Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    balıklı göldeki balıkların cinsi nedir

    1 ziyaretçi

    balıklı göldeki balıkların cinsi nedir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    BALIKLIGÖL | Kültür Portalı

    BALIKLIGÖL | Kültür Portalı

    Balıklıgöl, 150 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğindedir. Derinliği 3-5 metre civarındadır. İçinde efsanelere konu olan sazan türü balıklar bulunmaktadır. Bu balıklara halk tarafından saygı gösterilir ve yenilmez. Rivayete göre Hz. İbrahim ateşe atıldıktan sonra, bir mucize gerçekleşir ve etraf güllük gülistanlık olur. Bu mucizenin gerçekleştiği mekânın Balıklıgöl ve çevresi olduğuna inanılır. Dini bayramlar da ile Mevlit ve Kandil gecelerinde en yüksek ziyaretçi sayısına ulaşır.

    Balıklıgöl Platosu'nda Hz. İbrahim'in doğduğu mağara da bulunmaktadır. Üç semavi dinin atası olarak kabul edilen Hz.İbrahim'in doğduğu mağaranın ziyaretçisi de çok fazladır. Her dinden her ülkeden ve her şehirden yılın her mevsiminde bu mağaraya ziyaret vardır. Hz.İbrahim'in doğduğu mağaranın hemen yanında yaşadığı dönemin din âlimi olan Beddiüzaman Said Nursi'nin vefat ettikten sonra ilk defnedildiği mezarı da bulunmaktadır.

    Balıklıgöl Şanlıurfa turizminin çekim alanıdır. Halil-ür Rahman Gölü'nün hemen güneyinde, Urfa Kalesi'nin önünde yer almakta olup, 150 metrekare alanı bulunan bir göldür. Rivayete göre; Hz İbrahim ateşe atıldıktan sonra, Nemrut'un kızı Zeliha da Hz. İbrahim'i çok sevdiğinden ve ona inandığından ateşe atılmasına dayanamaz, o da kendisini ateşe atar. Zeliha'nın düştüğü yer de bir göle dönüşür. 

    Kaynak: Şanlıurfa Belediyesi

    Şanlıurfa Gezilecek Yerler

    Yazı kaynağı : www.kulturportali.gov.tr

    Balıklıgöl

    Balıklıgöl

    Balıklıgöl (Ayn-i Zeliha ve Halil-Ür Rahman Gölleri), Şanlıurfa şehir merkezinin güneybatısında yer alan ve İbrahim peygamberin ateşe atıldığına inanılan bu iki göl, mitolojik olarak İslam alemi için kutsal sayılan balıkları (sazangiller)[1] ve çevrelerindeki tarihi eserler ile Şanlıurfa'nın en çok ziyaret edilen tarihî mekanlarındandır.

    Tarihsel ve bilimsel verilere göre Balıklıgöl havuzları, yarı kadın yarı balık olan tanrıça Atargatis için yapılmış birer antik pagan (putperest) tapınaklarıdır.[2] MÖ 1000-300 yılları arasında net olmayan bir tarihte yapıldığı tahmin edilmektedir. Günümüzde İsrail, Lübnan, Suriye'de de tanrıça Atargatis'e adanan içindeki balıklara dokunmanın ve yemenin yasak olduğu balıklı havuzlar vardır.[3]

    İslam mitolojisinin dışında Balıklıgöl platosunda ayrıca Yahudi ve Hristiyan mitolojileri de mevcuttur.[4][5]

    1970'lere kadar göllerde yüzülüp yüzme yarışmaları düzenlenirken, 1970'lerden sonra göle kutsal aidiyet verilip göllerde yüzmek ve balıklarını yemek yasaklanmıştır. Günümüzde birçok İslam araştırmacısı Balıklıgöl'e ait İslam mitolojisinin hurafe ve uyduma olup havuzların antik pagan tapınaklarına ait olduğunu kesin bir dille kabul etmiştir.[2]

    Halk arasında içindeki balıkların kutsal olup balıkları yiyenlerin hastalandığı söylenir. Gölde bıyıklı sazan türü bulunmaktadır. Bu türün havyarı zehirli olduğundan yenmesi insan sağlığı açısından sakıncalıdır.

    Bugünkü görünümünü Mimar Behruz Çinici danışmanlığında Mimar Merih Karaaslan'ın tasarladığı 'Dergâh ve Balıklıgöl Çevre Düzenleme Projesi' restorasyonu ile elde etmiştir. Proje 1992'de başlayıp büyük kısmı 2000 yılında tamamlandı. Günümüzde de aynı proje adı altında kısmi restorasyonlar geçirmektedir.[6][7]

    Mitolojik tarihçesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    İslam mitolojisi[değiştir | kaynağı değiştir]

    İbrahim peygamber, devrin zalim hükümdarı Nemrut (Babil hükümdarı) ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca Nemrut tarafından bugünkü Urfa Kalesi'nin bulunduğu tepeden ateşe atılır. Bu sırada Allah tarafından ateşe "Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri verilir. Bu emir üzerine ateş suya, odunlar da balığa dönüşür. İbrahim bir gül bahçesinin içerisine sağ olarak düşer. İbrahim'in düştüğü yer Halilü'r-Rahman Gölü'dür. Rivayete göre Nemrut'un kızı Zeliha da İbrahim'e inandığından onun peşinden atlar. Zeliha'nın düştüğü yerde ise Ayn-i Zeliha Gölü oluşmuştur.

    Kur'an ve Hadis kitaplarında bu olayla ilgili ayet veya hadis yoktur.[8] 1900-1960 arası yakın tarihte Urfa halkı tarafından Yahudi mitolojisinden İslam mitolojisine eklentiler yapılarak ortaya çıkmış bir anlatıdır.[9] Yahudi mitolojisi sadece İbrahim'in Urfa'da ateşten kurtulduğunu söyler. Urfalı Müslümanlar tarafından bu olayın Balıklıgöl'de yaşandığı ve mite kale sütunları (mancınık), havuz ve balıklar da eklenmiştir. Ek olarak İbrahim'in Balıklıgöl platosundaki bir mağarada (İbrahim Mağarası) doğduğunu iddia etmektedir. İslam mitolojisindeki anlatılar farklı tarihlerdeki 5 farklı devletle çakışıp büyük tarihi çelişkiler barındırmaktadır.

    Yahudi mitolojisi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yabancı kaynaklar Balıklıgöl efsanesinin aslında Yahudi dini kaynaklarına ait bir mitoloji olup zamanla İslam mitolojisine evrildiğini söylemektedir.[5][9] İslam araştırmacıları Kuran'da İbrahim'in ateşten kurtulduğuna dair ayetlerin olduğunu söyler. Ancak ilgili olayın Balıklıgöl anlatısı ile alakası olmadığını söyleyip havuzların antik pagan dinlerine ait tapınakları olduğunu kabul ederler.

    MS 1. yüzyılda İncil anlatıları İbraniceden Latinceye çevrilirken İbrahim Peygamber olan kısımlarında bazı kelimelerin yanlış çevrilmesiyle İbrahim ile ilgili olan anlatılar ateş kelimesine ve Urfa'ya bağlandı. Anlatılara göre Nemrut, İbrahim'in putlara tapınmasını ve Babil Kulesinin inşasını reddetmesine öfkelenir. Nemrut, İbrahim'i ateşe atıp diri diri yakmak ister. Dil bilimciler orijinal anlatılardaki tarihi Ur kentinin iki defa yanlış çevrilmesiyle olay ateşe ve Urfa'ya bağlanmıştır. Ur kelimesi İbranicede ateş(אש-Ar) kelimesi ile benzer harfleri taşır. Bu kelimelerin yanlış çevrilmesi üzerine; "İbrahim mucizevi bir şekilde Ur şehrinden canlı kurtuldu" yerine, "İbrahim mucizevi bir şekilde ateşten canlı kurtuldu" olarak çevrildi. Bu anlatı hahamlar tarafından Yahudi kaynaklarına da geçti. Ancak Yahudi hahamlar bu anlatıda yanlış çeviri olduğunu, Ur'un ateş değil bir şehir olduğunu farkına vardılar. Çeviride ikinci defa yanlış yapıp Irak'taki Ur şehri yerine o zamanlar Roma şehri olan Urhay (Urfa) sandılar. Günümüzde Yahudiler dini kaynaklardaki Ur şehrinin Urfa değil Irak'taki antik Ur şehri olduğunu söylemektedir artık.[5][9][10]

    Ana madde : İbrahim

    1960'lardan önce Urfa bölgesinde Yahudi topluluklar bulunmaktaydı. Köken olarak antik çağlarda yaşanan Babil Sürgünü olayında günümüz Türkiye'sinin güneydoğu bölgesine yerleşmişlerdir. Cumhuriyet döneminden sonra büyük kısmı Urfa'yı terk edip yeni kurulan İsrail'e yerleşiyordu. Bazıları da Urfa'yı terk etmeyip sonradan Müslüman oldu. 1947'de Urfa'da Yahudi bir aile Müslüman olduğu için aileden 7 kişi katledilmiştir.[11] Balıklıgöl mitolojisinin sonradan Müslüman olan bu Yahudi topluluklar aracılığı ile evrildiği düşünülmektedir.

    Hristiyan mitolojisi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Balıklıgöl günümüzde her ne kadar İslam mitolojisi ile özdeşleşse de, Hristiyanlık tarihi de Balıklıgöl bölgesi ile ilgili iki farklı mitolojiye sahiptir. Ancak mitolojide mucizeler İbrahim ile değil İsa ile alakalıdır. M.S. 4. yüzyılda yaşamış Galyalı veya İspanyol olduğu tahmin edilen bir kadın seyyah olan Egaria, dönemin kutsal bölgelerini ziyaret edip bu bölgedeki tarihi olayları, kişilikleri ve mucizeleri kaleme almıştır.

    Kudüs'ü ziyaret ettikten sonra bir sonraki durağı Edessa (Urfa) olan Egeria, dönemin balıklıgöl bölgesinde Hristiyan mitolojisi hakkındaki bir takım verileri günümüze ulaştırmıştır. İsa peygamberin havarilerinden olan Aziz Thomas'ın martyriumunu görmek isteyen Egeria, Edessa şehrinin piskoposundan Hristiyan mitolojisini dinleyerek anlatıları kalem almıştır.

    Şehrin piskoposunun anlatılanlara göre İsa ile aynı dönemde var olan Osroene Krallığında MS 13-50 yılları arasında hüküm süren V. Abgar cüzzam hastalığına yakalanmıştır. Kral Abgar İsa'nın hastaları iyileştirdiğini duymuştur ancak hasta olduğu için İsa'nın yaşadığı şehri Kudüs'ü ziyaret edememiştir. Kral, Hannah adındaki bir yardımcısını Kudüs'e gönderterek İsa'yı Edessa'ya davet etmiştir. Hannah aynı zamanda bir ressamdır. Kuddüs'e varan Hannah İsa'ya resmetmeye çalışsa da zorlanmıştır. Bunun farkına varan İsa, yüzünü yıkayıp bir mendili yüzüne sürmüştür. İsa'nın yüzü mucizevi bir şekilde mendile işlenmiştir. Hannah bu mendil (kutsal mendil) ve mektupla Edessa'ya geri dönmüştür. Mendili yüzüne süren Kral Abgar mucizevi bir şekilde iyileşmiştir.

    Diğer mitoloji hikâye ile bağlantılı olup şöyledir; Kral Abgar iyileştikten sonra Persler şehri kuşatmıştır. Kral Abgar İsa'nın kendine verdiği mektubu şehrin kapısına götürüp dua etmiştir. Dua ettikten sonra gökyüzü kararmıştır, Persler karanlıktan dolayı şehri kuşatmakta zorlanmıştır. Çözüm olarak balıklıgöl platosuna giden akarsu kaynaklarının yönünü değiştirip şehri sussuz bırakmak istemişlerdir. Ancak mucizevi bir şekilde Balıklıgöl platosu içinde oluklardan sular akmıştır. Perslerin yönünü değiştirdiği akarsu kaynakları ise kurumuştur. Karanlıktan dolayı şehrin kapılarına ulaşamayan Persler kuşatmadan vazgeçip şehri terk etmişlerdir. Olay üzerine Hristiyanlar, her kuşatma esnasında mektubu şehrin kapısına asmışlardır.

    Hristiyan ve İslam mitolojileri ortak paydada buluştuğu yer şudur; Edessa piskoposunun seyyah Egaria'ya anlattığına göre, Perslerin akarsu yataklarına müdahale etmesinden sonra plato içinde mucizevi şekilde oluklardan sular çıkmıştır. Piskopos Balıklıgöl havuzlarının da böyle oluştuğunu Egaria'ya söylemiştir. Kral Abgar bu su oluklarının bazılarına müdahale etmeyip üzerine oğlu Magnus için saray yaptırmıştır. Bahsedilen yerin bugün plato içerisinde İbrahim Mağarası adlı mekanın olduğu düşünülmektedir. Mağara içinde sular bulunup, su olmayan kısmında ibadetler yapılmaktadır.

    Hristiyan mitolojisinin Osroene Krallığının Pagan dini inançlarından türediği de düşünülmektedir. Çünkü Tanrıça Atargatis'in koruyucu görevi de vardır. Bazı heykel betimlemelerinde koruyuculuk görevine atfen kafasında duvar tacı vardır. Kral Abgar'ın istilalar esnasında İsa'nın mektubu ile şehir kapılarında dua etmesi Hristiyan mitolojisine evrilmiştir.

    Bilimsel tarihçesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Şanlıurfa, Anadolu'da en eski yerleşim yerlerine sahip bir kenttir. 12.000 yıllık bir tarihi olan Urfa topraklarında Ebla, Akkad, Sümer, Babil, Hitit, Arami, Asur, Pers, Makedonya, Osroene, Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Akkoyunlu ve Osmanlı devlet ve imparatorlukları hüküm sürmüştür.[12]

    Balıklıgöl Platosu olarak adlandırılan bölgenin de 12.000 yıllık bir tarihi vardır. Platoya dair en eski tarihi bulgu, balıklıgöl civarında yapılan kazıda bulunan Urfa Adamı adlı heykeldir. Heykelin MÖ 9.000 - 10.000 öncesine ait olduğu tespit edilmiştir.[13] Platodaki en eski yapılaşmalar ise MÖ 132 - MS 242 yılları arasında bölgede hüküm Osroene Krallığına aittir. Krallığa ait tapınak, saray ve önemli yapılar yer almıştır. Osroene Krallığından sonra bölge uzun süre Roma ve Bizans hakimiyetinde kalmıştır.[14] Yaklaşık 600 yıl Roma ve Bizans hakimiyetinde kalan bölgede önemli su yapıları yapıldı.

    Roma ve Bizans hakimiyeti zamanlarında Şanlıurfa'da büyük sel taşkınları yaşanmıştır. Sele neden olan akarsu yatakları günümüzde hala Balıklıgöl'ün beslendiği akarsu yataklarıdır. Bu akarsu yatakları Eosen dönemi kalkerlerinden oluşmaktadır. Zamanla bu kaynakların etrafı antik devletler tarafından pagan dinlerine adak olarak havuzlara dönüştürülmüştür.[15]

    MS 6. yüzyılda kuvvetli yağmurlardan toplanan sular bölgedeki akarsularla birleşerek balıklıgöl havzasına dökülmekteydi. 525 yılında yaşanan büyük sel sonucu Balıklıgöl havzası büyük su toplayıp platodaki sarayları ve diğer yapıları yıkmıştır. Binlerce insanın ölümüyle sonuçlanmıştır. 527 yılında Bizans İmparatorluğu tahtına oturan I. Justinianus, o zamanki adı Edessa olan Urfa'ya mühendisler göndermiştir. Bu mühendisler halen günümüzde de var olan taşkın önlem yapıları yapmıştır. Akarsulardan toplanan suların yönü değiştirilerek balıklıgöl platosu büyük taşkınlardan kurtulmuştur. Yöre halkı I. Justinianus'un yardımlarından ötürü şehre Justinianopolis adını vermiştir.[15]

    1970'lere kadar da göletlerde yüzülüp, yüzme yarışları düzenlenirdi. 1970'lerden sonra göletlere kutsal aidiyet verilip gölde yüzmek ve balıklarını yemek yasaklandı.[15] 1950'li yıllarda Urfa'yı ziyaret eden Fenerbahçeli futbolcu Lefter'e ait bir fotoğrafta halkın göletlerde yüzdüğü görülmektedir.[16]

    Havuzların yapılış tarihi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Balıklıgöl platosunda günümüzde arkeolojik kazı ve araştırma yapma imkanı kısıtlı olduğu için havuzların tam olarak hangi devletin ne zaman yaptığı net olarak bilinmemektedir. Büyük İskender MÖ 331'de günümüz Urfa bölgesini Perslerden aldığında bölgede Tanrıça Atargatis merkezli Pagan dini inancı yaygındı. Kuzey Suriye, İsrail ve Lübnan bölgelerinde de Atargatis'e adanmış balıklı havuz tapınakları vardı. Bu yerlerde de havuzdaki balıklar kutsaldı ve yenmesi yasaktı.[17] Büyük İskender şehri fethettikten sonra Büyük İskender'in komutanı I. Seleukus tarafından şehrin adı 'Suyu Bol' anlamına gelen Edessa adı verildi. Büyük İskender'in ölümünden sonra Urfa bölgesinde Osroene Krallığı kuruldu. Tarihi belgelere bakıldığında Osroene Krallığının da Atargatis merkezli pagan dinini sürdüğü görülmektedir.

    MÖ 5. yy. ve MS 2 yüzyılda bulunan iki adet Roma ve Süryani metinlerine göre Antik Yunan'da ve Antik Urfa bölgelerinde Pagan rahipler Tanrıça Atargatis'e tapıp kendilerini hadım edip, balık kuyruklu kadın suretinde dini hizmetler ederlerdi. MS 300'lü yıllarda bulunan Süryani belgesinde; Hristiyan olduktan sonra Osroene Kralı V. Abgar kendini hadım eden erkeklerin ellerini kesmesini emretti. Olaydan sonra pagan rahipler kendilerini hadım etmeyi bıraktı.

    Tanrıça Atargatis[değiştir | kaynağı değiştir]

    Balıklıgöl havuzları milattan önce 1000-300 arasında arasında tanrıça Atargatis için yapılmış antik pagan tapınaklarıdır. Atargatis, Klasik Antik Çağ'da dönemin Kuzey Suriye'sinin baş tanrıçasıydı. Tüccarlar sayesinde antik Suriye'den antik Yunanistan'a kadar yayılmış bir pagan dininin figürüdür.[18] Romalılar tanrıçaya Derketo, Dea Syria, Deasura adını vermişlerdir. Tanrıça Atargatis'in eşi de bir antik tanrı olup adı Hadad'tır. Bu iki tanrının merkezi tapınakları günümüz Kuzey Suriye'nin Menbic şehrindedir. Avrupa ve Ortadoğu'da birçok antik devlette Atargatis'e adanan heykel ve sikkeler bulunmuştur.

    Atargatis'in mitolojik teması sudaki yaşamların bereketi, aşk, cinsellik ve doğurkanlıktır. Dolayısıyla balık ve güvercinlerle özdeşleşmiş bir tanrıçadır. Var olan heykeller incelendiğinde ekseriyetle Balık Tanrıçası veya Deniz Kızı formunda betimlendiği görülmüştür. Tanrıçanın kökeni Tunç Çağına kadar geriye gitmektedir. Ugarit antik devletinde ortaya çıkıp sonraki devletlerin dini kültürüne evrilmiştir.

    Tarihçi Diodoros (MÖ 1. yy) ve Ctesias'a (MÖ 5. yy) göre tanrıça Atargatis efsanesi şöyledir; Atargatis yasak bir aşk yaşayıp bir kız çocuğu dünyaya getirmiştir. Atargatis bu olaydan utanıp kendini bir göle atmıştır. Bedeni göl içinde balıklara dönüşmüştür. Kızını ise güvercinler beslemiştir.[19] Antik Yunan tarihçi Athenaeus (MS 2. yy) kitabında, Suriye'liler güvercinlere tapar ve balık yemezler. Çünkü Atargatis balık yemeyi yasaklamıştır.

    Günümüz İsrail sınırları içindeki tarihi Aşkelon'da, Suriye Menbic'te ve Lübnan'da da içindeki balıklara dokunmanın yasak olduğu balıklı havuzlar vardır.[3] Balıklıgöl balıklı havuzları ile bilinse de plato içindeki camii avlularında çokça güvercin de bulunmaktadır. Bu güvercinlere de en az balıklar kadar kutsal aidiyet biçilmiştir. Cami avlularında bu güvercinler için havuzcuklar bulunup, güvercinlerin beslenip su içmesi için özel korunaklı alanlar vardır.

    Kültürel olarak günümüzde Urfa ve Suriye'de halk içinde hala güvercin besiciliği yapılmaktadır.

    Bilgi kirliliği ve tarihi çelişkiler[değiştir | kaynağı değiştir]

    İslami mitolojinin halk dilinde yayılması, Şanlıurfa'daki kültür vakıfları ve belediye kurumları bu anlatıyı turizm nedeniyle birebir alıp anlatılara ön ayak olması, Tarihî Balıklıgöl Platosunun kültürel tarihi hakkında bilgi kirliliğine neden olmuştur. Belediye günümüzde hala 7-14 yaş arasındaki çocuklara mitolojiyi öğretip Balıklıgöl'ü ziyaret eden yerli ve yabancı turistlere mitolojiyi anlatmalarına izin vermektedir. Çocuklar para karşılığında turistlere mitolojiyi anlatmaktadır.

    Tarihi çelişkiler[değiştir | kaynağı değiştir]

    İslami anlatılara göre Balıklıgöl mucizesi 5 farklı antik devletle yolu çakışmaktadır.

    Ayn-i Zeliha gölü[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ayn-i Zeliha Balıklıgöl platosunda bulundan iki havuzdan biridir. Diğerinin adı Halilü'r-Rahman'dır. Hiçbir semavi dinlerine ait kaynaklarda Balıklıgöl ile ilişkilendiren Zeliha figürü yoktur. Var olan tek figür Züleyha/Zeliha'dır. Bu kişi de dini anlatılara göre Antik Mısır zamanında yaşayıp Yusuf ile ilgili anlatılarda adı geçmektedir.

    Şanlıurfa'nın komşu ili Diyarbakır'da Anzele Suyu adında bir akarsu bulunmaktadır. Bu suyun eteklerinde de balıklıgöle benzer tarihi kalıntılar bulunmaktadır. 1970'lere kadar suyun içinde balıkların bulunduğu tarihi havuzlar vardı. Havuzlar 1970'lerde yıkılmıştır. 2004'te yapılan tamiratlarda havuzlara ait kalıntılar tekrar gün yüzüne çıkartılmıştır. Günümüzde balıklıgöldeki balıklar kadar sayıları çok olmasa da Anzele Gölü'nde de balıklar bulunmaktadır.[20]

    İslamî kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Alparslan Kuytul Kuran ve Hadislerde balıklıgöl ile bir anlatı olmadığını, Balıklıgöl hikâyesinin turizm amaçlı oluşturulduğunu öne sürmektedir.[8] İslamî ilimler araştırmacısı Serkan Tekin ise Balıklıgöl hikâyesinin uydurma ve hurafe olduğunu söylemiştir.[21]

    İlahiyat Profesörü Şinasi Gündüz Anadolu Paganizmi adını verdiği kitabında havuzların İbrahim'le alakasının olmadığını tanrıça Atargatis adına yaptırıldığını söylemektedir.[2]

    Modern sit, imar, restorasyon ve yenileme geçmişi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Balıklıgöl Platosu[değiştir | kaynağı değiştir]

    Tarihî Balıklıgöl Platosunda balıklıgöl ile beraber; birbirine bitişik olarak inşa edilmiş 8 tarihî cami ve mescit (Rızvaniye Camii, Hasan Paşa Camii, Narıncı Camii, Toktemur Mescidi, Sakıbiye Camii, Mevlid-i Halil Mescidi, Yeni Dergah Camii, Halil-ür rahman Camii) 6 medrese (Sakıbiye, Tahtamor, Hasan Paşa, Rahimiye, Halil-ür Rahman, Rızvaniye) 2 tekke (Sakıbiye Tekkesi, İbrahim Halil Tekkesi) 1 zaviye (Halil-ür Rahman Mevlevi Zaviyesi) bulunmaktadır.[7]

    Plato, 1924-1928 arasında Urfa'da vali olarak görevlendirilen Fuat Bey(Fuat Baturay) tarafından büyük tahribatlara uğramıştır. Dini yapılar da olmak üzere Urfa'da birçok tarihî yapı yıktırılmıştır. Fuat Bey, Ayn-Zeliha gölünün bulunduğu yerlerde düzenlemeler yapıp platoya Urfa Cumhuriyet Parkı adını vermiştir. Bugün Ayn-i Zeliha gölünün merkezinde bulunan fıskiye Fuat Bey döneminde eklenmiştir.[7]

    1960'lı yıllarda Hz.ibrahim Halilullah Kültür ve Eğitim Vakfı kurulup ilk defa bu tarihlerde platoda koruma ve düzenleme projeleri üretilmiştir.[7]

    1970-1971 yıllarında Urfalı da olan Turizm ve Tanıtma Bakanı Necmettin Cevheri platoda, cumhuriyet döneminde yapılan garajları yıkıp ağaçlar ekerek platoyu parka çevirmiştir.[7]

    Dergâh ve Balıklıgöl Çevre Düzenleme Projesi (1992)[değiştir | kaynağı değiştir]

    1990-1996 arası Urfa'da vali görevini yürüten Ziyaeddin Akbulut, plato için büyük ölçekli restorasyon projeleri üzerinde çalışma yaptı. 1992'de Urfa'daki yerel dernek ve vakıfların görüşü üzerine iki mimara proje siparişi verilmiştir. Yapılan toplantılarda mimar Merih Karaaslan'ın projesi uygun görülmüştür. Ancak dönemin bakanı Necmettin Cevheri, Merih Karaaslan'ın projesine ret verip Urfalı peyzaj mimari Selami Sözer'e yeni bir proje siparişi verdi. Proje uygulamaya koyulup restorasyon işlemi başladı. Platodaki bir şadırvanın inşaat temeli açılışına Süleyman Demirel de katılmıştır.[7]

    Projenin başlangıç safhasında vali Ziyaeddin Akbulut ile bakan Necmettin Cevheri arasında anlaşmazlık çıkıp, inşaat durduruldu. Anlaşmazlık çözüme varamayınca konu dönemin başbakanı Süleyman Demirel'e intikal etti. Demirel de Selami Sözer'in projesine ret verip tekrar Merih Karaaslan'ın projesinin uygulanmasına karar verdi. Ancak Karaaslan'ın projesinde bazı değişiklikler önerip dönemin ünlü mimari Behruz Çinici danışmanlığında revize edilmesini önerdi. Dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefat etmesinden dolayı proje aksadı. 3 yıl boyunca projelendirme üzerinde yoğun tartışmalar yaşanıp nihayetinde 1995'te başbakan Tansu Çiller ve cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in emriyle proje onay aldı.[7]

    Proje aşamasında camiler büyük bir restorasyondan geçti. Camilerin eski fotoğraflarına bakılınca işlemin bir restorasyondan ziyade bir yenileme olduğu görülmektedir. Camiiler eski dokularından uzaklaştırılıp yenileme işlemine maruz kalmıştır. Minare taşları eskimiş denilip yeni kesme taşlarla onarılmıştır. Tarihi ahşap minberler kaldırılıp yerine yeni taş minberler konulmuştur.[7]

    Platoda bulunan kale de restorasyondan geçmiştir. Uzun yıllardır toprakla tıkalı olan 96 metre uzunluğundaki gizli geçit görevi gören kale tüneli açılmıştır. Tünelin orijinal merdivenleri yürümeye müsait olmadığı gerekçesiyle yenilenmiştir.[7]

    Günümüzde platoda bulunan tüm yürüyüş yolları bu proje kapsamında eklenmiştir. Yürüyüş yollarının genişlemesi için havuzların orijinal boyutları değiştirilmiştir. Ayn-i Zeliha gölü etrafına restoranlar inşa edilmiştir.[7]

    Restorasyon aşamasında yapılan kazılarda platoda islami dönem öncesi heykel veya kabartmalar bulunup bulunmadığına dair veri bulunmamaktadır. Çalışma tamamen islami değerler statüsünde ilerlemiştir.[7]

    Modern Sit[değiştir | kaynağı değiştir]

    Balıklıgöl günümüzde Halil-ür Raman ve Ayn-i Zeliha gölleri ve etrafındaki dini yapılarla önem arzedip büyük ziyaretçi çekmektedir. Özellikle dini bayramlarda büyük ilgi toplamaktadır. Halil-ür Rahman gölünün ölçüleri 150m x 30m ebatlarında, Ayn-i Zeliha gölü ise 20m x 50m ebatlarındadır. Göllerdeki derinlik 3-5 metre arasındadır.[7]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Balıklıgöl'de balık azaldı

    Balıklıgöl efsanesi ve bilinen tarihçesi! Balıklıgöl nerede, hangi ilde? İşte tüm mitolojik bilgiler!

    Balıklıgöl efsanesi ve bilinen tarihçesi! Balıklıgöl nerede, hangi ilde? İşte tüm mitolojik bilgiler!

    BALIKLI GÖL HİKAYESİ VE TARİHÇESİ

    Tarihsel ve bilimsel verilere göre Balıklıgöl havuzları, yarı kadın yarı balık olan tanrıça Atargatis için yapılmış birer antik pagan (putperest) tapınaklarıdır. MÖ 1000-300 yılları arasında net olmayan bir tarihte yapıldığı tahmin edilmektedir. Günümüzde İsrail, Lübnan, Suriye'de de tanrıça Atargatis'e adanan içindeki balıklara dokunmanın ve yemenin yasak olduğu balıklı havuzlar vardır. İslam mitolojisinin dışında Balıklıgöl platosunda ayrıca Yahudi ve Hristiyan mitolojileri de mevcuttur.

    1970'lere kadar göllerde yüzülüp yüzme yarışmaları düzenlenirken, 1970'lerden sonra göle kutsal aidiyet verilip göllerde yüzmek ve balıklarını yemek yasaklanmıştır. Günümüzde birçok İslam araştırmacısı Balıklıgöl'e ait İslam mitolojisinin hurafe ve uyduma olup havuzların antik pagan tapınaklarına ait olduğunu kesin bir dille kabul etmiştir.

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap