Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    dede korkut hangi türkçeyle yazılmıştır

    1 ziyaretçi

    dede korkut hangi türkçeyle yazılmıştır bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Dede Kotkut Hikayeleri ve �zellikleri

    Destan d�neminden halk hik�yecili�ine ge�i� d�neminin en �nemli �r�n� Dede Korkut Hik�yeleridir. Bu hik�yeler, Orta Asya'da �ekillenmeye ba�lam��; T�rklerin M�sl�man olmalar�ndan ve Anadolu'ya gelmelerinden sonra din ve �evre motiflerine g�re baz� de�i�ikliklere u�ram��t�r. Dede Korkut'un hik�yeleri, par�a par�a ve de�i�ik versiyonlarda Anadolu'nun �e�itli yerlerinde ya�amaktad�r. Bug�n T�rkiye'de en yayg�n olarak bilinen hik�yeler, 15-16. y�zy�llarda me�hul biri taraf�ndan yaz�ya ge�irilmi�tir.

    Eserin as�l ad� "Kitab-� Dede Korkut Ala Lisan-� Taife-i O�uzan" (O�uzlar�n Diliyle Dede Korkut Kitab�)'d�r. Kitap, on iki destans� hik�ye ve bir �ns�zden olu�mu�tur. Hik�yeler Kuzeydo�u Anadolu dolaylar�ndaki M�sl�man O�uzlar�n hayat�n� anlat�r. Fakat destanlar islamiyet �ncesi d�nemden de izler ta��maktad�r.

    Destan �zellikli ve pek �ok halk kahraman�n�n m�cadeleleri anlat�lan Dede Korkut hik�yelerinde; g�zel ve hikmetli s�zler, T�rklerin tarihine ait rivayetler, han ve beyler hakk�nda methiyeler, T�rk t�resine ait pek �ok konu i�lenmi�tir. Bug�n elimizdeki iki n�shan�n, Akkoyunlu Devleti'nin (1403-1508) ��kmeye ba�lad��� d�nemlerde yaz�ya ge�irildi�i tahmin edilmektedir. N�shalardan biri tamd�r ve Almanya Dresten Kitapl���nda bulunmaktad�r. Alt� hik�yenin bulundu�u eksik bir n�sha ise Vatikan'dad�r.

    Dede Korkut Hik�yelerinin �zellikleri:

    Yazı kaynağı : www.turkedebiyati.org

    Dede Korkut Kitabı

    Dede Korkut Kitabı

    Dede Korkut Kitabı (Dresden yazmasının adıyla: Kitāb-ı Dedem Ḳorḳud Alā Lisān-ı Tāife-i Oġuzân, Vatikan yazmasının adıyla: Hikâyet-i Oğuznâme, Kazan Beğ ve Gayrı), Oğuz Türklerinin bilinen en eski epik destansı hikâyeleridir. 14. veya 15. yüzyılda anonim bir yazar tarafından yazılmıştır.[1]

    On iki destansı hikâye ve bir önsözden oluşur. İçerdiği hikâyeler tarih boyunca dilden dile, anlatıcıdan anlatıcıya aktarılan birer sözlü gelenek ürünüdür. Hikâyeler kulaktan kulağa aktarıldığından dolayı gerçek hâlinin dışına çıkmıştır. XV. yüzyılın ikinci yarısında yazıya geçirildiği tahmin edilir. Oğuzların yaşam biçimlerinden, ekonomisine, inançlarından, giyinişlerine, beslenmelerinden içinde yaşadıkları doğaya kadar pek çok konuda bilgi sağlayan bir kaynaktır. Günümüze ulaşan üç el nüshası bulumaktadır. Dresden Kütüphanesi, Vatikan Kütüphanesi'ndeki iki esere ek olarak Kazakistan'da yeni bir nüsha ve on üçüncü hikâyenin bulunduğu 2018 yılında Halk Edebiyatı ve Destan Uzmanı Metin Ekici tarafından ilan edilmiştir.[2][3]

    Eser[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dede Korkut Kitabı, destansı Oğuz hikâyelerinin mecmuasıdır.[4] İçerdiği on iki hikâyenin büyük bölümü ilk defa X.-XI. yüzyıllar arasında Oğuzların eski yurdu olan Seyhun nehri boylarında ortaya çıkmış, XI. yüzyılda Oğuzlar’ın Kuzey İran, Güney Kafkasya ve Anadolu’yu ele geçirmeleri ile Yakındoğu’ya gelmiştir. “Alpamış” olarak da bilinen Bamsı Beyrek hikâyesi ise V.-VI. yüzyıllara kadar tarihlenmektedir.[5]

    Hikâyelerin çoğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun iki büyük nehri Amıt suyu (Dicle) ve Aras nehrinin kollarından Kara Dere, Dereşam Suyu civarında geçer. "Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı Boyu” hikâyesinde Trabzon çevresi net bir şekilde tasvir edilir.[5]

    Hikâyelerinin yazıya geçirildiği tarih olarak XV. yüzyılın ikinci yarısı kabul edilmektedir. Kars, Erzurum civarında hüküm süren Akkoyunluların bu destanları yazıya geçirttiği tahmin edilmektedir.[5]

    Destan döneminden halk hikâyeciliğine geçiş döneminin en önemli ürünü Dede Korkut Hikâyeleridir. Hem şiir hem de düzyazı biçiminde yazılmıştır. Olay içeren yerler düzyazı, duygu içerikli yerler şiir şeklinde yazılmıştır.

    Eserde nazım ve nesir bir arada verilmiştir. Dili Âzerî lehçesinin özelliklerini göstermekle birlikte bugünkü Azerî lehçesiyle karşılaştırıldığında bütün dil özelliklerinin bu lehçeye ait olmadığı görülür. Gereksiz edebiyat süsleri bulunmayan, kısa, yalın ifadelerle örülmüş, yapmacıksız, özensiz bir üslûp hâkimdir.[6]

    Yer yer dünya mitoloji ve folklorik metinleri ile benzerlikler gösteren kısımlar mevcuttur.[7]

    El yazma nüshaları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Eserin günümüze ulaşan üç adet el yazması mevcuttur. Biri 19. yüzyılda Dresden’de, diğeri 20. yüzyılda Vatikan'da, üçüncüsü ise 21. yüzyılda Kazakistan'da bulunmuştur.[8]

    Kitâb-ı Dedem Korkud Alâ Lisân-ı Tâife-i Oğuzân (“Oğuz boyunun diliyle Dedem Korkud Kitabı”)[9] adını taşır; giriş ve 12 hikâye içerir. İlk defa H. O. Fleisch tarafından bulunmuştur. Bilim dünyasına 1815’te Heinrich Friedrich von Diez’in yayımladığı bir makale ile tanıtılmıştır. von Diez'in Dresden nüshasını kopyalayarak elde ettiği bir kopya, Berlin Kütüphanesi'ndedir ve Berlin nüshası diye adlandırılır.

    Hikâyet-i Oğuznâme, Kazan Beğ ve Gayrı (Oğuzname hikâyesi, Kazan Bey ve diğerleri”) adını taşır; giriş ve 6 hikâyeyi içine almaktadır. Vatikan Kütüphanesi Türkçe kısmında 102 numarada kayıtlıdır.[4][10]

    Nüshaların dil özellikleri ve kurguları birbirinden farklıdır. Kimi araştırmacılar iki nüshasının ortak bir dip nüshaya dayandığı görüşündedir; kimileri ise iki nüshanın da farklı anlatıcılardan ayrı ayrı derlenmiş olabileceği ihtimalini dile getirmiştir.[11]

    Bilinen 12 hikayeye ek olarak 13. hikayeyi barındıran tek nüshadır. Diğer nüshalar 15. yüzyıla aittir ancak bu nüshanın 14. yüzyıla ait olduğu ifade edilmektedir. Kesinleştiği takdirde en eski nüsha olacaktır.[8]

    Eserin basılması ve çevirileri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dede Korkut Hikâyeleri ilk olarak Berlin nüshasına dayanarak Kilisli Rıfat tarafından 1916’da Arap harfleriyle Kitâb-ı Dede Korkud alâ Tâife-i Oğuzân adıyla İstanbul’da yayımlandı. Orhan Şaik Gökyay, Berlin nüshasını Dresden nüshasının fotoğrafları ile karşılaştırarak “Dede Korkut” adıyla (1938) yayımlamıştır. Ardından Gökyay, Dresden nüshasını esas alarak Vatikan nüshasındaki fazlalıkları da eklemek suretiyle geniş bir incelemeyi “Dedem Korkud’un Kitabı” adıyla yeniden yayımladı (1973). Muharrem Ergin ise Dresden ve Vatikan nüshalarının tıpkı basımlarını vererek eseri Dede Korkut Kitabı I ([Giriş-Metin-Faksimile], Ankara 1958), II ([İndeks-Gramer], Ankara 1963) adıyla neşretmiştir.[6]

    Eser Rusça’ya (1950 ve 1951), İtalyanca’ya (1952), Almanca’ya (1958), İngilizce’ye (1972 ve 1978), Sırpça’ya (1981) çevrilmiştir. Farsça’ya İngilizce tercümesinden Bâbâ Korkud adıyla ve Türkçe aslından Hamâse-i Dede Korkut adıyla çevrilmiştir.

    Hikâyelerde Yer Alan Eski Türk Gelenekleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Hikâyelerin hepsinin bir toyla (eğlenceyle) başlaması eski bir Türk geleneğinin göstergesidir. Çocuklara ad verilirken yaptıkları işin gözetilmesi de eski bir Türk geleneği olarak kabul edilmelidir. Örneğin Boğaç Han, ismini boğayı öldürmesiyle almıştır.

    Toy etme: Oğuzlar mühim konularda karar vermek için toplantı yaparlardı.

    İçerik[değiştir | kaynağı değiştir]

    Giriş[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kitabın girişi iki kısımdan oluşur: Birincisi hikâyelerin kopyalanması sırasında yazılmış olan ve Dede Korkut’u tanıtan kısımdır. İkinci kısmı ise Dede Korkut’un sözlerine ayrılmıştır. Bu ikinci kısımda önce Dede Korkut’un söylemiş olduğu vecizeler sıralanmakta sonra da kadınları dörde ayıran sözleri gelmektedir.[4]

    Hikâyeler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Dede Korkut hikayeleri özellikleri nelerdir? Dede Korkut hikayeleri hangi Türkçe döneminin özelliklerini yansıtır?

    Dede Korkut hikayeleri özellikleri nelerdir? Dede Korkut hikayeleri hangi Türkçe döneminin özelliklerini yansıtır?


    Dede Korkut Hikâyelerinin Özellikleri:

    Yazı kaynağı : www.sabah.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap