makale, sohbet, mektup, öykü, roman gibi metin türlerinde yazılı anlatım; münazara, açık oturum, konferans gibi etkinliklerde sözlü anlatım kullanılır. Metinler anlatım türlerine, kullanılan dilin işlevine, yazılış amaçlarına, gerçeklikle ilişkilerine göre gruplandırılabilir. Buna göre metinler genel olarak öğretici metinler ve sanatsal (kurmaca) metinler olarak ikiye ayrılır.

    Metinlerin Sınıflandırılması

    ÖĞRETİCİ METİNLER. Açıklamak, bilgi vermek, öğretmek amacıyla yazılır. Günlük yaşantılar, tarihî olaylar ve bilimsel gerçekler ele alınır. Konuyla ilgili duygu ve düşünceler kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir. Dil, daha çok göndergesel işlevde kullanılır. Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz ve soyut anlamlarına pek yer verilmez. Verilen bilgiler yapılan açıklamalar örneklerle, tanımlarla pekiştirilir. Daha çok ansiklopedilerde, bilimsel kitaplarda ve ders kitaplarında kullanılır. Gereksiz söz tekrarına, ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimelere yer verilmez.

    SANATSAL METİNLER. İnsanların iç dünyasında zevk uyandırmak ve onları etkilemek için oluşturulur. Şiir, roman, tiyatro, masal, destan vb. metinleri sanatsal metinlere örnek gösterilebilir. Üslup ve anlatım kaygısı ön plandadır. Dil daha çok sanatsal (şiirsel) işlevde kullanılır. Okuyanların yeni ve farklı anlamlar çıkarmasına elverişlidir. Bireysel yönü öne çıkan işlenmiş, şiirsel ve imgesel bir dil kullanılır. Okuyucunun yorumuna göre yeni anlamlar kazanan ifadelere yer verilir. Sanatsal metinleri anlatmaya ve göstermeye bağlı metinler olmak üzere ikiye ayırılır.                           

    ANLATMAYA BAĞLI METİNLER. Yaşanmış ya da tasarlanmış bir olayın, bir anlatıcı tarafından yorumlanıp dönüştürülmesiyle oluşturulur. “Olay örgüsü” bu metinlerde asıl unsurdur. Anlatmaya bağlı metinler kurmaca olduğu için olay örgüsü yaşanmaz, düzenlenir. Anlatmaya bağlı metinlerde yapı; olay örgüsü, kişiler, yer, zaman gibi birimlerin bir düzen içerisinde verilmesiyle oluşur. Bu metinlerde ilahî bakış açısı, kahraman anlatıcının bakış açısı ve gözlemci anlatıcı olmak üzere üç tip bakış açısı ve anlatıcı vardır.

    GÖSTERMEYE BAĞLI METİNLER. Genel olarak dramatik metinler ve tiyatro olarak adlandırılan bu tarz metinlerde olay sergilenerek gösterilir, meydanda ya da sahnede canlandırılır.

    Dilin işlevleri.

    1. Dilin Göndergesel İşlevi. Bir ileti dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi için düzenlenerek oluşturulmuşsa dil göndergesel işlevde kullanılmıştır. Bu başka bir ifadeyle dilin bilgi verme işlevidir.

    Örnek “Psikoloji, insan ve hayvan davranışlarının gözlenebilir ve ölçülebilir onları ile zihinsel süreçleri inceleyen pozitif bir bilim dalıdır.cümlesi bilgi vermek amacıyla oluşturulduğu için dil göndergesel işlevde kullanılmıştır.

    2. Dilin Heyecana Bağlı İşlevi. Bir ileti, göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu ve heyecanlarını dile getirme amacıyla oluşturulmuşsa dil heyecana bağlı işlevde kullanılmıştır. Bu işlevde çoğunlukla duygular, heyecanlar, korkular, sevinç ve üzüntüler dile getirilir. Dilin göndergesel işlevinde nesnellik, heyecana bağlı işlevinde öznellik hâkimdir. Özel mektuplarda, öznel betimlemeler ve anlatılarda, lirik şiirlerde, eleştiri yazılarında dilin heyecana bağlı işlevinden sıkça yararlanılır. Örnek: Yazık! Bu iş böyle mi olacaktı?

    3. Dilin Alıcıyı Harekete Geçirme İşlevi. İletinin bir çeşit çağrı işlevi gördüğü bu işlevde amaç, alıcıda bir tepki ve davranış değişikliği yaratmaktır. Propaganda amaçlı siyasî söylevler, reklâm metinleri, genelgeler, el ilanları genellikle dilin bu işleviyle oluşturulur. Dilin alıcıyı harekete geçirme işleviyle hazırlanan metinlerde gönderici, iletiyi alanı işin içine sokmayı, onu sorgulamayı ister. Emir, rica, istek cümlelerinde dil, alıcıyı harekete geçirme işleviyle kullanılır.

    Örnek Elindekini sakince yere bırak.

    4. Dilin Kanalı Kontrol İşlevi. Gönderici ile alıcı arasında iletişimin kurulmasını, sürdürülmesini ya da kesilmesini sağlayan bu işlevde iletinin içeriğinden çok iletişimin devam ettirilmesi olgusu ağır basar. Bu işlev daha çok, soru cümleleriyle karşımıza çıkar.

    Örnek Sesim geliyor mu?

    5. Dilin Dil Ötesi (Üst Dil) İşlevi. Dilin dil ötesi işlevinde iletiler, dili açıklamak, dille ilgili bilgi vermek için düzenlenir.Örnek Türkçede sözcük kökleri ikiye ayrılır: İsim ve fiil kökleri.

    6. Dilin Şiirsel (Sanatsal) İşlevi. Yazarlar, dilin şiirsel işleviyle kullanıldığı metinlerde gönderici alıcıda hissettirmek istediği etkileri uyandırmak için, dili istediği gibi kullanılır, yani kendi özgün üslûbunu oluşturmak için bir anlamda dili yeniden yaratır. Edebî sanatlardan, karşılaştırmalardan, çağrışım gücü yüksek sözcüklerden yararlanarak imgeler oluşturur, sözcükleri daha çok yan ve mecaz anlamlarda kullanır. Edebî metinlerde dil şiirsel işlevde kullanılır.

    Yazı kaynağı : www.canlidershane.net

    1. Edebiyat neden diğer bilim dallarıyla ilişkilidir? Açıklayınız.​

    1. Edebiyat neden diğer bilim dallarıyla ilişkilidir? Açıklayınız.​

    Cevap:

    Edebiyat da bilim de insana yöneliktir, insan içindir. Edebiyat kendi alanındaki üretiminde öznel bir bakışla güzelliğe ulaşmayı, kişiye estetik zevk kazandırmayı amaçlar. Bilim ise deney, gözlem, araştırma vb. yöntemlerle gerçeğe ve doğru bilgiye ulaşmayı amaçlar.

    Açıklama:

    umarım işine yarar. :)

    Yazı kaynağı : eodev.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap