Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    bazı insanlar dünyanın kaplumbağa sırtındaki dört fil tarafından taşındığını düşünmüştür

    1 ziyaretçi

    bazı insanlar dünyanın kaplumbağa sırtındaki dört fil tarafından taşındığını düşünmüştür bilgi90'dan bulabilirsiniz

    dünyanın şekli ile ilgili geçmişte öne sürülen fikirler nelerdir? - Eodev.com

    dünyanın şekli ile ilgili geçmişte öne sürülen fikirler nelerdir? - Eodev.com

    Öncelikle iyi günler

    Önceden dünyanın hakkında bir çok iddia bulunurdu.

    Bir iddiaya göre, dünyanın bir tepsinin içinde yüzdüğü düşünülüyordu. Bu tepsiyi 4 tane fil ( başka bir düşünceye görede kaplumbağa) taşıyordu. Dünyadaki denizler bu tepsideki suydu. Dünyada fazla denize açılınırsa aşağı düşüp ölüneceği düşünülmekteydi. Filler/kaplumbağalar sinirlendiğinde depremler meydana gelirdi.

    Diğer bir iddiaya görede güneş dünyanın etrafında dönmekteydi

    Son belirteceğim şeye görede dünya hafif ortadan şişkin düz dairesel yüzey olduğu düşünülmekteydi. Çok denize açılınırsa, buradan aşağı düşüp uzay boşluğunda kaybolunacağı iddiasıda mevcuttu elbette.

    Anlamadığınız kısım olursa sorunuz

    #Optitim

    #GeceUçanKuş

    Yazı kaynağı : eodev.com

    Dünyanın Şekli ile Ilgili Geçmişten Günümüze Ileri Sürülen Teoriler

    Afrikadan Amerikaya Deprem İnanışları - Adnan Bektaş - bianet

    Afrikadan Amerikaya Deprem İnanışları - Adnan Bektaş - bianet

    Bilimsel dayanağı olmayan bu batıl inanışlar bazı ülkelerde hala önemini koruyor. Batıl inanışlara göre depremlere hayvanlar, yaratıklar ve tanrılar yol açıyor.

    Hindistan: Kaplumbağanın üzerinde 4 fil

    Dünya, bir kaplumbağanın üzerinde duran dört fil tarafından tutuluyor. Kaplumbağa da bir kobranın üzerinde dengede duruyor. Bu hayvanlardan herhangi biri hareket edince dünya sallanır.

    Assam (Bangladeş ve Çin'in arasında): Yaşıyorum

    Yer yüzeyinde insan olup olmadığını anlamak için zaman zaman yer sallanıyor. Çocuklar sarsıntıyı hissettiklerinde, ''Yaşıyorum, yaşıyorum''diye bağırdıkları zaman dünyanın içindeki insanlar yer yüzeyinde insan olduğunu anlarlar ve sarsıntıyı keserler.

    Sibirya: Dünya kızak üzerinde

    Dünya, bir kızak üzerindedir ve bu kızağı kullanan kişi Tanrı Tuli'dir. Birkaç pireli köpek de bu kızağı çeker. Köpekler kaşınmayı durdurduklarında dünya sallanır.

    Meksika: El Diablo'nun yarıkları

    El Diablo isimli bir canavar, dünya üzerinde dev yarıklar açıyor. Bu yarıklar da şimdiki faylardır.O ve şeytansal arkadaşları, yeryüzünü karıştırmak istedikleri zaman bu dev yarıkları kullanıyor ve deprem oluyor.

    Mozambik: Ateşlenen ve üşüyen dünya

    Dünya, yaşayan bir yaratıktır ve problemleri insanlarınki ile aynıdır. Bazen yaratık ateşlenir ve üşür, biz de titrediğini hissederiz.

    Belçika: Kızgın melek günah savuruyor

    Dünya üzerinde yaşayan insanlar, aşırı günahkar oldukları zaman Tanrı, insanlara gezegenimizi çevreleyen havayı savurmak üzere kızgın bir melek gönderir. Meydana gelen fırtınalar, dünyada bir dizi şok şeklinde hissedilen bir müzik tonu ortaya çıkarır.

    Doğu Afrika: İneğin boynu ağrıyınca

    Büyük bir balık, üzerinde bir taş taşımaktadır. Bir inek de o taşın üzerine oturmuştur ve dünya da ineğin bir boynuzunun üzerinde dengelenmiştir. İneğin boynu ağrıdığı zaman, dünyayı boynuzu ile fırlatıp diğer boynuzunda tutuyor. Böylelikle de yer sallanıyor.

    Romanya: Direklerin taşıma gücü azalırsa

    Dünya üç direk üzerinde durmaktadır. Yardımseverlik, umut ve güven. İnsanoğlu bu öğelerden birisini veya birkaçını kaybederse direklerin taşıma gücü azalır ve dünya sallanır.

    Yeni Zelanda: Karnı tekmelenince

    Dünya adlı annenin karnında bir çocuk vardır. İsmi Genç Ru'dur. Ru, ne zaman Dünya Anne'nin karnını tekmelerse o zaman dünya sallanır.

    Kızılderililer: "Aksakayak" şefin aşkı

    Birgün Chickasaw şefi, Choctaw prensesine aşık olmuş. Şef çok yakışıklıymış fakat ayağının birisi yamukmuş, bu yüzden de ismi "Aksakayak"mış. Şef prensesi istemiş ama prensesin babası reddetmiş.

    Bunun üzerine şef ve ordusu prensesi kaçırmış ve hep birlikte evliliklerini kutlamaya başlamışlar. Ama Büyük Ruh, çok sinirlenmiş ve ayağını yere hızla vurmuş. Meydana gelen sarsıntı, Mississipi Nehri'nin taşmasına neden olmuş. Böylece düğündeki herkes boğulmuş.Mississipi Nehri'nin yanındaki Aksakayak Gölü,1812 yılındaki Yeni Madrid depreminden sonra oluşmuştur.

    Batı Afrika: Dağ ile devin arasında

    Dünya, büyük bir dağ ile bir devin arasındaki yatay bir disk şeklindedir. Devin görevi dünyayı, karısınınki ise gökyüzünü taşımaktır. Dev karısına her sarılışında dünya sallanır.

    Hindistan: 7 yılan gardiyan

    Yedi tane yılan gardiyan, cennetin en alt noktasında, 7 odayı korumakla görevlendirilmiştir. Bu gardiyanlar, aynı zamanda sırayla dünyayı tutuyorlar. Gardiyanlar görevleri birbirlerinden devralırken dünya sarsılıyor.

    Litvanya: Tanrının elleri yorulunca

    Drebkuhls isimli bir Tanrı, cehennemde yürürken dünyayı da kollarında taşır. Drebkuhls, ne zaman kötü bir gün geçirirse o zaman Tanrı'nın elleri yorulur ve Tanrı'nın taşıma gücü azaldığı için dünya sallanır.

    Kolombiya: Chibchakum sinirlendikçe

    Dünya ilk oluştuğunda üç tane kalas üzerinde duruyormuş. Fakat bir gün Chibchacum isimli bir Tanrı, Bogota Ovası'nın sular altında kalmasının çok eğlenceli olacağını düşünmüş ve bir sel meydana getirmiş.

    Bundan dolayı Chibchacum, dünyayı omuzunda taşımak üzere cezalandırılmış. Sonra Chibchakum çok sinirli olmuş ve zaman zaman kızdığında dünyayı sallamaya başlamış.

    İskandinavya: Zehirler damladıkça

    Tanrı Loki, erkek kardeşinin ölümünden dolayı cezalandırılır ve yer altındaki bir mağaraya kapatılır. Kafasının üzerindeki bir yılan da, durmadan zehrini damlatır. Loki'nin kız kardeşi de bir kapta bu zehri toplar. Zaman zaman kız kardeşi kabı boşaltmak üzere oradan ayrılır. O durumda da zehir Loki'nin yüzüne damlar. Zehir damlalarından kurtulmak için Loki eğilip kafasını oynattıkça yer sarsılır, deprem olur.

    Yunanistan:Kaçmaya çalıştıkça

    Aristotle ve William Shakespeare'e göre, Henry adlı oyunda, kuvvetli, vahşi rüzgarlar yer altındaki mağaralarda tutulmaktadır. Kaçmak için uğraştıklarında verdikleri mücadele depremlere yol açıyor.

    Japonya: Namazu hareket ettikçe

    Japon Adalarını sırtında taşıyan büyük bir kedi balığı (ya da Namazu), denizin altında kıvrılmış halde durmaktadır. Diğer taraftan Tanrı Daimyojin, kafasının üzerinde çok ağır bir taş olduğundan hareket edemiyor. Bir ara Namazu hareket edince Daimyojin'in dikkati dağılır ve yer sarsılır.

    Orta Amerika: Nüfus arttıkça

    Dünya, dört köşesinde dört Tanrı bulunan bir kare şeklindedir. Yeryüzünde nüfus arttığında fazlalığı dökmek için bu kare alanı sallarlar. (AB/NM)

    Yazı kaynağı : bianet.org

    Eski uygarlıkların Dünyanın şekli ile ilgili görüşleri nedir, ilk insanlar dünyanın şeklini neye benzetirlerdi

    3. Sınıf Dünya'mızın Şekli Konu Anlatımı - İlkokul Dokümanları

    Kaplumbağa kabuğunun evrimi çözüldü

    3.Sınıf Fen Bilimleri Dünyanın Şekli Konu özeti | Meb Ders

    Dünya’nın şekli nasıldır?

    Dünya’nın şekli nasıldır?

    Elma, portakal, karpuz ve futbol topu gibi varlıkların ortak özelliklerini düşünelim.

    Elma, portakal ve karpuz gibi küreye benzeyen meyvelerin üzerinde parmağınızı hep aynı yönde hareket ettirirseniz yine başladığınız noktaya gelirsiniz. Bu durum, bu meyvelerin şeklinin küreye benzediğinin bir kanıtıdır.

    Günlük hayatınızda karşılaştığınız cisimlerden bazılarının kare, dikdörtgen, üçgen ve küre gibi çeşitli şekilleri vardır. Satranç tahtası kareye; bazı evlerin pencereleri dikdörtgene, çatıları da üçgene benzer. Plastik top ve misketin şekli ise küreye benzer.

    Dünya’nın Şekli ile İlgili Geçmişte Öne Sürülen Görüşler Nelerdir?

    Eski dönemlerde insanlar Dünya’nın şeklini merak etmiş, bununla ilgili değişik görüşler öne sürmüşlerdir. O dönemlerde bilim ve teknoloji henüz gelişmemişti. Şu anda kullandığımız birçok araç o zamanlarda yoktu. İnsanlar yaşadıkları yerlerde sınırlı olanaklarla gözlemler yapıyor, tahminlerde bulunuyorlardı. Bugünkü gibi ayrıntılı gözlemler yapmayı sağlayan teknolojik araçlar yoktu. Bu nedenle insanlar gözlemlerine dayanarak Dünya’nın şekli ile ilgili farklı görüşlere sahip olmuşlar, değişik tahminlerde bulunmuşlardır.

    Binlerce yıl önce bazı insanlar, Dünya’nın düz bir tepsi gibi olduğuna inanıyorlardı. Hatta gemilerle çok ilerlediklerinde Dünya’nın kenarından aşağıya düşeceklerine inanan insanlar varmış.

    Bazı insanlar Dünya’nın bir öküzün boynuzları arasında olduğunu düşünüyordu. Öküzün kafasını oynatmasıyla Dünya’da deprem olduğuna inanmışlardır. Bazı kesimler ise Dünya’nın kaplumbağa sırtındaki dört fil tarafından taşındığını düşünüyordu. Bazı insanlar ise Dünya’nın küp şeklinde olduğunu düşünmüştü. Dünya’mızın fillerin hortumları üzerinde durduğunu düşünen insanlar da varmış.

    Eski Yunanda yaşayan ilk Yunan düşünürlere göre Dünya’nın şekli düz bir tepsiye benzemekteydi. Hatta bazıları bu tepsinin içinin suyla dolu olduğunu ve Dünya’nın da bu suyun içinde yüzdüğünü düşünmüşlerdir. Dünyanın etrafını bir nehrin çevrelediği düz tepsi biçiminde bir kara parçası olduğunu düşünüyorlardı.

    Eski Mısırlılar Dünya’nın büyük bir kutu, gökyüzünün ise bu kutunun kapağı olduğunu düşünmüşlerdir. Eski Mısırlılara göre Dünya düz ve dikdörtgen biçimindedir. Gökyüzü Dünya’nın dört köşesindeki dört sütun üzerinde durmaktadır. Dünya’nın sınırlarının ötesinde geniş, başı sonu olmayan, sürekli akan bir akarsu vardır.

    Babiller Dünya’nın denizde yüzen düz bir tepsiye benzediğini düşünüyordu. Yaşadıkları bölge olan Babil ise dağlar tarafından kuşatılmış olarak düşünüyorlardı.

    Mayalar Dünya’yı gölde yüzen dev bir timsah olarak düşünüyordu.

    Eski Hintlilerin görüşüne göre Dünya, dört filin sırtında taşınan yarım küre şeklindedir. Bu filler de sonsuz bir okyanusta yüzen dev bir deniz kaplumbağasının üzerinde durmaktadır.

    Geçmiş dönemlerde birçok bilim insanı Dünya’nın şekli ile ilgili bilimsel çalışmalar yapmıştır.

    Eski dönemlerde yaşamış olan insanlardan bazıları da Dünya’nın şeklinin yuvarlak olabileceğini iddia etmişlerdir. Bu görüş daha sonraları birçok bilim insanı tarafından da kabul görmüş ve çeşitli olaylara dayanılarak ispatlanmıştır.

    Günümüzden yaklaşık 2500 yıl önce yaşayan Yunan bilim insanı Pisagor, Dünya’nın şeklinin küreye benzediğini
    söyleyen ilk bilim insanıdır. Pisagor, Birûnî, Macellan gibi bilim insanları gözlem ve araştırmalarına dayanarak Dünya’mızın şeklinin küreye benzediğini savunmuşlardır. Portekizli gemici Ferdinand Magellan (Ferdinand Macellan) bir yerden yolculuğa başlayan kişinin hep aynı yöne gitmesi hâlinde başladığı yere varacağını söylemiş ve İspanya’dan Dünya turuna çıkmıştır. Fakat yolculuk sırasında hastalanmış ve hayatını kaybetmiştir. Magellan’ın beraber yola çıktığı çok sayıdaki gemiden ancak iki tanesi İspanya’ya geri dönebilmiştir.

    Geçmişte yaşamış bazı insanlar Dünya’nın şeklinin küreye benzediğini ispatlamak için yolculuğa çıkmışlardır. Bu kişilerden biri de Magellan’dır (Macellan).

    Ünlü bir denizci olan Magellan Dünya’nın şeklinin küreye benzediğini düşünüyordu. Onun düşüncesine göre Dünya’nın şekli küreye benziyorsa belirlediği bir noktadan itibaren sürekli aynı yönde gittiğinde başladığı noktaya varmalıydı. Magellan ve arkadaşları Magellan’ın bu görüşünü ispatlamak için beş gemi ile İspanya’dan hareket etti. Sürekli batıya doğru yol almaya karar verdiler ama Magellan bu yolculuğu tamamlayamadan hayatını kaybetti. Magellan’ın tayfası bu yolculuğu tamamlamaya kararlıydı. Oldukça zor koşullarda gerçekleşen bu yolculukta sadece bir gemi İspanya’ya ulaşmayı başardı. Böylece Dünya’nın şeklinin küreye benzediği kanıtlanmış oldu. Bu yolculuğun bir diğer özelliği de Dünya’nın etrafında bir tam tur atılan ilk yolculuk olmasıdır.

    Magellan (Macellan), 1480-1521

    Bulunduğumuz yerden etrafımıza baktığımızda Dünya’nın şeklinin neye benzediğini bilemeyiz. Çünkü Dünya çok büyüktür ve görebildiğimiz kısım Dünya’nın çok küçük bir bölümüdür.

    Çevremize baktığımızda, Dünya’mızın düz olduğunu düşünebiliriz. Evler, ağaçlar, denizler düz bir zeminin üzerinde duruyormuş gibi görünür. Bizim gördüğümüz Dünya’mızın çok küçük bir parçasıdır.

    Bilimin ve kullanılan araçların gelişmesi ile Dünya’mızın şekli hakkında daha net bilgilere ulaşılmıştır. Günümüzde uzaydan çekilen görüntüler sayesinde Dünya’mızın şeklini net olarak görebiliyoruz. Dünya’mız alttan ve üstten basık, yanlardan şişkin bir küreye benzemektedir.

    Dünya’da bir yerden havalanan uçak, hep aynı yöne doğru uçarsa havalandığı noktaya ulaşır. Örneğin, İstanbul’dan kalkan bir uçak sürekli doğuya doğru uçtuğunda tekrar İstanbul’a gelir. Bu durum, Dünya’nın şeklinin küreye benzemesinin bir sonucudur.

    Güneş doğarken önce Güneş’in bir kısmı, sonra yarısı, en sonunda ise tamamı görülür. Güneş batarken de yavaş yavaş gözden kaybolur. Bu durumun sebebi Dünya’nın şeklinin küreye benzemesidir.

    Bir liman veya deniz kenarında duran bir kişi uzaktan gelen bir geminin önce direklerini ve bacasını, ardından burnunu ve üst kısmını, sonra da geminin gövdesini görür.

    Gelişmiş teknolojik araçlarla uzaydan çekilen fotoğraflar Dünya’nın şeklinin küreye benzediğini kanıtlamaktadır. Dünya’mız alt ve üst kısımlarından basık, yanlardan şişkindir.

    Geçmişte yaşamış insanların Dünya’yı uzaydan gözlemlemek veya Dünya’nın uzaydan fotoğrafını çekmek gibi imkânları yoktu. Bu yüzden yaşadıkları dönemin kısıtlı imkânlarını kullanarak Dünya’nın şekliyle ilgili birçok çalışma yapmışlardır.

    Bir uzay aracının içinde olduğumuzu ve Dünya’dan uzaklaştığımızı hayal edelim. Uzay aracı Dünya’dan uzaklaşırken önce evimizin çatısını sonra evimizin bulunduğu şehrin tamamını görürüz. Bir süre sonra ülkemizi ve Dünya’nın tamamını görürüz. Dünya’nın uzaydan çekilmiş fotoğrafından da anlaşılacağı üzere Dünya’nın şekli küreye benzer. Dünya’nın şeklinin küreye benzediği tüm bilim insanları tarafından kabul edilmektedir.

    Yazı kaynağı : onlineilkokul.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap