Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    başka bir ülkeyi egemenliği altına alma

    1 ziyaretçi

    başka bir ülkeyi egemenliği altına alma bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Sesli Sözlük - egemenliği altına alma

    Kemal G�zler, Devletin Bir Unsuru Olarak 'Millet' Kavram�

    T�RK ANAYASA HUKUKU S�TES�

    www.anayasa.gen.tr

    Kemal G�zler, "Devletin Bir Unsuru Olarak 'Millet' Kavram�", T�rkiye G�nl���, Say� 64, K�� 2001, s.108-123. (www.anayasa.gen.tr/millet.htm; 1.5.2004).

    Makalenin dergide yay�nland��� sayfa numaralar� a�a��da metin i�inde (s.XXX) �eklinde g�sterilmi�tir.

    (s.108)

    T�rkiye G�nl���, Say� 64, K�� 2001, s.108-123.

                           Kemal G�zler*

    *Do�.Dr. Uluda� �niversitesi �ktisad� ve
    �dar� Bilimler Fak�ltesi ��retim �yesidir

    Bilindi�i gibi devletin �� unsuru vard�r: �Millet�, ��lke� ve �egemenlik�. Burada devletin bir unsuru olan �millet� incelenecektir.

    I. Genel Olarak

    Bir devletin kurulabilmesi i�in gerekli olan ilk �ey �insan toplulu�u (population)�dur. �nsanlar olmaks�z�n bir devletin kurulmas� m�mk�n de�ildir. �nsans�z devlet olmaz. �nsan toplulu�u devletin be�er� unsurudur. ��nsan toplulu�u� unsurunu ifade etmek i�in, �ahali�, �tebaa�, n�fus�, �halk� gibi de�i�ik terimler kullan�l�yorsa[1] da biz �millet� terimini kullanaca��z.

    �nsan Toplulu�unun Niceli�i Sorunu[2].- Bir ki�inin tek ba��na bir devlet kurmas� m�mk�n de�ildir. O halde bir devletin kurulabilmesi i�in birden fazla insana ihtiya� vard�r. Peki ama bir devletin kurulabilmesi i�in en az ka� ki�iye ihtiya� vard�r? Bug�n bu soruya bir cevap vermek m�mk�n de�ildir. Bir tarafta on-onbe� bin n�fuslu Andorra, Saint-Marin, Kiribatu, Nauru Tuvalu gibi k���k devletler, di�er tarafta n�fusu y�z milyonlarla ifade edilen �in ve Hindistan gibi devletler vard�r. M�him olan belli bir toprak par�as� �zerinde belli bir insan toplulu�unun egemen olmas�d�r. On bin ki�ilik bir topluluk belli bir toprak par�as� �zerinde egemen olmu� ve egemenli�ini s�rd�rebiliyorsa orada devlet vard�r. Ama 10 milyon ki�ilik bir insan toplulu�u belli bir toprak par�as� �zerinde egemen olam�yorsa onlar devlet olu�turamazlar.

    Di�er yandan �u soru da sorulabilir: �nsan unsurunda �st s�n�r var m�d�r[3]? Daha a��k�as�, yery�z�ndeki b�t�n insanlar� i�eren bir devlet, bir �D�nya devleti� kurulabilir mi? Bu soruya teorik olarak olumlu yan�t verilebilir. Ancak bunun pratikte imk�ns�z derecede g�� olaca�� ortadad�r. (s.109) Zira, b�t�n insanlar� egemenli�i alt�na alabilecek bir otoritenin olu�mas� zay�f bir ihtimaldir. Di�er yandan, b�yle bir �D�nya devleti�nin varl���, yery�z�n�n tamam�yla tek bir devletin �lkesi olmas� anlam�na gelir ki, yery�z�n�n tamam�n�n bir devlet taraf�ndan egemenli�i alt�na al�nabilmesi de d���k bir ihtimaldir. Burada �una da i�aret etmek gerekir ki, tek bir insan toplulu�u, tek bir �lke ve ayn� zamanda tek bir egemenlik demektir. Egemenlikten ise her �eyden �nce devletin d��a kar�� ba��ms�zl��� anla��l�r. B�yle bir D�nya devletinde, ba�ka bir devlet olmayaca��na g�re, devletin d�� egemenli�i anlams�z kalacakt�r. Bu nedenle bug�nk� anlay���m�z a��s�ndan b�yle bir devletin kurulmas� m�mk�n de�ildir. Keza b�yle bir sistemde ba�ka devletler ile ili�kiler olmayaca��na g�re, uluslararas� hukuk da olmayacakt�r. B�yle bir devletin, kurgusal olarak, ancak �uzayl� d��manlar��n ortaya ��kmas� neticesinde m�mk�n ve anlaml� olabilece�i d���n�lebilir.

    �nsan Toplulu�unun Niteli�i Sorunu.- Devletin be�er� unsuru, insan toplulu�udur. �nsan toplulu�u ise asl�nda bir arada bulunan insanlar demektir. Ancak, insanlar�n bir arada bulunmas�, onlar�n otomatik olarak devlet kuracaklar� veya devletin bir unsurunu olu�turduklar� anlam�na gelmez. Zira, insanlar, her yerde ve her devirde genellikle hemcinsleriyle birlikte ya�am��lard�r. Ancak bu insanlar her yerde ve her devirde bir devlet kuramam��lard�r. Sadece belli bir niteli�e sahip olan insan topluluklar� devlet kurmay� ba�arabilmi�lerdir. Bu nitelik, insan toplulu�unu meydana getiren bireylerin birbirine ba�l� olmas�d�r.

    Di�er bir ifadeyle, bir arada ya�ayan insanlar�n bir devlet kurabilmeleri i�in, bu insanlar�n birtak�m ba�lar ile birbirine ba�lanm�� olmalar� gerekir. Aksi taktirde, bu insan toplulu�u bir devlet kuramaz; olsa olsa bir �s�r�� olu�tururlar. Tarihte ve g�n�m�zde bir devlet kuramam��, �s�r�� halinde kalm�� insan topluluklar� her zaman olmu�tur. Bir insan toplulu�unun s�r� olmaktan ��k�p bir devlet kurabilmesi i�in, bu toplulu�u olu�turan insanlar�n birbirlerine birtak�m ba�lar ile ba�lanm�� olmas� gerekir. ��te biz, birbirlerine birtak�m ba�lar ile ba�lanm�� insanlardan olu�mu� toplulu�a millet deriz. O halde, belli bir insan toplulu�unun bir devlet kurabilmesi i�in �millet� niteli�inde olmas� gerekti�ini s�yleyebiliriz. Di�er bir ifadeyle, ancak, millet niteli�ine sahip insan topluluklar� bir devlet kurabilirler. Bir insan toplulu�u millet niteli�ine hen�z kavu�amam��sa, o insan toplulu�unun devlet kurmas� s�z konusu olamaz. Keza, mevcut bir devletin insanlar� aras�ndaki ba�lar zamanla gev�er ve art�k bu insan toplulu�u millet niteli�ini kaybetmeye ba�larsa, bu devletin yak�nda y�k�labilece�ini veya par�alanabilece�ini s�yleyebiliriz. O halde, devletin bir unsuru olan insan toplulu�unun millet niteli�ine sahip olmas� ve bu niteli�ini zaman i�inde korumas� fevkal�de �nemlidir. Bu nedenle, �millet� kavram�na �zel bir �nem vermek gerekir.

    II. Millet Kavram� 

    Yukar�da �millet (nation)�i, birbirlerine birtak�m ba�lar ile ba�lanm�� insanlardan olu�mu� bir topluluk olarak tan�mlam��t�k. �imdi bu ba�lar�n ne t�r ba�lar oldu�unu g�relim. Di�er bir ifadeyle, alelade bir insan toplulu�unu millet haline getiren fakt�rlerin neler oldu�unu inceleyelim. Bu fakt�rler objektif ve s�bjektif nitelikte olabilir. �nsanlar� birbirine ba�layan ba�lar�n yani milleti olu�turan fakt�rlerin niteli�ine g�re, iki de�i�ik millet anlay��� vard�r. Objektif millet anlay��� ve s�bjektif millet anlay���[4]. Objektif millet anlay���na g�re, milleti olu�turan insanlar birbirine, objektif, yani elle tutulur, g�zle g�r�l�r nitelikteki ba�lar ile ba�lan�r. Buna kar��l�k, s�bjektif millet anlay���na g�re, milleti olu�turan insanlar birbirine s�bjektif nitelikte olan ba�larla da ba�lanabilir. A��k�as�, objektif millet anlay���na g�re insan toplulu�u millet haline birtak�m objektif fakt�rlerin etkisiyle d�n���r. S�bjektif millet anlay���na g�re ise, bu d�n��me s�bjektif fakt�rlerin etkisiyle de olabilir.  (s.110)

     A. Objektif Millet Anlay���

    Yazı kaynağı : www.anayasa.gen.tr

    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi

    Başlangıç
    İnsanlık ailesinin bütün üyelerinin doğal yapısındaki onuru ile eşit ve devredilemez haklarını tanımanın dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu,

    İnsan haklarını göz ardı etmenin ve hor görmenin, insanlığın vicdanında infial uyandıran barbarca eylemlere yol açtığını ve insanların korku ve yoksunluktan kurtulması, konuşma ve inanma özgürlüğüne sahip olacağı bir dünyanın ortaya çıkmasının sıradan insanların en yüksek özlemi olarak ilan edilmiş bulunduğunu, insanın zorbalık ve baskıya karşı son çare olarak başkaldırmak zorunda kalmaması için, insan haklarının hukukun egemenliğiyle korunmasının önemli olduğunu,

    Uluslar arasında dostça ilişkiler geliştirmenin önemli olduğunu,

    Birleşmiş Milletler halklarının, Birleşmiş Milletler Kuruluş Belgesinde, temel insan haklarına, kişinin onuruna ve değerine, erkekler ile kadınların hak eşitliğine olan inançlarını teyit ettiklerini ve daha geniş özgürlük içinde toplumsal gelişme ve daha iyi bir yaşam düzeyini sağlamaya kararlı olduklarını,

    Üye Devletlerin, Birleşmiş Milletlerle işbirliği içinde, insan haklarının ve temel özgürlüklerin evrensel olarak saygı görmesi ve gözetilmesini sağlamayı taahhüt ettiklerini,

    Bu hak ve özgürlüklerde ortak bir anlayışa sahip olmanın, bu taahhüdün tam olarak gerçekleşmesi için büyük önem taşıdığını göz önüne alarak,

    Genel Kurul,
    Bütün halklar ve uluslar için bir ortak başarı ölçüsü olarak bu insan Hakları Evrensel Bildirgesini ilan eder; öyle ki,

    Her birey ve toplumun her organı bu Bildirgeyi daima gözönünde bulundurarak, bu hak ve özgürlüklere saygının yerleşmesini amaçlayan eğitim ve öğretim yoluyla; ve hem üye Devletlerin halklarında hem de egemenlikleri altındaki halklarda bu hak ve özgürlüklerin evrensel ve etkin olarak tanınmasını ve gözetilmesini amaçlayan ulusal ve uluslararası tedrici önlemler alarak çaba göstersinler.

    Madde 1
    Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdanla donatılmışlardır, birbirlerine kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.

    Madde 2
    1.    Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka türden kanaat, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş veya başka türden statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, bu Bildirgede belirtilen bütün hak ve özgürlüklere sahiptir.
    2.    Ayrıca, bağımsız, vesayet altında ya da kendi kendini yönetemeyen ya da egemenliği başka yollardan sınırlanmış bir ülke olsun ya da olmasın, bir kişinin uyruğu olduğu ülke ya da memleketin siyasal, hukuksal ya da uluslararası statüsüne dayanarak hiçbir ayrım yapılamaz.

    Madde 3
    Herkesin yaşama hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliğine hakkı vardır.

    Madde 4
    Hiç kimse, kölelik ya da kulluk altında tutulamaz; her türden kölelik ve köle ticareti yasaktır.

    Madde 5
    Hiç kimseye işkence ya da zalimce, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulanamaz.

    Madde 6
    Herkesin, nerede olursa olsun, yasa önünde bir kişi olarak tanınma hakkı vardır.

    Madde 7
    Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasa tarafından eşit korunmaya hakkı vardır. Herkes, bu Bildirgeye aykırı herhangi bir ayrımcılığa ve ayrımcı kışkırtmalara karşı eşit korunma hakkına sahiptir.

    Madde 8
    Herkesin anayasa ya da yasayla tanınmış temel haklarını ihlal eden eylemlere karşı yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yolundan yararlanma hakkı vardır.

    Madde 9
    Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez.

    Madde 10
    Herkesin, hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinde ve kendisine herhangi bir suç isnadında bağımsız ve yansız bir mahkeme tarafından tam bir eşitlikle, hakça ve kamuya açık olarak yargılanmaya hakkı vardır.

    Madde11
    1.    Kendisine cezai bir suç yüklenen herkesin, savunması için gerekli olan tüm güvencelerin tanındığı, kamuya açık bir yargılanma sonucunda suçluluğu yasaya göre kanıtlanıncaya kadar suçsuz sayılma hakkı vardır.
    2.    Hiç kimse, işlendiği sırada ulusal ya da uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan herhangi bir fiil yapmak ya da yapmamaktan dolayı suçlu sayılamaz. Kimseye, suçun işlendiği sırada yasalarda öngörülen cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

    Madde 12
    Hiç kimsenin özel yaşamına, ailesine, evine ya da yazışmasına keyfi olarak karışılamaz, onuruna ve adına saldırılamaz. Herkesin, bu gibi müdahale ya da saldırılara karşı yasa tarafından korunma hakkı vardır.

    Madde 13
    1. Herkesin, her Devletin sınırları içinde seyahat ve oturma özgürlüğüne hakkı vardır.
    2. Herkes, kendi ülkesi de dahil, herhangi bir ülkeden ayrılma ve o ülkeye dönme hakkına sahiptir.

    Madde 14
    1.    Herkesin, sürekli baskı altında tutulduğunda, başka ülkelere sığınma ve kabul edilme hakkı vardır.
    2.   Gerçekten siyasal nitelik taşımayan suçlardan kaynaklanan ya da Birleşmiş Milletlerin amaç ve ilkelerine aykırı fiillerden kaynaklanan kovuşturma durumunda, bu hak ileri sürülemez.

    Madde 15
    1.    Herkesin bir ülkenin yurttaşı olmaya hakkı vardır.
    2.   Hiç kimse keyfi olarak uyrukluğundan yoksun bırakılamaz, kimsenin uyrukluğunu değiştirme hakkı yadsınamaz.

    Madde 16
    1.    Yetişkin erkeklerle kadınların, ırk, uyrukluk ya da din bakımından herhangi bir sınırlama yapılmaksızın, evlenmeye ve bir aile kurmaya hakkı vardır. Evlenmede, evlilikte ve evliliğin bozulmasında hakları eşittir.
    2.    Evlilik, ancak evlenmeye niyetlenen eşlerin özgür ve tam oluruyla yapılır.
    3.    Aile, toplumun doğal ve temel birimidir; toplum ve Devlet tarafından korunur.

    Madde 17
    1.    Herkesin, tek başına ya da başkalarıyla ortaklık içinde, mülkiyet hakkı vardır.
    2.    Kimse mülkiyetinden keyfi olarak yoksun bırakılamaz.

    Madde 18
    Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, din veya inancını değiştirme özgürlüğünü ve din veya inancını, tek başına veya topluca ve kamuya açık veya özel olarak öğretme, uygulama, ibadet ve uyma yoluyla açıklama serbestliğini de kapsar.

    Madde 19
    Herkesin kanaat ve ifade özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, müdahale olmaksızın kanaat taşıma ve herhangi bir yoldan ve ülke sınırlarını gözetmeksizin bilgi ve fikirlere ulaşmaya çalışma, onları edinme ve yayma serbestliğini de kapsar.

    Madde 20
    1.    Herkes, barış içinde toplanma ve örgütlenme hakkına sahiptir.
    2.    Hiç kimse, bir örgüte üye olmaya zorlanamaz.

    Madde 21
    1.    Herkes, doğrudan ya da serbestçe seçilmiş temsilcileri aracılığıyla ülkesinin yönetimine katılma hakkına sahiptir.
    2.    Herkesin, ülkesinde kamu hizmetlerinden eşit yararlanma hakkı vardır.
    3.    Halk iradesi, hükümet otoritesinin temelini oluşturmalıdır; bu irade, genel ve eşit oy hakkı ile gizli ve serbest oylama yoluyla, belirli aralıklarla yapılan dürüst seçimlerle belirtilir.

    Madde 22
    Herkesin, toplumun bir üyesi olarak, toplumsal güvenliğe hakkı vardır; ulusal çabalarla, uluslararası işbirliği yoluyla ve her Devletin örgütlenme ve kaynaklarına göre herkes insan onuru ve kişiliğin özgür gelişmesi bakımından vazgeçilmez olan ekonomik, toplumsal ve kültürel haklarının gerçekleştirilmesi hakkına sahiptir.

    Madde 23
    1.    Herkesin çalışma, işini özgürce seçme, adil ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır.
    2.    Herkesin, herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır.
    3.    Çalışan herkesin, kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacak düzeyde, adil ve elverişli ücretlendirilmeye hakkı vardır; bu, gerekirse, başka toplumsal korunma yollarıyla desteklenmelidir.
    4.    Herkesin, çıkarını korumak için sendika kurma ya da sendikaya üye olma hakkı vardır.

    Madde 24
    Herkesin, dinlenme ve boş zamana hakkı vardır; bu, iş saatlerinin makul ölçüde sınırlandırılması ve belirli aralıklarla ücretli tatil yapma hakkını da kapsar.

    Madde 25
    1.    Herkesin, kendisinin ve ailesinin sağlığı ve iyi yaşaması için yeterli yaşama standartlarına hakkı vardır; bu hak, beslenme, giyim, konut, tıbbi bakım ile gerekli toplumsal hizmetleri ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ya da kendi denetiminin dışındaki koşullardan kaynaklanan başka geçimini sağlayamama durumlarında güvenlik hakkını da kapsar.
    2.    Anne ve çocukların özel bakım ve yardıma hakları vardır. Tüm çocuklar, evlilik içi ya da dışı doğmuş olmalarına bakılmaksızın, aynı toplumsal korumadan yararlanır.

    Madde 26
    1.    Herkes, eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel öğrenim aşamalarında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleki eğitim herkese açıktır. Yüksek öğrenim, yeteneğe göre herkese eşit olarak sağlanır.
    2.    Eğitim, insan kişiliğinin tam geliştirilmesine, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Eğitim, bütün uluslar, ırklar ve dinsel gruplar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu yerleştirmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışı koruma yolundaki etkinliklerini güçlendirmelidir.
    3.    Ana-babalar, çocuklarına verilecek eğitimi seçmede öncelikli hak sahibidir.

    Madde 27
    1.    Herkes, topluluğun kültürel yaşamına özgürce katılma, sanattan yararlanma ve bilimsel gelişmeye katılarak onun yararlarını paylaşma hakkına sahiptir.
    2.    Herkesin kendi yaratısı olan bilim, yazın ve sanat ürünlerinden doğan manevi ve maddi çıkarlarının korunmasına hakkı vardır.

    Madde 28
    Herkesin bu Bildirgede ileri sürülen hak ve özgürlüklerin tam olarak gerçekleşebileceği bir toplumsal ve uluslararası düzene hakkı vardır.

    Madde 29
    1.    Herkesin, kişiliğinin özgürce ve tam gelişmesine olanak sağlayan tek ortam olan topluluğuna karşı ödevleri vardır.
    2.    Herkes, hak ve özgürlüklerini kullanırken, ancak başkalarının hak ve özgürlüklerinin gereğince tanınması ve bunlara saygı gösterilmesinin sağlanması ile demokratik bir toplumdaki ahlak, kamu düzeni ve genel refahın adil gereklerinin karşılanması amacıyla, yasayla belirlenmiş sınırlamalara bağlı olabilir.
    3.    Bu hak ve özgürlükler, hiçbir koşulda Birleşmiş Milletlerin amaç ve ilkelerine aykırı olarak kullanılamaz.

    Madde 30
    Bu Bildirgenin hiçbir hükmü, herhangi bir Devlet, grup ya da kişiye, burada belirtilen hak ve özgürlüklerden herhangi birinin yok edilmesini amaçlayan herhangi bir etkinlikte ve eylemde bulunma hakkı verecek şekilde yorumlanamaz.

    *Universal Declaration of Human Rights/Declaration Üniverselle des Droits de l’Homme. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1948 tarihli ve 217 A (III) sayılı kararıyla benimsendi ve ilan edildi.

    Yazı kaynağı : www.ihd.org.tr

    Türk-Yunan İlişkileri Forumu - BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ANTLAŞMASI DOĞRULTUSUNDA DEVLETLER ARASINDA DOSTÇA İLİŞKİLER VE İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN ULUSLARARASI HUKUK İLKELERİ KONUSUNDAKİ BİLDİRGE VE EKİ

    BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ANTLAŞMASI DOĞRULTUSUNDA DEVLETLER ARASINDA DOSTÇA İLİŞKİLER VE İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN ULUSLARARASI HUKUK İLKELERİ KONUSUNDAKİ BİLDİRGE VE EKİ

    BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ANTLAŞMASI DOĞRULTUSUNDA
    DEVLETLER ARASINDA DOSTÇA İLİŞKİLER VE İŞBİRLİĞİNE
    İLİŞKİN ULUSLARARASI HUKUK İLKELERİ KONUSUNDAKİ
    BİLDİRGE VE EKİ
    Genel Kurul,

    Devletler arasında dostça ilişkiler ve işbirliğine ilişkin uluslararası hukuk ilkelerinin sürekli olarak geliştirilmesi ve yasa halinde toplanmasının önemini tasdik eden 18 Aralık 1962 tarih ve 1815 (XVII) sayılı, 16 Aralık 1963 tarih ve 1966 (XVII) sayılı, 20 Aralık 1965 tarih ve 2103 (XX) sayılı, 12 Aralık 1966 tarih ve 2181 (XXI) sayılı, 18 Aralık 1967 tarih ve 2327 (XXII) sayılı, 20 Aralık 1968 tarih ve 2463 (XXIII) sayılı ve 8 Aralık 1969 tarih ve 2533 (XXIV) sayılı kararlarını anımsayarak,

    Cenevre'de 31 Mart ile 1 Mayıs 1970 tarihleri arasında toplanmış bulunan Devletler Arasında Dostça İlişkiler ve İşbirliğine İlişkin Uluslararası Hukuk İlkeleri konusundaki Özel Komite'nin raporunu dikkate alarak,

    Uluslararası barış ve güvenliğin sürdürülmesi ve devletler arasında dostça ilişkiler ve işbirliğinin geliştirilmesi konularında Birleşmiş Milletler Antlaşmasının üstün önemini vurgulayarak,

    Birleşmiş Milletler'in 25. Kuruluş yıldönümü münasebetiyle Birleşmiş Milletler Antlaşması doğrultusunda Devletler arasında Dostça İlişkiler ve İşbirliğine İlişkin Uluslararası Hukuk İlkeleri konusundaki Bildirgenin kabul edilmesinin dünya barışının güçlendirilmesine katkı sağlayacağına ve uluslar arasında hukukun üstünlüğünün ilerletilmesi ve özellikle Antlaşmada vücut bulmuş olan ilkelerin evrensel olarak uygulanmasını sağlayarak uluslararası hukukun ve Devletler arası ilişkilerin gelişmesinde bir kilometre taşı oluşturacağına derinden inanmış olarak,

    Bildirge metninin geniş çapta dağıtımının arzu edilir olduğunu düşünerek,

    1. Mevcut karara ek metin olarak sunulmuş bulunan Birleşmiş Milletler Antlaşması doğrultusunda Devletler arasında Dostça İlişkiler ve İşbirliğine ilişkin Uluslararası Hukuk İlkeleri konusundaki Bildirgeyi onaylar;
    2. Sözleşme'nin ayrıntılı bir şekilde hazırlanmasını sağlayan çalışması için Devletler arasında Dostça İlişkiler ve İşbirliğine İlişkin Uluslararası Hukuk İlkeleri konusundaki Özel Komite'ye takdirlerini ifade eder;

    3. Bildirge'nin yaygın bir biçimde bilinir hale gelmesi için bütün çabaların gösterilmesini önerir.

    1883. Kurul toplantısı

    24 Ekim 1970

    EK
    Birleşmiş Milletler Antlaşması Doğrultusunda
    Devletler arasında Dostça İlişkiler ve İşbirliğine
    İlişkin Uluslararası Hukuk İlkeleri Konusunda Bildirge
    BAŞLANGIÇ

    Genel Kurul, Birleşmiş Milletler Antlaşması uyarınca, uluslararası barış ve güvenliğin sürdürülmesi ve uluslar arasında dostça ilişkiler ve işbirliğinin geliştirilmesinin Birleşmiş Milletler'in temel amaçları arasında olduğunu yeniden beyan ederek,

    Birleşmiş Milletler halklarının birbirleri ile iyi komşular olarak barış içinde bir arada yaşamaya ve hoşgörülü davranmaya kararlı olduğunu anımsayarak,

    Özgürlük, eşitlik, adalet ve temel insan haklarına saygı üzerine inşa edilmiş uluslararası barışın sürdürülmesinin ve güçlendirilmesinin ve siyasi, ekonomik ve toplumsal sistemleri ya da gelişmişlik düzeyleri göz önüne alınmaksızın tüm uluslar arasında dostça ilişkilerin geliştirilmesinin önemini akılda tutarak,

    Uluslar arasında hukukun üstünlüğünün teşvik edilmesinde Birleşmiş Milletler Antlaşmasının üstün önemini de akılda tutarak, Devletler arasında dostça ilişkiler ve işbirliğini gözeten uluslararası hukukun ilkelerine sadakat ile itaat edilmesinin ve Antlaşmaya uygun olarak,

    Devletlerin üzerlerine aldıkları yükümlülüklerin iyi niyet çerçevesinde yerine getirilmesinin uluslararası barış ve güvenliğin sürdürülmesi ve Birleşmiş Milletler'in diğer amaçlarının yerine getirilmesi için en üst derecede öneme sahip olduğunu göz önünde tutarak,

    Antlaşmanın kabul edilmesinden bu yana geçen zaman içinde dünyada meydana gelen büyük siyasal, ekonomik ve toplumsal değişimlerin ve bilimsel ilerlemenin bu ilkelere ve yürürlükte olduğu Devletlerin yönetiminde daha etkin bir biçimde uygulanması gereksinimine artan bir önem kazandırdığını kaydederek,

    Ay ve diğer gök cisimleri de dahil olmak üzere, dış uzayın, egemenlik iddiası ile kulanım ya da işgal ya da başka herhangi bir yöntem aracılığı ile ulusal bir mülk haline getirilemeyeceği konusunda tesis edilmiş bulunulan ilkeyi anımsayarak ve benzer şekilde esinlenilmiş diğer uygun koşulların tesis edilmesi sorununa Birleşmiş Milletler tarafından önem verildiği olgusunun bilincinde olarak,

    Yalnızca, başka ülkelerin iç işlerine herhangi bir şekilde karışılması Antlaşmanın ruhunu ve lafzını ihlal ettiği için değil, aynı zamanda uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden durumların yaratılmasına neden olduğu için de herhangi başka bir devletin iç işlerine karışmama taahhüdüne Devletler tarafından katı bir biçimde uyulmasının ulusların barış içinde bir arada yaşamasının güvence altına alınmasında vazgeçilmez bir koşul olduğuna inanmış olarak,

    Devletlerin, uluslararası ilişkilerinde herhangi bir Devletin siyasi bağımsızlık ya da ülke bütünlüğü aleyhine yönelik askeri, siyasi, ekonomik ya da herhangi başka bir zorlamadan uzak durma görevini anımsayarak,

    Bütün Devletlerin, uluslararası ilişkilerinde herhangi bir Devletin ülke bütünlüğü ya da siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanma tehdidinde bulunma ya da güç kulanmaktan ya da Birleşmiş Milletler'in amaçlarıyla uyumlu olmayan herhangi bir biçimde davranmaktan kaçınmalarının zorunlu olduğunu göz önünde tutarak,

    Bütün Devletlerin, uluslararası anlaşmazlıklarını Antlaşma doğrultusunda barışçıl yöntemlerle çözümlemelerinin eşit ölçüde zorunlu olduğunu göz önünde tutarak,

    Mutlak eşitliğin temel önemini Antlaşma doğrultusunda yeniden onaylayarak ve Birleşmiş Milletler'in amaçlarının yalnızca Devletler mutlak eşitlikten yararlanır ve kendi uluslararası ilişkilerinde bu ilkenin gerekleriyle tam bir uyum içinde olurlarsa gerçekleşebileceğini vurgulayarak,

    Halkların yabancı boyunduruğu, hakimiyeti ve sömürüsüne maruz bırakılmalarının uluslararası barışın ve güvenliğin tesisinde önemli bir engel teşkil ettiğine inanmış olarak,

    Halkların eşit hakları ve kendi geleceğini tayini ilkesinin çağdaş uluslararası hukuka önemli bir katkıda bulunduğuna ve mutlak eşitlik ilkesi üzerine inşa edilmiş bir biçimde bu ilkenin etkin olarak uygulanmasının Devletler arasında dostça ilişkilerin tesisinde başlıca önem taşıdığına inanmış olarak,

    Bir Devletin ya da ülkenin ulusal birliği ve toprak bütünlüğünün kısmen ya da tamamen bozulmasına ya da onun siyasal bağımsızlığına yönelik herhangi bir girişimin Antlaşmanın amaçları ve ilkeleri ile bağdaşmaz olduğuna sonuç itibari ile inanmış olarak,

    Bir bütün olarak Antlaşmanın hükümlerini göz önünde tutarak ve Birleşmiş Milletler'in yetkili organları tarafından ilkelerin içeriğiyle ilgili olarak kabul edilmiş bulunan konuya ilişkin kararların rolünü dikkate alarak,

    Aşağıda belirtilen ilkelerin ilerici nitelikte gelişmesi ve yasa haline getirilmesini dikkate alarak:

    (a) Devletlerin, uluslararası ilişkilerinde herhangi bir Devletin ülke bütünlüğü ya da siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanma tehditinde bulunma ya da güç kullanmaktan ya da Birleşmiş Milletler.in amaçlarıyla uyumlu olmayan herhangi bir biçimde davranmaktan kaçınması gerektiğine dair ilke,
    (b) Devletlerin, uluslararası anlaşmazlıklarını uluslararası barış ve güvenlik ve adaleti tehlikeye düşürmeyecek bir biçimde barışçıl yöntemlerle çözümlemeleri gerektiğine dair ilke,

    (c) Antlaşma doğrultusunda olmak üzere, herhangi bir Devletin kendi iç işlerine ait kararlarla ilgili konulara karışmama yükümlülüğü,

    (d) Devletlerin Antlaşma doğrultusunda birbirleri ile işbirliğinde bulunma yükümlülüğü,

    (e) Halkların eşit hakları ve kendi geleceğini tayin etmesine dair ilke,

    (f) Devletlerin mutlak eşitliğine dair ilke,

    (g) Devletlerin, Antlaşma doğrultusunda üzerlerine aldıkları yükümlülükleri iyi niyet içerisinde yerine getireceklerine dair ilke,

    ve bu ilkelerin uluslararası toplumda daha etkili bir şekilde uygulanmalarını güvence altına almak Birleşmiş Milletler'in amaçlarının hayata geçirilmesini sağlayacaktır,
    Devletler arasında dostça ilişkiler ve işbirliğine ilişkin uluslararası hukukun ilkelerini göz önünde tutmuş olarak,

    1. Aşağıdaki ilkeleri ciddiyetle ilan eder:

    Devletlerin, uluslararası ilişkilerinde herhangi bir Devletin ülke bütünlüğü ya da siyasibağımsızlığına karşı güç kullanma tehdidinde bulunmak ya da güç kullanmaktan ya da BirleşmişMilletler'in amaçlarıyla ters düşen herhangi bir biçimde davranmaktan kaçınacaklarına dair ilke:

    Her devlet uluslararası ilişkilerinde herhangi bir Devletin ülke bütünlüğü ya da siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanma tehdidinde bulunma ya da güç kullanmaktan ya da Birleşmiş Milletler'in amaçlarıyla ters düşen herhangi bir biçimde davranmaktan kaçınmak yükümlülüğündedir. Böyle bir güç tehdidi ya da güç kullanımı uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Antlaşmasının ihlali anlamına gelir ve hiçbir zaman uluslararası sorunların çözümünde bir araç olarak kullanılmamalıdır.

    Saldırıdan kaynaklanan bir savaş, uluslararası hukuka göre sorumluluğu olan, barışa karşı işlenmiş bir suçtur.

    Birleşmiş Milletler'in amaç ve ilkeleri uyarınca Devletlerin, saldırıdan kaynaklanan savaş lehinde propaganda yapmaktan kaçınma yükümlülüğü vardır.

    Her Devletin, başka bir Devletin var olan uluslararası sınırlarını ihlal etmek amacı ile ya da toprak anlaşmazlıkları ve Devletlerin sınırları ile ilgili sorunlar dahil olmak üzere uluslararası anlaşmazlıkların çözümünde araç olarak güç tehdidi ya da güç kullanımından kaçınma yükümlülüğü vardır.

    Her Devletin, kendisinin taraf olduğu ya da başka bir şekilde saygılı olmak durumunda olduğu uluslararası bir antlaşma ile oluşturulmuş ya da bu antlaşma gereğince ortaya çıkmış ateşkes sınırları gibi uluslararası sınır tayinlerini ihlal etmek amacı ile güç tehdidi ya da güç kullanmaktan kaçınma yükümlülüğü vardır. Yukarıda belirtilenlerin hiçbiri, kendi özel rejimleri altındaki bu gibi sınırların mevcut durum ve etkileri açısından tarafların konumlarına zarar verecek ya da geçici niteliklerini etkileyecek şekilde yorumlanamaz.

    Devletlerin güç kullanımını içeren misilleme hareketlerinden kaçınma konusunda bir yükümlülükleri vardır.

    Her Devlet, eşit haklar ve kendi geleceğini tayin etme ilkelerinin işlenmesi sırasında sözü edilen halkları, kendi geleceklerini tayin etme, özgürlük ve bağımsızlık haklarından yoksun bırakan herhangi bir zora dayalı eylemden kaçınma yükümlülüğüne sahiptir.

    Her Devletin, başka bir Devletin toprağına saldırı amacını taşıyan, ücretli askerler de dahil olmak üzere, düzensiz güçler ya da silahlı grupları örgütlemek veya örgütlenmelerini teşvik etmekten kaçınma yükümlülüğü vardır.

    Her Devlet, bir başka Devletin içindeki sivil mücadele hareketleri ya da terörist hareketleri örgütlemek, kışkırtmak, bunlara yardımda bulunmak ya da bunların içinde yer almaktan ya da bu tür hareketlerin yürütülmesine yönelik olarak kendi toprakları içinde yürütülen örgütlü etkinliklere rıza göstermekten, bu paragrafta sözü edilen hareketler güç tehdidi ya da güç kullanımı içerdiği zaman, kaçınmakla yükümlüdür.

    Bir Devletin toprağı, Antlaşmanın hükümlerine aykırı bir biçimde güç kullanılmasından kaynaklanan askeri işgalin hedefi olmamalıdır. Bir Devletin toprağı, güç tehdidi ya da güç kullanılması sonucunda, bir başka devletin ele geçirme hedefi olmamalıdır. Güç tehdidi ya da güç kullanılması sonucunda sağlanan hiçbir toprak kazanımı yasal olarak kabul edilmeyecektir. Yukarıda belirtilen hiçbir şey:

    (a) Antlaşma hükümlerinin ya da Antlaşma rejiminden yapılmış olan ve uluslararası hukuk açısından geçerliliği bulunan herhangi bir uluslararası antlaşmanın hükümlerini;
    ya da

    (b) Güvenlik Konseyi'nin Antlaşma hükmünce var olan yetkilerini etkileyecek biçimde yorumlanamaz.

    Bütün Devletler, etkili bir uluslararası denetim altında yürütülecek olan genel ve tam bir silahsızlanma konusunda evrensel bir antlaşmanın erken bir biçimde sonuçlandırılmasına yönelik görüşmeleri iyi niyet içinde sürdürecekler ve uluslararası gerginlikleri azaltmaya ve Devletler arasındaki güveni güçlendirmeye yönelik uygun önlemlerin kabul edilmesi için çaba göstereceklerdir.
    Bütün Devletler, uluslararası barış ve güvenliğin sürdürülmesine yönelik uluslararası hukukun genel kabul görmüş bulunan ilke ve kuraları uyarınca belirlenmiş olan yükümlülüklerine iyi niyet çerçevesinde uyum gösterecek ve Antlaşma üzerine temellendirilen Birleşmiş Milletler güvenlik sistemini daha etkili hale getirmek için çaba göstereceklerdir.

    Yukarıdaki paragraflardaki hiçbir şey, güç kullanımının yasal olduğu durumlarla ilgili olarak Antlaşmanın kapsamının genişletilmesi ya da daraltılması olarak yorumlanamaz.

    Devletlerin, aralarındaki uluslararası anlaşmazlıkları uluslararası barış, güvenlik ve adaletitehlikeye düşürmeyecek bir biçimde barışçıl yöntemlerle çözümleyeceklerine ilişkin ilke:

    Her Devlet, başka Devletlerle arasındaki uluslararası anlaşmazlıkları uluslararası barış, güvenlik ve adaleti tehlikeye düşürmeyecek bir biçimde barışçıl yöntemlerle çözümleyecektir.

    Devletler, kendi uluslararası anlaşmazlıklarının erken ve adil bir biçimde çözümünü, müzakere, soruşturma, arabuluculuk, uzlaştırma, hakem kararı ile çözüme gitme, yargı yolu ile çözüme bağlama, bölgesel aracılara ya da düzenlemelere ya da kendilerinin tercih edeceği diğer barışçıl yöntemlere başvurmak yoları ile arayacaklardır. Bu türde bir çözümün araştırılması sırasında taraflar, koşulara ve anlaşmazlığın doğasına uygun olabilecek barışçıl yöntemler üzerinde uzlaşacaklardır.

    Bir anlaşmazlığın taraflarının, yukarıda sayılan barışçıl araçlar aracılığı ile çözüme ulaşılamadığı durumlarda, üzerinde uzlaştıkları diğer barışçıl araçlar aracılığı ile çözüm arayışına devam etme yükümlülüğü vardır.

    Uluslararası bir anlaşmazlığa taraf olan Devletler ve aynı şekilde diğer Devletler, mevcut durumun uluslararası barış ve güvenliğin sürdürülmesini tehlikeye düşürecek bir biçimde kötüleşmesine neden olabilecek herhangi bir davranıştan kaçınacaklar ve Birleşmiş Milletler'in amaç ve ilkeleri doğrultusunda hareket edeceklerdir.

    Uluslararası anlaşmazlıklar, Devletlerin mutlak eşitliği temeline dayanarak ve yöntemlerin özgür seçimi ilkesi doğrultusunda çözümlenecektir. Devletlerin, şu anda var olan ya da gelecekte ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkların çözümü amacı ile özgür bir biçimde üzerinde uzlaştıkları bir çözüm yöntemine başvurmaları ya da böyle bir çözüm yöntemini kabul etmeleri mutlak eşitlik ile bağdaşmaz olarak sayılmayacaktır.

    Yukarıda bulunan paragraftaki hiçbir şey, özellikle uluslararası anlaşmazlıkların barışsever bir biçimde çözülmesine yönelik olanlar olmak üzere Antlaşmanın uygulanabilir hükümlerinde azaltma yapmaz ya da onları etkilemez.

    Antlaşma uyarınca, herhangi bir Devletin iç mevzuat uygulamaları dahilinde olan konularakarışmamaya ilişkin ilke:

    Hiçbir Devlet ya da Devletler topluluğu, nedeni ne olursa olsun, herhangi başka bir Devletin iç ya da dış işlerine doğrudan ya da dolaylı bir biçimde karışma hakkına sahip değildir. Bu sebeple Devletin şahsına ya da onun siyasal, ekonomik ve kültürel öğelerine yöneltilmiş bulunan silahlı müdahale ya da bütün diğer müdahale biçimleri ya da tehdit teşebbüsleri uluslararası hukuku ihlal eder.

    Hiçbir Devlet, onun egemenlik haklarını kullanmasını buyruğu altına almak ve ondan herhangi bir türde çıkar sağlamak amacıyla bir başka Devleti zorlamaya yönelik ekonomik, siyasi ya da herhangi başka bir türde yöntemleri uygulayamaz ya da uygulanmasını teşvik edemez.

    Aynı zamanda, hiçbir Devlet, bir başka Devletin rejimini şiddet kullanarak devirmeye yönelik yıkıcı, terörist ya da silahlı etkinlikleri örgütlemeyecek, kışkırtmayacak, teşvik etmeyecek ya da bunlara yardımda bulunmayacak, mali destek sağlamayacak, hoşgörü göstermeyecek veya bir başka Devletin içindeki sivil mücadeleye müdahale etmeyecektir.

    Halkları kendi ulusal kimliklerinden yoksun bırakmak amacı ile güç kullanılması, onların vazgeçilemez haklarının ve müdahale etmeme ilkesinin bir ihlalini oluşturur.

    Her Devlet, başka bir Devletin herhangi bir biçimde müdahalesi olmadan, kendi siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel sistemlerini seçmek konusunda vazgeçilemez bir hakka sahiptir.

    Yukarıdaki paragraflardaki hiçbir şey Antlaşmanın uluslararası barış ve güvenliğin sürdürülmesine ilişkin olan ilgili hükümlerini etkileyecek bir biçimde yorumlanmayacaktır.

    Devletlerin, Antlaşma doğrultusunda birbirleri ile işbirliğinde bulunma yükümlülüğüne ilişkin ilke: Devletlerin, uluslararası ilişkilerin değişik alanlarında, siyasal, ekonomik ve toplumsal sistemleri arasındaki farklılıkları dikkate almaksızın, uluslararası barış ve güvenliği sürdürme; ve uluslararası ekonomik istikrar ve ilerlemeyi, ulusların genel refahını ve bu tür farklılıklardan kaynaklanan ayrımcılıktan bağımsız bir uluslararası işbirliğini teşvik etmek yükümlülüğü vardır.

    Bu amaçla:

    (a) Devletler, uluslararası barış ve güvenliğin korunması konusunda diğer Devletler ile işbirliği yapacaklardır;
    (b) Devletler, herkes için geçerli olan insan hakları ve temel özgürlüklere saygıyı ve bunların hayata geçirilmesini sağlamak ve her türden ırksal ayrımcılığı ve dinsel hoşgörüsüzlüğü sona erdirmek konularında işbirliği yapacaklardır;
    (c) Devletler, ekonomik, toplumsal, kültürel, teknik ve ticari alanlardaki uluslararası ilişkilerini mutlak eşitlik ve müdahalede bulunmama ilkeleri doğrultusunda yürüteceklerdir;
    (d) Birleşmiş Milletler'e üye Devletlerin, Antlaşmanın ilgili hükümleri doğrultusunda, birlikte ve ayrı hareket ederken Birleşmiş Milletler ile işbirliği içinde olma yükümlülükleri vardır.
    Devletler, bilim ve teknoloji alanında olduğu gibi ekonomik, toplumsal ve kültürel alanlarda da uluslararası kültürel ve eğitimsel gelişmenin ilerletilmesi amacıyla işbirliğinde bulunmalıdırlar. Devletler, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki ekonomik büyüme olmak üzere bütün dünyadaki ekonomik büyümenin ilerletilmesinde işbirliği yapmalıdırlar.
    Halkların eşit haklarına ve kendi geleceğini tayin etmesine ilişkin ilke:

    Birleşmiş Milletler Antlaşması ile saklı tutulan, halkların eşit hakları ve kendi geleceğini tayin etmesi ilkesi nedeniyle bütün halklar, dış müdahale olmaksızın, özgür bir biçimde, kendi siyasal statülerini tayin etme ve kendi ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmesini sağlamaya çalışma hakkına sahiptir ve bütün Devletler, Antlaşma hükümleri doğrultusunda, bu hakka saygı gösterme yükümlülüğündedir.

    Her Devletin:

    (a) Devletler arasında dostça ilişkileri ve işbirliğini ilerletmek; ve
    (b) sömürgeciliğe hızla son vermek amacı ile, söz konusu halkların özgürce ifade edilmiş iradelerine gereken saygıyı göstererek;
    ve halkların yabancı boyunduruğu, idaresi ve sömürüsü altına alınmasının temel insan haklarının yadsınması gibi ilkenin ihlali anlamına da geldiğini ve Antlaşma'ya aykırı olduğunu akılda tutarak;
    Antlaşmanın hükümleri doğrultusunda, birlikte ve ayrı hareket etmek yolu ile, halkların eşit hakları ve kendi geleceğini tayin etmesi ilkesinin gerçekleştirilmesini teşvik etmek ve ilkenin yerine getirilmesine yönelik olarak Antlaşma tarafından verilmiş olan sorumlulukları yerine getirmesinde Birleşmiş Milletler'e yardımda bulunmak yükümlülüğü vardır.

    Her Devletin, Antlaşma doğrultusunda, birlikte ve ayrı hareket etmek yolu ile, insan hakları ve temel özgürlüklere evrensel saygıyı ve bunların hayata geçirilmesini destekleme yükümlülüğü vardır.

    Egemen ve bağımsız bir Devlet kurma, bağımsız bir devletle serbest birleşme ya da bütünleşme ya da bir halk tarafından özgürce belirlenmiş herhangi başka bir siyasal statüye sahip olma o halkın kendi geleceğini tayin etme hakkını kullanmasının şekillerini oluşturur.

    Her Devletin, yukarıda bu ilkenin ayrıntılı incelemesinde bahsedilen halkları, kendi geleceğini tayin etme ve özgürlük ve bağımsızlık hakkından mahrum eden herhangi bir zora dayanan hareketten kaçınmak yükümlülüğü vardır. Kendi geleceğini tayin etme haklarını kullanma amacı ile, bu türde zora dayanan hareketlere karşı ve onlara direnç göstermeye yönelik hareketlerinde bu halklar, Antlaşmanın amaçları ve ilkeleri doğrultusunda destek aramak ve almak hakkına sahiptirler.

    Bir sömürge toprağı ya da diğer Özerk Olmayan Ülke, Antlaşma nezdinde, kendisini yöneten Devletin statüsünden ayrı ve farklı bir statüye sahiptir; Antlaşma nezdindeki bu tür ayrı ve farklı statü, sömürgenin ya da Özerk Olmayan Ülkenin halkı, Antlaşmanın ve özellikle Antlaşmanın amaç ve ilkelerinin doğrultusunda, sahip olduğu kendi geleceğini tayin etme hakkını kullanana kadar var olacaktır.

    Yukarıda yer alan paragraflardaki hiçbir şey, yukarıda tanımlanmış bulunan halkların eşit hakları ve kendi geleceğini tayin etmesi ilkesine uygun olarak kendilerini yöneten ve böylece ırk, inanç ya da renk ayrımı yapmadan ülkede yaşayan bütün halkı temsil eden bir yönetimi bulunan egemen ve bağımsız Devletlerin toprak bütünlüğü ya da siyasal birliğini tamamen ya da bir kısmı ile parçalayacak ya da bozacak olan herhangi bir harekete izin veriyormuş ya da bunu teşvik ediyormuş gibi yorumlanamaz.

    Her Devlet, herhangi başka bir Devlet ya da ülkenin ulusal birliği ve toprak bütünlüğünü kısmen ya da tamamen bozma amacını güden her hareketten kaçınacaktır.

    Devletlerin mutlak eşitliğine ilişkin ilke:

    Bütün Devletler mutlak eşitlikten yararlanırlar. Bütün Devletler, ekonomik, toplumsal, siyasal ya da başka nitelikteki farklara bağlı olmaksızın eşit haklara ve görevlere sahiptirler ve uluslararası toplumun eşit üyeleridirler.

    Mutlak eşitlik özellikle aşağıda sayılan öğeleri içerir:

    (a) Devletler hukuksal olarak eşittirler;
    (b) Her Devlet tam egemenliğin doğasında var olan haklardan yararlanır;
    (c) Her Devletin başka Devletlerin şahsına saygı gösterme görevi vardır;
    (d) Devletin toprak bütünlüğü ve siyasal bağımsızlığı dokunulmazdır;
    (e) Her Devlet kendi siyasal, ekonomik ve kültürel sistemlerini özgürce seçme ve geliştirme hakkına sahiptir;
    (f) Her Devletin, kendi uluslararası yükümlülüklerini iyi niyet çerçevesinde ve tamamen yerine getirmek ve diğer Devletler ile barış içinde yaşamak görevi vardır.
    Devletlerin, Antlaşma doğrultusunda üstlendikleri yükümlülükleri iyi niyet çerçevesindeyerine getireceklerine ilişkin ilke:
    Her Devletin, Birleşmiş Milletler Antlaşması doğrultusunda üstlendikleri yükümlülükleri iyi niyet çerçevesinde yerine getirme görevi vardır.

    Her Devletin, uluslararası hukukun genel kabul görmüş bulunan ilke ve kuralları doğrultusunda üstlendikleri yükümlülükleri iyi niyet çerçevesinde yerine getirme görevi vardır.

    Her Devletin, uluslararası hukukun genel kabul görmüş bulunan ilke ve kurallarının hükmü altında geçerliliği bulunan uluslararası antlaşmalar doğrultusundaki yükümlülüklerini iyi niyet çerçevesinde yerine getirme görevi vardır.

    Uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerin, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın, Birleşmiş Milletler Üyelerine getirmiş olduğu yükümlülüklerle çeliştiği durumlarda, Antlaşmanın getirdiği yükümlülükler üstün olacaktır.

    GENEL BÖLÜM

    2. İlan eder ki:

    Yukarıdaki ilkelerin yorumlanışı ve uygulamasında ilkeler birbirleri ile karşılıklı ilişki içerisindedir ve her bir ilke başka bir ilkenin bağlamı içerisinde yorumlanmalıdır.

    Bu Bildiri'de bulunan hiçbir şey Antlaşmanın hükümleri ya da Antlaşmanın Üye Devletlere getirmiş olduğu hak ve yükümlülükler ya da Antlaşmanın halklara verdiği hakları, bu Bildiri'deki bu haklara ilişkin ayrıntılı değerlendirmeler de dikkate alındığında, ihlal edecek biçimde yorumlanamaz.

    3. Ayrıca ilan eder ki:

    Bu Bildiri'de somutlaştırılan Antlaşma ilkeleri uluslararası hukukun temel ilkelerini oluşturur ve bu nedenle bütün Devletlerin uluslararası kararlarında bu ilkelerin ışığında hareket etmeleri ve bu ilkelerin sıkı bir biçimde gözetilmesini temel alarak ikili ilişkilerini geliştirmeleri talebinde bulunur.

    Yazı kaynağı : www.turkishgreek.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap