Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    denge ve motor hareketlerin koordinasyonu ile ilgili merkezi sinir sistemi yapısı nedir

    1 ziyaretçi

    denge ve motor hareketlerin koordinasyonu ile ilgili merkezi sinir sistemi yapısı nediri bilgi90'dan bulabilirsiniz

    denge ve motor hareketlerin koordinasyonu ile ilgili merkezi sinir sistemi yapısı

    denge ve motor hareketlerin koordinasyonu ile ilgili merkezi sinir sistemi yapısı

    denge ve motor hareketlerin koordinasyonu ile ilgili merkezi sinir sistemi yapısıi bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Çocuklarda Motor Beceri Gelişimi

    Çocuk organizmasının en önemli özelliklerinden birisi de sürekli büyüme, gelişim süreci içinde olmasıdır. Bu süreç içerisinde çocuğun gelişimi görünen ve görünmeyen büyüme ile gelişmeyi de kapsar. Motor kelimesi anlam olarak ‘hareket’i ifade eder. Dünyaya gelen her birey, daha anne karnında iken fiziksel olarak gelişmeye başlar. Dünyaya geldiğinde de bu gelişim hızlanarak devam eder. Önceleri refleks olan bu hareketlerin bazıları, refleks olarak ömür boyu devam ederken, bazıları da zamanla organların bilinçli olarak kullanılması ile motor becerilere dönüşür. Nefes alıp vermek ya da göz kırpıştırmak ömür boyu bireyin istemi dışında da olsa devam eden refleksif hareketlerdir. Oysa tek ayak üzerinde sekmek ya da kâğıt kesmek, organların kullanımının bilinçli olması ile yapılan eylemlerdir ve ‘psikomotor gelişim’ içinde değerlendirilirler. Psikomotor gelişim, yaşam boyu devam eden ‘motor’ becerilerde ortaya çıkan davranışların kontrol altına alınması sürecidir. Söz konusu olan davranışlar; duyu organları, zihin ve kasların birlikte çalışması ile ortaya çıkar. Bir anlamda bu davranışların kontrol altına alınmasını sağlayan süreç, ‘psikomotor gelişim’i ifade eder. Psikomotor gelişim, fiziksel büyüme ve merkezi sinir sisteminin gelişimine paralel olarak organizmanın isteme bağlı hareketlilik kazanması olarak tanımlanır. Motor gelişim farklı değişikliklere uğrasa da bireyin tüm yaşamı boyunca devam eden bir süreçtir. Motor gelişim, düzenli bir sıra izler.

    Büyük kas motor becerileri, aynı zamanda ‘kaba motor beceriler’ veya ‘geniş kasların kullanılması’ diye de anılmaktadır. Emekleme, ayakta durma, yürüme, koşma, salınım, dönme, yuvarlanma, zıplama, denge gibi hareketler üzerideki kontrolü anlatmak için kullanılmaktadır. Küçük kas motor gelişimi ise; aynı zamanda ‘ince devinimsel beceriler’ olarak da adlandırılabilmektedir. Eli ve ayağı kullanma becerileri ile nesne becerilerini kapsar. Tutma, kavrama, yazma, yırtma, çizme, yapıştırma, kesme gibi beceriler örnek olarak gösterilebilir.

    İnsanın gelişimi, sürekli olmakla birlikte bu sürekliliğin hızı her yaşta aynı değildir. Örneğin döllenmeden doğuma kadar olan evrede çok hızlı bir büyüme süreci yaşanır. Her gelişim evresi, diğer evrelerden farklı bir hızda gelişir ve insanın değişik yaşlarını kapsar. Çocuk için yaptığı her motor hareket, sözsüz iletişim anlamındadır. Motor davranışlar yolu ile dış dünya ile iletişim kurar. Kazandığı her yeni beceri ile de kendi dünyasının genişlemesine ve yeni deneyler yapmasına yardımcı olur. Fiziksel gelişim, psikomotor gelişim ile paralel gitmektedir ve birbirinden ayrı düşünülemez. Bir çocuğun çevresini tanıması ve çevresini yönetme becerisine kavuşma sürecinde ‘motor gelişimi’ son derece önemlidir. Bu süreçte, çocuğun bağımsızlığını tanımasında ve yönetmesindeki rolü de göz ardı edilmemelidir. Bunun yanı sıra çevresine uyum sağlaması ve sosyal faaliyetlerde varlık göstermesi için de ‘psikomotor’ gelişim iyi anlaşılmalıdır. Psikomotor gelişimin sağlıklı olması, fiziksel gelişiminin yanı sıra zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimlerine de önemli katkı sağlar.

    “Çocuklara “dikkat edin” yerine “dikkatle bakın” demeyi tercih edin. Uyarılmadan çok, model almak önemlidir”

    Kuvvet

    Bütün psikomotor davranışların öğrenilmesi bir kuvvet gerektirir. Koşma, atlama, tırmanma, yürüme hatta bir parmağın kıpırdatılması bile kuvvet ister. Bütün vücudun genel bir kuvvetinin olması gerektiği gibi; gövdenin kol ve bacakların elin ve parmakların öğrenilecek psikomotor davranışları yapabilecek kuvvete sahip olması gerekir. Kuvvet; bir direnci yenebilme, karşı koyabilme becerisi olarak da tanımlanabilir. Motor davranışlarda kas ve sinir sisteminin gelişmesi önemli bir yer tutar. Kemiklerde ve iç organlardaki büyüme doğrultusunda kaslar, merkezi sinir sisteminin direktifleri ile istenilen davranışı yapar. Çocuklarda kas kuvvetinin yoğunlaşması yaşa, cinsiyete, olgunlaşma düzeyine, daha önceki fiziksel etkinlik aşamalarına ve bedensel ölçülere bağlıdır.

    Denge

    Denge, belli bir yerde bir hareketi veya pozisyonu sürdürme durumunu devam ettirme olarak tanımlanabilir. İlk önemli denge biçimleri, oturma ve ayakta durabilmedir. Çocuklarda motor becerilerde denge, daima önemli bir güdü olacaktır. Vücut kısımlarını, vücudun ağırlık merkezine göre etkili olarak kullanmayı öğrenecektir. Denge; yürüme, koşma ve atlama becerilerinin kazanılmasında da çok önemli bir faktördür. Çocuk ileriki yıllarda dengesinin gelişimi ile iki tekerlekli araçların, tekerlekli patenin kullanılması gibi pek çok aktiviteye katılabilecektir. Yapılan araştırmalara göre çocuk iki yaşından önce denge becerisi kazanamamaktadır. Üç yaş civarında tek ayağının üzerinde 3-4 saniye durabilmekte, dört yaşından sonra ise dairesel bir çizginin üzerinde yürüme becerisi kazanabilmektedir.

    Tepki Hızı

    İnsanların duyu organlarını harekete geçiren ve insanda bir tepkiye yol açan iç ve dış durum değişikliğine uyarıcı; dışarıdan ya da içeriden gelen uyarıcılara karşı organizmanın gösterdiği davranış tepki olarak tanımlanır ‘Harekete hazır olma’ şeklinde ifade edilebilecek olan tepki hızı için vücudun, dışarıdan aldığı uyarıcılara karşı tepki göstermeye hazır olması gereklidir; Yani vücudun etkilere karşı tepki göstermeye hazır olması gereklidir, bir etki-tepki sürecidir. Etki ile bu etkiye yapılan tepkinin arasında geçen zaman, reaksiyon zamanıdır. Reaksiyon zamanı ne kadar kısa olursa psikomotor öğrenme de o kadar hızlı olur. Psikomotor öğrenmede genel olarak bütün vücudun tepkiye hazır olması gereklidir. Özellikle kolların, bacakların ve elin tepki yapabilecek olgunluğa ulaşması gerekir.

    Koordinasyon

    Eş güdüm (koordinasyon), belli bir amaca ulaşmak için; bilinçli motor hareketlerin devamlılığı, ahenkli ve uyumlu çalışması olarak tanımlanabilir. Psikomotor öğrenmenin pek çoğu birden fazla organların çalışmasını gerektirir. En yalın bir davranışta bile göz, el, kol veya ayak, gövde ile ayağın veya iki elin bir düzen içinde çalışması oldukça zordur. Öğrenilecek davranışları yapacak organları arasında yeterli koordinasyonu kuramıyorsa çocuk, o davranışı öğrenemez. Bu nedenle organlar arasındaki yeterli koordinasyonun gelişimi, bedensel olgunluğa ve alıştırmalara bağlıdır. Organlar arasıdaki eş güdümün artması, bedensel olgunluk arttıkça ve etkinlikle ilgili alıştırmalar çoğaldıkça sağlanacaktır. Örneğin 5-6 yaşlarında yapılan ve basit bir etkinlik gibi gözlenen sanatsal etkinliklerde gözün, parmakların, elin, bileğin ve gövdenin eş güdüm içerisinde çalışması organlar arasındaki koordinasyonun arttığını gösterir.

    Esneklik

    Vücudun gerektiği zaman öne, yana, geriye ve istenen yönlere eğilmesi; yani esnek olması gereklidir. Gövdenin, bacakların yeterli esnekliğe sahip olmadığı zamanlarda psikomotor davranışları öğrenmek mümkün değildir. Özellikle ilk çocukluk döneminde kemikler kıkırdaksı yapıda olduklarından vücut daha da esnektir. Kemikler geliştikçe vücut esnekliği azalır. Esneklik 5-8 yaşlarda sabit kalır. Özellikle 12-13 yaşlarda doruk noktaya ulaşır. Cinsiyet esneklikte önemlidir. Kız çocuklar, erkek çocuklara oranla daha esnektir.

    Orhun GÜNGÖRDÜ

    İstanbul Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Görevlisi

    Yazı kaynağı : www.mygym.com.tr

    Psikomotor gelişme

    Psikomotor gelişme (psiko-motor gelişme), fiziksel yapıdaki değişikliklerin (büyümenin) santral sinir sisteminin gelişimiyle koşut ve uyumlu olması olgusudur. Prenatal (doğum öncesi) dönemden başlar ve yaşam boyu sürer.  Büyürken öğrenme, öğrendikçe gelişme ve geliştikçe olgunlaşma olgusudur; son aşamada olgunlaşma ve öğrenme yaşla uyumlu bir düzeye gelir.[1][2]

    Fiziksel gelişme biyolojik yapıyla ilgilidir; beslenme, kalıtım, iklim koşulları, annenin gebelik sorunları, endokrin sistemin durumu, fiziksel aktivite gibi koşullardan etkilenir. Motor gelişme, fiziksel ve yapısal niteliklerin beyin tarafından denetlenebilme becerisidir. Motor hareketlerin tümünde bedenin birkaç kısmı birlikte ve eşgüdüm halinde çalışmak durumundadır. Psikomotor gelişimi bilişsel gelişim, duygusal gelişim ve toplumsal gelişim tamamlar. Sağlıklı ve düzenli bir psikoseksüel gelişim, sağlıklı ve düzenli bir psikomotor gelişme ile olanaklıdır.[1][2][3]

    Yeteneklerin kazanılması[değiştir | kaynağı değiştir]

    Fiziksel gelişmenin ve santral sinir sistemi (beyin ve beyincik) gelişmesinin birbirlerine uyumlu olarak gerçekleşmesi ve organizmanın isteme bağlı hareketlerini düzenli olarak süresince birtakım yetenekler edinilir. Söz konusu yetenekler dikkat, güç, tepki hızı, eşgüdüm, denge ve esneklik olarak nitelendirilmektedir:[1][2]

    Yaşlara göre motor gelişim dönemleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Motor sözcüğü anlam olarak “hareket” eylemini niteler. Bebek ile anne arasındaki ilk iletişim bebeğin hareket etmesidir.  Erken çocukluk döneminde gelişim hızıdır. Gözü kırpıştırmak, solumak, yutkunmak, öksürmek, vb çeşitli refleksler ömür boyu yapılan bilinç-dışı hareketlerdir.  Yürümek, koşmak, sıçramak, atlamak gibi eylemler bilinçli motor beceriler olarak tanımlanır ve psikomotor gelişimin temelini oluştururlar.  Psikomotor gelişim sürecinde duyu organları, bilinç ve kaslar birlikte çalışır. Beyin ve beyincik davranışların gereken uyum ve denge içinde gerçekleşmesini sağlar. Motor gelişimde başlıca 3 evre vardır; sporcularda bunlara dördüncüsü eklenir:[3]

    1. Refleks Hareketler Dönemi (0-1 yaş): Özellikle yeni doğanların davranışları bu şekildedir. Bu hareketler daima omurilik ve aşağı beyin merkezi tarafından kontrol edilir. Bebekler bedenlerinin çeşitli bölümlerini hareket ettirmeyi sağlayan genel bir yetenekle ve refleks olarak isimlendirilen davranışsal tepkiler dizisi ile doğarlar.

    2. İlkel Hareketler Dönemi (0-2 yaş): Bireyin istemli hareketlerin ilk biçimi olarak değerlendirilir. Doğumdan sonra baskın olan refleksler korteksin gelişimi ile denetlenmeye başlar. Yaşam için gerekli olan hareketlerin temelini oluştururlar: (i) denge sağlama (baş-boyun ve gövde hareketlerinin kontrolü); (ii) lokomotor davranışlar (sürünme, emekleme, yürüme); (iii) el becerileri (uzanma, bırakma, yakalama gibi manüpülatif davranışlar) başlıcalarıdır.

    3. Temel Hareketler Dönemi (2-7 yaşlar): Tüm çocuklarda bulunan koşma, atlama, sıçrama, sekme, yakalama, fırlatma, topa ayakla vurma gibi temel becerilerin kazanıldığı dönemdir.

    4. Spora İlişkin Hareketler Dönemi (7 yaş üzeri): Temel hareketler döneminin bir uzantısıdır. Bu dönemde hareket amaç olmak yerine çeşitli yarışma ve işbirliğine dayalı oyun, spor, dans ve rekreatif etkinliklerde bir araç olarak kullanılır. Lokomotor, manüpülatif ve dengelemeye ilişkin hareketler birleştirilerek çeşitli etkinliklerde kullanılır. Örneğin, ip atlamadaki sekme ve sıçrama hareketleri sporda üç adım atlama, yüksek atlama gibi dallarda uygulanmaktadır. Sporla ilişkili hareketler dönemindeki başarılar öncelikle tepki zamanı, hareket hızı, eşgüdüm, beden yapısı (boy, ağırlık), alışkanlıklar, psikolojik etmenler (arkadaş etkisi, duygusal yapı, hırs) gibi faktörlere bağlıdır.

    Psikomotor gelişmede Robert Havighurst kriterleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Psikomotor gelişme üzerindeki çalışmaları ile ünlenen Robert Havighurst[4], “öğrenmek yaşam boyu süren bir süreçtir” demiştir; Türkçesi “öğrenmenin yaşı yoktur”. Havighurst, büyüdükçe ve geliştikçe öğrenen insanoğlunun gelişim sürecini 6 evrede toplamıştır:[5]

    1. Bebeklik ve erken çocukluk evresi (0-5 yaşlar): Emeklemek ve yürümekle başlar ilk deneyimler. Katı besinleri yemeyi, konuşmayı, tuvalet gereksinimlerini karşılamayı öğrenir. Cinsiyet farklılıklarını algılayabilmeye ve sosyal iletişim kurmaya başlar. Okumayı öğrenmeye hazırdır. Psikomotor gelişmesi çok hızlıdır; yaşıtlarıyla oyun oynar, yorulmak bilmez.

    2. Orta dönem çocukluk evresi (6-12 yaş): Okul dönemidir; okuma-yazma-aritmetik yetilerini geliştirir. Düşüncelerini ve öğrendiklerini belirli bir düzen içinde aktarabilir. Basit oyunlar için gereken fiziksel yetileri kazanır. Büyüyen bir organizma olarak kendisine yararlı ortamları oluşturmasını öğrenir. Yaşıtlarıyla birlikte olabilmek, sosyal ortamlarda cinsiyetine uygun davranmak ve tutumunu geliştirmek çabasını gösterir. Günlük yaşama uygun düşüncelerini geliştirir; vicdan, erdem ve değer bilme kavramlarını pekişmeye başlar. Kişisel bağımsızlığını kazanmak en önemli hedeflerindendir.

    3. Puberte (ergenlik) evresi (13-18 yaş): Ergenliğe özgü görevlerin geliştirilmesi evresidir. Cinsiyet farkındalığı gelişir. Duygusal gelişme, düşünme ve üretme yetenekleri gelişme göstermelidir. Çevresiyle daha anlamlı ilişkiler kurabilmelidir.  Psikomotor ve psikoseksüel gelişimleri düzenli olan çocuklar (gençler) her iki cinsten yaşıtlarıyla yeni ilişkiler kurmayı ve geliştirmeyi kolayca başarır, sosyal rolünü başarıyla oynar. Fizik gücünü ve fiziksel yapısını etkin bir biçimde kullanmayı becerir. Ebeveynlerine ve öteki erişkinlere karşı duygusal bağımsızlığını koruyabilir. Evlilik, aile kurmak ve ekonomik kazanımlar için hazırlanma aşamasına girer. Davranışlarına yol gösterecek bir etik sistem ve dünya görüşü kazanırken sosyal sorumluluk duygusu içeren davranışları edinir.

    4. Erken erişkinlik evresi (19-35 yaş): Meslek seçebilir, iş kurabilir ya da bir işte çalışabilir. Eş seçebilir, aile kurabilir, evliliği sürdürebilir, evini yönetebilir, çocuklarını büyütebilir. Cinsiyetine uygun sosyal rolünde başarılıdır. Kafa dengi sosyal gruplara katılırken toplumsal sorumlukları alabilir. Fizyolojik performansları üst düzeydedir.

    5. Orta yaş evresi (36-60 yaş): Erişkinlik için gereken sosyal sorumluluklarını üslenir. Standart bir ekonomik yaşam düzeni kurmuştur, iş yaşamının tepe noktasındadır. Eşine ve evine gereken ilgiyi gösterir. Sosyal görevler ve ilişkiler oldukça yoğundur. Ergenlik evresindeki çocukların mutlu erişkinler olabilmelerine yardımcı olma çabası içindedir. Fizyolojik performansların plato yaptığı evredir; boş zamanlarını erişkinlere uygun aktivitelerle doldururken orta yaşlarda başlayan fizyolojik değişimlere uyum sağlamaya başlar. Yaşlı ebeveynlerle ilişkileri iyidir.

    6. Olgunluk/İleri olgunluk evresi (60< yaş): Mesleğinin niteliğine göre üst yönetim kadrosu görevleri olabilir. Mutluluk verici bir yaşam ortamını sağlamalı ancak fiziksel gücün azalmasına ve sağlık sorunlarına, emekliliğe ve gelir azalmasına hazırlıklıdır. Ebeveynlerini ve eşini kaybedebileceğini bilir. Kendisine uygun bir yaş grubunun içindedir, sosyal ve toplumsal yükümlülüklerle karşılaştığında gereğini yapabilir. Deneyimlerini çevresine aktarma ve onları eğitme çabası içindedir.

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Psikomotor gelişim nedir?

    Psiko-motor gelişim, fiziksel büyüme ve merkezi sinir sisteminin gelişimine paralel olarak organizmanın isteme bağlı hareketlilik kazanmasıdır. Bir başka deyişle, temelinde hareket olan becerilerin kazanılmasını içeren ve doğum öncesi dönemde başlayıp ömür boyu süren bir süreçtir. Bu süreçte büyük (bedeni kullanma) ve küçük kas hareketleri (nesne kullanma) olmak üzere iki hareket türü kazanılır.

    Psiko-motor gelişim baştan ayağa, merkezden dışa doğru ve büyük kas — küçük kas gelişimi olmak üzere ele alınır.

    Büyük kas psiko-motor gelişim: Bu gelişim “kaba psiko-motor becerileri” olarak ifade edilir. Bir bütün olarak vücudun genel hareketlerini ve denge dinamiğini kapsar. Emekleme, ayakta durma, yürüme, koşma, salınım, dönme, yuvarlanma, zıplama, denge gibi hareketler üzerideki kontrolü anlatmak için kullanılmaktadır.

    Küçük kas psiko-motor gelişim: Bu gelişim ”ince psiko-motor beceriler” olarak ifade edilir. Eli ve ayağı kullanması ile ilgili becerileri kapsar.

    Psiko-motor Yetenekler

    Psiko-motor yetenekler; dikkat, kuvvet, denge, tepki hızı, eş güdüm ve esneklik olarak ayrılır. Bu yetenekler ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

    Dikkat

    Dikkat, kelime anlamı ile ‘duygularla düşünceyi, bir olay ve bir nesne üzerinde toplama’ olarak tanımlanır. Dikkat, göz veya kulağa gelen uyaranların bir kısmının sonraki süreçler için seçilmesidir. Dikkat kavramı, yoğunlaşma ve zihinsel kurgularla eş anlamlı olarak kullanılır.

    Çocuk; çoğunlukla ilk yıllardan itibaren çevresini tanıma, keşfetme duygusu içindedir. Çevresinde gördüğü, dokunduğu hissettiği her şeyi algılar. Bebek, önceleri tanıdık kişi ya da eşyayı gözü ile takip eder, sese tepki verir. Annesini tanır, dikkatle izler. Annesi yanından ayrılınca ağlar. Sonraları objeyi eli ile tutar, duyu organları ile tanır, algılar ve tanımlar. Dokuzuncu aydan itibaren ise nesneye dikkatini yoğunlaştırabilir. Hızla çevreyi keşfetme isteği dikkatini kısaltsa da bu dikkat eksikliği, farklı ilgi alanlarına yönelmesi ile toparlanacak dikkat yoğunluğunu sağlayacaktır. İki-üç yaşlarında, duran topa tekme atabilir. Dört-beş yaşlarında üç tekerlekli bisiklete binebilir, makasla kâğıt kesebilir. Dört beş yaşlarında düz çizgi üzerinde yürüyebilir, altı yaşına geldiğinde ise topa sopa ile vurabilecek ve tek ayak üzerinde on saniye durabilecek dikkat olgunluğuna erişir. Çocuklara “Dikkat edin.” yerine “Dikkatle bakın.” demeyi tercih edin. Uyarılmadan çok, model almak önemlidir.

    Kuvvet

    Bütün psiko-motor davranışların öğrenilmesi bir kuvvet gerektirir. Kuvvet; bir direnci yenebilme, karşı koyabilme becerisi olarak da tanımlanabilir. Psiko-motor davranışlarda kas ve sinir sisteminin gelişmesi önemli bir yer tutar.

    Güce karşı koyabilmek ya da direnci yenebilmek için vücudunu etkin kullanan çocuk; yürüme, koşma, sıçrama, topa vurma, fırlatma gibi hareketleri kuvvetle ilişkili olarak gerçekleştirir. Psiko-motor davranışın türüne göre de kuvvet değişiklik gösterir ve dıştan gözlenebilir. Üç-dört yaşında bir çocuk dolu vagonu itebilir, topu atabilir ve bunu yaparken omuz ve dirsekleri kullanabilir. Dört-beş yaşlarından itibaren el arabası itebilir, halat çekme etkinliklerine katılabilir, kutu ve blok gibi eşyaları kaldırabilir, bunları bir yerden bir yere taşıyabilir.

    Denge

    Denge, belli bir yerde bir hareketi veya pozisyonu sürdürme, durumunu devam ettirme olarak tanımlanabilir. İlk önemli denge biçimleri, oturma ve ayakta durabilmektir. Çocuklarda psikomotor becerilerde denge, daima önemli bir güdü olacaktır. Vücut kısımlarını, vücudun ağırlık merkezine göre etkili olarak kullanmayı öğrenecektir.

    Denge; yürüme, koşma ve atlama becerilerinin kazanılmasında da çok önemli bir faktördür. Çocuk ileri ki yıllarda dengesinin gelişimi ile iki tekerlekli araçların, tekerlekli patenin kullanılması gibi pek çok etkinliğe katılabilecektir. Yapılan araştırmalara göre çocuk, iki yaşından önce denge becerisi kazanamamaktadır. Üç yaş civarında tek ayağının üzerinde üç-dört saniye durabilmekte, dört yaşından sonra ise dairesel bir çizginin üzerinde yürüme becerisi kazanabilmektedir.

    Denge yeteneğinin geliştirilebilmesi için psiko-motor etkinliklerde denge ile ilgili çalışmalara ağırlık verilmelidir.

    Tepki

    Hızı İnsanların duyu organlarını harekete geçiren ve insanda bir tepkiye yol açan iç ve dış durum değişikliğine uyarıcı; dışarıdan ya da içeriden gelen uyarıcılara karşı organizmanın gösterdiği davranış tepki olarak tanımlanır. Harekete hazır olma şeklinde ifade edilebilecek olan tepki hızı için vücudun, dışarıdan aldığı uyarıcılara karşı tepki göstermeye hazır olması gereklidir (etki-tepki süreci). Etki ile bu etkiye yapılan tepki arasında geçen zaman, reaksiyon zamanıdır. Reaksiyon zamanı ne kadar kısa olursa psiko-motor öğrenme de o kadar hızlı olur.

    Psiko-motor öğrenmede genel olarak bütün vücudun tepkiye hazır olması gereklidir. Özellikle kolların, bacakların ve elin tepki yapabilecek olgunluğa ulaşması gerekir. Psiko-motor davranışların, kendine özgü bir yapılış hızı vardır. Bir davranışın gerektiğinden az hızda veya çok hızda yapılması hâlinde organizma tehlikeye girebilir.

    Örneğin, bir makinenin çalışmasını öğrenecek bir öğrencinin gereken hızda hareket edememesi, onun kolunun veya hayatının tehlikeye girmesine sebep olabilir. Psiko-motor öğrenmede özellikle kolun ve parmakların gereken hızı kazanması çok önemlidir.

    Eş Güdüm (Koordinasyon)

    Eş güdüm (koordinasyon), belli bir amaca ulaşmak için bilinçli psiko-motor hareketlerin devamlılığı, ahenkli ve uyumlu çalışması olarak tanımlanabilir.

    Psiko-motor öğrenmenin pek çoğu birden fazla organın çalışmasını gerektirir. En yalın bir davranışta bile göz, el, kol veya ayağın, gövde ile ayağın veya iki elin bir düzen içinde çalışması oldukça zordur. Çocuk, öğrenilecek davranışları yapacak organları arasında yeterli koordinasyonu kuramıyorsa, o davranışı öğrenemez. Bu nedenle organlar arasındaki yeterli koordinasyonun gelişimi, bedensel olgunluğa ve alıştırmalara bağlıdır. Organlar arasındaki eş güdümün artması, bedensel olgunluk arttıkça ve etkinlikle ilgili alıştırmalar çoğaldıkça sağlanacaktır. Örneğin, beş-altı yaşlarında yapılan ve basit bir etkinlik gibi gözlenen sanatsal etkinliklerde gözün, parmakların, elin, bileğin ve gövdenin eş güdüm içerisinde çalışması organlar arasındaki koordinasyonun arttığını gösterir.

    Esneklik

    Vücudun gerektiği zaman öne, yana, geriye ve istenen yönlere eğilmesi, yani esnek olması gereklidir. Gövdenin, bacakların yeterli esnekliğe sahip olmadığı zamanlarda psikomotor davranışları öğrenmek mümkün değildir. Özellikle ilk çocukluk döneminde kemikler kıkırdaksı yapıda olduklarından vücut daha da esnektir. Kemikler geliştikçe vücut esnekliği azalır. Esneklik, beş-sekiz yaşlarında sabit kalır. Özellikle on iki-on üç yaşlarında doruk noktaya ulaşır. Cinsiyet esneklikte önemlidir. Kız çocuklar, erkek çocuklara oranla daha esnektir.

    Kaynak: Çocuk Gelişimi ve Eğitimi,T.C. Mili Eğitim Bakanlığı yayınları, Ankara, 2003

    Yazı kaynağı : medium.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazı kaynağı : bilgi90.com

    Çocuklarda Motor Beceri Gelişimi

    Çocuklarda Motor Beceri Gelişimi

    Çocuk organizmasının en önemli özelliklerinden birisi de sürekli büyüme, gelişim süreci içinde olmasıdır. Bu süreç içerisinde çocuğun gelişimi görünen ve görünmeyen büyüme ile gelişmeyi de kapsar. Motor kelimesi anlam olarak ‘hareket’i ifade eder. Dünyaya gelen her birey, daha anne karnında iken fiziksel olarak gelişmeye başlar. Dünyaya geldiğinde de bu gelişim hızlanarak devam eder. Önceleri refleks olan bu hareketlerin bazıları, refleks olarak ömür boyu devam ederken, bazıları da zamanla organların bilinçli olarak kullanılması ile motor becerilere dönüşür. Nefes alıp vermek ya da göz kırpıştırmak ömür boyu bireyin istemi dışında da olsa devam eden refleksif hareketlerdir. Oysa tek ayak üzerinde sekmek ya da kâğıt kesmek, organların kullanımının bilinçli olması ile yapılan eylemlerdir ve ‘psikomotor gelişim’ içinde değerlendirilirler. Psikomotor gelişim, yaşam boyu devam eden ‘motor’ becerilerde ortaya çıkan davranışların kontrol altına alınması sürecidir. Söz konusu olan davranışlar; duyu organları, zihin ve kasların birlikte çalışması ile ortaya çıkar. Bir anlamda bu davranışların kontrol altına alınmasını sağlayan süreç, ‘psikomotor gelişim’i ifade eder. Psikomotor gelişim, fiziksel büyüme ve merkezi sinir sisteminin gelişimine paralel olarak organizmanın isteme bağlı hareketlilik kazanması olarak tanımlanır. Motor gelişim farklı değişikliklere uğrasa da bireyin tüm yaşamı boyunca devam eden bir süreçtir. Motor gelişim, düzenli bir sıra izler.

    Büyük kas motor becerileri, aynı zamanda ‘kaba motor beceriler’ veya ‘geniş kasların kullanılması’ diye de anılmaktadır. Emekleme, ayakta durma, yürüme, koşma, salınım, dönme, yuvarlanma, zıplama, denge gibi hareketler üzerideki kontrolü anlatmak için kullanılmaktadır. Küçük kas motor gelişimi ise; aynı zamanda ‘ince devinimsel beceriler’ olarak da adlandırılabilmektedir. Eli ve ayağı kullanma becerileri ile nesne becerilerini kapsar. Tutma, kavrama, yazma, yırtma, çizme, yapıştırma, kesme gibi beceriler örnek olarak gösterilebilir.

    İnsanın gelişimi, sürekli olmakla birlikte bu sürekliliğin hızı her yaşta aynı değildir. Örneğin döllenmeden doğuma kadar olan evrede çok hızlı bir büyüme süreci yaşanır. Her gelişim evresi, diğer evrelerden farklı bir hızda gelişir ve insanın değişik yaşlarını kapsar. Çocuk için yaptığı her motor hareket, sözsüz iletişim anlamındadır. Motor davranışlar yolu ile dış dünya ile iletişim kurar. Kazandığı her yeni beceri ile de kendi dünyasının genişlemesine ve yeni deneyler yapmasına yardımcı olur. Fiziksel gelişim, psikomotor gelişim ile paralel gitmektedir ve birbirinden ayrı düşünülemez. Bir çocuğun çevresini tanıması ve çevresini yönetme becerisine kavuşma sürecinde ‘motor gelişimi’ son derece önemlidir. Bu süreçte, çocuğun bağımsızlığını tanımasında ve yönetmesindeki rolü de göz ardı edilmemelidir. Bunun yanı sıra çevresine uyum sağlaması ve sosyal faaliyetlerde varlık göstermesi için de ‘psikomotor’ gelişim iyi anlaşılmalıdır. Psikomotor gelişimin sağlıklı olması, fiziksel gelişiminin yanı sıra zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimlerine de önemli katkı sağlar.

    “Çocuklara “dikkat edin” yerine “dikkatle bakın” demeyi tercih edin. Uyarılmadan çok, model almak önemlidir”

    Kuvvet

    Bütün psikomotor davranışların öğrenilmesi bir kuvvet gerektirir. Koşma, atlama, tırmanma, yürüme hatta bir parmağın kıpırdatılması bile kuvvet ister. Bütün vücudun genel bir kuvvetinin olması gerektiği gibi; gövdenin kol ve bacakların elin ve parmakların öğrenilecek psikomotor davranışları yapabilecek kuvvete sahip olması gerekir. Kuvvet; bir direnci yenebilme, karşı koyabilme becerisi olarak da tanımlanabilir. Motor davranışlarda kas ve sinir sisteminin gelişmesi önemli bir yer tutar. Kemiklerde ve iç organlardaki büyüme doğrultusunda kaslar, merkezi sinir sisteminin direktifleri ile istenilen davranışı yapar. Çocuklarda kas kuvvetinin yoğunlaşması yaşa, cinsiyete, olgunlaşma düzeyine, daha önceki fiziksel etkinlik aşamalarına ve bedensel ölçülere bağlıdır.

    Denge

    Denge, belli bir yerde bir hareketi veya pozisyonu sürdürme durumunu devam ettirme olarak tanımlanabilir. İlk önemli denge biçimleri, oturma ve ayakta durabilmedir. Çocuklarda motor becerilerde denge, daima önemli bir güdü olacaktır. Vücut kısımlarını, vücudun ağırlık merkezine göre etkili olarak kullanmayı öğrenecektir. Denge; yürüme, koşma ve atlama becerilerinin kazanılmasında da çok önemli bir faktördür. Çocuk ileriki yıllarda dengesinin gelişimi ile iki tekerlekli araçların, tekerlekli patenin kullanılması gibi pek çok aktiviteye katılabilecektir. Yapılan araştırmalara göre çocuk iki yaşından önce denge becerisi kazanamamaktadır. Üç yaş civarında tek ayağının üzerinde 3-4 saniye durabilmekte, dört yaşından sonra ise dairesel bir çizginin üzerinde yürüme becerisi kazanabilmektedir.

    Tepki Hızı

    İnsanların duyu organlarını harekete geçiren ve insanda bir tepkiye yol açan iç ve dış durum değişikliğine uyarıcı; dışarıdan ya da içeriden gelen uyarıcılara karşı organizmanın gösterdiği davranış tepki olarak tanımlanır ‘Harekete hazır olma’ şeklinde ifade edilebilecek olan tepki hızı için vücudun, dışarıdan aldığı uyarıcılara karşı tepki göstermeye hazır olması gereklidir; Yani vücudun etkilere karşı tepki göstermeye hazır olması gereklidir, bir etki-tepki sürecidir. Etki ile bu etkiye yapılan tepkinin arasında geçen zaman, reaksiyon zamanıdır. Reaksiyon zamanı ne kadar kısa olursa psikomotor öğrenme de o kadar hızlı olur. Psikomotor öğrenmede genel olarak bütün vücudun tepkiye hazır olması gereklidir. Özellikle kolların, bacakların ve elin tepki yapabilecek olgunluğa ulaşması gerekir.

    Koordinasyon

    Eş güdüm (koordinasyon), belli bir amaca ulaşmak için; bilinçli motor hareketlerin devamlılığı, ahenkli ve uyumlu çalışması olarak tanımlanabilir. Psikomotor öğrenmenin pek çoğu birden fazla organların çalışmasını gerektirir. En yalın bir davranışta bile göz, el, kol veya ayak, gövde ile ayağın veya iki elin bir düzen içinde çalışması oldukça zordur. Öğrenilecek davranışları yapacak organları arasında yeterli koordinasyonu kuramıyorsa çocuk, o davranışı öğrenemez. Bu nedenle organlar arasındaki yeterli koordinasyonun gelişimi, bedensel olgunluğa ve alıştırmalara bağlıdır. Organlar arasıdaki eş güdümün artması, bedensel olgunluk arttıkça ve etkinlikle ilgili alıştırmalar çoğaldıkça sağlanacaktır. Örneğin 5-6 yaşlarında yapılan ve basit bir etkinlik gibi gözlenen sanatsal etkinliklerde gözün, parmakların, elin, bileğin ve gövdenin eş güdüm içerisinde çalışması organlar arasındaki koordinasyonun arttığını gösterir.

    Esneklik

    Vücudun gerektiği zaman öne, yana, geriye ve istenen yönlere eğilmesi; yani esnek olması gereklidir. Gövdenin, bacakların yeterli esnekliğe sahip olmadığı zamanlarda psikomotor davranışları öğrenmek mümkün değildir. Özellikle ilk çocukluk döneminde kemikler kıkırdaksı yapıda olduklarından vücut daha da esnektir. Kemikler geliştikçe vücut esnekliği azalır. Esneklik 5-8 yaşlarda sabit kalır. Özellikle 12-13 yaşlarda doruk noktaya ulaşır. Cinsiyet esneklikte önemlidir. Kız çocuklar, erkek çocuklara oranla daha esnektir.

    Orhun GÜNGÖRDÜ

    İstanbul Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Görevlisi

    Yazı kaynağı : www.mygym.com.tr

    Psikomotor gelişim nedir?

    Psikomotor gelişim nedir?

    Psiko-motor gelişim, fiziksel büyüme ve merkezi sinir sisteminin gelişimine paralel olarak organizmanın isteme bağlı hareketlilik kazanmasıdır. Bir başka deyişle, temelinde hareket olan becerilerin kazanılmasını içeren ve doğum öncesi dönemde başlayıp ömür boyu süren bir süreçtir. Bu süreçte büyük (bedeni kullanma) ve küçük kas hareketleri (nesne kullanma) olmak üzere iki hareket türü kazanılır.

    Psiko-motor gelişim baştan ayağa, merkezden dışa doğru ve büyük kas — küçük kas gelişimi olmak üzere ele alınır.

    Büyük kas psiko-motor gelişim: Bu gelişim “kaba psiko-motor becerileri” olarak ifade edilir. Bir bütün olarak vücudun genel hareketlerini ve denge dinamiğini kapsar. Emekleme, ayakta durma, yürüme, koşma, salınım, dönme, yuvarlanma, zıplama, denge gibi hareketler üzerideki kontrolü anlatmak için kullanılmaktadır.

    Küçük kas psiko-motor gelişim: Bu gelişim ”ince psiko-motor beceriler” olarak ifade edilir. Eli ve ayağı kullanması ile ilgili becerileri kapsar.

    Psiko-motor Yetenekler

    Psiko-motor yetenekler; dikkat, kuvvet, denge, tepki hızı, eş güdüm ve esneklik olarak ayrılır. Bu yetenekler ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

    Dikkat

    Dikkat, kelime anlamı ile ‘duygularla düşünceyi, bir olay ve bir nesne üzerinde toplama’ olarak tanımlanır. Dikkat, göz veya kulağa gelen uyaranların bir kısmının sonraki süreçler için seçilmesidir. Dikkat kavramı, yoğunlaşma ve zihinsel kurgularla eş anlamlı olarak kullanılır.

    Çocuk; çoğunlukla ilk yıllardan itibaren çevresini tanıma, keşfetme duygusu içindedir. Çevresinde gördüğü, dokunduğu hissettiği her şeyi algılar. Bebek, önceleri tanıdık kişi ya da eşyayı gözü ile takip eder, sese tepki verir. Annesini tanır, dikkatle izler. Annesi yanından ayrılınca ağlar. Sonraları objeyi eli ile tutar, duyu organları ile tanır, algılar ve tanımlar. Dokuzuncu aydan itibaren ise nesneye dikkatini yoğunlaştırabilir. Hızla çevreyi keşfetme isteği dikkatini kısaltsa da bu dikkat eksikliği, farklı ilgi alanlarına yönelmesi ile toparlanacak dikkat yoğunluğunu sağlayacaktır. İki-üç yaşlarında, duran topa tekme atabilir. Dört-beş yaşlarında üç tekerlekli bisiklete binebilir, makasla kâğıt kesebilir. Dört beş yaşlarında düz çizgi üzerinde yürüyebilir, altı yaşına geldiğinde ise topa sopa ile vurabilecek ve tek ayak üzerinde on saniye durabilecek dikkat olgunluğuna erişir. Çocuklara “Dikkat edin.” yerine “Dikkatle bakın.” demeyi tercih edin. Uyarılmadan çok, model almak önemlidir.

    Kuvvet

    Bütün psiko-motor davranışların öğrenilmesi bir kuvvet gerektirir. Kuvvet; bir direnci yenebilme, karşı koyabilme becerisi olarak da tanımlanabilir. Psiko-motor davranışlarda kas ve sinir sisteminin gelişmesi önemli bir yer tutar.

    Güce karşı koyabilmek ya da direnci yenebilmek için vücudunu etkin kullanan çocuk; yürüme, koşma, sıçrama, topa vurma, fırlatma gibi hareketleri kuvvetle ilişkili olarak gerçekleştirir. Psiko-motor davranışın türüne göre de kuvvet değişiklik gösterir ve dıştan gözlenebilir. Üç-dört yaşında bir çocuk dolu vagonu itebilir, topu atabilir ve bunu yaparken omuz ve dirsekleri kullanabilir. Dört-beş yaşlarından itibaren el arabası itebilir, halat çekme etkinliklerine katılabilir, kutu ve blok gibi eşyaları kaldırabilir, bunları bir yerden bir yere taşıyabilir.

    Denge

    Denge, belli bir yerde bir hareketi veya pozisyonu sürdürme, durumunu devam ettirme olarak tanımlanabilir. İlk önemli denge biçimleri, oturma ve ayakta durabilmektir. Çocuklarda psikomotor becerilerde denge, daima önemli bir güdü olacaktır. Vücut kısımlarını, vücudun ağırlık merkezine göre etkili olarak kullanmayı öğrenecektir.

    Denge; yürüme, koşma ve atlama becerilerinin kazanılmasında da çok önemli bir faktördür. Çocuk ileri ki yıllarda dengesinin gelişimi ile iki tekerlekli araçların, tekerlekli patenin kullanılması gibi pek çok etkinliğe katılabilecektir. Yapılan araştırmalara göre çocuk, iki yaşından önce denge becerisi kazanamamaktadır. Üç yaş civarında tek ayağının üzerinde üç-dört saniye durabilmekte, dört yaşından sonra ise dairesel bir çizginin üzerinde yürüme becerisi kazanabilmektedir.

    Denge yeteneğinin geliştirilebilmesi için psiko-motor etkinliklerde denge ile ilgili çalışmalara ağırlık verilmelidir.

    Tepki

    Hızı İnsanların duyu organlarını harekete geçiren ve insanda bir tepkiye yol açan iç ve dış durum değişikliğine uyarıcı; dışarıdan ya da içeriden gelen uyarıcılara karşı organizmanın gösterdiği davranış tepki olarak tanımlanır. Harekete hazır olma şeklinde ifade edilebilecek olan tepki hızı için vücudun, dışarıdan aldığı uyarıcılara karşı tepki göstermeye hazır olması gereklidir (etki-tepki süreci). Etki ile bu etkiye yapılan tepki arasında geçen zaman, reaksiyon zamanıdır. Reaksiyon zamanı ne kadar kısa olursa psiko-motor öğrenme de o kadar hızlı olur.

    Psiko-motor öğrenmede genel olarak bütün vücudun tepkiye hazır olması gereklidir. Özellikle kolların, bacakların ve elin tepki yapabilecek olgunluğa ulaşması gerekir. Psiko-motor davranışların, kendine özgü bir yapılış hızı vardır. Bir davranışın gerektiğinden az hızda veya çok hızda yapılması hâlinde organizma tehlikeye girebilir.

    Örneğin, bir makinenin çalışmasını öğrenecek bir öğrencinin gereken hızda hareket edememesi, onun kolunun veya hayatının tehlikeye girmesine sebep olabilir. Psiko-motor öğrenmede özellikle kolun ve parmakların gereken hızı kazanması çok önemlidir.

    Eş Güdüm (Koordinasyon)

    Eş güdüm (koordinasyon), belli bir amaca ulaşmak için bilinçli psiko-motor hareketlerin devamlılığı, ahenkli ve uyumlu çalışması olarak tanımlanabilir.

    Psiko-motor öğrenmenin pek çoğu birden fazla organın çalışmasını gerektirir. En yalın bir davranışta bile göz, el, kol veya ayağın, gövde ile ayağın veya iki elin bir düzen içinde çalışması oldukça zordur. Çocuk, öğrenilecek davranışları yapacak organları arasında yeterli koordinasyonu kuramıyorsa, o davranışı öğrenemez. Bu nedenle organlar arasındaki yeterli koordinasyonun gelişimi, bedensel olgunluğa ve alıştırmalara bağlıdır. Organlar arasındaki eş güdümün artması, bedensel olgunluk arttıkça ve etkinlikle ilgili alıştırmalar çoğaldıkça sağlanacaktır. Örneğin, beş-altı yaşlarında yapılan ve basit bir etkinlik gibi gözlenen sanatsal etkinliklerde gözün, parmakların, elin, bileğin ve gövdenin eş güdüm içerisinde çalışması organlar arasındaki koordinasyonun arttığını gösterir.

    Esneklik

    Vücudun gerektiği zaman öne, yana, geriye ve istenen yönlere eğilmesi, yani esnek olması gereklidir. Gövdenin, bacakların yeterli esnekliğe sahip olmadığı zamanlarda psikomotor davranışları öğrenmek mümkün değildir. Özellikle ilk çocukluk döneminde kemikler kıkırdaksı yapıda olduklarından vücut daha da esnektir. Kemikler geliştikçe vücut esnekliği azalır. Esneklik, beş-sekiz yaşlarında sabit kalır. Özellikle on iki-on üç yaşlarında doruk noktaya ulaşır. Cinsiyet esneklikte önemlidir. Kız çocuklar, erkek çocuklara oranla daha esnektir.

    Kaynak: Çocuk Gelişimi ve Eğitimi,T.C. Mili Eğitim Bakanlığı yayınları, Ankara, 2003

    Yazı kaynağı : medium.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Ali 11 Ay önce
    0

    bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yorum yap