Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir

    1 ziyaretçi

    bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Paragrafta Ana Fikir (Paragrafta Ana D���nce)

    Bir par�ada, metinde ya da paragrafta anlat�lmak istenen as�l d���nceye, verilmek istenen as�l mesaja ana fikir (ana d���nce) denir.

    Yaz�da bir�ok fikir bulunabilir. Ama as�l anlat�lmak istenen fikir tektir. Ana fikir, k�saca, par�an�n bir c�mlelik �zetidir. Ana fikir bazen par�an�n i�inde bir c�mle halinde verilmi� olabilir. Bu durumda o c�mleye ana fikir c�mlesi diyebiliriz. Ana fikir par�ada c�mle halinde verilmemi�se par�an�n b�t�n�nden ana fikri kendimiz ��karmam�z gerekir. Baz� par�alarda birden �ok ana fikir var gibi g�r�nebilir. �yi haz�rlanm�� bir par�ada kesinlikle tek ana fikir vard�r. �kinci ana fikir dedi�iniz ikinci g�r��, esas ana fikri desteklemek i�in vard�r.

    Ana d���nce Nas�l Belirlenir?

    Ana d���nceyi belirlemek, bir s�zc���n c�mlede kazand��� anlam�, yapt��� g�revi, c�mlelerin ilettikleri yarg�y� kavramaya ba�l�d�r.

    Ana d���nceyi belirlemede yan�lg�ya d��memek i�in par�ay� b�t�n�yle kavramay� ama�layarak okumak gerekir.

    Par�a okunduktan sonra, "Bu par�ada yazar�n as�l anlat�lmak istedi�i nedir?" sorusuna do�ru bir cevap al�n�rsa, ana d���nce belirlenmi� olur.

    Ana D���nce C�mlesinin Yeri

    Ana d���nce c�mlesi, yazar�n amac�n� belirleyen c�mledir. Paragrafta anlat�lan her �eye bu c�mle y�n verir. Ana d���nce c�mlesi yazar�n tutumuna ba�l� olarak paragraf�n ba��nda, ortas�nda ya da sonunda bulunabilir. Kimi paragraflarda ise ana d���nce somut olarak paragraf�n herhangi bir yerinde g�r�lmez; paragraf�n t�m�ne sindirilmi� olur.

    * Paragraf t�mdengelim y�ntemiyle olu�turulmu�sa ana d���nce c�mlesi ba�ta yer al�r; ilk c�mle hem konuyu hem ana d���nceyi yans�t�r.

    Bu par�an�n ana d���ncesi ilk c�mlede belirtilmi�tir. Yazara g�re, "Tiyatro �yle geni� bir �al��ma alan�d�r ki onu b�t�n y�nleriyle ��renmeye bir insan�n �mr� yetmez."

    * Paragraf t�mevar�m y�ntemiyle kurulmu�sa ana d���nce c�mlesi sonda olur. Bu durumda sonu� c�mlesi, par�ada anlat�lanlar�n t�m�n� �zetler.

    Verilen par�an�n son c�mlesi "K�sacas�......" bi�iminde ba�l�yor. Buradan anl�yoruz ki yazar, par�ada anlatt��� her �eyi burada k�saca belirtecek. Par�an�n son c�mlesi, ana d���ncedir.

    * Ana d���nce kimi zaman da paragraf�n orta b�l�m�nde yer alabilir.

    Bu par�ay� dikkatlice okursak (II) numaral� c�mlenin ana d���nceyi yans�tt���n� g�rebiliriz.

    Ana d���nce C�mlesinin ��levi ve Nitelikleri

    Ana d���nce c�mlesi, anlatacaklar�m�z� bulma i�ini kolayla�t�r�r. Yaz�ya birlik, b�t�nl�k kazand�r�r. ��nk� yaz�n�n �rg�s�, ana d���nce c�mlesi �zerine kurulur. �yi bir ana d���nce c�mlesinde �u nitelikler bulunur:

    * Ana d���nce c�mlesi konu de�il, d���nce belirtmelidir.

    �rnek: "Yaban roman�" ==>Konu ama ana d���nce c�mlesi de�il.

    "Yaban, k�y ve k�yl� sorununa parmak basan ger�ek�i bir roman�m�zd�r." ==> Ana d���nce c�mlesi.

    * Ana d���nce c�mlesi, a��k ve �zl� olmal�d�r.

    �rnek: "Yaban roman� Anadolu halk�n�n ya�ay��� �zerine yazar�n t�rl� g�r��lerini kapsar ki her biri okuyan� ve halk� ac� ac� d���nd�r�r." ==> Ne a��k ne de �zl�.

    "Yaban'da T�rk k�yl�s�yle T�rk ayd�n� aras�ndaki derin u�urum ortaya konmu�tur." ==> Ana d���nce c�mlesi.

    * Ana d���nce c�mlesi a��k ve anla��l�r olmal�, de�i�ik yorumlara yol a�mamal�d�r.

    �rnek: "Bu yaz, Anadolu'da yapt���m bir geziden t�rl� izlenimler edindim ki, her biri b�lgesel bir de�er ve renk ta��maktad�r." ==> A��k ve anla��l�r de�il.

    "Anadolu'daki gezimden Do�u Anadolu k�ylerindeki ev tipleriyle Bat� Anadolu'dakiler aras�nda b�y�k farkl�l�klar oldu�unu ��rendim." ==> Ana d���nce c�mlesi.

    * Ana d���nce c�mlesi a��klama yapmam�za, �rnek vermemize, kar��la�t�rmalara, nedenleri belirtmemize, etki ve sonu�lar� g�stermemize, k�sacas� geli�tirilmeye uygun olmal�d�r.

    �rnek: "�stanbul Bo�az�, Asya ile Avrupa'y� birbirine ba�lar." ==> Geli�tirilmeye uygun de�il.

    "�stanbul Bo�az�'n�n Asya ile Avrupa'y� birbirine ba�lamas�n�n askeri y�nden de�eri b�y�kt�r."==> Geli�tirilmeye uygun, ana d���nce c�mlesi olabilir.

    --------------------------------------------------------------------------------

    Par�an�n konusu Tutunamayanlar ve ana fikri de Tutunamayanlar roman�n�n de�erinin anla��lamam�� olmas� olmal�d�r.

    Bu par�an�n konusu; koku, ses ve m�ziktir. Ana fikri ise koku, ses ve m�zik ge�mi�teki bir olay� veya kavram� kolayca �a�r��t�r�rd�r.

    Bu par�an�n konusu, y�ll�klard�r. Ana fikri de y�ll�klar, zaman ge�tik�e, kapsaml� olmaktan uzakla�m��, s�radanla�m��t�rd�r.

    Konu: �kinci okumad�r.
    Ana fikir: Bir kitab�n ikinci kez okunu�unun ilkinden farkl� hatta daha yararl� oldu�udur.

    Konu: halk oyunlar�m�z.
    Ana fikir: halk oyunlar�m�za ilginin giderek artt��� ve halk oyunlar�m�z�n gelece�inin parlak oldu�udur.

    Konu: ad� ge�en roman�n ki�ileridir.
    Ana fikir: ad� ge�en romandaki ki�ilerin ger�ek hayattaki ki�ilerden esinlenerek olu�turulmas�na ra�men ger�ek ki�ilerin ayn�s� olmad�klar�d�r.

    Konu: sanat yap�t�n�n anlatt�klar�.
    Ana fikir: sanat yap�t�n�n b�t�n�yle a��klanamayaca��d�r.

    * �yi olan bir paragrafta yaln�zca bir ana fikir vard�r. Di�erleri yard�mc� fikirdir.

    ANA F�KR� BULMANIN P�F NOKTALARI

    D���nce Ak��� Hangi Y�nde?

    Ana fikrin bulunmas�nda d���nce ak���n�n hangi y�nde oldu�unu bulmak da �ok �nemli bir kurald�r.

    Anlat�m tekniklerinin ba��nda de�indi�imiz t�mdengelim ve t�mevar�m y�ntemlerine yeniden d�n�yoruz. D���nce ak���n�n genelden �zele gitti�i paragraflarda yani t�mdengelim tekni�iyle yaz�lm�� yaz�larda ana fikir ba�tad�r. Yazar ilk c�mlede fikrini s�yler, sonrakilerde bu fikri destekler, ispatlar.

    �rnek: A�a��daki �rnek paragrafta d���nce genelden �zele gitmektedir. �lk c�mledeki ana fikri bulmaya �al��al�m.

    Par�an�n ana fikri yazar�n s�z�n� etti�i kitab�n iyi bir �iir kitab� oldu�udur. Yazar bu g�r��� par�an�n ilk c�mlesinde yani giri� b�l�m�nde belirtmi�. Sonraki c�mlelerde bunu a��klam��. Demek ki bu par�ada t�mdengelim uygulanm��.

    D���nce ak���n�n �zelden genele gitti�i par�alarda ise ana fikir par�an�n sonundad�r. Yazar d���ncesini anlatt��� paragraf�n sonunda fikrini derleyip toparlar ve bir ana fikir c�mlesi halinde belirtir.

    Bu par�ada yazar�n ana fikri, yazarlar�n eserlerini olu�tururken ba�ka eserlerden etkilenmelerinin olduk�a do�al kar��lanmas� gereken bir durum oldu�udur. Bu d���nce par�an�n son iki c�mlesinde verilmi�tir, yani par�an�n sonu� b�l�m�nde. Demek bu par�ada d���nce �zelden genele do�ru gitmi�. Yani t�mevar�m uygulanm��.

    Par�an�n ana fikri Azra Erhat'�n ele�tirisinin k�r�c� olabilece�idir. Bu d���nceye ula�mak i�in ilk c�mleden ba�lanarak zemin haz�rlanm�� ve son c�mlede fikir bir c�mle halinde s�ylenmi�tir.

    Baz�lar� par�ada ilk c�mleden itibaren s�ylenenlere de ana fikir diyebilir. Ama do�rusu bu de�ildir. ��nk� yazar par�ay� Erhat'�n yaz�lar�n� �vmek i�in de�il onun yaz�lar�n�n aksak y�n�n� belirtmek i�in yazm��t�r.

    Par�ay� �zetleyelim

    Ana fikrin bir c�mle halinde verilmedi�i paragraflar da vard�r. Bunlar sadece geli�me b�l�m�nden olu�an paragraflard�r. Bu paragraflar�n i�inde par�an�n �zeti �eklinde bir c�mle bulunmad��� i�in bize d��en g�rev par�ay� bir c�mle halinde �zetlemektir.

    A�a��daki par�ada ana fikre b�t�n paragraf �zetlenerek ula��labilir. ��nk� ana fikir c�mlesi par�ada belirgin de�ildir. Dikkatli okuyarak ana fikre ula�maya �al��al�m.

    Ana fikir: Sanat e�itimi almam�� halktan sanat zevki beklemenin hatad�r.

    Ana Fikrin Habercisi S�zler

    Par�adaki baz� ifadelere dikkat etmek, ana fikri bulmada yard�mc� olacakt�r. Yazar, kan�mca, bana g�re, bence, yani, b�ylece gibi �zetleyici s�zlerle d���ncesini bir merkeze odaklar. Biz bu ifadelerden sonra yazar�n ana fikri a��klayaca��n� anlar�z.

    A�a��daki par�ay� yukar�daki �zetleyici s�zlere dikkat ederek okuyal�m.

    Ana Fikir: Yazar par�ada bence ifadesinden sonra ana fikri a��kl�yor: Erkmen �evirisinde eksik olan y�nleri g�zden ge�irmeli ve eseri �zerinde biraz daha �al��mal�d�r.

    Okudu�umuz par�alarda yukar�daki a��klamada g�rd���m�z �zetleyici s�zlere dikkat edersek ana fikre daha �abuk ve yanl��s�z ula��r�z.

    Bak�� A��s�

    Par�an�n ana fikrinin bulunmas�nda bak�� a��s�n�n belirlenmesi b�y�k �nem ta��maktad�r. Bak�� a��s�, yazar�n konuya kar�� tak�nd��� tav�rd�r, bu tav�r n�tr, ele�tirel, destek�i, alayc�, k�t�lemeci olabilir. Okuyucu yazar�n tak�nd��� tavr� belirleyebilirse ana fikre daha �abuk ve g�venli ula�abilir.

    Bak�� a��s� �SYM sorular�nda do�rudan sorulmamaktad�r. Fakat bak�� a��s�n�n baz� sorularda ana fikre ula�mada g�z ard� edilemeyecek bir rol� vard�r. Onun i�in okudu�umuz par�alarda yazar�n konuya kar�� tak�nd��� tavr� belirleyebilirsek par�ay� anlamam�z daha kolayla��r.

    �rnek: A�a��daki par�an�n yazar�, s�z konusu insanlara kar�� k�t�lemeci bir tav�r tak�nm��t�r. Par�ay� bu tavra dikkat ederek okuyal�m.

    Yukar�daki par�ada yazar�n k�t�lemeci tavr�n� g�rd�k.

    �rnek: A�a��daki par�an�n yazan ise s�z konusu ki�iye ve onun eserine kar�� destek�i bir tav�r tak�nmakta yani s�z konusu ki�inin yapt�klar�n� onaylamaktad�r.

    Okudu�unuz par�ada yazar�n �zellikle ...iyi de yap�yor... s�z�nde destek�i tavr�n� belirgin �ekilde g�rd�k.

    �rnek: A�a��daki par�an�n yazar� s�z�n� etti�i �r�nlere ele�tirel bir tav�rla yakla��yor. Onlar �zerinde iyi, k�t� gibi yarg�lara var�yor. Onlar� de�erlendiriyor. 

    Okudu�unuz par�ada yazar�n ele�tirel bak���n� g�rd�n�z.

    �rnek: A�a��daki par�an�n yazar� konu �zerine ki�isel g�r�� bildirmiyor. Bu tavr� n�tr, objektif, nesnel bir tav�r olarak adland�rabiliriz.

    Bak�� a��s�n� ana fikir sorular�nda kullan�rsak daha kolay ve daha g�venli olarak ana fikre ula��r�z. �imdi de ana fikri bulmada bak�� a��s�ndan nas�l yararlanaca��m�za bakal�m.

    *Ana fikir sorular�nda ilk �nce konu bulunur. Daha sonra yazar�n konuya bak�� a��s�, daha sonra da ana fikir bulunur. Bu y�ntem ana fikri bulman�n en g�venli yoludur.

    �rnek: A�a��daki par�ada ilk �nce konuyu sonra konuya bak�� a��s�n� daha sonra da ana fikri bulunuz.

    Konu: Ulysses'�n �evirisi.
    Bak�� a��s�: Yazar, Ulysses'�n �evirisine olumlu, �l�ml�, destek�i bak�yor.
    Ana fikir: Bir ba�yap�t olan Ulysses'�n �evirisi hakl� ve b�y�k bir ilgi g�rm��t�r.

    �rnek: A�a��daki par�ada konuyu, yazar�n konuya bak�� a��s�n� ve par�an�n ana fikrini bulmaya �al���n.

    Konu: Yazarl���n Mizah Y�n�.
    Bak�� A��s�: Yazar, yazarl���n mizah y�n�n� destek�i bir y�ntemle ele al�yor. Yani par�ada olumlu, �l�ml�, destek�i bir bak�� a��s� var.
    Ana fikir: Yazarlar yaz�lar�nda mizah unsurlar�n� eksik etmemelidirler.

    Paragraf�n konusu: Sanat��n�n g�revi.
    Paragraf�n bak�� a��s�: Ger�eklerin anlat�lmas�.
    Ana d���nce: Sanat��, ger�ekleri en iyi i�leyip toplumu ayd�nlatmal�d�r.

    Paragraf�n konusu: Do�an�n niteli�i.
    Paragraf�n bak�� a��s�: Sanatsal yarat�c�l�k.
    Paragraf�n ana d���ncesi: Do�a en b�y�k sanat��d�r.

    Paragraf�n konusu: Divan edebiyat�nda �zg�nl���n neye ba�l� oldu�u.
    Paragraf�n bak�� a��s�: S�z sanatlar�nda �zg�n olmak.
    Paragraf�n ana d���ncesi: Divan �airi sadece s�z sanatlar�nda �zg�n oldu�undan bug�ne y�ze yak�n �iir gelebilmi�tir.

    --------------------------------------------------------------------------------

    Ana D���nce: Edebi de�er ta��mayan g�nl�kler yazarlar�n i�ini d�kt��� yaz�lard�r.

    Ana D���nce: Her insan yapt�klar�n�n ilgi g�rmesini ve �v�lmeyi ister.

    Ana D���nce: Roman�n ne oldu�unu belirleyen kesin kurallar ortaya koymak m�mk�n de�ildir.

    �SYM �rnek Sorular

    �rnek Soru: "Edebiyat�m�z karamsar m�, de�il mi? Tart���lmas� gereken bir konu. Yaln�z �nce �unu belirtmeliyim: Karamsarl�k konusunda sorun, en k�t�y�, en dertliyi anlatmak sorunu de�ildir. Sorun, en k�t�ye, en dertliye bak�� sorunudur. Yani yazar�n ger�e�e bak���, ger�e�e yakla�ma bi�imidir. ��nk� ac�y� dile getirmek ba�ka �eydir, karamsar olmak ba�ka �ey."

    A�a��daki c�mlelerden hangisi, bu paragrafta s�ylenmek istenenle ayn� do�rultudad�r?
    A) Ayn� konuyu i�leyen iki yazardan birinin eseri karamsar, �b�r�n�nki iyimser olabilir.
    B) Karamsarl�k sorununu tart���rken yaz�n�n konusundan �ok, yazan�n durumuna bak�lmal�d�r.
    C) Ger�e�i ele al�yorsa, yazar�n karamsar olup olmamas� �nemli de�ildir.
    D) Sorunlar�n �z�ne inebilen yazar, ya karamsar ya da iyimser olmak zorundad�r.
    E) Bir yap�t�n iyimser ya da karamsar olmas� edebiyat�m�z a��s�ndan �nem ta��maz.

    (1983/�YS) Yan�t: A

    �rnek Soru: �nsan ya�land�k�a, an�lar�yla ya�amaya ba�lar, belle�inin girdilerinde ��kt�lar�nda birtak�m g�zellikler arar. Ne var ki an�lar, eski bir sand�k odas�nda, karanl�k dolab�n i�inde bulunan bir lamba gibidir. Tozlar�n� al�n, fitilini d�zeltin, �i�esini silip parlat�n, gazya��n� yenileyin, sonra bir kibrit �ak�p yak�n; solgun bir ���k verir. O g�zelim lamban�n gizemli �����, hi�bir zaman elektri�in yerini tutmaz.

    Bu par�ada an�larla ilgili olarak anlat�lmak istenen a�a��dakilerden hangisidir?
    A) Zihinde kalan ayr�nt�lar�n zamanla yok olmas�
    B) ��erdi�i olaylar�n, ya�and�klar� g�nk� g�zelliklerini koruyamamas�
    C) �nsan�, ya�ad��� zaman diliminden uzakla�t�rmas�
    D) Zaman i�inde fazla de�i�ikli�e u�ramamas�
    E) De�erinin ve etki g�c�n�n, ki�iden ki�iye de�i�mesi (1990/�SS) Yan�t: B

    �rnek Soru: "Gen�li�imde okudu�um kitaplar� yeniden okuyacak ya�a geldim." demi� bir yazar. Ne kadar do�ru! On ya da yirmi y�l �nce okudu�umuz bir kitab� yeniden elimize ald���m�zda ya da eski bir filmi tekrar izledi�imizde ne kadar de�i�ik izlenimler ediniyor, nas�l da farkl� yorumlara varabiliyoruz! Ayn� durum, ku�kusuz, tiyatro i�in de ge�erli. On y�l �nce izledi�imiz bir oyunu, ayn� y�netmenin on y�l sonraki yorumuyla seyrederken, bu ger�e�i daha iyi alg�l�yoruz.

    Bu par�ada as�l anlat�lmak istenen a�a��dakilerden hangisidir?
    A) De�i�ik sanat yap�tlar� temelde benzer nitelikler ta��r.
    B) Tiyatro y�netmenleri ayn� oyunu zaman zaman farkl� yorumlarla sunarlar.
    C) Yazarlar ya�land�k�a yaratma g��leri artmaktad�r.
    D) �nsanlar�n bak�� a��lar�, de�erlendirme �l��tleri ya�la birlikte de�i�mektedir.
    E) Tiyatro yap�tlar�, de�i�ik bi�imlerde yans�t�lmaya uygundur. (2001)/ Yan�t: D

    �rnek Soru: �ocuklar� okumaktan so�utan bir neden de ��retici olmay� her �eyin ba��nda tutmam�zd�r. Ders vermeyen, hem de bunu a��k se�ik yapmayan hi�bir yaz�nsal yarat�, anadili ��retiminde yer almaz; ��nk� yaz�lar�n se�iminde, i�leni�inde temel �l��t ders vericiliktir. Bir yaz�, bir �iir ne denli g�zel, renkli bir ya�ant� birikimiyle y�kl� olursa olsun ders vermiyorsa hi� de�eri yoktur. Oysa bu konuda Goethe ��yle der: "Yaln�zca ders vermekle kalan, duygu d�nyas�n�n s�n�rlar�n� geni�letmede hi�bir katk�s� olmayan kitaplardan nefret ederim."

    Bu par�ada anlat�lmak istenen a�a��dakilerden hangisidir?
    A) Anadili ��retimi, �ocukta okuma al��kanl��� geli�tirme amac�ndan yoksun olmamal�d�r.
    B) Okuma-yazma becerisini s�rekli kullanmayan ki�i, d�� d�nyaya kapal� kalacakt�r.
    C) ��rencilere okutulacak yaz�lar, onlar�n yeti�me ortamlar� g�z �n�nde bulundurularak haz�rlanmal�d�r.
    D) �ocuklara okumay� sevdirmek i�in, ��retici nitelikli kitaplarda da onlar�n i� d�nyalar�n� zenginle�tirici �zellikler bulunmal�d�r.
    E) De�i�ik yaz� t�rleriyle s�k s�k kar��la�mayan �ocuklar, tembel, edilgen bir kafa yap�s�na sahip olurlar.  (2004)/ Yan�t: D

    Dikkat: Bir yaz�n�n ya da paragraf�n ana d���ncesini bulmakta baz� ipu�lar� i�e yarayabilir.

    �zl� s�zler �nemli bir ipucudur. Konuyu biraz a�al�m: �nsanlar k�sa, veciz, �zl� s�zleri severler. Bizim toplumumuzda �zl� s�z s�yleme �ok �nemlidir. Bakmay�n son d�nemlerde �ok konu�an bir toplum olmam�za; asl�nda az ve �z konu�madan yanay�zd�r. Bu ger�e�i atas�zlerimizde de �ne ��karm���zd�r. Peki bunlar�n ana fikirle ne ilgisi var? Yazar bir �eyler anlat�r, anlat�r; daha sonra s�z� ba�lamak ister. Bunun i�in de k�sa ve �z bir c�mle yazmak zorunda hisseder kendini. Unutmay�n; toplumlar�n genel �zellikleri bar�nd�rd��� bireylere de yans�r. Yazarlar da bu toplumun i�inden gelen ki�iler. Bir yazar, �rne�in �u s�zlerle ba�layan c�mlelerle anlatmak istediklerini toparlar: "As�l �nemli olan... K�sacas�... Ger�ek olan �u ki... Bunlar do�rudur, ancak... Anlatmak istedi�im... ...oldu�unu d���n�yorum. Bence... ��in s�rr�... �nemli olan..."

    Benzeri baz� kal�p c�mlelerle, yazar as�l anlatmak istedi�ini s�yler. Yazar "Ben ... oldu�unu d���n�yorum." diyorsa bize d��en onun g�r��lerine kat�lmakt�r; ��nk� paragrafta ge�erli olan yazar�n bak�� a��s�d�r. Bu durum t�m paragraf sorular�nda ge�erli olacak �eklinde bir kural yoktur. B�yle bir kolayl�k birka� soruda dahi olsa, 10-15 sat�rl�k paragraf�n bir anda tek c�mleye inmi� olmas� �nemli bir avantajd�r.

    �rnek Soru: �nemli bir edebiyat yap�t�n� �evirirken o yap�t�n yazar�yla �ok farkl� bir ili�ki kurman�n mutlulu�unu da tadar �evirmen. Bir yazarla �eviri arac�l���yla ili�ki kurmak, onun s�yledikleri ve s�yleme bi�imleri �zerinde kafa yormay� gerektirir. ��nk� �eviride yap�lmas� gereken, yaln�zca okumakla, okunan� anlamakla s�n�rl� de�il; as�l �nemli olan, yazar�n s�ylediklerine, s�yleme bi�imlerine, hangi dile �eviriyorsak o dilde varl�k kazand�rmakt�r.

    Bu par�ada vurgulanmak istenen a�a��dakilerden hangisidir?
    A) Ba�ar�l� �evirmenler, yap�tlar� �evirirken tarihsel ve toplumsal ko�ullar� da d���n�rler.
    B) Bir �evirinin ba�ar�s�, yap�t�n, �evrildi�i dilde d���nce ve anlat�m y�n�nden yeniden olu�turulmas�na ba�l�d�r.
    C) �evirmenle �evrilen yap�t�n yazar� aras�nda duygusal y�nden benzerlik olmas�, �eviriyi olumlu y�nde etkiler.
    D) �evirmenler, �eviriyi bitirinceye de�in �ok de�i�ik duygular ya�arlar.
    E) Anlat�m olanaklar� birbirine benzeyen dillerde yap�lan �eviriler daha ba�ar�l� olur.

    (2003)/Yan�t: B

    �rnek Soru: Bir sanat�� i�in, roman�, �iir ya da �yk�s� konusunda bilgiler vermek, o yap�t� nas�l yazd���n� orada neler s�ylemek istedi�ini anlatmaya giri�mek, hem bo� bir �aba hem de okura kar�� sayg�s�zl�kt�r. Ayr�ca b�yle bir tutum yazar�n kendine g�veninin olmad���n� da g�sterir. Do�rusu �udur: Sanat�� yap�t�n� ortaya koyar, sonra bir yana �ekilir. Art�k yap�t kendi ba��na kalm��t�r; kendi kendini savunmal�, yarat�c�s�n�n koruyuculu�una s���nmamal�d�r.

    Bu par�ada as�l anlat�lmak istenen a�a��dakilerden hangisidir?
    A) Ba�ar�l� yap�t vermenin temel ko�ulu, okura sayg� duymakt�r.
    B) Sanat��, yap�t�yla ilgili de�erlendirme yapmaktan ka��nmal�d�r.
    C) Sanat��n�n yap�t�n� a��klamas�, onun anla��lmas�n� kolayla�t�r�r.
    D) Sanat��n�n yap�t�n� savunmas� olumsuz ele�tirilere yol a�ar.
    E) De�i�ik t�rlerde yazmaya �al��ma, sanat��n�n ba�ar�s�n� g��le�tirir.

    (1992/�SS)/ Yan�t: B

    �rnek Soru: Anadili ��retimini T�rk�enin s�z de�erlerine dayand�rmak gerekir. Y�ld�z yerine "star", g�steri yerine "�ov" gibi yabanc� s�zc�kleri kullan�r; s�rekli olarak, anlam�n� bilmedi�imiz Arap�a s�zc�kleri yinelersek �ocuklar�n s�z da�arc��� karma��k bir hal al�r. Bundan da �te, s�zc�kler a��k ve ayd�nl�k bir anlam kazanamaz. �ocuklar�m�z aras�ndan sanat��lar�n, bilim adamlar�n�n ��kmas�n� daha ba�lang��ta engellemi� oluruz. ��nk� bilgin ya da sanat��, bulgu ve yarg�lar�n�, g�zlem ve deneyimlerini, anadilinin kavramlar� �zerine kurar. Kavramlar a��s�ndan duruluk kazanmam�� bir zihin, a��k se�ik d���nemeyece�inden, bir bulu� ya da yap�t ortaya koyamaz.

    Bu par�ada as�l anlat�lmak istenen a�a��dakilerden hangisidir?
    A) S�z da�arc���n�n konu�ma g�c�n� etkiledi�i
    B) Dil e�itiminin toplumsal geli�me a��s�ndan �nemli oldu�u
    C) Yarat�c�l���n �nko�ulunun y�ksek d�zeyde bir e�itim g�rmek oldu�u
    D) Kimi s�zc�klerin anlamda bulan�kl��a yol a�t���
    E) Anadilini iyi bilmemenin yarat�c�l��� engelledi�i (2000)/Yan�t: E

    �rnek Soru: �nsanlar�n �o�u, �m�rlerini, yar�n ile u�ra��rken bug�nden tat almay� unutarak ge�irirler. Falan i� olacak m�? Filan s�k�nt�dan nas�l kurtulaca��m? B�yle sorunlarla kayg�lanarak ve g�nl�k mutluluk olas�l�klar�n� g�rmezden gelerek y�llar� ���t�rler. �mr�n sonu bir g�n birdenbire ��k�verir kar��lar�na. O zaman d�n�p geriye bakar, "Demek d�nyadaki ser�venim buymu�." diye �a�akal�rlar. Onun i�in �u s�z� �ok ger�ek�i bulurum: "Ya�am, biz ba�ka planlar yaparken ba��m�zdan ge�enlerdir." Bilin�li insan�n bu tuzaktan ka��nmas� gerekir.

    Bu par�ada anlat�lmak istenen a�a��dakilerden hangisidir?
    A) Gelecekle ilgili planlar, insan� hayal k�r�kl���na u�rat�r.
    B) �nsan�n, "Ya�ad�m." diyebilmesi, ya�ad��� g�n�n hakk�n� vermesine ba�l�d�r.
    C) Ya�am, fark edilmeyecek kadar k�sa ve �z�nt� vericidir.
    D) �nsan g�nl�k ya�am�nda, gelece�i d���nmemelidir.
    E) �nsanlar, genellikle ya�amdan beklediklerine ula�amazlar. (1988/OYS)/Yan�t: B

    �rnek Soru: Sanatta ustal�k, san�ld��� gibi bir sanat��n�n tek ba��na olu�turdu�u bir nitelik de�ildir. Ger�ekte bu, y�zy�llar boyunca bu alanda g�sterilen �abalar�n ve s�rd�r�len �al��malar�n sonucudur. Bu y�nden, bir sanat��n�n kendinden �nce verilmi� �r�nleri iyice �z�msemesi gerekir. Bunu yaparsa ilk yap�tlar�nda bile belirli bir �izginin �st�ne ��kar. Bu �izgi zamanla, kendinden sonrakilere �rnek olabilecek bi�imde geli�ir ve �zg�n bir nitelik kazan�r. �yleyse hi�bir sanat�� kendisinden �nce ortaya konmu� yap�tlara s�rt �eviremez.

    Bu par�ada as�l anlat�lmak istenen a�a��dakilerden hangisidir?
    A) Sanat alan�nda belirli bir d�zeye gelmek, ge�mi�teki birikimleri de�erlendirmeyi gerektirir.
    B) Bir sanat yap�t� bir�ok sanat��n�n ortak �al��mas�yla ortaya ��kar.
    C) Yeteneksiz bir sanat��, ba�ar�l� yap�tlar� taklitten �teye ge�emez.
    D) Sanat��lar, kendilerinden �ncekilerin ele ald��� sorunlar �zerinde durmal�d�rlar.
    E) Ba�ar�l� sanat��lar birbirlerini ele�tirmekten ka��n�rlar. (1993)/ Yan�t: A

    �rnek Soru: Onu bir arkada��m�n arac�l���yla tan�d�m. Buna tan�d�m de�il de g�rd�m demek daha yerinde olur. Yan�nda en �ok yar�m saat kald�m. Yay�mlanmas� i�in verdi�im �iir dosyas�n� eline ald�, bir iki sayfas�na donuk bir y�zle ��yle bir g�z atarak: "Tamam." dedi. Sonra "Daha ne duruyorsun, hadi gitsene!" der gibi y�z�me alayl� alayl� bak�nca, �ay�m� bile bitiremeden odas�ndan ��k�p gittim. Do�rusu, en �nemsiz g�rg� kurallar�na bile ters d��en bu davran��� kar��s�nda, gen�li�in ve deneyimsizli�in de etkisiyle y�k�ld�m. K�sacas� bu incecik dev adam� ilk g�r���mde hi� sevmedim. Ama bir s�re sonra yan�ld���m� anlad�m. Hele �iir kitab�m bas�l�p da elinden bir zarf i�inde param� al�nca onu yanaklar�ndan �pmemek i�in kendimi zor tuttum.

    Bu par�adan a�a��daki yarg�lar�n hangisi ��kar�labilir?
    A) Baz� ki�iler, duygular�n� a���a vurmaktan ka��n�rlar.
    B) �li�kilerin resmi olmas�, insan� daha dikkatli davranmaya zorlar.
    C) Sayg� duyulan ki�ilerin davran��lar�, insanda daha derin izler b�rakabilir.
    D) Bir kimsenin nas�l bir insan oldu�u ilk g�r��te anla��lmayabilir.
    E) �nsan�n bir davran��� bile, onun i� d�nyas�n� yans�t�r. (1991/�SS)/Yan�t: D

    �rnek Soru: "Bir zamanlar bir bah��van�n yan�nda �al���yordum. Bah��van, bir defne a�ac�n� budamam� istedi. A�ac�n k�re bi�iminde olmas� gerekliydi. Ben hemen fazla uzam�� filizleri kesme�e ba�lad�m. Ama bir defa bir yan�n�, bir defa �b�r yan�n� fazla kesiyordum. Sonunda ortaya bir k�re ��kt�, ama �ok k���kt�. Bah��van d�� k�r�kl���yla, '�ok g�zel! Bu bir k�re, ama defne a�ac� nerede?' dedi. Bu durum �iirde de b�yledir."

    Bu hik�yeden ��kar�labilecek sanatla ilgili yarg�, a�a��dakilerden hangisi olabilir?
    A) Sanatta g�zellik kadar boyut da g�zetilmelidir.
    B) Bi�imle u�ra��rken i�erik de korunmal�.
    C) Sanat��lar, piyasa kurallar�n� yak�ndan izlemeli.
    D) Sanat eserlerinde toplumsal yarar da aranmal�.
    E) Yeni sanat��lar, ustalar�n ele�tirisinden yararlanmal�. (1984/�SS)/Yan�t: B

    �zet:

    Ana fikir konuya ba�l�d�r, konudan yola ��k�larak bulunur. Ana fikir, bir ba�kas�n�n ya da toplumun de�il, yazar�n yorumunu ve bak�� a��s�n� yans�t�r. Ana d���nce c�mleleri kesin yarg�, sonu� bildirir. Bir sonu� bildirmeyen c�mleler ana d���nce olamaz. "Okuman�n s�z da�arc���na katk�s�" s�z� ana fikir olamaz. B�yle bir konuda "S�z da�arc���n�n geni�lemesinde okuman�n �nemi b�y�kt�r." c�mlesi ana fikir olabilir.

    Ana fikir yazar�n bak�� a��s�n� yans�tmal�d�r; bizim bak�� a��m�z� ya da bir ba�kas�n�n bak���n� de�il. Ana fikir kapsaml� olmak zorundad�r; bir par�ada ya da paragrafta anlat�lanlar�n bir b�l�m�n� de�il, b�t�n paragraf� kapsamal�, i�ermelidir. Paragrafta anlat�lanlar�n bir b�l�m�n� i�eren yarg�lar ana fikir olamaz.

    Ana fikir yaz�daki bak�� a��s�yla uyumlu olmal�d�r. Verilen par�ada bir saptama, tespit varsa ana fikir de bu y�nde olmal�d�r. Verilen par�ada bir ���t, �neri s�z konusu ise ana fikir c�mlesinde bir saptama olamaz. Verilen par�ada ge�en �rnekler ve ayr�nt�lar ana fikir olmaz. Ana fikir c�mlesi �znel bak�� a��lar�n� yans�tamaz. Par�ada olaylara ve kavramlara olumlu bir bak�� varsa, ana fikir c�mlesinde olumsuz bir bak�� a��s� dillendirilmez.

    Benzer Konular

    Yazı kaynağı : www.turkedebiyati.org

    Paragrafta Ana Düşünce Test, Paragraf Bilgisi Soru Bankası, Paragraf Soruları Çöz, YGS Parafraf Soru Bankası | Edebiyat Öğretmeni

    1. Yazarlar sizin bilmediğiniz bir karanlığın çocuklarıdır. Sizin bilmediğiniz bir acıyı çektiklerinden öfkeli ve isyankârdır. Hayatın çeperlerine sığmayan kanatlarıyla ne bu hayatı bırakıp gidebiliyorlar ne de bu hayatın içinde yaşayabiliyorlar. Gerçek yüzleriyle sevilmeyeceklerini bildiklerinden, çalışma odalarında, atölyelerinde, stüdyolarında sürekli yeni yüzler yaratıp duruyorlar size göstermek için. Ama insafsızsınız. Yarattıkları bütün yüzleri bir yana itip en arkadakini, gösterilmeyeni görmek istiyorsunuz.
    Yukarıdaki parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
    A) Yazarlar herkes tarafından bilinmeyen acılar yaşadığı için isyankar olurlar.
    B) Yazarlar gerçek yüzleriyle sevilmeyeceklerini bildikleri için kişiliklerini insanlardan saklarlar.
    C) Yazarlar, eserlerinin dışındaki hayatta diğer insanlar gibi yaşarlar.
    D) Okurlar eserlerde gösterilmeyen şeyleri görmek isterler.
    E) Yazarlar, eserlerinde herkesin kabulleneceği tipler yaratırlar.

    2. Napolili yoksul bir ailenin on sekizinci çocuğu olan Caruso’yu çekici kılan, onun kaba köylü yüzü, gizli bir kibirle omuzlarını ileriye doğru atarak yürüyüşü ya da yanından ayırmadığı çocukluk arkadaşlarıyla şakalaşması değil, o olağanüstü, yumuşak ve güçlü sesiydi.
    Bu parçanın bütününde yazarla ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Yoksul bir aileden geldiği
    B) En çarpıcı özelliğinin sesinin güzelliği olduğu
    C) Olağanüstü bir insan olduğu
    D) Güçlü ve yumuşak sesiyle herkesi büyülediği
    E) Köylü bir aileden geldiği

    3. Geçen yüzyılın sonuyla bu yüzyılın başına damgasını vuran, plağa kaydedilen ilk sesin sahibi olan Caruso, her yeteneğin, her başarının, her farklılığın bir bedeli olduğunu biliyordu. Yetenekli bir insanın, hayatını yeteneğiyle paylaşması gerektiğini, hatta hayatını yeteneğinin emrine verip kendi isteklerini bastırması ve hayattan geri çekilmesi gerektiğini de öğrendi zamanla.
    Yukarıdaki parçada Caruso’yla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
    A) Yeteneğinin onu emri altına aldığına ve onun hayatla bağlantısını kestiğine
    B) Caruso’nun plağa kaydedilen ilk sesin sahibi olduğuna
    C) Caruso’nun her yeteneğin bir bedeli olduğunu bildiğine
    D) Caruso’nun kendi istekleri yerine, yeteneğinin gerektirdiği şeyleri gerçekleştirdiğine.
    E) Yeteneğinin Caruso’ya hayatı daha kolay yaşanılır hale getirdiğine

    4. O, insanları ihtirasla anlattı romanlarında. Yazdıkları kalabalıklaştıkça kendisi eksilerek yarattı kahramanlarını, onları sevdi. Her romanını yazarken gerçek dünyadan bütünüyle kopup kendi romanlarında yaşadı. Romanlarının hayattan daha gerçek olduğuna inandı. Öyle ki roman kahramanlarının ölümüne ağlardı.
    Bu parçanın bütününde yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi anlatılmaktadır?
    A) Romanlarını yazarken yaşadığı duygular
    B) Roman kahramanlarını nasıl seçtiği
    C) Roman konularını yaşamdan aldığı
    D) Romanlarındaki olaylardan etkilendiği
    E) Romanlarının hayattan daha gerçek olduğunu düşündüğü

    5. Zamanla zenginleşmiş bir köylünün oğlu olduğu için hep utanmış, bu utancı neredeyse ruhsal bir hastalığa dönüşmüş, kendisini de kendi roman kahramanlarından biri gibi yeniden şekillendirebileceğine inanarak, kendine yalan bir geçmiş yaratmış, köylülüğünü saklayabilmek için dünyanın en pahalı, en rüküş elbiselerini giyip altın düğmeler taktırmış ve soylu görünmek için harcadığı her çabayla soyluların alay konusu olmuştu.
    Yukarıdaki parçada, sözü edilen kişiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
    A) Köylü çocuğu olmaktan utandığı.
    B) Olduğundan farklı görünmeye çalıştığı.
    C) Soylu ve zengin görünmeye çalışırken gülünç duruma düştüğü.
    D) Zenginlik ve soyluluk özelliklerinin kişiliğine işlediği.
    E) Sonradan görme denilebilecek bir insan olduğu

    6. Kendinizle ilgili gerçek bir anlayışa erişmedikçe, kimliğinizi tanımaya başlamadıkça insanlara kendinizi gerçek anlamda açmanız ve onlarla benliğinizi paylaşmanız mümkün olmaz, insanları, sizi gerçekten tanımaları için benliğinize davet etmeniz anlamına da gelir bu. Bunu yapmaktan kaçınırsanız yansıtmaya çalıştığınız yapmacık imajın sis perdesinde kaybolursunuz. Kendinizi koşulsuzca kabul ettiğinizde ve insanların sizi tanımasına imkân verdiğinizde insanlar da sizi tanıyacaktır.
    Bu paragrafta asıl anlatılmak İstenen aşağıdakilerden hangisidir?
    A) İnsan kendini başkalarına kabul ettirmekte güçlük çeker.
    B) İnsan kendini tanır ve benliğini her şeyiyle kabullenirse başkaları da onu kabullenir.
    C) Kişi toplum içinde yaşarken gerçek kimliğini ve kişiliğini kazanır ve kabullenir.
    D) İnsanın kendini tanıması ve kendine saygı duyması oldukça zordur.
    E) İnsanlar bizi tanımadan ve bize saygı göstermeden biz kendimize saygı duyamayız.

    7. Otuzlu yaşlarına doğru artık ciddi bir yazar olmaya karar veren bu adamın yazı yazma alışkanlıkları hiç kimseye benzemiyordu. Onun yazma alışkanlığı gösterişçi, rüküş, hatta çirkin yaşama ve giyinme biçiminin tam tersiydi. Bütün evi çok pahalı ve süslü eşyalarla doluyken yazı odası neredeyse bomboştu. Nereye giderse gitsin yanında küçük bir çalışma masasını, kağıtlarını ve kalemlerini de götürürdü.
    Yukarıdaki paragrafta yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
    A) Yazarın otuz yaşlarında ciddi bir yazar olmaya karar verdiğine
    B) Yazma alışkanlığıyla yaşama biçiminin farklı olduğuna
    C) Evinin ve giyiminin çok gösterişli olmasına rağmen yazı odasının sade olduğuna
    D) Yazılarında yaşam tarzını ve toplum sorunlarını anlattığına
    E) Gittiği her yere yazı malzemelerini de götürdüğüne

    8. Gençliğinde içinden taşan yaratma gücünü, takma isimlerle ucuz romanlar yazarak boşa harcadı. Daha sonra yazdığı romanlara ise önem verdi ve para kazanmak için uğraştı. Ticaret onun için yazarlıktan daha çekici görünüyordu. Kazanacağı parayla kendine yeni bir kimlik alacak, utandığı geçmişinden kurtulacaktı.
    Bu parçada sözü edilen yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
    A) Gençliğinde yazma yeteneğini değerlendiremediği
    B) Yazarlık yeteneği sayesinde zengin olduğu
    C) Para kazanmak amacıyla yazdığı
    D) Geçmişinden utandığı ve kurtulmak istediği
    E) Romanlardan kazandığı parayla eski kimliğinden kurtulmak istediği

    9. Bazıları sanatçıların, taklit edemeyeceklerine inandıkları yaratıcı yeteneklerinden çok, onların toplumun kurallarıyla sık sık çatışan bağımsız kişilikleriyle ve davranışlarıyla ilgilenirler. Onların vahşiliğe yaklaşan özgürlüklerini kısıtlamaya, her türlü sınırlamaya başkaldıran öfkelerini evcilleştirmeye uğraşırlar. Onların eserleri kadar davranışlarının da tehlikeli olduğunu düşünürler. Bütün kuralları reddederek başarılı olan biri, kendi varlığını kurallara gösterdiği itaate bağlamış insanları kuşkuya düşürür.
    Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Bazı insanlar sanatçıların kişiliğine ve eserlerine kuşkuyla yaklaşırlar.
    B) Sanatçıların eserleri de kendileri de toplum için tehlikelidir.
    C) İnsanların bazıları sanatçıları eserleriyle değil tavırlarıyla değerlendirirler.
    D) Sanatçılar var olan kurallara itaat etmekten hoşlanmazlar.
    E) Sanatçıların özgürlükleri kısıtlanmalı ve öfkeleri yatıştırılmalıdır.

    10. Çocukken bize öğretilen şeyler yanlış olabilir. Daha sonra aile yuvasından kopup dış dünyaya açıldığımızda olumsuz beklentilerin baskın çıktığı ve fiilen gerçekleştiği bir dünyada bulabiliriz kendimizi. Yetiştirilmemiz sırasında edindiğimiz olumsuz düşünce ve davranış kalıplarını sürdürürsek olumsuz beklentilerimiz gerçekliğe dönüşür. Yaşamımıza karanlığın çöktüğünü hissedebiliriz. Öte yandan olumlu sonuçlar beklersek davranışlarımızı da olumlu sonuçlar getirecek şekilde ayarlayabiliriz.
    Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
    A) İnsanın çocukluğunda öğrendiği şeylerin yanlış olabileceğine
    B) Çocuklukta edinilen olumsuz düşünceler sürdürülünce yaşamın olumsuz gelişeceğine
    C) İnsanın olumlu ya da olumsuz beklentilerinin yaşamını etkilediğine
    D) Olumlu düşünce ve davranışların olumlu sonuçlar getirdiğine
    E) Aile dışındaki dünyanın insanı her zaman olumsuz yönde etkilediğine

    11. Yoruldum çok yaşlandım artık. Geçen ay 83 yaşıma bastım. Gövdem beni daha ne kadar taşır kestiremiyorum. Zihnim yıllardır direniyor olup bitenlerin yıpratıcı yanına. O da dinlenmek istiyor galiba. 40 yaşlarındayken uzun yaşamak, yapmak istediklerime, yazmak istediklerime olabildiğince geniş ufuklar, olanaklar kazanmak arzusu egemendi içimde. Zoraki göçmen olacağım, kendi ülkeme dönme şansım olmaksızın bir şehirden ötekine göç ederek yaşamak zorunda kalacağım hiç aklımdan geçmezdi.
    Bu sözleri söyleyen kişi aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir?
    A) Kendini yaşlı, yorgun hisseden, ummadığı şeylerle karşılaşan.
    B) Yazılarını ülkesi dışında yazmaktan hoşlanan.
    C) Yaşlılığın onu olgunlaştırdığına ve ona tecrübe kazandırdığına inanan.
    D) Her zaman, içinde yaşama ve yazma isteği olan.
    E) Göçmen olarak yaşamaktan zevk alan ve bunu eserlerine yansıtan

    12. Küçük nesneleri olağanüstü bir nesnellikle görebilen ve böylece düşüncelerinin ne kadar bağımsız olduğunu açıkça ortaya koyan ressamların resimlerine bakan bir kimse duygulanmadan edemez. Bu önemsiz nesneleri, bunca dikkatle canlandırabilmesi için sanatçının ruhça ne kadar dingin ve yatışmış bir halde bulunması gerektiğini düşünmekten alamaz kendini. Üstelik kendisine dönünce günlük hayatının endişeleriyle istekleri yüzünden karmakarışık ve anlaşılmaz hale gelen duyguları ile bu dinginliğe erişmiş ressamların ruh hali arasında ne büyük bir fark olduğunu daha iyi görür.
    Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
    A) Ressamlar bize önemsiz gelen şeyleri bile büyük bir özenle canlandırırlar.
    B) İnsanlar yaşamla ilgili endişeleri ve emelleri yüzünden ressamların ulaştığı sakinliğe sahip değildir.
    C) Ressamlar ile diğer insanlar arasında ruh hali açısından büyük bir fark vardır.
    D) Ressamların resim çizebilmesi için yaşamın sıkıntılarından kurtulmuş olması gerekir.
    E) İnsanlar ressamlar kadar rahat ve sakin bir ruh haline sahip olamadıkları için onları kıskanırlar.

    13. Benliğinizin ve ne yöne gittiğinizin bilincinde olur, kendinize saygı duyarsanız, başkalarının – kendiniz, yaptıklarınız ve söyledikleriniz hakkında – düşündükleri ya da konuştukları şeyler sizi hiçbir şekilde kaygıya düşürmez.
    Bu parçada aşağıdakilerden hangisine yer verilmemiştir?
    A) Sağlam bir özsaygısı olan insan her yaptığı şeyi bilinçle yapar ve pişman olmaz.
    B) İnsan yaptığı her şeyi, başkalarının da göreceğini düşünerek kaygılanmalıdır.
    C) Kendini iyi tanıyan ve benliğinin bilincine varan insan başkaları karşısında endişelenmez.
    D) Değer ve inançlarınızla yaşıyorsanız reddedilmekten korkmamalısınız.
    E) Kendini benimseyen insan hayatta sağlam adımlarla ilerleyebilir.

    14. Okumak insan tabiatını tamamlar, tecrübe de insan tabiatı için önemlidir, insanın yaratılıştan gelen kabiliyetleri bitkilere benzer. Bu yüzden okumak insanın budanmasıdır. Okumak tecrübeyle sınırlanmaz da başına buyruk bırakılırsa dağınık yönlere yayılmış bir bilgi verir. Tecrübe ile yetişen kimseler, okumayı hor görürler. Basit kimseler ona hayrandırlar. Bilginler ondan faydalanırlar, çünkü okuma, sağladığı faydanın ne olduğunu öğretmez. Bu, insanın görerek, tahsile ihtiyaç duymadan onun ötesine varan bir kuvvetle elde ettiği bir bilgeliktir.
    Bu parçada asıl anlatılmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Okumak, insanın yeteneklerini tamamladığı ve deneyimle birleştiği zaman insana fayda sağlar.
    B) İnsanın yaşarken kazandığı tecrübeler olmadan tahsili hiçbir önem taşımaz.
    C) Okumak insanı basitlikten kurtarır ve insanın bilgeliğe ulaşmasını sağlar.
    D) İnsan yetenekli olarak doğmamışsa tecrübenin ve okumanın ona faydası dokunmaz.
    E) Yeteneği olan ve okumaya önem veren herkes hayatta tecrübe kazanır.

    15. Hatayı ve başarısızlığı kabul etmek zor olabilir ama ilerlemek istiyorsanız bu son derece gereklidir. Her durumda başarısız olsanız bile yılmayın. Başarısızlık doğal bir olaydır, bir şeyler öğrenme fırsatıdır. Bir sonraki zorlu fırsat için daha güçlü olmanıza yardım eder. En iyisi onunla yüzleşmek, ona göğüs germek ve ilerlemeye devam etmektir.
    Burada söylenmek isteneni en iyi özetleyen cümle aşağıdakilerden hangisidir?
    A) İlerlemek ve başarılı olmak için başarısızlıklar karşısında yılmamak gerekir.
    B) Oturup hiçbir şey yapmıyorsanız hiçbir gelişme kaydedemezsiniz.
    C) Karşınıza çıkan fırsatları yakalamak için hazırlıklı olun.
    D) İstediğiniz sonuçlar için emek verirseniz başarılı olursunuz.
    E) Başarı yolunda ilerlerken başarısızlığa uğramanız doğaldır.

    16. Bazı kitaplardan insan yalnız zevk alır. Bazılarını olduğu gibi yutar. Bazılarını geveler ve hazmeder. Bazı kitaplardan yalnız birtakım parçalar okunur. Bazıları baştan başa ama inceden inceye anlaşılmadan, bazıları ise dikkat ve itina ile okunur. Bazı kitaplar da vardır, insan başkalarının onlardan çıkardıkları parçaları okur. Bu, ancak kitabın değeri ve konunun önemi az olduğunda yapılır. Başkasının süzgecinden geçmiş kitaplar yavan olur.
    Bu parçada aşağıdaki düşüncelerden hangisine yer verilmemiştir?
    A) Bazı kitaplar sonuna kadar ve büyük bir dikkatle okunur.
    B) Kitaplar zevkli ise bütün ayrıntılarına dikkat edilerek okunur.
    C) Bazı kitaplar yalnız zevk almak için okunur.
    D) Kitaplar bazen tümüyle ama anlaşılmadan okunur.
    E) Kitap değersizse sadece başkalarının çıkardığı bölümler okunur.

    17. Deneme öğütlerin, anıların dile gelişi değildir. Öğreticiliği bilimsel yazıların özelliğinden uzaktır. Söyleşip dertleşme ya da bir yolculuğa çıkma havası içinde anlatılır ele alınan konu. Anlatım biçimi yazarın içtenliğini sergiler. Yazarın kaygıları, yaşamdan, izlenimlerinden örneklemeleri bir zenginlik katar denemeye. Okurun istediği yerde katılımını ve itirazını sağlar.
    Bu parçada denemeyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
    A) Öğüt vermek için kullanılan bir yazı türü olmadığına
    B) Denemenin, yazarın samimi tavrını ortaya koyduğuna
    C) Okura söz hakkı tanıyan bir yazı olduğuna
    D) İçinde öğretici unsurların bulunması gerektiğine
    E) Bilimsel yazılardan farklı olduğuna

    18. Tanpınar’ın bir romancı olarak zayıflıkları birazcık tartışılmalı. Onun bir insan olarak hep kenarda kalmış, alçak gönüllü, kendini hep yenilgiye layık görmüş yanı bile, ona olan sevgimizi daha da artırıyor. Ama öte yandan biz ondan sonra daha yeni bir şey yapmak istiyorsak, yazısındaki ve düşüncesindeki zayıflıkları, ona yönelik bir saygısızlık olarak görmeden artık eleştirmeliyiz. Çünkü tam eleştirilecek yerde, edebiyatımızın tam kalbindedir.
    Bu parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
    A) Edebiyatımızda yeni bir şeyler yapılması için, Tanpınar’ın eserlerine eleştirel bir gözle bakılmalıdır.
    B) Tanpınar da belli zayıflıkları olan, eleştirilebilecek bir romancıdır.
    C) Tanpınar’ın eserlerini ve kendisini eleştirmek edebiyatımıza saygısızlık etmektir.
    D) Tanpınar, kendini yenilgiye layık görmüş, alçak gönüllü bir insan olduğu için çok seviliyor.
    E) Tanpınar’ın eserleri günümüzde de etkisini devam ettirdiği için yenidir.

    19. Bugünkü yazarlarımızın çoğunun gerçekçiliğe özenmelerine seviniyorum. Bize hayatı anlatıyor, her gün gördüğümüz insanları tanıtıyorlar. Okurlara, çevrelerinde de kendileri gibi düşünen, duyan, dertler çeken insanlar olduğunu sezdiriyorlar. İnsan (çoğu bencildir) yalnız kendiyle ilgilenir, kendi kendisiyle uğraşır da başkalarının gerçekliğini kavrayamaz. Benliğinin içine kapanır, kalır. Bu kabuğu ancak gerçekçi edebiyat kırabilir.
    Yukarıdaki parçanın yazarı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
    A) İnsanların sadece kendilerini düşünüp başkalarının yaşantılarını kavrayamadığını düşünür.
    B) Bugünkü yazarlarımızın çoğunu, onlar bize hayatın gerçekliklerini anlattığı için seven biridir.
    C) Okurların gerçekçi yazılarda kendilerine benzeyen insanlarla karşılaştıklarını düşünen biridir.
    D) Gerçekçi edebiyatın insanları bencillikten kurtardığına inanan biridir.
    E) Bugünkü yazarların gerçekçi edebiyata önem vermediğini düşünen biridir.

    20. İçimizde bulunan güzelliklerden biri de iyimserliktir. Yüreğimizin ibaresi hep iyimserlikten yana olmalı. Asırlardır kötümserler, köşelerinden dünyanın kötüye gitmesinin doksan dokuz nedenini sayarlarken iyimserler epey yol almış, pek çok işi başarmışlardır. En azından denemişlerdir. Zaten yapılan araştırmalar, başarılı olanların üstün zekalılardan çok, sıradan ama olumlu ve iyimser kişiler olduğunu ortaya koyuyor.
    Yukarıdaki parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
    A) Güzel bir huy olan iyimserlik insanı başarıya götürür.
    B) İnsanların yüreği hep iyimser olmalı ki pek çok işte başarılı olsunlar.
    C) Karamsar insanlar kötü durumların iyileşmesini sağlayamazlar.
    D) Başarılı insanların çoğu üstün zekalı olan değil, olaylara olumlu yönden bakanlardır.
    E) Kötümser insanlar dünyanın kötü bir halde olmasına sevinirler.

    CEVAP ANAHTARI
    1-C  2-B  3-E  4-A  5-D  6-B  7-D  8-B  9-C  10-E  11-A  12-E  13-B  14-A  15-A  16-B  17-D  18-A  19-E  20-E

    Yazı kaynağı : www.edebiyatogretmeni.org

    Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    Paragrafta Konu-Ana Düşünce Test 3

    Paragrafta Konu-Ana Düşünce Test 3

    PARAGRAFTA KONU-ANA DÜŞÜNCE TEST 3

    1.Çocukluğumda resim yapmak, benim en büyük zevkimdi. Gençlik yıllarımda ise büyük bir merakla müziğe yöneldim. O zamandan beri de büyük bir tutkuyla müzik çalışmalarıma devam ediyorum. Uğraş olarak müzikte karar kılmamda ve müziğe aşk derecesinde bağlılığımın oluşmasında, yüreğimde biriken duyguların bütün insanlarda ortak olduğunu fark edip bunu en iyi müzikle dile getireceğimi anlamam etkili olmuştur.
    Bu sözleri söyleyen kişi, müziğin hangi özelliğini vurgulamaktadır?
    A) İleri yaşlarda öğrenilebildiğini

    B) Diğer sanatlardan üstün olduğunu
    C) İnsanı belli yönleriyle anlattığını
    D) Evrensel bir nitelik taşıdığını
    E) Kolayca anlaşılabilir bir anlatımının olduğunu

    2. Polisiye romanlar, yazınımızın en çok satılan; ancak okunduktan sonra bir kenara bırakılan türlerindendir. Çünkü bir bulmaca, ancak çözüldüğü ana kadar heyecan vericidir. Yazarın serpiştirdiği ipuçlarına göre kimin katil olduğunu bulup çıkarma, gelişmiş bir bulmaca çözme keyfi verir. İşte bundan dolayı diğer roman türleri ikinci, üçüncü kez okunabildiği hâlde, bir kez okuyup “esrar”ını öğrendiğimiz bir polisiye romanı bir daha okumak anlamsızlaşır.
    Bu parçada polisiye romanlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
    A) Esrarengiz konular içermesinin okumayı tetiklediği

    B) Sadece bir kez okuma gereksinimi duyulduğu
    C) Diğer türlerden ayrılan yönlerinin bulunduğu
    D) Ayrıntıların ancak dikkatli okurlarca yakalanabildiği
    E) Olay akışının, okuyucunun merakını canlı tuttuğu

    3.Fotoğraf icat edildiğinden beri bir tartışma vardır: Fotoğraf bir sanat mıdır, değil midir? Genel kanı, fotoğrafın bir sanat dalı olduğu yönündedir. Ama hangi fotoğraf? Hele dijital fotoğraf makinelerinin çıkmasıyla neredeyse herkesin bol bol fotoğraf çekip dergilerde, internette yayımladığı şu günlerde bu soru daha da önem kazanıyor. Sanat, dünyayı değişik yaklaşımla yansıtma işidir. O zaman burada şunu söylemek gerekir. Fotoğraf, gizli kalmış ayrıntıları öne çıkarırsa sanat katına yükselir.
    Bu parçada fotoğrafın sanat dalı sayılması aşağıdakilerden hangisine bağlanmaktadır?
    A) Nesneleri olduğu gibi aktarmasına

    B) Yayımlamak amacıyla çekilmesine
    C) Objelerin kapalı yanlarını aydınlatarak sanatseverleri büyülemesine
    D) Nesnelerin fark edilmeyen yönlerini ortaya koymasına
    E) Sanatsal değere sahip olan güzel bir konuyu yansıtmak için çekilmesine

    4. Günümüzde: “Orta oyununun neresi komik; eskiler buna mı gülüyorlarmış?” diyenler için ben de derim ki: “Pek haksız sayılmazlar. Ama unuttukları birkaç şey var: Orta oyunu bir ekran oyunu değildir, halk ortasında canlı olarak oynanır. Bir kere o günün zevk ve espri anlayışını yansıtır. İçeriği de o güne uygundur. O zamanın insanlarına eğlence olarak yettiği halde bugünün insanlarını doyurmaktan uzak olması doğaldır; çünkü zamanla değer yargıları değişmiştir.”
    Bu parçada orta oyunu ile ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Kişisel becerilere bağlı olarak seyircileri etkilediği

    B) Konusu yönüyle bugünün insanına da seslendiği
    C) Zamanla değerini kaybettiği
    D) Kendi zamanı ve ortamı içinde değerlendirilmesi gerektiği
    E) Daha çok, söz oyunlarına dayandığı

    5. En başarılı yaşam öykülerinin, yakından tanıdıkları kimseleri anlatan yazarların yazdığı yaşam öyküleri olduğu söyleniyor. Ama bu durumun da birtakım sakıncaları var. Anlatılan kişiyi tanımak, hele o kişinin yakını olmak, o kişinin yaşamındaki olaylarda taraf tutmaya yol açar. Dahası, yaşam öyküsünü anlatacağınız kişinin bazı davranışlarına öfkelenmiş, bazı başarılarını kıskanmış olabilirsiniz ya da aranızda bir türlü unutamadığınız bir kırgınlık yaşanmış olabilir.
    Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Yaşam öyküsü yazmanın güç bir iş olduğu anlatılıyor.

    B) Yaşam öyküsü yazarken objektif olmak gerektiği
    C) Tanıdıkların yaşam öyküsünü yansız bir tutumla anlatmanın zor olduğu
    D) Her yaşam öyküsünün gerçekleri yansıtmadığı
    E) Başarılı bir yaşam öyküsü yazmanın zaman aldığı

    6. Eski İstanbul’un kenar mahalleleri, sokakları, o sokaklara özgü insanları, kalabalıkları… Hüseyin Rahmi Gürpınar, döneminin hemen hemen bütün romancılarının tersine, seçkin kişileri yapıtlarına taşımak ya da roman kahramanlarında seçkinlik aramak yerine, doğrudan sokağa yönelmişti. Yüzyılın başında, günlük yaşam görünümlerini onun gibi veren başka bir yazar bulmak kolay değil. Ahmet Hamdi Tanpınar da, “Edebiyatımıza sokak onunla girmiştir.” diyor. Herhalde yaşanan dönemi bir romanda yansıtmanın en iyi yollarından biridir onun bu tutumu.
    Bu parçaya göre, yaşanan dönemin romanda yansıtılmasının en iyi yolu, aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Güncel olayları seçkin bir üslupla vermek
    B) Yaşamdaki ilgi çekici olayları anlatmak
    C) Sokağı bütün gerçekliğiyle yansıtmak
    D) Kahramanları yaşamlarının bütün yönleriyle anlatmak
    E) Döneminin özelliklerini çok iyi bilmek

    7. Şiir yazmayı öğretecek bir okul yoktur, olamaz da. Şiir yetenek işidir. Özünde şiir yazma yeteneği olan bir kişi, içinde beliren ilhamı, kuvvetli gözlem ve duygularla desteklediği zaman ortaya çok güzel eserler çıkar. Şairin duyuşu, sezişi yeteneğinden; uygun sözcükleri bulması ve belli bir ahenk içerisinde düzenlemesi ise dili kullanmadaki ustalığındandır.
    Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Şair olmak için iyi bir edebiyat eğitimi görmek gerekir.

    B) Şiir yazma becerisi her insanın ruhuna yerleştirilmiş bir yetenektir.
    C) Güzel şiirler yazmanın temel koşulu, iyi bir gözlemci olmaktır.
    D) Yeni bir üslup bulmak, şair olabilmek için temel ilke olmalıdır.
    E) Şair, doğuştan gelen şiir yazma yeteneğini belli ögelerle destekleyip geliştirir.

    8. Mimar olup evler yapmak, iyi bir spor adamı olmak, bir yandan da eğitimle uğraşmak gibi hayallerle doluydu çocukluk evreni. Mimarlık tutkusuna, yapılarda mimar yardımcılığı görevi üstlenerek hatta evini kendisi yaparak ulaştı. Sporda ise önce futbol, sonra voleybol antrenörlüğü yaptı. Yıllar sonra dönüp arkasına baktığında belki öğretmen olamamıştı; ama gençlere, çocuklara bir şeyler öğrettiği antrenörlük yaşamı, bu imkânı fazlasıyla vermişti ona.
    Bu parçada anlatılan kişiyle ilgili olarak asıl vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Mimarlık ve öğretmenlik tutkusu bir özlem olarak kalmıştır.

    B) Çocukluk hayallerini değişik yollarla da olsa gerçekleştirmiştir.
    C) En büyük tutkusu olan öğretmenliği yapamamıştır.
    D) Disiplinli olması amaçlarına ulaşmasını sağlamıştır.
    E) Değişik uğraşlar peşinde koşmuştur.

    Edebiyatsultani.com

    9. ve 10.soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.

    (I) Yazın dünyamızda sanat yapıtlarının silinip gitmesinin değişik sebepleri vardır. (II) Eğer yazarın, şairin ardında kalan kimsesi yoksa kitapları basılmaz ve zamanla unutulur gider. (III) Bunun en önemli sebebi eleştirmenlerin üzerine düşen görevlerini yapmamalarıdır. (IV) Böyle olunca yazınsal yapıtlar zamanla okurun gözünden düşüp ilgi alanından çıkar. (V) Bu durumun önüne geçmek için eleştirmenler yalnızca yeni kitapları değerlendirip okurlara yardımcı olmakla yetinmeyip edebiyatın geçmişten gelen akışını da saptamalıdır.

    9. Bu parçanın bütününde anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Okunmayan yapıtların unutulmasının doğal olduğu

    B) Tarihsel nitelikler taşıyan yapıtların ilgi gördüğü
    C) Bir dönemin tarihine ışık tutan yapıtların sadeleştirilerek günümüze kazandırılması gerektiği
    D) Eleştirmenlerin yeni yapıtların yanı sıra eski yapıtları da okura tanıtması gerektiği
    E) Eleştirmenlerin okurun kültür düzeyini dikkate almadan eleştiri yapmalarının yanlış olduğu

    10. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde eleştirmenin görevinden söz edilmektedir?

    A) I.          B)II.       C)III.      D)IV.          E)V.

    11. I.Eğitim kurumlarında klasiklerin okutulmasıyla ilgili çok önemli eksiklikler bulunmaktadır.
    Her şeyden önce klasik yapıtların ders kitaplarında sunulma biçimi yeterli değildir.
    III.Kısa bir özet ve metinden alınan küçük bir bölümün okutulmasından sonra, sorulan birkaç soruyla klasik yapıt üzerindeki çalışma yeterli görülmektedir.
    IV.Bütün bunların yanında elbette öğretmenin klasik yapıtı algılama biçimi, klasiklere bakış açısı, kendine özgü yaratıcılığı ve dersi sunuş biçimi de büyük önem taşımaktadır.
    V. Ayrıca edebiyat derslerinde başlı başına bir kitap okuma ve yorumlama saatinin yer almaması da bu durumun olumsuzluğunu artırmaktadır.
    Yukarıdaki numaralandırılmış cümlelerden anlamlı bir bütün oluşturulabilmesi için hangileri yer değiştirmelidir?
    A) I. ve II.

    B) I. ve III.
    C) II. ve IV.
    D) III. ve V.
    E) IV. ve V.

    12. Eleştiri çok zaman alan ve bilgi yenilenmesi gerektiren bir uğraştır. Bu özelliği ile eleştirmenler de eleştirilmeyi göze almak zorundadır. Yazınımızda eleştirmenler kendilerini eleştirilemez görür ve kendilerine yönelik değerlendirmeleri göz ardı ederlerse eleştirinin çıtası çok aşağılarda kalır diye düşünüyorum.
    Bu parçaya göre eleştirinin çıtasının yükselmesi aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?
    A) Eleştirmenlerin özverili bir çalışma yapmasına

    B) Eleştirmenlerin öznellikten uzak bir yaklaşım içinde olmasına
    C) Yazarların eleştirmenlerin düşüncelerine değer vermelerine
    D) Eleştirmenlerin, geçmişi ve günümüzü doğru bir biçimde yorumlamasına
    E) Eleştirmenlerin, eleştirileriyle ilgili önerileri dikkate almalarına

    13. Yazınsal ürünlerin okur tarafından algılanabilir bir özü ve bu öze uygun dilsel bir örüntüsünün olması gerekir. Fakat bundan da önemlisi okurun bu ürün karşısındaki durumudur. Her yazınsal ürün bir iletişim aracıdır. Bu yüzden, sanatçının kendine özgü yollarla oluşturduğu yapıtının dokusuna sindirdiği özü algılayabilecek gücün okurda bulunması gerekir. Okur, dilin olanaklarını ve yazarın üslubunu çok iyi bilmelidir. Ancak okur, bu donanımdan yoksunsa ister istemez yapıtın özünü anlamayacak, okurla yazar arasında iletişim gerçekleşmeyecektir.
    Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Sanat yapıtlarında içerik ve anlatım birbirini tamamlayan ögelerdir.

    B) Bir sanat yapıtını her okur değişik biçimlerde algılayabilir.
    C) Hiçbir sanat yapıtı, kolayca anlaşılsın diye kaleme alınmaz.
    D) Sanatçı seslendiği okur kitlesinin beklentilerine uygun yapıtlar vermelidir.
    E) Sanat yapıtlarında anlatılmak isteneni anlamak, belli bir birikime sahip olmayı gerektirir.

    14.Elimde yer yer okurun sabrını sınama noktasına gelip dayanan dil karmaşasına karşın mutlaka okunması gereken bir yapıt var. Okurken biraz zorlanıyorsunuz; ancak yapıt bittiğinde, çektiğiniz zahmetin gereksiz olmadığını düşünüyorsunuz. Son sayfaya geldiğinizde, okumadan önceki siz olarak kalmıyorsunuz; bir şeyler ekleniyor, katılıyor kişiliğinize. Bir yazı yapıtını değerli kılan da okura bu olanağı vermesi değil midir?
    Bu parçaya göre, bir yazın yapıtını değerli kılan özellik aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Anlatılanların yoruma açık olması

    B) Okuru etkilemesi ve onun kişiliğini zenginleştirmesi
    C) Yalın ve akıcı bir üslupla oluşturulması
    D) Okurun beklentilerine cevap vermesi
    E) Kendini okutacak ilginç bir içeriğe sahip olması

    15. Her yazınsal tür, kendi kurallarına yaslanarak yazılırken öykü; romana, şiire, oyuna en açık yazınsal türdür. Şiire özenen bir roman, daha yarıya gelmeden düzeyinden bir şeyler yitirirken öykü, şiire yanaştığında bıktırıcı olmak şöyle dursun ayrı bir çarpıcılık kazanır. Özenle seçilmiş parçalarını ele alarak romana yatkın çok yönlü bir olayı başarıyla yansıtabilir öykü. Bunun yanında tiyatronun da çeşitli kurallarından yararlanarak daha etkileyici bir söyleyişe sahip olabilir.
    Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Her sanat dalının kendine özgü kuralları vardır.

    B) Öykü, başka türlerin niteliklerinden yararlanarak anlatım olanaklarını zenginleştirir.
    C) Başarılı bir sanat yapıtı oluşturmak isteyen sanatçı diğer sanat dallarından yararlanmasını bilmelidir.
    D) Okuru etkileyen öyküler ancak başka türlerde de yazan sanatçılar tarafından kaleme alınır.
    E) Öykü dalında belirli bir düzeye gelmek, başka türlerde de yapıtlar vermeyi gerektirir.

    Edebiyatsultani.com

    CEVAPLAR: 1.D, 2.B, 3.D, 4.D, 5.C, 6.C, 7.E, 8.B, 9.D, 10.E, 11.E, 12.E, 13.E, 14.B, 15.B

    paragrafta konu-ana dusunce test 3 indir.

    Yazı kaynağı : edebiyatsultani.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap