Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    covid boğaz ağrısına ne iyi gelir

    1 ziyaretçi

    covid boğaz ağrısına ne iyi gelir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Boğaz ağrısına ne iyi gelir? Boğaz ağrısı nasıl geçer?

    Boğaz ağrısına ne iyi gelir? Boğaz ağrısı nasıl geçer?

    Boğaz ağrısı nedenleri nelerdir?

    Soğuk algınlığına ve gribe neden olan virüsler aynı zamanda boğaz ağrısına da neden olabilir. Daha az sıklıkla bakteriyel enfeksiyonlar ve başka nedenler de boğaz ağrısına neden olabilir.

    Boğaz ağrısına neden olan viral enfeksiyonlar

    Boğaz ağrısına neden olan viral hastalıklar şunları içerir:

    Öte yandan koronavirüsün  (COVID-19) olası semptomlarından biri de boğaz ağrısıdır. Yapılan araştırmalar COVID-19'lu kişilerin yalnızca yüzde 5 ila yüzde 14’ünün boğazda ağrısı veya tahriş şikayeti yaşadığını göstermektedir. Koronavirüsün boğaz ağrısına göre daha yaygın görülen semptomları arasında; yüksek ateş, kuru öksürük, nefes almada zorluk, yorgunluk, baş ağrısı ve ani tat veya koku kaybı yer alır.

    Bakteriyel enfeksiyonlar

    Bazı bakteriyel enfeksiyonlar, boğaz ağrısına neden olabilir. Bunlar arasında en yaygın olanı kriptik tonsilite neden olan “Streptococcus pyogenes”tir. (Grup A streptococcus).

    Diğer nedenler

    Boğaz ağrısına yol açan diğer nedenler ise şu şekildedir.

    Alerjiler: Evcil hayvan tüylerine, küflere, toza ve polene karşı alerjiler boğaz ağrısına neden olabilir. Boğazın tahriş olmasına ve iltihaplanmasına neden olan geniz akıntısı problemi daha da karmaşık hale getirebilir.

    Havadaki kuruluk: İç mekanlarda havada yeterli nem bulunmaması, boğazın kaşınmasına ve kuruluğa neden olabilir. Genellikle kronik burun tıkanıklığı nedeniyle sürekli ağızdan nefes almak yine boğazda kuruluğa ve ağrıya neden olabilir.

    Tahriş ediciler: Dışarıdaki hava kirliliği ve tütün dumanı veya kimyasallar gibi iç mekan kirlilikleri de kronik boğaz ağrısına neden olabilir. Tütün çiğnemek, aşırı alkol tüketimi, baharatlı yiyecekler, acı ve ekşi yiyecekler de boğazı tahriş ederek ağrıya sebep olabilir.  

    Kas gerginliği: Bağırarak, yüksek sesle konuşarak veya dinlenmeden uzun süre konuşarak boğazınızdaki kasları gerebilirsiniz. Bu durum da boğaz ağrısına sebep olabilir.

    Gastroözofageal reflü hastalığı (GERD): GERD, mide asitlerinin yemek borusuna (yemek borusu) geri döndüğü bir sindirim sistemi bozukluğudur. Bu durum boğaz ağrısı şikayetine neden olabilir.

    HIV enfeksiyonu: HIV enfeksiyonu da boğaz ağrısına neden olabilir. Buna ek olarak HIV pozitif olan biri, oral pamukçuk adı verilen bir mantar enfeksiyonu nedeniyle veya bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde ciddi olabilen sitomegalovirüs (CMV) adı verilen bir viral enfeksiyon nedeniyle kronik veya tekrarlayan bir boğaz ağrısı şikayeti yaşayabilir.

    Tümörler: Boğaz, dil veya gırtlaktaki (gırtlak) kanserli tümörler de boğaz ağrısına neden olan hastalıklar arasındadır. Diğer belirti veya semptomlar arasında ses kısıklığı, yutma güçlüğü, gürültülü nefes alma, boyunda bir yumru ve tükürük veya balgamda kan sayılabilir.

    Yaralanma: Boyuna darbe veya kesik gibi herhangi bir yaralanma boğazda ağrıya neden olabilir.

    Nadir durumlarda da boğazda enfekte olmuş bir doku alanı (apse) veya soluk borusunu kaplayan küçük kıkırdak "kapağının" şişmesi (epiglotit) boğaz ağrısına yol açabilir.

    Boğaz ağrısının belirtileri ve semptomları nelerdir?

    Boğaz ağrısının belirtileri, boğaz ağrısına neden olan duruma göre değişebilir. Boğaz ağrısının belirtileri ve semptomlar şunları içerebilir:

    Boğaz ağrısına neden olan enfeksiyonlar, aşağıdaki semptomlara da neden olabilir:

    Viral bir enfeksiyonun yol açtığı boğaz ağrısı şikayeti çoğunlukla en fazla bir hafta sürer ve tıbbi bir tedavi gerekmez. Boğaz ağrısı uzun süredir devam ediyorsa (2-3 hafta) vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Zira sürekli devam eden boğaz ağrısının nedeni daha ciddi bir sağlık sorununun belirtisi olabilir. Boğaz ağrısıyla birlikte aşağıdaki semptomlar da görülüyorsa vakit kaybedilmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

    Boğaz ağrısında risk faktörleri nelerdir

    Yaş: Çocuklar ve gençlerde boğaz ağrısı şikayeti sıklıkla gelişir. 3- 15 yaş arasındaki çocukların da boğaz ağrısıyla ilişkili en yaygın bakteriyel enfeksiyon olan streptokoksik boğaz enfeksiyonunun gelişme riski daha yüksektir.

    Sigara kullanma ve tütün dumanına maruz kalma: Sigara içmek ve/veya tütün dumanın maruz kalmak boğazı tahriş edebilir dolayısıyla boğaz ağrısına neden olabilir. Tütün ürünlerinin kullanımı ayrıca ağız, boğaz ve gırtlak kanseri riskini de artırır.

    Alerjiler: Mevsimsel alerjiler veya toza, küflere veya evcil hayvan tüylerine karşı devam eden alerjik reaksiyonlar, kişide burun tıkanıklığı ve kişide boğaz ağrısının gelişmesini daha olası hale getirir.

    Kimyasal tahriş edicilere maruz kalma: Fosil yakıtların yanması ve yaygın ev kimyasallarından kaynaklanan havadaki parçacıklar boğazda tahrişe neden olabilir.

    Kronik veya sık sinüs enfeksiyonları: Burnunuzdan akan su boğazınızı tahriş edebilir veya enfeksiyon yayabilir.

    Bağışıklık sisteminin zayıf olması:  Bağışıklık sisteminiz zayıf ise enfeksiyonlara daha duyarlı olursunuz. Bağışıklığın azalmasının yaygın nedenleri arasında HIV, diyabet (şeker hastalığı), steroid veya kemoterapi ilaçlarıyla kanser tedavi, stres, yorgunluk ve kötü beslenme yer alır. Bu hastalarda özellikle boğazda mantar enfeksiyonuna bağlı ağrılar sıklıkla görülür.

    Boğaz ağrısı teşhisi nasıl konulur?

    Doktor öncelikle boğaz ağrısına neyin neden olduğunu tespit etmek ister.  Doktorunuz fiziksel muayene sırasında boğaza, kulaklara ve burun deliklerine bakar, şişmiş lenf bezlerini kontrol edebilir. Doktorlar uygun vakalarda, streptokok bakterilerinin neden olduğu strep boğaz enfeksiyonunun sebebini tespit etmek için boğaz kültürü olarak adlandırılan bir test uygular. Doktorunuz boğaz kültürü testi sırasında salgı örneği almak için boğazın arkasına çubukla steril bir bez sürer ve numuneyi test için bir laboratuvara gönderir. Buna ek olarak burun geçiş yollarının sinüzit veya enfeksiyonları, boğazınızın veya balgamınızın kültürleri kullanılarak da teşhis edilebilir.

    Doktorunuz boğaz ağrınızın nedeninin alerji olduğundan şüphelenirse, bunu doğrulamak için kan testleri veya cilt testleri yapabilir. Deri testinin sonuçları hemen elde edilirken, kan testi sonuçları birkaç gün sürebilir.

    Boğaz ağrısı tedavisi nasıldır?

    Viral bir enfeksiyonun neden olduğu boğaz ağrısı genellikle beş ila yedi gün sürer ve tıbbi tedavi gerektirmez. Nitekim hafif soğuk algınlığı ve grip vakalarının yol açtığı boğaz ağrısı bol miktarda sıvı tüketimi ve dinlenme ile düzelir. Doktorunuz boğaz ağrısını hafifletmek için ağrı kesici ilaçlar reçete edebilir.

    Boğaz ağrısına bakteriyel bir enfeksiyonun neden olduğu durumlarda, doktorunuz antibiyotik reçete edecektir. İlaç kullanımı sırasında semptomlarda düzelme olsa bile antibiyotik tedavisinin tamamlanması gerekir. Zira ilacı doktorun belirttiği şekilde kullanmamak enfeksiyonun kötüleşmesine veya vücudun diğer bölgelerine yayılmasına neden olabilir.

    Boğaz ağrısı, viral veya bakteriyel enfeksiyon dışında bir durumun semptomuysa, teşhise bağlı olarak diğer uygun tedavi yöntemleri uygulanacaktır. Örneğin doktorunuz boğaz ağrınızın sebebinin asit reflü olduğundan şüpheleniyorsa, bir asit reflü ilacı reçete edebilir.

    Boğaz ağrısına ne iyi gelir? Doğal tedavi yöntemleri nelerdir?

    ‘Boğaz ağrısına ne iyi gelir, nasıl geçer?’ , 'Boğaz ağrıları evde nasıl geçer?' soruları sıkça sorulmaktadır. Boğaz ağrısının kronik bir hal almadığı koşullarda aşağıdaki önlemler genellikle boğaz ağrısını yatıştırmaya yardımcı olabilir:

    Boğaz ağrısı nasıl önlenebilir?

    Boğaz ağrısını önlemenin en iyi yolu, öncelikle mikroplardan kaçınmak dolayısıyla hijyene önem vermektir. Boğaz ağrısını önlemek için alınabilecek önlemlerden bazıları şu şekildedir.

    Memorial Tıbbi Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.

    Yazı kaynağı : www.memorial.com.tr

    Boğaz Ağrısına Ne İyi Gelir? Boğaz Ağrısı Nasıl Geçer?

    Boğaz ağrısına ne iyi gelir

    Boğazda kaşınma, yanma hissine, yutkunmada zorlanmaya neden olabilen boğaz ağrısı yaşam standardını mühim ölçüde düşürebilir. Yaşam boyunca yaygın halde görülen boğaz ağrısı çeşitli rahatsızlıklardan kaynaklanabilir. Boğaz ağrısının en yaygın sebebi, soğuk algınlığı (nezle) yada grip benzer biçimde viral enfeksiyonlardır. Viral enfeksiyonun niçin olduğu boğaz ağrısı birkaç gün içinde kendiliğinden geçebilirken, bakterilerin neden olduğu streptokak enfeksiyonunda ise antibiyotiklerle tedavi gerekir. Enfeksiyonların yanı sıra muhtelif mide hastalıkları, alerjik hastalıklar, solunum problemleri ve tütün kullanması, tümör benzer biçimde farklı nedenlere bağlı olarak da boğaz ağrıları gelişebilir.

    Boğaz ağrısı sebepleri nelerdir?

    Soğuk algınlığına ve gribe neden olan virüsler bununla beraber boğaz ağrısına da neden olabilir. Daha az sıklıkla bakteriyel enfeksiyonlar ve başka nedenler de boğaz ağrısına neden olabilir.

    Boğaz ağrısına niçin olan viral enfeksiyonlar

    Boğaz ağrısına niçin olan viral hastalıklar şunları ihtiva eder:

        • Soğuk algınlığı (Nezle)

        • Grip

        • Mono (Mononükleoz, EBV virüsü)

        • CMV virüsü

        • Suçiçeği

        • Kızamık

        • Koronavirüs hastalığı (Covid-19)

        • Krup Hastalığı (Gırtlak, soluk borusu ve bronşlarda viral enfeksiyon kararı oluşan bu rahatsızlık en oldukça çocuklarda görülür. )

    Öte taraftan koronavirüsün  (COVID-19) olası semptomlarından biri de boğaz ağrısıdır. Yapılan araştırmalar COVID-19'lu kişilerin yalnızca yüzde 5 ila yüzde 14’ünün boğazda ağrısı veya tahriş şikayeti yaşadığını göstermektedir. Koronavirüsün boğaz ağrısına gore daha yaygın görülen semptomları arasında; yüksek ateş, kuru öksürük, nefes almada zorluk, bitkinlik, baş ağrısı ve ani tat veya koku kaybı yer alır.

    Bakteriyel enfeksiyonlar

    Bazı bakteriyel enfeksiyonlar, boğaz ağrısına niçin olabilir. Bunlar arasında en yaygın olanı kriptik tonsilite niçin olan “Streptococcus pyogenes”tir. (Grup A streptococcus).

    Diğer nedenler

    Boğaz ağrısına neden olan diğer nedenler ise şu şekildedir.

    Alerjiler: Evcil hayvan tüylerine, küflere, toza ve polene karşı alerjiler boğaz ağrısına neden olabilir. Boğazın tahriş olmasına ve iltihaplanmasına neden olan geniz akıntısı sorunu daha da kompleks hale getirebilir.

    Havadaki kuruluk: İç mekanlarda havada yeterli rutubet bulunmaması, boğazın kaşınmasına ve kuruluğa niçin olabilir. Genellikle kronik burun tıkanıklığı nedeniyle sürekli ağızdan soluk almak yine boğazda kuruluğa ve ağrıya neden olabilir.

    Tahriş ediciler: Dışarıdaki hava kirliliği ve tütün dumanı yada kimyasallar gibi iç mekan kirlilikleri de kronik boğaz ağrısına niçin olabilir. Tütün çiğnemek, aşırı alkol tüketimi, baharatlı yiyecekler, acı ve ekşi yiyecekler de boğazı tahriş ederek ağrıya sebep olabilir.  

    Kas gerginliği: Bağırarak, yüksek sesle konuşarak veya dinlenmeden uzun süre konuşarak boğazınızdaki kasları gerebilirsiniz. Bu vaziyet da boğaz ağrısına sebep olabilir.

    Gastroözofageal reflü hastalığı (GERD): GERD, mide asitlerinin yiyecek borusuna (yemek borusu) geri döndüğü bir hazım sistemi bozukluğudur. Bu durum boğaz ağrısı şikayetine niçin olabilir.

    HIV enfeksiyonu: HIV enfeksiyonu da boğaz ağrısına niçin olabilir. Buna ek olarak HIV pozitif olan biri, oral pamukçuk ismi verilen bir mantar enfeksiyonu nedeniyle veya bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde ciddi olabilen sitomegalovirüs (CMV) ismi verilen bir viral enfeksiyon sebebiyle kronik veya tekrarlayan bir boğaz ağrısı şikayeti yaşayabilir.

    Tümörler: Boğaz, dil veya gırtlaktaki (gırtlak) kanserli tümörler de boğaz ağrısına neden olan hastalıklar arasındadır. Diğer alemet veya semptomlar içinde ses kısıklığı, yutma güçlüğü, gürültülü soluk alma, boyunda bir yumru ve tükürük veya balgamda kan sayılabilir.

    Yaralanma: Boyuna darbe yada kesik gibi herhangi bir yaralanma boğazda ağrıya neden olabilir.

    Nadir durumlarda da boğazda enfekte olmuş bir doku alanı (apse) veya nefes borusunu kaplayan minik kıkırdak "kapağının" şişmesi (epiglotit) boğaz ağrısına yol açabilir.

    Boğaz ağrısının belirtileri ve semptomları nedir?

    Boğaz ağrısının emareleri, boğaz ağrısına niçin olan duruma göre değişebilir. Boğaz ağrısının belirtileri ve semptomlar şunları içerebilir:

        • Boğazda ağrı yada kaşıntı hissi

        • Yutkunma yada konferans ile giderek kötüleşen ağrı

        • Yutmada güçlük çekme

        • Boyunda veya çenedeki ağrılı şişmiş bezler

        • Bademciklerin şişmesi

        • Bademciklerde görülen beyaz lekeler veya irin

        • Boğuk bir ses

    Boğaz ağrısına niçin olan enfeksiyonlar, aşağıdaki semptomlara da neden olabilir:

        • Ateş

        • Öksürük

        • Burun akması

        • Hapşırma

        • Vücut ağrıları

        • Baş ağrısı

        • Mide bulantısı yahut kusma

    Viral bir enfeksiyonun yol açmış olduğu boğaz ağrısı şikayeti çoğunlukla en fazla yedi gün devam eder ve tıbbi bir tedavi gerekmez. Boğaz ağrısı uzun süreden beri devam ediyorsa (2-3 hafta) vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Zira devamlı geçindiren boğaz ağrısının sebebi daha ciddi bir sağlık sorununun belirtisi olabilir. Boğaz ağrısıyla birlikte aşağıdaki semptomlar da görülüyorsa vakit kaybedilmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

        • Nefes alma veya yutma güçlüğü

        • Boğazda şiddetli acı

        • Salya akıtma

        • Seste boğuklaşma

        • Nefes alma sırasında sesin tizleşmesi

    Boğaz ağrısında risk faktörleri nelerdir?

    Yaş: Çocuklar ve ergenlerde boğaz ağrısı şikayeti çoğunlukla gelişir. 3- 15 yaş arasındaki evlatların da boğaz ağrısıyla ilişkili en yaygın bakteriyel enfeksiyon olan streptokoksik boğaz enfeksiyonunun büyüme riski daha yüksektir.

    Sigara kullanma ve tütün dumanına maruz kalma: Sigara içmek ve/yada tütün dumanın maruz kalmak boğazı tahriş edebilir dolayısıyla boğaz ağrısına neden olabilir. Tütün ürünlerinin kullanması ek olarak ağız, boğaz ve gırtlak kanseri riskini de artırır.

    Alerjiler: Mevsimsel alerjiler veya toza, küflere veya evcil hayvan tüylerine karşı idame eden alerjik reaksiyonlar, kişide burun tıkanıklığı ve kişide boğaz ağrısının gelişmesini daha muhtemel hale getirir.

    Kimyasal tahriş edicilere maruz kalma: Fosil yakıtların yanması ve yaygın ev kimyasallarından kaynaklanan havadaki parçacıklar boğazda tahrişe neden olabilir.

    Kronik yada sık sinüs enfeksiyonları: Burnunuzdan akan su boğazınızı tahriş edebilir yada enfeksiyon yayabilir.

    Bağışıklık sisteminin zayıf olması:  Bağışıklık sisteminiz sıska ise enfeksiyonlara daha kırılgan olursunuz. Bağışıklığın azalmasının yaygın nedenleri içinde HIV, diyabet (şeker hastalığı), steroid veya kemoterapi ilaçlarıyla kanser tedavi, stres, yorgunluk ve kötü beslenme yer alır. Bu hastalarda bilhassa boğazda mantar enfeksiyonuna bağlı ağrılar çoğunlukla görülür.

    Boğaz ağrısı teşhisi iyi mi konulur?

    Doktor ilk önce boğaz ağrısına neyin niçin bulunduğunu tespit etmek talep eder.  Doktorunuz fizyolojik muayene esnasında boğaza, kulaklara ve burun deliklerine bakar, şişmiş lenf bezlerini kontrol edebilir. Doktorlar müsait vakalarda, streptokok bakterilerinin niçin olduğu strep boğaz enfeksiyonunun sebebini tespit etmek için boğaz kültürü olarak adlandırılan bir test uygular. Doktorunuz boğaz kültürü testi esnasında salgı örneği almak için boğazın arkasına çubukla steril bir bez süre gelir ve numuneyi kontrol için bir laboratuvara gönderir. Buna ek olarak burun geçiş yollarının sinüzit yada enfeksiyonları, boğazınızın yada balgamınızın kültürleri kullanılarak da teşhis edilebilir.

    Doktorunuz boğaz ağrınızın nedeninin alerji olduğu için şüphelenirse, bunu doğrulamak için kan testleri veya cilt testleri yapabilir.? Deri testinin neticeleri hemen elde edilirken, kan testi neticeleri birkaç gün sürebilir.

    Boğaz ağrısı tedavisi nasıldır?

    Viral bir enfeksiyonun neden olduğu boğaz ağrısı çoğu zaman beş ila bir hafta devam eder ve tıbbi tedavi gerektirmez. Nitekim hafifçe soğuk algınlığı ve grip vakalarının yol açmış olduğu boğaz ağrısı bolca miktarda sıvı tüketimi ve dinlenme ile düzelir. Doktorunuz boğaz ağrısını hafifletmek için ağrı kesici ilaçlar reçete edebilir.

    Boğaz ağrısına bakteriyel bir enfeksiyonun niçin olduğu durumlarda, doktorunuz antibiyotik reçete edecektir. İlaç kullanımı sırasında semptomlarda düzelme olsa bile antibiyotik tedavisinin tamamlanması icap eder. Zira ilacı doktorun belirttiği şekilde kullanmamak enfeksiyonun kötüleşmesine veya vücudun diğer bölgelerine yayılmasına neden olabilir.

    Boğaz ağrısı, viral yada bakteriyel enfeksiyon haricinde bir durumun semptomuysa, teşhise bağlı olarak diğer uygun tedavi şekilleri uygulanacaktır. Örneğin doktorunuz boğaz ağrınızın nedeninin asit reflü olduğu için şüpheleniyorsa, bir asit reflü ilacı reçete edebilir.

    Boğaz ağrısına ne iyi gelir? Doğal tedavi şekilleri nelerdir?

    ‘Boğaz ağrısına ne iyi gelir, iyi mi geçer?’ , 'Boğaz ağrıları evde iyi mi geçer?' soruları sıkça sorulmaktadır. Boğaz ağrısının kronik bir hal almadığı koşullarda aşağıdaki önlemler genellikle boğaz ağrısını yatıştırmaya yardımcı olabilir:

        • Ilık, tuzlu suyla gargara yapılabilir. (Çocuklar bunu denememelidir.) Yarım çay kaşığı tuzu bir bardak suya karıştırın, sonrasında gargara yapın ve tükürün. Bu sayede boğazınızı nemli tutabilir, boğazdaki kaşınma hissi hafifleyebilir.

        • Boğazınızın dışına ılık su şişesi veya sıcak su torbası koyabilirsiniz. Bunların dışında kendi ılık kompresinizi yapmak için bir havluyu sıcak suyla ıslatıp boynunuza tutabilirsiniz. Nitekim boğazın sıcak tutulması, kırılgan lenf düğümlerini yatıştırmaya destek olabilir.

        • Uyku sırasında odanın fazlaca kuru bir havaya sahip olmaması gerekir. Zira bu konum boğaz ağrısının sertliğini daha da artırabilir. Kuru havadan etkilenmemek için kalorifer peteğinin üstüne kaygan havlu konularak ya da sobanın üzerinde bir çaydanlık kaynatılarak odayı nemlendirmek mümkün hale gelebilmektedir.

        • Tüketilen içeceğin oldukca sıcak ya da fazlaca soğuk olması boğaz ağrısına iyi gelmez. Bu bağlamda tüketilecek içeceklerin ılık olması önemlidir.

        • Bol su tüketilmelidir.

        • Bal tüketmek boğaz tahrişini rahatlatmaya destek olabilir. Ayrıca boğaz pastilleri de ağrının giderilmesine destek olabilir.

        • Yutulması basit olan yiyecekler; püre, pilav, makarna, sıcak çorba, lapa gibi besinler tercih edilmelidir.

        • Sigara içilmemeli, sigara dumanından kaçınılmalıdır.

        • Baharatlı yiyecekler tüketmekten boğaz ağrısı yatışana kadar kaçınılmalıdır.

        • Çok sıcak içeceklerden kaçınılmalıdır.

        • Elma sirkesi antibakteriyel özelliğiyle boğaz ağrısına iyi gelebilir. Boğaz ağrısına iyi gelen, tüketilmesi önerilen elma sirkesinin ılık suyla az oranda tüketilmesine dikkat edilmelidir.

    Boğaz ağrısı nasıl önlenebilir?

    Boğaz ağrısını önlemenin en iyi yolu, ilk önce mikroplardan kaçınmak dolayısıyla hijyene önem vermektir. Boğaz ağrısını önlemek için alınabilecek önlemlerden bazıları şu şekildedir.

        • Özellikle wc kullanımının ardından, yemekten ilkin, hapşırdıktan yada öksürükten sonrasında ellerin yıkanmasına itina gösterilmelidir.

        • Temizlik malzemeleri (havlu, sabun vs…), mutfak eşyaları (tabak, bardak) kişiye özel olmalıdır.

        • Öksürme yada hapşırma sırasında ağız ve burun tek kullanımlık mendille kapatılmalı, şayet öksürük veya hapşırık esnasında mendil yoksa dirseğin iç bölümü kullanılmalıdır.

        • Sabun ve su bulunmayan ortamlarda elleri yıkamaya alternatif olarak alkol bazlı el dezenfektanları ve/yada kolonya kullanılmalıdır.

        • Ortak kullanılan telefonlar, uzaktan kumandalar, bilgisayar klavyeler müsait temizleyiciler ile tertipli olarak temizlenmelidir.

        • Hasta olan kişilerle (üst solunum yolu enfeksiyonları vb…) yakın temasta bulunulmamalı, minimum 1 metre toplumsal mesafe olmasına dikkat edilmelidir.

    Yazı kaynağı : www.alifehospital.com.tr

    Yeni Koronavirüs Enfeksiyonu COVID-19

    Yeni Koronavirüs Enfeksiyonu COVID-19

    Koronavirüsler; hayvanlardan insanlara geçerek ciddi hastalıklara neden olabilen geniş bir virüs ailesidir. Daha çok hafif üst solunum yolu enfeksiyonlarında etken olan koronavirüsler önceki yıllarda Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) ve Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS) gibi toplum sağlığını önemli derecede tehlikeye atan hastalıklara da neden olmuşlardır.

    İlk kez Aralık 2019 da Çin’de görülmeye başlayan ve hızla tüm Dünya'ya yayılan yeni tip koronavirüs Ocak 2020 de SARS-CoV-2 olarak tanımlanmış, bu virüse bağlı oluşan hastalık ise COVID-19 olarak adlandırılmıştır. COVID-19 neden olduğu şikayetler bakımından mevsimsel soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklar ile benzerlik göstermekle beraber özellikle ileri yaşta, bağışıklık sistemi zayıf ve genel sağlık durumu iyi olmayan hastalarda ciddi solunum yetmezliği başta olmak üzere pek çok önemli sağlık sorununa sebep olabilmektedir.

    COVID-19 Belirtileri Nelerdir?

    İlk olarak 2019 senesinin son aylarında saptanmaya başlayan COVID-19 hastalığının belirtileri kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Özellikle genç ve sağlıklı kişiler hastalığı basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi çok hafif bulgularla ya da fark edilir düzeyde bulgu vermeden geçirebilirken belirgin semptomları olan hastalarda COVID-19 enfeksiyonunun neden olduğu belirtiler her biri hastadan hastaya farklı şiddetlerde görülmek üzere aşağıdaki gibidir;

    Halen tüm dünyada etkili olmaya devam eden ve pek çok kişinin ölümüne neden olan COVID-19 hastalığı özellikle; düşük bağışıklık sistemine sahip olan kişiler, şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve kalp yetmezliği gibi kronik özellikli hastalığı olan kişiler, kanser tedavisi alan kişiler, astım, alt solunum yollarında kronik tıkanıklık (KOAH) gibi akciğer hastalıkları bulunan kişiler ve ileri yaşlardaki kişiler için daha büyük risk oluşturmaktadır. Sigara içmek de hastalığı daha ağır geçirme riskini belirgin olarak artırmaktadır. Bugüne kadar elde edilen veriler hastalığın yakalanan altı kişiden birinde ağır seyrettiğini göstermektedir. Bu virüsün çocuk yaş grubunda ciddi problem oluşturmaması bu yaşlarda yapılan aşıların etkisi ya da virüslerin hücrelere tutunma bölgelerinin az olması gibi etkenlerle açıklanmaya çalışılsa da henüz bu konuda kesin bir görüş oluşmamıştır. Genellikle 50 yaş üzerindeki hastalarda ciddi problemlere yol açabilen SARS-CoV-2 virüsü daha düşük oranlarda olmak üzere 0-50 yaş arası hastalarda da hastane yatışı ve yoğun bakım tedavisi gerektirecek şekilde seyredebilmektedir. Virüsün sinir sistemine geçebilme özelliği olması bazı hastalarda merkezi sinir sisteminde solunumu kontrol eden bölgelerin  etkilenmesi sonucunda solunum fonksiyonunun çok erken dönemde bozulmasına neden olabilmektedir.

    Hastalığın geçirilme şiddetini etkileyen en önemli faktörlerden birisi de virüs yüküdür. Sağlıklı kişiye bulaşan virüsün miktarı anlamına gelen virüs yükü ne kadar fazla ise hastalık o kadar ağır bulgularla seyredebilmektedir. Özellikle hastalarla uzun sürelerle ve yakın temasta olan sağlık personeli yüksek virüs yüküne maruz kaldığı için hastalık bu grupta çok daha tehlikeli olmaktadır.

    COVID-19 Hastalığının Diğer Viral Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları ve Alerjik Nezleden Farkı Nedir?

    SARS-CoV-2 virüsünün neden olduğu COVID-19 hastalığı ile koronavirüs grubunun diğer üyelerinin ve farklı virüslerin sebep olduğu genellikle soğuk algınlığı olarak adlandırılan üst solunum yolu enfeksiyonlarının belirtileri oldukça benzerlik göstermektedir. Her iki hastalıkta da burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, kas,eklem ağrıları, halsizlik, öksürük gibi belirtiler izlenebilirken bulgu vererek seyreden COVID-19 hastalığında özellikle ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas-eklem ağrıları ve öksürük şikayetleri daha şiddetli olarak izlenmekte ilave olarak solunum sıkıntısı şikayeti de gelişebilmektedir. COVID-19 hastalığının en önemli farkı izlenen solunum güçlüğünün çok kısa sürede hastane bakımı gerektirebilecek şekilde ilerleyebilmesidir. COVID-19 dışındaki viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının görülme sıklığının bahar aylarında doğal olarak azalması yanında koronavirüs için alınan korunma önlemlerinin diğer viral hastalıkların yayılmasını da azaltmış olması nedeni ile bahar ve yaz dönemlerinde izlenecek boğaz ağrısı, ateş ve öksürük gibi şikayetlerde COVID-19 ihtimali her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.

    Bahar aylarında COVID-19 hastalığı ile karışabilecek bir diğer hastalık ise üst ve alt solunum yolu alerjileridir. Üst solunum yolunda genel olarak nezle şeklinde izlenen alerjik reaksiyonlar burun tıkanıklığı, hapşırık, renksiz burun akıntısı ve kaşıntı gibi şikayetlere neden olmakta, bu hastalarda ateş, şiddetli boğaz ağrısı, halsizlik, kas, eklem ağrıları, öksürük ve solunum sıkıntısı gibi şikayetlerin olmaması yanında hastaların genellikle daha önceki dönemlerde bilinen alerji hikayesi olması ayırıcı tanıya katkı sağlamaktadır.

    Alt solunum yollarında oluşan alerjik reaksiyonlara bağlı izlenen öksürük ve solunum sıkıntısı gibi şikayetlerde ise ateş, kas,eklem ağrıları, halsizlik ve boğaz ağrısı gibi şikayetlerin olmaması, hastaların genellikle bilinen alerji hikayesinin olması ve alerjiye yönelik uygulanan tedavilere iyi cevap alınması ayırıcı tanıda yardımcı olmaktadır.

    COVID-19 Nasıl Bulaşır?

    COVID-19 hastalığının diğer virüs kaynaklı hastalıklara oranla çok daha yüksek yayılma özelliği bulunmaktadır. Virüse maruz kalmış hastanın; öksürme, hapşırma, konuşma ve nefes verme sırasında ortama yaydığı damlacıklar havaya saçılmakta ve takiben çevredeki yüzeylere düşmektedir. Havaya saçılan ya da ortamdaki farklı yüzeylere bulaşan virüslerin oldukça uzun süre canlı kalabildiği gösterilmekle beraber son bir yıl içinde elde edilen bilgiler virüslerin yüzeylere temas yolu ile bulaşma riskinin ilk dönemlerde düşünüldüğü kadar fazla olmadığını göstermektedir. Bugün için bulaşmanın ağırlıklı olarak aynı ortamda bulunan sağlıklı kişilerin hastalardan ortama yayılan ve havada bir süre asılı kalan virüsleri doğrudan solumaları sonucunda oluştuğu kabul edilmektedir. Kuluçka süresi yani virüs vücuda girdikten sonra şikayetlerin başlamasına kadar geçen süre 3 ila 14 gündür (genellikle 5-6 gün). Virüsü alan kişilerin şikayetleri başlamadan önceki kuluçka döneminin sonlarına doğru hastalığı bulaştırabilmeye başlaması yanında öksürme ve hapşırma ile ortama yayılan virüs partiküllerinin havada oldukça uzun süre asılı kalması ve ortama yayılması COVID-19 hastalığının tüm Dünya’da hızla yayılmasında önemli etken olmuştur.

    COVID-19 Hastalığından Korunmak İçin Neler Yapılmalı?

    COVID-19 hastalığından korunmak için gerek Dünya Sağlık Örgütü gerek Sağlık Bakanlığı’nca belirtilen birtakım uyarılar bulunmaktadır. Bunlar;

    Sağlık çalışanı olmayan ya da özellikle hastalarala temas ihtimali fazla olmayan sağlıklı kişilerin ev dışında oldukları her durumda standart cerrahi maskelerin kullanılması önerilmektedir. Bu tür maskeler hasta olmayan kişilere virüs bulaşma riskini azaltmakla beraber asıl olarak virüsü taşıyan kişilerin hapşırma, öksürme ya da soluma yolu ile hastalığı bulaştırma riskini önlediğinden aynı ortamda bulunan herkesin maske takması koşulu ile virüsten korunmada yeterli olmaktadır. Hastalara birebir temas durumunda olan kişiler ve virüsle doğrudan karşılaşma riski olan sağlık personelinin ise koruyuculuğu daha yüksek olan N95 tipi maskeler ya da gereken durumlarda daha üst seviye koruyucu ekipmanlar kullanması gerekmektedir.

    COVID-19 Hastalığında Hangi Testler Yapılıyor?

    Hastalığı tanımak için uygulanan ve mekanizmaları farklı olan iki test mevcuttur. Bunlardan birisi doğrudan virüsün varlığını gösteren polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) testi diğeri ise vücut savunma sisteminin virüse karşı oluşturduğu immun globulin M ve G (Ig M, Ig G) proteinlerini gösteren testlerdir. 

    Virüsün kendisini gösteren PCR testi burun, boğaz sürüntüleri ya da akciğer salgılarından alınan örnekler üzerinde çalışılabilmekte ve test sonuçları daha uzun sürede çıkmaktadır.  Vücutta virüse karşı oluşan immun globulinleri gösteren testler ise kan örneğinde çalışılmakta ve hızla sonuç verdiği için tarama testi olarak da kullanılabilmektedir.

    Virüsün vücuda girmesinden itibaren savunma sistemi erken cevabı olan Ig M yaklaşık yedinci günde kanda tespit edilir duruma gelmekte takiben bir hafta içinde en yüksek değerine ulaşıp iki hafta içinde kaybolmaktadır. İmmün sistem geç cevabı olan Ig G ise ikinci haftada kanda tespit edilmeye başlanmakta ve kalıcılığı uzun süre devam ederek virüse karşı uzun dönem bağışıklığı sağlamaktadır. Vücut savunma siteminin Ig M oluşturma cevabının virüsün vücuda girmesinden sonra yaklaşık yedinci günde saptanabilmesine karşın hastaların çok büyük kısmında hastalığa bağlı şikayetlerin 5-6. günlerde başlaması bir kaç gündür şikayeti olmayan hastalarda yapılan tarama testlerinin virüs vücutta olmasına rağmen henüz Ig M oluşmaya başlamadığı için negatif çıkma ihtimalini artırmaktadır. Bu nedenle hiç şikayeti olmayan hastalarda aktif enfeksiyon (virüs) varlığını göstermek için PCR testi tercih edilmektedir. 

    Vücuda giren ve savunma sistemi cevabı oluşmasına neden olan virüsler ilk giriş anından itibaren yaklaşık 1 ay içerisinde immün sistem tarafından tamamen yok edilmekte ve PCR testi pozitiften negatife dönmektedir.

    Bu bilgiler doğrultusunda hiç şikayeti olmayan bir kişide PCR testinin pozitif olması virüsün aktif olarak varlığını göstermekte ve bu sonuç hastanın kuluçka döneminde olduğu ya da hastalığı şikayetsiz olarak atlatmakta olduğu anlamına gelmektedir. Aynı hastada immun globulin testlerinin negatif olması hastanın kuluçka döneminde olduğunu gösterirken pozitif olması hastalığı semptomsuz atlatmakta olduğuna işaret etmektedir.

    Şikayeti olmayan bir kişide PCR ve immun globulin testlerinin ikisinin de negatif olması bu kişinin henüz virüs ile karşılaşmadığını gösterirken PCR testi negatif iken immun globulin testlerinin pozitif olması kişinin hastalığı geçirmiş ve iyileşmiş aynı zamanda virüse karşı dirençli hale gelmiş olduğunu göstermektedir.

    Hastalıkla uyumlu şikayetleri olan bir kişide ise PCR ve immun globulin testelerinin ikisinin de pozitif olması hastanın hastalığı aktif olarak geçirmekte olduğunu ispatlarken her iki testin de negatif olması şikayetlerin başka bir hastalığa bağlı oluştuğunu akla getirmektedir. Her iki testin de yalancı negatif çıkma ihtimail olduğu için özellikle test sonuçlarının hastaya uygulanacak tedavi üzerinde belirgin etkisi olduğu durumlarda negatif çıkan testlerin tekrarlanması gerekmektedir.

    COVID-19 Hastalığının Tedavisi Var mı?

    Yeni tip koronavirüs hastalığının şu an için etkinliği kanıtlanmış bir ilaçla tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Hastalığın tanımlanmasından günümüze kadar tanı konulan hastalarda çok sayıda farklı ilaç ve tedavi yöntemi denenmiş ve bu yöntemlerden bazılarında iyi sonuçlar alındığı rapor edilmiştir. Bu çalışmaların henüz oldukça sınırlı sayıda hasta üzerinde ve kontrol grubu olmadan yapılmış olması, aynı zamanda kullanılan ilaçların pek çok yan etkisinin bulunması nedeni ile bu tedavilerin hastanelerde ve doktor kontrolü olmadan kesinlikle uygulanmaması gerekmektedir.   

    Halen COVID-19 şüphesi olan hastalarda ağrı, ateş, öksürük gibi şikayetlerin giderilmesine yönelik tedavi yöntemleri tercih edilmekte, testlerle tanı konulan ve şikayetlerinin belirgin olması nedeni ile hastanede yatırılarak takip edilen hastalarda hastanın ve hastalığın özelliklerine göre değişen tedavi alternatifleri uygulanmaktadır. 

    Hastalığı sikayeti olmadan ya da hafif şikayetlerle geçiren hastalarda antibiyotiklerin kullanılması önerilmemektedir. Hastanede yatırılarak takip edilen hastalarda ise ikincil bakteriyel enfeksiyonların gelişmesi durumunda ya da bu ihtmalin önlenmesi amacı ile uygun antibiyotik tedavileri başlanmaktadır.

    Bu güne kadar başka virüslere karşı etkili olan olan bazı antiviral ilaçlar SARS-CoV2 virüsüne karşı kullanılmaya başlanmış ancak henüz herhangi bir virüs ilacının bu hastalığa karşı kesin olarak etkili olduğu gösterilememiştir.

    Hastaların takibinde saptanan önemli bir diğer bulgu hastalığın bazı hastalarda kan pıhtılaşma sistemini olumsuz etkilemesi sonucu dolaşım bozukluğuna neden olması ve buna bağlı organ yetmezlikleri oluşturmasıdır. Bu tablo ile ilgili tedavi seçenekleri hastaların hastanede yatışı süresince  düzenli olarak yapılan kan tetkiklerinde edilen sonuçlara göre belirlenmektedir.

    COVID-19 hastalığında virüsün dokularda doğrudan sebep olduğu hasar dışında virüse karşı mücadele veren vücut savunma sisteminin reaksiyonun aşırı düzeyde olmasının da özellikle hastalığı ağır geçiren kişilerde sıklıkla karşılaşılan bir durum olduğu izlenmiştir. Bu durumdaki hastalarda uygun tedavi seçenekleri laboratuvar testlerinde elde edilen verilere göre belirlenmektedir.

    Tedavide kullanılan bir diğer yöntem de daha önceki yıllarda karşılaşılan bazı salgınlarda başarılı sonuçlar alınan immun globulin tedavisi yani pasif bağışıklamadır. Bu tedavi yöntemi Covid 19 hastalığını geçirip iyileşmiş olan ve artık vücutlarında virüs kalmamış ama kan dolaşımında virüse karşı Ig G bulunan kişerden alınan kandan elde edilen SARS CoV 2 virüsüne karşı Ig G içeren plazmanın hasta kişilere verilmesi yolu ile pasif olarak immun sistem cevabı oluşturmaya yöneliktir. Bu tedavi yöntemi  halen belli kriterlere göre uygulanmakta ve bazı hastalarda olumlu sonuçları rapor edilmektedir.

    COVID-19 Aşısı Yaptırmalı mıyız?

    Hastalığın ortaya çıkmasından kıs süre sonra başlayan aşı geliştirme çalışmaları sonucunda virüse karşı savunma sitemi cevabının oluşmasını farklı mekanizmalarla sağlayan aşılar üretilmiş ve bu aşıların etkinlikleri yani virüse karşı koruyuculukları yapılan geniş örneklemli çalışmalarla gösterilmiştir. 

    Bugün için COVID-19 hastalığının yayılmasını önleyerek hayatın normale dönmesini sağlayacak en güçlü silah aşılar olarak kabul edilmektedir. Bazı aşıların yine bazı kişilerde neden olabildikleri yan etkiler bulunmasına karşın toplumdaki tüm bireylerin kişisel özelliklere göre farklılaşabilen aşı seçimleri de göz önüne alınarak aşıya göre değişebilen uygun dozlarda ve uygulama aralıkları ile aşılanması gerekmektedir.

    Şu Anda Ne Yapmalıyız?

    COVID-19 enfeksiyonu çoğu hastada hafif ya da orta düzeyde şikayetlerle seyretmekte ve özel tedaviler ya da hastane bakımı gerekmemektedir. Hastalığın akciğerlerde ciddi hasar yaratması sonucu solunum güçlüğü gelişmesi durumunda ise hastaların takip ve tedavilerinin hastanelerde ve tablonun ciddiyetine göre yoğun bakım ünitelerinde yapılması gerekebilmektedir.

    Güncel verilere göre virüs bulaşan hastaların %30'u hastalığı herhangi bir bulgu olmadan geçirmekte, %55'i hafif-orta derecede semptomlar göstermekte kalan %15 hastanın hastanede yatarak bakımı gerekirken bu hastaneye yatan hastaların 1/3 kısmı yani toplam hasta grubunun %5'inde hayatta kalabilmeleri için yoğun bakım ünitelerinde tedavi gerekmektedir. Bu doğrultuda virüsün 1.000.000 kişiye bulaşması durumunda 50.000 hasta için yoğun bakım hizmeti gerekeceği bu sayının ise ülkemizdeki sağlık sistemini tamaman bloke edeceği ön görülebilmektedir.

    Bu nedenle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ihtiyacı olan hastalara kapasite aşılmadan yeterince yardım edilebilmesi ve COVID-19 a bağlı ölümlerin en az seviyede tutulabilmesi için hastalığın yayılma hızının sınırlanması hayati önem arz etmektedir. Risk grubunda olmayan ya da hastalığı belirgin bulgu olmadan geçiren kişilerin de hastalığın yayılmasında önemli rolü olduğu unutulmamalıdır. Bugün için hastalığın kontrol altında tutulabilmesine yönelik olarak alınabilecek en önemli önlemler;

    - Aşı sırası gelenleri aşı yaptırması

    - Özellikle aşı yaptırmamış kişilerin çok önemli bir gereklilik olmadıkça kalabalık ortamlara girmemeleri

    - Evden çıkılması gereken durumlarda standart cerrahi maske kullanmak

    - Sosyal izolasyon ve hastalığa karşı önerilen hijyen prensiplerine azami ölçüde uymaktır

    Kişisel olarak COVID-19 hastalığına karşı alınabilecek en etkili önlem ise vücut savunma sisteminin (immun sistem) güçlü tutulmasıdır. Bu amaçla en fazla dikkat edilmesi gerekenler düzenli ve yeterli sürelerde uyku ile birlikte vücut kalori ihtiyacı ile uyumlu şekilde beslenmek aynı zamanda  immun sistem fonksiyonları üzerinde olumsuz etkisi olan aşırı fiziksel yorgunluk, kilo kaybı ve ruhsal stres gibi durumlardan kaçınmaktır.

    Yazı kaynağı : www.teomandal.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap