Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    canlıları sınıflandıran ilk bilim insanı kimdir

    1 ziyaretçi

    canlıları sınıflandıran ilk bilim insanı kimdir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Bilimsel sınıflandırma

    Bilimsel sınıflandırma veya biyolojik sınıflandırma, biyologların yaşayan veya soyu tükenmiş canlılara ait türleri nasıl gruplandıracaklarına veya kategorize edeceklerine dair bilimsel temelleri ortaya koyar. Modern sınıflandırma, Carolus Linnaeus'un, türlerin fiziksel özelliklerine göre sınıflandırılması sistemini temel alır. Bu sınıflandırma Linnaeus'dan beri Darwinci prensibin genel kuralları ışığında birçok düzenlemeye uğramıştır. Moleküler sınıflandırmanın kullandığı DNA analizi yöntemi ile bu sınıflandırmanın birçok ilkesi de değişmiştir ve değişmeye devam etmektedir. Bilimsel sınıflandırma bir bilim olarak taksonomi veya sistematik ile ilişkilidir.

    İlk sınıflandırma[değiştir | kaynağı değiştir]

    Sınıflandırmanın tarihi milattan önceye dayanır. Eski Yunan bilginlerinden Hippocrates (Hipokrat) (MÖ 460-377), hayvan türlerini saymış olmakla beraber, çalışmasının takibeden bölümlerinde bunların sınıflandırılması için çaba sarf etmemiştir. Yaşam formlarının sınıflandırılmasına ait bilinen en eski çalışma, Yunan filozof Aristoteles (Aristo) (MÖ 354-291) tarafından yapılmıştır. Aristoteles yaptığı sınıflandırmada yaşam ortamlarını (hava, kara ve su) temel olarak almıştır.

    Sevilla kadısı İbn-i Rüşd, 1172 yılında, Aristoteles'in kitabını de Anime (Hayvanlar) adıyla kısaltıp tercüme etmiştir. Bu kitap daha sonraları Mitchell the Scot tarafından latinceye çevrilmiştir.

    Bilimsel sınıflandırmanın gelişmesinde, sonraki önemli değişiklik İsviçreli profesör Conrad Gesner (1516-1565) tarafından yapılmıştır. Gesner'in çalışmaları aynı zamanda, yaşam alanında bilinen en eski derlemelerdir. Gesner'in 1558 yılındaki biyolojik gözlemleriyle bilim dünyasına sağladığı katkılar, ölümünden ancak 58 yıl sonra basılabilmiştir. Ulisse Aldrovandi'nin 1602 yılında yayımlanan araştırmaları, böceklerin sınıflandırılmasına dair ilk denemelerdir.

    Yeni Dünya (Amerika)'nın bir bölümünün keşfedilmesi hayvan yaşamının yeni keşfedilen formlarına ait örnekler verilmesine ve tanımlamalar yapılmasına neden olmuştur. 16. yüzyılın sonları ve 17. yüzyılın başları, hayvanlar üzerine dikkatli araştırmaların yapılmaya başlandığı dönemdir. Bu çalışmalar öncelikle ailesel türlere yönelmiştir. Böylece organların benzerliği ile başlayan sınıflandırma yavaş yavaş gelişerek anatomik temellere dayandırılmaya başlanmıştır. Girolamo Fabrizio (1537 - 1619), Petrus Severinus (1580 - 1656), William Harvey (1578 - 1657), Edward Tyson (1650 - 1708), Marcello Malpighi (1628 - 1694), Jan Swammerdam (1637 - 1680) ve Robert Hooke (1635 - 1702) bilimsel sınıflandırmanın gelişmesinde katkıları olan bilim insanlarıdır.

    İngiliz doğacı John Ray (1627-1705) bitkiler, hayvanlar ve din teolojisi hakkında önemli eserler yayımlamıştır. Historia Plantarum adlı eserinde bitkilerin sınıflandırılmasına getirdiği yaklaşım modern taksonomi için önemli bir adımdır. Ray bu eserinde daha önce kullanılan sınıflandırma sistemlerini reddetmiş, bunun yerine gözlemler sonucu ortaya çıkan benzerliklere ve farklılıklara göre bir sınıflandırma yapma yoluna gitmiştir.

    Sanat açısından büyük değer taşıyan çizimler, Anna Maria Sibylla Merian (1647-1717) tarafından yapılmıştır. Merian sadece ressam değil, aynı zamanda bir tabiat araştırıcısıydı. 1699 yılında Güney Amerika'nın bugün bile en vahşi doğasının bulunduğu Surinam bölgesinde yaptığı çalışmaları 1705 yılında 54 Tablo halinde yayınlanmıştır. Merian, Entomoloji literatürüne aynı zamanda sanat yönünden en değerli ilk eserleri kazandırmıştır.

    Linnaeus Taksonomisi[değiştir | kaynağı değiştir]

    John Ray'in ölümünden iki sene önce Carolus Linnaeus (1707-1778) doğmuştur. Yapıtı Systema Naturae yaşamı sırasında on iki baskı yapmıştır. (1. baskı: 1735) Linnaeus modern sınıflandırma için bilinen en iyi metodu tanıtmış ve sistematik zooloji, sistematik botanik ve bilinen diğer sistematik türlerini oluşturmuştur.

    Linnaeus, John Ray'in türler hakkındaki yaklaşımını benimsemiştir. Her türün iki Latince kelimeden oluşan bir birim ile adlandırılmasını önermiş ve bu kullanımda ısrar etmiştir. Bu iki kelimelik yapının ilk kelimesi, yaşam formunun ait olduğu cinsin ismidir. İkinci kelime ise o cinsin değişik türlerini belirtmek için kullanılan ve türün genel özelliklerine bağlı olarak seçilmiş bağımsız bir kelimedir. Bu yaklaşım günümüzde kullanılan iki kelimelik isimlendirme için temel teşkil etmiştir. Bu iki kelimelik isimler, türlere ait bilimsel isimler veya türlerin sistematik isimleridir. Türlerin ayırt edilmesini daha da kolaylaştırmak için iki kelimelik isimlendirme kullanılmaktadır. Bilimsel adların doğru yazılması için; cins isimleri büyük harfle başlamalı, tür isimleri ufak harfle başlamalı, yazar ismi ve yayın notu eklenmelidir.

    Linnaeus'dan önce, bazen tanımlayıcı bir sıfat içeren bazen ise farklı birçok kelimeden oluşan isimlendirme kullanılıyordu. Bilim insanları aynı tür için farklı isimler de kullanabiliyorlardı. Bu adlandırma bilim dünyasında birçok karışıklığa neden oldu. Linnaeus'un sistemi, bitki ve hayvan türlerine verilen bu farklı isimlendirmeleri bir standarda ve kolay anlaşılan bir şekle kavuşturdu. Linnaeus sistemini, cins, takım, sınıf gruplarını ekleyerek daha da geliştirdi.

    Linnaeus sistemi, organizmaları gruplar hiyerarşisi içinde düzenleyerek çalışır. Her grup kendinden daha alt basamaktaki grupları içerir. Kolayca bilinen iki kelimelik bilimsel isim diğer altı basamak ile de tanımlanabilir.

    Taksonomide en fazla kullanılan takson basamakları şunlardır;

    Ancak daha geniş bir şekilde takson basamakları şöyle yazılabilir:
    Yukarıdaki sıralamadan da görüldüğü üzere takson basamaklarında alt seviyelere inildikçe ortak özellikler artmakta ve bu nedenle bazen ön eklerle ara basamaklar da oluşturulabilmektedir. Örnek olarak;

    Modern geliştirmeler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Linnaeus'un geliştirdiği türlerin sınıflandırılması yaklaşımı ve takson basamakları en az iki yüzyıl boyunca biyolojide aynen kullanıldı.

    Örnekler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kara karınlı sirke sineği (Drosophila melanogaster), insan (Homo sapiens) ve büyük çiçekli manolya (Magnolia grandiflora)'ya ait sınıflandırmalar aşağıdadır:

    Kara karınlı sirke sineği (Drosophila melanogaster)[değiştir | kaynağı değiştir]

    İnsan (Homo sapiens)[değiştir | kaynağı değiştir]

    Büyük çiçekli manolya (Magnolia grandiflora)[değiştir | kaynağı değiştir]

    Not: Bu örnekte birçok takson, cinsten sonra isimlendirilmiştir, manolya bu cinse ait ilk türdür ve yazılışı cins ismi ile aynıdır. Manolya ve birçok bitki, çiçeklere sahip olmalarından dolayı "Çiçekli bitkiler" veya "Kapalı tohumlular" olarak adlandırılırlar.

    Takson gruplarına ait ekler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Cinsten daha büyük takson basamaklarına ait isimler cins isimlerine yapılan ekler ile türetilmiştir. Bu isimlerin türetilmesinde kullanılan ekler aşağıdaki tabloda listelenmiştir.

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Canlıların Sınıflandırılması

    Canlıların Sınıflandırılması

    Doğada çok sayıda canlı vardır. Bu canlıların özelliklerini bilmek, onları tanımak doğal dengenin korunması için çok önemlidir. Doğadaki canlılar benzer özelliklerine göre gruplandırılmışlardır. Canlıları benzer özelliklerine göre gruplandırmaya sınıflandırma denir.

    Not: Canlıları sınıflandıran ilk bilim insanı Aristo’dur. ( Bitki ve hayvan olmak üzere ikiye ayırmıştır. )

    Not: Günümüzdeki şeklini almasını sağlayan ise Karl Linne’dir.

    Yazı kaynağı : sevilaycali.com

    biyocal - Canlıların Sınıflandırılması

    biyocal - Canlıların Sınıflandırılması

    CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

    Yeryüzünde 2.000.000'un üzerinde canlı yaşamaktadır ve bunlardan yalnızca %15-20'si tanımlanmıştır. İnsanoğlu, çevresinde yaşayan canlılarla birlikte dünyayı paylaşmaktadır. Çevremizdeki bitki ve hayvanları iyi tanımak, yaşamımızı kolaylaştıran birçok bilgiye sahip olmamızı da sağlayacaktır. Bilim adamları canlıları daha kolay incelemek için onların benzer özelliklerini göz önüne alarak onları ortak gruplara koymaya çalışırlar. Bu işlemlere sınıflandırma (biyosistematik) denir. Başka bir deyişle canlıların benzerlik ve kalıtsal akrabalıklarına göre belirli gruplarda toplanmasına biyolojik sınıflandırma denir. Biyolojinin alt dalı olan bu bilime ise Taksonomi (Sistematik) denir.

    Sınıflandırmanın Önemi ve Gerekliliği
    Dediğimiz gibi yeryüzünde birçok canlı henüz tanımlanamamıştır.
    Bu kadar çok canlı çeşidini incelemek, ancak onları belirli özelliklerine göre sınıflandırarak mümkün olur. Yani "sınıflandırmanın amacı, canlıları bir sisteme oturtmak ve doğayı daha kolay anlaşılır hale getirmektir" denilebilir.

    Sınıflandırmanın Çeşitleri

    1-) Amipirik(yapay) sınıflandırma

    İlk sınıflandırmayı Yunan Filozofu Aristoteles (m.ö.383-322) yapmıştır. Aristoteles bitkileri otlar, çalılar, ağaçlar; hayvanları ise yaşadıkları yere göre karada, suda ve havada yaşayanlar şeklinde gruplandırmıştır.

    Aristoteles’in sınıflandırması canlıların görülebilen ve morfolojik özelliklerine göre yapılmıştır. Günümüzdeki sınıflandırılmada, canlıların bütün özellikleri göz önünde bulundurulur.

    Örneğin yarasanın kanatlarına bakarak onu kuşlar sınıfında incelemek mümkün değildir. Yarasa bütün özellikleri ile bir memeli hayvandır.

    Sınıflandırma, canlıların görülen bir veya birkaç özelliğine göre yapılırsa ‘suni sınıflandırma’ (yapay sınıflandırma) adını alır. Aristo’nun yapmış olduğu sınıflandırma yapay sınıflandırmadır. Buna ampirik sınıflandırma da denir. Ampirik sınıflandırma nitel gözleme dayanır ve temeli analog organlardır.
    Analog organlar, görevdeş organlar demektir. Kökenleri farklı, görevleri aynı olan organlardır. Örnek vermek gerekirse, sineğin kanadı da yarasanın kanadı da uçmaya yarar fakat kökenleri aynı değildir.

    2-) Filogenetik(doğal) sınıflandırma

    Günümüzde sınıflandırma, canlıların akrabalık ilişkilerine göre yapılır. Sınıflandırılmada canlıların tüm özellikleri(hücresel yapısı ve sayısı, üreme ve beslenme şekli, yaşama alanları vs.) göz önünde bulundurulur. Bu çeşit sınıflandırmaya ‘tabii sınıflandırma’ (doğal sınıflandırma) denir.
    Doğal sınıflandırma bilimsel olan sınıflandırılmadır. Buna filogenetik sistematik de denir.
    Bu sınıflandırma çeşidinde yapay sınıflandırmadan farklı olarak homolog organlar kullanılır. Kökenleri aynı, görevleri farklı olan organlara homolog organlar denir. Örnek vermek gerekirse, balinanın yüzgeci, kuşun kanadı ve insanın kolu köken olarak aynı olmasına rağmen(Mezoterm), görev olarak farklıdırlar. Biri yüzmeye, biri uçmaya ve diğeri tutmaya yaramaktadır.

    Canlıların İsimlendirilmesi
    Sınıflandırmanın en küçük birimi türdür. Sınıflandırmada tür kavramını ilk kuran kişi John Ray'dır.
    Tür, ortak bir atadan gelem,yapı görev bakımından ortak özelliklere sahip olan, kendi aralarında çiftleşerek verimli döller meydana getirebilen bireylerin oluşturduğu topluluktur.
    Sistematikte her tür iki isimle adlandırılır. Buna ikili adlandırma(binaminal adlandırma) denir. Bu iki isimden birincisi canlının cinsini belirtir ve büyük harfle başlar, ikincisi tanımlayıcı özelliğini belirtir, küçük harflerle ve italik yazılır. Her türün iki isimle adlandırılması ilk kez Carolus Linnaeus tarafından kullanılmıştır.
    Örnek
    Aslan: Felis leo 
    Kaplan: Felis tigris
    Ev kedisi: Felis domesticus  
    Köpek: Canis familiaris
    Kurt: Canis lupus
    Karaçam: Pinus nigro   
    Soğan: Allium cepa
    Patates: Solanum tuberosum
    Ev faresi: Mus musculus

    Ayrıca sistematikçiler günümüzde sınıflandırma yaparken fosillerden yararlanırlar. Fosillerden elde edilen doku örnekleri analiz edilip DNA benzerliklerinden yararlanılarak canlıların akrabalıkları tespit edilir.

    Şimdi de sınıflandırma da kullanılan basamakları inceleyelim:

    Filogenetik sınıflandırmada temel birim olan türler bir araya gelerek cinsleri, cinsler bir araya gelerek aileleri, aileler bir araya gelerek takımları, takımlar bir araya gelerek sınıfları, sınıflar bir araya gelerek şubeleri ve şubeler bir araya gelerek en büyük kademe olan alemleri oluştururlar.
    Doğal sınıflandırmaya göre canlılar; arkeler, bakteriler, protista, mantarlar, bitkiler ve hayvanlar alemi olmak üzere 6 alemde toplanır. Bu alemler oluşturulurken hücre yapısı, bir hücreli veya çok hücreli oluşu, depo maddelerinin çeşidi gibi birçok özellik dikkate alınmıştır.

    Yazı kaynağı : biyocal.tr.gg

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap