Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    coğrafyanın gelişimine katkıda bulunan bilim adamları

    1 ziyaretçi

    coğrafyanın gelişimine katkıda bulunan bilim adamları bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Coğrafya

    Coğrafya

    Coğrafya; beşerî (insanî) sistemleri ve yeryüzünü araştıran, bunlar arasındaki ilişkiyi neden-sonuç ve dağılış ilkesine[1] bağlı olarak inceleyen ve sorgulayan bir bilim dalıdır. Yer ve insanlar arasındaki ilişkiler coğrafyanın konusunu oluşturur. Coğrafya sözcüğü Yunanca “γεωγραφία” gaia (yer) ve gráphein (yazmak, betimlemek) sözcüklerinden türemiştir. Türkçesi yerçizim sözcüğüdür. Zamanımızdan 2200 yıl önce coğrafya terimini ilk kullanan kişi Eratosthenes (MÖ 276-MÖ 194) olmuştur.[2] Gregg ve Leinhardt (1994), coğrafyayı 4 özellikle karakterize edilen bir disiplin olarak tanımlamaktadırlar:[3]

    Bu dört özellik birbiri ile çok çeşitli yollardan etkileşim içindedir. Bunlardan ilk üçü coğrafyanın dayanak ilkeleridir.[1] Sonuncusu ise coğrafî araştırmalar sonucu elde edilen bilgilerin söylenişidir.

    Coğrafyanın bu değişik yönleri arasındaki etkileşim, onu tanımlama amaçlı olarak kesin çizgilerle bölünmesini zorlaştırır. Coğrafi beceriler, yerler, fizikî, beşerî ve çevre coğrafyası biçiminde bir bölümleme, bunlardan bir veya iki alanın coğrafya eğitiminin çeşitli basamaklarında yer alması; öğrencinin çeşitli alanlar arasındaki ilişkiyi anlamasının engellenmesi şeklinde bir sonuç doğurabilir.[3]

    Coğrafya, bazı yeteneklerin gelişimini ve kavramların anlaşılmasını içerir. Bu kavram ve yetenekler ise fizikî çevre (ortam), beşerî çevre ve bunlar arasındaki ilişki ile ilgilidir. Coğrafya bir sosyal bilimler dalıdır.

    Coğrafyanın dalları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Coğrafya, bazı farklılıklar olsa da genellikle aşağıdaki alanlara ayrılarak incelenir.[4][5]

    Coğrafi bilgi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Coğrafi Bilgi, bir coğrafi varlık hakkındaki bilgidir. Yersel bilgi türüdür. Bu bağlamda Yer mekânsal bilgi olarak da adlandırılır. Coğrafi Bilgi, birbirleriyle bağlantılı üç ayrı bilgiden oluşur:[6]

    Araştırma dalları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Fiziki coğrafya ve Beşeri coğrafyadır. Fiziki coğrafya yeryüzünün fiziksel özellikleri (yer, su, hava ve canlılar) ile ilgilenirken beşeri coğrafya bu fiziksel özelliklere göre şekillenmiş insan yaşayışı, ekonomisi gibi toplumsal konularla ilgilenmektedir.

    Coğrafyanın beş temel unsuru[değiştir | kaynağı değiştir]

    Modern coğrafya mekâna bağlı tüm olayları kendi metot ve teknikleriyle araştırmaktadır. Coğrafyanın beş temel unsuru;[7][8] Konum, Mekan (yer), Hareket, Bölge ile Beşeri ve Fiziki ortam ilişkisi, coğrafyayı diğer bilimlerden farklılaştırır.

    Coğrafyada temel paradigmalar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bilim tarihcisi ve filozof olan Thomas Samuel Kuhn Coğrafyayı da etkileyen görüşler ileri sürmüştür. Kuhn; bilimsel görüşler arasında karşıtlık artınca bir güç mücadelesinin ortaya çıkacağını ileri sürer. Aynı bilim içinde yarış halinde olan yaklaşım/düşümce/bakış açılarına paradigma adını verir. Coğrafyayı belirli zaman aralıklarında etkileyen temel paradigmalar şu şekilde sıralanabilir.[9][10]

    Başlangıçtan 1950'ye kadar geçen süre:

    Vidal de la Balache'a göre; mekân doğal ve beşeri özeliklerine göre birbirinden farklı bölgelere ayrılabilir, böylece dünyanın fiziki, beşeri ve ekonomik etkenlerce nasıl biçimlendirildiği anlaşılabilir. Bu devirde doğal olarak var olmayan bölgelerin sınırlarının nasıl belirleneceği üzerinde durulmuştur. Bölgeler arası alansal farklılığın belirlenmesi temel amaç haline gelmiştir. Yerel farklılıklarla bu yoğunlukta çalışma, teoriyi geri plana atmış, coğrafyanın bilimselliği tartışılır hale gelmiştir. Bu yaklaşım 1950'lerden sonra ortaya çıkan nicel anlayışla terk edilmiştir.

    1950-1960 Nicel Dönüşüm:

    1960-70 İnsan Merkezli Beşeri Coğrafya

    1970-80'li Yıllar

    1980 Sonrası ve Yeni Kültürel Coğrafya

    Coğrafyanın tarihsel gelişimi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Coğrafya biliminin ortaya çıkışı ve çağlara göre tarihsel gelişimi şu şekilde gerçekleşmiştir:[10]

    Eski Çağ[değiştir | kaynağı değiştir]

    Diğer bütün bilimler gibi coğrafya'da gereklilik sebebiyle ortaya çıkmıştır. Eski çağlarda Mısır uygarlığında verimli toprakların nerede olduğu ve nasıl kullanılacağı gibi konular ayrıca her yıl gerçekleşen sellerin sonuçlarını bulmak ve zararlarını en aza indirmek için coğrafyayı kullanmışlardır. Dönemin göçebe toplulukları ise su kaynaklarını, yerleşecekleri yerleri ve yolları bulabilmek için kolay haritalar yapmışlardır.

    Eski Yunanlar ise verimli alanların kıtlığından dolayı denizcilikle ilgilenmiş ve bu alanda coğrafyayı geliştirmişlerdir. Miletoslu Hekataios'un İÖ 500'de yazdığı kitabın ilk coğrafya yapıtı olduğu varsayılır. Ayrıca Batlamyus'un Coğrafya kitabında harita yapım yöntemlerinden bahsetmiş ve bu alanda coğrafyaya büyük katkıda bulunmuştur. Eratosthenes, Surlu Marinus ve Batlamyus da bugün kullandığımız paraleller ve meridyenlerden oluşan düzenin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır.

    Eratosthenes yazdığı notları Geographica[11] adlı eserinde toplamış eseriyle daha sonra coğrafya bilminin adı olarak kullanılmaya başlanmıştır.[8] Bugünkü modern coğrafyanın kurulmasında antik çağda yaşayan Herodotos (MÖ 484-426), Tales (MÖ 636-546), Aristo (MÖ 384-322), Eratosthenes (MÖ 276-194), Hipparkos (MÖ 180-127), Strabon (MÖ 58-MS 21) ve Batlamyus (MÖ 90-168) gibi bilim adamlarının emekleri vardır.[8]

    Herodotos, Avrupa'dan Hindistan'a kadar uzanan alanı gezmiş, bu alanların tarihi, coğrafi niteliklerini dokuz ciltlik Herodot Tarihi kitabında toplamıştır. Matematikçi olan Tales dünyanın şekliyle ilgili çalışmalar yapmıştır. Aristo iklimle ilgili sınıflandırmalar yapmıştır. Eratosthenes Bölgesel coğrafya alanında çalışmış, dünyanın çevresini gerçeğe çok yakın hesap etmiştir. Amasyalı Strabon'un gezdiği yerlerle ilgili bilgi verdiği 17 ciltlik Geographika (Coğrafya) kitabının önemli kısmı günümüze kadar ulaşmıştır. Kitapta Ekonomik coğrafya, Matematik Coğrafya, Fiziki coğrafya ve Jeopolitik konuları da işlenmiştir. Matematik coğrafyanın kurucusu sayılan Batlamyus, Geographica Hyphegesis kitabında gezegenler ile o günün koşullarında bilinen dünya ile ilgili bilgiler ve haritalar yer alır.[8]

    Karakteristik olarak yayılmacı olan Roma İmparatorluğu döneminde coğrafya daha çok askeri amaçlar için kullanıldı ve geliştirildi. Coğrafi şartların savaş üzerindeki etkileri bağlamında yer ve hava incelemelerinde bulundular ayrıca haritacılıkta askeri alanda geliştirildi.

    Orta Çağ[değiştir | kaynağı değiştir]

    Orta çağda Avrupa'da olumsuz koşullardan dolayı Coğrafya yerinde saymış, ilerleme İslam aleminde gerçekleşmiştir. İslam dünyasında İbn Havkal'ın 10. yüzyılda yazdığı el-Mesalik ve'l-Memalik (Yollar ve Ülkeler), 9. yüzyılda Belhî'nin yazdığı Suverü-l-Ekâlim (İklim Türleri), 10. yüzyılda El-Mesûdî'nin yazdığı el-Müru-çü'z-Zeheb (Altın Çayırlar) ve 14. yüzyılda İbn Battuta'nın yazdığı Tuhfetü'n-Nuzzarfi Garaibi'l-Emsar adlı yapıtlar öne çıkmaktadır. Birûni, dünyanın çevresini, yarıçapını, büyüklüğünü ve 1° meridyenin uzunluğunu hesaplayarak matematik coğrafya alanında katkılarda bulunmuştur. İbn-i HaldunKitap el-İbar adlı sekiz ciltlik eserinde; Beşeri coğrafyanın Jeopolitik ve Siyasi coğrafya ile ilgili konulardan bahsetmiştir. Ayrıca İslam dünyası tarafından geliştirilen 360 dereceli düzen haritacılıkta hâlâ kullanılmaktadır.

    Yeniçağ[değiştir | kaynağı değiştir]

    Pusulanın Avrupa'ya geçmesi sonucunda uzak diyarlara yolculuklar başladı ve yeryüzü hakkında daha geniş bilgiler edinildi. Daha çok yeni ticaret yolları bulmak, keşfedilmemiş bölgelerdeki kaynaklara ulaşmak temel hedefti. Kristof Kolomb, Vasco da Gama, Bartolomeu Dias, Amerigo Vespucci, John Cabot ve Macellan keşifleriyle haritalar zenginleşti. Kuzey ve güney Amerika, Okyanusya adaları, Avustralya, kuzey ve güney kutbu keşifleri tamamlanmıştır. Dünyanın yuvarlak olduğu, çevresi dolaşılarak uygulamalı olarak ispat edilmiştir. Anversli Abraham Ortelius 1570'te ilk yeryüzü atlasını yaptı.

    Osmanlı devletinde Pîrî Reis; Kitab-ı Bahriye, Kâtip Çelebi; Cihannuma ve Evliya Çelebi; Seyahatnamesi ile coğrafyaya katkıda bulunan Türklerdir.[8]

    Yakın Çağ[değiştir | kaynağı değiştir]

    1700'lü yıllardan sonra coğrafya yöntem ve biçim olarak daha bilimselleşti. Teleskop ve kronometrenin (süreölçer) bulunuşuyla coğrafi bilgilerin güvenilirliği ve hesapların kolaylığı sağlandı. Coğrafi keşiflerden sonra geziler daha bilimsel hale geldi. James Cook ve Labradorun çabalarıyla Labrador soğuk su akıntısı keşfedildi.

    1800'lü yıllarda ise coğrafya, doğabilimci Alexander von Humboldt ile tarihçi Carl Ritter tarafından akademide ders olarak verilmeye başlandı. Humboldt'un Cosmos (Evren), Ritter'in de Die Erdkunde (Coğrafya) adlı yapıtlarında coğrafya bilgisini düzenli biçimde işleyerek modern coğrafyanın dayanaklarını attılar. Humboldt Akıntısın keşfeden A. v. Humboldt eserlerinde yer şekilleri-iklim-bitki örtüsü arasında bağlantı olduğunu ifade etmiştir. James Cook'un 1772-75 yıllarında çevresinde dolandığı buzul alanının Antarktika olduğu ancak 1840'ta anlaşıldı. A. von Humboldt Fiziki coğrafyanın C. Ritter ise Beşeri coğrafyanın kurucusu olarak kabul edilir. Immanuel Kant coğrafyayı; fiziki, matematik, siyasi, ekonomik ve uygulamalı coğrafya olmak üzere beş dala ayırmıştır.

    19. yüzyılın sonu 20. yüzyılın başlarında coğrafya iktidarlar tarafından sömürgenin aracı haline getirilmiştir. 20 yüzyılda sanayi ve teknoloji ile birlikte insan doğaya daha kalıcı ve zararlı etkilerde bulunmaya başlamıştır. Elektriğin icadıyla elle kullanılan aletler otomatik hale gelmiştir. 1960'lı yıllarda Uzaktan algılama ve CBS sistemlerinin gelişti. CBS coğrafi verilerin bilgisayara yüklenmesi, hızlı analiz ve sentezler yapılarak sorunlara doğru ve hızlı çözümler üretilmesini sağlamıştır. Coğrafyadan ayrı bir bilim olarak kabul edilmeye başlanan CBS; ekonomik, siyasi, çevre, kültürel, sosyal konularında farklı bilim dallarınca kullanılmaktadır. Uzaktan algılama, uçaklar, radarlar ve uydular aracılığı ile alınan verilerin bilgisayara aktarılıp CBS'ye yardımıyla değerlendirilmesini ifade eder.

    Coğrafi yer şekilleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Coğrafi olaylar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Deprem, Sel, Lav, Fay hattı, Çığ, Toprak kayması, Tsunami, Yanardağ, Kaynaç, Erozyon, Yanardağ set gölü, Magma, Magmatik kayaçlar, Tortul kayaçlar

    Yerleşim birimleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Mahalle, Köy, Kasaba, Belde, Bucak, Semt, İlçe, İl, Ülke

    İnsanoğlu tarafından yapılan coğrafya değişiklikleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Tepe, Set, Baraj, Bent gölü, Kurutulmuş arazi, Sulama, Tarla, Çayır, Tünel, Bent, Köprü, Su kemeri, Yol, Tünel, Tarım

    Siyasi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Koridor, Anklav, Eksklav, Göç

    Sınıflandırılması gereken terimler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Coğrafya Biliminin Gelişimine Katkıda Bulunan Bilim Adamları

    Coğrafya Biliminin Gelişimine Katkıda Bulunan Bilim Adamları

    Coğrafya Biliminin Gelişimine Katkıda Bulunan Müslüman Türk ve Yabancı Bilim Adamları

    Evliya Çelebi
    Evliya Çelebi (1611 – 1682)
    Evliya Çelebi, 1611 – 1682 yılları arasında yaşamış ünlü bir seyyahtır. Evliya Çelebi, Seyahatname adlı eserinde gezip gördüğü yerlerin sosyal ve ekonomik durumunu, ilgi çekici özellikleriyle dile getirmiştir. Kent yaşamı ve ülke ekonomisine katkı sağlayan unsurlar ayrıntılı biçimde anlatılmıştır. Seyahatname insanlarla ilgili bilgiler yanında, yörenin evlerinden, cami, mescid, çeşme, han, saray, konak, hamam, kilise, manastır, kule, kale, sur, yol, havra gibi değişik yapılarından da söz eder. Bunların yapılış yıllarını, onarımlarını, yapanı, yaptıranı, onaranı anlatır. Yapının çevresinden, çevrenin havasından, suyundan söz eder. Seyahatname değişik yöre insanlarının yaşama biçimlerini, davranışlarını, tarımla ilgili çalışmalarını, ayrıntılarıyla anlatmaktadır. Gezilen yörenin yönetiminden, ileri gelen ünlü kişilerinden, şairlerinden, oyuncularından, çeşitli kademelerdeki görevlilerinden ayrıntılı biçimde söz edilmektedir. Seyahatname döneme ilişkin ekonomik ve sosyal yaşama ait bilgiler nedeniyle önemli bir coğrafya kaynağı durumundadır.

    Piri Reis
    PİRİ REİS: (1470 -1554)
    KİTAB-I BAHRİYE
    Piri Reis bir kartograf, deniz bilimleri uzmanı ve denizcilik tarihine büyük katkılarda bulunmuş bir kaptandır. Piri Reis, Gelibolu’da doğmuştur. On yaşlarına geldiğinde, dönemin bütün Akdeniz’de nam salmış ünlü korsanı olan, sonradan devlet hizmetine giren amcası Kemal Reis’in seferlerine katılmaya başlamıştır. Amcasının ölümünden sonra, Gelibolu’ya yerleşti. 513 tarihinde ilk dünya haritasını çizdi. Atlas Okyanusu, İber Yarımadası, Afrika’nın batısı ile yenidünya Amerika’nın doğu kıyılarını kapsayan üçte birlik parça, bu haritanın elde bulunan bölümüdür. Çizimde Batı Avrupa, Batı Afrika ve Güney Amerika’nın doğusu kolayca tanınabilir. Bu haritayı dünya çapında önemli hale getiren yönü, hala bulunamamış olan Amerika haritasındaki bilgileri içeriyor olmasıdır. Derlediği denizcilik notlarını Kitab-ı Bahriye’de bir araya getirdi.1528’de de ikinci dünya haritasını çizdi. Gerçek anlamda haritacılık Piri Reis’le başlar. Kitab-ı Bahriye önemli bir denizcilik eseri olarak hala önemini korumaktadır. Dünya haritası ve Kuzey Amerika haritasının çizimlerindeki isabet ve projeksiyon sistemindeki mükemmellik, tüm dünyada büyük hayranlık ve hayret uyandırmaktadır. Dönemin Basra valisi Kubat Paşa ve Mısır Beylerbeyi Mehmet Paşa’nın politik amaçlarından dolayı çeşitli suçlamalara maruz bırakılarak 1554’te idam edildi.

    Katip Çelebi
    KÂTİP ÇELEBİ: (1609 – 1657)
    Asıl adı Mustafa’dır. Özel hocalardan ders alarak yetişmiş ve 14 yaşındayken Anadolu Muhasebesi kalemine çırak olarak girmiştir. Pek çok sefere katılmış ve dönemin bilginlerinin derslerine devam etmiştir. Latinceden çeviriler de yapan Kâtip Çelebi, özellikle tarih ve coğrafyayla ilgili önemli çalışmalar yapmıştır.
    Coğrafi yapıtların en önemlisi olan Cihannüma Osmanlı coğrafyacılığında yeni bir çığır açmıştır. Kâtib Çelebi Cihannüma’yı iki kez yazmıştır. 1648’de yazmaya başladığı ilki klasik İslam coğrafyası temelindeydi. Bu yapıtını henüz bitirmemişken eline geçen Gerardus Mercator’un Atlas’ını Mehmed İhlasî adlı bir Fransız dönmesinin yardımıyla Latince’den Türkçe’ye çevirterek yeni bilgiler edindi ve 1654’te Cihannüma’yı ikinci kez yazmaya girişti. Ardından yine Mercator’un Atlas Minor’unu elde etti. Bunların yanı sıra Batılı coğrafyacılardan Ortelius, Cluverius ve Lorenz’in yapıtlarından da yararlandı. Doğal olarak eski Arap, İran ve Osmanlı coğrafyacıların yapıtlarını da kullandı. İkinci Cihannüma, dünyanın yuvarlak olduğunu da kanıtlamaya çalışan fiziki coğrafya ağırlıklı bir giriş bölümünden sonra Kristof Kolomb ve Macellan’ın keşif gezilerinden söz eder. Ardından Japonya’dan başlayarak Asya ülkelerini tanıtır. Bunların tarihleri, yönetim biçemleri, ekonomileri, inançları konusunda bilgiler verir. Bu arada İslam coğrafyacılarının bilgi yanlışlarını gösterir, bunların harita kullanmamaktan ileri geldiğini açıklar. Bu ikinci Cihannüma’da anlatılan son yer Van’dır. Birinci Cihannüma’da ise Osmanlı Avrupa’sı ve Anadolu ile İspanya ve Kuzey Afrika’yı kapsamaktadır. Her iki biçimde de ek olarak birçok harita vardır.
    Cihannüma, özünde tüm İslam ve Hıristiyan coğrafyacılığının da temeli olan Batlamyus (Ptolemaios) kuramına dayanmakla birlite, o güne dek hemen hemen hiç yararlanılmayan Batı kaynaklarını Osmanlı coğrafyacılığına tanıtması bakımından büyük önem taşır.

    Ali Macar Reis
    ALİ MACAR REİS:
    Ali Macar Reis 16’ncı yüzyılda yaşamış ünlü bir Türk denizcisidir. Daha çok yapmış olduğu haritalar ve denizcilik konusundaki çalışmaları ile tanınmaktadır. Ali Macar Reis, hazırlamış olduğu eserlerini 1566 yılında tahta çıkan Sultan II.Selim’e sunmuştur. İnebahtı Deniz Savaşı’na da katılan Ali Macar Reis, bu savaşta Türk Donanmasının merkez bölgesinde bulunan gemilerin birinde kaptan olarak görev yapmıştır. ALİ MACAR REİS tarafından 1567 de dokuz ceylan derisi üzerine 31×43 cm boyutlu yedi haritadan oluşan bir dünya haritası çizdi. Topkapı müzesinde bulunan bir atlasta bulunan haritalar sıra ile:
    Azak denizi, Karadeniz ve Marmara sahil kent ve limanlar
    Akdeniz, Eğe denizi, Mora yarım adası, Adriyatik sahilleri, Anadolu’nun bazı sahil kentleri
    Akdeniz, İtalya, Adriyatik sahilleri, Kuzey Afrika
    Batı Akdeniz, İberik yarımadası, Gaskonya körfezi, Kuzey Afrika
    İngiltere, İskoçya, Almanya sahilleri
    İstanbul Boğazı, Girit adası bir kısmı, Ege denizi, Adriyatik sahilleri
    Dünya haritası (Avusturalya yok)
    haritaları vardır. Ali Macar Reis’in yapıtları 1935 de cumhuriyetin kültür yayınlarından biri olarak basılmıştır.

    Seydi Ali Reis
    SEYDİ ALİ REİS: (?- 1562)
    Büyük bir Türk amirali, coğrafya ve matematik bilginidir. Denizciliğinin yanında coğrafya ve matematik bilgini olarak da ünlüdür. XVI. yüzyılda dünyada bu konularda yetişen en büyük birkaç bilim adamından biridir, Muhît adlı eserinde zamanındaki matematik, astronomi, coğrafya, denizcilik konularını en mükemmel şekilde ele almıştır. Mir’âtu’l-Memâlik (Ülkelerin Aynası) adlı seyahatnamesi de coğrafya ve tarih bakımından son derecede değerlidir.

    Biruni
    BİRUNİ: (978 – 1048)
    El-Kanun El-Maksudi
    11. Yüzyıla damgasını vurmuş büyük Türk bilgini olan Biruni Batı Harezm’in başkenti Kas’ da 978 yılında doğmuş ve 1048 yılında Gazne’ de ölmüştür. Güneşin ve gezegenlerin eğimleri üzerinde durmuştur. Dünya ekseninin eğikliğini 23º 27’ bularak gerçek değerine (23º 26,7’) çok yakın bir sayı bulmuştur. Dünyanın çapını da ilk olarak Biruni gerçeğe çok yakın bir değer olan R=6425,7 km olarak bulmuştur.(Gerçek değer 6376 km dir). Jeodeziyle ilgili temel bilgiler verdiği için bu bilimin kurucusu sayılmaktadır. Ayrıca, madenlerin yoğunluklarını az bir hata ile bulmuştur Yerçekimi kanunu üstüne, ilk defa fikir ortaya atıp incelemelerde bulunmuştur. Biruni hastalıkları tedavi konusunda değerli bir uzmandı. Eserleri halen Batı bilim dünyasında kaynak eser olarak kullanılmaktadır. İlk yoğunluk ölçme âletini, icat etmiştir. Birûnî, önce yoğunluğunu bulmak istediği elementi terazide dikkatlice ölçer, sonra su dolu konik âlete koyar, elementin konideki açılmış özel delikten taşırdığı suyu alır ve ölçer, sonra iki ağırlığı oranlardı. Yani elementin salt ağırlığı ile taşırdığı suyun ağırlığının oranı, Birûni’ye göre, o elementin yoğunluğudur. Bugünkü modern yoğunluk bulma metodu ve âleti, Birûni’nin metodu ve âletinin daha geliştirilmiş bir şeklidir.

    Tales
    TALES: (M.Ö. 636 – 546)
    Ege kıyısında bulunan Milet’te doğmuştur. İlk büyük astronomi bilginlerindendir. İÖ 28 Mayıs 585’te güneş tutulmasını önceden hesapladı. Ay ve Güneş tutulmalarının zamanını önceden saptamayı başarmış, ama tutulmaların nasıl gerçekleştiğini açıklayamamıştı. Dünya’yı oluşturan temel yapı maddesinin su olduğunu öne sürdü. Thales yeryüzünün kocaman bir ada gibi büyük bir okyanusun üzerinde yüzdüğünü yer sarsıntılarının adanın zaman zaman titremesinden kaynaklandığından sanıyordu. Thales, Dünya’nın okyanuslar üzerinde yüzen bir disk biçiminde olduğunu ve yuvarlak olduğunu savunmuştur. Dünya’nın, Evren’in merkezinde bulunduğunu; akıntılarıyla depremleri ve su kaynaklarını oluşturan bir su kütlesi içerdiğini kabul etti.

    Copernicus
    COPERNİCUS: (1473–1543)
    Göksel Kürelerin Dönüşleri Üzerine
    Polonya’da doğdu. Hukuk ve tıp öğrenimi görmüş, eğitimini tamamladıktan sonra papaz olarak atanmıştır. Copernik modern astronominin kurucusu olarak bilinir. De Revolutionibus (Gökyüzü Kürelerinin Dönmesi) adlı eserinde dünyanın kendi ekseni etrafında günde bir kere, güneşin etrafında yılda bir kere döndüğünü savunmaktadır(1530). Bu dönemde batı dünyası evrenin gerisinde hiçbir şey olmayan kapalı ve küresel bir yapıda olduğuna inanmaktaydı. Bu düşünceye göre dünya; sabit, hareketsiz ve evrenin merkezine konumlandırılmış güneş dahil her şey onun etrafında dönmekte idi. Copernik Gök Kürelerinin Hareketi adlı kitabında Güneş’in evrenin merkezinde bulunduğunu ve Yer’in bir gezegen gibi, Güneş’in çevresinde dolandığını savunmuştur. Copernicus’a göre Gezegenleri taşıyan göksel küreler, dünyanın değil, güneşin etrafında dönüyordu. Dünya merkezde değildir ve sabit de değildir. Yıllık ve günlük dönüşler sergiler.

    Alfred Wegener
    ALFRED WEGENER: (1880 – 1930)
    Alman yerbilimcidir. Kıtaların kayması kuramını ilk kez ortaya attı. Wegener, başlangıçta tüm kıtaların Pangea adında tek bir kıta olduğunu, sonradan parçalanıp dağılarak zamanla günümüzdeki yerlerine ulaştığını ileri sürdü. Bu teoriyi ve teorinin temellerini ‘’Kıtaların ve Okyanusların Oluşumu’’adlı eserinde anlatmıştır.

    Amasyalı Strabon
    AMASYALI STRABON: (M.Ö.58-M.S.21)
    Amasya’da doğmuş ve burada ölmüştür. Eski Çağ’da Roma Devri’nin en büyük coğrafyacısı olarak kabul edilmektedir. Dünyanın ilk coğrafyacısı olarak kabul edilmektedir. Sardunya ve Etiyopya’nın sınırlarına kadar seyahat ettiği söylenmektedir. Tarih, coğrafya ve felsefe konularında çalışmış, bilgi toplamış ve eserlerini yazmıştır. Ünlü eseri Geographika “Coğrafya” seyahat gözlemlerini ve dünyanın coğrafi yapısına ilişkin düşüncelerini içermektedir. Eser, ülkemizin tarihi coğrafyası ve arkeolojisi açısından önemli bir kaynak durumundadır.

    Batlamyus
    BATLAMYUS (PTOLEMAİOS-PİTOLEME):
    Yunanca adı Ptolemaios’tur, ama harf uyuşmazlığı nedeniyle Ortaçağ İslâm Dünyası’nda Batlamyus diye tanınmıştır. Batlamyus astronomi, matematik, coğrafya ve optik alanlarına katkılar yapmıştır; ancak en çok astronomideki çalışmalarıyla tanınır. Mısır’ın İskenderiye kentinde yaşadı. Dünya’nın evrenin merkezinde hareketsiz durduğuna ve yıldızların Dünya’nın çevresinde dairesel yörüngeler çizerek döndüğüne inanıyordu. Batlamyus’a göre, Güneş’in ve gezegenlerin Dünya’nın çevresinde dolanırken çizdikleri bu yörüngeler basit birer çember olamazdı; çünkü gezegenler arada bir yörüngeleri üzerinde geriye dönüyormuş gibi görünüyordu. Batlamyus bunu açıklamak için ” ilmek ” kavramını ortaya attı. Bu karmaşık sisteme göre her gezegen, Dünya’yı merkez alan büyük bir çemberin çevresinde daha küçük çemberler çizerek dolanıyordu. Aynı zamanda küçük çemberlerin merkezleri büyük çemberin üstünde batıdan doğuya doğru kayarak ilerlediği için ilmek denen eğriler çiziyordu. Batlamyus astronomi bilgilerinin sentezini yapmış savunduğu evren modelini Mathematike Syntaxis (Matematik Sentezi) adlı kitabında açıkladı. Batlamyus’un çalışmalarını kendi incelemeleriyle geliştiren Araplar, bu kitabı el-Mecisti adıyla Arapça’ya çevirdiler. Arapça’dan Latince’ye çevrilirken Almagest olarak adlandırılmıştır. Bu nedenle Batı dünyasında Almagest adıyla tanınmaktadır.
    ALMAGEST, 13 kitaptan oluşur. Büyük oranda, Eratosthenes, Hiparkhos, Strabon ve Marinos’un fikirlerinden yararlanıldığı görülmektedir.

    1.KİTAP: Kanıtlarıyla birlikte yermerkezinin ana çizgilerini,
    2.KİTAP: Küresel trigonometri bilgilerini,
    3.KİTAP: Güneş’in hareketini ve yıllık süreyi,
    4.KİTAP: Ay’ın hareketini ve aylık süreyi ele almaktadır,
    5.KİTAP: Ay’ın ve Güneş’in mesafelerini ele almıştır,
    6.KİTAP: Gezegenlerin karşılaşmalarını inceler. Bu bölümde Güneş ve Ay tutulmaları ele alınmaktadır,
    7.ve 8. KİTAPLAR durağan yıldızlarla ilgilidir, presesyon tartışmasını (Dünya’nın dönme ekseninin, tutulum düzleminin normali çevresinde bir koni çizecek biçimde çok yavaş olarak dönmesi ve dönüşünde oluşan sapmayla sağladığı tam bir dönüşün süresidir), Ptolemaios’un durağan yıldızlar katalogunu ve bir gök küresi âleti yapabilmek için gerekli olan yöntem bilgisini içerir. Geriye kalan beş kitap ise devingen (hareketli, dinamik) gezegenlerin hareketlerini konu almıştır.

    Eratoshenes
    ERATOSTHENES: (M.Ö. 276 – 195)
    Geographika
    Uzun yıllar İskenderiye Kütüphanesi’nin yöneticiliğini yaptı. Dünya’nın düz değil yuvarlak olduğunu ileri savunmuş, gezegenimizin çevresini de hesaplamaya çalışmıştır. İskenderiye’nin güney doğusundaki Syene’de (Assuan), yaz gündönümünde Güneş ışınlarının öğle vaktinde dikey düştüğünü bildiği için, bu deneyi aynı tarihte İskenderiye’de yaptı ve ışınların dikeyden 7 derece saptığını buldu. “Assuan ile İskenderiye arasındaki 840 kilometrelik uzunluğa 7 derecelik bir açı düşerse, 360 derecelik bir açıya kaç kilometre düşer?” sorusundan yola çıkarak Dünya’nın çevresinin 42 bin 352 kilometre olduğunu hesapladı. Bilim adamı olduğu kadar ozan olarak ta tanınmıştır. Asıl olarak bir matematik coğrafyacı’dır. İskenderiye’de kurduğu coğrafya ekolüne, İskenderiye Ekolü adı verilmektedir.

    *Coğrafya biliminin adını koymuştur.
    *Bölgesel coğrafyanın gelişmesini sağlamıştır.
    *Dünya’nın Ekvator üzerindeki çevre uzunluğunu ve 10’ lik meridyen yayını hesapladı.

    Alexander von Humbolt
    ALEXANDER VON HUMBOLT:(1769–1859)
    Friedrich Wilhelm Heinrich Alexander Humboldt, 14 Eylül 1769’da Berlin’de doğdu. Bilgi’nin, ancak doğayla insan arasında deneysel bir ortaklık kurmakla mümkün olduğunu savundu. Fiziksel Coğrafya’nın, Biyocoğrafya’nın Klimatoloji’nin, Okyanus biliminin kurucusu, doğa bilgini ve yorulmaz bir kâşif olarak kabul edilmektedir. Gezileri’nden topladığı bilgilerle meydana getirdiği eserler, çağdaş bilimsel keşifler döneminin başlangıcı sayılmaktadır. Güney Amerika’nın batı kıyısı’ndaki Humboldt akıntısı (Peru akıntısı) onun adını taşımaktadır. Dağ (yükselti) tutması’nın, aşırı yüksekliklerdeki düşük basınçlı havada oksijen miktarının az olmasından kaynaklandığını tespit etti. Gündüz ve gece sıcaklıkları ölçümlerine ve başka meterolojik gözlem ve ölçüm kayıtlarına dayanarak bölgelerin izoterm (eşsıcaklık eğrisi) ve izobar (eşbasınç eğrisi) hava haritalarını çıkardı. Bu alandaki çalışmalarıyla karşılaştırmalı iklimbiliminin temellerini attı. Bölgelerin coğrafi yapılarıyla bitki örtüsü ve hayvan varlığı arasındaki ilişkiler üzerine çalışmalar yaptı. And yanardağlarına ilişkin araştırmalarından yola çıkarak, püskürme kuvvetlerinin yerkabuğunun oluşumu üzerinde etkili olduğu ortaya koydu. Bu çalışmasıyla, yer yüzeyinin başlangıçta tümüyle sıvı haldeyken, tortullaşma sonucunda bugünkü yapısını kazandığını savunan görüşleri çürüttü. Magnetik fırtınalar (yer’in jeomagnetik alanındaki ani dalgalanmalar) üzerine araştırmalar yaparak, Avustralya ve Yeni Zellanda’da bu amaçla sürekli çalışacak gözlemevleri kurmuştur. Bu çalışma sonucunda atmosferde görülen magnetik fırtınalar ile güneş lekeleri arasındaki ilişkileri ortaya koydu. Kosmos adlı eserinde, o dönemde evrenin yapısına ilişkin olarak bilinen bütün verileri bilimin hizmetine sundu.

    Fiziki coğrafya açısından katkıları şu şekilde sıralanabilir:
    1.Coğrafi çalışmalarda gezi-gözlem ilkesini ortaya koymuştur.
    2.Coğrafya araştırmalarında temel prensipler olan ilişki, dağılış ve sebep-sonuç ilkelerini ortaya koymuştur.
    3.İzoterm (eş sıcaklık eğrisi), izohips ( eş yükselti eğrisi), izobat (eş derinlik eğrisi), profil ve kesit gibi yardımcı görsel materyalleri kazandırmıştır

    Aristo
    ARİSTO: (İÖ 384-İÖ 322)
    POLİTİKA
    Aristoteles, mantık biliminin kurucusu olarak kabul edilir.13 yaşındaki Büyük İskender’e öğretmenlik yapmıştır. Dünyanın yuvarlak olduğu görüşünü rasyonel olarak ortaya koyan ilk bilim adamıdır. Bu düşünceye ay tutulması sırasında dünyanın ay üzerine düşen gölgesinin dairesel olduğu varsayımından yola çıkarak ulaşmıştır.

    Kepler
    KEPLER: (1571- 1630)
    Johannes Kepler, Güneş Sistemi için yeni bir model geliştirdi. Kepler gezegenlerin hareketini üç temel yasaya dayandırmıştır. Bunlardan ilk ikisini 1609’da, üçüncüsünü ise 1618’de açıklamıştır.

    1. Yörüngeler yasası: Gezegenler Güneş’in çevresinde çember değil, hafifçe basık elips biçiminde yörüngeler çizerek dolanır; Güneş de bu elipsin odaklarından birinde yer alır.
    2. Alanlar yasası: Bir gezegenin dönme hızı, yörünge üzerinde bulunduğu noktaya bağlı olarak değişir; gezegenlerin hareketi Güneş’e en yakın oldukları noktada (günberi noktası) en hızlı, en uzak oldukları noktada (günöte noktası) en yavaştır.
    3. Dolanım süreleri yasası: İki gezegenin dolanım sürelerinin karelerinin birbirine oranı ile bu gezegenlerin Güneş’e olan ortalama uzaklıklarının küplerinin birbirine oranının eşit olduğunu belirtir. Bu yasaya göre, gezegenlerden birinin Güneş’e olan ortalama uzaklığı ve dolanım süresi ile ikinci bir gezegenin dolanım süresi bilinirse, bu gezegenin Güneş’e olan ortalama uzaklığı hesaplanabilir. Bu üç temel yasa Newton’un evrensel kütle çekimi yasasını bulmasında büyük rol oynamıştır.

    Galilei
    GALİLEİ (LE OPERA Dİ GALİLEO GALİLEİ):(1564–1642)
    Yıldızların Habercisi
    Yaptığı teleskoplarla, mercek yüzeylerinin eğrilik derecesini denetlemek amacıyla geliştirdiği yöntem sayesinde, astronomi gözlemlerinde kullanılabilecek ilk teleskopları yaptı. Astronomi alanındaki bulgularını Sidereus Nuncius (yıldızların habercisi) adıyla yayımladı

    Arkhimedes
    ARKHİMEDES: ( İÖ 290*280 – İÖ 212* 211)
    Arkhimedes, ilkçağda önemli bir astronomi bilgini olarakta tanındı. Çeşitli, gökcisimlerinin yerden uzaklığı ile ilgili olarak bazı sonuçlara ulaştı. Arkhimedes, ününü kendi adını taşıyan burgu ve biri yıldızların konumunu diğeri Güneş’in, Ay’ın ve gezegenlerin hareketini gösteren iki astronomi küresi gibi buluşlarına borçludur.

    Heretodos
    HEREDOTOS: (İÖ 440–425)
    Tarihin babası olarak kabul edilen Heredot, aynı zamanda coğrafya biliminin gelişmesinde önemli katkılarda bulunmuştur. Trakya, Anadolu ve Asya ülkelerine geziler yapmıştır. Dünyanın yuvarlak olduğuna inanıyordu. Çizdiği dünya haritasında, Avrupa’yı, Asya ve Afrika’dan daha uzun göstermiş, Asya’nın doğusu, Avrupa’nın kuzeyini ihmal etmiş, Hindistan çizimi konusunda hatalar yapmıştır. Ancak bu hatalara rağmen dönemin bilgileri açısından önemli bir çalışma olarak kabul edilmektedir. Heredot’un ortaya koyduğu en önemli gerçek diğer coğrafyacılardan farklı olarak Hazar denizinin bir iç deniz olduğunu ve Afrika’nın bir denizle çevrili olduğunu belirlemiş olmasıdır.

    Pisagor
    PİSAGOR (PYTHAGORAS) MÖ 596–500
    İngiltere’de doğdu. 1669 yılında Cambridge’de Matematik Profesörü oldu. Dünya ile bütün nesneler arasında, onları birbirine çeken bir güç olduğunu, Dünya’nın tüm nesneleri yer çekimi gücüyle kendine çektiğini buldu. Gezegenlerin uzayda nasıl devindiği gibi bir sorunu çözecek duruma gelmişti. Gezegenlerinde çekim gücü nedeniyle Güneşin çevresine çekildiklerini gösterdi ve Kepler Yasalarını kanıtladı. Yaptığı deneylerle Güneş ışığının beyaz olmadığını; menekşe, çivit, mavi, yeşil, sarı, portakal, kırmızı renklerin bir karışımı olduğunu kanıtladı. Çalışmalarını 1687’de Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri (Prlncipla) adıyla yayımladı. Hayatı hakkında çok fazla bilgi bulunmamaktadır. Sisam adasında okumuş, Mısır ve Babil’de bir süre yaşadıktan sonra ülkesine dönmüştür. Ülkesinde gördüğü baskılardan kaçarak İtalya’nın Kroton kentine gelmiş ve burada bir okul açmıştır. MÖ 6.Yüzyılda dünyanın Güneş etrafında döndüğü fikrini ortaya koyduğunda büyük tepkilerle karşılaşmıştır. Doğada meydana gelen her olayın matematiksel olarak açıklanabileceğine inanıyordu. Ortaya koyduğu fikirlerden rahatsız olanlar tarafından MÖ500 yıllarında eğitim verdiği okulunda öğrencileriyle yakılarak öldürülmüştür.

    Hekatus
    HEKATUS:
    Mısır ve Asya’da incelemeler yapmıştır. Yeryüzünün Tanımı veya Dünyanın etrafında yolculuk (Periegesis veya Periodos Ges) adlı eserlerinde, Hazar denizinin okyanusa açıldığını, Nil nehrinin güneydeki bir okyanustan geldiğini ve dünyanın üç kıtadan oluştuğunu savunmuştur. ( Afrika, Asya, Avrupa )

    Anaksimenes
    ANAKSİMENES: (M.Ö. 550 – 480)
    Yeryüzünü bir dikdörtgene benzeterek, dairesel bir denizin onu çevrelediğini savunmuştur. Gecelerin yüksek dağların güneş ışınlarını engellemesiyle oluştuğun inanmaktaydı. Güneş ve ay ile diğer yıldızlar arasında ilk kez olarak bir ayırım yapmış, güneşin kendi ışığına sahip olduğu yerde, ay da dahil olmak üzere, diğer gök cisimlerinin güneşin ışığını yansıttığını söylerken, güneş ve ay tutulmalarına ilişkin olarak da doğru bir açıklama getirmiştir.

    Anaksimandros
    MİLETOS’LU ANAKSİMANDROS: (M.Ö. 610–545)
    Milattan önce 610 yılında Miletos’ta doğan Yunan doğa filozofu Anaksimandros, astronominin kurucusu ve ilk kez bir kozmoloji ya da dünya üzerine sistematik felsefe görüşü getiren filozof kabul edilir. Ona göre de her şeyin kökeninde sonsuzluk (Aperion) vardı. Yer kürenin uzayda diğer bütün nesnelerden eşit uzaklıkta hiçbir yere bağlı olmadan yüzdüğüne inanıyordu. Duyularımızla algıladığımız kadarıyla yer kürenin yüzeyi engebeli ama bütün olarak düşünüldüğünde düzdü bu nedenle Anaksimandros yer kürenin davul biçiminde olduğunu ileri sürdü ve bu gerçekten yola çıkarak davulun öteki yüzünde yaşayan insanlar olabilirdi. Anaksimandros karalar ile okyanus sınırını çizen ilk insandı. Düzenli ve anlaşılır bir evreni ifade etmek için ilk defa kozmos sözcüğünü kullanmıştır. Tutulmalardan yararlanarak Güneş’in yarıçapının Yer yarıçapının 27 katı olduğunu tahmin etmiştir. Ona göre Güneş’in Yer’e olan uzaklığı Güneş çapının 27 katı idi. Ay’ın uzaklığını ise Yer yarıçapının 19 katı olarak hesaplamıştır. Çok seyahat yapmış ve bir Dünya haritası çizmiştir. Yunan dünyasını bu haritanın ortasına koymuş, Avrupa ve Asya’yı ise onun çevresine yerleştirmiştir. Anaksimandros’a göre, bütün kara kitlesini okyanus denilen büyük bir deniz kuşatmıştır. Anaksimandros’a göre insan, balıktan gelir; çünkü balığın kökeni insanlarınkinden daha kolay açıklanabilmektedir. Bu bakımdan Anaksimandros, evrim kuramlarının öncülerinden sayılabilir.

    Ksenefon
    KSENEFON:
    Anabasis (Onbinlerin Dönüşü) adlı eserinde Anadolu’nun nüfus özellikleri, coğrafyası, gelenek ve görenekleri hakkında bilgiler vermektedir. Anabasis yedi kitaptan oluşmaktadır. Eser anı defteri biçiminde kronolojik bir düzen izlemiştir. Çizdiği harita MÖ 5. yüzyılın en detaylı haritası olarak kabul edilmektedir.

    Hipparchus
    İZNİK’Lİ (NİCEA) HİPPARCHUS: (İÖ 160– 125)
    Hipparchus, geliştirdiği trigonometri yöntemleriyle birçok yıldızın konumunu belirledi. Gök haritaları için ortografik projeksiyonu (Göz merkezi sonsuzdadır. Projeksiyon düzlemi Dünya merkezindedir. Projeksiyon çizgileri birbirine paralel olarak bu düzleme diktir). İlk ortaya atan kişidir. 850 yıldızı içeren bir katalog hazırlayarak, bu yıldızları parlaklığına göre altı sınıfa ayırdı. Ekinoksların devinme(hareket) olgusunu ortaya koydu. Güneş ve Ayın uzaklığını hesaplamıştır. Enlem ve boylam daireleriyle, Dünya’daki herhangi bir noktanın konumunu belirtme yöntemini bulmuştur.

    Friedrich Ratzel
    FRİEDRİCH RATZEL: (1844 – 1904)
    Antropocoğrafya
    Politik Coğrafya
    İnsan ve çevre arasındaki ilişkileri ele alarak bu konudaki ilk olma özelliğine sahip olan Beşerî Coğrafya (Antropocoğrafya) adlı eseri meydana getirerek, Beşerî coğrafyanın gelişimine önemli katkılar sağlamıştır.Friedrich Ratzel, Siyasî Coğrafya akımının kurucusu olarak kabul edilir. Ona göre devlet, bir hücreden meydana gelen bir organizmadır. Devlet, gelişme ve yayılmayı arzu eder. Devletin yayılmacı politikası, ilkel ve küçük devletlere dışarıdan istilâ yoluyla mümkün olur. Tüm çalışmalarında yayılmacı ve sömürgecilik ruhunu açıkça ortaya koymuştur. ‘’Politik Coğrafya – Devletler, Münakalât ve Harp Coğrafyası’’(1897) eserinde savunduğu jeopolitik ve siyasî görüşler, Hitler’in dünya egemenliği politikasının oluşumunda etkili olmuştur.

    GERARDUS MERCATOR
    GERARDUS MERCATOR: ( 1512 — 1594)
    Gerçek adı Gerard De Kremer olan Gerardus Mercator, Mercator harita projeksiyonunu geliştiren coğrafyacı ve kartografcıdır. Belçika topraklarında yer alan Flandre’de 1512 yılında doğdu ve Almanya’nın sınırlarında yer alan Duisburg’da 1594 yılında vefat etti.
    Mercator, bu bilimlerin dışında astronomi, tarih, manyetizma ve felsefe alanları ile ilgilendi. Kartografya adına ortaya koymuş olduğu harita projeksiyonu enlem ve boylam yer alması bakımından navigasyon için önemli yere sahipti. Bu projeksiyon günümüzde kullanılmaktadır. Dünyanın düzleme aktarılması bakımından en etkili yöntemlerin başında gelmektedir. Projeksiyon dışında atlas ve dünya haritaları bulunmaktadır. (Mercator-Hondius Atlas)

    Marco Polo
    MARCO POLO: ( 1254 — 1324)
    Marco Polo’nun Seyahatleri kitabında yazılanlar çoğu kişiye uçuk hatta inanılması güç gelse de, yüzyıllar boyunca, Asya kültürü hakkında hiçbir fikri olmayan Avrupalılara, bu kültür hakkında önemli bilgiler aktarmıştır. kitabında verdiği bilgiler, XV. yy’dan sonra yapılan deniz yolculuklarında kullanılmış, kömür, barut, pusula ve matbaa da, Batı ülkelerine Marco Polo tarafından tanıtılmıştır.
    Bununla birlikte, o dönemki coğrafyacılar Marco’ya pek itibar etmese de, verdiği bilgilerin bazıları 14. Yüzyılda harita oluşturmak için kullanılmıştır. Tarihe, Asya ötesi yolculuk rotasını ilk kaydeden ve yolculuğu ne kadar uzun süreceğine ait hesaplama için bir sistem oluşturan ilk kişi olarak geçmiştir. Bu başarıları sayesinde modern coğrafya bilimine öncülük etmiştir.

    James Cook
    JAMES COOK: ( 1728 — 1779)
    Bilimsel gezilerde en önemli kişidir. Büyük Okyanus’ta gerçekleştirdiği keşif gezileri ile tanınan İngiliz kaşif, denizci, haritacı ve asker. HM Bark Endeavour adlı gemisiyle üç büyük Pasifik gezisi düzenlemiş olan Cook, son gezisi sırasında Hawaii’li yerlilerle girdiği bir çatışmada hayatını kaybetmiştir.

    Ali Kuşcu
    Ali KUŞCU: ( … — 1474)
    XV. yüzyıl başlarında, Semerkand’da doğmuştur. Babası Muhammed, ünlü Türk Sultanı ve astronomu Uluğ Bey’in kuşçusu olduğu için, ailesi ‘Kuşçu’ lakabıyla meşhur oldu. İstanbul’un enlem ve boylamını ölçerek güneş saatleri yapmıştır. Astronomi ve matematik konusunda iki önemli eseri vardır.

    FETHİYE: Astronomi kitabıdır. Otlukbeli Savaşından sonra Fatih’e sunulmuştur. Üç bölümden oluşmaktadır;
    1.Bölüm: Gezegenlerin hareketlerinden bahsedilmektedir.
    2.Bölüm: Yer’in şekli ve iklim konusundadır.
    3.Bölüm: Yer’e ilişkin ölçüleri ve gezegenlerin uzaklıkları üzerinde durmaktadır. Bu eser özellikle medreselerde öğretim amacıyla hazırlanmıştır. Diğer eseri ‘’Muhammediye ‘’adını verdiği matematik kitabıdır. Ali Kuşçu 1474’te İstanbul’da vefat etti.

    Carl Ritter
    CARL RİTTER: (1779–1859)
    Carl Ritter Beşeri coğrafyanın kurucusu olarak kabul edilmektedir. Coğrafyacı kimliği yanında tarihçi ve felsefeci olarak tanınmıştır. Coğrafya İlminde Tarihi Esaslar adlı eserinde, Beşerî Coğrafyayı tanımlarken, çevre ve insan arasındaki ilişkileri inceleyen bilim olarak ifade etmiştir. Beşeri incelemelerde insan ve çevrenin aynı oranda etkili olduğunu bu nedenle sadece birisine ağırlık vermenin doğru olmadığını savunmuştur. Tarihi olayların açıklanması sırasında coğrafi çevre şartlarının dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir. Bu nedenlerle tarih ve coğrafya bilimlerinin birbirini tamamlayan bilimler olduğunu vurgulamıştır.

    İbn Batuta
    İBN BATUTA: (1303–1384)
    Fas’ta doğdu. Dönemin, en ünlü gezginidir. Kuzey Afrika kıyıları, Suriye, Mekke, Mezopotamya, Yemen, Kızıldeniz kıyıları, Mısır, Filistin, Anadolu, Balkanlar, Güney Rusya, Batı Türkistan, Hindistan ve Çin’e yaptığı gezilere ilişkin bilgileri ‘’İbn Batuta Seyahatnamesi’’ adlı eserinde toplamıştır. Eserde gezdiği alanlardaki toplumsal yapıları, zenginlik kaynaklarını, din, dil ve gelenek gibi özellikleri anlatmıştır. Eser ilgili alanların beşeri ve ekonomik coğrafya özelliklerini ele almış bu anlamda Beşeri ve Ekonomik bir inceleme içermektedir.

    İbn Haldun
    İBN HALDUN: (1332–1406)
    Tunus’ta doğmuştur. Orta Çağ’da İslam Dünyası’nın en ünlü gezginlerindendir.En önemli eseri Kitap El-İbar (İbret Verici Kitap)’dır.Berberi topluluklarının ve İslam İmparatorluklarının İslam öncesindeki sosyal-ekonomik özellikleri hakkında bilgi vermektedir.İnceleme alanına ilişkin jeopolitik ve siyasi coğrafya bililerine yer vermektedir.

    EBU'L HASAN EL-MESUDİ
    MESUDİ (EBU’L HASAN EL-MESUDİ):
    Doğum ve ölüm tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Bağdat’ta doğmuştur. IX. yüzyılda yaşadığı ve 957 yılında öldüğü tahmin edilmektedir. İran, Hindistan, Çinhindi, Seylan, Kafkasya, Doğu Anadolu, Batı Türkistan, Suriye, Mısır, Libya, Tunus, Cezayir, Fas ve İspanya gibi alanları gezmiş bu alanlara ilişkin gözlemlerini ‘’Al Müruc Al Zekhb’’ (Altın Çayırlar) adlı eserinde anlatmıştır.

    İdrisi
    İDRİSİ:
    Orta Çağ Arap coğrafyacısıdır. 1099 doğdu. Akdeniz Havzası ülkelerini, Fransa ve İngiltere’yi dolaştıktan sonra Sicilya Kralı II. Ruggiero’nun sarayına yerleşti. En önemli eseri Libro del Re Ruggiero (Kral Ruggiero’nun Kitabı) adlı eseridir. Bu eserde Rusya, Almanya, İskandinavya, Hint okyanusu kıyıları ve Afrika hakkında bilgiler vermektedir. Bir Dünya Haritası hazırlayarak bu kitabına koymuştur.

    İbrahim Hakkı Akyol
    İBRAHİM HAKKI AKYOL (Silistre 1888 – İstanbul 1950)
    1900′ de İstanbul’a gelerek Galatasaray Sultanisi’ne girdi. 1908’de Maarif Nezareti’nden burs alarak İsviçre’ye gitti. 1908-1912 arasında Lozan Üniversitesi’nde fizik ve doğa bilimleri öğrenimi gördü. Balkan Savaşları başlayınca Türkiye’ye döndü. 1916’ya kadar Kabataş ve Trabzon idadileriyle Galatasaray Sultanisi’nde fizik ve kimya öğretmenliği yaptı. 1916’da Ziraat ve Maadin Nezareti tarafından Almanya ‘ya gönderildi. 1919’a kadar bu ülkede maden mühendisliği ve coğrafya öğrenimi gördü. Yurda döndükten sonra 1923’te İstanbul Darülfünun’u Edebiyat Fakültesi’nde Tabii Coğrafya profesörü oldu. 1936’da aynı fakültenin Fiziksel Coğrafya Bölümü Başkanlığına getirildi. Türkiye’de çağdaş coğrafyacılığın kurucu öncülerinden biridir. Türkiye’nin çeşitli yörelerinde ilk jeomorfolojik ve klimatoloji (iklimbilim) araştırmalarını başlattı. Türk Coğrafya Kurumu’nun kurucu üyeleri arasında yer aldı. Ülkemizde coğrafya eğitimine ciddi katkılarda bulunmuş olan Prof. İbrahim Hakkı Akyol, Türkiye’de bilimsel coğrafyanın kurucusu sayılmanın yanı sıra fizik, alanında da makaleler yayımlamıştır.

    Başlıca eserleri: Geyve Civarında Yılanda Heyelanı (A. Müştak ve A.Ma-lik ile, 1921); Umumi Coğrafya (Galvedes ve Maurett’ten çeviri, 1922); Tepeköy Torbalı İzmir Zelzelesi (H. N. Pamir ile, 1929); İzmir Civarının
    Bünyesine Ait Tetkikler (E. Chaput ile, 1930); Ankara Civarında Suların Cereyanına ve Onlardan İstifadeye Dair Lügatçe (1939); Umumi Coğrafya (1940);Tanzimat Devrinde Bizde Coğrafya ve Jeoloji (1940); Mevzii Coğrafya (1941); 31 Birincikânun (1939); Erzincan Yer Depremi (1942); Umumi Coğrafyaya Giriş (1951)

    Faik Sabri Duran
    FAİK SABRİ DURAN ( 1883 – 1943)
    Coğrafyaya ait kitapları ve atlaslarıyla tanınmış bir öğretmen ve yazardır. Üsküdar’ da doğdu. Mekteb-i Mülkiye’nin idadi sınıflarında okurken ilk yazısı olan küçük bir hikayeyi 23 mart 1899′ da Tarik gazetesinde yayınladı. 1900 yılında mezun olup basın hayatına atılırken Saint Benoit kolejine girdi, iki yıl burada okuyarak Fransızcasını ilerletti. 1906’ya kadar fen ve seyahat konularıyla ilgili 14 eser yayınladı. Bu eserlerinden ötürü, II. Abdülhamit, Faik Sabri’ yi gümüş bir Sanayi Madalyası ile mükafatlandırdı.
    1906’da Paris’e giden F. S. Duran 1912′ de Sorbonne Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümünde yüksek tahsilini tamamladı. Memlekete dönünce öğretmen oldu, çeşitli okullarda ve Üniversite’de coğrafya öğretmenliği yaptı. Almanya’dan getirilen Prof. Obst ile birlikte, Türkiye’de bağımsız bir Coğrafya Enstitüsünün kurulmasına çalıştı. 1920’de hocalıktan istifade ederek Avrupa’ya gitti. 1926’da memlekete dönünce gene öğretmenliğe başladı.
    12 mart 1942’de Türk Coğrafya Kurumu’nun Genel Merkez Heyeti üyeliğine seçildi. Her derecedeki okullar için yazdığı coğrafya ders kitaplarından, atlaslardan, okul haritalarından başka, telif ve tercüme, birçok eseri vardır. Son eseri olan Kâşifler Alemi basılırken öldüğünden, bu kitap ölümünden sonra tamamlanmıştır.

    Reşat İzbırak
    REŞAT İZBIRAK (1911 – 1998)
    Cumhuriyet Döneminin ilk büyük coğrafyacılarından ve Modern Coğrafyanın kurucularından biridir. Reşat İzbırak, 1911 yılında Harput’ta doğdu. 1934 yılında İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümünü bitirdi. 1935’te devlet sınavlarını kazanarak ihtisas yapmak üzere Berlin Üniversitesine gönderildi. Doktora çalışmalarını yaptı ve “Geomorphologische Studien im Westlichen Bayerischen Walde” adlı tezini hazırladı. Ankara Üniversitesi DTC. Fakültesinde asistan (1939), doçent (1944), profesör (1953) oldu. Aynı yıl Fiziki Coğrafya ve Jeoloji Kürsüsü Başkanlığına seçildi. Harita Genel Müdürlüğü’nde ve daha sonra kurulan Harita Yüksek Teknik Okulunda 1952 yılından itibaren, 29 yıl süreyle, jeomorfoloji dersleri okutarak Harita Mühendis-subayı yetiştirilmesinde katkısı oldu.
    Reşat İzbırak, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde, özellikle İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da jeomorfoloji konusunda bilimsel araştırmalar yapmıştır. 1978 yılında yaş haddinden dolayı emekliye ayrılmıştır. 1998 yılında İstanbul’da vefat etti.

    Oğuz Erol
    Prof. Dr. OĞUZ EROL (1926 – 2014 )
    1926 yılında Bursa’da doğmuştur. İlk ve Orta Okul eğitimini İstanbul’da, Lise eğitimini Ankara’da tamamlayan EROL, 1947 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinden lisans tezini vererek mezun olmuştur.
    1950 yılında aynı Üniversitenin Coğrafya Bölümünde Doktor unvanını almış, 1952-1957 arasında Fiziki Coğrafya ve Jeoloji Kürsüsünde Asistan olarak çalışmıştır. 1957-1965 yılları arasında Doçent, 1965-1987 yılları arasında Ankara Üniversitesinde Profesör olarak görevini sürdüren EROL, sırasıyla A.Ü. Fen Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümünde Bölüm Başkanı, Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesinde dekanlık, aynı Fakültenin Fiziki Coğrafya Kürsüsünde kürsü başkanlığı gibi görevlerde bulunmuştur.
    Üniversitelerimiz ile Almanya, İtalya, A.B.D., İngiltere, Fransa gibi ülkelerde bilimsel araştırma ve çalışmalar yapan EROL, 1987 yılında İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Coğrafya Enstitüsüne geçmiştir. Bu enstitüde Jeomorfoloji Anabilim Dalı Başkanı olarak çalışmıştır. Jeomorfoloji, Kuvaterner Jeolojisi, Klimatoloji, Hidroloji, Deniz Bilimleri, Çevre Bilimleri, Jeoarkeoloji, Fiziki Coğrafya, Jeoloji, Bilgisayar bilimlerine ilgi duyan Prof. Dr. Oğuz EROL’un bu alanlarda yayın ve çalışmaları bulunmaktadır.
    1993 yılında yaş haddinden dolayı emekli olmuştur. 1997 yılında İ.T.Ü. Jeoloji Mühendisliği bölümünde bir sömestr seçmeli jeomorfoloji dersi vermiştir. Aynı bölümde proje bazında bilimsel çalışmalar yapmıştır.

    Hayati Doğanay
    Prof. Dr. HAYATİ DOĞANAY (1948 – )
    Trabzon’un Merkez ilçesine bağlı Yeşilyurt Köyü’nde 1948 yılında doğdu. DOĞANAY’ın yaklaşık 38 yılı akademisyenlik ve 8 yılı öğretmenlik olmak üzere, 46 yıllık meslek hayatı, bir başka ifadeyle 46 yıllık eğitim ve öğretim emektarlığı bulunmaktadır. Bu süre içerisinde, gerek öğretmenlik mesleğine ve gerekse akademik camiaya pek çok öğrenci kazandırmasının yanı sıra; birçok bilimsel yayına da imza atmıştır.

    Yazı kaynağı : cografyahocasi.com

    Coğrafya’nın Gelişmesine Katkıda Bulunan Bilim İnsanları

    Tarihte Coğrafyaya Katkısı Olan Türk, Müslüman ve Yabancı Bilim Adamları

    COĞRAFYANIN GELİŞMESİNE KATKIDA BULUNAN BİLİM ADAMLARI – Site Title

    COĞRAFYANIN GELİŞMESİNE KATKIDA BULUNAN BİLİM ADAMLARI – Site Title

    Bir bilim dalını tanımak için onun kökenini, anlamını, tarihsel seyrini, toplumsal hayattaki yerini ve bu bilime katkı sağlamış önemli bilim insanlarını bilmek gerekir.Onun için geçmişten günümüze bilim adamlarının yaptığı keşifleri, ya da gözlemlerinden yola çıkarak elde ettikleri görüşleri ve bu görüşlerin insanlığa,coğrafya’ ya olan katkısını görmüş olalım.

    EVLİYA ÇELEBİ: (1611 – 1682)

    Evliya Çelebi, 1611 – 1682 yılları arasında yaşamış ünlü bir seyyahtır. Evliya Çelebi, Seyahatname adlı eserinde gezip gördüğü yerlerin sosyal ve ekonomik durumunu, ilgi çekici özellikleriyle dile getirmiştir. Kent yaşamı ve ülke ekonomisine katkı sağlamak unsurlar ayrıntılı biçimde anlatılmıştır. Seyahatname insanlarla ilgili bilgiler yanında, yörenin evlerinden, cami, mescid, çeşme, han, saray, konak, hamam, kilise, manastır, kale, sur, yol, havra gibi değişik yapılarından da söz eder. Bunların yapılış yıllarını, onarımlarını, yapanı, yaptıranı, anlatır. Yapın çevresinden, çevrenin havasında, suyundan söz eder. Seyahatname değişik yöre insanlarının yaşama biçimlerini, davranışlarını, tarımla ilgili çalışmalarını, detayları anlatmaktadır. Gezilen yörenin yönetiminden, ileri gelen ünlü kişilerinden, şairlerinden, oyuncularından, çeşitli kademelerdeki görevlilerindenperi formu söz konusu. Seyahatname döneme, gelecekteki ekonomik ve sosyal yaşama ait bilgiler. Önemli bir coğrafya kaynağı.

    PİRİ REİS: (1470 -1554)

    Piri Reis bir kartograf, deniz bilimleri uzmanı ve denizcilik tarihine büyük katkıları bulunmuş bir kaptandır. Piri Reis, Geliboluda doğmuştur. Kemal Reis’in seferlerine katılmaya başlamıştır. Kemal Reis’in doğum günlerinde, döneminde bütünüyle Akdeniz’de nam salmış olan korsanı olan, sonradan giren amcası seferlerine katılmaya başlamıştır. Amcasının ölümünden sonra, Gelibolu’ya yerleşmiş 513 tarihinde ilk dünya haritasını çizilmiştir. Atlas Okyanusu, İber Yarımadası, afrika’nın batısı ile yenidünya amerika’nın doğu kıyılarını kapsayan üçlü birlik parçası, bu haritanın elde bulunan bölümüdür. Çizimde batı avrupa, batı afrika ve güney amerikanın doğusu kolayca tanınabilir. Bu haritayı dünya çapında önemli hale getiren yönü, hala bulunamamış olan Amerika haritası bilgileri içeriyor olmasıdır. Derlediği denizcilik notlarını Kitab-ı Bahriye ‘ bir araya getirmiştir. 1528’de de ikinci dünya haritasını çizdi. Gerçek anlamda haritaacılık Piri Reis’le başlamıştır. Kitab-ı Bahriye önemli bir denizcilik eseri olarak hala önemini koruyacak. Dünya haritası ve kuzey amerika haritalarının çizimleri ve izlenmesi sistemleri tüm dünyada büyük hayranlık ve hayret uyandırmaktadır. Dönemin Basra valisi Kubat Paşa ve Mısır Beylerbeyi Mehmet Paşa’nın politik amaçlarından dolayı çeşitli suçlamalara maruz bırakılarak idam edilerek bitirildi. Dünya haritası ve kuzey amerika haritalarının çizimleri ve izlenmesi sistemleri tüm dünyada büyük hayranlık ve hayret uyandırmaktadır. Dönemin Basra valisi Kubat Paşa ve Mısır Beylerbeyi Mehmet Paşa’nın politik amaçlarından dolayı çeşitli suçlamalara maruz bırakılarak idam edilerek bitirildi. Dünya haritası ve kuzey amerika haritalarının çizimleri ve izlenmesi sistemleri tüm dünyada büyük hayranlık ve hayret uyandırmaktadır. Dönemin Basra valisi Kubat Paşa ve Mısır Beylerbeyi Mehmet Paşa’nın politik amaçlarından dolayı çeşitli suçlamalara maruz bırakılarak idam edilerek bitirildi.

    BİRUNİ: (978 – 1048)

    11.Yüzyıla damgasını vurmuş büyük Türk bilginidir. Güneşin ve gezegenlerin eğimleri üzerinde durmuştur. Dünya ekseninin eğikliğini  bularak gerçek değerine çok yakın bir sayı bulmuştur.  Dünyanın çapını da ilk olarak Biruni gerçeğe çok yakın bir değer olan 6425,7 km olarak bulmuştur. Jeodeziyle ilgili temel bilgiler verdiği için bu bilimin kurucusu sayılmaktadır.  Ayrıca, madenlerin yoğunluklarını az bir hata ile bulmuştur Yerçekimi kanunu üstüne, ilk defa fikir ortaya atıp incelemelerde bulunmuştur.  Biruni hastalıkları tedavi konusunda değerli bir uzmandı. Eserleri halen Batı bilim dünyasında kaynak eser olarak kullanılmaktadır. İlk yoğunluk ölçme aletini icat etmiştir. Biruni önce yoğunluğunu bulmak istediği elementi terazide dikkatlice ölçer, sonra su dolu konik alete koyar, elementin konideki açılmış özel delikten taşırdığı suyu alır ve ölçer, sonra iki ağırlığı oranlardı. Yani elementin salt ağırlığı ile taşırdığı suyun ağırlığının oranı, Biruniye göre, o elementin yoğunluğudur. Bugünkü modern yoğunluk bulma metodu ve aleti biruninin metodu ve aletinin daha geliştirilmiş bir şeklidir.

    TALES: (M.Ö. 636 – 546)

    Ege kıyısında bulunan Milet’te doğmuştur. İlk büyük astronomi bilginlerindendir. Güneş tutulmasını önceden hesapladı. Ay ve Güneş tutulmalarının zamanını önceden saptamayı başarmıştır ama tutulmaların nasıl gerçekleştiğini açıklayamamıştır. Dünyayı oluşturan temel yapı maddesinin su olduğunu öne sürmüştür. Tales yeryüzünün kocaman bir ada gibi büyük bir okyanusun üzerinde yüzdüğünü yer sarsıntılarının adanın zaman zaman titremesinden kaynaklandığından sanıyordu. Tales Dünya’nın okyanuslar üzerinde yüzen bir disk biçiminde olduğunu ve yuvarlak olduğunu savunmuştur. Tales dünyanın,evrenin merkezinde bulunduğunu akıntılarla depremlerle ve su kaynaklarını oluşturan bir su kütlesi içerdiği görüşünü savunmuştur.

    COPERNİCUS: (1473–1543)

    Copernik modern astronominin kurucusu olarak bilinir. Dünyanın kendi ekseni etrafında günde bir kere, güneşin etrafında yılda bir kere döndüğünü savunmaktadır. Bu dönemde batı dünyası evrenin gerisinde hiçbir şey olmayan kapalı ve küresel bir yapıda olduğuna inanmaktaydı.  Bu düşünceye göre dünya sabit, hareketsiz ve evrenin merkezine konumlandırılmış güneş dahil her şey onun etrafında dönmekte idi. Copernik gök kürelerinin hareketi adlı kitabında Güneşin evrenin merkezinde bulunduğunu ve yerin bir gezegen gibi, Güneşin çevresinde dolandığını savunmuştur. Copernik’e göre gezegenleri taşıyan göksel küreler dünyanın değil güneşin etrafında dönüyordu. Dünya merkezde değildir ve sabit de değildir yllık ve günlük dönüşler sergilemektedir demiştir.

    ALFRED WEGENER:(1880 – 1930) 

    Alman yerbilimcidir. Kıtaların kayması kuramını ilk kez ortaya atmıştır. Wegener, başlangıçta tüm kıtaların Pangea adında tek bir kıta olduğunu, sonradan parçalanıp dağılarak zamanla günümüzdeki yerlerine ulaştığını ileri sürmüştür. Bu teoriyi ve teorinin temellerini ‘’Kıtaların ve Okyanusların Oluşumu’’adlı eserinde anlatmıştır.

    STRABON: (M.Ö.58-M.S.21) 

    Amasya’da doğmuş ve burada ölmüştür. Eski Çağda Roma Devrinin en büyük coğrafyacısı aynı zamanda dünyanın ilk coğrafyacısı olarak kabul edilmektedir.  Ünlü eseri olan Geographikada “Coğrafya” seyahat gözlemlerini ve dünyanın coğrafi yapısına ilişkin düşüncelerini anlatmaktadır. Eser ülkemizin tarihi coğrafyası ve arkeolojisi açısından önemli bir kaynak durumundadır.

    BATLAMYUS

    Batlamyus astronomi, matematik, coğrafya ve optik alanlarına katkılar yapmıştır. Ancak en çok astronomideki çalışmalarıyla tanınır. Dünya’nın evrenin merkezinde hareketsiz durduğuna ve yıldızların Dünya’nın çevresinde dairesel yörüngeler çizerek döndüğüne inanıyordu. Batlamyus’a göre, güneşin ve gezegenlerin dünyanın çevresinde dolanırken çizdikleri bu yörüngeler basit birer çember olamazdı çünkü gezegenler arada bir yörüngeleri üzerinde geriye dönüyormuş gibi görünüyordu. Batlamyus bunu açıklamak için ” ilmek ” kavramını ortaya attı. Bu karmaşık sisteme göre her gezegen, dünyayı merkez alan büyük bir çemberin çevresinde daha küçük çemberler çizerek dolanıyordu. Aynı zamanda küçük çemberlerin merkezleri büyük çemberin üstünde batıdan doğuya doğru kayarak ilerlediği için ilmek denen eğriler çiziyordu.

    ERATOSTHENES:  (M.Ö. 276 – 195)

    Dünyanın düz değil yuvarlak olduğu görüşünü savunmuş, gezegenimizin çevresini hesaplamaya çalışmıştır. Dünyanın çevresinin 42 bin 352 kilometre olduğunu hesapladı. Bilim adamı olduğu kadar ozan olarakta tanınmıştır.Coğrafya biliminin adını koymuştur.Bölgesel coğrafyanın gelişmesini sağlamıştır.Dünyanın Ekvator üzerindeki çevre uzunluğunu ve 10’ lik meridyen yayını hesaplamıştır.

    HUMBOLT:(1769–1859)

    Humboldt, 14 Eylül 1769’da Berlin’de doğdu. Bilginin, ancak doğayla insan arasında deneysel bir ortaklık kurmakla mümkün olduğunu savundu. Fiziksel Coğrafya’nın, Biyocoğrafya’nın  Klimatoloji’nin, Okyanus biliminin kurucusu, doğa bilgini ve  kâşif olarak kabul edilmektedir. Gezilerinden topladığı bilgilerle meydana getirdiği eserler, çağdaş bilimsel keşifler döneminin başlangıcı sayılmaktadır. Güney amerikanın batı kıyısındaki Humboldt akıntısı onun adını taşımaktadır. Gündüz ve gece sıcaklıkları ölçümlerine ve başka meterolojik gözlem ve ölçüm kayıtlarına  dayanarak bölgelerin izoterm  (eşsıcaklık eğrisi)  ve izobar (eşbasınç eğrisi) hava haritalarını çıkardı. Bu alandaki çalışmalarıyla karşılaştırmalı iklim biliminin temellerini attı. Bölgelerin coğrafi yapılarıyla bitki örtüsü ve hayvan varlığı arasındaki ilişkiler üzerine çalışmalar yaptı. And yanardağlarına ilişkin araştırmalarından yola çıkarak, püskürme kuvvetlerinin yerkabuğunun oluşumu üzerinde etkili olduğu ortaya koydu. Bu çalışmasıyla, yer yüzeyinin başlangıçta tümüyle sıvı haldeyken, tortullaşma sonucunda bugünkü yapısını kazandığını savunan görüşleri çürüttü.  Kosmos adlı eserinde,  evrenin yapısı hakkında bütün verileri bilimin hizmetine sundu.

    ARİSTO: (İÖ 384-İÖ 322)

    Aristoteles, mantık biliminin kurucusu olarak kabul edilir. Dünyanın yuvarlak olduğu görüşünü rasyonel olarak ortaya koyan ilk bilim adamıdır. Bu düşünceye ay tutulması sırasında dünyanın ay üzerine düşen gölgesinin dairesel olduğu varsayımından yola çıkarak ulaşmıştır.

    GALİLEO :(1564–1642)

    Yaptığı teleskoplarla, mercek yüzeylerinin eğrilik derecesini denetlemek amacıyla geliştirdiği yöntem sayesinde, astronomi gözlemlerinde kullanılabilecek ilk teleskopları yapmıştır. Astronomi alanındaki bulgularını Sidereus Nuncius (yıldızların habercisi) adıyla yayımladı.

    HEREDOT: (İÖ 440–425)

    Tarihin babası olarak kabul edilen Heredot, aynı zamanda coğrafya biliminin gelişmesinde önemli katkılarda bulunmuştur. Trakya, Anadolu ve Asya ülkelerine geziler yapmıştır. Dünyanın yuvarlak olduğuna inanıyordu. Çizdiği dünya haritasında, avrupayı, asya ve afrikadan daha uzun göstermiş, asyanın doğusu, avrupa’nın kuzeyini ihmal etmiş, hindistan çizimi konusunda hatalar yapmıştır. Ancak bu hatalara rağmen dönemin bilgileri açısından önemli bir çalışma olarak kabul edilmektedir. Heredotun ortaya koyduğu en önemli gerçek diğer coğrafyacılardan farklı olarak hazar denizinin bir iç deniz olduğunu ve Afrika’nın bir denizle çevrili olduğunu belirlemiş olmasıdır.

    PİSAGOR ( MÖ 596–500)

    İngiltere’de doğdu. 1669 yılında Cambridge’de Matematik Profesörü oldu. Dünya ile bütün nesneler arasında, onları birbirine çeken bir güç olduğunu, Dünyanın tüm nesneleri yer çekimi gücüyle kendine çektiğini buldu. Gezegenlerin uzayda nasıl devindiği gibi bir sorunu çözecek duruma gelmişti. Gezegenlerinde çekim gücü nedeniyle güneşin çevresine çekildiklerini gösterdi ve kepler Yasalarını kanıtladı. Yaptığı deneylerle Güneş ışığının beyaz olmadığını; menekşe, çivit, mavi, yeşil, sarı, portakal, kırmızı renklerin bir karışımı olduğunu kanıtladı. MÖ 6.Yüzyılda dünyanın Güneş etrafında döndüğü fikrini ortaya koyduğunda büyük tepkilerle karşılaşmıştır. Doğada meydana gelen her olayın matematiksel olarak açıklanabileceğine inanıyordu. Ortaya koyduğu fikirlerden rahatsız olanlar tarafından MÖ500 yıllarında eğitim verdiği okulunda öğrencileriyle yakılarak öldürülmüştür.

    ANAKSİMENES: (M.Ö. 550 – 480)

    Yeryüzünü bir dikdörtgene benzeterek, dairesel bir denizin onu çevrelediğini savunmuştur. Gecelerin yüksek dağların güneş ışınlarını engellemesiyle oluştuğun inanmaktaydı.  Güneş ve ay ile diğer yıldızlar arasında ilk kez olarak bir ayırım yapmış, güneşin kendi ışığına sahip olduğu yerde, ay da dahil olmak üzere, diğer gök cisimlerinin güneşin ışığını yansıttığını söylerken, güneş ve ay tutulmalarına ilişkin olarak da doğru bir açıklama getirmiştir.

    MİLETOS’LU ANAKSİMANDROS: (M.Ö. 610–545) 

    Milattan önce 610 yılında Miletos’ta doğan Yunan doğa filozofu Anaksimandros, astronominin kurucusu ve ilk kez bir kozmoloji ya da dünya üzerine sistematik felsefe görüşü getiren filozof kabul edilir. Ona göre de her şeyin kökeninde sonsuzluk (Aperion) vardı. Yer kürenin uzayda diğer bütün nesnelerden eşit uzaklıkta hiçbir yere bağlı olmadan yüzdüğüne inanıyordu. Duyularımızla algıladığımız kadarıyla yer kürenin yüzeyi engebeli ama bütün olarak düşünüldüğünde düzdü bu nedenle Anaksimandros yer kürenin davul biçiminde olduğunu ileri sürdü ve bu gerçekten yola çıkarak davulun öteki yüzünde yaşayan insanlar olabilirdi. Anaksimandros karalar ile okyanus sınırını çizen ilk insandı. Düzenli ve anlaşılır bir evreni ifade etmek için ilk defa kozmos sözcüğünü kullanmıştır. Anaksimandros’a göre, bütün kara kitlesini okyanus denilen büyük bir deniz kuşatmıştır.Anaksimandros’a göre insan, balıktan gelir; çünkü balığın kökeni insanlarınkinden daha kolay açıklanabilmektedir. Bu bakımdan Anaksimandros, evrim kuramlarının öncülerinden sayılabilir.

    FRİEDRİCH RATZEL: (1844 – 1904)

    İnsan ve çevre arasındaki ilişkileri ele alarak bu konudaki ilk olma özelliğine sahip olan Beşerî Coğrafya adlı eseri meydana getirerek, Beşerî coğrafyanın gelişimine önemli katkılar sağlamıştır. Ratzel, Siyasî Coğrafya akımının kurucusu olarak kabul edilir. Ona göre devlet, bir hücreden meydana gelen bir organizmadır. Devlet gelişme ve yayılmayı arzu eder. Devletin yayılmacı politikası, ilkel ve küçük devletlere dışarıdan istilâ yoluyla mümkün olur. Tüm çalışmalarında yayılmacı ve sömürgecilik ruhunu açıkça ortaya koymuştur. ‘’Politik Coğrafya – Devletler, Münakalât ve Harp Coğrafyası’’ eserinde savunduğu jeopolitik ve siyasî görüşler, hitler’in dünya egemenliği politikasının oluşumunda etkili olmuştur.

    Ali KUŞÇU: ( … — 1474)

    Semerkand’da doğmuştur. Babası Muhammed, ünlü Türk Sultanı ve astronomu Uluğ Bey’in kuşçusu olduğu için, ailesi ‘Kuşçu’ lakabıyla meşhur oldu. İstanbul’un enlem ve boylamını ölçerek güneş saatleri yapmıştır. Astronomi ve matematik konusunda iki önemli eseri vardır. 1.Fethiye 2.Muhammediye

    FETHİYE: Astronomi kitabıdır. Otlukbeli savaşından sonra Fatih’e sunulmuştur. Üç bölümden oluşmaktadır;1.Bölüm: Gezegenlerin hareketlerinden bahsedilmektedir.2.Bölüm: Yer’in şekli ve iklim konusundadır.3.Bölüm: Yer’e ilişkin ölçüleri ve gezegenlerin uzaklıkları üzerinde durmaktadır. Bu eser özellikle medreselerde öğretim amacıyla hazırlanmıştır.

    MUHAMMEDİYE:Bu eser ise matematik kitabıdır. 1474’te İstanbul’da vefat etmiştir.

    CARL RİTTER: (1779–1859) 

    Carl Ritter Beşeri coğrafyanın kurucusu olarak kabul edilmektedir. Coğrafyacı kimliği yanında tarihçi ve felsefeci olarak tanınmıştır. Coğrafya ilminde tarihi esaslar adlı eserinde, Beşerî coğrafyayı tanımlarken, çevre ve insan arasındaki ilişkileri inceleyen bilim olarak ifade etmiştir. Beşeri incelemelerde insan ve çevrenin aynı oranda etkili olduğunu bu nedenle sadece birisine ağırlık vermenin doğru olmadığını savunmuştur.  Tarihi olayların açıklanması sırasında coğrafi çevre şartlarının dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir. Bu nedenlerle tarih ve coğrafya bilimlerinin birbirini tamamlayan bilimler olduğunu vurgulamıştır.

    İBN BATTUTA: (1303–1384)

    Fas’ta doğdu. Dönemin, en ünlü gezginidir. Kuzey afrika kıyıları, Suriye, Mekke, Mezopotamya, Yemen, Kızıldeniz kıyıları, Mısır, Filistin, Anadolu, Balkanlar, Güney Rusya, Batı Türkistan, Hindistan ve Çin’e yaptığı gezilere ilişkin bilgileri ‘’İbn Batuta Seyahatnamesi’’ adlı eserinde toplamıştır. Eserde gezdiği alanlardaki toplumsal yapıları, zenginlik kaynaklarını, din, dil ve gelenek gibi özellikleri anlatmıştır. Eser ilgili alanların beşeri ve ekonomik coğrafya özelliklerini ele almış bu anlamda Beşeri ve Ekonomik bir inceleme içermektedir.

    İBN HALDUN: (1332–1406)

    Tunus’ta doğmuştur. Orta Çağda İslam Dünyası’nın en ünlü gezginlerindendir.En önemli eseri Kitap El-İbar (İbret Verici Kitap)’dır.Berberi topluluklarının ve islam imparatorluklarının İslam öncesindeki sosyal-ekonomik özellikleri hakkında bilgi vermektedir.İnceleme alanına ilişkin jeopolitik ve siyasi coğrafya bililerine yer vermektedir.

    MESUDİ: 

    Doğum ve ölüm tarihi kesin olarak bilinmemektedir.İran, Hindistan, Çinhindi, Seylan, Kafkasya, Doğu Anadolu, Batı Türkistan, Suriye, Mısır, Libya, Tunus, Cezayir, Fas ve İspanya gibi alanları gezmiş bu alanlara ilişkin gözlemlerini  ‘Altın Çayırlar’ adlı eserinde anlatmıştır.

    İDRİSİ:

    Orta Çağ Arap coğrafyacısıdır.1099 doğdu. Akdeniz Havzası ülkelerini, Fransa ve İngiltere’yi dolaştıktan sonra Sicilya Kralı II. Ruggiero’nun sarayına yerleşti. En önemli eseri Libro del Re Ruggiero (Kral Ruggiero’nun Kitabı) adlı eseridir. Bu eserde Rusya, Almanya, İskandinavya, Hint okyanusu kıyıları ve Afrika hakkında bilgiler vermektedir. Bir Dünya Haritası hazırlayarak bu kitabına koymuştur.

    BESİM DARKOT:

    Cumhuriyet döneminin ilk büyük coğrafyacılarından biridir. Türkiye’de çağdaş coğrafyanın gelişmesine katkıda bulunmuştur.Darkot, çeşitli öğretim kademeleri için birçok ders kitabı hazırlamıştır. Ayrıca çeşitli ölçeklerde Türkiye duvar haritaları ve iki İtalyan coğrafyacıyla birlikte hazırladığı Resimli Modern Atlas çalışması vardır. Nüfus hareketleri, kentleşme, kentlerin tarihsel coğrafyası, iktisadi coğrafya, iklim bilgisi ve haritacılık alanlarındaki çalışmalarıyla Türkiye’de çağdaş coğrafyanın gelişmesine önemli katkısı olmuştur.

    İBRAHİM HAKKI AKYOL:

    Türkiye’de çağdaş coğrafyacılığın kurucu öncülerinden biridir.
    Türkiye’nin çeşitli yörelerinde ilk jeomorfolojik ve klimatoloji (iklimbilim) araştırmalarını başlattı. Türk Coğrafya Kurumu’nun kurucu üyeleri arasında yer aldı. Ülkemizde coğrafya eğitimine ciddi katkılarda bulunmuş olan Akyol Türkiye’de bilimsel coğrafyanın kurucusu sayılmanın yanı sıra fizik, alanında da makaleler yayımlamıştır.

    FAİK SABRİ DURAN ( 1883 – 1943)

    Coğrafyaya ait kitapları ve atlaslarıyla tanınmış bir öğretmen ve yazardır. 1906’da Paris’e giden F. S. Duran 1912′ de Sorbonne Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümünde yüksek tahsilini tamamladı. Memlekete dönünce öğretmen oldu, çeşitli okullarda ve Üniversite’de coğrafya öğretmenliği yaptı. Almanya’dan getirilen Prof. Obst ile birlikte, Türkiye’de bağımsız bir Coğrafya Enstitüsünün kurulmasına çalıştı. 12 mart 1942’de Türk Coğrafya Kurumu’nun Genel Merkez Heyeti üyeliğine seçildi. Her derecedeki okullar için yazdığı coğrafya ders kitaplarından, atlaslardan, okul haritalarından başka, telif ve tercüme, birçok eseri vardır. Son eseri olan Kâşifler Alemi basılırken öldüğünden, bu kitap ölümünden sonra tamamlanmıştır.

    Prof. Dr. HAYATİ DOĞANAY (1948 – )

    Trabzon’un Merkez ilçesine bağlı Yeşilyurt Köyü’nde 1948 yılında doğdu. DOĞANAY’ın yaklaşık 38 yılı akademisyenlik ve 8 yılı öğretmenlik olmak üzere, 46 yıllık meslek hayatı, bir başka ifadeyle 46 yıllık eğitim ve öğretim emektarlığı bulunmaktadır. Bu süre içerisinde, gerek öğretmenlik mesleğine ve gerekse akademik camiaya pek çok öğrenci kazandırmasının yanı sıra; birçok bilimsel yayına da imza atmıştır.

    Prof. Dr. OĞUZ EROL (1926 – 2014 )

    1926 yılında Bursa’da doğmuştur. 1957-1965 yılları arasında Doçent, 1965-1987 yılları arasında Ankara Üniversitesinde görevli olarak görevini sürdüren EROL, sırasıyla A.Ü. Fen Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Bölüm Başkanı, Dil ve Tarih – Coğrafya Dekanlığı dekanlık, aynı Fakültenin Fiziki Coğrafya Kürsüsünde küre başkanı gibi görevlerde bulunmuştur.Jeomorfoloji, Kuvaterner Jeolojisi, Klimatoloji, Hidroloji, Deniz Bilimleri, Çevre Bilimleri, Jeoarkeoloji, Fiziki Coğrafya, Jeoloji, Bilgisayar Bilimlerine ilgi duyan Prof. Dr. Oğuz EROL’un bu alanlarda yayın ve çalışma yaşıyor.1993 yılında yaş haddinden dolayı emekli olmuştur. 1997 yılında İ.T.Ü. Jeoloji Mühendisliği bölümü. Birleşim yerini seç. Aynı bölümde proje bazında bilimsel çalışmalar yapıldı.

    SONUÇ OLARAK ; Coğrafya biliminde geçmişten günümüze kadar yaptıkları çeşitli araştırmalarla katkılarını kullandığımız bahsettiğimiz bilim adamları geçmişte ve gelecekte bizlere yol göstereceklerdir. Sayilerin önüne çek tutulan ışık bazı problemlerin çöüzümünde bize yol gösterici olmuş aynı zamanda coğrafayanın gelişmesine katkı sağlamıştır.

    kaynakça;

    Nazmiye Özgüç ve Erol Tümertekin. Coğrafya; Geçmiş, Kavramlar, Coğrafyacılar. İstanbul: Çantay Kitabevi, 2010

    cografyabilim.wordpress.com/2011/05/18/tarihte-cografyaya-katkisi-olan-turk-musluman-ve-yabanci-bilim-adamlari/

    http://www.ekopangea.com/dunyanin-ilk-cografyacisi-strabon/

    Yazı kaynağı : gulyaseminerol.wordpress.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap