Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    cem ve telif nesh tercih ve tevakkuf yöntemlerinin uygulandığı hadis disiplini

    1 ziyaretçi

    cem ve telif nesh tercih ve tevakkuf yöntemlerinin uygulandığı hadis disiplini bilgi90'dan bulabilirsiniz

    CEM‘ ve TE’LÎF

    CEM‘ ve TE’LÎF

    Dârimî, “Siyer”, 25.

    Buhârî, “Cihâd”, 149, “İʿtiṣâm”, 28, “İstitâbetü’l-mürteddîn”, 2, “Feżâʾilü aṣḥâbi’n-nebî”, 1, “Riḳāḳ”, 7.

    Müslim, “Aḳżıye”, 19, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe”, 210-212, 214-215.

    İbn Mâce, “Cihâd”, 30, “Aḥkâm”, 26.

    Ebû Dâvûd, “Ḥudûd”, 1, “Cihâd”, 111, “Aḳżıye”, 13.

    Tirmizî, “Şehâdât”, 1.

    Hattâbî, Meʿâlimü’s-Sünen (nşr. M. Râgıb et-Tabbâh), Haleb 1932, III, 80.

    Şevkânî, İrşâdü’l-fuḥûl, s. 38-42.

    Leknevî, el-Ecvibetü’l-fâżıla (nşr. Abdülfettâh Ebû Gudde), Haleb 1384/1964, s. 160-221.

    İsmail Hakkı İzmirli, İlm-i Hilâf, İstanbul 1914, s. 202-203.

    İsmail L. Çakan, Hadislerde Görülen İhtilaflar ve Çözüm Yolları, İstanbul 1982, s. 169-194.

    Yazı kaynağı : islamansiklopedisi.org.tr

    TEVAKKUF

    Cem ve Te'lif nedir?

    Cem ve Te'lif nedir?

    Hadislerden birinin emrettiğini ötekinin nehyetmesi şeklinde özetlenebilecek olan "ihtilâfü'l-hadîs" meselesinin çözümü için cem', nesih, tercih ve tevakkuf gibi çeşitli usuller bulunmaktadır. Birbirine zıt gibi görünen iki hadisten her biriyle aynı zamanda amel etmeyi mümkün kılan bu usullerin başında cem' ve te'lîf metodu yer almaktadır. Bu metot, iki hadis arasındaki ihtilâfı te'vil yoluyla giderme esasına dayanmaktadır. Çünkü peygamber olması itibariyle Resûlullah'ın tenâkuza düşmesi, tutarsız sözler söylemesi düşünülemez. Buna göre Hz. Peygamber'e aidiyeti kesinlikle bilinen hadisler arasında daima mâkul bir izah bulunabilir. Abdülhay el-Leknevî, bu tür hadislerde âlimlerden birinin dikkatinden kaçan bir ittifak noktasının bir başkası tarafından bulunabileceğini ileri sürerek cem' ve te'lîf usulünün sınırsız olduğunu söylemektedir. Tevfîk diye de adlandırılan cem' ve te'lîf metoduyla hadisler üç şekilde bağdaştırılır. 1. Hükmü umumi olan delili bir mânaya tahsis ederek; 2. Mutlak olanı sınırlandırarak; 3. Hadislerin ayrı ayrı durum ve olaylara ait olduğunu göstererek. Hadisleri bağdaştırmada dikkate alınacak husus, sonuçta her iki delilin de yürürlükte kalmasıdır. Bu sebeple problemin çözümünde hadisçiler daha çok cem' ve te'lîf metoduna öncelik vermişler, Hz. Peygamber'e ait olma ihtimali bulunan rivayetlerin hiçbirini terketmemek için zorlanmadan te'vil etmenin gereğini savunmuşlardır. Bunun her zaman mümkün olduğunu söyleyen İbn Huzeyme, "Resûlullah'tan sahih senedle gelmiş birbirine zıt iki hadis bilmiyorum; kimin elinde böyle hadis varsa getirsin te'lif edeyim" demiştir. Bu sözünden, onun aslında cem' ve te'lîf sınırları dışında kalan nesih, tercih ve tevakkuf gibi usulleri de te'lîf yolu kabul ettiği anlaşılmaktadır.

    Cem' ve te'lîfe örnek olarak şu hadisler zikredilebilir: "Dinini değiştireni öldürünüz" (Buhârî, "Cihâd", 149, "İʿtiṣâm", 28, "İstitâbetü'l-mürteddîn", 2; Ebû Dâvûd, "Ḥudûd", 1) hadisiyle -dinden dönen kadınlar söz konusu olduğunda- "Resûlullah kadınları öldürmekten menetti" (Ebû Dâvûd, "Cihâd", 111; İbn Mâce, "Cihâd", 30; Dârimî, "Siyer", 25) hadisi birbiriyle çelişkili görünmektedir. Birinci hadisi bir genelleme kabul edip dinini terkeden kadın erkek herkesin öldürüleceği, ikinci hadisi de savaşa katılmayan gayri müslim kadınlara tahsis etmek suretiyle onların öldürülmeyeceği sonucunu çıkarmak mümkündür. Ayrıca birinci hadisteki genel hükmün ikinci hadisle tahsis edildiğini düşünerek hadisleri cemetmek ve dinden dönen kadınlar öldürülmez sonucuna ulaşmak da mümkündür. Nitekim Hanefîler bu ikinci çözümü benimsemişlerdir.

    Diğer bir cem' ve te'lîf şekli de bir sebep ve zaruretin bulunması kaydıyla birbirine zıt görünen her iki hadisi te'vil etmektir. Buna da örnek olarak şu hadisler gösterilebilir: "En hayırlı şahit, istenmeden şahadette bulunandır" (Müslim, "Aḳżıye", 19; Ebû Dâvûd, "Aḳżıye", 13; Tirmizî, "Şehâdât", 1; İbn Mâce, "Aḥkâm", 26). "Nesillerin en hayırlısı çağdaşlarım, sonra onları takip edenler, sonra onları takip edenlerdir" hadisinin devamında "daha sonra istenmeden şahitlik yapacak bir neslin geleceği" belirtilmiştir (bk. Buhârî, "Feżâʾilü aṣḥâbi'n-nebî", 1, "Riḳāḳ", 7; Müslim, "Feżâʾilü'ṣ-ṣaḥâbe", 210-212, 214-215). Birinci hadiste dava sahibi tarafından tanınmayan, ikinci hadiste tanınan şahit kastedilmiştir. Çünkü tanınan şahit istenmeden gelirse bunu yaranmak için yapmış olabileceğinden çağrılmayı beklemesi daha uygundur. Bu tür te'lîflerde hadislerin özelliklerine göre daha çok izah şekli bulmak da mümkündür. Nitekim bu son iki hadisle ilgili üç ayrı te'vil daha yapılmıştır.

    Cem' ve te'lîfin pratikteki sonucu, her hadisi uygulama imkânına kavuşturmaktır. Ancak yapılan te'villeri destekleyen şer'î delillerin bulunması temel şarttır. Böyle olmadan sırf re'y* ile yapılacak bir cem' ve te'vil makbul değildir. Bu sebeple cem' ve te'lîf, hadis ve fıkıh ilimlerini ve bunların usullerini iyi bilenler tarafından yapılabilir. İslâm âlimleri, zorlama olmadan yapılan te'villerle cem' ve te'lîf edilmiş hadislerin her ikisiyle birlikte amel etmenin vâcip olduğu hususunda görüş birliği içindedirler.

    Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

    Yazı kaynağı : www.sabah.com.tr

    Diyanet Hadislerle İslam

    sebebi budur. Muhtelifü"l-hadîs , "makbul bir hadisin aynı konuda kendisi gibi makbul bir veya birçok hadise yahut öteki delillere görünürde veya gerçekte mânen muhalif olmasından ve bu muhalefetin giderilme yollarından bahseden ilim dalıdır."287 Ancak hemen belirtilmelidir ki iki hadis arasında bir çelişkiden söz edebilmek için hadislerin her ikisinin de sıhhat ve sübut açısından aynı düzeyde makbul sayılmaları gerekir.

    Hadisler arasındaki ihtilâfın sebepleri arasında Hz. Peygamber"in farklı durumlarda, duruma özgü farklı davranış sergilemesi, maksadına göre değişik ifadeler kullanması, fiillerinin hükmünü her defasında açıklamaması, sorulara muhataplarına göre ve gerektiği ölçüde cevap vermesi gibi hususlar ifade edilebilir. Diğer yandan râvinin hadisin bir kısmını duyup diğer kısmını duymamış olması, Hz. Peygamber"in maksadını yanlış anlaması, hadisin sebeb-i vürûduna vâkıf olmaması gibi râviye ait ihtilâf sebeplerinden söz edilebilir. Ayrıca hadislerin mânâ ile rivayet edilmiş olması, rivayette ihtisar, ziyade yahut tashifin bulunması, hadislerin lafızlarının ve Arap dilinin kendine özgü incelikleri ve teşrî usulünde takip edilen tedrîcîlik ilkesi gibi nedenler de hadislerde görülen zâhirî ihtilâfın nedenlerindendir.288

    Hadis âlimleri hadisler arasındaki ihtilâfın giderilmesinde dört aşamalı bir usul takip etmişlerdir. Bunlar:

    a. Cem" ve telif: Aralarında ihtilâf olan hadisleri usulüne uygun bir şekilde tevil ederek uzlaştırma ve bağdaştırma esasına dayanır. Böylece her iki hadis de yürürlükte kalır ve ikisiyle de amel etmek mümkün olur. Cem" ve telif usulü, hadislerdeki ihtilâfa makul bir izah getirmek için hadis ilminin ve diğer ilimlerin verilerini dikkate almak zorundadır. Dolayısıyla hadis âlimlerinin kişisel kabiliyetlerine ve yetkinliklerine bağlı olarak sınırsız şekilde uygulama örneği olabilir.

    b. Nesih: Hadisler arasındaki ihtilâfın cem" ve telif yoluyla giderilmesi mümkün olmadığı zaman, hadislerde nesih olup olmadığına bakılır. Nesih , şer"î bir hükmün daha sonra gelen şer"î bir delille kaldırılmasıdır. Aralarında teâruz olduğu düşünülen hadislerde nesih söz konusu ise zaman itibariyle sonra olan hadisin (nâsih) hükmü devam eder, daha önce vârid olan hadisin (mensûh) hükmü kalkar ve onunla amel edilmez.

    c. Tercih : Cem" ve telifi mümkün olmayan, aralarında neshin varlığına da hükmedilememiş bulunan muteârız hadisler, bazı sebeplere istinaden tercih işlemine tâbi tutulur. Bu noktada aralarında zıtlık bulunan her iki

    Yazı kaynağı : hadislerleislam.diyanet.gov.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap