Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    descartes bilim sanat ya da düşünce hayatına katkısı

    1 ziyaretçi

    descartes bilim sanat ya da düşünce hayatına katkısı bilgi90'dan bulabilirsiniz

    E�itim ��retim �le �lgili Belgeler > Konu Anlat�ml� Dersler > Fen Bilimleri Konu Anlat�m� > Bilim, Bilim Adamlar�, Hayatlar�, Bulu�lar�

    DESCARTES, HAYATI, B�L�ME KATKILARI (B�L�M, B�L�M ADAMLARI, BULU�LAR, TAR�HLER�, B�L�M ADAMLARININ HAYATI, B�L�ME KATKILARI) (FEN B�L�MLER� DERS� KONU ANLATIM)

     Ren� Descartes

    Descartes, bir Frans�z matematik�isi, bilimadam� ve filozofudur.Modern felsefenin babas� olarak bilinir.Fransa'n�n Touraine b�lgesinin La Haye isimli �ehrinde do�mu�tur.Poitiers �niversitesinde hukuk ��renimi g�rm��t�r. �niversiteyi bitirdikten sonra bir s�re askeri m�esseselerde g�rev alm��t�r.Daha sonra bir s�re Fransan�n d���na seyahatlerde bulunmu�tur.Ard�ndan 1628 y�l�nda Fransa'ya geri d�ner.Ayn� y�l felsefe ve optik �zerine de�i�ik deneyler yapm��t�r.Daha sonra hayat�n�n b�y�k b�l�m�n� ge�irece�i Hollanda'ya gider. 
    Descartes ilk �al��mas�n� felsefe �zerine "Denemeler" isimli eseriyle yapm��tir.Bu eser d�rt b�l�mden olu�maktad�r; geometri, optik, meteorlar, metod.1649 y�l�nda Descartes Isve�'e krali�eyi e�itmek �zere davet edilir.Bir sonraki y�l zat�rrden hayata g�zlerini yumar.
    Descartes bilimin ve �zellikle matemati�in t�mevar�m metodunu felsefeye uygulamaya �al��m���r.Me�hur "Cogito, ergo sum", " I think, therefore I am" "d���n�yorum �yleyse var�m" s�z� ona aittir.Bu noktadan ba�layarak her�eyi sorgulam��t�r kendi varl���n� - Yarat�c�'n�n varl���n� da ve (bilgi yelpazesi.net) O'na inanma ihtiyac�n� ifade temi�tir.
    Descartes bilime ve matemati�e �nemli katk�larda bulunmu�tur.Optikte yans�man�n temel kanununu bulmu�tur; geli� a��s� gidi� a��s�na e�ittir.Matemati�e olan en b�y�k katk�s� ise analitik geometri �zerine olmu�tur.Cebirin geometriye uygulanmas� �zerine �al��m��t�r.Cartesian geometri ifadesini ortaya atm��t�r. E�rileri onlar� �reten denklemlereg�re s�n�fland�rm��t�r.Alfabenin son harflerini bilinmeyen �okluklar i�in, ilk harflerini de bilinen �okluklar i�in kullanm��t�r. 
    Eserleri:
    La G�om�trie 
    Le Monde, ou Trait� de la Lumi�re
    La Dioptrique,
    Les M�t�ores,
    Meditations on First Philosophy 
    Principia Philosophiae

    B�L�M, B�L�M ADAMLARI, HAYATLARI, BULU�LARI
    SAYFASINA GER� D�NMEK ���N

    >>>TIKLAYIN<<<

    >>>TIKLAYIN<<<

    FEN B�L�MLER� DERS� �LE �LG�L� TEST SORULARI, SORU BANKASI
    SAYFASINI G�RMEK �STERSEN�Z

    >>>TIKLAYIN<<<

    FEN B�L�MLER� DERS� �LE �LG�L� YAZILI SORULARI
    SAYFASINI G�RMEK �STERSEN�Z

    >>>TIKLAYIN<<<

    Yazı kaynağı : bilgiyelpazesi.com

    Descartes'ın hayatı ve eserleri: Descartes kimdir? Kısaca hayat özeti..

    Descartes'ın hayatı ve eserleri: Descartes kimdir? Kısaca hayat özeti..

    Descartes Kimdir?

    Ünlü Fransız filozof ve matematikçi olan “Descartes” aynı zamanda da bir bilim adamıdır. 1596 yılında Fransa‘nın Indre-et-Loire kentinde dünyaya gelmiştir. İlk öğrenimini Cizvit Kolejinde tamamlayan Descartes daha sonra üniversite öğrenimi ise, Poitiers üniversitesinde okudu. Senelerce pek çok farklı ülkede kalarak ilmi ve önemli çalışmalar yaptı. Descartes, geometri ve cebir teorilerine yenilikler getirdiği için ile en önemli matematikçiler arasında yer alır. Aynı zamanda felsefe alanında da önemli bir yer edinmeyi başarmıştır. Felsefe alanında skolastik düşünce sistemini reddederek ve "Düşünüyorum, o halde varım!" sözünden yola çıkarak teorilerini salt akıl temeli üzerine inşa etmiştir.

    Hayatta ispatı olmayan hiçbir şeyi kabul etmeyen Descartes, şüpheci bir tavır takınmıştır. Descartes, bu tavrı ile tanrının varlığını da sorgulamış ve metafizik alanında yaptığı çalışmalar ile bu durumu da kendine göre izah etmeye çalışmıştır. İlim alanında yaptığı çok önemli çalışmalar ile kısa bir idealizm döneminden geçerek realizme ulaşmayı başarır. Ünlü filozof Descartes’in hem felsefe alanında hem de eserlerinde ilk olma özelliğini “Denemeler” ismi verilen eserinde bulunur. Dört bölümden meydana gelen bu eserde, optik, geometri, metot konuları, meteorlar üzerinde durmuştur. Bu eseri ile felsefe alanına getirmiş olduğu yeniliklerin temellerini atarak, felsefeye daha yenilikçi ve daha modern bir şekil kazandırmıştır.

    Descartes Kısaca Hayat Özeti

    Eğitim hayatı boyunca pek çok alanda kendisini geliştiren Descartes, kayıt olduğu askeri okulda tanışmış olduğu Isaac Beeckman sayesinde yaratıcı yeteneğinin farkına keşfetti. İnsanlığın gelişmesindeki temel bilimlerin geliştirilmesini kendine vizyon olarak belirleyen Descartes, bu alanda çalışmalarını çok ilerletmiştir. Descartes, çalışmalarına verdiği hızla kendini bu şekilde hayatın akışına bırakır. Descartes hayatı boyunca hiç evlenmedi. Ama evinde hizmetçisi olarak çalışan ve birlikte yaşadığı Hollandalı Helene'den 1635 yılında “Francine” ismini verdiği bir kızı olmuştur. Descartes’in kızı, 1640 yılında hayatını kaybetmiştir.

    Descartes; “Hiçbir şey keşfedilemeyecek kadar uzak olamaz" sözünü hayatına uyarlayarak yaptığı tüm çalışmaların peşinden bu doğrultusunda koşarak ulaşmıştır. Descartes, yaptığı çalışmalar sonucunda başarı basamaklarını çıkarak zirveye ulaşmayı başaran başarılı ve tarihte kendinden bahsettirecek çalışmalar ortaya koyarak 54 yaşında 1650 yılında hayatına son verdi. Descartes, ölmeden ardında pek çok eser bıraktı. Aynı zamanda ölümünün ardından da basılmamış pek çok eseri hayata geçirdi.

    Descartes eserleri

    İlk felsefik çalışması olarak bilinen Compendium Musicae’yi Beeckman’a ithaf etti. Almanya’ya Seyehat ederken matematiksel bilgilerden de yararlanarak kendine bir vizyon geliştirdi. 1962 yılında Hollanda’ya geri döndü. Bilimsel ve düşünsel alanda ise en verimli zamanlarını bu bölgede geçirdi. Matematik, felsefe, geometri üzerine çığır açan çok önemli teoriler üretti. Bu dönemde ünlü kitabı "Kurallar"ı yazdı.

    Descartes, 15 yıl süren savaşlar, gezileri ve serüvenlerden sonra Hollanda’ya yerleşti. Batı düşüncesini ters düz eden bir felsefe sistemi kurdu. Gördüğü, öğrendiği, duyduğu her şeyden şüphe duymaya başladı. Daha sonra bunların hepsini sildi ve düşüncenin varlığından emin oldu.

    Descartes’ın bir başka önemli kitaplarından birisi ise Meditasyonlar (Meditationes) ilk olarak 1641 yılında yayımlandı. Eserin gerek ön sözünde gerekse I. Meditasyon bölümünde belirtilen, hayatı pek çok yanlış kanı üzerinde kurduğundan kuşkulanıyordu. Bu nedenle de, Descartes insanların doğru bilgiye ulaşmaları için zihinlerini gereksiz bilgilerden temizlemelerini gerektiğini savunur.

    Yazı kaynağı : www.posta.com.tr

    Descartes Felsefesine Kısa Bir Bakış: Düşünüyorum, Öyleyse Varım (Cogito Ergo Sum)!

    Descartes Felsefesine Kısa Bir Bakış: Düşünüyorum, Öyleyse Varım (Cogito Ergo Sum)!

    Descartes, genellikle ve haklı olarak, klasik felsefeden modern felsefeye geçişte en önemli kişilik olarak kabul edilmektedir; bu, ortaya koyduğu öğretisinin içeriğinden çok, onun felsefi araştırma kavrayışına bağlıdır.[4] Descartes, felsefesinde özneyi merkeze alarak, onu ikili bir yapıyla ortaya koymuştur. Bilgiyi, özneden yola çıkarak ortaya koymaya çalışmıştır; başka bir deyişle, önce kendi varlığını sağlamlaştırmış, daha sonra dış dünyaya yönelmiştir. Descartes’a göre filozof, işe silmeyle başlamalıdır; önceki bilgilerine şüpheyle yaklaşmalıdır, bu temizleme işleminin aracı ise “kuşku yöntemi”dir.[4] Descartes, bugüne kadar güvenilir kabul ettiği her şeyi duyular vasıtasıyla aldığını söyleyerek, onların bilgisine güvenilemeyeceğini, bu sebepten ötürü her şeyden şüphe ederek işe başlayacağını söylemiştir.[5] Descartes’ın şüpheciliği geçicidir; amacı, kesin ve bizzat kendisinin elde ettiği bir bilgiye varmaktır.[2]

    1. Cogito Ergo Sum

    Descartes, şu ana kadar bildiklerini askıya aldıktan sonra hakiki sayılabilecek, kesin olarak doğru olan şeyi aramaya başlamıştır. Bu noktada Descartes, “Ego Sum (Ben'im, Varım)” önermesine ulaşmıştır. Descartes’a göre, her şeyini beni aldatmaya adamış bir aldatıcı bile, ben bir şey olduğumu düşündüğüm sürece, beni bir şey olmadığıma inandıramayacak, ikna edemeyecektir.[5]

    Ama bu, Descartes için yeterli değildir çünkü bu önermenin hâlâ açık olmadığını düşünmektedir. Descartes bu noktada beden ve ruhu incelemeye tâbi tutarak bu ikisinden kendisine ait bir özellik aramıştır. Ruh konusunda Descartes, ilk olarak onu hissetme kavramı açısından ele almış, fakat beden olmaksızın ruhun hissedilemeyeceğini söyleyerek bunun kendine ait bir şey olmadığını söylemiştir. İkinci olarak baktığı kavram ise “düşünme”dir. Düşünme, ona ait olan bir özelliktir, bu yüzden Descartes, “Ben kimim?” sorusuna “Düşünen bir şeyim.” cevabını vermiştir.[5]

    Descartes'ın bu cümlelerine dayanarak, onun temel argümanı olan “Cogito ergo sum (Düşünüyorum, o halde varım).” argümanına ulaşmak mümkündür. Bu cümlelerden düşünmenin, var olmanın ön koşulu olduğu sonucu çıkarılabilmektedir. Bu sebepten ötürü, insanın özü düşünmektir dersek yanlış olmaz. Descartes’a göre her şeyden şüphe edilebilir fakat şüphe edildiğinden şüphe edilememektedir.

    2. Descartes’ın Töz Düalizmi

    Descartes felsefesi, “düalist” bir felsefe olarak anılmaktadır; bu, onun töz anlayışının bir sonucudur. Descartes’ta ikili bir töz anlayışı vardır, bu tözler sonsuz ve sonlu töz olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Sonsuz töz “Tanrı”dır, sonlu töz ise kendi içinde “ruh” ve “beden” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır; sonlu töz için insan demek uygundur. Descartes’ın zihin ve beden arasındaki ayrımı ortaya koyma ve düalizmi ifade etme tarzı, gelenekten kopuşu temsil etmektedir ve modern felsefenin seyrini etkilemiştir.[1]Modern felsefe, Orta Çağ felsefesinden kopuştur. Orta Çağ’da din temelli açıklamalar yapılırken modern felsefede bilimsel ve akla dayalı açıklamalar yapılmaya çalışılmıştır. Descartes’ta zihin, bütünüyle gerçek, ayrı bir tözdür; beden olmaksızın ve Tanrı'nın yardımı olmaksızın varlığını sürdürebilir.[1]

    Descartes’a göre madde ve düşünce, yani beden ve ruh birbirinden tamamen farklıdır, ama aynı zamanda her ikisi de birer tözdür. Bedenin özü yer kaplamaktır. Descartes bunu “bal mumu deneyi” olarak adlandırılan bir örnekle açıklar:

    Beden sadece yer kaplamakta, düşünememektedir; ruh ise sadece düşünmekte, yer kaplamamaktadır. Buradan hareketle bedenin uzaysal, ruhun uzaysal olmadığı söylenebilir. Ancak Descartes, zamansallık bakımından bu ikisi arasında ayrım yapmamaktadır; yani hem beden hem ruh zamansaldır. Descartes, ruhu bedenden üstün tutmaktadır, beden ruh olmaksızın varlığını sürdürememektedir; başka bir deyişle, ruhsuz beden sadece bir maddedir, ruh ise herhangi bir şeye ihtiyaç duymaksızın varlığını sürdürebilmektedir.

    Descartes, ruh ve beden arasındaki farkı ortaya koyduktan sonra, bu ikisinin nasıl birlik içinde olduğu konusuyla ilgilenmiştir. Bu birliktelik için Descartes, “Epifiz Bezi Teorisi” denilebilecek bir teori ortaya koymuştur. Buna göre, ruh ve beden, beynin arka kısmındaki epifiz bezinin içinde birlik içinde bulunmaktadır. Daha sonraları Descartes’ın bu çözümü ciddi eleştiriler almıştır.

    3. Descartes'ın Epistemolojisi

    Descartes, daha önce de bahsettiğimiz gibi, şu ana kadar bildiği her şeyi askıya alarak işe başlamıştır. Bunun sebebi ise, duyuların bizi yanıltması, şu ana kadar olan tüm bilgimizin de duyular vasıtasıyla alınmasıdır. Kesinlik noktasında duyu verilerini eleyen Descartes, matematiği ve geometriyi incelemeye tâbi tutmuş, onların kanıtlamalarının açık olduğunu söylemiştir.[3] İster uykuda olayım ister uyanık, iki artı üç her zaman beş edecektir; karenin dörtten fazla kenarı olmayacaktır. Böylesine aşikâr hakikatlerin yanlış ve kesinlikten yoksun olduğundan kuşkulanabilmek mümkünmüş gibi görünmez.[5]

    Descartes, ilk olarak varlığını ortaya koymuştur; yani var olduğunu ispatlamıştır. “Düşünen ben”i merkeze alan Descartes, diğer her şeyi bu temel üzerine inşa etmiştir. Genel ilke olarak ortaya koyduğu “ben”, kendisinde kuşkuyu, tasarlamayı, anlamayı, istemeyi, hissetmeyi, imgeler oluşturabilmeyi barındırmaktadır; bu yetiler “düşünen töz”e bağlıdır, düşünen töz ise “salt zihin”dir; salt zihin bizi hiçbir zaman yanıltmamakla birlikte, bizi apaçık bilgiye götüren şey de odur.[3]

    Descartes’ın yöntemi, dört aşamadan oluşmaktadır; ilk olarak doğru olduğunu apaçık bilmediği hiçbir şeyi kabul etmemekte, ikinci olarak incelenecek şeyi en küçük parçalarına kadar bölmekte, üçüncü olarak bu parçalardan başlayarak karmaşık yapılara doğru ilerleyen bir tümevarımsal yol izlemekte ve son olarak her adımda yaptığı işlemi gözden geçirmektedir.

    Descartes’ın epistemolojisi “cogito” temellidir; cogito temel alınarak dış dünya açıklanmaktadır, yani kendi bilincinden nesneye doğru bir gidiş söz konusudur.[3] Descartes bu noktada “doğruluk” ve “kesinlik” ayrımı yapmaktadır. Kesin olan şey a priori olup açık ve seçik olan şeydir, bu önermelerin doğruluğu ya da yanlışlığı söz konusu değildir. Buna örnek olarak matematik ve geometriyi göstermek mümkündür; doğruluk ise bilgiye ilişkindir ve olumsal olabilendir.[3] Descartes’a göre, kesinliği elde etmenin yolu “sezgi”dir.

    Şüphe yöntemini kullanarak kendisinden şüphe edilmeyecek bir temel arayan Descartes, ulaştığı “cogito” bilgisinden emindir. Bu eminliği ona veren ise “sezgi”dir, sezgi kesinliğin kaynağıdır.[3]

    Sezgiyle edindiğimiz bilgiler, aynı zamanda açık ve seçiktir. Descartes için doğruluk, açık ve seçikliktir; yani bir şey açık ve seçik ise doğrudur. Açıklık ve seçiklik, bizi peşin hükümlerden ve acele yargılardan korumakta ve aklın hata yapmasını engellemektedir.[3] Descartes, şeylerin bilgisini Tanrı'ya dayandırmaktadır, Tanrı idesine sahip olmadıkça başka şeylere ilişkin bilgi edinilemez. Descartes’a göre bilginin teminatı Tanrı’dır.[3]

    Son olarak idelere bakacak olursak, doğuştan, duyu verilerinden türetilen ve kendi türettiğimiz ideler olmak üzere üç tür ide vardır. Bu ideler, bilginin oluşum sürecinde etkin rol oynamaktadır.[3] Doğuştan idelerin, doğruluğu ya da yanlışlığı söz konusu değildir. Buna örnek olarak matematik ve geometriyi verebiliriz. Bunlar, düşünen benin varoluşuna bağlı olduğu için, kendiliğinden açık ve seçiktir.[3] Ama diğer ide türleri açık ve seçik değildir. Duyu verilerinden gelen ideler, zihnin duyular bölümünde, kendi türettiğimiz ideler ise imgelemde bulunmaktadır. Bu iki ide, bize açık ve seçik bilgi sağlamamaktadır; bu sebepten ötürü doğruluklarından emin olunamaz.

    Sonuç

    Sonuç olarak bakıldığında, Descartes modern felsefeyi kurmuş ve felsefenin konusunu değiştirmiştir. Töz, yani var olmak için kendinden başka hiçbir şeye ihtiyaç duymayan şeyi, Tanrı, ruh ve beden olmak üzere üçe ayırmıştır. İnsanı ruh ve beden olarak ele alması, düalist bir felsefesi olduğunun göstergesidir. Aynı zamanda bu ayrım, 20. yüzyıl felsefesinde başlamış olan ve günümüzde felsefenin gözde alanlarından olan "Zihin Felsefesi" için başlangıç olmuştur.

    Yazı kaynağı : evrimagaci.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap