Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    ayni anlami tasiyan sözcüklere verilen ad

    1 ziyaretçi

    ayni anlami tasiyan sözcüklere verilen ad bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Kelimede (Sözcükte) Anlam

    Kelimede (Sözcükte) Anlam

    Kelimede (Sözcükte) Anlam

    Kelime (Sözcük) Bilgisi

    A. Anlam Bakımından Sözcükler

    B. Sözcükler Arasındaki Anlam İlişkileri

    SÖZCÜK (KELİME)

    Cümlenin anlamlı en küçük birimlerine ya da tek başına anlamı olmadığı hâlde cümle içinde anlam kazanan anlatım birimlerine kelime (sözcük) denir. Kelime, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin anlamlı en küçük parçasıdır. Kelimelerin belirli bir düzen içerisinde bir araya getirilmesiyle anlaşma sağlanır.

    SÖZCÜKTE ANLAM

    Kelimeler de dil gibi canlı varlıklardır. Sahip oldukları anlamların dışında zamanla yeni anlamlar kazanabildikleri gibi bir anlamda birkaç kelime de kullanılabilir. Bu özellikler hem kelimenin kendisine ait olabilir, hem de diğer kelimelerle olan anlam ilişkisini gösterebilir. Burada kelimelerin anlam özelliklerinin yanı sıra kelimeler arasındaki anlam ilişkileri de karşımıza çıkmaktadır.

    Kelimeler tek başlarına anlamlı olabildikleri gibi cümlede veya söz içinde kullanılışlarına göre yeni anlamlar da kazanabilirler, aralarında anlamdaşlık sesteşlik gibi ilişkiler de barındırabilirler.

    Anlam bakımından kelimeler ve kelimeler arasındaki anlam ilişkileri şunlardır:

    A. ANLAM BAKIMINDAN SÖZCÜKLER

    Kelimelerin taşıdıkları anlamları maddeler hâlinde sıralayalım.

    1. GERÇEK ANLAM (TEMEL ANLAM)

    Gerçek (temel) anlam, kelimelerin taşıdıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır. Buna “temel anlam” da denir.

    Meselâ, “ağız” dendiğinde akla ilk gelen, organ adıdır. “göz” kelimesi de öyle.

    2. YAN ANLAM

    Temel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan değişik anlamlara yan anlam denir.

    Sözcüğün gerçek anlamının dışında, ancak gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genellikle yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır.

    Meselâ “göz” dendiğinde akla ilk gelen, kelimenin temel anlamı olan organ adıdır. Ama “iğnenin gözü”, “çantanın gözü”, masanın gözü” tamlamalarındaki anlamlar benzetme yoluyla kazandırılmış yeni anlamlardır. Bunlara da yan anlam denir.

    Meselâ, “düşmek” kelimesi “Meyveler tek tek yere düştü” cümlesinde temel anlamda; “Çocuğun pantolonu düşüyordu”, “Bu yılın ilk karı düştü” ve “Kavakların gölgesi yola düştü” cümlelerinde yan anlamdadır.

    Somutlaşma ve Soyutlaşma: Dilimizde kelimeler sadece bir anlamda kullanılamaz. Yani bir kelime birden fazla yerde ve çok farklı anlamlarda kullanılabilir. Onun için somutlaşma ve soyutlaşma, dilimizdeki kelimeler için her zaman mümkündür.

    Somut anlamıyla “geçilen yer” demek olan “yol” kelimesi “yöntem, metot” anlamına gelerek soyutlaşmıştır.

    Yakıştırmaca: Kendi adı olmayan ya da adı olduğu hâlde bilinmeyen varlıklar çeşitli özellikleri nedeniyle uygun olan kelimelerle adlandırılır. Buna yakıştırmaca denir.

    3. MECAZ ANLAM

    Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Mecaz anlamda iki kelime bir yönüyle benzerlik ilgisi kurularak birbirine benzetilmiştir.

    Mecaz anlamlar, benzetme ve ilgi yollarıyla yapılır. Benzetme yoluyla yapılanlardan biri istiaredir. İstiare açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır. Edebiyat dersinde söz sanatları arasında incelenir. Eğretileme ve deyim aktarmasıda denir.

    İlgi yoluyla yapılanlara ad aktarması denir. Ad aktarmasında benzetme amacı olmaz. İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler vardır. Aşağıdaki cümleler ad aktarmasına örnektir. (ad aktarması ayrıca mecaz-ı mürsel adıyla söz sanatlarında da işlenir.)

    4. DEYİM ANLAM

    Deyim, en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Kelimelerden biri veya her ikisi anlam kaybına uğrar.

    Deyimlerin özellikleri:

    a) Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz.

    Ama istisnalar yok değildir: “baş başa vermek” ve “kafa kafaya vermek” gibi.

    Araya başka kelimeler girebilir:

    b) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar:

    c) Deyimler en az iki sözcükten oluşurlar. Bu özellik deyimi mecazdan ayırır.

    Deyimler ya kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar ya da cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara veya öykücüklere dayanır.

    c.1. Deyimler kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar:

    c.2. Deyimler cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara ya da öykücüklere dayanır.

    d) Deyimler özel anlamlı sözlerdir.

    Atasözleri ile arasındaki farklar:

    Meselâ: “İşleyen demir ışıldar” atasözüdür. Çalışmanın önemini anlatmaktadır. Bu yargı dünyanın her yerindeki insan için geçerlidir.

    e) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır.

    Bazı deyimler ise anlamlarından çıkmamışlardır:

    f) Deyimler cümlenin öğesi olabilir, cümlede başka görevler de alabilir:

    g) Kafiyeli deyimler de vardır:

    5. TERİM ANLAM

    Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili bir kavramı karşılayan kelimelere terim denir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır.

    Örnek: “Ekvator” kelimesi tek bir anlama gelir ve tek bir nesneyi karşılar.

    Örnek: kök, mısra, muson.

    “yüklem, özne, kök, zarf”, dil bilgisi terimleri; “üçgen, daire, çap”, kelimeleri de geometri terimleridir.

    Terimler halkın söz varlığında yer almaz, ama halk ağzında kullanılıp da sonradan terim özelliği kazanmış kelimeler vardır.

    Örnek: “Budala” kelimesi halkın söz varlığında aptal, anlayışsız, sersem anlamlarıyla kullanılır, fakat bu kelime psikolojide belli bir zeka seviyesine sahip anlamında kullanıldığında terimdir.

    Terimler, genellikle gerçek anlamıyla kullanılan sözlerdir. Terimlerin, mecaz anlamı, yan anlamı, deyim anlamı yoktur.

    6. ARGO ANLAM

    Sadece belli bir topluluk ya da meslek tarafından kullanılan özel sözcüklerden oluşan dile argo denir.

    • Argo, dil içinde bir dil gibidir.
    • Külhanbeylerinin anlaşma vasıtası da denebilir. Küfürle karıştırılmamalıdır.
    • Argonun varlık sebebi kolay ve çekici anlatımı yakalama isteğidir.
    • Şekil ev anlamda ölçüsüzlük ve mübalâğa esastır.
    • Bağımsız ve sorumsuz yaşayışın dilidir de denebilir.
    • Dışa dönüklük, boşalma, rahatlama argoda sınırsızdır. Her şeye küfür kelimeleri kullanmadan küfredilir. “Canına yandığımın dünyası” gibi.

    Ayrıca bakınız ⇒ Argo Sözlüğü

    7. SOYUT ANLAM

    Beş duyu organından biriyle algılanamayan, maddesi olmayan, varlıkları inançla ve his ile bilinen kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere soyut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de soyut anlam denir.

    8. SOMUT ANLAM

    Beş duyu organında biriyle algılanabilen, maddesi olan kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere somut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de somut anlam denir.

    Soyut anlamlı kelimeler mecazlı kullanılarak somuta aktarılabilir.

    9. GENEL VE ÖZEL ANLAM

    Genel anlamlı kelimeler birden fazla kelimeyi bünyesinde bulunduran, birden çok türü kapsayan kelimelerdir. Özel anlamlı kelimeler ise daha dar bir anlamı, kesin ve net olarak anlatır. Anlam özelleştikçe kesinlik de artar.

    B. SÖZCÜKLER ARASINDAKİ ANLAM İLİŞKİLERİ

    1. EŞ ANLAMLI (ANLAMDAŞ) SÖZCÜKLER

    Eş anlamlı (anlamdaş) sözcükler, yazılış ve okunuş bakımından farklı fakat anlamca aynı olan sözcüklerdir. Bu tür sözcükler birbirlerinin yerini tutabilir. Anlamdaş sözcüklerin birisi genelde yabancı kökenlidir.

    Fakat bazı durumlarda anlamdaş kelimeler birbirinin yerini tutamaz:

    “kara bahtlı” kelime grubunda “kara” kelimesinin yerine “siyah” kelimesini kullanamazsınız. Çünkü iki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş veya yakın anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir.

    Türkçe kelimeler arasında da eş anlamlılık olabilir:

    2. YAKIN ANLAMLI SÖZCÜKLER

    Yakın anlamlı sözcükler, yazılışı ve okunuşu farklı olan, anlamdaş gibi göründüğü hâlde birbirinin yerini tamamen tutamayan, yani aralarında anlam ayrıntısı bulunan sözcüklerdir. Bunlar çoğunlukla Türkçe kelimelerdir.

    Örnek:

    Birinci cümlede bir “kesinlik ve aşırılık” anlamı, ikinci cümlede bir “esneklik, hatta hoşgörü” anlamı, üçüncü cümlede “üzülmek” anlamı, dördüncü cümlede “gücenip görüşmez olmak” anlamı vardır.

    3. ZIT (KARŞIT) ANLAMLI SÖZCÜKLER

    Zıt (karşıt) anlamlı sözcükler, anlamca birbirinin karşıtı olan sözcüklerdir.

    Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur. Eylemlerde de durum aynıdır. Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı satılmaz.

    Kelimeler arasındaki karşıtlık cümledeki kullanıma göre değişir.

    Dikkat!

    İki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş, yakın anlamlı veya zıt anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir.

    Meselâ, siyah ile beyaz, ancak ikisi de gerçek (temel) anlamda oldukları zaman zıt anlamlı olurlar. Hafif olmayan anlamındaki “ağır” kelimesinin ağır olmayan anlamındaki “hafif”le zıt anlamlı olabilmesi için ikisinin de gerçek (temel) anlamda kullanılması gerekir.

    4. EŞ SESLİ (SESTEŞ) SÖZCÜKLER

    Eş sesli (sesteş) sözcükler, yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan sözcüklerdir. Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek almış hâlde de olabilirler. Şiirde cinas olarak kullanılır ve cinaslı kafiye yapılır.

    » Ek almış kelimelerle, ek almış ve almamış kelimeler arasında da eş seslilik söz konusudur. Bu ekler görevce farklı ekler de olabilir:

    Siyah anlamındaki “kara” ile “kar-a” (-a: yönelme hâl eki) gibi

    » “hala” ve “hâlâ”, “kar” ve “kâr”, “adet” ve “âdet” kelimeleri eş sesli değildir. Okunuşları ve anlamları farklıdır.

    5. İKİLEMELER

    İkilemeler, Anlamı pekiştirip güçlendirmek ve çekici kılmak için aynı kelimenin, yakın anlamlı kelimelerin veya zıt anlamlı kelimelerin tekrarıyla oluşan kelime grubudur.

    » Yapı Yönüyle İkilemeler:

    a) Yakın Anlamlı: doğru dürüst, delik deşik, eş dost
    b) Aynı Anlamlı: kılık kıyafet, ses seda, köşe bucak…
    c) Karşıt Anlamlı: Aşağı yukarı, ileri geri, az çok, er geç ….
    d) Aynı Kelimenin Tekrarı: duya duya, ağır ağır, yavaş yavaş …
    e) Yansımaların Tekrarı: çat pat, kıs kıs, fısıl fısıl …
    f) Sadece Biri Anlamlı: eğri buğrü, eski püskü
    g) Yarı Anlamlı: eciş bücüş, ıvır zıvır, abur cubur …

    » İkilemelerin arasına hiçbir noktalama işareti konulamaz.

    6. YANSIMALAR

    Yansıma sözcükler, tabiata, insana, insan dışındaki canlılara ve eşyaya ait seslerin taklit edilmesi sonucu ortaya çıkan kelime veya kelime gruplarıdır.

    » Yansımalardan isim ve fiil türetilebilir.

    7. ATASÖZLERİ

    Atasözleri, atalarımızdan günümüze kadar ulaşan, belirli bir yargı içeren, söyleyeni belli olmayan düz konuşma içinde kullanılan sözlerdir.

    Atasözlerinin özellikleri:

    Örnekler:

    8. DOLAYLAMA

    Dolaylama, bir kelimeyle anlatılabilecek bir durumu birden fazla kelimeyle anlatmaya denir.

    ANLAM DEĞİŞMELERİ

    9. ANLAM DARALMASI

    Gösterge ile gösterilen arasındaki ilişkide, gösterge aynı kaldığı halde gösterilende değişiklik olabilmektedir. Toplumun hayatındaki değişmeler, bazı durumlarda göstergenin işaret ettiği kavramın toplum hayatından çıkması, dilde tabulaşma, başka dillerle olan ilişkiler, anlam değişmelerine neden olmaktadır. Anlambilim aynı zamanda bu tür değişmeleri de inceler.

    Anlam değişmelerinin çeşitli türleri vardır.

    Bir gösterge daha genel ve kapsayıcı anlamda kullanılırken, gösterdiği alanların bir kısmında daralma olması, bunun sonucunda kullanıldığı bağlamlarda meydana gelen daralma ve sınırlanmalar anlam daralması olarak adlandırılmaktadır.

    Anlam daralmaları, göstergenin geniş anlamıyla kullanılırken gösterdiği ögenin belli bir bölümünü, türünü, özelliğini göstermesi şeklinde ortaya çıkar.

    Örnek olarak “geyik” günümüzde “geyikgillerden erkeklerinin başında uzun ve çatallı boynuzları olan memeli hayvan” anlamıyla kullanılmaktadır. Oysa bu sözcük Eski Türkçe dönemi metinlerinde “yabani hayvan” anlamına da gelmektedir.

    Aynı şekilde ilgi çekici bir daralmayı da “oğlan” sözcüğünde görürüz. Oğlan tarihi metinlerinde “evlat, çocuk” anlamıyla kullanılır, cinsiyet ayrımı yapmak gerektiğinde “urı oğlan”, “kız oğlan” kullanılır. Oysa aynı sözcü anlamı bugün daralmış ve sadece “erkek çocuk” için kullanılır hale gelmiştir (Aksan, 1982, s. 215).

    İlgi çekici bir anlam daralması örneği olarak “Tanrı” (Eski Türkçe: teñgri) sözcüğünü verebiliriz. Eski Türkçede, “mavi, gök, gökyüzü, Tanrı” anlamlarına gelen sözcük, Türklerin İslamiyeti kabul etmesinden sonra sadece “Yaradan” anlamını korumuştur. Diğer anlamları ise unutulmuştur.

    Örnekleri başka alanlardan da vermek mümkündür:

    Renklerin adlandırılması dil kültür incelemelerinde her zaman ilgi çekicidir. Bazı ağızlarda örnek olarak renklerin ayrımı standart dildekinden çok farklıdır. Mavi ile lacivert hatta zaman zaman yeşil, sarı ve turuncu gibi standart dilde farklı sözcüklerle gösterilen renkler, ağızlarda gök, yeşil, sarı gibi adlandırılmaktadır. Ton farkları ise açık sarı, koyu sarı gibi sözdizimi ögeleriyle gösterilmektedir.

    10. ANLAM GENİŞLEMESİ

    Bir göstergenin, sınırlı bir gösterilen alanına sahipken genelleşerek daha geniş, daha kapsayıcı bir anlam alanı kazanması ise anlam genişlemesi olarak adlandırılır.

    Örnek olarak Eski Türkçede “kraliçe” anlamına gelen hanum sözcüğünün alamı bugün “kadın, bayan, hanım” anlamlarına gelecek şekilde genişlemiştir.

    Benzer bir gelişmeyi bugün aslmda özel terimler olan kraliçe ve prenses sözcüklerinde görmekteyiz. Her iki sözcük de özel anlamlarımn dışına çıkarak, genel olarak sevilen bayan, kız çocukları için de kullanılabilmektedir. Dikkat edilirse bu örneklerde, var olan bir göstergeye yeni gösterilenler eklenmiştir.

    Aynı şey “sultan” sözcüğü için de geçerlidir, ancak bu sözcük bugün artık Osmanlı döneminde olduğu gibi yaşayan bir gösterilene işaret etmediği için, sevilen birine sultanım denmesi pek alışılmış değildir.

    Anlam genişlemesinin sevilen örnekleri arasında marka adları ve özel adların genelleşmesi gibi örnekler de vardır. Meşhur örneklerden biri “selpak” sözcüğüdür. Selpak bir kağıt mendil markasının adı iken “kağıt mendil” anlamına gelecek biçimde anlam genişlemesine uğramıştır.

    Yine ilk bakışta alıntı olduğu düşünülen “kot” sözcüğü de aslında Türkiye’nin ilk blucin üreticilerinden olan firmanın sahibinin (Muhteşem Kot) soyadının genişlemesiyle ortaya çıkmıştır.

    Marka adları ve özel adlardaki anlam genişlemesine “nescafe, post-it, Molotof, Behçet hastalığı” gibi daha başka örnekleri de verebiliriz.

    Tarih içinde pek çok dille ilişkisi olmuş olan Türkçede ilişki sonucu önemli değişiklikler olmuştur. Bu sırada pek çok sözcük gösterdiği kavramla birlikte Türkçeye girmiştir. Mektup, şair, sevda vb. Ancak bu karşılaşma sırasında Türkçede var olan sözcüklerin yapıları değişmediği halde yeni kavramları, anlamları gösterir duruma geldiklerine de çok rastlanır.

    Tarihten de benzer örnekler vermek mümkündür. Örnek olarak Türklerin Müslüman olmalarından sonra Türkçe sözcüklerin anlamında Arapça ve Farsça sözcüklerin etkisiyle genişleme olmuştur. Örnek olarak “elçi” sözcüğü Arapça resul ve Farsça peygamber sözcüklerinin ifade ettiği anlamda dini bir terim olarak da kullanılmıştır.

    Gösterenlerin başka bağlamlarda kullanılması da anlam genişlemesi olarak görülür. Organ, ayak, el, göz gibi diğer organ adlarındaki anlam genişlemeleri için Türkçe Sözlük’e bakılabilir.

    11. ANLAM İYİLEŞMESİ

    Sözcüklerin anlamları işaret edilenlerden bağımsız olarak, taşıdıkları duygusal yönler açısından iyileşebilir veya kötüleşebilir.

    Anlam iyileşmesi örneğine Türkçede “yavuz” sözcüğünü verebiliriz. Eski Türkçe döneminde “kötü” anlamın gelen sözcük, bugün “iyi, güzel, gürbüz” anlamlarını kazanmıştır.

    12. ANLAM KÖTÜLEMESİ

    Anlam kötüleşmesinin dikkat çekici bir örneğini ise “karı” sözcüğü oluşturur. Eski Türkçe karı- “yaşlan-mak” fiiline getirilen yapım eki -g ile türetilmiş olan karı-g sözcüğünün sonundaki yapım eki düşmüştür. “Yaşlı” anlamına gelen sözcük, “kocanın eşi” anlamını daha sonra kazanmıştır. Standart dilde ise “eş” anlamıyla, ek almış karı-m, karı-sı biçimiyle görülmektedir. Ayrıca karı koca ikilemesinde de kullanılır. Bunun dışında anlamı argolaşmıştır.

    Aynı şekilde “efendi” sözcüğü de çok ilgi çekici anlam kötüleşmesine uğramıştır. İstanbul efendisi, çok efendi bir adam gibi örneklerde olduğu gibi olumlu bir duygusal değer taşıyan efendi sözcüğü zamanla saygınlığı düşük meslekleri yapanlar için kullanılır duruma gelmiştir.

    Yine “canlı/lar” anlamındaki “canavar” kelimesinin artık yırtıcı yaratık anlamında kullanılması gibi.

    13. GÜZEL ADLANDIRMA

    Ayrıca bakınız ⇓

    Kelime (Sözcük) Bilgisi

    Yazı kaynağı : www.turkedebiyati.org

    Eş Anlamlı Kelimeler Nedir? Eş Anlamlı Sözcükler Konu Anlatımı Ve Örnek Listesi

    Eş Anlamlı Kelimeler Nedir? Eş Anlamlı Sözcükler Konu Anlatımı Ve Örnek Listesi

    Eş anlamlı kelimeler ya da sözcükler, genel olarak aynı anlama gelen, birbirlerini birebir karşılayabilen ve birbirlerinin yerine kullanılabilen kelimeler olarak ifade edilirler.

    Eş Anlamlı Kelimeler Nedir?

    Yazılış ve okunuşları bakımından farklı fakat anlamca aynı olan kelimelere eş anlamlı kelimeler denir. Bu tür kelimeler birbirlerinin yerini tutabilir. Anlamda kelimelerin birisi genelde yabancı kökenlidir.

    Eş Anlamlı Sözcükler Konu Anlatımı

    Eş anlamlı kelimeler, cümlede birbirleri ile yer değiştirdikleri zaman cümlenin anlamında herhangi bir değişiklik ve bozulma olmaz. Sözcüklerin eş anlamlı olup olmadıkları cümle içindeki kullanımlarından belli olmaktadır. Bir sözcüğün farklı cümlelerde değişik eş anlamları da olabilir.

    Eş Anlamlı Kelime Örnekleri:

    Kıymet-değer, cevap-yanıt, yıl-sene, deprem-zelzele, konuk-misafir, metot-yöntem, eylem-fiil, araç-vasıta, uygarlık-medeniyet, olanak-imkan, ivedi-acele, fakir-yoksul, imtihan-sınav, mesele-sorun, kelime-sözcük; abide-anıt, adalet-hak, ara-fasıla, acele-çabuk, adet-sayı, aşk-sevgi, acemi-toy

    baş-kafa, aciz-güçsüz, akıl-us, beyaz-ak, aleni-açık, ün-şöhret, tam-eksiksiz, arzu-istek, asır-yüzyıl, idare-yönetim, buluş-icat, anne-valide, amaç-gaye, aş-yemek, kırmızı-al, duygu-his, hasret-özlem,

    atik-seri, ayakkabı-pabuç, bağışlama-affetme, bacı-kız kardeş, bonkör-cömert, cennet-aden eş anlamlı kelimelere örnek verilebilir.

    - Bazı durumlarda anlamdaş yani eş anlamlı kelimeler, birbirinin yerini tutamaz.

    Örnek: "Kara bahtlı" kelime grubunda kara kelimesinin yerine siyah kelimesi kullanılamaz. Çünkü iki kelimenin kökeni ne olursa olsun anlamdaş, yakın olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekmektedir.

    - Türkçe kelimeler arasında eş anlamlılık olabilir.

    Örnek: deprem- yer sarsıntısı-zelzele

    kimi zaman- ara sıra- zaman zaman

    arada bir- bazen

    - Aynı varlığı, kavram ya da durumu ifade eden yazılışları ve söylenişleri farklı ama anlamları aynı olan sözcükler açıklandığı üzere eş anlamlıdır. Eş anlamlı sözcükler, dilimize yabancı dillerden giren sözcüklerin Türkçedeki karşılıkları ile kurdukları ilişkiden doğmuşlardır.

    Örnek: kara-siyah, mektep-okul, talebe-öğrenci, pay-hisse, doktor-hekim, savaş-harp, anne-valide, ak-beyaz, duygu-his, hız-sürat, hasret-özlem, ün-şöhret, istek-arzu, misafir-konuk, buluş-icat, barış-sulh, okul-mektep, sade-yalın, amaç-gaye, kırmızı-al, aş-yemek, ad-isim, ilave-ek, sınav-imtihan, lisan-dil, müsaade-izin

    - Sözcükler her zaman kullanıldıkları cümle içerisinde ele alınmalıdır. Tek başına eş anlamlı görünen sözcükler cümle içerisindeki kullanımlarında her zaman birbirlerinin yerini tutmaya bilmektedir. Bu durumu örneklerle açıklamak gerekirse

    Örnek: siyah-kara

    - Kara gözlü uzun saçlı bir kızdı.

    (kara-siyah ile eş anlamlı)

    - Yaşlı kadın, kara talihinden şikayet ediyordu.

    (kara, siyah ile eş anlamlı değildir.)

    Ak-beyaz

    - Saçlarındaki beyazlar her geçen gün artıyordu.

    (ak-beyaz ile eş anlamlı)

    - Bakkaldan beyaz peynir almayı unutma.

    (ak, beyaz ile eş anlamlı değildir.)

    - Bir sözcüğün eş anlamlısı kullanıldığı cümleye göre değişebilir.

    Örnek: Bu palto bana bol oldu. (geniş anlamında)

    Bu yıl bol para kazandın. (çok anlamında)

    Ekinler büyümeye ekimde başlıyor. (olgunlaşmak anlamında)

    Kampanyaya katılım ve ilgi giderek büyüyor. (artmak anlamında)

    - Aynı cümlede Eş anlamlı sözcüklerin kullanılması gereksiz kullanım sebebi ile anlatım bozukluğuna yol açar.

    Örnek: Buluş ve icatlar sayesinde yaşamımız kolaylaşıyor.

    Toplumsal yardımlarla fakir ve yoksul gençlerin okumasına destek olunmalıdır.

    Onun giyim beğeni ve zevkine birçok kişi güveniyor.

    Delil ve kanıt yetersizliği yüzünden dosya kapandı.

    Saçların düşen ak ve beyazları yüzünden yaşlı gözüküyordu.

    Eli çok bonkör ve cömert bir insan olarak çevresinde tanınıyordu.

    Cebinde akrep vardı sanki Ona pinti ve cimri denilmesi boşuna değil.

    Üniversite sınavını kazanmak en büyük gayesi ve amacı idi. 

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap