Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    belirtmenin tesisi işlemi ne demek

    1 ziyaretçi

    belirtmenin tesisi işlemi ne demek bilgi90'dan bulabilirsiniz

    2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. Maddesine Göre Belirtme Ne Demek?

    2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. Maddesine Göre Belirtme Ne Demek?

    Bu yazımızda “2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre belirtme ne demek” konusunu açıklayacağız.  2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre belirtme satışa engel mi ve bu belirtme nasıl kaldırılır konusuna değineceğiz. Ancak peşinen belirtmek gerekir ki 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre konulan belirtmeleri, Kamulaştırma Kanunu’nun 31/B maddesi kapsamında konulan belirtmelerle karıştırmamak gerekir. Kamulaştırma Kanunu’nun 31/B maddesi kapsamında konulan belirtmeler için şu yazımıza bakınız: 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu 31/b Maddesine Göre Şerh Nedir?

    Kamulaştırma Nedir?

    Kamu idarelerinin kamu hizmetlerinin yürütülmesi için ihtiyaç duydukları özel mülkiyetteki taşınmazlar kamulaştırma yolu ile kamu idarelerinin mülkiyetine geçirilmektedir. Kamulaştırma kamu idarelerinin kamu yararı düşüncesiyle ve kamu gücüne dayanarak özel mülkiyette bulunan taşınmazların kamu mülkiyetine geçirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Ülkeden ülkeye farklılık gösterse de kamulaştırma sistemi genellikle özel mülkiyette bulunan taşınmazların kamu gücü kullanılarak ve malikin rızası olup olmadığına bakılmaksızın kamu mülkiyetine geçirilmesi şeklinde işlemektedir. Kamulaştırma konusunda detaylı bilgi almak için şu yazımıza bakabilirsiniz: Kamulaştırma Nedir? Kamulaştırma Nasıl Yapılır? Kamulaştırmanın Aşamaları Nelerdir?

    2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. Maddesi Nedir?

    2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu‘nun “Kamulaştırmada önce yapılacak işlemler ve idari şerh” başlıklı 7. maddesinin konumuzu ilgilendiren son fıkrası şu şekildedir:

    “İdare kamulaştırma kararı verdikten sonra kamulaştırmanın tapu siciline şerh verilmesini kamulaştırmaya konu taşınmaz malın kayıtlı bulunduğu tapu idaresine bildirir. Bildirim tarihinden itibaren malik değiştiği takdirde, mülkiyette veya mülkiyetten gayri ayni haklarda meydana gelecek değişiklikleri tapu idaresi kamulaştırmayı yapan idareye bildirmek zorundadır. (Değişik cümle: 24/4/2001 – 4650/2 md.) İdare tarafından, şerh tarihinden itibaren altı ay içinde 10 uncu maddeye göre kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerh tapu idaresince resen sicilden silinir.”

    2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. Maddesine Göre Belirtme Ne Demek?

    Kamulaştırma işlemlerinin belirli aşamaları vardır. Öncelikle, kamulaştırmayı yapacak idare, kamulaştırma veya kamulaştırma yolu ile üzerinde irtifak hakkı kurulacak taşınmaz malların veya kaynakların sınırını, yüzölçümünü ve cinsini gösterir ölçekli planını yapar veya yaptırır; kamulaştırılan taşınmaz malın sahiplerini, tapu kaydı yoksa zilyetlerini ve bunların adreslerini, tapu, vergi ve nüfus kayıtları üzerinden veya ayrıca haricen yaptıracağı araştırma ile belgelere bağlamak suretiyle tespit ettirir.

    Daha sonra İdare, kamulaştırma kararı verdikten sonra kamulaştırmanın tapu siciline şerh verilmesini kamulaştırmaya konu taşınmaz malın kayıtlı bulunduğu tapu idaresine bildirir. İşte bu bildirim Kamulaştırma Kanunu’nun 7. maddesi gereğince yapıldığı için bu belirtmeye “2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre belirtme” denilmektedir.

    Bu belirtmenin amacı, bu taşınmazın kamulaştırılacağını gösterir ve taşınmazı satın almak isteyen kişilerin kamulaştırmadan haberdar olmasını sağlar.

    2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. Maddesine Göre Belirtme Satışa Engel mi?

    2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre belirtme, mülkiyetin devrini kısıtlayan bir belirtme değildir. Belirtmenin amacı, taşınmazı satın almak isteyen kişilerin kamulaştırmadan haberdar olmasını sağlamaktır. Dolayısıyla 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre belirtme şerhi satışa engel mi sorusuna hayır cevabı vermek gerekir.

    Zaten 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 7. maddesinde yer alan “Bildirim tarihinden itibaren malik değiştiği takdirde, mülkiyette veya mülkiyetten gayri ayni haklarda meydana gelecek değişiklikleri tapu idaresi kamulaştırmayı yapan idareye bildirmek zorundadır.” hükmü de bu taşınmazlar üzerinde mülkiyeti veya sınırlı ayni hakları etkileyen işlemler yapılabileceğini göstermektedir. Bundan dolayı, belirtmenin konulduğu taşınmaz, satılabilir, kiraya verilebilir, üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilebilir, ipotek ve rehin verilebilir.

    2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. Maddesine Göre Belirtme, Kamulaştırmasız El Atma Davası Açılmasına Gerekçe Olabilir mi?

    Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 29.03.2005 tarihli ve E:2005/2308, K: 2005/3449 sayılı kararında “Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre, bilirkişi raporuna göre taşınmaza davalı idarece fiilen el atılmadığı anlaşılmıştır. Taşınmazın tapu kaydına kamulaştırma şerhi konulması fiili el atma olarak kabul edilemez. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, el atmanın kabulü ile bedele hükmedilmesi doğru görülmemiştir, Hükmün bozulmasına”  ifadelerine yer verilmiştir

    Bu karar da göstermektedir ki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre belirtme, tek başına kamulaştırmasız el atma davası açılması için yeterli değildir.

    2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. Maddesine Göre Belirtme Nasıl Kaldırılır?

    2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 7. maddesinde “İdare tarafından, şerh tarihinden itibaren altı ay içinde 10 uncu maddeye göre kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerh tapu idaresince resen sicilden silinir.”

    Buna göre şerh tarihinden itibaren altı ay içinde, idarece kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden belge getirilmez ise şerhin tapu idaresince kaldırılması gerekir.

    Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğün 2001/10 sayılı Genelgesinin A bendine göre; “bundan böyle belirtme yapıldığı tarihten itibaren altı ay içinde, 10 uncu maddeye göre, kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinden alınacak belgenin (mahkeme müzekkeresi) kamulaştırmayı yapan idarece ibraz edilmemesi halinde, bu taşınmaz malla ilgili olarak gelecek herhangi bir işlem talebi sırasında aynı tarih ve yevmiye ile, herhangi bir işlem talebi olmadan tespiti halinde ise yevmiyeye alınmak suretiyle tapu kütüğünün beyanlar hanesinde bulunan belirtmenin harç tahsil ettirilmeksizin resen sicilden terkin edilerek işlem sonucundan kamulaştırmayı yapan idareye bilgi verilmesi gerekir.

    Yani şerh tarihinden itibaren altı ay içinde, idarece kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden belge getirilmez ise satış vb. herhangi bir işlem talebi sırasında aynı tarih ve yevmiye ile belirtmenin kaldırılması gerekir.

    Eğer satış vb. herhangi bir işlem talebi yok ise tapu müdürlüğüne yapılacak başvuru ile belirtmenin kaldırılması mümkündür.

    2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. Maddesine Göre Belirtmenin Kaldırılması Harca Tabi mi?

    Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğün 2001/10 sayılı Genelgesinin A bendine göre; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre belirtmenin herhangi bir harç tahsil edilmeksizin kaldırılması gerekmektedir.

    Yazı kaynağı : gayrimenkulmevzuati.com

    Emek Taşınmaz (Gayrimenkul) Değerleme ve Danışmanlık A.Ş.

    Tapu Kütüğünde Şerhler (Bildirmeler) ve Beyanlar (Belirtmeler)

    A. Şerhler (Bildirmeler)

    Taşınmaz sahibinin tasarruf (egenim) hakkının kısıtlanmasına ya da kişisel hakların güçlendirilmesine yönelik olarak, tapu kütüğündeki özel bölümüne işlenen, üçüncü kişileri uyarıcı nitelikteki açıklamalardır. Bunlar genellikle; “tasarruf (egenim) yetkisine ilişkin kısıtlama şerhleri”, “kişisel haklara ilişkin şerhler” ve “geçici tescil (yazım) şerhleri” olmak üzere üç türlüdür.

    1. Tasarruf (Egenim) Yetkisine İlişkin Kısıtlama Şerhleri

    Aşağıdaki nedenlere dayanan tasarruf yetkisi kısıtlamaları tapu kütüğünde gösterilir:

    a. Çekişmeli hakların korunmasına ilişkin yargı kararları.

    b. Haciz, iflas (batkınlık) kararı ya da konkordato (anlaşmalı batkınlık) ile verilen süre.

    c. Aile yurdu kurulması, ardmirasçı atanması gibi tapu kütüğüne şerh olarak işlenmesi yasa ile öngörülen işlemler.

    Tasarruf yetkisi kısıtlamaları, tapu kütüğüne işlenmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir (MK. 1010).

    2. Kişisel Haklara İlişkin Şerhler

    Arsa payı karşılığı yapım, taşınmaz satış vaadi (sözverisi), kira, alım (iştira), önalım (şufa), geri alım (vefa) sözleşmelerinden doğan haklar ile yasalarda açıkça tapu kütüğünde gösterilebileceği belirtilen öteki haklar da tapu kütüğüne işlenebilir. Kişisel haklar tapu kütüğüne işlenerek güçlendirilmiş ve yersel (ayni) hak gibi bir etkiye kavuşturulmuş olurlar ki, bu nedenle onlara “güçlendirilmiş kişisel haklar” da denir. Bunlar, tapu kütüğüne işlenmekle, o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir. (MK. 1009)

    3. Geçici Tescil (Yazım) Şerhleri

    Aşağıdaki durumlarda tapu kütüğüne geçici şerhler işlenebilir:

    a. Var olduğu ileri sürülen bir yersel (ayni) hakkın güvence altına alınması gerekiyorsa.

    b. Tasarruf yetkisini belirleyen belgelerdeki eksikliklerin sonradan giderilmesine yasa ile olanak tanıyorsa.

    Geçici yazım şerhleri, bütün ilgililerin uygunluk vermesi ya da yargı kararıyla tapu kütüğüne işlenebilirler. Şerh konusu olan hak sonradan gerçekleşirse, tapu kütüğüne şerhin işlenmesinden başlayarak üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir (MK. 1011). Tapu kütüğünde “G.Ş.” (geçici şerh) harfleri ile gösterilirler.

    B. Beyanlar (Belirtmeler)

    Taşınmazın hukuksal ve eylemli durumunu göstermek, kamuya açıklık ilkesini gerçekleştirmek ve hak sahipleri için kanıtlama kolaylığı sağlamak amacıyla, tapu kütüğündeki özel bölümüne işlenen, üçüncü kişileri bilgilendirici nitelikteki açıklamalardır. Beyanlar, taşınmaz sahibinin ya da kamu kurum ve kuruluşlarının yazılı istemi üzerine tapu kütüğüne işlenirler. Tapu kütüğünün “Beyanlar” bölümüne yapılan yazımlar, kural olarak ne bir yersel hak doğurur; ne de kişisel bir hakkı güçlendirmeye yarar. “Beyanlar” bölümündeki yazımlar için tapu kütüğüne güven ilkesi uygulanmaz. Şundan dolayıdır ki, bunları tüm kişilerin bildiği varsayılır (MK. 1024).

    Medeni Kanun’un  “Kamu Hukuku Kısıtlamaları” başlığı altında yer alan 754. maddesine göre; taşınmaz mülkiyeti hakkı, kamu yararı için yasa ile kısıtlanabilir. Özellikle yapı, yangın, doğal yıkımlar (afetler) ve sağlıkla ilgili kolluk görevlerine; orman ve yollara, deniz ve göl kıyılarındaki ana ve ikincil yollara sınır işaretleri ve nirengi noktaları konulmasına; toprağın iyileştirilmesine ya da bölünmesine, tarım topraklarının ya da yapıya özgü arsaların birleştirilmesine; eski yapıtlar, doğal güzellikler, güzel görünümler,  gözleme yerleri ve ender doğa anıtları ile içmeler, ılıcalar, maden ve kaynak sularının korunmasına ilişkin mülkiyet kısıtlamaları, özel yasal düzenlemelerle gerçekleştirilebilir.

    “Kamu Hukuku Kısıtlamaları” başlığı altındaki 755. maddeye göre de; su yollarını düzeltme, sulama, bataklık yerleri kurutma, yol açma, orman yetiştirme, arazileri toplulaştırma gibi iyileştirme işleri, ancak ilgili taşınmaz sahiplerinin ortak girişimleriyle yapılabilecekse, arazilerin yarısından çoğuna sahip olanların üçte ikisinin bu yolda karar vermeleri gerekir. Öteki taşınmaz sahipleri de bu karara uymak zorundadırlar. Alınan karar, tapu kütüğünün “Beyanlar” bölümüne işlenir. Bu konulara ilişkin özel yasaların düzenlemeleri saklıdır.

    Yine, Medeni Kanun’un “Belirtmeler (Beyanlar)” başlıklı 1012. maddesinde; “Bir taşınmazın eklentileri, sahibinin istemi üzerine kütükteki “Belirtmeler” bölümüne yazılır. Bu yazımın tapu kütüğünden düşürülmesi (terkini), tapu kütüğünde hak sahibi olarak görünen bütün ilgililerin olur vermelerine bağlıdır. Taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının “Belirtmeler” bölümüne yazılması ve bu bölüme yazılabilecek öteki konular tüzükle belirlenir. Özel yasaların düzenlemeleri saklıdır.” denilmektedir.

    Beyanlar başta Medeni Kanun olmak üzere türlü yasalarda öngörülmüşlerdir. Bunların bir bölümü bilgi verir, bir bölüm beyanlar iyiniyeti ortadan kaldırır, bir bölümü de kimi kısıtlamalar getirir.

    Yazı kaynağı : emektd.com.tr

    TAPU SİCİLİ VE YAPILAN İŞLEM TÜRLERİ

    tapu kanunu uygulaması

    Ayni hak olarak tapuda tesisi mümkün olan haklar, Mülkiyet hakkı, irtifak hakları, taşınmaz yükü ve rehin haklarıdır. Bu hakların kurulması, kaldırılması, devri ve değiştirilmesi işlemleri ancak Tapu Sicilinde taşınmazlar için yapılan tapu sicil işlemleri ile mümkündür.

    Bu işlemler; tesciller, şerhler, beyanlar, terkinler ve tadiller olmak üzere 5 grupta toplanabilir. Kısaca değinmek gerekirse;

     – Tesciller, ayni hakların kurulması ya da devri amacıyla yapılan tapu işlemleri iken,

     – Terkinler tescilin aksine tapuda kayıtlı ayni hakları sona erdiren bir tapu sicil işlemidir.

     – Tadil işlemi tapu sicilindeki ayni hakların değiştirilmesine yönelik bir tapu sicil işlemidir.

     – Şerhlerin kapsamını ise şahsi hakların kuvvetlendirilmesi, çekişmeli bir hakkın korunması, malikin tasarruf yetkisinin sınırlandırılması veya bir tescilin geçici olarak tapuya yazılması oluşturur.

     – Beyanlar, hak sahibi olabilecek kişileri bilgilendirmesi açısından faydalı olacak bilgilerdir.

    Bir diğer açıdan Tapu Sicil Müdürlüklerinde yapılan işlemleri akitli ve akitsiz işlemler olarak ikiye ayırabiliriz. Bunlara ilave olarak resmi yazıyla yapılan işlemlerde vardır. Örnek Haciz, tedbir, iflas, kamu haczi, kamulaştırma beyanı, şerhi, korunması gerekli kültür varlığı belirtmesi gibi)

     Akitli İşlemler; Satış, Bağış, Trampa, İpotek, kat karşılığı temlik, irtifak hakları kurulması, ölünceye kadar bakma akdi, ölünceye kadar gelir akdi, taksim, kat mülkiyeti, kat irtifakı, devre mülk hakkı, intifa hakkı, oturma hakkı, geçit hakkı, kaynak hakkı, üst hakkı ve diğer irtifaklar ve gayrimenkul mükellefiyetinden ibarettir. Akitli işlemler tapu kütüğünde hak sahibi bulunan kişi ile diğer akit tarafının karışlıklı anlaşması sonucu Tapu Sicil Müdürlüklerince düzenlenecek resmi senet ile geçerlik kazanır.

     Akitsiz İşlemler; Tapu Sicil müdürlüklerinde yapılan akitsiz işlemlerde işlemin geçerli olabilmesi için malik veya hak sahibinin tek taraflı irade beyanı yeterlidir. Bu irade beyanını esas alarak tapu sicil müdürlüğünce düzenlenecek tescil istem belgesi ile de tescilin yapılması sağlanmış olur.

     Bu işlemleri; hukuki nitelikli olan aile konutu şerhi aile konutunda kalma hakkının şerhi finansal kiralama, şufa, iştira, vefa, kira, idame-i şüyu, ticari işletme rehini, mal rejimi satış vaadi, bağışlama vaadi, kat karşılığı inşaat, ölünceye kadar bakma, tashih gibi sözleşmeler ile mirasın intikali, iştirakin bozulması kanuni ipoteğin akitten sonra tescili geçici tescil, teferruatın yazımı, bağıştan rücu ile taşınmazın eski sahibine dönmesi, ipotek alacağının temliki, unvan vasiyetnamenin tenfizi, ferdileşme, kat mülkiyeti, yönetim planı eklenmesi, kat ilavesi ve arsa payı değişikliği kat irtifakı iştirakin bozulması intikal işlemleri ile kanuni ipoteğin akitten sonra tescili serbest dereceden yararlanma hakkının akitten sonra tescili, izale-i şüyu satışının tescili, cebri satışın tescili,ortaklaşa kullanılan yerlerin tescili işlemleri, kat irtifakının terkini, kat mülkiyetinin terkini, intifa hakkının terkini, muhdesatın devri ve terkini işlemleri ile teknik nitelikli olan ayırma birleştirme cins değişikliği yola terk, yoldan ihdas, teknik hataların düzeltilmesi olarak sayabiliriz.

     Resmi Yazıyla Yapılan İşlemlere ise Haciz, tedbir, iflas, kamu haczi, kamulaştırma beyanı, şerhi, korunması gerekli kültür varlığı belirtmesini örnek olarak verebiliriz.

     2644 sayılı Tapu Kanununun 26.maddesi ve 634 sayılı K.M.K.’nun 12. maddesine göre taşınmaz mülkiyetinin naklini sağlayacak sözleşmeleri düzenleyecek resmi makam tapu sicil müdürü ve memurlarıdır. Ancak bazı istisnalar da mevcuttur, mesela ölünceye kadar bakma akdinde sözleşme noter veya sulh hakimince de yapılabilir. Bu durumda tapu sicil müdürlüklerince resmi senet düzenlenmeden tescil istem belgesi düzenlenip tescil gerçekleştirilerek işlem geçerlik kazanır, mirasçılar arası taksim sözleşmesi, kanuni şekle uyularak yapılmış ve imzalar noterlikçe onaylanmış ise veya sözleşme noter tarafından hazırlanmışsa tapu sicil müdürlüğünce resmi senet düzenlemesine gerek kalmadan tescil istem belgesi düzenlenerek işleme geçerlilik kazandırılır.

     Burada normalde akitli olarak düzenlenmesi gereken bir işlem akitsiz bir işlemmiş gibi yapılmaktadır. Yine;

     – Bazen akitli bazen de akitsiz işlem olarak karşımıza çıkan işlemlerden bazıları şunlardır; kat mülkiyeti kurulması işlemi akitli bir işlem olarak tesis edilirken bütün bağımsız bölümlerin tek bir kişiye ait olması durumunda karşı taraf olmayacağından resmi senet düzenlenemeden tescil istem belgesi düzenlenerek işlem yapılır.

     – İntifa hakkının kurulabilmesi için tapu sicil müdürlüklerince resmi senet düzenlenmesi gerekir ancak kanun gereği intifa hakkının kazanımında durum farklıdır.

     Kanuni intifa hakları sözleşme ile değil de kanun gereği, kanunda belirtilen durumlarda doğacağından bunlar için resmi senet düzenlenmesine gerek yoktur. Şöyle ki kocanın karısının malları üzerindeki intifa hakkı mal rejiminin tesisi ile, anne ve babanın çocuğun malları üzerindeki intifa hakkı ise çocuğun malı iktisabı ile, dördüncü zümredeki kanuni mirasçıların tereke üzerindeki kanuni intifa hakları ile sağ kalan eşin intifa hakkı da murisin ölümü ile birlikte doğar. MK. 795. maddesi hükmü gereğince taşınmaz üzerindeki yasal intifa hakları tapu kütüğüne tescil edilmemiş olsa bile durumu bilenlere karşı ileri sürülebilir. Tescil edilmiş ise herkese karşı ileri sürülebilir. Burada dikkat etmemiz gereken nokta şudur ki; sağ kalan eşin intifa hakkı ancak, 23.11.1990 tarihinden önce muris ölmüşse söz konusu olabilir çünkü anılan tarihte Medeni Kanunumuzda 3678 sayılı kanunla yapılan değişiklikle sağ kalan eşin miras sebebiyle kanunen kazanacağı intifa hakkı kaldırılmıştır.

     – Akitli işlemlerde resmi senet düzenlenmesi gereğinin bir diğer istisnası da mahkeme hükümleridir. Şöyle ki; herhangi bir akitli işlem hakkında mahkeme hükmü varsa resmi senet düzenlenmeden mahkeme hükmü esas alınarak tescil yapılır.

    *   *   *

    Yazı kaynağı : tapu-kadastro.net

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap