Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    dünya kadın mühendisler günü ne zaman

    1 ziyaretçi

    dünya kadın mühendisler günü ne zaman bilgi90'dan bulabilirsiniz

    SKD Türkiye

    Netaş, Dünya Kadın Mühendisler Gününü Kutladı

    Netaş, Dünya Kadın Mühendisler Gününü Kutladı

    %27 kadın ArGe mühendisi oranıyla dünya devi teknoloji şirketlerinin önünde yer alan Netaş, 23 Haziran ‘Dünya Kadın Mühendisler Günü vesilesiyle bir video yayınladı. Sosyal medyada yayınlanan videoda, kadınların mühendislik eğitimine katılımlarının artmasına destek olmak amacıyla Netaşlı kadın mühendisler kendi deneyimlerini anlattılar.

    Türkiye’nin nitelikli kadın istihdamına önemli bir katkı sunan Netaş, kadınların mühendislik eğitimine katılım ve mesleklerini sürdürme oranlarının artmasına destek olmak amacıyla, dört kadın mühendisin kendi deneyimlerini anlattıkları bir sosyal medya videosu yayınladı.  

    İlk kez 2014 yılında İngiltere’de Kadın Mühendisler Cemiyeti tarafından kutlanan bugün, sonraki yıllarda uluslararası ölçekte gösterilen ilgiyle UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) tarafından desteklenmeye başladı. 

    Avrupa istatistik kurumu Eurostat tarafından 2014 yılında yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’de kadın bilişim uzmanlarının toplam çalışanlara oranı %15’in altında yer alıyor. AB ortalaması ise ancak %20 seviyesinde. 

    Toplamda 800’den fazla mühendisin çalıştığı Netaş’ta kadın mühendislerin oranı %27 seviyesinde yer alırken, Netaş ArGe merkezinde kadın yöneticilerin oranı ise %31 seviyesinde.

    “Eşit bir toplumda yaşama mücadelesinin her alanda istisnasız sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz,” diyen Netaş İnsan Kaynaklarından Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Yasemin Akad, “Mühendislik de bu alanlardan biri. Kadınların eşit şartlarla mühendislik kariyerlerini hakkıyla seçebilmeleri için önce ailelerimizde, sonra eğitim ve iş alanlarında gerekli desteği sağlamamız Türkiye’yi bilgi toplumu olma yolunda başarıya taşıyacaktır.” açıklamasını yaptı.


    Yazı kaynağı : www.tubisad.org.tr

    23 haziran dünya kadın mühendisler günü

    23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü: Türkiye'nin ilk kadın mühendisi Sabiha Rıfat Gürayman ve Anıtkabir'le bütünleşen hikayesi

    23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü: Türkiye'nin ilk kadın mühendisi Sabiha Rıfat Gürayman ve Anıtkabir'le bütünleşen hikayesi

    1927 yılında Mustafa Kemal Atatürk, bugün İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) olarak bilinen Mühendis Mektebi'ne (Mühendishane-i Bahr-i Hümayun) kadınların da alınmasını ister.

    Haberi son anda duyan Sabiha Rıfat (Gürayman), iki gün kala başvuruda bulunmak için fakülteye koşar.

    Arkadaşı Melek (Ertuğ) ile beraber başvurduğu üniversitenin sınavlarını kazanarak, 350 erkek öğrencinin okuduğu Mühendis Mektebi'nin iki kadın öğrencisinden biri olur.

    Mezun olduktan sonra da Anıtkabir'in inşasında 10 yıl baş kontrol mühendisi olarak çalışır, Anadolu'da köprü inşa eden ilk kadın mühendis olarak da tarihe geçer.

    Fenerbahçe Kulübü'nün ilk kadın voleybol oyuncusu, 1929 yılında şampiyon olan Fenerbahçe Erkek Voleybol takımının da kaptanıdır.

    Sabiha Rıfat Hanım, Cumhuriyet'in ilk yıllarında erkeklerin tahakkümünde olan mühendislik mesleğinde bir dönüşüme öncülük edecektir.

    Anıtkabir'le "bütünleşen" Sabiha Rıfat Gürayman'ın izini sürdük.

    Sabiha Rıfat Hanım: Ailemde 'Başarabilir mi?' kuşkusu hiç oluşmadı

    1910 yılında Makedonya'nın Manastır şehrinde doğan Sabiha Rıfat Hanım'ın babası Yüzbaşı Rıfat Bey görev için İstanbul'a gelince, aile Üsküdar'da yaşamaya başladı.

    Annesi ve küçük kardeşi tüberküloza yakalanan Sabiha Hanım, genç yaşta annesini kaybetti.

    Sabiha Hanım, savaş yorgunluğu ve hastalıklarla geçen yıllara rağmen ailesinin eğitimini hep desteklediğini anlatıyordu.

    1991'de İTÜ Vakfı Dergisi'ne verdiği röportajda paylaştığı anıları şöyle:

    "Benim ilk hocalarım annem ve babamdı. Daha ilkokula başlamadan okuma yazma öğrenmiştim. Babam 1906 yılında Harbiye'den mezun olmuş, birçok cephelerde savaşmış, yaralanıp esir düşmüştü. Savaş yıllarında yokluk, babamın asker olması, işgal kuvvetlerinin baskıları sık sık yer değiştirmemize sebep oldu.

    "Aile içinde yaşadığımız büyük acılar nedeniyle savaşın bittiği yılların coşkusunu yaşayamadık bile. Bütün bunlara rağmen eğitimim yarıda bırakılmadı, bu konuda birçok kararı da kendim vermek zorunda kaldım. Onlarda da bana karşı 'Başarabilir mi?' kuşkusu hiçbir zaman oluşmadı. Ben de direncimi yitirmeden sonuna kadar dayandım."

    Nişantaşı Kız Ortaokulu'nu bitirip İstanbul Kız Lisesi'ne kaydolan Sabiha Hanım, aynı öğretmenleri gibi matematiğe olan yeteneğinin de farkındaydı.

    Atatürk'ün emriyle kız öğrencilerin de Mühendis Mektebi'ne alınacağını duyar duymaz Gümüşsuyu'ndaki mektebe koştu.

    Yanında ne bir belge vardı, ne de para.

    Nişantaşı'ndaki ortaokulunun yardımlarıyla son anda belgelerini toparlayıp başvuruda bulunan Sabiha Hanım, lise mezunları arasından sıyrılarak, ortaokul mezunu olmasına rağmen sınavı kazandı..

    'Herkes ne yapıyorsa, biz de onu yapacağız'

    1933'te ülkenin ilk kadın yüksek inşaat mühendisi olarak mektepten mezun oldu.

    Erkek meslektaşları ile aralarında bir fark görmediğini yaşamı boyunca yineleyen Sabiha Hanım, beraber mezun olduğu arkadaşı Melek Hanım dönüp ona "Şimdi ne yapacağız şimdi?" diye sorduğunda "Herkes ne yapıyorsa, biz de onu yapacağız" yanıtını vermişti.

    Sabiha Hanım, daha sonra Ankara'daki Nafia Müdürlüğü'nde (Bayındırlık Bakanlığı) çalışmaya başladı.

    Meslek hayatına başladığı zamanlar adının "Mühendis Hanım"a çıktığını anlatıyordu:

    "Çoğu zaman mühendis arayanlar odama girip bayan gördükleri zaman geri çıkıyorlar, telefonda bayan sesi duyanlar geri kapıyorlardı. Fakat zamanla bana alışıldı ve çevremde büyük bir sevgi ve saygı çemberi oluştu."

    BBC Türkçe'ye konuşan Mühendis ve Eğitimci Doç. Dr. Günseli Naymansoy, "O zamanlar iyi okulların mezunları devlette yer alabiliyordu. Bayındırlık Bakanlığı'na müracaatı sonrası işe alınmış, ama masasında oturmak üzere alınmış" diyor.

    Cumhuriyet döneminde bilim dünyasına öncülük eden kadınları anlatan kitapları bulunan Naymansoy, yıllardır Sabiha Hanım'ın hikayesini araştırıyor.

    O dönem "ülke yeniden inşa edilirken" okulların, binaların, köprülerin de inşasının hız kazandığını, hatta mimarlar için yarışmalar düzenlendiğini belirten Naymansoy, "O da bu şantiyelerde görev almak istemiş ama izin verilmemiş. Dinlememiş, ben köprü inşaatlarına gideceğim diye tutturmuş" diye de ekliyor.

    'Dağ başındaki şantiyede kadın mühendis olmaz'

    Gerçekten de Sabiha Hanım'ı kimse tutamadı.

    1936 yılında Ankara-Beypazarı karayolunun 86. kilometresine yapılan köprünün inşaatında aktif olarak görev aldı. Anadolu'da köprü inşa eden ilk kadın mühendis unvanını da böylece kazandı.

    https://twitter.com/Seda_Ozen/status/1296486748055371778

    Ankara'da Erzurum Çeşmesi ve bazı okulların yapımında görev aldıktan sonra, Kız Köprüsü için görevliler tayin edilirken, kendisi de istekli oldu.

    Sabiha Hanım'ın dönemin Ankara Valisi Nevzat Tandoğan'a köprülerde çalışmak için baskı yaptığını söyleyen Naymansoy, valiliğin ise "Nasılsa geri döner, bıkar" düşüncesiyle onu Kız Köprüsü'ne gönderdiği yorumunu yapıyor.

    Sabiha Hanım da röportajında köprünün baş mühendisine "Dağ başındaki şantiyede kadın mühendis olmaz" diyen Vali Tandoğan'ın, köprüde çalışmasına karşı çıktığını söylemişti.

    Israrları sonucu görev ona verilince, golf pantolonunu giyip şantiyeye koşan Sabiha Hanım, kısa sürede hem köylüler hem de beraber çalıştığı işçilerin sevgisini ve saygısını kazandı.

    Şantiyede işçiler ile beraber çadırlarda, tuvaletin dahi olmadığı koşullarda köprünün inşası tamamlanana dek kaldı.

    Naymansoy, etraftaki köylülerin "köprüdeki kız uşağı" adını taktığı Sabiha Hanım'ın iş bırakmak isteyen işçilerin peşinden koşarak onları köprüyü bitirmeye ikna ettiğini söylüyor.

    Sabiha Rıfat röportajında bu anılarını da anlatmıştı:

    "Bir akşam çalışanlardan biri çadırıma girerek işçilerin gittiğini söyledi. Gecenin karanlığında arkalarından koşarak nereye gittiklerini sordum. Daha fazla para verileceğini ve kışın da bastırmak üzere olduğunu, civar köylerden birine cami yapımı için gideceklerini söylediler. Kadın olduğum halde hiçbir şeyden korkmadığımı, bundan korkmamaları gerektiğini, camiden çok köprünün önemli olduğunu söyledim."

    Anıtkabir yolculuğu

    Sabiha Hanım'ın yaşamını değiştiren ise Anıtkabir'in inşaasında baş kontrol mühendisliği görevine layık görülmesiydi.

    Yüksek Mühendis Ekrem Demirtaş'ın ayrılması dolayısıyla açılan Kontrol Şefliği'ne o getirilmişti.

    Prof. Emin Onat ve Prof. Orhan Arda'ın projesi olan Anıtkabir'in inşaatı 9 Ekim 1944'de görkemli bir temel atma töreni ile başladı ve yaklaşık 10 yıl sürdü.

    Milliyet gazetesinde 1973 yılında üç gün boyunca yayımlanan yazı dizisinde Sabiha Hanım, yaşadığı heyecanı şu sözlerle anlatıyordu:

    "1945'te bir kış günü idi. Yollar bozuk olduğundan ancak bir at arabası ile Rasattepe'ye doğru yola çıktık. Yol çamur, hava buz gibiydi. Arazide içinde sobası bile olmayan bir rasat binası vardı. İşte burası o günden sonra şantiye binası olarak kullanılacaktı. O gün müteahhide inşaat sahasını teslim ettim. Müthiş duygulanmıştım. Geride bıraktığım uzun yılları ve yürüdüğüm yolu düşündüm. Büyük devrimciye olan borcumun ağırlığı altında eziliyordum. Bu borcun hiç değilse küçücük bir parçasını ödeyebilmek için bu ne kadar güzel bir rastlantı idi."

    İkinci Dünya Savaşı sürerken yabancı firmaların da güçlükler çıkarması sonucu inşaatın zaman zaman durakladığı ancak "işi sonun kadar götürmeye kararlı olduğunu" kaydeden Sabiha Hanım, şunları söylemişti:

    "Dönemin cumhurbaşkanı ve başbakanı da zaman zaman Anıtkabir'e gelerek inşaatı yakından takip ediyorlardı. Yapıyı görmeye gelenlerin karşısında her seferinde ben çıkıp bilgi veriyor, gelişmeleri aktarıyordum."

    Sabiha Hanım Anıtkabir'in inşaatı bitene dek kararlılıkla görevini sürdürdü.

    'Anıtkabir, bir ibadet gibiydi onun için'

    Günseli Naymansoy, çocuğu da olmayan Sabiha Gürayman'ın "Mesleğini hayatında en önemli yere koyduğunu söylüyor.

    Naymansoy, "Anıtkabir'de çalışması için seçilmesi onun için çok önemliydi. Adeta Anıtkabir'le bütünleşmişti. Bir ibadet gibiydi onun için" diyor.

    Sabiha Gürayman, Anıtkabir'deki çalışmalarını Atatürk'e olan" borcunu ödemek için bir vesile" olarak görüyordu.

    Yapı ve İmar İşleri Reisliği'nde Teknik Müşavirliğe getirildikten bir süre sonra kendi isteği ile emekli oldu.

    İTÜ ile bağlarını da uzun yıllar koparmadı. Üniversitenin mezunlarının düzenlediği bir törende dönemin rektörü Prof Dr Kemal Kafalı'nın kürsüdeki konuşmasında eski mezunlara 'ağabeylerim' diye hitap etmesi üzerine, "burada ablalarınız da var" diye bağırmayı ise ihmal etmeyecekti.

    'Issız yerlerde tek başına çalışırdı, korkusuzdu'

    İTÜ Vakfı Yayın Yönetmeni Hatice Yazıcı, 1991 yılında mezuniyetinin 58. yılında Sabiha Hanım ile bir röportaj gerçekleştirdi.

    BBC Türkçe'ye konuşan Hatice Yazıcı, İTÜ Vakfı Dergisi'nde yayımlanan bu röportaj sırasında Sabiha Hanım'ın cesaretinden çok etkilendiğini söylüyor.

    "Yaşına rağmen pırıl pırıl bir hafızası vardı. Mesleğe kendini adamış yönüyle beni çok etkilemişti" diyen Hatice Yazıcı, şöyle devam ediyor:

    "O küçük yaşta İTÜ'ye girme konusundaki kararlılığından çok etkilenmiştim. Issız yerlerde, köprü inşaatlarında tek başına çalışıyordu, korkusuzdu. Arkadaşlarına, İTÜ'ye çok bağlıydı."

    Sabiha Hanım, İTÜ'den sınıf arkadaşı olan eşi Remzi Gürayman'ı kaybettikten sonra bir süre İzmir'de yeğeni Beyhan Susup'un yanında yaşadı.

    2003 yılında 93 yaşında iken hayatını kaybeden Sabiha Hanım'ın, bir bavul dolusu Anıtkabir'e ait fotoğraf, belge ve anı bıraktığını belirten Naymansoy, şöyle devam ediyor:

    "Kararlı, fark yaratmayı kafasına koymuş bir kadındı. Herkesin başaramadığı, cesaret edilmemiş bir şeyi yapmak istediğini düşünüyorum. Sabiha Hanım'ın en büyük başarısı, güçlü kişiliği ve kararlılığıyla kendinden sonraki nesillere kadınların mühendis olabileceğini gösterip, çok etkin bir rol model oluşudur."

    Yazı kaynağı : www.cumhuriyet.com.tr

    Dünya Kadın Mühendisler Günü’Nde Söz Esanlı Kadın Mühendislerin | Esan

    Dünya Kadın Mühendisler Günü’nde Söz Esanlı Kadın Mühendislerin



    Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için üzerimize düşen rolün bilinciyle, işe alımdan görev ve çalışma koşullarına her alanda fırsat eşitliğini sağlamak için çalışıyoruz. “Aynası iştir kişinin cinsiyete bakılmaz.” anlayışımızla ancak birlikte daha iyi bir geleceği yaratabileceğimize yürekten inanıyoruz. Doğal kaynaklar alanında sektörümüzün en yüksek kadın istihdam oranına sahip olmaktan da gurur duyuyor, kadınlar ve erkeklerin eşit temsil edildiği bir iş yaşamı için çalışmalarımızı tüm hızıyla sürdürüyoruz. 

    Bugün, kadın mühendislerimizden Ayşegül, Dilan, Elif ve Tuğba’ya çalışma yaşamı deneyimlerini sorduk ve geleceğin kadın mühendislerine söylemek istediklerini derledik. 

    Kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz? 

    AYŞEGÜL TÜTÜNCÜOĞLU: Kimya mühendisliğinden mezun olduktan sonra 4 yıl önce Esan’da Lojistik alanında çalışmaya başladım. Daha sonra Esan’ın sunduğu rotasyon fırsatından yararlanarak 2019 yılında Pazarlama ve Satış Direktörlüğünde çalışmaya başladım. Şu anda dış satım uzmanı olarak çalışıyorum.

    DİLAN ŞİMŞEK: Endüstri Mühendisliği eğitimimi tamamladıktan hemen sonra Esan’da önce Kariyer Test Sürüşü programı ile staj çalışmalarıma başladım. 3 ay süren proje stajımı başarıyla tamamladıktan sonra da 2020’de Esan Bilgi Teknolojileri ekibine katıldım. Kurumsal uygulamalar uzman yardımcısı olarak çalışmalarıma devam ediyorum. 

    ELİF TEKİN ALAGÜL: Jeoloji mühendisliği lisansımdan sonra, yüksek lisans eğitimimi Jeomikrobiyoloji ve İzotop Jeokimyası üzerine yaptım. 2010 yılında Ontario, Kanada’da başladığım metalik maden aramacılığı kariyerime daha sonra Türkiye’de özellikle Biga yarımadası ve Doğu Karadeniz olmak üzere birçok farklı bölgede ağırlıklı olarak değerli metalik maden aramacılığı üzerindeki çalışmalarla devam ettim. 10 senelik aktif arazi çalışmalarından sonra Esan İş Geliştirme Direktörlüğünde Eylül 2019’da işe başladım.  

    TUĞBA UÇAR DEMİR: Malzeme Bilimi ve Mühendisliği bölümünden 2005 yılında mezun oldum. Yüksek lisansımı Seramik Mühendisliği alanında tamamladım. Yüksek lisansım süresince Esan’ın killeri ile de çalışma fırsatı yakaladım, üniversitede birçok teşvikli projede proje mühendisliği yaptım. Üniversitede çalışmak ve özel sektöre geçme arasında özel sektörü tercih ederek yoluma Esan’da devam ettim. 2008 yılında iş geliştirme uzman yardımcısı olarak başladığım Esan yolculuğumda Ar-Ge Yöneticisi olarak birçok projede heyecanla yer almaya devam ediyorum. 
    Mesleğinizi seçerken hayaliniz neydi? 

    ELİF: Mesleğimle yeni teknolojileri dahil eden çok disiplinli yapılarla sürdürülebilir madencilik anlayışına uygun, dünyanın farklı bölgelerinde projeler yaratmayı ve geliştirmeyi hayal ediyorum. İşimin beni en çok heyecanlandıran kısmı ise, keşfetmek için sorgulamak ve gözlemlemek. Farklı coğrafyalarda doğada olup heyecanla mücadele ederken çalışıyor gibi hissetmiyorum. 

    AYŞEGÜL: Bir Fen Lisesi öğrencisi olarak uzun yıllar boyunca mühendis olmayı hayal ettim. Mühendislikte beni en çok cezbeden şeyler mühendislik eğitiminin insana verdiği başta analitik bakış açısı olmak üzere hızlı problem çözebilme ve etkin çözümler üretebilme becerisiydi. İşimi yaparken aldığım temel eğitimin bana kazandırdığı yetkinlikleri kullanabildiğimi fazlasıyla hissedebiliyorum.

    DİLAN: Mesleğimle ilgili en sevdiğim şey katı, belirli sınırlarla çizilmemiş ve esnek bir yapıda olması. Bir endüstri mühendisi olarak birçok alanda birçok sektörde yer alarak faydalı işler yapabilirsiniz. İşimin sağladığı bu esneklik çok geniş bir perspektif veriyor ve yaşam boyu gelişimime katkı sağlıyor.

    TUĞBA: Mesleğimizin temeli, günlük hayatımızda kullandığımız birçok ürünle ve bu malzemelerin üretimi ile ilişkili. Hayatımızda bu kadar olan malzemelerin dünyasında geleceğin teknolojileri üzerine çalışmak beni cezbeden nokta olmuştu. Üniversiteye girdiğimizde çok bilinmeyen bir bölümdü, bölümümüz ancak bugün mesleğimizin geleceğin iş alanlarında ne kadar kritik olduğu görülüyor. Gelecek teknolojileri, minerallerin dünyası ile harmanlamak benim en keyif aldığım alanlardan. Doğal olan minerallerimizin malzemelere katabileceği etkiler inanılmaz, her gün yeni bir bilgi edilenebileceğiniz bir alan. Minerallerin kullanım alanlarını saymakla bitmez ve her sektördeki etkilerini incelemek, katabileceklerini hayal etmek ve daha sonra bu etkiyi ürünlerde ya da müşteri geri bildirimleri ile duymak benim en heyecanlandığım nokta.

    Esan’da bir kadın mühendis olmak dersek…

    DİLAN: ESAN, kadın erkek eşitliği konusunda ciddi farkındalığa sahip ve bu konuda oldukça hassas davranan bir şirket. Bu farkındalığı kendine ilke edinen bir şirket olduğu için kariyer gelişimim, alanımda var olmak ya da işimi iyi yapmakla ilgili aklımda soru işaretleri olmadan özgürce çalışabiliyorum. En büyük avantajı bu sanırım. 

    AYŞEGÜL: Esan’da çalışan bir kadın mühendis olmanın bir avantajını yaşamadım açıkçası çünkü burası gerçekten ayrıcalıkların değil eşitliğin gözetildiği bir yer. Bu yaklaşımı net bir şekilde ortaya koyan bir şirkette çalıştığımı her an hissediyorum. 



    TUĞBA: Kadın olmak, özellikle de Türkiye’de kadın olmak, elbette ki zor. Henüz fırsat eşitliği ve toplumsal cinsiyet eşitliği için çok yolumuz olduğunu düşünüyorum. Ancak Esan’da, Türkiye’de genel olarak yaşanan bu zorlukların en aza indirildiğini düşünüyorum. Esan’da çalışma hayatımın ilk gününden bu yana yapmış olduğum projelerde düşsem de kalksam da hep yanımda dostlarım, arkadaşlarım, yöneticilerim vardı. Bu desteği hissettiğinizde her şeyi yapabilme inancınız, gücünüz oluyor. Laboratuvarda denediklerimizi hayata geçirmeye çalışırken kadın - erkek gibi bir ayrım yok. O sırada çalışmada sizi heyecanlandıran neyse onun gerçekleştiğini görebilmeye ya da bir sorun olduğunda ona farklı bir açıdan bakıp onu çözebilmeye odaklanıyorsunuz. Karşılaştığınız durumları bir takım olarak, kadın erkek fark etmeksizin hep birlikte çözmeye çalışmak, her fikrin eşit olması mesleğimi Esan’da yapmanın sevdiğim, avantajlı olduğunu düşündüğüm noktalarından…

    Esan’ın tüm çalışanlarına birçok konuda inisiyatif alarak değişim liderliği yapma şansı tanınması ve bu gücün çalışanlara verilmesi de benim için hayatımı dönüştüren alanlardan biri oldu. 

    ELİF: Esan’da sektörden farklı olarak kadın çalışan sayısının yüksek olması, Esan’ın iş yapış biçimleri, alışkanlıkları ve iş sonuçlarına da yansıyor. Yaptığın işi sahiplenebilme, gösterebilme, teknik yetkinliklerinin tıkandığı noktada kendini geliştirme alanları bulabilmeyi önemli bir fırsat olarak görüyorum. Bir diğer yandan farklı ölçekte ve kapsamdaki operasyonlar, proje portföyünün genişliği ve bu çeşitliliğin her yerinde kadınların farklı görevlerde olması çok önemli bir fırsat.


    Madencilik Sektöründe Kadın Çalışan Olmak Konusunda Neler Düşünüyorsunuz? 

    TUĞBA: Maden sektörü başlı başına zor bir iş alanı. Ancak kurumun yapısı, iş yapış şekli bu zorlukları aşmanız için tetikleyici rolde. Biz Ar-Ge Merkezi’nde arkadaşlarımızın üretimde ilmek ilmek işlediği bu minerallere yeni bir bakış açısı katabilmek için çaba harcıyoruz. Sahada onlarla birlikte zorlukları, üretimde olabilecek aksaklıkları görüyor ona göre projelerimizi şekillendiriyoruz. Gelecek için, Türkiye’nin kaynaklarının katma değerli olabilmesi için çaba sarf ediyoruz ki herkesin emeğine değsin. Bunu da kadın erkek gözetmeksizin bir ekip olarak yapıyoruz. Bence maden sektöründe çalışmak, size emanet edilmiş toprağa, cevhere değer katmak demek. 



    DİLAN: Maden sektörü ülkemizde erkek egemen olarak bilinen sektörlerden birisi, belki de birincisi. Böyle bir algının ortasında bir kadın olarak işin içinde bulunmak, faydalı olmak bu oyunda bizde varız demenin en somut örneği. Bu açıdan oldukça gurur verici.



    ELİF: Açıkcası bu mesleği icra ederken kadın kimliğimden ziyade odaklandığım nokta yaptığım işin bana keyif vermesi, teknik olarak kendimi geliştirmek oldu. Kadın olarak değil Elif olarak ne katabilirim, neleri yapmayı hedefleyebilirim ve hangi alanlarda farklılık yaratabilirim, önemli oldu benim için. Ancak yıllar içerisinde mesleğin gerekliliklerini yaparken kadın olduğum için mühendisliğin en temelinde olan problem takip etme ve çözüm üretme için aldığım yolların farklı olduğunu ve farklı fikirlerin takım çalışması içinde bir zenginlik olduğunu hedefe daha kısa sürede ulaşılabilmesi açısından çok önemli olduğunu gördüm. Hem kendinize hem mesleğinize sevgi ve saygı gösterdiğiniz zaman cinsiyetinizin ne olduğundan ziyade ortaya koyduğunuz performansınız asıl sizi öne çıkaracak ve yolunuzda ilerlemenize sağlayacaktır.

    AYŞEGÜL: Ülkemizde ve dünya genelinde özellikle mühendislik ve teknik alanlarda erkek egemen bir çalışma düzeni olduğunu hesaba katarsak, madencilik gibi temel yapı taşının üretim ve mühendislik olduğu bir sektörde, Türkiye’de en fazla kadın çalışan madencilik şirketi unvanına sahip Esan’da çalışıyor olmak çok değerli.  

    Geleceğin Kadın Mühendislerine Neler Söylemek İstersiniz? 

    DİLAN: İçinde yaşadığımız coğrafya, maalesef sosyal hayatta olduğu gibi iş hayatında da kadınların önüne çıkan engellerle, çoğu zaman belki de haksızlığa uğradığımız olaylarla dolu. Ama bu tutum son yıllarda kadınların kendilerine güvenlerinin artmasıyla, ekonomik özgürlüklerini elde edip kendi ayaklarının üstünde durmalarıyla kırılmaya başladı ve devam da ediyor. Bu konuda Esan gibi öncü birçok kuruluşta da etkilerini yakından hissediyoruz. İnsanların sırf kadın olduğunuz için başaramayacağınızı söylemelerine izin vermeyin ve onlara haksız olduklarını göstermek için elinizden geleni yapın. 



    AYŞEGÜL: Ofis ya da saha, mühendislik ya da farklı iş birimleri, her nerede çalışmak istiyorlarsa kadın oldukları için önlerine konulmak istenen hiçbir engele ve ön yargıya itibar etmeden, inandıkları doğrultuda ilerlemeye devam etsinler. Mühendislik eğitimi ile birlikte kazandıkları yetkinlikler önlerine çıkabilecek her zorluğun üstesinden gelmeye yetecek. Yeter ki kendilerine güvensinler.

    TUĞBA: Mühendis adaylarına önerim de iş hayatında büyük resmi görmeye çalışıp, detayda boğulmadan, hata yapmaktan korkmadan hayallerini hayata geçirmek için adım atmalarıdır. Düşündüğünüzü, cesaretle, yanındakine olumsuz etki yaratmadan yaptığınız sürece, güven hissini yaşatır ve yolunuzu açarsınız, bunları gözeterek iş hayatında yer alan herkesin yolu açılacaktır.

    ELİF: Klişe olan bir cümledir ama geçerlidir; ‘birçok kişi yapamazsın diyecek, duyma, sadece ilerle’. Bu sadece sevdiğiniz bir iş yaparsanız mümkün olabilir diye düşünüyorum. Sizleri tanımlayan şeyler; her zaman işinizi sevmeniz, yaptığınız işin sorumluluğunu taşıyabilmeniz olacak. Bunlar da ancak yetkinliğiniz ve kişisel ilişkilerinizin iyi bir seviyede olmasıyla mümkün olabilecektir. Hem kendinizi hem de insan ilişkilerinizi geliştirerek karşılaşabileceğiniz birçok zorluğun üstesinden gelebilirsiniz. 

    Yazı kaynağı : www.esan.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap