Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    deve kuşuna uç demişler ben deveyim demiş anlamı

    1 ziyaretçi

    deve kuşuna uç demişler ben deveyim demiş anlamı bilgi90'dan bulabilirsiniz

    JavaScript is not available.

    We’ve detected that JavaScript is disabled in this browser. Please enable JavaScript or switch to a supported browser to continue using twitter.com. You can see a list of supported browsers in our Help Center.

    Help Center

    Terms of Service Privacy Policy Cookie Policy Imprint Ads info © 2021 Twitter, Inc.

    Yazı kaynağı : twitter.com

    JavaScript is not available.

    We’ve detected that JavaScript is disabled in this browser. Please enable JavaScript or switch to a supported browser to continue using twitter.com. You can see a list of supported browsers in our Help Center.

    Help Center

    Terms of Service Privacy Policy Cookie Policy Imprint Ads info © 2021 Twitter, Inc.

    Yazı kaynağı : twitter.com

    edebiyatliterature

    Deve kuşuna uç demişler. Ben deveyim demiş. O zaman koş - Sözümoki

    Facebook

    işine geldiği gibi anlamak

    Deve Kuşu Metaforu

    Deve Kuşu Metaforu

    Onun deveye benzetilmesine bakmayın. Dünyanın en hızlı koşan kara hayvanlarından biridir.  Hızı bazen saatte 90 km’yi bulur. Bunun yanı sıra, güç ve dayanıklılık bakımından kıyaslandığında birçok hayvanı geride bırakır. Öyle kuvvetli bacakları vardır ki bir tekmeyle rakibini yere serebilir. Bir kafa atışıyla rakibini öldürecek gücü vardır. Boyları 2 metreye ulaşan bu iri ama sevimli kuşlar, küçücük gözleriyle kendilerine yaklaşan düşmanlarını çok uzak bir mesafeden bile fark eder. Böyle sayısız özellikle donanmış olan deve kuşları, doğal savunma mekanizmaları varken zorluklar karşısında kafalarını kuma gömme yakıştırması doğrusu bana hep ilginç gelmiştir. Deve kuşunun ayrıca şöyle bir hikâyesi var:

    Deve kuşuna uç demişler,

    Ben deveyim uçamam” demiş.

    “O zaman yük taşı demişler,

    Ben kuşum yük taşıyamam” demiş.

    Daha çok şartları kendi işine geldiği gibi kullanan kimseler için söylenir.

    İşimize geldiği gibi hareket etmek, kimseyi düşünmemek İşin özü bence bencilliğin ta kendisi... Onun deve metaforu (benzetilmesi) sorumluluktan kaçtığı içindir.

    Memleketin halleri de aynen deve kuşu hikâyesi gibi herkes sorumluluktan kaçıyor. Biraz sıkıştırıldığında sana bir üst makamı gösteriyor. Kimse sorumluluk almak istemiyor.

    İnsanız, haliyle yaşamımız pek çok zorlukla dolu. Zorluklarla boğuşmak yorucudur, yıpratıcıdır. Bazen bu zorluklar bizi yıldırır, sorunlara gözlerimizi kapatmak daha kolay gelir. Kafamızı deve kuşu gibi kuma gömmek isteriz; ama ne yazık ki sorunları görmezden gelmek onları ortadan kaldırmaz,  daha da büyütür, içinden çıkılmaz hale getirir.

    Düzenin sunduğu olan biten her şeyi normalmiş gibi görüp bir kenara çekilmek bizi kurtarır mı, hiç sanmıyorum.

    Müslümanların bir dünya görüşü, bir yol haritası olmalı. Şairin dediği gibi “ Ben yanmazsam sen yanmazsan biz yanmazsak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa." Yeri geldiğinde Müslümanlığı kimseye bırakmayana, yeri geldiğinde aşırmada bir mahsur görmeyene; demezler mi bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Sorunlarımızı çözmede, işlerimizi yapmada neden ilkeli davranmıyoruz? Devekuşu metaforu çok mu hoşumuza gidiyor?

    Sorunlarımızı “kafayı kuma gömmekte” değil, cesaretle üzerine giderek ancak çözebiliriz. Önümüzde dağ gibi dizilen sorunları, yokmuşçasına onlardan kaçmaya çalışmak yerine, el ele vermek ve yaşamımızı her geçen gün daha da zora sokanlara karşı mücadele etmek zorundayız. İşsizlik artıyor, yoksulluk tırmanıyor, aldığımız ücretler ay sonuna yetişmiyor. Yoksulluk ailelerin dağılmasına neden oluyor. Savaş binlerce insanın canını alıyor, binlercesi göç yollarında karanlık sularda boğuluyor, çocuklar açlıktan ölüyor. Filistin, Suriye, Yemen, Doğu Türkistan ve daha birçok yerde Müslümanlar kan ağlıyor. Tüm bunların nedeni kapitalist sömürü düzeni ve o düzeni ayakta tutmaya çalışan kötü yönetimlerdir. Kafayı kuma gömüp tüm bu sorunların bitmesini bekleyemeyiz! Vakit başları kaldırıp bizi ezenlere, sömürenlere karşı mücadele vermektir! Üstelik birlik olursak, güçlerimizi birleştirirsek, adaletten yana ve inancımızdan gelen gücümüzü kullanırsak, bu kısır döngünün girdabında çıkabiliriz. Sorunlar karşısında kafamızı kuma gömersek ümmetin bu makûs talihi ne yazık ki devam edecektir.

    Batı, eğitimden spora, kültürden sanata, giyimden magazine kadar her şeyimizi belirleyen bir aktör gibi bizi uydu haline getirmiştir. Bizler Batının bu tahakkümü karşısında bir alternatif üretemediğimiz için bu teslimiyetçi politikaları sürdürmeye devam ediyoruz. Bu kısır döngü maalesef böyle devam edip gitmektedir. Sorunlarımızı kendi imkânlarımızla kendi inancımızla çözmek yerine deve kuşu misali başımızı kuma sokarak olumlu bir gelişmeyi ummak hayal olur.

    Bu taklitçi hastalığına tutulanlar,  batı medeniyetini üstün gördüklerinden, ister istemez egemen güçlerinin modern köleleri haline geliyor.

    İnsan olarak elbette sorunlarımızı konuşmalıyız, hayallerimizi, hedeflerimizi paylaşmalıyız ama bunu sadece lafla değil yaşayarak da yapmalıyız, sadece lafta kalırsa konuşmanın fazla bir anlamı olmaz. Çünkü lafla peynir gemisi yürümez. Bazı siyasetçiler de seçimden önce bir sürü vaatlerde bulunurlar. Seçimi kazanınca bu vaatlerin nedense bir türlü yerine getirilmediğini görüyoruz.  Vatandaş maalesef bu tür politik manevraların kurbanı oluyor. “Besle kargayı oysun gözünü” misali halkına en büyük zulmü yapan liderler bile yine o halkın oylarıyla iktidara geliyor. İşte maalesef böyle çarpık bir dünyada yaşıyoruz.  Günümüz şartlarında ülke yönetimleri bir kişinin niyetine ve yetkisine bırakılmayacak kadar önemlidir. Günümüz dünyasında en ideal olan ortak akılla hareket etmektir. O zaman kimse deve deve kuşu gibi başını kuma gömüp sorumluluktan kaçamaz.

    Yazı kaynağı : www.adiyamanilkhaber.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap