Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    cumhuriyet sözcüğü ilk kez nerede söylenmiştir

    1 ziyaretçi

    cumhuriyet sözcüğü ilk kez nerede söylenmiştir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Mustafa Kemal tarihe geçen sözünü ilk kez sarf etti: Yurtta sulh cihanda sulh

    Mustafa Kemal tarihe geçen sözünü ilk kez sarf etti: Yurtta sulh cihanda sulh

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulmasından önce faaliyetini sürdüren Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda seçimler iki dereceli sistemle yapılıyordu. TBMM’de de milletvekillerinin seçimi 1943 yılına kadar bu şekilde yapıldı. Bu sisteme göre seçmenler, önce “ikinci seçmenleri” seçiyor, ikinci seçmenler de milletvekillerini seçiyordu. Seçmenlerin doğrudan milletvekilini seçmesi mümkün değildi.

    1923 seçimleri

    TBMM olağanüstü şartlar altında oluşturulurken feshedilen Meclis-i Mebusan’dan gelen milletvekillerine ek olarak illerden beşer temsilci seçilmişti. Meclis’te Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki Müdafaa-i Hukuk Grubu ile bu gruba muhalif “İkinci Grup” bulunuyordu. Bunlar birer “siyasi parti” kimliği kazanmamıştı. Ancak Mustafa Kemal, 1922’nin sonlarına doğru bir “fırka” kuracağının sinyallerini vermişti. İstenilen köklü değişikliklerin, Meclis’te dozu gittikçe artan muhalefet nedeniyle yapılması zorlaşınca 1 Nisan 1923’te seçim kararı alındı.

    İlk seçim bildirgesi

    Mustafa Kemal Paşa, 8 Nisan 1923’te tarihe “Dokuz Umde” olarak geçen bir seçim bildirgesi yayımladı. Bu bildirge, aynı zamanda birkaç ay sonra kurulacak olan Halk Fırkası’nın ilk programı olarak görülebilir.

    Seçimler bugün olduğu gibi tek bir günde yapılmıyordu. Farklı illerde farklı tarihlerde başlayan seçim süreci 15 Ağustos 1923’te Halk Fırkası’na dönüşecek olan grubun zaferiyle sonuçladı. 9 Eylül 1923’te de daha sonra Cumhuriyet Halk Partisi adını alacak olan Halk Fırkası’nın tüzüğü kabul edildi. Bu tarih CHP’nin kuruluş günü kabul edilir. Ancak CHP’nin fiilen 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’nde kurulduğu da söylenebilir. Atatürk de Sivas Kongresi’ni CHP’nin ilk kongresi olarak kabul etmişti.

    Tarihî beyanname

    1923 seçimlerini, 1927 ve 1931 seçimleri takip etti. 20 Nisan 1931’de seçim dolayısı ile “Gazi Mustafa Kemal” imzasıyla yayımlanan beyannamede CHP ve Türkiye tarihinde önemli yer tutan bazı ifadeler ilk kez yer aldı. “Aziz vatandaşlarım” hitabı ile başlayan beyanname şöyle sürüyordu: “Senelerden beri şahsıma ve reisi bulunduğum Cumhuriyet Halk Fırkası’na itimat ederek tevdi eylediğiniz devlet ve millet işlerini, hakiki icaplara uyarak ifaya (yerine getirmeye) çalışmaktayız. Yapılmış işler yüksek nazarlarınızın önündedir. Onları takdir ve tenkit etmek sizin hakkınızdır. Ancak biz memleket ve millet işlerini içinde yaşanılan umumi şartlar ve hadiselere göre en isabetli yaptığımıza vicdanen kani bulunuyoruz (inanıyoruz).” Mustafa Kemal, beyannamede “inkılaplara ve yükselmeye devam edebilmek için güven talep etmek üzere” vatandaşların yüksek huzuruna çıktıklarını belirtiyordu.

    6 ilke bir arada

    Beyannamede “Bizim bugün yeniden millete hatırlatmayı faydalı gördüğümüz esas noktalar şunlardır” diyen Mustafa Kemal, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve inkılapçı vasıflarının onun değişmeyen özellikleri olduğunu vurguluyordu. Böylece “6 ok”un altısı da ilk kez bir arada sayılmıştı.

    Altı ilke, CHP programında devrimlere paralel biçimde aşamalı olarak yer aldı. 1927’de toplanan CHF Kurultayı’nda altı ilkeden cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık ve laiklik ilkeleri kabul edilmişti. Mustafa Kemal, kalan iki ilkeyi de seçim beyannamesinde zikretmiş oldu. 10-17 Mayıs 1931 tarihleri arasında gerçekleştirilen kurultayda da altı ilke resmen programa girecekti.

    Tarihi bir ifade

    Mustafa Kemal, beyannamenin devamında tarihi bir ifadeye daha yer verir: “Muhterem vatandaşlarım, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın müstakar (karar kılınan) umumi siyasetini şu kısa cümle açıkça ifadeye kâfidir zannederim: Yurtta sulh, cihanda sulh için çalışıyoruz.”

    Anayasalarda da yer aldı

    Bir ilke haline gelen “Yurtta sulh, cihanda sulh” ifadesi, 1961 ve 1982’de Anayasa’nın başlangıç bölümünde de yer aldı. 1962 Anayasası’nda Türk Milleti’nin “(...) Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ilkesinin, Millî Mücadele ruhunun, millet egemenliğinin, Atatürk Devrimlerine bağlılığın tam şuuruna sahip olarak (...) Anayasa’yı hürriyete, adâlete ve fazilete aşık evlatlarının uyanık bekçiliğine emanet ettiği” yazar. 82 Anayasası’nda ise Anayasa “(...) Türk vatandaşlarının ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu fikir, inanç ve kararıyla anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere, Türk Milleti tarafından demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.”

    HİTLER’İN YAŞ GÜNÜNE TÜRK HEYET DE GİTTİ

    Adolf Hitler’in 50. doğum günü olan 20 Nisan 1939’da Almanya’da düzenlenen törenlere Türkiye’den de Nafia Vekili Ali Fuat Cebesoy başkanlığında bir heyet katılmıştı.

    Alman diktatör Adolf Hitler’in doğum günü, iktidara geldiği 1933 yılından itibaren ulusal bir bayram gibi kutlanmaya başlamıştı. Hitler’in 50. doğum günü olan 20 Nisan 1939’daki törenler ise bu kutlamaların en gösterişlisiydi. 

    Kutlamalara resmi davet üzerine 20’den fazla ülkeden 200 yabancı devlet adamı da katılmıştı. Türkiye’den de hükümeti temsilen Nafia Vekili (Bayındırlık Bakanı) Ali Fuat Cebesoy başkanlığında bir heyet Almanya’ya gitti. Heyette Cebesoy’un yanı sıra milletvekilleri Pertev Demirhan, Falih Rıfkı Atay, Yunus Nadi, Necmettin Sadak ve Hüseyin Cahit Yalçın ile Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Asım Gündüz bulunuyordu. Heyet, kutlamaların ardından Almanya’nın farklı kentlerini de ziyaret etmişti.

    Dönemin gazeteleri, heyetin Almanya’da iyi karşılandığını anlatıyordu. Cebesoy döndükten sonra gazetelere yaptığı açıklamada “Almanya Devlet Reisi Hitler, doğumlarının 50. yılını kutlulamaya gelen misafirlerini kabul ettikleri sırada, heyetimize karşı hususi bir alaka ve nezaket göstermişler ve sözlerinin arasında milletimize, ebedi şef Atatürk’e ve Millî Şefimiz İsmet İnönü’ye karşı bir çok vesilelerle takdirkârlık ve hayranlık duygularını tekrar eylemişlerdir” diyecekti.

    Hüseyin Cahit Yalçın da şunları söyleyecekti: “Azametli bir askeri geçid resmi gördük. Führer’le de görüştük. Almanya’da yaptığımız temaslardan memnun olarak geri döndük.”

    ATATÜRK’ÜN HİTLER ÖNGÖRÜSÜ

    Almanya’ya giden heyete başkanlık yapan Cebesoy, hastalığı döneminde Atatürk’le yaptıkları bir görüşmede Atatürk’ün Hitler’le ilgili şu değerlendirmede bulunduğunu anlatır: “Fuad Paşa, pek yakında dünya vaziyeti mütareke senelerinden daha çok ciddi olacak ve karışacaktır. İkinci büyük bir harb karşısında kalacağız. Dünyaya hâkim olan milletleri idare edenlerin arasında maatteessüf birinci derece devlet adamı çıkmıyor. (Hitler’le Mussolini’yi kastederek) Avrupa’da birkaç maceraperest Almanya ile İtalya’nın başında cebren bulunuyorlar. Karşı karşıya geldikleri zayıf devlet adamlarının aczinden cüret alıyorlar. Bunlar bugün dünyayı kana boyamaktan çekinmeyeceklerdir... İşte bu devre esnasında doğru hareket etmesini bilmeyip en küçük bir hata yapmamız halinde başımıza mütareke senelerinden daha çok felaketler gelmesi mümkündür.”

    SÜLEYMAN DEMİREL ATLIKARINCADA

    İstanbul’da 10 yıl hizmet veren “Tatilya” eğlence parkının 20 Nisan 1996’daki açılışına Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de katılmış, eşiyle birlikte atlıkarıncaya binmişti.

    21 Nisan 1996 tarihli Milliyet gazetesinin birinci sayfasındaki başlıklarından biri şöyleydi: “Demirel, İstanbul’da fırtına gibi esti.” Haber, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in 20 Nisan’da İstanbul’da katıldığı programlardan bahsediyordu. Cumhurbaşkanı Demirel’in katıldığı programlardan biri de İstanbul Beylikdüzü’ndeki eğlence parkı “Tatilya”nın açılışıydı.

    Tam adı “Tatilya Tatil ve Eğlence Cumhuriyeti” olan eğlence parkının yapımına 1995 yılında başlanmıştı. Bir yıl içinde tamamlanan parkın açılışı, 20 Nisan 1996’da dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in de katılımıyla gerçekleştirildi. Demirel’in kayınbiraderi Ali Şener de işletmeye yüzde 20 oranında ortaktı. O gün birçok açılışa daha katılan Demirel’in, sondan bir önceki durağı Tatilya olmuştu. Milliyet bu haberi, Demirel’in lakabı “Baba”ya gönderme yaparak taşımıştı sayfalarına: “Atlıkarıncadaki baba”

    2006’da kapandı

    Siyasetin alışıldık manzaralarının dışında bir gün yaşanmıştı Tatilya’da. Tatilya’ya gelişinde Cumhurbaşkanı Demirel’i kapıda palyaçolar karşıladı. Demirel, eşi Nazmiye Demirel ve Ali Şener’in çocukları Mesut ve Uğurcan Şener’le birlikte eğlence parkındaki atlı karıncaya da bindi. Haberlerde, Demirel’in Tatilya’da neşeli anlar geçirdiği belirtiliyordu.

    İşletme, 2006 yılında “ömrünü tamamladığı” gerekçesiyle kapatıldı.

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    Cumhuriyet

    Cumhuriyet, hükûmet ya da devlet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Egemenlik hakkının belli bir kişi veya aileye ait olduğu monarşi ve oligarşi kavramlarının karşıtıdır.

    Etimolojik ve Tarihi Köken[değiştir | kaynağı değiştir]

    Cumhuriyet kelimesi Arapça kökenli olup, 18. yüzyılda Osmanlı Türkçesinde türetilmiş bir isimdir. Arapça cumhur kökü "bir araya toplanma, topluluk oluşturma" anlamındayken, bu kökten türeyen جمهور (cumhūr) kelimesi ise "cemiyet, toplum, kamu" anlamına gelir. Cumhūr sözcüğüne yine Arapça'da aidiyet bildiren "iye" ekinin gelmesiyle "toplumun olan, kamuya ait" anlamına gelen "Cumhuriyet" kelimesi meydana gelmiştir. 18. yüzyıl Avrupa'sında monarşi ile yönetilmeyen Hollanda, İsviçre ve Fransa[a] gibi ülkeleri tanımlayan Latince Latincerespublica ve Fransızcarépublique kelimesinin Türkçe çevirisi olarak benimsenmiştir.

    Latince Latinceres publica klâsik kullanımda "kamusal olan" anlamındadır. Bir topluluğa onların birleştirmek suretiyle halk olma özelliğini kazandıran, kamusal nesne anlamına gelir. Bu hâl monarşiye karşı, devlet başkanının halk tarafından seçildiği ve halk iradesince meşrulaştırıldığı devlet şekli anlamında kullanılmıştır.

    Osmanlı Devleti'nde cumhuriyet fikri ilk kez 1870'li yıllarda Genç Osmanlılar ve Midhat Paşa tarafından tartışılmış ancak açıkça savunulmamıştır.

    Bazı Çeşitleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Cumhuriyet kavramı genel olarak temsilî demokrasinin uygulanmasını ifade eder. Federasyonların da cumhuriyet olarak anıldığı durumlara da rastlanır – Federal Almanya Cumhuriyeti 'nde olduğu gibi. Federasyonlarda tercih edilen daha çok başkanlık sistemidir. Ancak bu da kesin bir kural değildir. Başkanlık sistemi ayrı bir kategori olarak ele alındığında cumhuriyetler genel olarak ikiye ayrılır:

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]


    Kaynak hatası: <ref> "lower-alpha" adında grup ana etiketi bulunuyor, ancak <references group="lower-alpha"/> etiketinin karşılığı bulunamadı (Bkz: Kaynak gösterme)

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    “Cumhuriyet” kelimesini biz bulduk

    “Cumhuriyet” kelimesini biz bulduk

    Cumhuriyet kelimesini, 18. yüzyılın sonlarında bulmuş, 1923’te ilan etmiştik. Atatürk, Cumhuriyeti ilanından dört yıl önce Milli Mücadele’nin ilk günlerinde 1919 Temmuz’unda Cumhuriyet’i ilan edeceğini yakın çevresine söylemişti

    Cumhuriyet'in 93. yıldönümüne geldik. Fransız İhtilali'nden sonra Türkçe'ye giren Cumhuriyet kelimesi halk hâkimiyetini ifade eder.
    Türkiye'nin en önemli düşünürlerinden olan rahmetli Durmuş Hocaoğlu, Cumhuriyet'in 75. yıldönümünde bu durumu "Cumhuriyetin meşruiyet senedi halktır. Devlet halkın emrine girmedikçe hakiki manada Cumhuriyet olmaz" şeklinde ifade etmişti.

    DEMOKRASİ TÜRKÇE'DE
    Cumhuriyet teriminden önce demokrasi terimi Türkçe'ye girmiştir. Kâtip Çelebi, 17. yüzyılın ortalarında kaleme aldığı "İrşâdü'l- Hayârâ" isimli eserinde Avrupalılar'ın dinleri, hükümdarları, idare tarzları, seçim usulleri, âdet ve kanunları çerçevesinde bilgiler verir. Demokrasi kelimesi de ilk kez bu eserle Türkçe literatüre girmiştir. Daha sonra ilk Türk matbaasının kurucusu İbrahim Müteferrika 1731'de Birinci Mahmud'a takdim ettiği ve 1732'de bastığı "Usûlü'1-hikem" isimli eserinde demokrasiden bahseder.
    Cumhuriyet kelimesinin kökü Cumhur, yani halk kelimesi Arapça kökenlidir. Ancak klasik Arapça'da yoktur. Türkler tarafından türetilmiştir. Bu konuda bir araştırma yapan Bernard Lewis kelimenin 18. yüzyılın sonlarında "Cumhuriyya", yani Cumhuriyetçilik şeklinde ortaya çıktığını söyler. Bu dönemde Fransız İhtilali'nden dolayı Cumhuriyet'le ilgili terimler Türkçe'de sıkça kullanılmaya başlanmıştı.

    CUMHURİYET'İN ALTYAPISI
    İkinci Mahmud döneminde 1830'lardan itibaren muhtar seçimleriyle halkın yönetim mekanizmalarında yer almaya başlaması vilayet meclisi seçimleriyle devam etti. Kısa süreli de olsa 1876'da ilk meclisin açılması demokrasi kültürü alanında bir dönüm noktasıydı. 1908'de meclisin ikinci defa açılması meclis ve halkın yönetim mekanizmalarına katılması fikrini geliştirdi.
    Son iki Osmanlı padişahı Mehmed Reşad ve Sultan Vahdettin görünürde iktidardaydılar. Devlet yönetiminde karar organı artık meclis ve İttihat ve Terakki Cemiyeti olmuştu. Milli Mücadele'yi dünyada çok nadir görülecek bir şekilde meclisle yürüttük. Bütün bu gelişmeler Cumhuriyet'in altyapısını hazırlamıştı.

    İLANINDAN DÖRT YIL ÖNCE
    Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet'in ilanından çok önce Cumhuriyet fikrini benimsemişti. Nitekim Erzurum Kongresi'nden üç gün önce 20 Temmuz 1919'da yanında bulunan Mazhar Müfit'in (Kansu) "Milli mücadelenin muvaffakiyete ulaştığı takdirde hükümet şekli olarak ne düşünüyorsunuz?" şeklindeki sorusuna: "Şekl-i hükümet zamanı geldiğinde Cumhuriyet olacaktır" cevabını vermişti. Ancak Milli Mücadele'nin yeni başladığı bir dönemde bu fikrini açıkça ifade etmesinin sıkıntı yaratacağını bildiğinden dolayı Mazhar Müfit'e konuştuklarından kimseye bahsetmemesini söylemişti. Mazhar Müfit Atatürk'le aralarındaki bu konuşmayı "Erzurum'dan Ölümüne Kadar Atatürk'le Beraber" isimli eserinde anlatır.
    Milli Mücadele'nin kazanılmasının ardından 1 Kasım 1922'de saltanat kaldırıldı. Yaklaşık bir yıl sonra hükümet bunalımı çıktı. Atatürk'ün bu durumu görüşmek üzere 28 Ekim 1923 akşamı Çankaya'da yaptığı toplantıya İsmet Paşa, Ali Fethi (Okyar), Milli Savunma Bakanı Kazım (Özalp) Paşa, Kemalettin Sami, Halit Paşa, Rize Milletvekili Fuat ve Afyonkarahisar Milletvekili Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey katılmışlardı. Mustafa Kemal bu toplantıda arkadaşlarına "Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz, beni parti grubuna davet edin, bir konuşma yapacağım" dedi. Toplantıya katılanların Çankaya'dan ayrılmasının ardından Atatürk, İsmet Paşa'yla 1921 anayasasının devlet şeklini tespit eden maddelerini değiştirmek için çalıştılar.
    Ertesi gün meclise çağrılan Atatürk, anayasanın birinci maddesine "Türkiye Devleti'nin şekli hükümeti, Cumhuriyettir" ifadesinin konulmasını teklif etti. Atatürk'ün bu teklifinin lehinde ve aleyhinde birçok konuşma yapıldı. Cumhuriyet'in ilanı için erken olduğu görüşünü ileri sürenler oldu. Ancak İsmet Paşa ve Abdurrahman Şeref Bey'in konuşmaları muhalefeti durdurdu. Abdurrahman Şeref Bey, muhalefet eden milletvekillerine hitaben "Doğan çocuğun adını koymaktan başka ne yapıyoruz" demişti.
    Anayasanın birinci maddesi, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. İdare şekli halkın kaderini bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayalıdır. Türkiye Devleti'nin yönetim şekli Cumhuriyet'tir" şeklinde değiştirildi. Bu yeni maddeyle yeni bir yönetim şekline ve anlayışına geçildi. Şair Mehmet Emin Yurdakul'un teklifi üzerine milletvekilleri ayağa kalkıp, hep bir ağızdan "Yaşasın Cumhuriyet!" diye bağırdılar. 29 Ekim 1923 akşamında TBMM'de yapılan oylamalar sonucunda da Mustafa Kemal Paşa, Meclis'teki mevcut üyelerin oybirliğiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.

    Resmin açıklaması : Atatürk ve Cumhuriyetimizin kurucuları, Cumhuriyet'in ilanının yedinci yıldönümünde TBMM'den çıkarken...

    Yazı kaynağı : www.sabah.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap