Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    beyliklerin bu kadar fazla olması dikkate alındığında

    1 ziyaretçi

    beyliklerin bu kadar fazla olması dikkate alındığında bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Beyliklerin bu kadar fazla olması dikkate alındığında, Anadolu'nun siyasi yapısı hakkında neler söylenebilir?

    Beyliklerin bu kadar fazla olması dikkate alındığında, Anadolu’nun siyasi

    ANADOLU BEYLİKLERİ

    ANADOLU BEYLİKLERİ

    Tarih. Anadolu Selçuklu Devleti’nde Sultan I. Alâeddin Keykubad’ın ölümünden (1237) sonra, veliahdı olan ortanca oğlu İzzeddin Kılıcarslan ile büyük oğlu Gıyâseddin Keyhusrev arasında uzun süren amansız bir mücadele başladı. Bu mücadele sırasında Sâdeddin Köpek gibi bir diktatörün birçok değerli ve tecrübeli emîri ortadan kaldırması devlet için büyük kayıp olmuştur. Bu olayların yanı sıra, zayıf ve kabiliyetsiz bir hükümdar olan II. Gıyâseddin Keyhusrev’in genç ve tecrübesiz kişilerle iş birliği yapması, devletin idarî mekanizmasının zayıflamasına yol açtı. Nitekim devletin bu zayıf durumu, çok büyük bir Türkmen kitlesinin yer aldığı Babaîler isyanına sebep oldu. Öte yandan Selçuklu Devleti’nin durumunu yakından takip eden Moğollar da bu karışıklıklardan faydalanmak için harekete geçtiler. Nihayet 1243 yılında Kösedağ’da Moğollar karşısında uğradığı yenilginin ardından Anadolu Selçuklu Devleti hızlı bir çöküş devresine girdi ve İlhanlılar’a tâbi oldu. Bundan sonra Anadolu’da hâkimiyet Moğollar’ın eline geçti. Malî kaynakların azlığı, suistimaller ve iktisadî çöküntü yüzünden perişan bir durumda bulunan Anadolu’da Selçuklu Devleti tekrar eski ve kudretli haline gelemedi.

    XIII. yüzyıl sonlarına doğru Anadolu’da Moğol baskısı zayıflamış ve bu durumdan faydalanan Türkmen beyleri yavaş yavaş Selçuklular’la ilişkilerini keserek bağımsızlıklarını ilân etmişlerdi. Anadolu Selçukluları’nın hâkimiyetindeki topraklarda kurulmuş olan bu beyliklere Anadolu beylikleri (tavâif-i mülûk) denilir. Bunların çoğu Bizans İmparatorluğu’na yakın uçlarda ve kıyı bölgelerinde teşekkül etmişti. Selçuklu-Moğol idaresinin daha kuvvetli bir şekilde göründüğü Orta Anadolu’da kurulan beylik sayısı ise çok azdı.

    Anadolu’da kurulan bu beyliklerin en güçlüsü, merkezi Ermenek olan Karamanoğulları Beyliği’dir (yaklaşık 1256-1483). Başlangıçta sûfî çevreleriyle yakın ilişkileri olduğu anlaşılan bu beylik, birçok defa Selçuklu-Moğol idaresiyle mücadele etti. Nihayet bu aileden Mehmed Bey, beraberinde Cimri lakabıyla meşhur Selçuklu şehzadesi Alâeddin Siyavuş olduğu halde Konya’ya girdi (1277). Mehmed Bey, beylik sınırları içinde Türkçe’den başka dil kullanılmamasını emretti. Bu hareket Anadolu’da Türkmenler’in millî şuurlarının çok güçlü olduğunu göstermesi bakımından ilgi çekicidir. Karamanoğulları Anadolu’da üstünlüğü ele geçirmek için Osmanlılar’la da savaştılar. Zaman zaman Osmanlılar’a karşı Venedik, Papalık ve Akkoyunlular’la ittifaklar yaptılar; ancak Osmanlı-Karamanoğulları mücadelesi Osmanlılar’ın galibiyetiyle sonuçlandı.

    Moğol istilâsı önünden kaçan Türkmenler’in Batı Anadolu’da Lâdik (Denizli), Honaz ve Dalaman bölgesinde kurduğu siyasî teşekkül Lâdik veya İnançoğulları Beyliği (1261-1368) adını taşıyordu. Bu bölgeye gelenlerin başında bulunanlardan Mehmed Bey, Sultan II. İzzeddin Keykâvus’a karşı ayaklanmış ve adı geçen beyliği kurmuştu.

    Karahisar (Afyon), Kütahya, Sandıklı, Akşehir ve Beyşehir’i içine alan uç bölgesinde, Selçuklu veziri Sâhib Ata Fahreddin Ali’nin oğulları ve torunları tarafından kurulmuş olan küçük beylik ise Sâhib Ataoğulları adını taşıyordu (yaklaşık 1275-1341).

    Anadolu’nun batısında Milas, Muğla ve çevresinde kurulmuş olan diğer bir Türk beyliği de Menteşeoğulları idi (yaklaşık 1280-1424). Bu beyliği, o yöreye deniz yoluyla gelen ve içeri doğru girerek sahil ile Denizli arasındaki bölgeye yerleşen Türkmenler kurmuştu. Adı geçen bölge, Anadolu Selçuklu hükümdarları tarafından beyliğin kurucusu Menteşe Bey’in atalarına iktâ edilmişti. Menteşeoğulları donanmalarıyla Ege ve Akdeniz’de Haçlı gemilerine karşı sürekli harekâtta bulunmuşlar, Rodos’u fethetmeye çalışmışlar, bu yüzden zaman zaman Venedikliler ve Kıbrıs Krallığı tarafından tehdit edilmişlerdir. Menteşe beyleri 1402’den sonra Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht mücadelelerine de karışmışlardır.

    Batı Anadolu’daki beyliklerden biri de Karesioğulları’dır. Anadolu Selçukluları Dânişmendliler’i ortadan kaldırınca Dânişmendli ailesine mensup olan bazı beyler Bizans sınırlarında uç beyi olarak görev almışlardı. Bu aileden Kalem Bey ile oğlu Karesi Bey Bizans şehirlerini zapta girişmişler ve merkezi Balıkesir olmak üzere Karesi Beyliği’ni (yaklaşık 1297-1360) kurmuşlardı. Karesioğulları zaman zaman Trakya’ya da asker çıkarmışlardır.

    Germiyanoğulları Kütahya ve çevresinde hüküm sürmüş bir Türk beyliğidir. XIII. yüzyılın ilk yarısında Malatya taraflarında bulunan Germiyan aşireti, muhtemelen Moğollar’ın baskısı yüzünden, 1262-1263 yıllarında batıya göç etmiştir. Germiyanoğulları Beyliği’ni (1300-1429) Kerîmüddin Alişîr’in oğlu I. Yâkub Bey kurmuştur. Onun idaresindeki Germiyanoğulları Anadolu beyliklerinin en kuvvetlilerinden biri olmuş ve en parlak devrini XIV. yüzyılda yaşamıştır.

    Eşrefoğulları, XIII. yüzyılın ikinci yarısında Beyşehir ve Seydişehir taraflarında kurulmuş bir Türk beyliğidir. Kurucusu Eşrefoğlu Süleyman Bey, Anadolu Selçukluları’nın uç beylerindendi. Yerine geçen oğlu Mübârizüddin Mehmed Bey topraklarını kuzeye doğru genişleterek Akşehir ve Bolvadin taraflarına hâkim olmuşsa da uçlarda bağımsızlıklarını korumaya çalışan beyliklere karşı harekete geçen Moğol Valisi Timurtaş, Eşrefoğulları’na son vermiştir (1326).

    Saruhanoğulları (1302-1410), merkezi Manisa olmak üzere Batı Anadolu’da kurulmuş bir Türk beyliğidir. Beyliğin kurucusu Saruhan Bey’in, Hârizmliler’in kumandanı iken Anadolu Selçukluları’nın hizmetine giren Saruhan ismindeki bir emîrin torunu olduğu söylenmektedir. Hazırladıkları donanma ile Ege denizinde faaliyet gösteren, hatta Balkanlar’a seferler yapan Saruhanoğulları zaman zaman Osmanlılar’a karşı Bizans ile anlaşmışlarsa da sonunda Osmanlılar tarafından ortadan kaldırılmışlardır.

    Batı Anadolu’da kurulan güçlü beyliklerden biri de Aydınoğulları Beyliği’dir (1308-1426). Bu beylik, Ege denizi ve Mora sahillerine yaptığı deniz seferleriyle büyük başarı elde etmiştir. Umur Bey zamanı Aydınoğulları için her yönden önemli gelişmelerin görüldüğü parlak bir dönem olmuştur. Umur Bey’den sonra beylik çökmeye yüz tutmuştur. Ankara Savaşı’ndan (1402) sonraki devrede Cüneyd Bey Aydınoğulları’nı güçlendirmeye çalışmışsa da Osmanlılar bu beyliğe son vermişlerdir.

    Anadolu’nun güney sahillerinde ise Alâiye Beyliği (1293-1471) bulunmaktaydı. Alâiye (Alanya) şehri Anadolu Selçukluları’nın son yıllarında Karamanoğulları’nın eline geçmiş (1293), bundan sonra şehir ve yöresine Karamanoğulları’na bağlı beyler hâkim olmuştur. Siyasî bakımdan fazla bir önemi olmayan Alâiye Beyliği daha sonra Memlükler’in hâkimiyeti altına girmiştir. Ticarî önemi sebebiyle Alâiye şehri zaman zaman Kıbrıs Krallığı’nın hücumuna da uğramıştır.

    Isparta, Eğridir ve yöresinde bulunan Türkmenler’in reisi Feleküddin Dündar Bey, Hamîdoğulları Beyliği’ni (yaklaşık 1301-1423) kurmuştur. Daha sonra İlhanlılar’ın Anadolu valisi Timurtaş Hamîdoğulları’nın topraklarına sahip olmuşsa da onun Mısır’a kaçmasıyla beylik tekrar canlanmış ve Eşrefoğulları’nın arazisinin bir kısmını ele geçirerek oldukça güçlenmiştir. Fakat daha sonra Hamîdoğulları’nın Eğridir şubesinin toprakları Osmanlılar’la Karamanlılar arasında paylaşılmıştır. Dündar Bey Antalya’yı zaptettikten sonra şehri kardeşi Yûnus Bey’e bırakmış, bu suretle Hamîdoğulları’nın Antalya şubesi (veya Tekeoğulları) ortaya çıkmıştır. Tekeoğulları, Antalya’yı ele geçirmek isteyen, hatta bir ara bu şehre sahip olan Kıbrıs Krallığı’na karşı başarıyla mücadele etmişlerdir.

    Dulkadıroğulları Beyliği (1339-1521) ise Maraş ve Elbistan yöresinde faaliyet göstermiştir. Güney Anadolu’daki başka bir beylik de Adana bölgesinde hüküm süren Ramazanoğulları Beyliği’dir (1352-1608). Her iki beylik siyasî bakımdan önce Memlükler, sonra da Osmanlı Devleti’ne bağlı olarak hüküm sürmüşlerdir. Bu iki beylik de Osmanlılar tarafından yıkılmıştır.

    Eretnaoğulları Beyliği (1335-1381) Orta Anadolu’da faaliyet göstermiştir. Beyliğin kurucusu Eretna, Uygur Türkleri’ndendi. Eretna’nın oğlu Mehmed Bey devrinde beylik idaresinde emîrler rol oynamaya başlamıştı. Nitekim bu beyliğin ileri gelenlerinden Kadı Burhâneddin, Eretna Beyliği’ne son vererek kendi devletini kurmuştur (1381-1398). O, hükümdarlığı süresince çevresinde bulunan Candaroğulları, Karamanoğulları, Tâceddinoğulları ve Osmanlılar’la mücadele etmiştir. Kadı Burhâneddin Devleti, kurucusunun ölümünden sonra hızla çökmüştür.

    Kuzey Anadolu’da Karadeniz bölgesinde görülen ilk beylik Çobanoğulları Beyliği’dir (yaklaşık 1227-1309). Beylik, Kastamonu’da uç beyi olarak bulunan, Oğuzlar’ın Kayı boyuna mensup Hüsâmeddin Çoban tarafından kurulmuştur. Bu beylik daha sonra yerini Candaroğulları’na (1292-1462) bırakmıştır. Candaroğulları Beyliği aynı zamanda hânedana mensup bir kişiye nisbetle İsfendiyaroğulları adıyla da bilinir.

    Karadeniz bölgesinde hüküm süren bir başka beylik de Pervâneoğulları’dır (1277-1322). Pervâne Muînüddin Süleyman’ın öldürülmesinden sonra oğlu Mehmed Sinop’ta Pervâneoğulları adıyla bağımsız bir beylik kurmuştur. Bu beylik daha sonra Bafra ve Samsun’u ele geçirmiş, ayrıca Kırım sahillerine seferler yapmış ve Karadeniz’de Cenevizliler’le savaşmıştır.

    Tâceddinoğulları da (yaklaşık 1348-1428) Karadeniz kıyısında bugünkü Bafra ile Ordu arasında, güney sınırı Niksar’a kadar uzanan saha üzerinde kurulmuş bir Türk beyliğidir.

    İlhanlılar’ın Anadolu valisi Çoban ve oğlu Timurtaş Anadolu’yu tamamen Moğol idaresi altına sokmak maksadıyla bu beylikleri ortadan kaldırmak istemiş ve kısmen başarılı olmuşlardır. Emîr Çoban’ın 1327’de İlhanlı Hükümdarı Ebû Saîd Bahadır Han tarafından öldürülmesi sonucu Timurtaş, kurtuluşu Memlükler’e sığınmakta bulmuştu. Beylikler için asıl tehlike, Osmanlı Devleti’nin gelişmesi ve Anadolu’nun siyasî birliğini sağlamak için harekete geçmesiyle ortaya çıkmıştır. Özellikle Yıldırım Bayezid zamanında (1389-1402) Karaman, Germiyan, Hamîd, Menteşe, Aydın, Saruhan ve Candaroğulları beylikleri ortadan kaldırılmıştır. Timur’un Ankara Savaşı’nda Yıldırım Bayezid’i mağlûp etmesi bu beyliklerin tekrar canlanmasına sebep olmuşsa da Osmanlı Devleti’nin hızla eski kuvvetini kazanması Anadolu’daki beyliklere hayat hakkı tanımamıştır. Sonunda Osmanlılar bu beylikleri ortadan kaldırarak Anadolu’da siyasî birliği yeniden sağlamayı başarmışlardır.

    Yazı kaynağı : islamansiklopedisi.org.tr

    Page 37 - Tarih-10 | 1.Ünite

    Yazı kaynağı : ogmmateryal.eba.gov.tr

    Tarihi Olaylar

    Tarihi Olaylar

    1)- Aydınoğulları-Birgi (1299-1403)

    2)- Candaroğulları-Kastamonu, Sinop (1291-1461)

    3)- Dulkadiroğulları-Elbistan, Maraş (1339-1521)

    4)- Eretna Beyliği-Kayseri (1335-1381)

    5)- Eşrefoğulları-Beyşehir (1288-1326)

    6)- Germiyanoğulları-Kütahya (1300-1429)

    7)- Hamidoğulları-Bolu, Eğridir, Antalya (1300-1392)

    8)- Çobanoğulları-Kastamonu (1203-1320)

    9)- İnançoğulları-Ladik, Denizli (1277-1368)

    10)- Karamanoğulları-karaman (1256-1483)

    11)- Karesioğlulları-Balıkesir (1300-1336)

    12)- Menteşeoğulları-Balat, Beçin (1300-1425)

    13)- Osmanoğulları-Bilecik, Bursa (1299-1922)

    14)- Ramazanoğulları-Adana (1378-1608)

    15)- Sahib Ataoğulları-Afyonkarahisar (1285-1349)

    16)- Saruhanoğulları-Manisa (1302-1410)

    17)- Taceddinoğulları-Niksar (1348-1428)

    18)- Alaiye Beyliği-Sivas (1381-1398)

    19)- Pervaneoğulları-Sinop (1277-1322)

    Anadolu’ya yerleşen Türkler önceleri kara devleti özelliğine sahiptiler. Fetih siyaseti denizlere doğru yayılınca denizciliğe de ilgi duymaya başladılar. Türklerin ilk denizcilik çalışmaları Çaka Bey tarafından başlatılmıştır. Çaka Bey, 1081 yılında İzmir’i Bizanslılardan almış ve burada bir beylik kurmuştu. Çaka beyin ilk Türk donanmasını kurduğu tarih olan 1081 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir. 

    Yazı kaynağı : www.tarihiolaylar.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap