Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    doğumdan sonra cinsel isteksizlik

    1 ziyaretçi

    doğumdan sonra cinsel isteksizlik bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Doğum Sonrası Cinsel Yaşamım Ne Zaman Normale Dönecek?

    Doğum Sonrası Cinsel Yaşamım Ne Zaman Normale Dönecek?

    Cinsel yaşam evliliklerin temel taşı ve vazgeçilmezidir. Ancak dönem dönem çeşitli nedenlerden dolayı sekteye uğrayabilir. Hamilelik ve doğum sonrası dönem de bunlardan biridir.

    Bu durumu yaşayan tek kadın siz değilsiniz. Doğum yapan kadınların çoğu doğumdan sonra cinsel isteksizlik problemi yaşayabilir ve bu gayet normaldir. Bu problemin üstesinden gelmenin en temel yolu dabu konuyu açıkca konuşmaktır.

    Peki, neden bu dönemde cinselliğe karşı ilgi azalır? Neden kadınlar anne olunca bir daha cinselliğe hiç ihtiyaç duyulmayacakmış gibi bir hisse kapılırlar? Gelin nedenlerine birlikte bakalım.

    Doğum sonrası neden cinsel isteksizlik yaşıyorum?

    Peki, doğum sonrası eski cinsel yaşamıma ne zaman dönebilirim?

    Yazı kaynağı : mutlubebekler.com

    Doğum Sonrası Cinsellik

    Doğum Sonrası Cinsellik

    Hamilelikte ve Doğum öncesinde cinsel sorunlar nasıl aşılabilir?

    Cinselliğin tanımını yeniden hatırlamalıyız. Cinselliğin insan ruhunu anlatan çeşitli tanımları olmakla birlikte bana göre en güzel tanımını Cinsel Sağlık Enstitüsü yapmıştır. Cinsellik, rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni bir armağan gibi paylaşabilme, bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatıdır. Bu tanımda fark edileceği üzere cinsel organlardan bahsedilmemektedir.  Çünkü cinsellik, karşısındakine saygı duyan özgür bireylerin önce kendi beyinlerinde başlayan sonra tüm bedeni ve en son cinsel organları içeren his ve eylemler bütünüdür. Bu tanım kadının ve erkeğin zihnine, ruhuna, inanışlarına ve bedenine uzanan bir tanımdır. Cinsellik cinsel organların fonksiyonunun çok ötesinde bir boyutta değerlendirilmektedir.

    Cinselliğin hamilelik ve emzirme dönemi dahil her dönemde ve her yaşta sağlık belirtisi olduğu kabul edilmektedir. Cinsellik yaşam boyu devam eder sadece yaşamın bazı dönemlerinde fizyolojik farklılıklar gösterir.  Hamilelik ve emzirme  dönemlerinde diğer tüm bedensel işlevlerde olduğu gibi cinsel işlevlerde doğal değişiklikler meydana gelmektedir. Hamileliğin ilk aylarında cinsel istekte hafif bir azalma olmakla birlikte ortadaki 3 aylık dönemde cinsel heyecanda artma olmaktadır. Cinsel uyarılmanın, cinsel eylemin ve orgazmın hamileliğin seyri ve bebek üzerinde bir olumsuz etkisi olmadığı bilinmektedir. Ancak bu ifade normal yani risk bulundurmayan hamilelikler için geçerlidir.

    Hamilelikte hangi durumlarda cinsellik sakıncalıdır?

    Hamilelik sırasında vajina kanaması varlığında, plasenta previya adı verilen plasentanın rahim ağzı kanalında yerleştiği özel bir durumda, su kesesinin açılmış olduğu durumlarda ve rahim ağzının ileri derecede kısa olduğu ve daha önce çok erken doğum yapma hikayesi olan kadınların hamileliklerinde cinsel birleşme bazı sağlık sorunlarına yol açabilir. Hamilenin kendilerini takip eden doktorlarından bu benzeri bir riske sahip olup olmadıklarını öğrenmeleri gerekir. Normal olağan bir hamilelik ve doğum süreci yaşayan kadınlarda cinsel ilişkinin bir sakıncası olduğuna dair negatif bir bilgi yoktur.

    Hamilelik ve emzirme gibi hormonların çok değişken olduğu kadınların bu özel dönemlerinde cinsel açıdan uyarılma ve sulanmada gecikme veya azalma, orgazma ulaşma süresinde uzama veya şiddetinde azalma olabilmektedir. Bu dönemde erkek eşte de cinsel istek sıklığında bir azalma olabilir.

    Hamilelik ve emzirmenin getirdiği farklılıklar nedeniyle cinsel birleşme dışında cinsel haz ve doyum sağlayan birçok cinsel eylem çiftler tarafından uygulanmalıdır. Dokunarak cinsel açıdan uyarılma ve dokunmanın yarattığı cinsel hazza odaklanma sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için  çiftlerin uygulayabileceği etkili yöntemlerdir. Bu dönemlerde, sarılma, öpüşme, el ele tutuşma, erotik tüm beden masajı gibi cinsel etkinlikler ve duygusal paylaşımlar, yakınlaşmalar  diğer zamanlardaki gibi tatminli ve haz verici bir cinselliğin yaşanmasını sağlayabilir. Bu hassas dönemlerde dokunulmaya, sevildiğini ve değerli olduğunu sık sık duymaya ihtiyaç duyan kadının bu yönlü temel ihtiyaçlarının eşi tarafından karşılanması doğum şekli ve süt salgısı üzerine de olumlu etki sağlayacaktır.

    Bu nedenle hem kadınlar hem erkekler hamilelik ve emzirme döneminde bedendeki fizyolojik değişiklikleri bilerek, doyumlu bir cinselliği farklı deneyimlerle kesintisiz sürdürmenin yollarını bulmalıdırlar.

    Normal doğum yapmış kadınlar doğum sonrası 6 haftaları dolduktan sonra cinsel birleşme yaşayabilirler. Sezeryenle doğum yapan veya  vajina kanalında dikişleri olan kadınlar doktorlarının kendileri için önereceği muayene kontrolünden sonra cinsel birleşme yaşayabilirler. Daha önce de belirtildiği gibi, Emzirme döneminde uykusuzluk, yorgunluk ve artan süt hormonunun etkisi ile cinsel heyecan ve istekte azalma olabilir. Ancak kadının uzun ve sabırlı dokunuşları içeren, sevgi ve değer ihtiyacının karşılandığı tüm beden erotik masajları yapılması gereken eylemleridir.

    Cinselliğin hamilelik öncesi dönemdeki  kalite ve sıklığa dönmesi çoğunlukla 3 veya 6 ayın geçmesi ile mümkün olur. Kadının düzenli adet görmeye başlaması yani yumurtlama fonksiyonlarının başlaması ile rahim ve vajina tamamen eski haline gelir. Kadınlar bu dönemde hamile kalma olasılığına sahiptirler. Bu yüzden bu zamanlardaki cinsel birleşmelerde erkek eşin korunma sorumluluğunu alması gerekir. Yeni bir bebeğin büyütülme sorumluluğu ve değişen hormonlar, düzensiz uyku kadında çoğu kez ruhsal ve bedensel ek yük oluşturur.  Bu dönemin kendine göre keyifli yanlarının ön plana çıkarılması ve zorlukların daha kolay aşılması için ailenin kudretli babasının, yardımcı ve değer veren eşin sevgi dolu dokunuşları kadında sihirli bir şekilde olumlu etki oluşturacaktır. Çiftler emzirme döneminin doğal değişikliklerini bilerek, doyumlu bir cinselliği farklı deneyimlerle kesintisiz sürdürmenin yollarını bulmalıdırlar.

    Gebelik sırasında ve doğum sonrasında cinsel danışmanlık ve sorunlarınızın terapi süreçleri için Antalya kadın doğum uzmanlarından yardım alabilirsiniz.

    Yazı kaynağı : www.aylauckuyu.com

    Doğumdan sonra seksten neden uzaklaşılır?

    Doğumdan sonra seksten neden uzaklaşılır?

    Doğum hem anne hem de baba için son derece önemli bir dönemdir. Bebeğin doğması ile birlikte çift hayatlarının her alanında bir değişim yaşamaya başlar.

    Hamilelik, doğum ve sorasındaki dönem annede fizyolojik, hormonal, fiziksel ve psikolojik değişikliklere neden olurken, babada da önemli psikolojik değişimlere neden olmaktadır. Bu süreçte, her iki taraf olan bitenin ne kadar doğal olduğunu bilirse, cinsel yaşamın ne zaman normale döneceğini belirleyebilir ve ortaya çıkabilecek sorunlardan da rahatça uzaklaşabilir. 

    Doğumdan sonra yaşanan çiftlerde görülen cinsel isteksizlik normaldir.

    Normal doğum sırasındaki vajinal bölgedeki yırtılma veya epizyotomi kesileri ve sezaryen ile doğum sonrası kesi yerinin iyileşmesinin uzaması ve hassasiyeti doğum sonrası ağrılı cinsel aktiviteye neden olur. Sorunsuz normal vajinal doğum gerçekleştiren annelerde bu sorun daha az görülür.

    Doğum sonrasında vücudun iyileşmesi, toparlanması zaman alır. Gebelikte meydana gelen anatomik ve fizyolojik değişikliklerin normale geldiği, vajinal travmanın ve cerrahi kesilerin iyileştiği 6 hafta süren döneme “lohusalık dönemi” denilir. Bu dönemin ilk 3 haftasında cinsel birliktelik tıbben sakıncalıdır. Cinsel ilişkiye 6. haftadan sonra başlanabilir.

    Doğum sonrası süt üretimini sağlayan Prolaktin hormonu, overlerden salgılanan östrojen ve androjen hormonlarını baskılar. Azalan bu hormonlar sonucu cinsel istek (libido) azalır. Östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak vajina mukozası incelir, vajinal ıslanma azalır, vajinal kuruluğa neden olur, cinsel birleşme ağrılı ve sancılı (disparoni) olur. Ağrılı cinsel birleşme yaşanmasından korkma sonucu da vajina kaslarının tamamen kasılması sonucu vajinismus görülebilir.

    Cinsel birliktelik sırasında memelerden süt gelmesi, her iki taraf için farklı bir deneyim olup libido eksikliğine neden olabilir.

    Ayrıca hormonların da katkısıyla yoğunlaşan annelik psikolojisi cinselliğe olan ilgiyi de azaltmaktadır. Annelik kimliği ön plana çıkar ve diğer kimlikleri ve ilişkileri önemsemez hale gelebilir. Annelik duygusu ve emzirmenin verdiği fiziksel ve psikolojik etkiler kadında cinsel ihtiyaçların eksikliğini hissetmemesine neden olabilir. Bu da eşine karşı ilgisinde azalmaya neden olabilir.

    Kadının artan sorumluluğu ve kimi zaman hissettiği mükemmeliyetçilik, annede yetersiz kalma hissi ve güven kaybına neden olur. Zamanının çoğunu bebeği ile geçiren annenin bebeğin ihtiyaçları dışında başka şeylere olan ilgisi azalır. Uykusuzluk ve kendine zaman ayıramama sonuçta fiziksel ve zihinsel olarak kendini yorgun ve bakımsız hissetmesine neden olur.

    Hamilelik ve doğum sonrası fiziksel görünümdeki değişiklik, vücut imajından memnuniyetsizlik, kendini çekici bulmama kadında bir güven kaybına neden olabilir.

    Doğumla birlikte annede görülen bu değişimler erkek üzerinde de etkilerini gösterir.

    Bebeğin ihtiyaçlarını karşılamakta her iki tarafı da bekleyen yeni görevler, yorgunluğa ve boş vakit kalmamasına neden olabilir. Uykusuz geceler ve bebeğin bakımı nedeniyle çiftlerin ilgisi bebek üzerinde yoğunlaşır. Çiftler birbirlerinden yeterli ilgiyi göremeyince karşılıklı cinsel isteksizlik oluşur. Erkekte de artan sorumluluk ile baba olma kimliği ön plana çıkar. Uykusuzluk ve yorgunluk erkek için de kaçınılmaz olur. Eşinin eskisi kadar bakımlı olmayan ve daha kaygılı hali, kendisine olan cinsel ilgisinin azalması erkekte de cinsel isteksizlik oluşturabilir.

    Kadının annelik konusunda mükemmeliyetçi ve yoğun kaygısı ilişkilerde anneyi merkeze oturtur. Çünkü anne bu psikolojik durumda kalırsa bu durumun yaratacağı stres öncelikle babaya yansıyacak, babanın bebekle ilgilenmesi anne tarafından yetersizlik ve beceriksizlikle nitelendirilebilecektir. Bu durumda baba kendini anne-bebek ikilisinin dışında tutup soyutlayacaktır. Bu yaklaşım da, anne tarafından babanın ilgisizlikle suçlanmasına ve sonuçta anne-baba arasındaki ilişkinin soğumasına neden olacaktır. Bu durum da erkekte erken boşalma ve sertleşme sorunlarının ortaya çıkmasına zemin oluşturacaktır.

    Bu dönemdeki önemli sorunlardan biri de eşlerin birbirlerini yanlış anlamaları ve ciddi çatışmaya neden olan cinsel istek düzeylerindeki belirgin farklılıktır.

    Hem yeni dönemin sorunlarının hem başka konuların eşler arasında açıkca konuşulması gereklidir. Eşler birbirlerine karşı açık, dürüst, sevgi dolu, sabırlı ve destekleyici olmaları, bu geçici dönemin daha rahat geçirilmesini sağlar.

    İyi anne ve iyi baba kendilerine vakit ayırabilen ve kendilerine ve karşısındakine saygı duyabilendir. Anne, babaya bebekle vakit geçirmesi için fırsat vermeli, bebeğin bakımında aktif rol almasını sağlamalıdır. Eşi tarafından desteklendiğini düşünen annenin, eşine karşı olan ilgisini canlı tutması ve ilişkilerin normale dönmesi daha kolaydır. Bu arada anne de kendine vakit ayırabilir.

    Cinsel hayat evlilik kurumunu besleyen, ebeveynleri enerjik hale getiren önemli bir faktördür. Bu faktörü canlı tutmak eşlerin bu geçici sıkıntılı dönemi rahat geçirmesini sağlar. Bu dönemde çiftler sevgilerini cinsel ilişki dışında ifade etmeye çalışmalıdırlar ve karşılıklı sevgilerini canlı tutmalıdırlar. Bu iki taraf için de kendine güven duygusunun canlı kalmasını sağlayacaktır. Normal bir cinsel hayata dönmek için endişeye ve paniğe yer vermeden sabırlı olmak ve sevgi ve ilgiyi canlı tutmak daha güzel sonuçlar verecektir.

    Hormonlar normale dönene kadar vajinal atrofi ve kuruluğun etkilerini azaltmak için doktorunuzun vereceği vajinal kullanımlı östrojen kremleri veya kayganlaştırıcı jeller kullanmak vajinal ağrıyı ve hassasiyeti azaltabilir. Kegel egzersizleri pelvis kaslarını kuvvetlendireceği için Doğum travmasının etkilerinin ortadan kalkmasını hızlandırabilir.

    DOĞUMDAN SONRA 3 ay geçmesine rağmen Cinsel hayat normal hale gelmemiş ise tıbbi destek almak için jinekolog, ürolog ve gerekirse psikiyatrise başvurmak gerekir.

    Önemli olan, bu dönemde gelişen değişimlerin normal ve geçici olduğunu bilmek ve buna göre anlayış ve sabırla karşı tarafa destek olmaktır. Bunları bilen kadın da kendindeki değişimleri iyi gözlemleyebilir ve yersiz düşüncelere kapılmaz. Kendine vakit ayırır ve eşine olan ilgisini canlı tutar.

    Prof. Dr. Sinan EKİCİ
    Üroloji ve Ürolojik Onkoloji Uzmanı

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap