Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    bir ülkenin kendi karasuları içinde kalan deniz çevresini kullanma hakkına ne ad verilir

    1 ziyaretçi

    bir ülkenin kendi karasuları içinde kalan deniz çevresini kullanma hakkına ne ad verilir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    AÖF, ATA-AÖF ve AUZEF Sorular ve Özetler

    2. ÜNİTE - ULUSLAR ARASI HUKUKTA DENİZ ALANLARI

    -Uluslararası hukuk açısından deniz, her biri farklı hukuki rejime tabi olan kısımlara ayrılır: Devletin egemenliğine tabi deniz kesimi, açık deniz kesimi Devletin egemenliğine tabi deniz kesimi için iki ayrı hukuki rejim vardır: iç sular, karasuları. Açık denizin kıyıya yakın olan kesimlerinde de kıyı devleti lehine bazı özel rejimler öngörülmüştür. Bu rejimler bitişik bölge, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölgedir.

    İÇ SULAR VE KARASULARI

    İç sularda devlet kara ülkesinde kullandığı bütün yetkileri aynen kullanır.Karasularında ise devletin bazı yetkileri bazı bakımlardan sınırlanmıştır.

    İç sular karasularının iç sınırının başladığı yerde biter. Yani karasularının iç sınırı ile kara ülkesi arasında kalan deniz kesimi iç sulardır.

    Karasularının İç Sınırının Saptanmasında Bazı Özel Kurallar

    Kıyıdaki bir koy ya da körfezin ağız genişliği 24 deniz milini aşmıyor ise her iki uç birleştirilir ve düz bir hat çizilir. Bunun berisinde kalan sular iç sulardır.

    Eğer genişlik 24 milden fazla ise ağız genişliği şartının yanında derinlik şartı da aranır.

    **En çok suyu içeride bırakacak şekilde 24 mil genişlikte olan kesimin iki ucu 3 düz bir hatla birleştirilir. Ayrıca düz hattın berisinde kalan suların, alanın çapı körfez ağzına çekilen düz hat kadar olan yarım daire alanı kadar veya bundan daha geniş olması gerekir. Körfezin ağzında adalar varsa bu adalar alanı düz hattın genişliliğinde dikkate alınmaz. Tarihî körfezler bu düzenin dışında tutulmuştur.

    **Kıyıda denize dökülen bir nehir varsa nehrin her iki yakasında suların en çok çekildiği noktalardan çizilecek düz hat karasularının iç sınırını oluşturur.

    **Karasularının iç sınırı limanın ayrılmaz bir parçasını teşkil eder ve en dış daimi liman tesisinin dışından geçen çizgidir. Demirleme yerleri, karasularının dışında bulunsa da karasularına dâhil edilir. Kıyının ötesindeki tesisler ve suni adalar, liman tesisleri deyiminin kapsamına girmez.

    Adalar, sular yükseldiği zaman da suyun üzerinde kalan doğal kara parçalarıdır. Cezir yükseklikleri, yalnız sular çekilince su üstüne çıkarlar; doğal olmaları nedeniyle de suni oluşumlardan ayrılırlar. 1982 BMDHS 121. maddesi, kıta ülkesi ve ada ülkesi arasında bir ayırım yapmamış, her iki durumda da aynı ilkelerin uygulanmasını öngörmüştür.

    Cezir yükseklikleri, karasuları içinde ise adalarda olduğu gibi, karasularının genişlemesine yol açar. Esas hattan hesaplanmak üzere karasuları dışında ise kendilerine mahsus karasuları yoktur; karasularının genişlemesine yol açmazlar. Cezir yükseklikleri üzerinde inşa edilseler bile suni tesislerin, kendilerine mahsus karasuları yoktur. Takımadalar, iki veya daha fazla adadan meydana gelen ve coğrafi bakımdan bir bütün olan doğal yapıdır. Bu yapılar coğrafî açıdan çeşitlilik gösterir. Ada devleti bütün ülkesi adalardan oluşan devlettir. Ada devletine örnek olarak Filipinleri verebiliriz.

    1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 46. maddesi ile ilk defa takımadalara ilişkin ilkeler tespit edilmiş ve Sözleşme içinde bunlara ayrı bir yer verilmiştir. Takımada devleti, bir veya birden fazla takımadadan oluşan ve diğer adaları da kapsayabilen devlet olarak tanımlanmır. Takımada ise coğrafi, ekonomik ve siyasi bakımdan bir bütün meydana getirecek kadar birbiriyle ilgili olan ve öteden beri böyle olduğu kabul edilen bir grup ada, adaların aralarındaki sular ve diğer yapılar olarak nitelendirilmiştir. 1982 BMDHS, bir andlaşmadır ve takımadalara ilişkin bu tanım da yeni bir düzenlemedir.

    Türkiye gibi bu ilkelerin bazı coğrafi konumlarda uygulanmayacağını ileri süren devletlere karşı daha geniş kapsamlı olarak ileri sürülemez.

    Takımadalarda düz hatlar nasıl çizileceği, karasuları bu hatlardan itibaren başlayacağı için önemli bir konudur. Bu hat, eğer en dış adadan esas alınarak çizilirse bu hattın gerisinde kalan sular ve üzerindeki hava hattı, takımada devletinin egemenliğine tabi bir alan olacaktır. Sözleşme şu ilkeleri kabul etmiştir: Takımadalardan düz hatlar çizilerken başlıca adalar saptanır. Düz hatların gerisinde kalan sular karanın dokuz mislini aşmayacaktır. Bu koşullarla takımadayı oluşturan en dış adalardan düz hatlar çizilecektir.

    Düz hatlar usulü için öngörülen koşullar takımada sularının belirlenmesinde de aranır. Ayrıca takımada bir kısmı komşu bir devletin ülkesinin iki kısmı arasında bulunuyorsa o devletin bu sulardaki hakları ve öteden beri kullandığı meşrû çıkarları ve bu devletler arasındaki bir andlaşmada öngörülen bütün hakları devam eder ve bunlara saygı gösterilmesi icap eder. Özellikle balıkçılık, diğer meşru çıkarlarını tanıma, denizaltı kablolarına saygı gösterme, bakım ve onarımı ve değiştirilmesi faaliyetlerine izin vermeye ilişkin çıkarları söz konusu olabilir. Yabancı devletlere ait gemilerin takımada sularından zararsız geçiş hakları saklı tutulmuştur. Bazı kesimlerden geçiş açısından transit geçişe benzer bir geçiş düzeni kabul edilmektedir. (BMDHS, m. 53) Böylece takımada sularında ne iç sular, ne karasuları rejimlerine benzemeyen özel bir hukuki rejim vardır.

    İÇ SULARIN HUKUKİ REJİMİ**

    -Kıyı devletinin bu sularda yetkisi tamdır.

    -İç sularına yabancı gemilerin girişini ve bu sulardan geçişini yasaklayabilir.

    Bu rejimde gemilerin türleri bakımından farklılıklar bulunur.

    Savaş gemileri bakımından genellikle sayı sınırlamaları getirilebilmekte ve ön bildirimde bulunma koşulu aranabilmektedir. Ayrıca devletlerin, yabancı savaş gemilerinin limanlara girmesini yasaklama hakkı olduğu kabul edilir.

    Ceza hukuku açısından mürettebat arasında işlenen suçlar ve geminin iç düzeniyle ilgili suçlarda, kıyı devleti genelde yetki kullanmaz. Devlet uygulamasında, mürettebattan olmayan kişilerle, mürettebat ve yolcular arasında işlenen suçlar bakımından kıyı devletleri yetki kullanmaktadır. Savaş gemileri, iç sular ve limanlarda bulunuyorsa kıyı devletinin düzenine saygı göstermek durumundadır. Ancak kıyı devletinin savaş gemisi içinde özel hukuktan ve ceza hukukundan kaynaklanan hususlarda yargı yetkisi yoktur. Çünkü savaş gemilerinin dokunulmazlığı söz konusudur. Fakat şöylede bir istisna vardır. Eğer mürettebat kıyıya çıktıktan sonra suç işerse kıyı devletinin yetkisi tamdır

    NOT: Aksini öngören andlaşma olmadığı müddetçe yabancı ticaret gemilerine sığınma olmaz.Savaş gemilerine çoğunlukla siyasal suçluların sığındığı görülür.

    Yönetmelik’te;

    Yabancı savaş gemilerinin Türk iç sularında ve limanlarında neden oldukları zararların Türk yargı organlarınca saptanması kabul edilmiştir. (1983 Y., m. 7) Ancak Türk yetkililerinin Türk yasalarına aykırı davranan savaş gemisi üzerinde izinsiz bir denetimde bulunması ya da gemiye el koyması mümkün değildir. Bunlar, karasularını terke davet edilir ve bayrak devletiyle diplomatik yoldan gerekli önlemler alınır.

    KARASULARININ DIŞ SINIRI

    Karasularının dış sınırı her noktası esas hattın en yakın noktasına karasularının genişliğine eşit uzaklıkta bulunan hattır.

    İki şekilde uygulanmaktadır. Daire kavisleri usulü, karasularının genişliğine eşit çapta çizilen daire kavisleri olduğu gibi bırakılır. Daire kavislerine teğetler çizilir ve dış sınırın bu düz hatlar olduğu kabul edilir. 1958 Sözleşmesi’nin 12. maddesi uyarınca kıyıları karşı karşıya olan komşu kıyıdaş devletler arasındaki sınırlandırma meselesi deniz alanları iki devletin karasularının genişliğinden fazlaysa problem yoktur. Ama eğer sınırlandırması söz konusu olan deniz alanları her iki devletin karasuları genişliğinden daha dar ise sınırlandırılacak olan her noktası karasularının esas hattına en yakın noktaya eşit uzaklıkta bulunan hat yani orta hat esas alınarak çizilir (Eşit uzaklık ilkesi). Bu ilkenin, taraşar arasında aksine bir andlaşma veya çekişmesiz uygulama yoksa ya da özel durumlar farklı bir çözümün kabulünü gerektirmiyorsa karasularının dış sınırının saptanmasında uygulanması gereken bir usul olduğu belirtilmiştir.

    Kıyıları yan yana olan devletler arasında dış sınırın tespiti açısından çeşitli usuller mevcuttur:

    1. Kara sınırını denize doğru karasularının dış sınırına kadar uzatmak: Bu usul kara sınırı ile kıyı bir dik açı meydana getiriyorsa kullanılabilir.

    2. Kara sınırı ile kıyının birleştiği noktada, kıyıya bir dikey çizmek: Kıyı kavisli ise bu dikey çizgi bir başka noktada kıyı ile kesişebilir.

    3. Yan yana devletler arasında eşit uzaklık ilkesi: Her noktası esas hattın en yakın noktasına karasularının genişliğine eşit uzaklıkta bulunan orta hattır.

    Karasularının Genişliği

    Karasularının genişliği meselesinde ilk tespitler, devletin kıyıdan denize doğru egemen olabileceği genişliğe göre tespit edilmiştir. 18. yüzyılda bu mesafe, yani kıyıdan denize doğru egemen olabileceğiniz mesafe top atışı menzili denilen üç deniz milidir. Uzun yıllar bu böyle devam etmiş ama denizlerdeki ekonomik zenginlikler ve bunlardan yararlanma imkânı geliştiği için bu kural genel bir kural haline gelememiştir ve 1950’li yıllarda karasularının genişliğinin 6 ile 12 mil arasında tespit edilmesi yolunda eğilimin arttığı görülmüştür. III. Deniz Hukuku Konferansı’na gelindiği vakit, devletler arasında karasularının genişliğini 12 mil olarak saptama eğilimi ortaya çıkmıştır ve Sözleşme’de devletlerin karasularının genişliğini, azami 12 deniz mili olarak tespit edebileceği belirtilmiştir. Yani, karasularını 12 deniz milini geçmeyecek bir sınıra kadar saptama hakkına sahiptirler. Kural olarak devletler, karasularının genişliğini kendi iç hukuklarındaki düzenlemeyle tespit eder ama kıyı devletine tanınan bu takdir hakkı, coğrafi ve hukuki nedenlerle kısıntıya uğrayabilir. 1982 BMDHS’nde karasularının genişliğini 12 mile kadar saptama hakkının bulunduğunun kabul edilmesi, bu hakkın kullanımının tamamen kıyı devletinin egemenlik hakkı içinde bulunduğu manasına gelmez.

    1951 tarihli Birleşik Krallık ve Norveç Arasındaki Balıkçılık Davası’nda, 1974 tarihli Birleşik Krallık ve İzlanda Arasındaki Balıkçılık Davası’nda Uluslararası Adalet Divanı’nın da tespit ettiği üzere: Deniz alanlarının sınırlandırılmasının uluslar arası bir yönü vardır. Yalnızca kıyı devletinin iç hukukunda açıklandığı şekildeki iradesine tabi olamaz. Her ne kadar bu işlem tek taraşı ise de üçüncü devletler bakımından bu sınırlandırmanın geçerliliği uluslar arası hukukuda ilgilendirir.

    KARASULARININ HUKUKİ REJİMİ

    Kıyı devletinin deniz ülkesi, devletin egemenliği altındadır. Bu su alanları hem karasularının egemenliği altındadır hem de bu egemenlik, uluslararası deniz ulaşımını serbest olması lehine sınırlamalara tâbi tutulmuştur.

    **Kıyı devletinin karasularındaki egemenliğinin iki açıdan kısıtlaması söz konusudur:

    1. Yabancı devlete ait gemilerin karasularında zararsız geçiş hakkını haiz olması.

    2. Karasularında yargı yetkisine getirilen birtakım kısıtlamalar.

    ** Zararsız Geçiş Hakkı

    1. Açık denizden bir devletin iç sularına veya limanlarına ulaşmak için karasularından geçilebilir.

    2. İç sulardan veya limanlardan açık denize ulaşmak için karasularından geçilebilir.

    3. İç sulara girmeksizin karasularında seyredilebilir.

    NOT:Yukarıdaki geçişlerin olması için geçişin sürekli ve çabuk olması gerekir.

    *Geçişin zararsızlığın kıyı devleti değerlendirecektir bulmuştur.

    Geçişin zararsızlığı, zararsız geçiş hakkının bir hak olarak ortaya çıkması için bulunması zorunlu olan bir unsurdur. Geçişin zararsız olması gerekir ki uluslararası hukuktan doğan bir hakkın olduğunu ileri sürebilesiniz. Geçişin zararsızlığı konusunda kıyı devleti ve geminin mensubu olduğu devlet arasında görüş ayrılığı ortaya çıkarsa geminin mensubu olduğu devlet kuvvet kullanarak görüşünü kıyı devletine kabul ettirmeye çalışırsa bu hukuka uygun olmaz. Zira geçiş hakkı varlığı tartışmasız olan bir hak değildir. Dolayısıyla kuvvet kullanma eylemi de bu nitelikteki bir geçiş sınırlamasına yönelik olmayacaktır.

    KIYI DEVLETİNİN KARASULARINDA YETKİLERİ VE YÜKÜMLERİ

    Kıyı devleti, zararsız olmayan geçişi önlemek için gerekli önlemleri alma yetkisi ve karasularında geçerli olan hukuki düzenini uygulamak yetkisini haizdir. Dolayısıyla kendi hukukunda öngördüğü bütün tedbirleri alabilir. Geçen gemiler de devletin bu düzenlemelerine uygun davranmalıdır.

    Kıyı devletinin karasularında kullanabileceği yetkilerden bir tanesi de zararsız geçişin ertelenmesi yetkisidir. Karasularının belirlenmiş kesimlerinde, geçici olarak yabancı gemiler arasında bir ayırım yapılmaksızın erteleme yapılabilir. Erteleme kararı uygun bir biçimde ilan edildikten sonra uygulanabilir.

    Bu koşullara bağlanarak kabul edilmiş olan erteleme yetkisi, bazı özellikleri olan boğazlarda kullanılmaz. Bu tür boğazlardan zararsız geçiş hakkı ertelenemez ama karasularından zararsız geçiş hakkı ertelenebilir.

    KIYI DEVLETİNİN YARGI YETKİSİ

    Kıyı devletinin yargı yetkisi incelenirken savaş gemileri ile ticaret gemilerinin ayrılması gerekir. Ticaret gemilerinin üzerinde yargı yetkisinin kullanılması, ceza ve hukuk davası olmasına göre ayırıma tâbi tutulmaktadır.

    Ceza davalarında:

    1. Suçun sonuçları kıyı devletine sirâyet ederse;

    2. Suç kıyı devletinin barış ve düzenini bozuyorsa;

    3. Bayrak devletinin diplomatik temsilcisi veya geminin kaptanı talep ederse;

    4. Uyuşturucu kaçakçılığı varsa kıyı devleti gemide yargı yetkisini kullanır.

    Hukuk davasına ilişkin olarak gemi ve kişilere ilişkin bir ayırım yapılmaktadır. Kıyı devletinin, karasularından geçen yabancı ticaret gemisindeki kişilerle ilgili hukuk davalarında, yargı yetkisini kullanmak üzere gemiyi durdurması ve yolundan çevirmesi yasaklanmıştır. Gemiyle ilgili, iç sulara girdikten sonra karasularından geçen ve karasularında yatan gemiler için kanunların öngördüğü icrai ve ihtiyari tedbirlerin kullanılması sınırlandırılmamıştır. Bunun dışında kıyı devleti, karasularından geçiş sırasında ve geçiş amacıyla ilgili yükümlere dair gemiyle ilgili talepler açısından kanunlarının öngördüğü bütün icraî ve ihtiyari tedbirleri alabilir.

    **BOĞAZLAR**

    *Boğazlar ulusal boğazlar olabilir, uluslararası boğazlar olabilir

    *Tek bir devletin kıyıdaşlı olan veya kapalı bir denize bağlanan dar suyolları, ulusal boğazlar olarak nitelendirilir.

    Uluslar arası Boğazlar-

    Kıyı devletinin ulusal egemenliğindeki suyolu genişliği, karasuları genişliğinin iki katı ise ve tarihsel haklar yoksa bu suyolunun orta yerinde açık deniz alanı uluslararası hukuka tabi olacaktır. Dolayısıyla böyle bir boğaz ulusal bir boğaz olmaz.

    **Açık deniz veya münhasır ekonomik bölgenin bir kısmıyla yabancı bir devletin karasuları arasında uluslararası ulaşımda kullanılan boğazlar  veya bir ada ile kıta ülkesi arasında bulunan ve kıyıları aynı devlete ait olan bir boğaz  söz konusuysa bu tür boğazlar zararsız geçiş rejimine tabi olur.

    Transit Geçiş Rejimi-

    *Geçişe ilişkin bir rejimdir ve uluslararası boğazlara ilişkin kurallar bir andlaşmayla belirlenmişse bunu değiştirmemektedir. Bu kavram, hem denizden hem de boğazlar üzerindeki hava sahasından geçiş hakkını kapsamına alır. Zararsız geçiş ise sadece denizden geçişi kapsamaktadır.

    **Transit geçiş kesintisiz ve hızlı bir geçiş manasına gelmektedir.

    **Gemiler, kıyı devletinin ulaşım güvenliğine, kirlenmeyle ilgili genel kabul görmüş uluslararası kurallara uygun düzenlemelerine riayet etmelidir.

    **Kıyı devletince bu geçiş ertelenemez, engellenemez.

    *Transit geçişin özelliği, zararsız geçişe nazaran daha fazla serbestlik getiren bir rejim olmasıdır.

    TÜRK BOĞAZLARI ve MONTRÖ SÖZLEŞMESİ

    Türk Boğazları, İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı ile Türkiye’nin bir iç denizi olan Marmara Denizi’nden oluşmakta ve ilgili uluslararası sözleşmelerde deniz ulaştırması maksadıyla kullanılan tek bir suyolu olarak kabul edilmektedir.

    **Montrö Türk boğazlarından geçişin tabi olacağı rejimi belirleyen son antlaşmadır.

    Amacı, Boğazlardan geçişi ve gemilerin ulaşımını, Türkiye’nin güvenliği ve Karadeniz’e kıyıdaş devletlerin güvenliği çerçevesinde koruyacak biçimde düzenlemektir. Hükümleri barış zamanı, savaş zamanı ve pek yakın savaş tehlikesi durumuna göre; ticaret gemisi ve savaş gemisi ayırımına göre uygulanır.

    1. Ticaret gemileri;

    a. Barış zamanında, bayrağı ve yükü ne olursa olsun, gündüz ve gece, serbestçe geçebilir. Yalnız Boğazların girişine yakın bir yerde sağlık kontrolüne tabi olurlar. Bu kontrol, kural olarak gündüz ve gece, en çabuk bir biçimde yapılır ve gemiler bundan sonra geçiş sırasında durdurulamazlar. Kılavuzluk, ihtiyaridir. Boğazlardan geçiş serbestisi ve mali yükümlülükler açısından Türk bayrağını taşıyan ve gemilerle diğer gemiler arasında ayrım yapılamaz.

    b. Türkiye’nin tarafsız olduğu savaş zamanı, ticaret gemileri, bayrağı ve yükü ne olursa olsun, barış zamanı için öngörülen esaslar uyarınca, geçiş serbestisinden yararlanırlar.

    c. Türkiye’nin muharip olduğu savaş zamanı, tarafsız devletlere mensup ticaret gemileri, düşmana yardım etmemek şartıyla, geçiş serbestisinden yararlanırlar. Bu gemilerin taşıdığı yük, kontrol edilebilir. Gemilerin Boğazlara gündüz girmeleri ve Türk makamları tarafından gösterilen yolu izlemeleri gerekir. Kılavuz alnması mecburiyeti getirilebilir; bu durumda ücret alınabilir.

    d. Türkiye’nin kendisini pek yakın bir harp tehlikesi tehdidine maruz saydığı durum, ticaret gemileri, barış zamanı düzenine göre geçebilecektir. Fakat, gemilerin Boğazlara gündüz girmeleri ve Türk makamları tarafından gösterilen yolu izlemesi gerekir. Ayrıca, ücrete tabi olmamak koşuyla, kılavuz kullanma mecburiyeti konabilir.

    2. Savaş gemileri bu belgede kabul edilmiş olandan daha farklı bir tanım yapılamaz. Barış zamanıyla ilgili düzen, savaş gemilerinin Boğazlardan geçişini ve Karadeniz’deki durumlarını kapsamına alır. Boğazlardan geçiş Türkiye’nin güvenliği için bazı sınırlamalara tabi tutulmuştur. Aynı şekilde, Karadeniz’e kıyıdaş devletlerin güvenliklerinin korunması için, yabancı devletlerin bu denizde bulundurabilecekleri deniz kuvveti sınırlanmıştır. savaş gemilerinin geçişlerini siyasi yoldan Türk hükümetine ihbar etmeleri gerekir.

    *Kural olarak 8 gün önce ihbar yapılmalıdır. Karadeniz’e kıyıdaş olmayan devletler açısından süre 15 gündür.

    BİTİŞİK BÖLGE

    Teknolojik gelişmeler ve bu gelişmelerin sağladığı olanaklar, açık denizin kıyıya yakın kesimlerinde kıyı devleti lehine bazı istisnai rejimlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bunlardan bir tanesi de bitişik bölgedir

    *Karasularının ölçülmeye başlandığı esas hatlardan itibaren 24 mile kadar olan alan bitişik bölgedir.

    *Bitişik bölgede 12 millik alan içinde, doğrudan doğruya daha fazla haklar bahşeden karasuları hakları uygulanır.

    *Bu bölgede, belirli amaçlar için kıyı devleti lehine egemen haklar tanınır.

    *Bitişik bölge kıyı devletinin gümrük, maliye, sağlık ve muhaceret konusundaki çıkarlarının korunması maksadıyla ihdas edilebilir. Bugün için güvenlik maksadıyla bitişik bölge ihdası mümkün değildir

    *Bitişik Bölge alanına girecek deniz kesimleri 1982 BMDHS altında münhasır ekonomik bölge alanına gireceği için bitişik bölgenin komşu devletler arasında sınırlandırılmasında aynı ilkelerin uygulanması düşünülmüş olmalıdır.

    KITA SAHANLIĞI

    *Kısaca kıyı devletinin kara ülkesinin deniz altında süren doğal uzantısıdır.

    *Kıta Sahanlığı ilk defa 1945 yılında Truman’ın bildirisiyle ortaya çıkmış ve çok kısa bir zamanda benimsenmiştir. Hatta bir örf ve âdet kuralı olduğu kabul edilmiştir

    *Kıyı devleti buradaki hakları,’’ ilana gerek olmaksızın’’ fiilen ve başlangıçtan itibaren kullanır.

    **Denize kıyısı olan her devlet, kıta sahanlığına sahiptir. Kıta eşiğinin doğal uzantısının dış kenarına kadardır. 200 mile ulaşmıyorsa 200 mile tamamlanır. Kıta uzantısı 200 milden fazla bir genişlikte ise kıta sahanlığı üzerindeki haklar sınırsız değildir; 350 mile veya 2500 metre derinlikten öteye 100 deniz milini aşmaması koşulu vardır.

    KITA SAHANLIĞININ SINIRLANDIRILMASI

    *Cenevre Sözleşmesi’ne baktığımız zaman kıyıları karşı karşıya ve yan yana olan devletlere ait kıta sahanlığının sınırlanması meselesinde, temel felsefesi itibariyle karasularınn sınırlandırılması ile aynı hususlar kabul edilmiştir.

    *Ülkeleri yan yana olan devletler arasında sınır, her noktası her devletin karasularının esas hattının en yakın noktasına şit uzaklıkta bulunan hat yani orta hat esas alınarak çizilir.

    KIYI DEVLETİNİN KITA SAHANLIĞINDA YETKİLERİ

    *Kıyı devletinin, kara ülkesinin deniz altındaki doğal bir uzantısı olan kıta sahanlığındaki yetkilerinin varlık nedeni, kara ülkesindeki egemenlik hakkıdır.

    *Her ne amaçla olursa olsun, kıta sahanlığında kuyu açmak kıyı devletinin izne bağlıdır.

    *Münhasır ekonomik bölge kavramı kabul edildiği için 200 mil genişlikteki bir alan içerisinde kıta sahanlığına ek olarak eğer o devlet tarafından münhasır ekonomik bölge kabul edilmişse ekonomik bölge hakları da kullanılabilmektedir.

    *Kıta sahanlığı alanı içinde diğer devletlerin yararlandığı açık deniz serbestilerinden biri, kablo ve boru döşeme hakkıdır. Kıyı devletinin kıta sahanlığının araştırılması ve doğal kaynakların işletilmesi yetkisi, petrol borularının neden olduğu kirlenmenin önlenmesi, azaltılması ve kontrolü için makul önlemleri alma hakkına tabi olarak vardır. Kablo, boru döşeme hakkında kullanılacak boruların biçimi ve döşenmesi, kıyı devletinin izni alınarak saptanır.

    MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGE

    *III. Deniz Hukuku Konferansı’yla uluslararası hukukun gündemine girmiştir.

    * Kıyı devleti karasularının ölçülmeye başlandığı hattan itibaren 200 deniz mili içindeki deniz alanlarında, deniz yatağında, toprak altında ayrıca üzerindeki sularda canlı ve canlı olmayan doğal kaynaklar üzerinde bazı ekonomik haklar kullanır.

    *Normal olarak münhasır ekonomik bölge varsa kıta sahanlığı haklarını doğal olarak içerir. Ama münhasır ekonomik bölge ilan edilmeden kıta sahanlığı varsa, üzerindeki sular açık deniz olma özelliğini devam ettirir.

    MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGEDE KIYI DEVLETİNİN HAKLARI

    *Kıyı devletleri münhasır ekonomik bölgede canlı ve canlı olmayan doğal kaynakların araştırılması, işletilmesi, korunması, idaresi; sudan, rüzgârdan enerji üretilmesi gibi ekonomik araştırma ve işletme faaliyetleri konusunda egemen haklar kullanır.

    *Yapay adaların ekonomik amaçlar için kurulan tesis ve yapıların ve yine kıyı devletinin haklarının kullanılmasına müdahale edecek nitelikteki tesis ve yapıların yapılmasına izin vermek, bunları düzenlemek, işletmek, kullanmak hakkını kıyı devleti münhasıran sahiptir

    *Bu adaların etrafında 500 metreyi geçmemek koşuluyla güvenlik bölgeleri oluşturulabilir ama bunları da tanınmış su yolları üzerinde kurmamak lâzımdır.

    *Kıyı devleti, münhasır ekonomik bölgede yapılacak avlanma kotasını tespit etmek hakkına haizdir.

    MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGEDE 3.DEVLETLERİN HAKLARI

    *Diğer devletlerin ulaşım, uçma, kablo ve boru döşeme ve diğer hukuka uygun kullanım biçimleri, hakları açıkça saklı tutulmuştur.

    *3.devletler bu hakları kullanırken kıyı devletinin hak ve yükümleri dikkate alınacak, uluslararası hukukun ve andlaşmanın kurallarına uygun olarak yapacağı düzenlemelere uyulacaktır.

    Örnek vericek olursak; kıyı devleti, münhasır ekonomik bölgede uluslararası genel kabul görmüş kurallara uygun olarak kirlenmenin önlenmesine dair düzenleme yapabilir, kanun ve kurallar kabul edebilir.

    AÇIK DENİZLER VE ULUSLAR ARASI DENİZ YATAĞI

    *Burada geçerli rejimin temelinde, örf ve âdet hukuku yer alır.

    *Açık denizlerin serbestliği ilkesi söz konusudur. Bu ilkeye göre ulaştırma, avlanma, deniz altına kablo ve boru döşeme ve uçma serbestileri vardır.

    *Bu serbestilerden, denize kıyısı olsun olmasın bütün devletler yararlanır.

    *Denize kıyısı olmayan devletlerin denize açılma hakkını düzenleyen 3. madde uyarınca, deniz ve denize kıyısı olmayan ülke arasındaki bir konumda bulunan devlet, kıyısı olmayan devlete karşılıklılık koşuluyla ülkesinden transit geçme hakkını, bu devletin bayrağını taşıyan gemilere de kendi gemileri ve herhangi bir devletin gemileri için öngörülen aynı şartlarla limana girme ve bunları kullanma hakkını tanıma yükümündedir.

    *Ülkesinden transit geçilen devlet, meşrû çıkarlarının ihlal edilmemesini sağlayacak bütün önlemleri alma hakkını haizdir.

    *Zaman içinde açık denizlerin kullanım biçimleri değişmiştir. Özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra yeni bazı kullanım biçimleri ortaya çıkmıştır.

    AÇIK DENİZLERDE DÜZEN VE BU DÜZENİN SAĞLANMASINDA YETKİ

    *Açık denizlerde bayrak devletinin yetkisi söz konusudur

    *Açık denizlerin serbestliği ilkesi hiçbir düzenin olmadığı anlamına gelmemektedir.

    *Her devlet kendi bayrağını taşıyan gemi üzerinde yetki kullanabilir. Bir başka devletin gemisi üzerinde yetki kullanamaz.

    DENİZ HAYDUTLUĞUNUN ÖNLENMESİ VE CEZALANDIRILMASIYLA İLGİLİ YETKİLER

    *Deniz haydutluğu, özel bir gemi veya uçak mürettebatı veya yolcularının, şahsi çıkar sağlamak için açık denizdeki diğer bir gemi veya uçağa veya içindeki kişi veya mallara herhangi bir devletin yetkisi dışında bir yerde bulunan gemi veya uçak, mallara karşı şiddet, tehdit, yağmalama fiillerini işlemesi, bilerek bu harekete iştirak etmesi veya filleri teşvik ve isteyerek kolaylaştırmasıdır.

    *Şahsi çıkar sağlamak maksadıyla işlenmelidir. Siyasî amaçla işlenen fiiller, aksini öngören bir andlaşma olmadıkça uluslararası örf ve adet kuralları ve bu andlaşma düzeninde deniz haydutluğu sayılmamaktadır.

    *Deniz haydutluğu durumunda fiilli işleyen gemiyi, her devlet durdurabilir, zapt edebilir, içindeki kişileri tutuklayabilir, içindeki mallara el koyabilir. Ceza yetkisi de zapt eden devlet mahkemelerine aittir.

    AÇIK DENİZDE GEMİYİ DURDURMA VE ZİYARET YETKİSİ

    *Geminin deniz haydutluğu, esir ticareti yaptığı veya yabancı devlet bayrağını taşımakla veya bayrağını göstermekten kaçınmakla beraber, gerçekte savaş gemisiyle aynı tabiyette olduğu yolunda şüphe uyandıracak makul sebepler varsa bir ticaret gemisiyle açık denizde karşılaşılan savaş gemisi bu gemiyi durdurup ziyaret hakkını haiz olur.

    *Müsaadesiz radyo yayınlarının yapıldığına dair makul sebeplerin olması da durdurma ve ziyaret yetkisi kapsamına alınmıştır. Ancak bu durumda her devlet değil, sadece az önce yetkisini belirttiğimiz devletler bu yetkiyi kullanabilir.

    KESİNTİSİZ TAKİP(İZLEME) YETKİSİ

    *İzleme yetkisinin kullanılabilmesi için kıyı devletinin kanun ve düzenlemelerinin ihlâl edilmiş olduğu inancını uyandıran yeterli nedenler bulunmalıdır. Takip edilecek geminin, takip başladığı sırada takip eden devletin iç sularında, karasularında veya bitişik bölgesinde bulunması gerekir.

    *Takibin, savaş gemisi, askerî uçak veya bu amaçla görevlendirilen diğer gemi ve uçaklarla yapılması lazımdır.

    *Takibin başlamış sayılabilmesi için geminin görebileceği ve duyabileceği bir uzaklıktan görülebilen ve duyulabilen bir işaretle durma emrinin verilmesi gerekmektedir.

    *Takibin kesintisiz olarak yapılması lazımdır

    *Bu aynı vasıtayla yapılacağı anlamına gelmez. Gemiyle başlayıp uçakla devam edebilir.

    **Bir devletin yetkisi dahilinde tutuklanmış ve yetkili makamlarca soruşturma açılmak üzere o devletin limanına götürülmekte olan bir gemi ve refakat gemisinin, yolculuk sırasında şartların gerektirmesi nedeniyle açık deniz veya münhasır ekonomik bölgenin bir kısmından geçmiş olması durumunda, bu geçiş sebebiyle geminin serbest bırakılması istenemez.

    ULUSLAR ARASI DENİZ YATAĞI

    *1982 BMDHS’nde kısaca Bölge olarak belirtilen alan, insanlığın ortak mirası olan bir deniz alanıdır. Bu deniz alanının işletilmesi, Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi’nce düzenlenecektir. Bu alandan barışçıl amaçlarla yararlanabilir. Buradan elde edilen gelir, üye devletler arasında paylaştırılacaktır.

    2.ÜNİTE OLAN DENİZ HUKUKU BİTMİSTİR. KISACA ÖZETLEMEK GEREKİRSE;

    **Uluslararası hukuk açısından deniz, her biri farklı hukuki rejime tabi olan kısımlara ayrılır: Devletin egemenliğine tabi deniz kesimi, açık deniz kesimi. Devletin egemenliğine tabi deniz kesimi için iki ayrı hukukî rejim vardır: İç sular, karasuları. Açık denizin kıyıya yakın olan kesimlerinde de kıyı devleti lehine bazı özel rejimler öngörülmüştür.

    -Bitişik bölge, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge özel rejimlerdir.

    **Deniz alanlarında kıyı devletinin yetkisi ile üçüncü devletlerin hak ve yükümlülüklerini açıklamak.

    • İç sularda devlet, kara ülkesinde kullandığı bütün yetkileri aynen kullanır. Karasularında ise

    devletin yetkileri, yabancı devlete ait gemilerin karasularında zararsız geçiş hakkını kullanmaları ve yargı yetkisini kullanırken ceza ve hukuk davalarında bazı kısıtlamalara tabi olması bakımlarından sınırlanmıştır. Karasuları içinde açık deniz ve münhasır ekonomik bölge ile açık deniz, münhasır ekonomik bölgeyi bağlayan uluslararası ulaşımda kullanılan bir boğaz varsa buradan geçiş rejimi transit geçişe tabi olur. Transit geçişin özelliği, zararsız geçişe nazaran daha fazla serbestlik getiren bir rejim olmasıdır. Kıyı devletince, bu geçiş, ertelenemez, engellenemez. Bitişik bölge, kıyı devletinin, gümrük, maliye, sağlık ve muhaceret konusundaki çıkarlarının korunması maksadıyla ihdas edilen ve kontrol ve cezalandırma yetkileri kullanılabileceği bir deniz alanıdır. Kıta Sahanlığı, talep kullanma, işgal gerekmeksizin sünger, midye, mercan, istakoz gibi sabit türden canlı organizmalar ile Maden ve canlı olmayan başka kaynaklardan olan petrol, uranyum, doğalgaz gibi doğal kaynakların araştırılması ve işletilmesi amacıyla bazı egemen haklara sahip olunan bir deniz alanıdır., Kıyı devleti, kıta sahanlığında kuyu açma, araştırılma ve işletme için tesis ve cihazlar kurma, çalıştırma, bunların bakımını yapma, canlı kaynakları koruma için yetki kullanabilir.

    Kıta sahanlığı alanı içinde diğer devletlerin yararlandığı açık deniz serbestilerinden biri kablo ve boru döşeme hakkıdır. Bilimsel araştırma yapılması ise bir başka faaliyettir. Normal olarak münhasır ekonomik bölge varsa, kıta sahanlığı haklarını doğal olarak içerir. Ama münhasır ekonomik bölge ilan edilmeden kıta sahanlığı varsa üzerindeki sular açık deniz olma özelliğini devam ettirir. Kıyı devleti karasularının ölçülmeye başlandığı hattan itibaren 200 deniz mili içindeki deniz alanlarında, deniz yatağında, toprak altında ayrıca üzerindeki sularda canlı ve canlı olmayan doğal kaynaklar üzerinde bazı ekonomik haklar kullanır. Yapay adaların ekonomik amaçlar için kurulan tesis ve yapıların ve yine kıyı devletinin haklarının kullanılmasına müdahale edecek nitelikteki tesis ve yapıların yapılmasına izin vermek, bunları düzenlemek, işletmek, kullanmak, bölgede yapılacak avlanma kotasını tespit etmek hakkını kıyı devleti haizdir. Diğer devletlerin münhasır ekonomik bölgede ulaşım, uçma, kablo ve boru döşeme ve diğer hukuka uygun kullanım biçimleri, hakları açıkça saklı tutulmuştur.

    Üçüncü devletler, bu hakları kullanırken kıyı devletinin hak ve yükümleri dikkate alınacaktır. Açık denizler, hiçbir devletin egemenliğine tabi olmayan bütün devletlerin kullanımınaaçık olan deniz alanlarıdır ve bu alanların serbestliği ilkesi söz konusudur. Bu ilkeye göre bütün devletlerin ulaştırma, avlanma, deniz altına kablo ve boru döşeme ve uçma, suni ada ve diğer tesisleri kurma ile bilimsel araştırma yapma serbestileri vardır. Serbestiler, mutlak haklar bahşetmez.

    Bundan yararlanan devletler, diğer devletlerin açık deniz serbestilerini kullanmadaki çıkarlarını uygun biçimde gözetmek suretiyle kullanmalıdır. Bölge ise insanlığın ortak mirası olan bir deniz alanıdır.

    Yazı kaynağı : aofkredili.net

    Karasuları

    Karasuları

    Karasuları, egemen bir devletin kara topraklarına bitişik, genişliğini uluslararası hukuka göre kendisinin belirlediği, hakimiyeti kıyı devletine ait olan deniz alanını belirler. Başka bir tanımla; karasuları, iç sular veya kıyı ile açık deniz arasında bulunan, genişliğini her ülkenin iç hukukuna göre kendisinin belirlediği deniz sularıdır. Karasuları iç sularla beraber ilgili devletin deniz ülkesini meydana getirir[1].

    Karasuları ile ilgili iki farklı bakış vardır. Birinci görüş; karasularını devletin ayrılmaz bir parçası, ülkenin su altında kalmış toprakları olarak ifade eder. İkinci görüşte karasuların açık denizin devamı olduğunu, devletlerin ancak sahil kenarında faaliyet yapabileceğini kabul eder. Günümüzde devletler birinci görüşü kabul etmektedir.

    Devletler kara topraklarında sahip olduğu haklara; karasularında, karasuların üzerindeki hava sahasında, deniz tabanında, tabanın altında da sahiptir. Karasularının bitiminden sonra uluslararası sular başlar.

    Tarihi süreç[değiştir | kaynağı değiştir]

    Uluslararası deniz hukuku tarihi MÖ 500 yıllarında başlamasına rağmen karasuları sorunu daha yakın zamanlarda ortaya çıkmıştır. Batı Avrupa'da deniz haydutluğuna karşı 16-17. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bu yüzyıllarda karadan görülen deniz alanı karasuyu olarak kabul edilmiştir. 18 yüzyılda silahların etki alanı, yani top atım mesafesi karasuları olarak uygulanmıştır[1]. Top menzili ölçüsü bugün bazı ülkelerin halen kullandıkları 3 deniz mili genişliğin temelini oluşturmaktadır.

    Denizlerde güçlü olan devletler kara sularının genişliğinin 3 deniz mili, gelişmekte olan devletler ise 200 deniz mili olması gerektiğini iddia etmişlerdir. 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesinde karasuları 12 milden fazla olmamak şartıyla devletlerin kendilerinin belirleyebilecekleri kabul edildi[2]. Günümüzde devletlerin çoğunluğu karasularının genişliğini 12 mil olarak uygulamaktadır. Anlaşmayı imzalamayan Türkiye, anlaşmanın hükümlerini de kabul etmemektedir. Anlaşmayı imzalayan Yunanistan, anlaşma yürürlüğe girdiğinde karasularını 12 mil olarak uygulayacağını ifade etmektedir.

    Türkiye karasuları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Türkiye Cumhuriyeti karasularının genişliğini 15.5.1964 tarihli Karasuları kanunu ile 6 deniz mili olarak belirlenmiştir[4]. Kanunda karasularını geniş tutan komşulara karşı aynı genişlik uygulanması esası kabul edilmiştir. Uluslararası Deniz Hukuku anlaşmasının 12 mile kadar genişliğe izin vermesi üzerine 1964 yılına ait kanunda değişikliğe gidilmiştir. 20.05.1982 yılında çıkarılan 2674 Karasuları kanunu[5] ile Karasularının 6 mil olması esası kabul edilmiştir. Bakanlar kuruluna bazı denizlerde hakkaniyet ilkesine uyularak karasuların genişliğini 6 milin üzerine çıkarma yetkisi verilmiştir.

    Yunanistan karasuları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Lozan antlaşması Türkiye ve Yunanistan için karasularının 3 mil olması esası üzerine şekillenmiştir. Yunanistan 1936 yılında çıkardığı kanun ile karasularını 6 deniz mili olduğunu kabul etmiştir. Dengeleri bozan bu hamle, Atatürk ve Venizelos dostluğu nedeniyle soruna dönüşmemiştir[2].1964 yılında Türkiye, Yunanistan gibi karasularını 6 mil olarak ilan etmiştir[6].

    Uluslararası Deniz Hukuku anlaşmasının azmi karasuları için 12 mile kadar izin vermesi sonucu Yunanistan bu hakkını kullanmak istemektedir. Türkiye Yunanistan'ın bu isteklerine olumsuz karşılık vermektedir[6].

    Yunanistan'ın karasularını 12 mil olarak uygulaması Türkiye'nin aleyhine bir durum oluşturacaktır. Bugün (6 mil esasına göre) Ege Denizi'nin %40'ı Yunan karasularıdır. 12 mile çıkarılması halinde Ege'nin %70'i Yunan karasuları, %10'dan az kısmı Türkiye karasuları haline gelecektir. Açık denizler %51'den %19'a gerileyecektir[7]. Türk askeri uçakları Ege üzerinde serbestçe uçamayacak, tatbikat yapamayacak, balıkçılar avlanamayacak, deniz ulaşımında sorunlar oluşacaktır[6].

    Galeri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    1958 CENEVRE DENİZ HUKUKU SÖZLEŞMELERİ : KARA SULARI VE BİTİŞİK BÖLGE SÖZLEŞMESİ

    1958 CENEVRE DENİZ HUKUKU SÖZLEŞMELERİ : KARA SULARI VE BİTİŞİK BÖLGE SÖZLEŞMESİ

    29 Nisan 1958 tarihinde Cenevre'de imzalandı, 10 Eylül 1964'de yürürlüğe girdi.

    Türkiye, bu sözleşmeye taraf değildir.

    4 Ana Sözleşmeden oluşan 1958 Cenevre Sözleşmeleri, yerini 10 Aralık 1982'de imzalanan BM Deniz Hukuku Sözleşmesine bırakmıştır.

    (Aslan Gündüz, Milletlerarası Hukuk - Temel Belgeler Örnek Kararlar, Betaş Yayınları, İstanbul 2000)

    Bu Sözleşmeye Taraf olan Devletler aşağıdaki hususlarda anlaştılar:

    KISIM 1 - KARASULARI

    BÖLÜM I
    GENEL

    Madde 1

    1. Bir Devletin egemenliği kara ülkesinin ve iç sularının ötesinde kıyısına bitişik ve karasuları olarak tarif edilen bir deniz kuşağını kapsar.
    2. Bu egemenlik, işbu maddelerin hükümlerine ve milletlerarası hukukun diğer kurallarına tabi şekilde kullanılır.

    Madde 2

    Bir Kıyı Devletinin egemenliği karasularının deniz yatağını ve toprak altını olduğu kadar, üzerindeki hava sahasını da kapsar.
    BÖLÜM II
    KARASULARININ SINIRLARI

    Madde 3

    Bu maddelerde aksi kararlaştırılmış olmadıkça, karasularının genişliğini ölçmek için kullanılan normal esas hat, kıyı doğrultusundaki en düşük cezir hattıdır; bu hat kıyı Devleti tarafından resmen kabul edilmiş büyük ölçekli haritalar üzerinde gösterilir.
    Madde 4

    1. Kıyının derin bir şekilde girintili - çıkıntılı olduğu yerlerde veya kıyının hemen yakınında kıyı boyunca adalar bir saçak teşkil edecek konumdaysa, karasularının genişliğinin ölçülmesi için esas alınan hattın çiziminde, uygun noktaları birleştiren düz hatlar yöntemi kullanılabilir.
    2. Bu şekilde çizilen esas hatlar, kıyının genel istikametinden dikkate değer ölçüde sapmamalı ve hatların içinde kalan deniz alanlarının iç sular rejimine tabi olması için kara ile yeteri kadar bağlantılı olması gerekir.

    3. Cezir yüksekliklerine doğru veya cezir yüksekliklerinden başlamak üzere esas hatlar çizilemez; meğer ki daimi şekilde su üstünde kalan deniz fenerleri ve benzeri tesisler bunların üzerinde inşa edilmiş olsun.

    4. Birinci paragraf hükümlerine göre düz hatlar yönteminin uygulanabildiği yerlerde, belirli esas hatları tespit ederken, gerçekliği ve önemi uzun zamandan beri bir teamülle açıkça kanıtlanmış olan, ilgili bölgeye has ekonomik menfaatler gözönünde tutulabilir.

    5. Düz hatlar yöntemi, bir Devlet tarafından başka bir Devletin karasularını açık denizden ayıracak tarzda uygulanamaz.

    Madde 5

    1. Karasuları esas hattının berisinde (kara tarafında) kalan sular Devletin iç sularının bir parçasını teşkil eder.
    2. Dördüncü maddeye uygun şekilde bir düz esas hattın tesis edilmesinin daha önce karasularının veya açık denizin bir parçası olarak mütalaa edilmiş olan sahaları iç sular haline getirme sonucunu doğurduğu yerlerde, 14 - 23. maddelerde öngörülen zararsız geçiş hakkı bu sularda da geçerli olacaktır.

    Madde 6

    Karasularının dış sınırı, her noktası esas hattın en yakın noktasına karasularının genişliği kadar uzaklıkta olan bir hattır.
    Madde 7

    1. Bu madde sadece kıyıları bir Devlete ait olan körfezlerle ilgilidir.
    2. Bu maddelerin uygulanması bakımından, bir körfez iyice belirgin bir girintidir ki (karaya) sokuluşunun ağız genişliğine oranı kara ile çevrili suları kapsayacak kadar olmalı ve kıyının basit bir kıvrımından ibaret olmamalıdır. Bununla beraber, bir girinti, bu girintinin ağzına çizilen bir hattı çap olarak alan bir yarım daire alanı kadar alana veya ondan daha büyük bir alana sahip olmadıkça, bir körfez olarak telakki edilemez.

    3. Ölçüm yapılması bakımından, bir girintinin alanı girinti kıyısının çevresindeki en düşük cezir hattı ile en düşük cezir sırasındaki doğal giriş noktalarını birleştiren bir hat arasında kalan alandır. Adaların mevcudiyetinden dolayı bir girintinin birden fazla ağzının olması halinde, yarım daire farklı ağızlara çizilen hatların toplam uzunluğu kadar bir hat üzerinde çizilir. Bir girinti içindeki adalar girintinin su sahasına dahilmiş gibi kabul edilecektir.

    4. Bir körfezin doğal giriş noktaları arasındaki mesafenin en düşük cezir sırasında yirmi dört mili aşmadığı durumlarda, bu iki cezir hattı arasında körfezi kapatan bir hat çizilebilir ve bu suretle kapatılan sular iç sular telakki edilir.

    5. Bir körfezin doğal giriş noktaları arasındaki mesafenin en düşük cezir sırasında yirmi dört mili aştığı durumlarda, yirmi dört mil uzunluğundaki bir düz esas hat, o genişlikte bir hatla mümkün olan azami su sahasını kapatacak şekilde, körfezin içinde çizilecektir.

    6. Yukarıdaki hükümler, ‘tarihi’ körfezlere veya 4. maddede öngörülen düz hatlar sisteminin uygulandığı bir durumda uygulanmaz.

    Madde 8

    Karasularının sınırlandırılması bakımından, liman sisteminin ayrılmaz bir parçasını oluşturan en dışarıdaki daimi liman tesisleri kıyının bir parçasını oluşturuyormuş gibi mütalaa edilecektir.
    Madde 9

    Normal olarak gemilerin yükleme, boşaltma ve demirlemesi için kullanılan ve aksi halde kısmen veya tamamen karasularının dış sınırlarının ötesinde kalacak olan demir yerleri karasularına dahildir. Kıyı Devleti bu gibi demir yerlerini açıkça sınırlandırmalı ve gereği veçhile aleniyet kazandırılması gereken haritalar üzerine onları sınırları ile birlikte göstermelidir.
    Madde 10

    Bir ada, su ile çevrilmiş, suların en çok yükseldiği zaman su üstünde kalan, doğal olarak oluşmuş bir arazi sahasıdır.
    Madde 11

    1. Bir cezir yüksekliği su ile çevrili olan ve sular çekildiği zaman su üstünde kalan, fakat sular yükseldiği zaman su ile kaplı hale gelen doğal olarak oluşmuş bir arazi sahasıdır. Bir cezir yüksekliğinin tamamen veya kısmen ana karadan veya bir adadan itibaren karasularının genişliğini aşmayan bir uzaklıkta bulunduğu yerlerde, o yükseklik üzerindeki en düşük cezir hattı kara sularının ölçülmesinde esas hat olarak kullanılabilir.
    2. Cezir yüksekliğinin tamamen veya kısmen anakaradan veya bir adadan itibaren karasularının genişliğini aşan bir mesafede olduğu yerlerde kendine ait bir karasuyu yoktur.

    Madde 12

    1. İki Devlet kıyısının karşı karşıya veya yanyana (bitişik) olduğu durumlarda, iki Devletten hiçbirisi aralarında aksini öngören bir anlaşma olmadıkça, karasularını her noktası iki devletten her birinin karasularının genişliğinin ölçülmeye başlandığı esas hatlar üzerindeki en yakın noktalara eşit uzaklıkta olan orta hattın ötesine geçirmeye yetkili değildir. Bununla beraber, tarihi hak veya diğer özel şartlar sebebiyle iki Devletin karasularını bu hükümle bağdaşmayan bir tarzda sınırlandırmasının gerekli olduğu durumlarda, bu paragraf hükümleri uygulanmaz.
    2. Kıyıları karşı-karşıya veya yan-yana olan iki Devletin karasuları arasındaki sınırlandırma hattı, kıyı Devletlerinin resmen kabul ettiği büyük ölçekli haritalar üzerinde işaretlenecektir.

    Madde 13

    Bir nehir doğrudan doğruya denize akıyorsa, esas hat nehir yakalarının cezir hattı üzerindeki noktaları arasında nehir ağzına çizilen hattır.
    BÖLÜM III
    ZARARSIZ GEÇİŞ HAKKI

    Alt Kesim A.
    Bütün gemilere uygulanacak kurallar

    Madde 14

    1. Denizde kıyısı olsun veya olmasın, Devletlerin bütün gemileri bu madde hükümlerine tabi bir şekilde karasularından zararsız geçiş hakkına sahiptir.
    2. Geçiş ya iç sulara girmeden karasularını katetmek, ya da iç sulara geçmek veya iç sulardan açık denize geçmek amacıyla karasularından seyrüsefer etmek demektir.

    3. Geçiş, alelade seyrüseferin doğal bir icabı olduğu veya force majeure veya tehlike zaruri kıldığı ölçüde durma ve demirlemeyi de kapsar.

    4. Geçiş, kıyı Devletlerin barışına, düzenine veya güvenliğine halel getirmedikçe, zararsızdır. Bu geçiş, bu maddelere ve milletlerarası hukukun diğer kurallarına uygun şekilde cereyan edecektir.

    5. Yabancı balıkçı gemilerinin geçişi, kıyı Devletinin bunların karasularında balık avlamasını önlemek için yapacağı ve ilan edeceği kanun ve düzenlemelere uygun olmazsa zararsız telakki edilmeyecektir.

    6. Denizaltılar, su üstünde seyretmeye ve bayraklarını göstermeye mecburdur.

    Madde 15

    1. Kıyı Devleti, karasularında zararsız geçişi engelleyemez.
    2. Kıyı Devleti, karasuları içinde bilgisi dahilindeki seyrüseferle ilgili herhangi bir tehlikeyi uygun şekilde ilan etmeye mecburdur.

    Madde 16

    1. Kıyı Devleti, karasularında zararsız olmayan geçişi önlemek için zaruri tedbirleri alabilir.
    2. Gemilerin iç sulara geçmesi halinde, kıyı Devleti bu sulara kabul edilme şartlarının herhangi bir şekilde ihlalini önlemek için zaruri olan tedbirleri alma hakkına da sahip olacaktır.

    3. Paragraf 4 hükümleri saklı kalmak üzere, kıyı Devleti yabancı gemiler arasında ayırım yapmadan, karasularının belirlenmiş bölümlerinden, güvenliğinin korunması için elzemse, yabancı gemilerin zararsız geçiş hakkını geçici olarak erteleyebilir.

    4. Açık denizin bir bölümü ile açık denizin diğer bir bölümü veya yabancı bir Devletin karasuları arasında milletlerarası ulaştırmada kullanılan boğazlarda yabancı gemilerin zararsız geçiş hakkı ertelenemez.

    Madde 17

    Zararsız geçiş hakkını kullanan yabancı gemiler, kıyı Devletinin bu maddelere ve milletlerarası hukukun diğer kurallarına uygun şekilde kabul ettiği kanunlara ve düzenlemelere ve özellikle, taşıma ve seyrüseferle ilgili kanun ve düzenlemelere riayet edecektir.
    Alt-kesim B.
    Ticaret gemilerine uygulanacak kurallar

    Madde 18

    1. Yabancı gemilerden sırf karasularından geçmeleri sebebiyle hiçbir resim istenemez.
    2. Karasularından geçen bir yabancı gemiye sadece kendisine yapılan özel hizmetlerin karşılığı olarak rusüm yüklenebilir. Bu rusüm ayırım yapmadan alınacaktır.

    Madde 19

    1. Karasularından geçen yabancı bir gemide işlenen herhangi bir suçla ilgili olarak herhangi bir kimsenin tutuklanması veya herhangi bir soruşturmanın yapılması için kıyı Devletinin bu gemi üzerindeki cezai yargı yetkisi aşağıdaki durumlar dışında kullanılmamalıdır:
    a - Suçun sonuçları kıyı Devletine sirayet ediyorsa; veya
    b - Suç ülkenin barışını veya karasularının düzenini bozacak türde ise; veya
    c- Mahalli mercilerin yardımı geminin kaptanı veya geminin bayrağını taşıdığı Devletin konsolosu tarafından istenmişse; veya
    d - Uyuşturucu maddenin kanun dışı trafiğini önlemek için gerekliyse.
    2. Yukarıdaki hükümler, kıyı Devletinin, iç sularını terkettikten sonra karasularından geçen yabancı bir gemide bir tutuklama yapma veya bir soruşturma yapma amacıyla kanunların müsaade ettiği herhangi bir tedbiri almak hakkını etkilemez.
    3. Bu Maddenin 1. ve 2. paragraflarında öngörülen durumlarda, Kıyı Devleti eğer kaptan isterse, herhangi bir tedbiri almadan önce, bayrak Devletinin konsolosluk yetkilisini haberdar edecektir ve bu yetkili ile gemi mürettebatı arasındaki temasları kolaylaştıracaktır. Acil hallerde, bu tedbirlerin alınması esnasında durum karşı tarafa bildirilecektir.

    4. Tutuklanmanın yapılıp yapılmayacağı veya nasıl yapılacağını düşünürken mahalli merciler seyrüseferin menfaatlerini gereği veçhile dikkate alacaklardır.

    5. Kıyı Devleti, karasularından geçen yabancı bir gemide, gemi yabancı bir limandan gelip iç sulara girmeden sadece karasularından geçiyorsa, karasularına girmeden önce işlenen herhangi bir suçla ilgili olarak herhangi bir kimsenin tutuklanması veya herhangi bir soruşturmanın yapılması için herhangi bir tedbir alamaz.

    Madde 20

    1. Kıyı Devleti karasularından geçen yabancı bir gemiyi, gemide bulunan bir kişiyle ilgili hukuki yargılama yetkisini kullanmak amacıyla durdurmamalı veya yolundan çevirmemelidir (should not stop or divert).
    2. Kıyı Devleti, geminin kendisinin karasularından yaptığı yolculuk esnasında veya yolculuk amacıyla üstlendiği veya maruz kaldığı yükümlülükler veya hukuki sorumluluklar müstesna olmak üzere, herhangi bir hukuki dava amacıyla gemiyi haczedemez veya onu tutuklayamaz.

    3. Bundan önceki paragraf hükümleri, kıyı Devletinin karasularından yatan veya iç suları terkettikten sonra karasularından geçen yabancı bir gemiyi herhangi bir hukuk davası sebebiyle kanunlarına uygun şekilde haczetmek veya tutuklamak hakkına bir halel getirmez.

    Alt-kesim C.
    Harp gemilerinden başka Devlet gemilerine uygulanacak kurallar

    Madde 21

    A ve B alt-kesimlerinde yer alan kurallar, ticari amaçlar için kullanılan devlet gemilerine de uygulanır.
    Madde 22

    1. Alt-kesim A’da ve madde 18’de yer alan kurallar gayri-ticari amaçlarla kullanılan devlet gemilerine uygulanacaktır.
    2. Bir önceki paragrafta zikredilen hükümlerde yer alan istisnalar saklı kalmak üzere, bu Maddelerde yer alan hiçbir hüküm bu gibi gemilerin bu Maddelere veya milletlerarası hukukun diğer kurallarına göre sahip olduğu bağışıklıkları etkilemez.

    Alt-kesim D.
    Harp gemilerine uygulanacak kurallar

    Madde 23

    Eğer herhangi bir harp gemisi kıyı Devletinin karasularından geçişle ilgili düzenlemelerine riayet etmezse ve riayet etmesi için kendisine yapılan herhangi bir talebi umursamazsa, kıyı Devleti harp gemisinin karasularını terk etmesini isteyebilir.
    KISIM II
    BİTİŞİK BÖLGE

    Madde 24

    1. Açık denizin karasularına bitişik bir bölgesinde kıyı Devleti:
    a - gümrük, maliye, muhacerat veya sağlık ile ilgili düzenlemelerinin ülkesinde veya karasuları içinde ihlalini önlemek;
    b - yukarıdaki düzenlemelerin ülkesinde veya karasuları içinde vukubulan ihlallerini cezalandırmak
    için zaruri olan kontrolü icra edebilir.
    2. Bitişik bölge, karasuları genişliğinin ölçülmeye başlandığı esas hattan itibaren oniki mili geçemez.

    3. İki Devletin kıyılarının karşı karşıya veya yanyana olduğu durumlarda bu iki Devletin hiçbirisi, aralarında aksine anlaşma olmadıkça, bitişik bölgesini her noktası iki Devletin karasularının genişliğinin ölçülmeye başlandığı esas hatlar üzerindeki en yakın noktalardan eşit uzaklıkta olan orta hattın ötesine geçiremez.

    KISIM III
    NİHAİ MADDELER

    Madde 25

    Bu Sözleşme hükümleri, halen yürürlükte olan sözleşmeleri ve diğer miIletlerarası andlaşmaları, bunların tarafı olan Devletler bakımından etkilemeyecektir.
    Madde 26

    Bu Sözleşme, 31 Ekim 1958’e kadar Birleşmiş Milletlerin veya uzman örgütlerinin üyesi olan bütün Devletlerin veya Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun Sözleşmeye taraf olmaya davet ettiği diğer herhangi bir Devletin imzasına açık olacaktır.
    Madde 27

    Bu Sözleşme, onaya tabidir. Onay belgeleri, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne tevdi edilecektir.
    Madde 28

    Bu Sözleşme, 26. maddede zikredilen kategorilerin herhangi birisine ait olan herhangi bir Devletin katılmasına açık olacaktır. Katılma belgesi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne tevdi edilecektir.
    Madde 29

    1. Bu Sözleşme, yirmiikinci onay veya katılma belgesinin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne tevdi edildiği tarihi izleyen otuzuncu günde yürürlüğe girecektir.
    2. Yirmiikinci onay veya katılma belgesinin tevdi edilmesinden sonra, bu Sözleşmeyi onaylayan veya ona katılan her bir Devlet için Sözleşme, bu Devletin onay veya katılım belgesini tevdi etmesini izleyen otuzuncu günde yürürlüğe girecektir.

    Madde 30

    1. Bu Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarihten itibaren beş yıllık bir süre geçmesinden sonra, bu Sözleşmenin gözden geçirilmesi ile ilgili bir talep herhangi bir akit tarafça Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne hitaben yazılı bir bildirim ile herhangi bir zamanda yapılabilir.
    2. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, böyle bir talep hakkında, eğer varsa, alacağı tedbirleri kararlaştıracaktır.

    Madde 31

    Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Birleşmiş Milletler üyesi olan bütün Devletleri ve 26. Maddede zikredilen diğer Devletleri aşağıdaki hususlardan haberdar edecektir:
    a - 26. 27. ve 28. maddelere uygun şekilde bu Sözleşmenin imzalanmasından ve onay veya katılma belgelerinden;
    b - 29. maddeye uygun şekilde Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarihten;
    c - 30. maddeye göre yapılacak revizyon taleplerinden.
    Madde 32
    Bu Sözleşmenin Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinleri aynı şekilde geçerli olan orijinali Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne tevdi edilecektir; o da 26. maddede zikredilen bütün Devletlere bunun tasdikli bir suretini gönderecektir.
    Yukarıdaki hükümleri tasdiken, hükümetleri tarafından usulüne uygun şekilde yetkilendirilen aşağıda imzaları bulunan temsilciler bu Sözleşmeyi imzaladılar.

    Bindokuzyüzellisekiz senesinin Yirmidokuz Nisanında Cenevre’de tanzim edildi.

    Yazı kaynağı : www.turkishgreek.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap