Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    büyük tasarımlarda heykelcilere destek veren kimdir

    1 ziyaretçi

    büyük tasarımlarda heykelcilere destek veren kimdir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    heykelcilere kim destek vermiştir​ - Eodev.com

    heykelcilere kim destek vermiştir​ - Eodev.com

    Merhabalar :)

    ☆Heykelcilere bizler heykeltıraş adını vermekteyiz.Bunlar taş,tahta,mermer,bakır gibi her türlü maddeye şekil vererek heykel haline gelmesini sağlar.

    Bunun için günlerini vermektedirler.Ve ortaya çok güzel eserler verirler.

    •Heykelcilere kimler destek olur?

    ☆Milliyet Sanat Dergileri bunun yanı sıra belediye,bazı kurumlar.Sanata destek olarak daha da yaygınlaştırılmasını amaçlarlar.

    Yani aslında sanata önem veren kişiler tarafından da desteklenir.Belediye de kurslar olabilir bu yönde.Veya maddi destek sağlayan özel kurumlar olabiliyor.Bunun yanında başka dergiler de destek olabilirler.İnsanlar da destek olabiliyor

    •Kısacası sanat önemlidir.Bu yüzden herkes tarafından desteklenmelidir.Nesilden nesile aktarılmalıdır ki değerini korusun.

    Özellikle heykel gibi uğraş gerektiren sanat dalları baya önem kazanmalıdır.Sanata ve sanatçıya önem verilmelidir.

    Başarılar!

    Yazı kaynağı : eodev.com

    Genç heykelcilere destek Milliyet Sanat’tan | Doğan HIZLAN | Köşe Yazıları

    Genç heykelcilere destek Milliyet Sanat’tan | Doğan HIZLAN | Köşe Yazıları

    Heykelle ilgili her sergi, heykele ve sanatçısına yapılan her yatırım bana göre özel bir önem taşıyor.

    Çünkü heykel türü çok desteklenen, kurumların ilgisini çeken bir tür değil. Oysa holdinglerin, kurumların geniş alanlarını tek süsleyen, havasını ısıtan heykeldir.

    Bir binaya girer girmez, gözlerim önce beni karşılayacak heykeli arar, sonra da duvarlara bakarım. Resim ararım.

    ‘Heykelde Yeni Keşifler’ sergisinin açılışına gitmiştim, gerçekten de genç kuşağın yapıtları heykel sanatının geleceği açısından umutlandırdı.

    Müzayedeyi Maya Portakal Bitargil yönetti. Raffi Portakal’ın kızı. Dört kuşaktır müzayedeleriyle, sergileriyle sanat ve kültür hayatımıza katkıda bulunuyorlar.

    Gençliğimde müzayede ilanlarına baktığımda, belleğimde kalan tek ad var: ‘Portakal’.

    Portakal Ailesi’nin, Raffi Portakal’ın hayatını, yaptıklarını öğrenmek isterseniz Enis Batur’un hazırladığı kitabı salık veririm.

    Bitargil, müzayededen önce eserlerin yanına giderek öykülerini gelenlere anlattı.

    Şöyle konuştu:

    “Eserlerin son derece kıymetli, özgün, çok iyi sanatçıların elinden çıktığını gördüm, onlara dokundum, okşadım ve okudum. Hem sanatçılarla hem de heykellerin kendileriyle konuştum. Hepsi bir şey söylüyor ve bir meselenin peşinden koşuyor.

    Bence, kendilerini çok iyi ifade ediyorlar. Yeni evlerine girmelerine aracılık edeceğim için son derece de mutluyum. Bu müzayedenin bir başlangıç olmasını diliyorum. Umarım sanat hepimize iyi gelir.”

    Müzayedeye katılan sanatçıların yapıtları üzerine Bitargil bilgi verdi, onlar da kendi yapıtlarını anlattılar:

    *

    - Bitargil, Ferit Yazıcı’nın ‘İmkânsız İletişim’ adlı heykeli hakkında bilgi verdi. Beş yaşındaki oğlu Batu Demir Yazıcı da heykeli bakın nasıl tanımladı: “İki insan birbirine tutunmuş ve konuşuyormuş gibi görünüyor.”

    - Genco Gülan, ‘Kithara Çalan Apollon’a atıfta bulunarak, Türkiye’de daha az heykel yapılıyor. Heykel sanatıyla barışmak ve genç sanatçıların motive edilmesi gerekiyor dedi.

    - ‘İsimsiz’ heykeliyle sergide olan Yılmaz Bulut, “Genç sanatçılar için bir yarışma düzenlenmesi ve dereceye giren eserlerin müzayedeye çıkarılması hem güzel hem de heyecan verici” dedi.

    -‘D-503’ isimli ahşap heykeliyle yarışmaya katılan Nihal Konar Naş, ‘Heykelde Yeni Keşifler’ yarışmasının ve müzayedesinin önemli bir farkındalık yarattığını vurguladı.

    Uzun yıllar devam etsin dileğinde bulundu.

    - ‘Geçmişte Bir Gün’ün sanatçısı Canan Demir, “Bence ‘Heykelde Yeni Keşifler’ sergisi çok öncü bir güç olacak. Genç sanatçıların desteklenmesini de önemsiyorum” diyor.

    - ‘Duomo’ adlı çelik heykelin sanatçısı Tanzer Arığ, “Umarım bir sanat eserini yeni sahibiyle buluşturabiliriz. Bu buluşmayı sağladıktan sonra da genç kuşak sanatçılara destek oluruz” dileğini iletti.

    - Songül Girgin’in paslanmaz çelikten heykeli ‘Balık’ da sergideydi. Yarışma için düşünceleri:

    “Bu yarışmanın, serginin ve müzayedenin genç heykel sanatçılarına çok iyi geleceğini düşünüyorum. Daha şimdiden kendi çevremdeki herkesin heyecanlandığını biliyorum.”

    ‘Heykelde Yeni Keşifler’ yarışması danışmanı Banu Çarmıklı, “Önümüzdeki sene ikinci ayağı gelecek olan bu yarışmanın devamında genç sanatçılara üretim desteği verilecek” açıklamasında bulundu.

    ‘Heykelde Yeni Keşifler’ danışmanı Sabiha Kurtulmuş da yarışmanın geleceğine değindi:

    “Buradaki amaç, katılan heykel sanatçılarını desteklemek. Aynı zamanda ayrılacak bir katkı payıyla da önümüzdeki sene yeni heykel projelerine destek olmak istiyoruz.”

    *

    BU yarışmanın heykel sanatına ve heykelciye yararlı olduğuna hiç kuşkum yok.

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Heykel Sanatı - Yöntem ve Teknikler

    Heykel

    Heykel

    Heykel, sanatsal bakış açısıyla meydana getirilmiş üç boyutlu formlara denir. Heykel temelde mekânın kapsanması, kavranması ve mekân ile ilişki kurulması ile ilgilenir.

    Genellikle insan, hayvan ya da nesnelerin heykelleri yapılır. Taş ve ahşap gibi malzemelerden yontularak yapılabileceği gibi, kil, balmumu gibi ara malzemelerden modellenerek, bronz ve tunç gibi metallerden dökülebilir. Büst, rölyef ve tors gibi heykel türleri vardır.

    Heykelin tarihçesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Heykel ve heykelciliğin tarihi eski zamanlara kadar uzanır. Dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda mermer, ağaç, taş, pişmiş toprak, maden gibi çok çeşitli malzemelerden yapılmış heykel ve heykelciklere rastlanmaktadır. Bunlar ve diğer heykeller üzerinde yapılan incelemelerden, heykellerin büyük bir kısmının çeşitli kavimlerin ilah olarak tanıdıkları varlıkları tasvir ettikleri, bazılarının kral-kraliçe gibi hükümdar ailelerini, kahramanları ve kahramanlık olaylarını, bilim, sanat ve sporda meşhur olmuş kimseleri, bir kısmının da çeşitli insan ve hayvanları tasvir ettikleri anlaşılmıştır. Tarihi araştırmalar, ilk heykelin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı hakkında herhangi bir netice vermemektedir.

    Tarihi çok eski olduğu bilinen heykel ve heykelciliği bu derece yaygınlaştıran asıl sebep, inançtır. Çeşitli devirlerde yaşamış insanların tapındıkları ve ilah tanıdıkları şeylerin ağaç, taş, maden üzerine işlemeleri ve ibadetlerini bunlara karşı yapmaları, heykel ve heykelciliğe cemiyet hayatında geniş yer verilmesine yol açmıştır.

    İlk çağ topluluklarında sanatçılar genellikle bir geleneği devam ettirir. Ortaya konan eser, toplumun ortak malı olarak kabul edilir. Dolayısıyla eserler sanatçıları değil üretildikleri kavim ve toplulukların adıyla anılırlar.

    Tarımsal faaliyetlerin başlamasıyla birlikte, verimsizlik sorununa çare olarak, Magna Mater (Ana Tanrıça) heykelcikleri yapılmıştır. Bu heykelciklerin malzemesi ağaç ya da topraktır. Heykeller genel olarak aynı duruşu sergiler, kişisel özellik taşımazlar. Baş oranları vücudun geneline göre büyüktür. Üç boyutlu heykellerde bile uzuvlar çizilerek gösterilir. Heykel yüzeyleri çizilerek süsleme yoluna gidilir.

    Mısır heykel sanatı[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kültür alanında otuz yüzyıl boyunca süreklilik gösteren Mısır’da heykeltıraşlar ağaç, granit, bazalt, profir gibi dayanıklı malzemeler kullandılar. Tapınakların ve mezar anıtlarının iç ve dış cephelerini heykeller ve rölyeflerle süslemişlerdir.

    Mısır’da heykelcilikte zaman içinde gelişen bir üslupçuluk söz konusudur. Bu üsluplaşma özellikle figürlerin duruşlarında ve vücudu kaplayan kumaşların yapımında kendini gösterir. Figürler genel olarak durgun ve hareketsizdir. Frontal duruş hâkimdir. Ayakta duran figürlerde, vücut ağırlığı iki bacağa eşit olarak dağıtılır. Heykelin ortasından bir çizgi çekilirse iki eşit parça elde edilir. Kollar vücuda yapışık şekilde aşağıya sarkar, eller yumruk şeklindedir.

    Mısır heykelcileri çok büyük ve sert taşlar yontuyorlardı. Bu durum onları çalışmalarında sadeleşme yapmaya yöneltti. Dolayısıyla heykellerde kas gibi detaylar görülmezken, yüzlerde de ifade de yoktur. Yalnızca mezarlara, dini inançlar gereği konan heykeller, ölünün ruhuna ev sahipliği yapacağından sahibine benzemesi zorunluluğu taşır.

    Kral heykelleri sert taşlardan yapılırken, yumuşak taşlardan ve ağaçtan yapılan prens, rahip ve memur heykelleri bulunur.

    Yeni imparatorluk döneminin en güzel eser, Amerna şehrinde bulunan Kraliçe Nefertiti’ye ait olan büsttür. Sanatçısı bir yanda geleneğe bağlı kalmaya çalışırken, bir yandan da modelinin şahsi özelliklerini betimlemeye çalışır. Gize piramidinin yanında bulunan Sfenks heykeli ise eski krallığın krallarından olan Kefren’nin portresini taşır.

    Rölyefler daha çok tapınak ve mezarların duvarlarını süsler. Mısır rölyefleri daima bir olayı anlatır. Rölyeflerde baş, kollar, ayaklar, bacaklar ve gövde profilden; gözler ve omuzlar ise cepheden gösterilir.

    Antik Yunan heykel sanatı[değiştir | kaynağı değiştir]

    Antik Yunan heykelinde, kişisel özellikler değil, ortak ideal tip önemlidir. İdeal yüzler, ideal ölçülere uygun insan vücutları Yunan heykelinin başlıca özelliğidir. Başlangıçta kil, taş, fildişi, kemik ve tunç gibi malzemelerden ilkel heykelcikler ortaya koyan Yunan heykelcileri zaman içerisinde bunu geliştirmişlerdir. Heykel sanatının gelişmesinin ve anıtsal heykeltıraşlığın ortaya çıkmasının nedenleri arasında olimpiyatlarda başarı kazanan atletlerin heykellerinin dikilmesi geleneği, gelişen mimariye bağlı olarak, tapınakların taştan yapılması ve bunların iç ve dış cephelerinin kabartmalarla süslenmesi sayılabilir.

    Yunan heykeli karşıtlıklar ve bunun yarattığı dinamizm üzerine kuruludur. Baş başka sözle, kollar ve bacaklar başka başka yönlere bakarlar. Bu durum gösteriyor ki Yunan heykelcisi vücut nüansları üzerinde çalışmıştır.

    Yunan heykelcileri örtü altından hissedilen gövdenin formunu ortaya çıkarmanın çekiciliğini fark etmişlerdir. Bundan dolayı, gizlerken göstermek Yunan heykelciliğinde bir motif olmuştur.

    MÖ 7. ve MÖ 6. yüzyılda iki büyük heykeltıraşlık ekolü görülür:

    Yunan heykelciliği üç bölümde incelenebilir:

    Antik çağ[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bu dönemden itibaren vücudun ağırlığının bir bacak üstüne verildiği, böylelikle frontal duruşun değiştiği görülür. Bu yeni duruşun gelişmiş örneğine Olimpiya Zeus tapınağında rastlanır.

    Klasik çağ[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bu dönem Parthenon tapınağının içinde bulunan altın, fildişi Athena heykelini yapan heykeltıraş Fidyas ile en parlak çağına ulaşmıştır. Bu heykel kaybolmuştur. Günümüze kalan ise zamanında Romalıların yaptığı kopyadır. Sanatçı en çok tanrı heykelleri yapmıştır.

    Helenistik çağ[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bu dönemde portrecilik gelişmiştir. Özellikle devlet adamlarının portreleri yapılmıştır. Bunlar arasında Büyük İskender portreleri ve bunların sanatçısı Lisppos öne çıkar. Sanatçı o zamana kadar uygulanmakta olan oranlar sistemini değiştirmiştir. Baş küçülmüş, gövde uzamış, baş vücudun 1/6’i olmuştur.

    Roma heykel sanatı[değiştir | kaynağı değiştir]

    Romalılar bu alanda yaratıcılık gösterememişlerdir. Yunanistan'dan heykeller getirtmişler ve bunları kopyalayarak çoğaltmışlardır. Buna karşılık portrecilikte başarı göstermişlerdir. Bu durum dini geleneklerle bağlantılıdır. Roma geleneklerine göre ölen bir kişinin yüzünün balmumundan kalıbı alınır ve cenazeden sonra evin bir köşesinde saklanırdı. Özellikle cumhuriyet döneminde portrecilik çok gelişmiştir. Bu dönemde oldukça gerçekçi bir üslupla yapılan portrelerde her türlü yüz ifadesi ve şahsi özellikler başarıyla işlenmiştir.

    Romalılar zaferle döndükleri seferler sonrasında, kazandıkları başarıları simgeleyen anıtlar dikmeyi adet edinmişlerdir. Belirli zaman ve yerde gerçekleşen olayları anlatan kabartmalarla üslü bu anıtların en önemlileri Augustos döneminde Roma’da yapılmış olan barış sunağında bulunur. Bir diğer önemli anıtsa İstanbul Sultanahmet meydanındaki Teodesius obeliskidir (m.ö. 4yy.). Bu anıtın kaide kısmında imparator, maiyetiyle beraber hipodrom locasında görülür. Kabartmanın merkezinde imparator bulunurken, diğer figürler imparatora yakınlıklarına derecelerine göre yerleştirilmiştir.

    Heykelcilikte usul ve teknikler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Heykelci hem çizici hem de uygulayıcıdır. Heykelcilerin bazıları sadece ellerine verilen şekilleri ya oyarlar veya dökerler. Heykelcilikte; oyma, biçimleme, inşa ve birleştirme, döküm, bitirme gibi teknikler vardır.

    Günümüzde heykel ve heykelcilik[değiştir | kaynağı değiştir]

    İnsanların heykellere tapmaya başlamasından sonra, heykelcilik bir sanat ve ticaret metaı olmuştur. Yüzyıllarca insanlar, her çeşit malzeme ve maddelerden heykeller yapmışlar ve hatta bunları başkalarına satarak geçimlerini temin etmek yolunu tutmuşlardır. Arkeolojik kazılarda, çeşitli yörelerde bol miktarda bulunup müzelere konan heykeller bunu ispatlamaktadır. Bilhassa mermerden yapılan heykeller, günümüze kadar sanat özelliklerini korumuşlardır.

    Avrupa'da başlayan Rönesans hareketi ile heykelcilik ayrı bir önem kazanmıştır. Michelangelo bu devirde yetişen heykeltıraşların en meşhuru olmuştur. Bu zamandaki heykellerin yapımı, süsleme sanatı ile birlikte gelişmiştir. Ayrıca heykeller, şimşir, ıhlamur, meşe ve ceviz gibi sert ağaçlar oyularak çok çeşitli ölçülerde yapılmıştır. Taştan yapılan heykellerin kırılması çabuk olduğundan, eski zamanlardan beri, mermer kullanılması daha yaygındır ve daha çok tercih edilmiştir. Zamanımızdaki heykeltıraşlar tarafından ekseriya mermer, bronz, tunç gibi kırılma tehlikesi daha az olan ve dayanıklılığı bulunan malzemeler kullanılmaktadır. Bunların yanında fildişinden heykel yapmak, eskiden olduğu gibi günümüzde de biblo şeklinde devam etmektedir.

    Galeri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap