Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    beğendiği bir şeyi düşünmekten kendini alamamak

    1 ziyaretçi

    beğendiği bir şeyi düşünmekten kendini alamamak bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Akıl ile ilgili deyimler, akıl deyimlerinin anlamları ve örnek cümleler

    Akıl ile ilgili deyimler, akıl deyimlerinin anlamları ve örnek cümleler

    Akıl almak: danışmak, görüş almak.
    Akıl almamak: inanılacak gibi olmamak, akla uygun gelmemek.
    Akıl bırakmamak: kafa karıştırmak.

    Akıl danışmak: bir konuda birinin görüşünü sormak:
    “O cinayeti işlemeden evvel gelip bize akıl mı danıştın?” - P. Safa.
    Akıl durdurmak: bir şey çok şaşırtıcı olmak, insanı şaşırtmak.

    Akıl erdirememek (ermemek):
    1) Ne olduğunu anlayamamak, sırrını çözememek:
    “Çalıştıkça da borcumuz azalacağına artıyor, işte buna bir türlü akıl erdiremiyorum.” - Halikarnas Balıkçısı.
    2) Kabul edememek.

    Akıl erdirmek: Ne olduğunu anlamak, sırrını çözmek:
    “Yaşadığımız müddetçe bu muammaya akıl erdirmek bizim için pek kabil değildi.” - H. C. Yalçın.

    Akıl ermek: anlamak, çözmek.
    Akıl etmek: herhangi bir önlem veya çareyi zamanında düşünmek: “Duvar saatine bakmayı akıl ettiğinde ise zihni adamakıllı bulandı.” - İ. O. Anar.

    Akıl havsala almamak: akla mantığa sığmamak:
    “Artık bu kadarını akıl havsala alamaz.” - R. H. Karay.
    Akıl hocalığı taslamak: bir işte doğruyu, iyi olanı gösterdiğini sanmak:
    “Burada akıl hocalığı taslıyorum ama ben böyle akılsızlıkları çok yapıp birkaç kere sorunla karşılaştım.” - R. Erduran.

    Akıl işi değil: “akla uygun değil, doğru değil” anlamında kullanılan bir söz.
    Akıl öğretmek: birine nasıl davranacağını göstermek, yol göstermek, akıl vermek:
    “Sana ne oluyor? Akıl öğretecek sen mi kaldın?” - N. Hikmet.

    Akıl vermek: akıl öğretmek.
    Akıl yürütmek:
    1) Herhangi bir konuda fikir vermek;
    2) Tahminde bulunmak.

    Akılda tutmak: unutmamak.
    Akıldan çıkarmak: 1) düşünmemek; 2) unutmak.
    Akıllı geçinmek: kendini çok akıllı sanmak:
    “Akıllı geçinen kadınlardan beklenebilecek tepkileri vermedi hiç.” - R. Erduran.

    Akıllı olmak: gerçeklere uygun davranmak:
    “Mesut olmak için akıllı olmak kifayet eder, baht, talih bunlar boş şeydir!” - M. Ş. Esendal.

    Akıllılık etmek: 1) yerinde ve uygun davranmak; 2) uyanık davranmak.

    Akılsızlık- akılsızlık etmek: düşüncesiz ve yersiz davranmak.
    Akla (akıllara) durgunluk vermek: hayranlık uyandırmak:
    “Fatih Sultan Mehmet Han hazretlerinin akıllara durgunluk veren bir fetihle Osmanlı mülkü hâline getirdiği İstanbul dünyanın en güzel, en harikulade şehridir.” -B. Akyavaş.

    Akla fenalık vermek: çok şaşırtmak, çıldırtmak, zıvanadan çıkarmak:
    “Aman ya Rabbi, akla fenalık verecek hadiseler bundan sonra başladı.” - R. H. Karay.

    Akla gelmek: hatırlamak.
    Akla gelmemek: 1) hatırlanamamak; 2) olabileceğini düşünmemek.
    Akla hayale gelmemek: inanılmamak:
    “En akla hayale gelmeyen şeylere dikkat eder, bunları derler toplar ve umumi büyük neticeler çıkarır.” - N. Hikmet.

    Akla sığar gibi: aklın kabul edebileceği bir biçimde, makul: Söyledikleriniz akla sığar gibi değil.
    Akla sığmamak: inanılacak gibi olmamak, akla uygun gelmemek:
    “Ismarlama bir hükümdar soyu bulmak ve yaratmak pek akla sığacak bir yol görünmüyordu.” - H. C. Yalçın.
    Aklı almamak: 1) biri bir şeyi anlayamamak, kavrayamamak; 2) bir şeyin olabileceğine inanmamak; 3) uygun bulmamak: Çocuğun bu geç saatte evden izinsiz çıkıp gitmesini aklım almıyor.

    Aklı başına gelmek:
    1) davranışlarının yanlışlığını sezerek doğru yolu bulmak:
    “O zaman her şey düzelir, erkeğin de aklı başına gelir.” - P. Safa.
    2) ayılmak, kendine gelmek:
    “Bir hastalık hâli olduğu anlaşılan bu ilk sersemlikten sonra yavaş yavaş aklı başına gelmektedir.” - R. N. Güntekin.

    Aklı başından gitmek: çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağını şaşırmak: “El âlemin çocuklarının tek evladını paraladıklarını düşündükçe aklı başından gidiyordu.” -E. Şafak.

    Aklı başka yerde olmak: başka şeyler düşünmek:
    “Affet Kâmuran, aklım başka yerdeydi.” -R. N. Güntekin.

    Aklı bir (beş) karış yukarıda (havada) olmak: değişik sebeplerden dolayı dengeli düşünemez durumda olmak.
    Aklı (bir şeye) takılmak: zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak:
    “Aklı bir şeye takılmış gibiydi komiserin, konuşuyor boyuna.” -N. Hikmet.
    Aklı bir yerde olmak: bir iş yaparken başka bir şey düşünmek: “Aklı hep evde, Gülsüm’deydi.” -Ö. Seyfettin.

    Aklı bokuna karışmak: kaba korkudan şaşırıp ne yapacağını bilememek.
    Aklı çıkmak: sonucun kötü olacağını düşünerek korkuya kapılmak: Para harcayacak diye aklı çıkıyor.

    Aklı dağılmak: düşünceyi belli bir konu, sorun üzerinde toplayamamak.
    Aklı durmak: düşünemez bir duruma gelmek, şaşırmak.

    Aklı ermek:
    1) Anlayabilmek: “Bir sihirbaz inceliği ile başlayan iş, bir hamal kabalığı ile bitirilmeli ki neticeye aklı ersin.” - N. F. Kısakürek.
    2) Akılca olgunlaşmak: “Aklı her şeye eriyor, eli her işe yatıyor.” -A. İlhan.

    Aklı fikri bir şeyde olmak; düşüncesini bir konuda yoğunlaştırmak:
    “Aklı fikri bostanda olduğu için bunlardan nasıl ayrılacağını tekrarlıyordu.” -O. C. Kaygılı.

    Aklı gitmek:
    1) şaşırmak, korkmak;
    2) çok beğenmek, bayılmak: “Leman’ın aklı gitti bu anda sinemaya.” - N. Hikmet.

    Aklı kalmak: beğendiği bir şeyi düşünmekten kendini alamamak.
    Aklı karışmak: ne yapacağını bilememek, şaşırmak, bocalamak.

    Aklı kesmek:
    1) Anlamak, idrak etmek;
    2) Bir şeyin olabileceğine inanmak:
    “Ağzımı aradı, rahat mıydım, burada okuyacağımı aklım kesmiş miydi?” - A. Kutlu.

    Aklı kesmemek:
    1) Anlayamamak, idrak edememek;
    2) Sonucu tahmin edememek.

    Aklı sonradan gelmek:
    1) Verdiği kararın yanlış olduğunu anlayıp vazgeçmek;
    2) Bir şeyi sonradan hatırlayarak yapmak.

    Aklı yatmak: anlamaya başlamak, olacağına inanmak:
    “Söylediklerimin doğru olabileceğine aklı yatmaya başladı.” - A. Ümit.
    Aklı zıvanadan çıkmak: delirmek, aklını oynatmak.
    Aklıma gelen başıma geldi: “olmasından korktuğum şey oldu” anlamında kullanılan bir söz.
    Aklın süzgecinden geçirmek: etraflıca düşünmek, çok iyi muhakeme etmek:
    “Aklın olmadıktan sonra istediğin denli deneylerden geç. O deneyleri aklın süzgecinden geçirmedikten sonra.” - M. İzgü.

    Yazı kaynağı : www.egitimsistem.com

    Aklı kalmak ne demek? Aklı kalmak sözünün anlamı nedir?

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap