Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    bir ürünle ilgili reklamları izlemenin faydaları ve zararları neler olabilir

    1 ziyaretçi

    bir ürünle ilgili reklamları izlemenin faydaları ve zararları neler olabilir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Reklamlar Çocukları Nasıl Etkiliyor?

    Reklamlar Çocukları Nasıl Etkiliyor?

    Reklam; bir şeyi geniş kitlelere tanıtmak, beğendirmek ve o şeyin satın alınmasını, satılmasını sağlamak için söz, yazı ve benzeri araçlarla yapılan her türlü tanıtma çabasını ifade eder. Günümüzde ise bu tanıtma çabaları hayatın her alanında daha çok kendini gösteriyor. Başımızı çevirdiğimiz her yerde karşımıza çıkan reklamlardan çocuklarda nasibini alıyor. Çocukların aileler üzerindeki tesiri ve ürün seçimindeki ısrarlı davranışlarını göz önüne alarak hazırlanan reklamlar karşısında ebeveynler kimi zaman çaresiz kalıyor ve çocuklarının isteklerini yerine getirmek zorunda kalıyorlar.

    Reklamların çocuklar üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri bulunuyor. Bu nedenle ebevenlerin çocuklarını olumsuz etkileyebilecek reklamlara karşı dikkatli olmaları gerekiyor.

    Reklamların çocuklar üzerindeki olumlu etkilerini şöyle sıralayabiliriz:

    1. Reklamlar çocukları dış dünya ve sosyal hayat hakkında bilgilendirmektedir. Reklamlarda yer verilen tanıtıcı ve doğru bilgiler çocuğun bilgi kapasitesinin armasına katkı sağlar.

    2. Reklam izleyen çocuk yetişkin dünyasına ait nesnelerle yakınlaşması açısından önemlidir. Yeni neselerle yakınlaşma çocuğun sosyal gelişiminide olumlu etkiler.

    3. Reklamlarda olumlu davranışlar sergilemesine yönelik mesajlar verilmesi ( ellerini yıka, dişlerini fırçala v.b.) çocuğun davranışlarında değişiklik göztermesini sağlar.

    4. Reklamlarda çocukların bir tiyatro yada spor gösterisi yapmaları, sosyal sorumluluk projesinde yer almaları, bu reklamı izleyen çocuklarında bu tip faaliyetlere katılmalarını teşvik etmiş olur.

    5. Reklamlarda sağlıklı besinlerin kullanılması ( balık, süt, yoğurt v.b.) teşvik edilmesi, çocukların beslenme alışkanlıklarını sağlıklı olmasına katkı sağlamış olur.

    6. Reklamlar çocuklara tüketici olma, ürünler arası tercih yapma ve oğru ürünü seçme gibi pazar bilgisni de öğretmiş olur.

    7. Reklamlarda kullanılan müzikler, danslar ve yapılan so-portif hareketler çocukların hareket etmesini sağlayarak fiziksel ve motor gelişimlerine de destek verir.

    8. Kullanılar görseller, renkler, hızlı görsel değişimlerin reklamlarda kullanılması çocukların sahneleri hafızalarında tutmalarını sağlaması açısından önemlidir.

    Reklamların çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini ise şöyle sıralayabiliriz:

    1. Kısa sürede birbiri ardına sıralanmış birçok reklamın gösterilmesi çocukların dikkatlerini yoğunlaştırma yetilerini olumsuz yönde etkilemektedir.

    2. Reklamlarda hazır gıdaların, şekerli, yağlı, tuzlu ve bol kalorili yiyecek ve içeceklerin tanıtılması bu ürünlerin tüketilme oranlarını arttırmaktadır. Bu nedenle çocuklarda diyabet, obezite, diş çürümesi gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.

    3. Yayınlanan reklamlarda kullanılan argo sözcükler, Türkçe olmayan uydurulmuş kelimeler, ağız ve şive kullanımları çocukların günlük hayatta bu replikleri taklit etmeleri dil gelişimlerini ve konuşmalarını kötü etkilemektedir.

    4. Reklamlar tanıttıkları markaların isimlerinin bilinirliğini ve tercih edilme oranını arttırmayı amaçlarlar. Marka ismini öğrenen çocuklar akranlarınında bu markayı tercih etmeleri yada varlıklı görünme adına belli markaları tercih etmektedir. Bu durum çocukların marka bağımlısı olmalarına neden olabilmektedir.

    5. Cinsellik ve şiddet içeren yetişkin reklamlarına maruz kalmaları çocukların psikososyal gelimlerini, iletişim becerilerini ve cinsel algılarını olumsuz etkiler.

    6. Gerçek ürün ile reklamda tanıtılan ürün arasında fark olması, reklamların yanıltıcı ve aldatıcı olması çocuğun güven duygusunu zedelemekte ve çocuğun kandırma ve aldatma davranışları sergilemesine neden olabilmektedir.

    7. Ürünlerin abartılı bir şekilde tanıtılması o ürünleri isteyen çocukların sosyo-ekonomik durumu yetersiz çocukların bu ürünlere sahip olamamaları hayal kırıklığı yaşamalarına sebep olmaktadır.

    8. Reklamlarda tanııtılan ürünün çocuk tarafından markette yada alış veriş merkezinde ısrarla istenmesi ebeveyn ve çocuklar arasındaki çatışma yaşamalarına sebep olabilmektedir. Çocuğun reklamda gördüğü her ürünün çocuğa alınması ise doyumsuz ve savurgan bir kişilik geliştirmesine neden olabilir.

    Reklamların olumsuz etkilerinin azaltılması ve çocukların bu etkilerden korunması için ailelere düşen sorumluluklar ise şöyledir:

    1. Anne-babalar çocuklarınızı bilinçli tv izleme, güvenli internet ve telefon kullanımı hakkında bilgilendirin.

    2. Çocuğun TV ve internet kullanımı aşırı olmamalı ve bu konuda sınır konulmalıdır.

    3. İnternette yada mobil uygulamalarda yer alan reklamların izlenmemesi ve ilgili linklere tıklanmaması konusunda çocukları uyarın. Mobil uygulamarda mümkün oldukça reklam içermeyen programları tercih edin.

    4. Çocuğa iyi örnek olunuz. TV ve İnternet ile fazla zaman kaybetmeyin.

    5. Çocuğunuzun izlediği kanalların olumlu içerik yayınladığından emin olun. Olumsuz mesajlar taşıyan çocuk kanallarını kanal listenizden kaldırın ve eğitici programların yayınlandığı kanalları seçmeye özen gösterin.

    6. Çocuğa izlediğinin yalnızca bir film, kurgu olduğunu anlatın.

    7. İzlenecek programın içeriğine dikkat edin. Çocuğun gelişimine zarar verebilecek programlar seyrettirmeyin. Çocuğu, gelişimine zarar verici internet sitelerinden uzak tutun ve gerekli güvenlik önlemleri alın.

    8. İzlediğiniz reklamlar konusunda seçici olarak çocuğunuza örnek olun.

    9. Reklamları çocukları oyalama aracı olarak kullanılmayın. (yemek yedirirken, uyuturken ..)

    10. Çocuğunuzun reklamda gördüğü ve istediği her ürünü almayın. Neden alamayacağınızı izah edin ve ihtiyacı olan ürünler almaya özen gösterin. Böylece çocuğunuza tüketici bilincini aşılamış olacaksınız.

    11. Çocuğunuzun erken uyumasına ve geç saate kadar TV izlemesine, internete girmesine üsade etmeyin.

    Reklam bonbardımanına tutulduğumuz teknoloji çağında, çocukları olumsuz içerikli reklamlara karşı korumak zorlaşıyor olsa da alınabilecek tedbirlerle zararları ve riskleri asgariye indirmek mümkündür.

    Murat ATİLA

    Klinik Psikolog/Aile Danışmanı

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    Marka Reklamı Yapmanın Faydaları Nelerdir?

    Marka Reklamı Yapmanın Faydaları Nelerdir?

    İki tür reklam vardır. Birinci satışları artırmak için yapılan reklamlar, ikincisi ise marka inşa etmek için yapılan reklamlar. 

    Satışları hareketlendirmek için yapılan fırsat reklamlarının faydası aşikardır; bu reklamlar satışları artırır. Fakat bu fayda kısa dönemlidir. Şirket reklamı kestiği zaman satışlar eski seviyesine geri döner. Satışları artırmak için şirketin yeniden satış reklamı yapması ve cazip teklifler sunmaya devam etmesi gerekir. Eğer şirket bu yolu uzun süre kullanırsa zamanla hedef kitle bu iletişime duyarsızlaşır ve marka sunduğu fırsatları etkili kılmak için daha çok indirim, daha çok hediye vermek zorunda kalır. Mark Ritson’un dediği gibi fiyat indirimleri markanın uyuşturucuya alışmasına benzer. İlk doz muhteşemdir ama sonra dozları hep artırmak gerekir.

    Marka reklamları ise markanın temel vaadini  yani insanların hayatlarına kattığı değeri anlatır. Bu tür reklamlar markanın rasyonel faydalarını anlatsalar da esas olarak markanın sunduğu duygusal ve ilişkisel faydaları iletirler. Markayı kullandıkları zaman insanların yaşayacakları güzel duyguları ve çevresindekilerin kendilerini ne kadar takdir edeceklerini tasvir ederler. Duygusal iletişim yapan markalar, insanların hafızalarında yer edinirler.  

    Marka reklamı yapan şirketlerin satışlarında kısa dönemde belli belirsiz olumlu bir etki olur ama bu reklamların esas etkileri zaman içinde ortaya çıkar. Düzenli marka yapan şirketler izleyen dönemlerde çok olumlu etkiler elde ederler.  Bu etkilerin neler olduğunu, LinkedIn B2B enstitüsü yazarları Peter Weinberg ve Jon Lombardo 5 ana başlıkta toplamışlar: 

    Marka reklamları uzun dönemde talep artışı yaratır

    İnsanlar bir ürüne ihtiyaç duyduklarında, önce o zamana kadar duymuş oldukları markaları hatırlar, sonra bu markalar arasından bir tanesini satın alırlar. Bu nedenle ister B2C ister B2B olsun, her ülkede her sektörde insanların ilk aklına gelen ve en çok satan markaların hepsi, kesintisiz reklam yapan markalardır. 

    Marka reklamları fiyat üstünlüğü sağlar

    İkincisi düzenli marka reklamı yaparak insanların zihinlerinde yer eden markalar, ürünlerini kategori ortalamasının birkaç puan üzerinde satma imkanına kavuşurlar. Amerika’nın en zengin ve en başarılı girişimcilerinin başında gelen Warren Buffet, şirket satın alırken, önce şirketin sattığı ürünün fiyatını belirleme gücü olup olmadığına baktığını söyler. Buffet için bir marka, kategori ortalamasının birkaç puan üzerinde fiyat koyma gücüne sahipse, o marka yatırım yapılabilir bir markadır. Mesela %10 kar marjıyla çalışan bir marka, fiyatını %1 artırıp, satış hacmini koruyabilirse karlılığını %10 artırır. Bir markanın bunu başarabilmesi için marka gücünün olması gerekir.  

    Marka reklamları markayı rekabete karşı korur

    Eğer bir marka kendi kategorisinde güçlü bir konuma gelirse, rekabetin onu taklit etmesi mümkün olmaz. İsmi, amblemi, logosu, rengi, simgeleri, sloganı, müziği gibi alameti-farikalarıyla insanların zihinlerine yerleşmiş bir marka rekabet ile arasına derin bir hendek kazmış olur. Bir markanın ürününün aynısını bir başka marka üretebilir, fiyat indirimleri de dahil olmak üzere yaptığı bütün pazarlama faaliyetlerini taklit edebilir. Rekabetin taklit edemeyeceği tek şey markanın alameti-farikalarıdır. Bu alameti-farikalar markayı rakiplerinden ayrıştırır.

    Marka reklamları şirketin komşu ürün kategorilerine geçiş yapmasına imkan verir

    Üçüncüsü, yaptıkları uzun dönemli reklamlar sayesinde güçlenen markalar, içinde bulundukları ürün kategorisini temsil eden bir markaya dönüşürler. Her ürün ve hizmet, uzun yıllar sonra, eninde sonunda insanların hayatlarında önemsizleşir ve giderek daha az talep edilir. Mesela teknolojinin gelişmesi, radyo cihazları ya da sabit telefonlar gibi,  bazı ürünleri gereksiz kılar. Ya da toplumda anlayışların ve zevklerin değişmesi de bazı ürünlerin kullanımını azaltır. Eskiden moda olan erkek kravatlarının bugün kullanılmaması gibi zamanla bazı ürünler insanların hayatlarından çıkar, yerine yenileri gelir. Eğer bir marka bir ürün kategorisin ilk akla gelen markası olursa, komşu bir kategoride iş yapma imkanına sahip olur. Ürünler insanların hayatlarından çıkabilir ama markalar kalıcı olabilirler. Güçlü markalar aynı isimle kendilerine yeni ürün kategorilerinde iş imkanı yaratır ve büyümelerini sürdürebilirler.

    Marka reklamları yetenekli insanları markaya çeker 

    Yaptığı sürekli reklamlar sayesinde ünlenen bir marka, olağanüstü bir avantaj sağlar. Bob Hoffman’ın dediği gibi, “Eğer markanız ünlüyse, perakendeciler sizin markanıza raflarında yer vermek isterler. Tüketiciler; satın almak ve hediye etmek isterler, markanızın ismini taşıyan şapkaları, tişörtleri giymek isterler. Önemli kişiler sizinle buluşmak, sizi yemeğe davet etmek isterler. Akıllı ve yetenekli insanlar sizinle çalışmak isterler.” Ünlü olmak markaya muhteşem bir avantaj yaratır. 

    Sonuç olarak, tıpkı spor yapan ya da diyete başlayan bir insanın ertesi gün vücudunda olumlu bir gelişme görmemesi gibi, marka reklamı yapmaya başlayan şirketler de ilk zamanlarda yaptıkları reklamın hiçbir faydasını görmezler. Nasıl düzenli spor ve diyet yapan insan, harcadığı emeğin karşılığını, ancak üzerinden bir süre geçtikten sonra alırsa, düzenli reklam yapan markalar da bu çabalarının karşılığını kısa vadede değil, orta-uzun vadede alırlar. 

    Birçok şirket yöneticisi marka reklamlarının uzun dönemde etkili olduğunu bilmez. Çoğu insanın pazartesi günü diyete ya da spora başlayıp birkaç gün sonra boş vermesi gibi şirketlerin de büyük bir bölümü marka reklamı yapma konusunda kararlılık gösteremez.

    Son yıllarda Les Binet ve Peter Field, yaptıkları bilimsel araştırmalarla şirketlerin reklam bütçelerini nasıl kullanmaları gerektiğine açıklık getirdiler. Tüketicilere satış yapan B2C markaları, bütçelerinin %60’ını marka vaadini anlatmaya, %40’ını da satış reklamlarına ayırırlarsa uzun dönemde rakiplerinden daha yüksek oranda büyürler. Binet ve Field’in yaptıkları araştırmalar, bu oranın B2B şirketlerde %50-%50 olduğunu gösterir.

    Yazı kaynağı : www.temelaksoy.com

    Reklamların Çocuklar Üzerindeki Etkileri

    Reklamların Çocuklar Üzerindeki Etkileri

    Çocukların televizyon, ekran ve medya kullanımı ile ilgili çok sayıda araştırma yapılmıştır. Reklamların bireyler tarafından anlaşılması üzerine de yapılan araştırmalar mevcuttur. Reklamlarda verilen mesajların anlaşılabilmesi için bilgi işleme süreçlerinden özellikle önemli iki tanesi gereklidir. Öncelikle, bireyin, reklam olan ve reklam olmayan içerikleri ayırt edebilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle, reklam ile program arasındaki farkın anlaşılıyor olması gerekir.

    Çocuklar ile yapılan çalışmalarda, 4-5 yaşın altındaki çocukların TV için yapılmış programlar ile reklamları ayırt edemedikleri belirlenmiştir. 5 yaştan sonra çocuklar, reklamlar ile TV programları arasında kavramsal farkı anlayabilmeye başlarlar. Ancak bu anlayış duygulara (“reklamlar daha komik”) veya algıya (“reklamlar daha kısadır”) dayalıdır.

    Reklamların anlamlı biçimde anlaşılabilmesi için ikinci bilişsel gereklilik, reklamların ikna edici içeriğine dairdir. Bu noktada, reklamın ikna etme niyeti ile yapılan içeriği çocuğun anlayabileceği düzeyde olması gerekmektedir. Diğer bir deyişle, reklamı yapan kişinin niyetinin izleyicileri ikna etmek olduğu, ikna etmek amacıyla yapılmış yanlı mesajların ise bu amacı taşımayan mesajlardan farklı algılanması gerektiği bilgisi izleyen kişide olmalıdır. Oysa çocuklar bu iki bilgiye 8 yaşından önce sahip olmayabilirler.

    Benmerkezcilik ve bakış açısı oluşturma üzerine yapılan gelişimsel araştırmalar, reklamların altında yatan ikna etmeye yönelik amacı, 7-8 yaşından önce çoğu çocuğun anlamadığını ortaya koymaktadır. Ancak, çocukların reklamların yanlı olabileceğine dair bir düşünceye sahip olup olmadıkları, veya buna hangi yaşta sahip olacaklarına dair daha az araştırma bulunmaktadır. Elbette, reklamın ikna etmeye dair amacını anlayabilme becerisi, çocuğun içinde bulunduğu gelişimsel döneme bağlı olarak değişebilir. Ancak reklam kavramının anlaşılabilmesi, ortalama olarak 7 ila 8 yaşından önce değildir. Bu durumda bilimsel araştırmalar ile desteklenmiş bir bilgi olarak, 7 ila 8 yaşından önce çocukların televizyon reklamlarındaki ikna etme amacını anlamadıklarını söylemek mümkündür.

    Diğer bir konu ise 6 yaştan önce, çocukların gerçek ile hayali olanı ayırt edemeyecekleridir, reklamlar, masallar, veya çizgi filmler söz konusu olduğunda da bu bilgi göz önünde bulundurulmalıdır. Burada yer alan canavarlar, yaratıklar, cadı ya da büyücüler de gerçek değildir. Ancak okul öncesi dönemdeki küçük çocuklar bunların ayırdına varamaz. Bu döneme somut işlem dönemi denir. Özünde soyut kavramları 11 yaşından önce çocuklar tam olarak kavrayamaz. Bu nedenle de yetişkinlerin desteğine ihtiyaçları vardır. Bir çocuğun televizyon veya internet üzerinden gösterilen programlara, ancak yaşa uygun biçimde maruz bırakılması gerekmektedir. Ancak okulöncesi dönemdeki çocukların korkabilecekleri soyut kavramlardan her an korunmaları mümkün olmayabilir. Bu noktada yetişkinlerin, kavramları çocuklar için açıklamaları gerekebilir. Bunun dışında çocukların korktukları, endişelendikleri durumlarda ise bunu ifade etmelerine destek olmak, duygularını anlamak da yetişkinlerin destekleyici roller arasındadır.

    Çocukların TV ve benzeri ekran zamanına maruz bırakılmaları söz konusu olduğu durumlarda ise yetişkinlerin onlarla birlikte olması önerilir. Bu durum reklam filmleri için de geçerlidir. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi 8 yaş öncesindeki çocuklar reklam filmlerindeki niyeti tam olarak anlayamamaktadır. Bu nedenle soyut kavramların bulunduğu içeriklere -film, çizgi film ve reklam filmleri de dahil olmak üzere- maruz bırakılmamalıdırlar. Ancak maruz kaldıkları durumda ise yetişkinin açıklamalar yapması önemlidir. Çocukları endişelendiren ve korkutan gerçek olmayan durumlar/karakterlere maruz kalması durumunda yetişkinin çocuğun yanında olarak çocuğun duygu kontrolü geliştirmesi için yararlı olacaktır. Çocuklar pek çok şeyden korkabilirler. Bunların yetişkinler tarafından anlaşılması, anlaşıldığının çocuğa aktarılması ve normal olduğunun bildirilmesi önemlidir. Bu noktada, Domestos reklamlarında görülmekte olan küçük yeşil ve gri mikropların, bu reklamlara maruz kalma olasılığı olan çocuklar üzerinde ne tür etkiler bırakabileceği üzerine düşünülecek olunduğunda, akla ilk gelmesi gereken husus, çocukların reklamlara maruz bırakılmaması gerekliliğidir. Burada öncelikli sorumlular anne-babalar ve çocuğa bakmakla yükümlü yetişkinlerdir. Domestos reklamlarındaki mikropların çocukların TV’de her zaman gördüğü cadı/canavar ve benzeri yaratıklardan bir farkı yoktur, dolayısıyla çocuklarda bunlara kıyasla farklı bir etki bırakmayacaktır. Öte yandan, yetişkinlerin bunun farkında olmaları ve çocukları yaşlarına uygun olmayan durumlara maruz bırakmamaları onların temel görevidir. Bu noktada, küçük yaştaki çocukların ruh sağlığı yalnızca reklamlar ile değil, televizyonda gösterilen pek çok içerikten olumsuz etkilenebileceğinden anne babaların koruma görevleri hatırlatılmalıdır.

    Buna benzer olarak reklamlara maruz kalan küçük çocukların temizlik maddelerine özeneceği ve bu maddeleri kullanmak isteyebileceğine dair bir sorunun cevabı da bu mantık yürütme içerisindedir. Temizlik maddeleri zehirlidir. Ev kazalarının arasında küçük çocukların bu tür maddeleri içmeleri yer almaktadır. Evde küçük çocuğu olan yetişkinlerin, temizlik malzemeleri de dahil olmak üzere, tüm tehlikeli maddeleri çocuğun ulaşabileceği yerlerden kaldırması ve çocuğun yaşamakta olduğu evi güvenli hale getirmeleri çocuğu koruma görevlerinin en başında gelmektedir.

    Çocuğun Temel Hakları

    Çocukları pek çok olumsuz yaşam olayından korumak, birlikte yaşadıkları yetişkinlerin görevidir. Gerek sokakta arabalardan, gerekse de evde sivri bıçak, makas gibi aletler veya temizlik maddeleri gibi zehirli maddelerden korumak ebeveynlerin görevleri arasındadır. Bu görev her durumda ebeveynin çocuğu koruma görevinden kaynaklanır. Bunun aksi ise çocuğun ihmal edilmesidir, ki bu da çocuğun temel korunma hakkının ihlal edilmesidir.

    Çocuğun Medyaya Maruz Bırakılmasının Sınırları ve Yöntemi Çocuğun 2 yaşından önce televizyona maruz bırakılmaması gerekmektedir. 2 yaşından sonraki dönemde ise yaşına göre 10 dakika ile sınırlayarak (3 yaş çocuğu için en fazla 3×10 dk.) maruz bırakmak söz konusu olabilir. Ancak bu durumda da yetişkinlerin çocuğun yanında olması ve yaşa uygun programı seçerek çocuk ile birlikte izlemesi önem taşır. Bu tıpkı çocuğu oyun parkında yalnız bırakmamak gibidir. Bir sorun çıktığında, yetişkinin orada olarak çocuğun düşünce ve duyguları ile ilgili destek olması gerekebilir. 8 yaşından önce çocukların reklamlar ve amaçları ile ilgili kavrama becerisinin sınırlı olduğu yukarıda belirtilmişti. Ancak 8 yaşın üstünde olup reklamlara maruz kalmış olan bir çocuğu, yetişkinin o reklamda neyin anlatılmaya çalışıldığı hakkında düşünmesi konusunda desteklemesi gerekmektedir. Bu noktada çocuğun çokça maruz kaldığı reklamlar üzerinde, yetişkinin çocukla konuşmasında fayda vardır. Ebeveynin çocukları düşünmeye sevk etmesi için sorması gereken birkaç soru olabilir. Burada reklamı yapılan nedir? Neyin reklamı yapılmaktadır ve ürün ile ilgili bilgiler nelerdir? Bu ürünün amacı nedir? Reklamı yapanların ürünü satmak için kullandığı stratejiler nelerdir? Yetişkinler, reklam kullanılarak ürünün nasıl daha çekici hale getirildiğini, çocuğun düşünmesi için desteklemelidir. Bu da çocuğun, televizyonda, özellikle de reklamlarda görülen her şeyin gerçek ve derhal inanılacak bir bilgi olmadığını görmesine yardımcı olacaktır.

    Yazı kaynağı : aylinildenkockar.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap