Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    beyne pıhtı atması sonucu yoğun bakım

    1 ziyaretçi

    beyne pıhtı atması sonucu yoğun bakım bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Pıhtı atmada erken müdahaleye dikkat

    Pıhtı atmada erken müdahaleye dikkat

    Pıhtı atmada “erken müdahale” kalıcı hasarları azaltıyor.

    Ünlü aktör Kadir İnanır’ın geçirdiği rahatsızlıkla gündeme gelen beyne pıhtı atma, kalp-damar hastalıklarından, enfeksiyonlardan, tümörlerden ve travmalardan kaynaklanabiliyor. Pıhtı atmanın alınacak tedbirlerle önlenebileceğini belirten uzmanlara göre, ilk saatlerde müdahale kalıcı hasarların önüne geçebiliyor.
    Ünlü aktör Kadir İnanır, beyne pıhtı atması nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Ameliyat edilen ve yoğun bakımdaki tedavisi devam eden İnanır’ın hayati tehlikesinin olmadığı öğrenildi.

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahı Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, beyne pıhtı atmada erken müdahalenin önemine işaret etti.
    Pıhtı atmanın beyin damarlarından birinin ya da birkaçının kalp-damar sistemi içinde genellikle kanın kümelenmesi ile oluşan bir tıkaç ile tıkanması sonucu ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, “Pıhtı atma, tıkanan damarın beslediği belirli bir beyin bölgesinde kanlanma yetersizliği ve aşama aşama beyin dokusunun fonksiyon kaybına kadar giden bir durumdur” dedi.

    Kalp hastalıklarına dikkat!

    Beyin damarlarının “emboli” olarak da adlandırılan bir tıkaç ile tıkanmasının en sık kalpte oluşan bir pıhtının damar akımı ile beyin damarına gelmesi ile ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, “Bu genellikle atriyal fibrilasyon gibi kalp ritim bozukluklarında, kalpte protez kapakçık olması durumunda, enfeksiyonlarda ortaya çıkar. Ayrıca, boyundaki şah damarlarındaki (karotis sistemi) plaklardan, travmalardan ve tümöral durumlardan da kaynaklanabilir” diye konuştu.

    En yaygın belirti: Kol ve bacaklarda kuvvet kaybı

    Beyin damarlarının bir tıkaç ile tıkanmasına bağlı belirtilerin tıkanan damara göre değişiklikler gösterdiğini ve klinik tablonun çok geniş bir yelpazede değiştiğini ifade eden Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, “Çok hafif hatta bazen gözden kaçabilen hafif derecede etkilenen hastaların yanında ani ölümler dahi görülebilir. Klinik tablo sıklıkla kol ve bacaklarda kuvvet kaybı/felçler, duyu bozuklukları, konuşma bozuklukları, görme kayıpları, bilinç etkilenmeleri şeklinde ortaya çıkar” diye konuştu.

    Felç, konuşma ve görme bozuklukları ortaya çıkabilir

    Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, pıhtı atmanın çeşitli sonuçlara yol açabileceğini belirterek “Beyin damarlarının tıkayıcı (trombo-embolik) hastalıkları felç, konuşma bozuklukları, görme bozuklukları, duyusal etkilenmeler ve psikokognitif (algılama ve değerlendirme) bozuklukları gibi nörolojik kayıplara ve vücutta sistemik etkilenme ve işlev bozukluklarına hatta bazen ölüme yol açabilir” uyarısında bulundu.

    Hastalıklar mutlaka takip edilmelidir

    Beyin damarlarının tıkayıcı (trombo-embolik) hastalıklarının alınacak bazı tedbirlerle önlenebileceğini belirten Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, “Kişinin sağlık kontrollerinin ve tedavilerinin düzenli bir biçimde takibi ile en çok kalp-damar sistemine ait ya da diğer sistemlere ait hastalıkların tanınmış olması, gerekli tedavilerin yapılıyor olması ile büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık grubudur. Ortaya çıkması ile oluşan nörolojik hasar kişiye ve kayıpların ne olduğuna ve derecesine göre farklı sonuçlansa da sıklıkla erken tanı ve zamanında ve doğru bir tedaviyle günümüz tıbbi imkanları içinde büyük ölçüde geri döndürülebilmektedir” dedi.

    İlk dakikalarda müdahale önemli

    Beyin damarlarının bir tıkaç ile tıkanmasının, kalp-damar hastalıklarından, enfeksiyonlardan, tümörlerden, travmalardan kaynaklanabildiğini ifade eden Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, “Birincil hastalığın tanınması ile koruyucu tedaviler yapılarak beyin damarlarının tıkayıcı hastalığı büyük ölçüde engellenebilmektedir. Bunun yanında, hastalığın erken tanınması (ilk saatlerde) ile girişimsel müdahaleler yapılarak henüz beyin dokusunda çok ileri hasar oluşmadan hastalık ve etkileri geri döndürülebilmektedir” diye konuştu.

    Yazı kaynağı : npistanbul.com

    Beyne Pıhtı Atması Tedavisi ve İyileşme Süreci

    Beyne Pıhtı Atması Tedavisi ve İyileşme Süreci

    Vücutta lokal bir bölgeye yetersiz kan gitmesine iskemi denir. Beyne pıhtı atması iskemik inme tiplerinden biridir. İskemik inmede, kan damarının tıkanmasına bağlı olarak beyin dokusu yeterli oksijeni alamaz ve hasara uğrar. Birkaç dakika oksijensiz kalmak beyindeki sinir hücrelerinin ölmesine neden olabilir. Beyni besleyen atardamarlar;

    İlginizi Çekebilir :Beyin Damar Tıkanıklığı

    Beyne Pıhtı Atması Belirtileri

    İnme aniden gelişen bir olaydır. İngilizce eşanlamı “stroke” kelimesidir. Beyinde etkilenen bölgeye göre belirtiler farklı olabilir. Beyinde pıhtı atması ile ilgili en sık görülen belirtiler:

    Sadece belirtilere bakarak beyne pıhtı atmasını beyin kanamasından ayırt etmek mümkün değildir. Bu iki durum aynı belirtilere yol açabilir fakat tedavileri farklıdır. Doktor, hastayı değerlendirir ve inme olasılığı varsa beyin tomografisi ve difüzyon emar (MRG) gibi tetkikler isteyebilir. Görüntüleme yöntemleri, damar tıkanıklığını beyin kanamasından ayırt etmek için şarttır.

    Okumaya Devam Edin : İnme Belirtileri Nelerdir?

    Beyne Pıhtı Atmasında Görülebilen Ek Sağlık Sorunları

    İlk gün ve haftalarda inme hastalarında pek çok ek sağlık sorunu (komplikasyon) gelişebilmektedir. Beyin ödemi, akciğer enfeksiyonu, idrar yolu enfeksiyonu, nöbet, yatak yarası, eklem tutukluğu, omuz ağrısı, bacak damarlarında pıhtı oluşumu, depresyon inme hastalarında sık görülen komplikasyonlardan bazılarıdır. Bu nedenle durumu ağır hastalar yatarak rehabilitasyon  – yatarak fizik tedavi görme ihtiyacı duyar.

    İlginizi Çekebilir :Yataklı Fizik Tedavinin 5 Avantajı

    Beyne Pıhtı Atmasında Fizik Tedavi

    İnmede fizik tedavi hastanın fonksiyonel durumuna göre planlanır:

    İnme tedavisinde fizik tedavinin her aşamasında robotik fizik tedavi aletlerinden faydalanılır. Robotik fizik tedavi hastanın daha hızlı iyileşmesi ve daha çok fonksiyonunu geri kazanmasında oldukça faydalıdır.

    Hastanın erkenden dik konuma getirilmesi ve yürüme harektlerine başlanmasında robotik yatak teknolojisikullanılabilir. Uzun süre yatış tansiyon düşüklüğüne neden olur. Hastanın dik konuma getirilmesi tansiyon düzenlenmesini kolaylaştırır. Erigo – Pro robotik yatak teknolojisinin yaptırdığı yürümeyi taklit eden bacak hareketleri kan dolaşımını arttırır. Damarlarda iltihap, pıhtı oluşmasını, eklemlerde sertlik ve kısalık oluşmasını önlemeye yardımcı olur.

    Yürüme robotu ile felç tedavisinde güvenli ve yoğun yürüme egzersizleri uygulanır. Lokomat Pro with free Dyürüme robotundaki dinamik vücut ağırlığı desteği ve kişiye uyum sağlayan robotik dış iskelet ile ağır nörolojik hasarlarda bile hasta ayağa kaldırılıp doğal yürümeye en yakın hareketler yaptırılabilir.

    El-kol robotuile inme tedavisinde klasik fizik tedavideki güçlükleri aşmak ve hastaya daha yoğun ve doğru bir fizik tedavi programı uygulamak mümkündür. Armeo Power el kol robotu ile kaslar kuvvetlendirilir, hareketsizliğe bağlı ödem azaltılır ve eklem kısıtlılıkları önlenir. İnme tedavisinde en önemli ve nihai hedef ise beynin iyileşme potansiyeli olan plastisitesini uyararak yitirilmiş el-kol fonksiyonlarının kişiye geri kazandırılmasıdır.

    Okumaya Devam Edin : Felç Tedavisinde Robotik Fizik Tedavi Uygulamaları

    Yazı kaynağı : www.doktorfizik.com

    Beyne Pıhtı Atması Sonucu Gelişen Felç Düzelir Mi?

    Konuya genel bir yanıt vermek gerekirse evet pıhtı atması sonucu gelişen felç düzelebilir. Kaybolan vücut fonksiyonları zamanla geri gelebilir. Ancak oluşan felcin ne oranda geri gelebileceğini tahmin etmek mümkün değildir. Felç beyindeki bir kan damarı tıkandığında veya patladığında meydana gelir. Yaygın bir benzetme, beyindeki kalp krizi gibi olmasıdır. Kan damarları, beyne besin ve oksijen taşıdıkları için kritik öneme sahiptir. İnme, bir kan damarının tıkanmasına veya yırtılmasına neden olduğunda, beyindeki nöronlar kandan mahrum kalır. Etkilenen bölgedeki sinir hücreleri ölmeye başlar. Bu durum felç geçiren hastalarda birçok fiziksel ve zihinsel değişikliği tetikler.

    Hiçbir felç aynı değildir ve bu nedenle felçten kurtulan her kişide farklı etkiler görülür. Bir kişi yürüyemeyebilir, başka bir kişi konuşma problemi yaşayabilir veya sağ kolunu hareket ettiremeyebilir ya da göremeyebilir. Başka bir kişi de ise tamamen iyileşme görülebilir. Kısaca beynin etkilenen bölgesi, kanama varsa miktarı ve etkilenme süresi hangi işlevlerin ne oranda kayba uğrayacağını belirleyecektir.

    Felç sonrası kaybolan işlevler zamanla düzelebilir

    Pıhtı atması sonucu gelişen felç durumunda hasar gören beyin hücreleri zamanla yenilenebilirler ya da beynin diğer kısımları zarar gören hücrelerin görevinin üstlenebilirler. En hızlı iyileşme genellikle felçten sonraki ilk üç ila dört ay içinde gerçekleşir. Bununla birlikte, iyileşme birinci ve ikinci yılda da devam edebilir. Erken müdahale, başarılı bir iyileşmenin anahtarıdır. İnmeden değil geç kalmaktan korkulmalıdır.

    1950'den beri inme sonrası sağ kalım oranları yaklaşık % 70 artmıştır. Bunun birkaç nedeni vardır: Beyin kanaması sonrası felce neden olabilecek yüksek tansiyon günümüzde daha iyi kontrol altına alınmaktadır. Sağlık sistemi gelişmiştir. Görüntüleme yöntemleri sayesinde inme hemen teşhis edilebilmektedir. Oluşan pıhtıyı ameliyatsız giderebilen toplardamar içi pıhtı eritici ilaçlar geliştirilmiştir. Yine anjiyografik yöntemle pıhtıyı gidermek mümkün hale gelmiştir.

    Felç sonrası işlev kaybı varsa rehabilitasyon ve bakım süreci önemlidir. Rehabilitasyonla sık sık tekrar edilen hareketlerle kaybolan ya da azalan işlevlerde iyileşme sağlanabilir.

    Son olarak şunu belirtmek gerekir. İnme sonrası ölüm oranları sağlık alanındaki gelişmelerle gün geçtikçe azalmaktadır. Ancak inme sonrası morbidite daha yaygın bir problem olmaya başlamıştır. Felç durumunda beynin ne ölçüde nasıl değiştiği, ardından iyileşmenin nasıl olduğu, hangi bölümlerin diğer bölümlerdeki işlevi üstlendiği gibi soruların maalesef kesin olarak yanıtları bilinmemektedir. Ortalama yaşam süresindeki artış inme ve inme kaynaklı defisitleri arttırmaktadır. Beynin değiştiğini bilsek de, nasıl değiştiğini hâlâ büyük ölçüde anlayamıyoruz. İlerleyen çalışmalarda beynin işlevleri daha iyi anlaşılarak beyin stimülasyonu vb. yöntemlerle kalıcı felcin tedavisinin mümkün olabileceğine dair umut ise daima vardır.

    Bİlgi ve randevu için iletişim sayfamızı kullanabilirsiniz.

    Sağlıklı günler…

    Yazı kaynağı : draliyilmaz.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap