Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    beynimizin kullandığı tek enerji kaynağı nedir

    1 ziyaretçi

    beynimizin kullandığı tek enerji kaynağı nedir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Glikoz beyin için tek enerji kaynağı!

    Glikoz beyin için tek enerji kaynağı!

    Kahvaltı, kan şekeri olarak bilinen glikoz için kaynak oluşturur. Glikoz beyin için en önemli ve tek enerji kaynağıdır ve bir depoya sahip değildir. Çocuk veya yetişkin her birey normal beyin fonksiyonları için yüksek oranda glikoza ihtiyaç duyar. Yapılan araştırmalarda kahvaltı öğününü tüketen öğrencilerin; sınıf içerisindeki başarısının daha fazla olduğu, kavrama yeteneklerinin daha iyi olduğu, problem çözme gibi konularda daha başarılı olduğu, beslenme bozukluklarından oluşan hastalıklara daha az yakalandıkları, kilo kontrolünü daha iyi sağlayabildikleri belirtilmektedir. Okulda geçirilen süre uzundur ve kahvaltı öğünü gün boyu ihtiyaç duyulan enerjinin karşılanması için yetersiz kalır. Bu nedenle kahvaltı, ara öğünler ve tüketilen öğle yemeğiyle muhakkak desteklenmelidir. Ev yapımı kek veya kurabiye veya sebzeli-peynirli poğaçalar veya mini sandviçler ara öğünler için tüketilebilecek alternatiflerdir. Öğle yemeği için okul kantininden fast food besinlerin tüketimi yerine yemekhaneden veya evden götürülebilecek öğünler tercih edilmelidir.
    Okul öncesi çocukların % 15-17’sinde beslenme bozukluğu, okul çağı çocuklarının % 25’den fazlasında kansızlık problemi bulunmakta, öğrencilerin beslenme alışkanlıkları incelendiğinde %40’ının sabah kahvaltısı yapmadığı görülmektedir. Bu durumda günün büyük çoğunluğunu okulda geçiren öğrencilere ve öğretmenlere okullarda verilecek sağlıklı beslenme eğitimleri ile yeterli ve dengeli beslenme bilinci kazandırılmaya çalışılmalı, okul yönetimlerince kantin ve yemekhanelerde sunulan besinlerle ilgili kontrol mekanizmaları oluşturulmalıdır.

    Yazı kaynağı : www.yenicaggazetesi.com.tr

    Beyin Nasıl Beslenir?

    Beyin Nasıl Beslenir?

    İnsan , beyin fonksiyonlarının gelişmiş olmasıyla diğer canlılardan ayrılır.Günümüzde kötü beslenmenin beyinde yaptığı tahribatlar ispatlanmıştır.

    Hastalanmadan önce,sağlığı korumaya yönelik beslenme ucuz, pratik ve yan etkisizdir. Ciddi bir hastalığın tedavisi hem zor hem de masraflıdır. Bunun için doğru beslenerek beynimizi hastalıklardan korumak önemlidir.

    Tabiat, her türlü sıkıntının ve acının çaresini bünyesinde barındırır. Doğadaki meyveler, sebzeler, şifalı bitkiler,baharatlar ve hayvansal gıdalar, bizleri daha sağlıklı ve daha mutlu kılmak içindir.

    BEYİN BESLENEBİLİR Mİ?

    Beyin, kanla beyne götürülen besin maddeleri ile beslenir.Normal koşullarda beynin tek enerji kaynağı glukoz yani şekerdir. Şeker düzeyinin beyinde azalmasına bağlı olarak, şuur kaybından, komaya kadar bir çok belirti oluşabilir. Bunun yanında beyinde şeker düzeyinin artması da tahribata yol açar. Beyni besleyen ve hastalıklardan koruyan besinler şunlardır…

    1-B Vitamini : Bu vitamin başlıca et, balık, yağsız süt, yoğurt, muz, yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagillerde vardır. Bu besinleri makul düzeyde tüketmek önemlidir. Eksikliğinde, beyin ve beynin emirlerini uygulayan sinir sisteminde çeşitli derecede hasarlar oluşur. El ve ayaklarda yanma, iğnelenme, duyu kusuru… gibi belirtiler oluşur.
    2-E Vitamini:Vücudumuz da depo edilebilen bu vitaminin eksikliği yıllarca gizli kalabilir.Bu süre erişkinlerde 15-20 yıl ,çocuklarda,2-3 yıl kadardır.E vitamini başlıca, havuç, ıspanak, çilek, domates ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde, yer fıstığı,bitkisel yağlar ve buğdayda bulunur. Bu vatamin, hafıza ve öğrenme gücünü arttırdığı gibi,eksikliğinde, el ve ayaklarda duyu kusuru, kuvvet kaybı, dengesizlik..gibi belirtiler yapabilir.
    3-A Vitamini: Balık yağı, tereyağı, krema, peynir yumurta sarısı, havuç patates, brokoli, yeşil yapraklı ve sarı sebzelerde, tahıllarda, kayısı da bulunur. Eksikliğinde,ışıkta görme azalır, fazla alımı ise, beyinde sıvı birikmesine yol açar.
    4-D Vitamini: Karaciğer, balık, yumurta, tereyağı ve mantarda bulunur. Bu vitaminden vücudumuzun faydalanabilmesi için güneş ışığı gereklidir. Eksikliğinde, kaslarda kuvvet kaybı, ağrı ve dengesizlik görülebilir.
    5-Karbonhidratlar ve yağlar:Unlu mamuller, baklagiller, patates, tatlılar, şekerler, muz, elma, karbonhidrat bakımından zengin besinlerdir. Beynin eneriji kaynağı olan glukoz yani şeker bu gruptandır. Yağlardan özellikle balık yağlarından omega-3, bitkisel yağlarda bulunan omega-6 hayati önem taşır. Bu yağlar, alzheimer hastalığına, baş ağrılarına, konsantrasyon bozukluğuna iyi gelir.
    6-Proteinler:Vücutta bu vitamin depo edilmez.Özellikle bebeklikten,ergenliğe kadar yeterli protein almak gerekir.Yetersiz protein alma beyin gelişmesini önler, zeka geriliği yapar.
    7-Su:Vücudumuzun, büyük oranı sudur.Özellikle yaşlılık döneminde eksik su alımı beyin fonksiyonlarını zayıflatır, şuur bulanıklığı yapar.
    ÇOCUKLARDA HANGİ BESİNLER BEYNİ BESLER?
    Beyin gelişimi anne karnında başlar 5 yaşına sürer.Entellektüel gelişimi ise yaşam boyu sürer.Doğumun ilk yılında beyin için lazım olan tüm besinler anne sütünde vardır.Daha sonraki dönemlerde başta süt olmak üzere yumurta,et,balık,kuru baklagiller ,yeşil yapraklı sebzeler,mevsim meyvelerini tüketmek gerekir.Çocukluk döneminde beyin gelişimi hızlıdır.Saydığım gıdaların eksiksiz alınması gerekirse vitamin takviyesi yapılması beyni besler,ileriki dönemde yaşam kalitesini artırır.Fast food türü gıdaların tüketilmesi aşı kilo,vücud direncinde düşme ve hafıza zayıflığı yapa

    YAŞLILIK DÖNEMİNDE BEYİN BESLENMESİ NİÇİN ÖNEMLİDİR? Beyin ,kanla taşınan besin maddeleri ile beslenir.İleri yaşlarda,beyne giden damarların yapısı yıpranmasına ve kan akımının azalmasına bağlı olarak besinlerden yararlanabilme kapasitesi düşer.İleriki yaşlarda beynin besin ihtiyacı değişir.Çoçukluk ve erişkin dönemindeki beslenme düzenini,ileri yaşta sürdürürsek,beyin fonksiyonları açısından fayda elde edemiyeceğimiz gibi,bir çok sağlık sorununa davatiye çıkarmış oluruz.
    Yaşlılıkta,şeker hastalığı,yüksek tansiyon,kolesterol yüksekliği….gibi sistemik hastalıkların oluşması hekim tarafından bazı besin maddelerinin yasaklanmasına sebep olur.Fakat beslenmede asıl amaç yaşa uygun gıdalar alarak,hastalıkları önlemektir.
    Yaşlılıkta :kırmızı etten kaçınmak,bunun yerine,özellikle balık ve katkı maddesi ile beslenmemiş tavukla et ihtiyacıkarşılanmalıdır.Bol oranda yeşil sebze tüketilmelidir.Şekerli,aşırı tuzlu,unlu maddeler,pirinç pilavı ,beyaz ekmek,tüm tatlılar mümkün olduğu kadar beslenmeden çıkarılmalıdır.
    İleri yaşta.makul ölçülerde süt ve yoğurt,taze meyve ve sebze,kuru baklagiller,balık veya balık yağı,kepekli ekmek tüketmekte fayda vardır.Bunun yanında hekime danışılarak takviye vitaminler ve bitkisel ilaç takviyeleri alınabilir.
    SIKÇA GÖRÜLEN BEYİN KÖKENLİ HASTALIKLARDAN KORUNMAK İÇİN NASIL BESLENELİM?
    Beyin hastalıklarının oluşmasında tansiyon,yüksek şeker..gibi hastalıkların,genetik yapı ve çevresel etkenlerin varlığı tartışılmazdır.Yaşam için gerekli olan gıdaların, yeterli ve doğru alınması, bir çok hastalığın oluşumunu engeller. Birkaç örnek verirsem:
    Beyin yaşlanmasını yavaşlatmak için:Arı poleni,üzüm çekirdeği,A,E,C ve B vitamini,balık,yeşil çay,baharatlardan,biberiye,zencefil,dereotu,fesleğenve bir tür bitki türü olan gingo biloba faydalıdır. Doğal yetişmiş yeşil yapraklı sebzeler ,taze mevsiminde yetişmiş meyvelere ağırlık verilmelidir.
    Unutkanlık ve hafıza zayıflığı için: Bvitamini,balık ve balık yağı, E ve C viamini, gingo biloba, ada çayı, yeşil çay, meyve çayları, kahve, çay, biberiye, zencefil, karabiber faydalıdır. Özellikle kakulenin, beyni canlandırıcı etkisi vardır.
    Felç olmamak için: Çocuk yaştan itibaren, yağ, şeker ve unlu yiyeceklerden kaçınmak, hayvansal gda olarak, balık, tavuk, süt ve yoğurt tüketmek, bol sebze ve meyve yemek sıradan, alkolden fast food tarzı gdalardan uzak durmak, kilo almamak kişiyi korur.
    Uyku bozukluğu: Bol sebze ve meyve tüketimi yapılmalı, yoğurt ve süt dışında hayvansal ağırlıklı gıdalardan kaçınılmalıdır. Melisa ağırlıklı içinde anason ve papatya bulunan çaylar uykusuzluğa iyi gelir. Kahve, çay ve asitli içecekler akşam alınmamalıdır..
    Stres: Beslenmede özellikle B vitaminleri bolca tüketilmelidir. Badem, tahıl ürünleri, makarna, irmik, zeytinyağlı yemekler,taze süt ürünleri, meyve suları, balık tüketmek strese iyi gelir. Bunun yanında fesleğen, limon, nane, gül suyu tavsiye edilir...

    Doç. Dr. Serdar Dağ
    Nörolog
    [email protected]

    Yazı kaynağı : www.mynet.com

    İyi Karbonhidratları Tüketin

    İyi Karbonhidratları Tüketin

    Karbonhidrat, vücudumuz için temel enerji kaynağı olan ve doğada en bol bulunan organik maddedir. Yağ ve proteinle birlikte beslenmemizin büyük bölümünü oluşturan 3 makro besinden biri olan karbonhidrat karbon, hidrojen ve oksijen elementlerinden oluşan organik bileşenlerin genel ismidir.

    1 gramı ile 4 kcal’i içeren karbonhidratlar, vücut için bir enerji kaynağı olmasının yanı sıra pek çok farklı göreve de sahiptir. Yağların ve proteinlerin sentezinin başlangıç aşamasında görev alan bu yapıtaşları aynı zamanda hücre duvarının da temel bileşenidir. Genetik bilgilerimizi içeren nükleik asitlerin yapısında da bulunan karbonhidratlar özellikle beyin hücrelerinin (beyin hücreleri yağı enerjiye dönüştüremezler) temel enerji kaynağıdır. Tüm bu özelliklerinin ve görevlerinin dışında karbonhidratlar kanın pıhtılaşmasında, üreme ve bağışıklık sisteminde de önemli rol oynamaktadırlar.

    Ramazan ayında daha rahat oruç tutabilmek için doyurucu ve geç acıkmayı sağlayan besinler tercih edilmelidir. Bu yüzden karbonhidrat içeriği yüksek besinler yerine, protein içeriği yüksek ve uzun süre tok kalmayı sağlayan besinler tercih edilmelidir. Karbonhidratlı besinlerde ise lifli olanları tüketmeye özen gösterilmelidir. Özellikle sahurda nişasta ve şeker gibi karbonhidrat içeriği yüksek olan besinleri tercih edenler gün boyu açlık hissedeceklerdir. Bu yüzden bal, reçel, çikolata gibi tatlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Yine sahurda Ramazan süresi boyunca daha uzun süre tok hissetmek için pide yerine bol tahıllı ekmekler tercih edilmelidir. Meyveler içerdikleri vitamin, mineral, lifin yanında yüksek derecede şeker içerir. Bu normalin üzerinde şekerin kana geçmesi çabuk acıkmaya sebep olacaktır. Ramazan boyunca oruç tutanlar, karbonhidrat tüketiminde dikkatli olması gerekiyor.

    Kaç tür karbonhidrat vardır?

    Karbonhidratlar temel olarak basit ve kompleks karbonhidratlar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Kompleks karbonhidratlar polisakkaritler olarak da adlandırılırken basit karbonhidratlar kendi arasında monosakkaritler ve disakkaritler olmak üzere iki alt başlıkta incelenebilir.

    Monosakkaritler: En küçük şeker birimidir ve 3 temel monosakkarit bulunmaktadır. Glukoz (dekstroz, üzüm-mısır şekeri), fruktoz (meyve şekeri), galaktozdur. Glukoz, hücrelerde yakıt olarak kullanılan ana enerji kaynağıdır ve kan şekeri olarak bilinir. Galaktoz süt ürünlerinde; fruktoz sebzelerde, meyvelerde ve balda serbest olarak bulunur.

    Disakkaritler: Birbirine bağlanmış iki monosakkarit molekülünden meydana gelirler. En önemlileri; laktoz, maltoz, sukrozdur. Laktoz süt şekeri, sukroz sofra şekeri olarak da bilinir. Genellikle şeker pancarı-kamışı dahil meyve-sebzelerde ve süt ürünlerinde bulunur.

    Polisakkaritler: İki veya daha fazla monosakkarit zincirinin birleşmesi ile oluşur. Nişasta, bitkisel kaynaklı ve glikojen ise hayvansal kaynaklı polisakkaritlerdendir.

    Karbonhidrat Kaynakları Nelerdir?

    Diyette karbonhidratlar 3 temel formda bulunurlar: Şekerler, nişastalar ve lifler.

    Çikolata, tatlılar, beyaz ekmek, hazır içeceklerin içine eklenenler, ballar, şuruplar (akçaağaç), nektarlar, süt gıdaları, meyveler ve sebzelerde doğal olarak bulunan şekerler diyetteki en önemli şeker kaynaklarıdır. Bununla birlikte nişasta kaynağı olan ekmek, pirinç, patates, fasulye, kahvaltı gevrekleri, kepekli makarna ve tahıllar gün boyu yavaş salınan sabit bir enerji sağlayan karbonhidrat içerirler. Lifler ise bitkisel yiyeceklerin hücre duvarlarında bulunan sindiremediğimiz bileşiklerdir. Sindirim sistemini koruyan, doygunluk sağlayan ve enerji veren lifler B vitaminleri, E vitamini ve çeşitli mineraller açısından zengindirler. Kabuklu sebzeler, fındık ve tohumlar, tam tahıllar ve tam tahıllardan yapılan ekmek-makarna gibi yiyecekler, kahverengi pirinç ve bakliyatlar (fasulye, mercimek) iyi lif kaynakları arasında sayılabilir.

    Diyetteki karbonhidratların lif açısından zengin ve mümkün olduğunca basit şekerlerden seçilmesi sağlık açısından önemlidir. Ayrıca işlem görmemiş, paketlenmemiş karbonhidratların tüketilmesi tercih edilmelidir. Lif içeriği yüksek az şekerli tam tahıllardan üretilmiş kahvaltılık gevrek, ekmek, makarna gibi besinler; kahverengi pirinç veya kinoa gibi tahıllar hem uzun süre tokluk hissi sağlayacağı hem de kan şekerini dengeli bir şekilde tutacağı için faydalıdır. Meyvelerin bütün olarak yenmesi, sadece sularının içilmesinden daha sağlıklıdır; bir portakal, bir bardak portakal suyunun iki katı kadar lif, yarısı kadar şeker içerir. Fasulye, nohut gibi baklagiller de yavaş sindirilen iyi karbonhidratlardandır. Bununla birlikte, paketlenmiş ve işlem görmüş karbonhidratlı tüm gıdalardan (gofret, kurabiye, çikolata, paketli kekler, çikolata vs.), şeker eklenmiş meyve suları ve gazlı içeceklerden, belli miktarların üzerinde beyaz ekmek, hamur işi, kızarmış patates, patlamış mısırdan uzak durmak sağlıklı bir hayat açısından çok önemlidir.

    Günlük Ne Kadar Tüketilmeli?

    Günlük tüketilmesi gereken ve doygunluk veren karbonhidrat miktarı yaşa, faaliyet düzeyine ve metabolik duruma göre değişebilse de günlük diyetimizin yaklaşık %40-50’lik kısmının karbonhidrattan oluşması gerekmektedir. Bu miktarın ise yarısı kompleks karbonhidratlardan yarısı ise basit karbonhidratlardan seçilmelidir. Sağlıklı ve ortalama bir fiziksel aktiviteye sahip bir insanın günde 250-300 g. karbonhidrat ve 30-50 g. lif yemesi sağlık açısından önemlidir. Önerilen miktardaki bu karbonhidratın ise az önce tarif ettiğim sağlıklı kaynaklardan alınması gerekmektedir.

    Fazlası Zarar

    Aşırı ve sağlıksız karbonhidrat tüketimi; kan şekeri, kan basıncı, kan yağları seviyelerinin ve yükselmesine ve uzun vadede şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Diğer yandan diyetle yeteri kadar karbonhidrat alınmaması enerji kaybı, konsantrasyon eksikliği ve erken yorulmaya yol açabilir. Ayrıca kanda glukoz düştüğünde vücut enerji için depolanan yağları ve proteinleri parçalar. Yağların parçalanmaı sonucunda oluşan ketozis ile baş ağrısı, halsizlik, bulantı, ishal ve sinirlilik görülebilir. Proteinlerin enerji elde etmek amacı ile yıkılması ise vücuttaki kas dokularının kaybı ile sonuçlanmaktadır.

    Doç. Dr. Cem Arıtürk

    Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı

    Facebook:@docdrcemariturk

    Instagram:@cem.ariturk

    YouTube:@docdrcemariturk

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap